SPOR - 23 Ağustos 2025 Cumartesi 10:59

Efe Güven: "Kocaeli’de, Euroleague takımlarında olan 1. sınıf organizasyon var"

A
A
A
Efe Güven: "Kocaeli’de, Euroleague takımlarında olan 1. sınıf organizasyon var"

Kocaeli Kadın Basketbol Takımı, geçmişte Kocaelispor forması giyen Başantrenör Efe Güven’e teslim edildi. Kocaeli’yi temsil ettiklerinin bilinciyle sahaya çıkacaklarını, Avrupa standardında organizasyona sahip olduklarını belirten Güven, "Son topa kadar mücadele eden takım izleteceğimizin sözünü veriyorum. Rakiplere bizimle oynayacağı için ‘eyvah’ dedirtmek istiyoruz" dedi.


Kadınlar Basketbol Süper Ligi’nde ilk kez davet üzerine geçen sezon mücadele eden Danilo’s Pizza’da yönetim ve isim değişikliği yaşandı. Yeni sezona Kocaeli Kadın Basketbol Spor Kulübü adıyla devam edecek olan kulüpte yönetim kurulu başkanı Taha Çalık oldu. Kulübün başantrenörlük görevi ise uzun yıllar Galatasaray’da görev yapan ve geçen yıl Nesibe Aydın’ı çalıştıran tecrübeli teknik adam Efe Güven’e emanet edildi. Geçmişte Kocaelispor forması da terleten Efe Güven, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirinin sorularını yanıtladı.



"Kulübün ilk antrenörü olduğum için mutlu ve heyecanlıyım"


Kocaeli Kadın Basketbol Spor Kulübü ile anlaşma sürecini anlatan Efe Güven, "Burayla anlaşma süreci bir anda gelişti. Hiç beklemediğim bir anda önce genel menajerimiz Ebru (Torun), sonrasında sportif direktörümüz Murat Başman ile birlikte konuşmamız gerçekleşti. Şartlarda, hedeflerde ve planlamada anlaştık. Her ne kadar ligde yer alan bir takım olsa da bu sene kurulan bir kulüp, Kocaeli Kadın Basketbol. Açıkçası yeni kurulan kulübün ilk antrenörü olduğum için bunun mutluluğunu yaşıyorum. Heyecanlıyım" dedi.



"Burada Euroleague takımlarında olan müthiş bir organizasyon var"


10 gün içinde yeni bir takım kurduklarını ve bunun dezavantajları olabileceğini belirten Güven, "Açıkçası çok geç başlangıç oldu. Tabii ki takım geç kurulduğu için dezavantajları olacak. Ama şunu da söylemek istiyorum; burası müthiş bir organizasyon. Özellikle bu imkanı bize sağlayan yönetimimize çok teşekkür ediyorum. Ben Galatasaray’da da çalıştım. Milli takımlarda da çalıştım. Buradaki organizasyon gerçekten birinci sınıf. Kaldığımız yer antrenmanlarımız, yaptığımız çalışma. Buranın hakkı; ilk olacağımız için bizim vereceğimiz kültür ve karakterle birlikte ilerleyen zamanlarda daha yukarılar olacağını düşünüyorum. Çünkü bu tür organizasyonlar Avrupa’da, Euroleague takımlarında var. Bunu çok samimi söyleyebilirim. O yüzden bu konuda da heyecanlıyız" diye konuştu.



"Rakiplerin ‘eyvah’ diyeceği bir takım oluşturmak istiyoruz"


4 Ekim’de oynayacakları Nesibe Aydın maçıyla birlikte verecekleri startla birlikte sahada nasıl bir takım olacağını da paylaşan Efe Güven, "Bu takımın amacı; ilk etapta kalıcı olmak ve ligi bitirebildiğimiz en yukarıda bitirmek. Ama bizim hedefimiz açıkçası şu; sahanın her yerinde 40 dakika değil 41 dakika mücadele eden, her noktasında temas eden, son topa kadar savaşan bir takım kimyası oluşturmak istiyoruz. Rakiplerin hafta sonu bizle oynayacağı zaman hafta başından itibaren ‘Eyvah! Karşımıza Kocaeli Kadın Basketbol Takımı gelecek. Bu hafta onlarla oynayacağız’ dedirtecek bir takım oluşturmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.



"İlk maçı Nesibe Aydın ile oynamak tatlı bir tesadüf"


Geçen sezon Nesibe Aydın’ı çalıştıran ve bu sezon ilk maçlarını da Nesibe Aydın ile oynayacakları fikstürle ilgili soruya ise deneyimli başantrenör, "Geçen sezon Nesibe Aydın ile güzel bir sezon geçirdik. Orası benim için güzel bir tecrübe oldu. Tatlı bir tesadüf ki ilk maç onlarla karşılaşacağız. Onlara da yeni sezonda sakatlıksız, başarı dolu bir sezon diliyorum" şeklinde konuştu.



"Ligin boyunun kısalması Türk kadın basketbolu açısından iyi bir şey değil"


Süper Lig’de takım sayısının azalmasıyla ligin boyunun kısalmasıyla ilgili soruya ise genç Koç, "Ligdeki boy iyice kısalıyor; 11 takıma indi. Bu aslında Türk kadın basketbolu açısından çok iyi bir şey değil. Hem oyuncu havuzu açısından hem de rekabet açısından. Çünkü yukarıdaki 3 takımla diğer takımlar arasındaki rekabet ciddi anlamda açıldı. Makas açıldı. Hatta yukarıdaki 4 takım da diyebilirim. 4 tane büyük takım var. Biz elimizdeki imkanlar doğrultusunda en iyisini yapmaya çalışacağız. Kurulan kadrodan memnunum. Şu zamanda bundan daha iyisi kurulamazdı. Çok büyük iş başardılar. Ben bu kadroyu kuran yönetimimize, sportif direktörümüze, genel menajerimize teşekkür ediyorum" değerlendirmesinde bulundu.



"Kocaeli’yi temsil ediyoruz. Bunun bilinciyle sahada olacağız"


10 günde 12 tane oyuncu transfer ettiklerinin altını çizen Efe Güven, "Dar bir süreçti. Biz önümüzdeki hafta takım tamamlandığı andan itibaren; şehre yakışan, şehri temsil edecek, tribünleri dolduracak, geldikleri zaman insanların keyifle izleyeceği bir takım oluşturmak istiyoruz. İsmimiz de zaten Kocaeli. Şehri de temsil ediyoruz. Onun bilinciyle de sahada olacağız. İnşallah alnımızın akıyla keyifli ve güzel bir sezon geçireceğiz" dedi.



"Kocaelispor Erkek Basketbol Takımı’nda oynamıştım"


Kocaelispor’un erkek basketbol takımında sporcu olarak geçmişte oynadığını hatırlatan deneyimli çalıştırıcı, "Kocaeli’yi tanıyan oyuncularımız var, Kocaeli’yi tanıyan antrenörümüz de var. Yaklaşık 20 sene önce burada Kocaelispor Erkek Basketbol Takımı’nın oyuncusuydum. Yani 20-22 sene önce Kocaelispor’da oynamıştım. Oyunculuk kariyerimde yolum buradan geçmişti. Merkezdeki salonda iğne atsanız yere düşmeyecek maçlar oynandı. Galatasaray’ın antrenörüyken buraya geldiğimde de salonda nefes alacak, oksijen alacak hava yoktu. O kadar kalabalıktı. Şimdi o heyecanı her maçta oluşturmamız gerekiyor. Evet, buradaki salon kadın basketboluna göre fazlasıyla büyük ama onunla ilgili de bir çalışma olacak" sözleriyle kentin basketbola olan sevgisini vurguladı.



"Söz veriyorum; son topa kadar mücadele eden takım izleyecekler"


Spor severleri maçlarına davet eden başantrenör Efe Güven, "Bütün Kocaeli halkını maçlarımıza bekliyorum. Çünkü son topa kadar mücadele eden takım izleyecekler, bunun sözünü veriyorum. Sonrasında da bitirebileceğimiz en üst noktada bitirip, kulübün doğduğu sene karakterini oturtup ilerleyen dönemlerde de bu organizasyona yakışan noktalara geleceğine inanıyorum" sözlerini kullandı.



Ligin en genç ve deneyimli Koç’u çok uzun süre Galatasaray’ı çalıştırdı


Uzun yıllar Galatasaray’da çalıştıktan sonra Nesibe Aydın’a giden ve yeni sezonda Kocaeli Kadın Basketbol Takımı’na imza atan Başantrenör Efe Güven kariyerini de şu sözlerle özetledi: "2006 yılında antrenörlüğe Galatasaray’da başladım. Oyunculuktan antrenörlüğe geçtim. 2022’ye kadar 16 sene boyunca Galatasaray’da hem alt yapı hem de A takımda antrenörlük ve başantrenörlük yaptım. Sonrasında1-2 senelik Tivibu’da basketbol yorumculuğu serüvenim oldu. Geçen sene de Nesibe Aydın’da başantrenördüm. Evet, ligi çok iyi bilen bir antrenörüm. Çok genç yaşta bu işe başlamış oldum. Bu kadar sene geçmesine rağmen hala ligin en genç antrenörüyüm."



Başantrenör Efe Güven kimdir?


1985, İstanbul doğumlu Efe Güven, yıldız kız ve genç kız takımlarında asistan koç olarak kariyerine başladı. 2011’de yıldız takım antrenörü olan Efe Güven, 2014’te yıldız takımıyla Türkiye şampiyonu oldu. 2015’te Ümit Milli Takım’da asistan antrenörlük olarak sorumluluk üstlendi. 2016’da genç takımla Türkiye şampiyonluğu yaşadı. Aynı yıl Galatasaray A Kadın Basketbol Takımının yardımcı antrenörü oldu. 2017-18 sezonunda EuroCup Women şampiyonluğu yaşadı. Galatasaray Gelişim takımıyla da Kadınlar Bölgesel Basketbol Ligi’nde şampiyonluk ipini göğüsledi ve Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’ne yükseldi. Alt yaş gruplarındaki başarılarının ardından 2018’de A takım başantörlüğüne uzanan kariyerinde Efe Güven, 2024 yılında Nesibe Aydın ile anlaştı. Efe Güven 2025-26 sezonunda da Kocaeli Kadın Basketbol Takımı’nın başarısı için çalışacak.



Efe Güven: "Kocaeli’de, Euroleague takımlarında olan 1. sınıf organizasyon var"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kurban Bayramı’na sayılı günler kala UKABDER çalışmalarını hızlandırdı Afrika ve Asya’daki kurban organizasyonları için hazırlıklarını sürdüren UKABDER, bağışçılar adına Çad’da bir okul ve meyve bahçesi inşa edecek. Kurban Bayramı sürecinde temelinin atılması planlanan projelerle, yalnızca bayram döneminde değil uzun yıllar boyunca bölge halkına fayda sağlanması hedefleniyor. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Uluslararası Kardeşlik Seferberliği Derneği (UKABDER), Afrika ve Asya’da gerçekleştireceği kurban organizasyonları için hazırlıklarını yoğunlaştırdı. Bayram süresince binlerce ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefleyen dernek, bir yandan kurban bağışlarını kabul etmeye devam ederken diğer yandan sahadaki organizasyon çalışmalarını hızlandırdı. Bu yıl Tanzanya, Çad, Sudan, Arakan ve Bangladeş’te kurban kesim organizasyonları gerçekleştirecek olan UKABDER, bağışçılar adına kesilecek kurbanları ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya hazırlanıyor. Dernek, kurban çalışmalarının yanı sıra bu yıl da kalıcı iyilik projelerine imza atacak. Kurban bağışçılarının hayrına okul ve meyve bahçesi yapılacak UKABDER tarafından yapılan açıklamada, kurban bağışçılarının hayrına Afrika ülkelerinden Çad’da bir okul ve bir meyve bahçesi inşa edileceği bildirildi. Kurban Bayramı sürecinde temelinin atılması planlanan projelerle, yalnızca bayram döneminde değil uzun yıllar boyunca bölge halkına fayda sağlanması hedefleniyor. İnşa edilecek okul sayesinde yüzlerce öğrencinin eğitim imkanına kavuşması planlanırken, oluşturulacak meyve bahçesiyle de ihtiyaç sahibi ailelerin üretim yapabilmesine katkı sunulacak. Dernek tarafından daha önce hayata geçirilen benzer projelerde yüzlerce meyve ağacı ve fidan toprakla buluşturulmuş, kurulan üretim alanları sayesinde hem ailelerin geçimine destek olunmuş hem de çevredeki köylerin sebze ve meyve ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlanmıştı. "Sadece kurban kesmiyor, kalıcı eserler bırakıyoruz" UKABDER Dernek Başkanı Murat Uğur, yürütülen hazırlıklara ilişkin yaptığı açıklamada, kurban organizasyonlarının yalnızca et dağıtımıyla sınırlı olmadığını belirtti. Uğur, "Kurban Bayramı yaklaşırken ekiplerimiz sahada yoğun şekilde hazırlıklarını sürdürüyor. Bu yıl da bağışçılarımızın emanetlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağız. Ancak bizler sadece kurban kesen bir yardım kuruluşu olmak istemiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz her çalışmanın kalıcı bir faydaya dönüşmesini hedefliyoruz. Bu nedenle kurban bağışçılarımızın hayrına Çad’da bir okul ve bir meyve bahçesi inşa edeceğiz" dedi. Kurban ibadetinin paylaşmanın ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biri olduğunu ifade eden Uğur, "Bir bağışın sadece bir günlük yardım olarak kalmasını değil, yıllarca insanların hayatına dokunan bir iyiliğe dönüşmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kurban kesimleri bayram günlerinde gerçekleştirilecek UKABDER tarafından yürütülen organizasyon kapsamında kurban bağış bedelleri Tanzanya için 4 bin TL, Çad için 5 bin TL, Arakan, Bangladeş ve Sudan için ise 6 bin TL olarak açıklandı. Bağışçılar adına vekalet yoluyla gerçekleştirilecek kurban kesimlerinin bayram günlerinde İslami usullere uygun şekilde yapılacağı, kesilen kurban etlerinin ise ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılacağı belirtildi. Bayram boyunca yardım çalışmaları devam edecek Dernek tarafından kurban organizasyonlarının yanı sıra bayram süresince çocuklara yönelik bayramlık kıyafet dağıtımları, şeker ve çikolata ikramları, erzak yardımları ve yetimhanelerde yemek organizasyonları da gerçekleştirilecek. Ayrıca "iyilik paketi" kapsamında yapılan desteklerle birlikte hem kurban organizasyonuna katkı sağlanacak hem de ihtiyaç sahibi ailelerin farklı temel ihtiyaçlarının karşılanmasına destek olunacak. UKABDER yetkilileri, Kurban Bayramı’na kadar devam edecek süreçte daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, yürütülen çalışmaların hem bayram sevincini paylaşmayı hem de kalıcı iyilik projeleriyle uzun vadeli fayda sağlamayı amaçladığını ifade etti.
İzmir Beynimiz 30’lu yaşlarda küçülmeye başlıyor Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu. "Yaşam süresi uzadı, ancak kalite aynı oranda artmadı" Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile Alzheimer’ın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, Alzheimer hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti. Alzheimer sinsi ve yavaş ilerliyor Alzheimer hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi. 60’lı yaşlar bilgeliğin zirvesi Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar. Öte yandan 60’lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de, bilgelik 60’lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. " Alzheimer’dan sonra en sık neden: Lewy cisimcikli demans Öte yandan Alzheimer’dan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson’a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti. Risk faktörlerine dikkat Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin Alzheimer riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti. Egzersiz beyni onarıyor Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, Alzheimer’ın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi. Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.