ASAYİŞ - 20 Mayıs 2026 Çarşamba 15:30

Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında firari sanık tutuklandı

A
A
A
Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında firari sanık tutuklandı

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin öldüğü yangına ilişkin davanın ikinci duruşmasında, hakkında yakalama kararı bulunan tutuksuz sanık Abdurrahman Bayatlı’nın tutuklanmasına karar verildi. Ayrıca mahkeme, LYKEE kozmetik firması yetkililerinden hamile olan ve daha önce ameliyat geçirdiği belirtilen Aleyna Oransal’ın cezaevi şartlarında kalıp kalamayacağının tespiti için hastane raporu istenmesine hükmetti.


Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 2. celsesinde, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Bazı sanıklar ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.


Çıkar çatışmaları sebebiyle sanıkların ortak müdafilerinin ayrıldığını belirten mahkeme başkanı, sanıklara yeniden söz hakkı verdi. Tutuklu sanıklar önceki ifadelerini tekrar etti.



"Sadece uzaktan bakmakla yetindik"


Fabrika binasını satın alan şirketin yetkilisi tutuksuz sanık Caner Özgür Y., SEGBİS ile bağlandığı duruşmada, mülkü inşaat yapmak amacıyla aldıklarını savundu. Kiracının içeride ürün depoladığını bildiklerini ancak fiili üretimden haberdar olmadıklarını öne süren Y., "Fabrikada ürün yapıldığından haberimiz yoktu. Çalışma ruhsatının olduğunu biliyorduk. Firmamda işleri fiilen ben yönetirim, babam ve amcam sadede imza yetkileri vardır" dedi.



"Yangına sadece uzaktan bakmakla yetindik"


Çapraz sorguya alınan Caner Özgür Y., "Olay günü yangın haberini alınca Kurtuluş Oransal’ı aradım ancak kendisi beni tanımadı. Onu aramanın sebebi yangınla ilgili bilgi almaktı. İçerde insanların olduğunu bilmiyordum. Küçük çaplı yangın olduğunu düşündüm. Hemen İstanbul’daki evimden yangının olduğu yere geldim. Geldiğimde itfaiyeler çalışıyordu" ifadelerini kullandı.


Avukatın, "Olayın meydana geldiği fabrikaya gelip ne yaptınız?" sorusuna sanık, "Sadece uzaktan bakmakla yetindik" yanıtını verdi. Tutuksuz sanıklar Özcan Y. ve Özkan Y. da mülkü inşaat yapmak için aldıklarını söyledi.



"Ravive’ye iş yeri hekimi olarak görevlendirilmiştim ancak belirtilen adreste yoktu"


İş sağlığı ve güvenliği firmasından tutuksuz sanıklar Muhammed D. ve Seyfullah Ç. ise görevlendirme sonrası belirtilen adrese gittiklerini ancak orada Ravive yerine başka bir firmanın bulunduğunu, durumu müdürlerine ilettiklerini iddia etti. Muhammed D., "Ravive’ye iş yeri hekimi olarak görevlendirilmiştim. Belirtilen adrese Ünal A. ile gittik ancak Ravive firmasının yerinde başka bir firma vardı. Bunun üzerine geri döndük. Ünal A. gereğini yapacağını söyledi" şeklinde konuştu.


Tutuksuz sanık Seyfullah Ç. ise "Küresel OSGB bünyesinde iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyordum. Bana Ravive ataması yapıldı ancak belirtilen adrese gittiğimde orada başka işletme vardı. Bunu müdürüm Ünal A.’ya ilettim, kendisi durumla ilgileneceğini söyledi" dedi.


Firari olarak aranan nakliyeci Abdurrahman Bayatlı, geldiği duruşmada; iddianamenin eline ulaşmadığını, daha sonra savunma yapacağını söyledi.



"Çok yoğun olduğumuz için geceleri de çalıştığımız oluyordu"


Sanıklardan şikayetçi olan mağdur Zeynep Hüseyin (17), " Ravive’de 15 yaşındayken yaklaşık 2 yıl boyunca çalıştım. Kurtuluş Oransal beni işe aldı. Paketleme ve etiketleme yapıyorduk. İş yerinde parfüm ve kolonya üretimi yapılıyordu. İsmail Oransal’da iş yerine geliyordu, karışım yapıyordu. Aleyna’da bazen iş yerine yardıma geliyordu, Gökberk’te mal yapıyordu. Tuncay ve Hürol karışım yapıyordu, bizlerde genelde paketleme yapıyorduk. Koruyucu ekipmanımız yoktu, İSG eğitimi de almadık. Olay günü de ben kapıya yakın bir yerde paketleme yapıyordum. Tuncay’da Görberk’in kolonyasını yapıyordu. Lacton’un dolumu da Ravive’de yapılıyordu, parfüm olduğunu hatırlıyorum. Birden patlama ve yangın oldu. Hemen dışarı kaçtım ancak ben de yaralandım. 800 TL alıyordum. Sigortam yoktu, sadece 1 kişinin sigortası vardı. Çok yoğun olduğumuz için geceleri de çalıştığımız oluyordu. Yangın merdiveni yoktu. Zabıtalar 2 güne bir geliyordu ancak denetim yapmıyordu, parfüm alıp gidiyorlardı" diye konuştu.


Müştekilerin beyanlarına karşı söz alan sanıklar ve avukatları ise aleyhteki hususları kabul etmediklerini belirtti.



1 tutuklama


Cumhuriyet savcısının talebi üzerine mahkeme heyeti, ’suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Bayatlı’nın tutuklanmasına hükmetti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılma talebini kabul eden heyet, hamile olan ve daha önce ameliyat geçirdiği belirtilen tutuklu sanık Aleyna Oransal’ın cezaevi şartlarında kalıp kalamayacağına ilişkin hastane raporu istenmesine karar vererek, duruşmanın ikinci oturumunu saat 15.30’a erteledi.



Olayın geçmişi


Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti. Fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.


İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman A., Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve Abdurrahman Bayatlı hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.


Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Heyet, tutuksuz sanık Ömer A.’nın adli kontrol tedbirlerini kaldırırken, diğer tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına karar vermişti.



Dilovası’nda 7 kişinin öldüğü fabrika yangını davasında firari sanık tutuklandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Polise önce yalvardı sonra küfürler edip kaçtı: O anlar kamerada Aksaray’da helezonu kesik ve camları filmli araçla polisin uygulamasına takılan genç, ceza kesileceğini öğrenince polis memurlarına önce yalvardı sonra da küfürler yağdırdı. Olayı görüntüleyen basın mensubunu da burnunu kırmakla tehdit eden genç, küfretmeyi sürdürerek olay yerinden yaya olarak kaçtı. Anbean kameralara yansıyan kovalama sonrası yakalanan genç gözaltına alındı. Olay, Taşpazar Mahallesi Ebulfeyz Elçibey Caddesi Tiyatro Kavşağında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, cadde üzerinde uygulama yapan İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şubesi ekipleri helezon yayı kesik ve camlarında film bulunan 35 EB 8575 plakalı otomobili durdurdu. Y.Ö. (19) isimli kadın sürücüyü ehliyet ve ruhsat kontrolünden geçiren polis memurları araçta yaptığı incelemede helezon yaylarının kesik ve camlarda film olduğunu tespit etti. Bunun üzerine ceza işlemi başlatırken, araçta yolcu konumunda olan H.E.Ö. (18) ceza yazılacağını öğrenince polis memurlarından görmezden gelmelerini istedi. Bir süre polis memurlarına dil döken ve "Abi kız arkadaşımın yanında beni bozma" diye konuşan genç, polis memurlarının işlemi sürdürmesi üzerine sinirlenerek küfürler yağdırmaya başladı. "Yazmazsanız, bağlamazsanız" diye peş peşe küfürler ederek refüje çıkan H.E.Ö., burada da olayı görüntüleyen gazeteciyi "Çekme lan, senin burnunu kırarım bak" diyerek defalarca tehdit etti. Bekçiler tarafından sakinleştirilmeye çalışılan gencin yanına gelen Y.Ö. isimli kız arkadaşı gencin ensesinden tutup iterek uzaklaştırdı. Genç kız, polis memurlarından da özür diledi. Genç ise, her şeye rağmen küfür ve tehditlerini sürdürünce polis memuru genci küfrettiği için yanına çağırdı. Bunun üzerine şahıs yine küfürler ederek yaya olarak kaçmaya başladı. Polis memurları da yaya olarak H.E.Ö.’nün peşine düşerken, şahıs ile polis arasında kovalamaca başladı. 10 dakika süren kovalamaca sonrası genç çok kaçamadan aynı mahallede yakalandı. Yakalanınca da olayı görüntülemek isteyen gazeteciye tepki gösteren H.E.Ö. polis aracına bindirilmek istendi. Polis memurlarına direnen ve polis aracına binmek istemeyen şahıs ekiplere güçlük çıkarırken, bir süre sonra polis aracına bindirilerek gözaltına alındı. Sürücüye, kesik helezon ve cam filminden 7 bin 716 lira para cezası kesilirken, trafikten men edilen araç ise çekici marifeti ile otoparka alındı. H.E.Ö. isimli şahıs hakkında adli işlem başlatıldı.
Hatay Araçla birlikte köprüden düşerek akıntıya kapılan 19 ve 20 yaşındaki 2 genç kayboldu Hatay’da etkili olan yağış sonrasında Antakya ile Samandağ’ı birbirine bağlayan köprü tek taraflı yıkıldı ve akıntıya kapılan araçtaki 2 kişi kayboldu. Suya kapılarak kaybolan 19 ve 20 yaşındaki 2 genci arama çalışmaları devam ediyor.Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da dün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu. Kentte caddeler göle dönerken, sel ve heyelan afeti yaşandı. Aşırı yağışların etkili olduğu Samandağ ilçesi Karaçay Mahallesi’nde bulunan Karaçay nehri, yağış sonrası taştı. Taşan Karaçay nehri, Samandağ ile Antakya ilçelerini birbirine bağlayan Karaçay köprüsünün Samandağ’a gidiş yönünü çökertti. Çökme esnasında köprünün üzerinde ilerleyen araçtaki 20 yaşındaki Musa Paşa ve 19 yaşındaki Deniz Hoşgel kayboldu. Olay yerine sevk edilen AFAD, Hatay Büyükşehir Belediyesi Su altı Arama ve Kurtarma ekipleri başta olmak üzere çok sayıda ekip arama çalışmalarını sürdürüyor. Öte yandan gençlerim akıntıya kapıldığı araçsa ekipler tarafından hurdaya dönmüş halde bulundu.Selden dolayı yıkılan köprüden düşen şahısların kaybolduğunu ifade eden muhtar Cemil Gültekin, "Gece kuvvetli bir yağış oldu. Aniden gelen taşkınla Karaçay nehri doldu taştı. Nehir taşınca Antakya ile Samandağ ilçelerini bağlayan köprünün tek tarafı yıkıldı. Kaybolan kişi Antakya’dan gelirken bazı vatandaşların dur ikazına uymadan devam ettiği için arabasıyla yıkılan köprüden aşağıya düştü. Nehre düşüp akıntıya kapılınca kayboldu. Arabası bulundu ama kendisinden henüz haber yok. Sahil Güvenlik, jandarma, AFAD bütün ekipler seferber oldu. Allah devletimizden razı olsun. Gece boyunca yağış hiç durmadı" ifadelerini kullandı.
Ankara 14 yaşındaki Güner’in öldüğü kazaya ilişkin davada sanık 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı Ankara’da 19 Şubat’ta aracıyla 14 yaşındaki Elif Güner’e çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan yargılanan tutuklu sanık, 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılarak tahliye edildi. Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Yasin Aloğlu, maktule Güner’in annesi Tuğba Güner, babası Dündar Güner ve kardeşi Arda Güner ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, duruşma salonunun yetersizliği sebebiyle basın mensupları ve izleyicilerin salona alınmayacağını ifade etti. Söz alan sanık Aloğlu, istemeden böyle bir kazaya sebep olduğunu belirterek mahkemeden tahliyesini istedi. Güner ailesi ise sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından kararı açıklayan mahkeme, sanık Aloğlu’nun "Bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan 4 yıl 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vererek, tahliyesine hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Çankaya ilçesinde 19 Şubat’ta saat 20.00 sıralarında Turan Güneş Bulvarı’nda yolun karşısına geçmeye çalışan 14 yaşındaki Elif Güner’e, iddiaya göre yüksek hızla ve makas atarak ilerleyen Yasin Aloğlu idaresindeki otomobil çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle ağır yaralanan Güner, olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerince yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın ardından Güner’in hayatını kaybetmesine ilişkin Aloğlu hakkında "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılması talebiyle iddianame hazırlamıştı. İddianame, Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.