EĞİTİM - 12 Şubat 2026 Perşembe 11:21

Çayırova’da bilgi evleri öğrencileri yarıştı

A
A
A
Çayırova’da bilgi evleri öğrencileri yarıştı

Çayırova’da belediye bünyesindeki bilgi evlerinde eğitim gören 8. sınıf öğrencileri arasında bilgi yarışması düzenlendi.


Çayırova Belediyesi tarafından Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Geleneksel 2. Bilgi Evleri Arası Bilgi Yarışması"na, ilçedeki 8 bilgi evinden öğrenciler katıldı. Programa Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, ilçe protokolü, öğretmenler, öğrenciler ve veliler ilgi gösterdi.


Programın açılışında konuşan Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, etkinliğin artık geleneksel hale geldiğini belirtti. İlçedeki 9 mahallede hizmet veren bilgi evlerinde çocukları ve gençleri geleceğe hazırladıklarını vurgulayan Çiftçi, "Eğitim, kültür-sanat ve sporda önemli çalışmalar yapıyoruz. Amacımız çocuklarımızın çok yönlü gelişimini sağlamak. Okul öncesinden üniversite hazırlık sürecine kadar her aşamada öğrencilerimize destek olmaya devam edeceğiz" dedi.



Kazanan yedek sorularla belirlendi


Konuşmaların ardından başlayan yarışmada, öğrenciler çeşitli kategorilerdeki soruları yanıtlamak için kıyasıya mücadele etti. Heyecanlı anlara sahne olan yarışmanın final bölümünde 3 bilgi evi arasında eşitlik bozulmayınca yedek sorulara geçildi.


Sorulan ilk yedek soruya doğru cevap veren Naim Süleymanoğlu Bilgi Evi öğrencileri, yarışmayı birinci tamamlayarak şampiyon oldu. Etkinlik, dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesi ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.



Çayırova’da bilgi evleri öğrencileri yarıştı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Her 3 kişiden 1’i risk altında Güven Hastanesi Erişkin Aşı Polikliniği Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. İrem Altunoluk, aşıların yalnızca bireysel korunma değil, toplum sağlığı açısından da hayati bir rol üstlendiğini belirterek, "Aşılar, modern tıbbın en etkili koruyucu yöntemlerinden biridir. Hem kendiniz hem de toplum sağlığı için aşı takviminizi ihmal etmeyin" dedi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşı ile önlenebilir hastalıklar her yıl milyonlarca insanın hayatını tehdit etmeye devam ederken, aşı uygulamaları sayesinde her yıl 3,5 ila 5 milyon ölümün önüne geçiliyor. Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı verileri, aşılama programlarının çocukluk çağı hastalıklarında ciddi düşüş sağladığını, ancak erişkin aşılamasında farkındalığın hâlâ istenilen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor. "Hastalık gelmeden koruyor" Aşı Haftası dolayasıyla açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. İrem Altunoluk, aşıların hastalık yapma gücü azaltılmış ya da etkisiz hale getirilmiş mikroorganizmalar sayesinde bağışıklık sistemini önceden hazırladığını belirterek, "Bağışıklık sistemi, aşı sayesinde mikrobu tanır ve gerçek karşılaşmada çok daha hızlı ve güçlü yanıt verir. Bu da hastalığın ya hiç ortaya çıkmamasını ya da çok hafif geçirilmesini sağlar" dedi. Tek doz yeterli olmayabilir Altunoluk, bazı aşıların neden tekrarlandığına ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Bağışıklık zamanla zayıflayabilir. Bu nedenle hatırlatma dozlarıyla koruyuculuğun sürdürülmesi gerekir. Ayrıca grip gibi bazı virüsler sürekli değiştiği için aşıların güncellenmesi de önemlidir." Toplumda sıkça sorulan konulara da değinen Altunoluk, birden fazla aşının aynı anda yapılmasının güvenli olduğunu vurgulayarak, "Bağışıklık sistemi aynı anda birçok tehditle baş edebilecek kapasitededir. Bu uygulama, özellikle yoğun yaşam temposunda aşıların aksatılmaması açısından büyük avantaj sağlar" diye konuştu. Asıl risk aşısızlık Aşıların yan etkilerine ilişkin yanlış algılara da dikkat çeken Altunoluk, en sık görülen etkilerin hafif ve geçici olduğunu belirtti. Altunoluk, "Aşı yerinde ağrı, hafif ateş ve halsizlik gibi etkiler kısa sürede geçer. Ciddi yan etkiler ise son derece nadirdir. Buna karşılık aşıyla önlenebilen hastalıkların yol açabileceği komplikasyonlar çok daha ağırdır" dedi. Erişkin aşılaması göz ardı edilmemeli Çocukluk çağı aşılarının büyük ölçüde tamamlandığını ancak erişkin aşılarının ihmal edildiğini belirten Altunoluk, özellikle kronik hastalığı olanlar, ileri yaş grubu ve bağışıklığı zayıf bireyler için aşının kritik olduğunu vurguladı. Altunoluk, "Aşı sadece çocuklar için değildir. Erişkin dönemde de bağışıklığın korunması, ciddi hastalıkların ve hastaneye yatışların önlenmesi açısından büyük önem taşır. Aşılar, modern tıbbın en etkili koruyucu yöntemlerinden biridir. Hem kendiniz hem de toplum sağlığı için aşı takviminizi ihmal etmeyin" ifadelerini kullandı.
Antalya Her 100 erkek bebeğin 3’ünde görülüyor: İnmemiş testiste erken tanı hayati önem taşıyor Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Uçar, çocukluk çağında sık görülen ancak çoğu zaman yeterince fark edilmeyen inmemiş testiste erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirterek, "İnmeyen testislerde hücresel değişiklikler 3 aydan sonra başlıyor. O testiste tümör görülme ihtimalinin normal testislere göre 4-5 kat daha yüksek olduğunu biliyoruz. Yine inmeyen testislerde daha sonra babalık oranlarının sağlıklı testisi olan çocuklara göre daha düşük olduğunu biliyoruz. Hele ki iki taraflı birden testisleri inmeyen çocuklarda bu oranın daha da düştüğünü biliyoruz" dedi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Çocuk Ürolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Uçar, çocukluk çağında sık karşılaşılan ancak ebeveynler ile birinci basamak hekim farkındalığının düşük olması nedeniyle yeterince dikkat çekmeyen ürolojik rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi. Özellikle inmemiş testiste farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Uçar, zamanında konulan tanı ve cerrahi müdahalenin önemine işaret etti. "Testisin bir yolculuğu var" İnmemiş testisin anne karnındaki gelişim sürecinde ortaya çıkan bir durum olduğunu anlatan Prof. Dr. Murat Uçar, testisin normalde karın içerisinde yerleşmiş bir organ olduğunu, çocuk anne karnında büyürken kasıklara doğru hareket ettiğini ve doğuma yakın dönemde kasık kanalından geçerek torbalara indiğini söyledi. Testisin karın içinde başlayıp torbalarda sonlanan bir yolculuğu bulunduğunu belirten Uçar, bu sürecin tamamlanamadığı durumlarda inmemiş testisten söz edildiğini ifade ederek, "Yaklaşık 100 erkeğin 3’ünde doğduğunda bu testis yerinde olmuyor. O yolculuğunu tamamlayamamış oluyor. İniş yolculuğundaki herhangi bir yerde takılı kalan testise biz inmemiş testis diyoruz" diye konuştu Prof. Dr. Uçar, her 100 yeni doğan erkek bebeğin yaklaşık 3’ünde bu durumun görüldüğünü, ancak 1 yaşına doğru oranın yüzde 1’e kadar düştüğünü belirtti. Doğumdan sonra 3 ila 6 ay içerisinde bazı testislerin kendiliğinden torbaya ulaşabildiğini aktaran Uçar, bu nedenle doğar doğmaz cerrahi müdahale yoluna gidilmediğini, ancak ilk 6 ay içinde çocuk ürolojisi muayenesinin önemli olduğunu kaydetti. İlk 6 ay vurgusu Genital bölgenin mahrem kabul edilmesi nedeniyle zaman zaman gözden kaçabildiğini belirten Uçar, özellikle annelerin ve babaların alt değiştirme sırasında bu konuya dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Ailelerin testislerin torbalarda olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Uçar, şüphe duyulması halinde uzman hekime başvurulmasının önemli olduğunu dile getirdi. Uçar, "Anneler özellikle çocukların bezini değiştirirken testislerin torbalarda olup olmadığını kontrol etmeli. Bu konuda bir şüpheleri varsa bir uzman hekime çocuklarını muayene ettirmeleri çok önemli. Zamanında tanıyı koyup, zamanında tedavi ettiğimiz takdirde inmemiş testislerin ortaya çıkarabileceği birçok patolojinin önüne geçmiş oluyoruz" dedi. "Tümör riski 4-5 kat daha yüksek" İnmemiş testisin tedavi edilmesinin neden önemli olduğunu da aktaran Prof. Dr. Murat Uçar, bu durumun ilerleyen süreçte çeşitli sağlık sorunlarına yol açabildiğine dikkat çekti. Uçar, "Neden indiriyoruz biz testisleri? O takılı kaldığı yerde kalsa ne olur, birkaç tane önemli nedeni var testisleri indirmemizin. Öncelikle inmeyen testislerde hücresel değişiklikler 3 aydan sonra hemen başlıyor ve o testiste tümör görülme ihtimali normal testislere göre 4-5 kat daha yüksek olduğunu biliyoruz. Yine inmeyen testislerde daha sonra babalık oranlarının sağlıklı testisi olan çocuklara göre daha düşük olduğunu biliyoruz. Hele ki iki taraflı birden testisleri inmeyen çocuklarda bu oranın daha da düştüğünü biliyoruz" dedi. Torsiyon riski de artıyor Prof. Dr. Uçar, inmemiş testislerde torsiyon riskinin de daha yüksek olduğunu belirterek, "Ayrıca inmeyen testislerin kendi etrafında dönerek, ki biz ona torsiyon diyoruz, beslenmesinin bozulması ve doku kaybına gitme ihtimalinin sağlıklı testislere göre 10 kat daha fazla olduğunu biliyoruz" diye konuştu. Bu nedenlerle inmemiş testis tanısının ilk 6 ayda konulmasını, cerrahi tedavinin ise 6 ay ile 1 yaş arasında gerçekleştirilmesini istediklerini belirten Uçar, ailelerin şüphe duyduklarında çocuk hastalıkları uzmanı, üroloji uzmanı, çocuk ürolojisi uzmanı ya da aile hekimine başvurabileceğini söyledi. "Haftada 1-2 bebeğin tedavisini yapıyoruz" Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bu alanda önemli merkezlerden biri olduğunu kaydeden Uçar, muayenede ele gelen testisler olduğu gibi ele gelmeyen ve halen karın içerisinde bulunabilen testislerle de karşılaştıklarını ifade etti. Hem ele gelen hem de ele gelmeyen testislerin cerrahi tedavisini yapabildiklerini belirten Uçar, haftada 1-2 kez bebeğin bu tanıyla tedavi edildiğini söyledi. Prof. Dr. Uçar, "Testisleri yerine indirdiğimizde hem babalık oranlarının düşme riskini hem de testiste tümör gelişme oranlarını azaltıp çocukların daha sağlıklı bir hayat sürmelerine başlangıç yapmış oluyoruz. Ülkemizde hekime ulaşmak kolay. Akıllarında bir soru işareti varsa, içlerine sinmeyen bir muayene bulgusu varsa lütfen bize çocuklarını getirmekten imtina etmesinler" dedi. Çocuk ürolojisinde sık görülen diğer hastalıklar Çocuk ürolojisinin yalnızca inmemiş testisle sınırlı olmadığını da belirten Uçar, bu alanın çocukların hem doğumsal hem de kazanılmış hastalıklarının tanı ve tedavisini kapsadığını anlattı. Böbrekler, üreterler, mesane ve üretra gibi organların tüm hastalıklarının çocuk ürolojisinin ilgi alanında olduğunu belirten Uçar, toplumda sık görülen idrar reflüsü ve üriner sistem taş hastalıklarına da dikkat çekti. İdrar reflüsünün mide reflüsü ile sık karıştırıldığını söyleyen Uçar, normalde idrarın böbreklerden mesaneye doğru tek yönde aktığını, eğer mesaneden tekrar böbreklere kaçıyorsa buna reflü denildiğini ifade etti. Uçar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda mutlaka reflü araştırdıklarını belirterek, sık idrar yolu enfeksiyonu yaşayan çocukların çocuk ürolojisi değerlendirmesinden geçmesini istediklerini söyledi. Türkiye’nin sıcak iklim kuşağında yer almasının çocuklarda üriner sistem taş hastalığını da yaygınlaştırdığını kaydeden Uçar, idrar yolu enfeksiyonu geçiren ve idrarında kan görülen çocukların da bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Eskişehir Evlilik için biriktirdikleri para ile restoran açtılar Eskişehirli Melek Büşra Akkuş ve erkek arkadaşı Enes Bostan, evlilik için kenara ayırdıkları toplam 1 buçuk milyon TL ile lokanta devralıp işletmeye başladı. Eskişehir’de yaşayan 24 yaşındaki Melek Büşra Akkuş ve evlilik hazırlığı yaptığı erkek arkadaşı 21 yaşındaki Enes Bostan evlilik için biriktirdikleri para ile İstiklal Mahallesi İki Eylül Caddesi üzerinde bulunan bir iş hanından lokanta devraldı. Yaklaşık 1 buçuk milyon TL harcayan gençler, işletimlerini açmayı başardı. Genç girişimci çift yaklaşık 6 aydır lokantalarını işletip hem kendi paralarını kazanıyor hem de düğünleri için para biriktiriyor. Üniversite mezunu olan ve öğrencilik yıllarından yarı zamanlı çoğu kez çalışıp aşina olduğu restoran işletmeciliğini yapmakta Akkuş, çok fazla zorlanmadığına değindi. Evlilik hazırlığı yaptığı erkek arkadaşı ile iş ortağı olmasının kendisi için avantaj olduğuna dikkat çeken Melek Büşra Akkuş, gençlere girişimci olmaları yönünde tavsiyede bulundu. "Düğün parasıyla iş kurabileceğimizi fark ettik" Konuyla alakalı konuşan Melek Büşra Akkuş, "24 yaşındayım. Ortopedi okudum, sonra yüksek lisans yaptım. Daha sonra ‘evleneceğiz’ diye ayırdığımız düğün parasıyla ‘kendi işimizi kuralım’ diye düşünerek lokanta açtık. Ben okurken de restoranlarda, lokantalarda ustalık yapıyordum. Kendi restoranımı açmak hayalimdi. Bizim artık evlenmemiz gerekiyordu, bayağıdır sevgiliyiz. İnsanlar bize ‘Evlenin artık, düğün yapın’ diyorlardı. Kendi aramızda oturup konuştuğumuz zaman, düğün parasıyla iş kurabileceğimizi fark ettik. Çünkü ikimizin de ailesi çok kalabalık. O parayla düğün yapmak yerine önce iş kurup, sonra işten kazandığımız parayla düğün yapmak daha mantıklı geldi. O yüzden şimdi düğün paramızla açtığımız lokantayı işletiyoruz. Burayı açalı daha 6 ay oldu, henüz çok yeniyiz. Bizde personel diye bir şey yok, hepimiz çalışanız. Çoğunlukla ‘Biz kendi işimizin amelesiyiz’ diyoruz zaten. Devraldığımız tutar çok ufak bir rakamdı, 450-500 bin gibi bir tutardı. Ama tadilatı falan derken cebimizden 1 milyon, hatta belki de 1 buçuk milyon çıktı" dedi. "Günde, et, tavuk fark etmeksizin 15 çeşit yemek çıkıyor" Dükkânında müşterilerine sunduğu menü hakkında da konuşan Melek Büşra Akkuş, "Ortakla çalışmanın şöyle bir dezavantajı var: ’Ortağınızın yere attığı bir kürdan bile her zaman size batar’ derlerdi; inanmazdım. Bu, nişanlınız olsa bile öyle oluyormuş. Bir de nazının geçtiği bir insan olunca ya sen bütün yükü ona yıkıyorsun ya da o bütün yükü sana yıkıyor. O yüzden zor ama güzel yanları da var. Birbirine patronluk taslamayan iki ortağız ve beraber çalıştığımız zamanlar çok eğlenceli geçiyor. Günde, et, tavuk fark etmeksizin 15 çeşit yemek çıkıyor. Gayet de uygun fiyatlıyız. Aklınıza gelebilecek her yemek çıkıyor; sadece Türk yemekleri değil; Çin yemekleri, Doğu Anadolu gibi her bölgeden yemek çıkarıyoruz" diye konuştu. "Çok hırslı, her gün aynı saatte o beni arar kaldırır" Genç bir işletmecinin dükkânında çalışmaktan duyduğu mutluluğu anlatan usta şef Burhanettin Bilen şöyle konuştu; "Bolu Mengenliyim, yemek uzmanıyım. Almanya, Medine, Kıbrıs gibi yerlerde görev yaptım. Patronumuz çok süper bir kızımız, o benim torunum. Çok hırslı, her gün aynı saatte o beni arar kaldırır, bazen ben ararım; iletişimi hiç kesmeyiz. Gençlere tavsiyem çalışmaları, özellikle bu işte. Ben imamdım, istifa ettim ve bulaşıkçı olarak başladım. Bulaşıkçılıktan ustalığa yükseldim. Bir usta 150 bine çalışıyor, az para değil."