ASAYİŞ - 05 Mart 2026 Perşembe 13:18

Eski eşini bıçaklayan sanık: "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi"

A
A
A
Eski eşini bıçaklayan sanık: "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi"

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde olaydan bir hafta önce boşandığı eski eşini sokak ortasında 15 yerinden bıçaklayan sanık savunmasında, aldatıldığını iddia ederek, "Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim" dedi. Müşteki eski eşi ise "Onu aldatmadım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek evlilik sürecinde ona hediye ettiğim bıçakla beni bıçakladı" ifadesini kullandı.


Olay, 1 Şubat’ta Şirinköy Mahallesi Halide Edip Adıvar Caddesi’nde meydana geldi. Tuba Y. (30), yeni boşandığı eski eşi Tuncay H. (38) tarafından sokak ortasında çeşitli yerlerinden defalarca bıçaklandı. O anları gören mahalleli sopalarla şahsı linç etmeye çalıştı. Kadın ise yerden kalkarak eski kocasını linç etmeye çalışan vatandaşları uzaklaştırmaya çalıştı ve "O benim çocuklarımın babası" dedi. Olay yerine gelen polis ekipleri, havaya ateş açarak kalabalığın elinden kurtardığı Tuncay H.’yi gözaltına aldı. Emniyette tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Tuncay H., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.


İddianamede, tarafların 24 Ocak’ta anlaşmalı şekilde boşandıkları, olay sebebiyle Tuba Y.’nin vücudunda 15 bıçak yarası ve kemik kırığı olduğu bilgisine yer verildi.


"Olayda kullandığı bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim"


Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davanın 3. duruşmasına, "kadına ve boşandığı eşe yönelik kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanan tutuklu sanık Tuncay H., müşteki Tuba Y. ve taraf avukatları katıldı. Sanıktan şikayetçi olan Tuba Y., "Tuncay kıskanç biridir, onu aldattığımı iddia ediyordu. Ancak evlilik birliği içerisinde kendisini hiç aldatmadım. Olaydan bir hafta kadar önce boşandık. Çocukların velayetini Tuncay aldı. Olay günü çocuklarım ile görüş günümdü. Onları almak için yola çıktım. Tuncay, beni arayarak, ’Çocukları almaya gelmeyecek misin?’ dedi. Ardından ise akıllı saatlerinin şarjı olmadığını ve bu şekilde onları gönderemeyeceğini söyledi. Tuncay ile yolda karşılaştık. İlk bıçak darbesini elime vurdu. Bu bıçağı evlilik sürecinde kendisine ben hediye etmiştim. Tır şoförlüğü yaptığı için meyve sebze doğraması için almıştım. Açılır kapanır bir bıçaktı. ’Motordan in, konuşacağız’ dedi. Elime bıçak darbesini vurduktan sonra cebine koydu. Daha sonra evin tam tersi istikametine, ıssız yere beni götürmek istedi ancak gitmek istemedim" dedi.


"’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı"


Birçok yerden bıçaklandığını söyleyen Tuba Y., "Daha sonra sırtıma, böbreğime ve bacaklarım olmak üzere bir çok yere bıçağı sapladı. Ben de tekmeleyerek onu engellemeye çalıştım. ’Benim kıyamadığım gözlerine şimdi kim bakacak?’ diyerek beni bıçakladı. Bıçağı kalbime saplayacakken avucumu açtım ve onu engellemeye çalıştım ancak avucumdan bıçaklandım. Yerde yatar vaziyetteyken bıçağı boğazıma dayadı, o esnada insanlar beni kurtardı. Hatta insanlar onu linç etmeye çalıştığı esnada, ’Yapmayın, o çocuklarımın babası’ dedim. Onun, ’Beni bırakın, ambulans çağırın’ dediğini duymadım. Kendisini aldatmadım. ’Adam olsaydın sen yapsaydın’ gibi cümleler kurmadım. Evlilik birliği içinde aldatmak söz konusu değildir. Buna dair telefonumun incelenmesine, HTS baz istasyonundan kayıtların alınmasına rızam vardır. Elimde kalıcı hasar oluştu, şikayetçiyim" diye konuştu.


"Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi"


Savunması için söz verilen Tuncay H. ise "Tuba beni aldattığı için kendisinden boşandım. Olay anında kendimde değildim. Onun yaraları geçti ancak benim yüreğimin ağrısı geçmedi. Olay günü sinir krizindeydim. Ben kendime yeni rota çizdim. Bundan sonra onun yüzünü görmeyeceğim" ifadelerini kullandı.


Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.


"Bana ’Adam olsaydın’ dedi"


Öte yandan, sanık ilk duruşmadaki savunmasında olay gününe ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:


"Olay günü eski eşim çocukları görmek için bana gelecekti. Çocuğum epilepsi hastası, o yüzden ben GPS özellikli kol saati almıştım, gerektiğinde çocuklarımı takip edebilmem için. Oğlum kol saatini bulamayınca bulana kadar çocuğu göndermeyi düşünmedim. Bunun üzerine kızım da bunu annesine haber vermiş. Annesi de bu duruma sinirlenmiş olacak ki bana, ’Çocukları senden alacağım o zaman, sen göreceksin çocuk nasıl gösterilmiyormuş’ şeklinde sözler söyledi. Bu sırada evin önüne gelmiş miydi hatırlamıyorum. Ben de çocuklar bunları duymasın diye dışarıya çıktım, neden böyle yaptığını sordum, ’Çocuk hasta GPS cihazı olmazsa çocuğu nasıl takip edeceğiz’ dedim. Tartıştık. ’Sen yaptıklarından utanmıyorsun bir de beni tehdit ediyorsun. Madem alacaktın mahkeme de neden çocukları verdin?’ dedim. Bu şekilde tartıştık, ’Ben seni aldatmadım’ diyordu, ’Hani bana kendini ispatlayacaktın’ dedim, o da bana ’Adam olsaydın’ dedi. Bu lafın üzerine sinirlendim, o andan sonrasını hatırlamıyorum. Cebimde eşimin bana hediye olarak aldığı cep çakısı vardı. Onu hep yanımda taşırdım, çünkü tornavida ve pense özelliği vardı. O an özel olarak yanıma almamıştım, o an nasıl bıçakladığımı hatırlamıyorum. Olay esnasında bir an kendime geldim. Ellerimdeki kanı görünce elimdeki bıçağı yere attım. Etraftaki insanlar bana saldırdıklarında, ’Beni bırakın, ona yardım edin, ambulans çağırın’ diye bağırdım. Pişmanım, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beykoz’un mülkiyet sorunları Ankara’da masaya yatırıldı Beykoz Belediye Başkanı Özlem Vural Gürzel, ilçenin kronikleşmiş mülkiyet sorunlarını kökten çözmek amacıyla Ankara’da üst düzey temaslarda bulundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız ile bir araya gelen Gürzel, 5 mahalleyi ve 10 bin vatandaşı doğrudan ilgilendiren hukuki süreçlere dair hazırlanan çözüm dosyalarını bizzat sundu. Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, ilçenin en temel sorunu olan mülkiyet ve tapu meselelerini devletin zirvesine taşıdı. Ankara ziyareti kapsamında ilk olarak Adalet Bakanlığı görevine yeni atanan Akın Gürlek’e "hayırlı olsun" ziyaretinde bulunan Başkan Vekili Gürzel, görüşmenin ana gündem maddesini Beykoz’un hukuk mücadelesi veren mahallelerine ayırdı. 5 mahalle, 2 bin 500 hane, 10 bin umut Görüşmede Yenimahalle, Gümüşsuyu, Rüzgarlıbahçe, İshaklı ve Paşabahçe mahallelerinde yıllardır süregelen, yaklaşık 2 bin 500 haneyi ve 10 bin vatandaşı mağdur eden hukuki süreçler detaylı bir rapor halinde Bakanlığa sunuldu. Tapu iptalleri, tescil davaları ve orman sınırı uyuşmazlıkları gibi teknik ve hukuki süreçlere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Beykoz Belediye Başkanı Özlem Vural Gürzel, mülkiyet sorunu yaşayan tek bir komşumuz kalmayana dek mücadelenin süreceğini vurgulayarak, "Beykoz’umuzda uzun yıllardır devam eden mülkiyet meselelerinin çözümü için süreci kararlılıkla takip ediyoruz. Özellikle Yenimahalle, Gümüşsuyu, Rüzgarlıbahçe, İshaklı ve Paşabahçe mahallelerimizde yaşayan vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamadan, belirsizliklerin ortadan kalktığı kalıcı çözümlere kavuşması en büyük önceliğimizdir. Bu doğrultuda Ankara’da gerçekleştirdiğimiz görüşmeler son derece verimli geçti" şeklinde konuştu. Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, ziyaret kapsamında Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Adalet Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız’a yeni görevlerinin hayırlı olması temennisinde bulunarak nazik ev sahiplikleri ve Beykoz’a gösterdikleri ilgi dolayısıyla teşekkür etti.
Samsun Veysel Bilen: "Tüm taraftarlarımızdan özür dilerim" Samsunspor Başkanvekili Veysel Bilen, sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirterek taraftarlardan özür diledi. Bir basın toplantısında kullandığı "Makyajlı Samsunsporlular" söylemi nedeniyle açıklamalarda bulunan Veysel Bilen, bu açıklamayı yapmak için doğru zamanı beklediğini belirterek açıklamalarda bulundu. "Geçmişte kullandığım bir ifadenin bazı taraftarlarımızı kırdığını ve bu sözlerin camiamızda üzüntü oluşturduğunu uzun zamandır büyük bir dikkatle takip ediyorum. Sessizliğim asla konuya duyarsız kaldığımdan değil; aksine bu kırgınlığın büyüklüğünü anlayarak en doğru ve samimi adımı atmak için doğru zamanı beklememdendi" diyerek sözlerine başlayan Bilen, ayrıca şunları söyledi: "Başkanımız Yüksel Yıldırım’ın yaptığı kapsayıcı açıklamalar ve kulübümüz için ortaya koyduğu güçlü vizyon doğrultusunda, artık tüm kırgınlıkları geride bırakıp yeniden kenetlenme zamanıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; o gün kullandığım sözlerin hedefi hiçbir zaman yağmurda, çamurda, karda takımının peşinden koşan, Atatürk’lü armaya gönülden bağlı gerçek Samsunspor sevdalıları olmamıştır. Ancak niyetim ne olursa olsun sözlerimin farklı algılanarak sizleri üzmüş olması beni de derinden üzmüştür. Bu nedenle kırılan, üzülen tüm taraftarlarımızdan samimiyetle özür diliyorum. Herkes bilmelidir ki; bu can bu bedende olduğu sürece ben de kırmızı-beyaz-siyah renklere gönül vermiş bir Samsunspor sevdalısıyım. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm enerjimi ve emeğimi bu büyük camianın ve şanlı armamızın hizmetine sunmaya devam edeceğim. Bugün ihtiyacımız olan şey; geçmişte yaşanan kırgınlıklara takılıp kalmak değil, Sayın Başkanımızın liderliğinde tek yürek olarak Samsunsporumuzun hedefleri doğrultusunda omuz omuza yürümektir. Çünkü biliyoruz ki; biz bize yeteriz. Tek sevdamız Samsunspor’dur."
Muğla Ula’nın içme suyu hatları yenileniyor Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Ula ilçesinde şahıs arazileri içinden geçen içme suyu hatları hem mülkiyet dışına taşınıyor, hem de su isale hatları yenileniyor. İçme suyu isale ve şebeke hatlarının mülkiyet dışına taşınmasını, yenilenmesinin yanında alt depodan üst depoya iletimi sağlayan tüp terfi istasyonu yapıldığı açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Ula ilçemizin merkez mahallelerinde içme suyu altyapısını daha modern, güçlü ve verimli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Köprübaşı Mahallesi Kökcüler Sokak’ta mülkiyetlerin içerisinden geçtiği için müdahalesi zor olan içme suyu şebeke ve terfi hatlarını mülkiyet dışına, yol güzergâhlarına taşıyarak yeniledik. Aynı zamanda hatların çaplarını büyüterek yenileme çalışması gerçekleştirdik. Karadere kaynaklarından gelen suyu daha etkin kullanabilmek amacıyla alt depodan üst depoya iletim sağlayan modern bir tüp terfi istasyonu da inşa ettik. Çalışmalar kapsamında içme suyu deposu çevresinde çevre düzenlemeleri de yaparak alanı daha düzenli ve kullanışlı hale getirdik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla su kayıplarını önlüyor, Ula’da yaşayan vatandaşlarımıza daha sağlıklı, kaliteli ve kesintisiz içme suyu ulaştırmaya devam ediyoruz" denildi.
Ankara Hacettepe Üniversitesi Rektörü Güran: "Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var" Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, "Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var. 4’üncü nesil üniversiteyi, 3’üncü nesil üniversitelerden ayıran en temel fark, bilgi üretmek ve bunu eğitim vasıtasıyla bireylere aktarmak" dedi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Hacettepe Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ev sahipliğinde düzenlenen ’Bilim Kafe’ etkinliğinde, 1’inci sınıf emniyet müdürü ve ressam Ahmet Sula, bağımlılıkla mücadele konusunda konferans verdi. ’1-7 Mart Yeşilay Haftası’ nedeniyle düzenlenen etkinlikte açıklamalarda bulunan Sula, toplum sağlığını tehdit eden tütün, alkol, uyuşturucu, teknoloji, kumar bağımlılığı gibi önemli sorunlara dikkat çekti. Bugüne kadar terörle mücadele, istihbarat birimleri, adli ve idari birçok birimde çalışan Ahmet Sula, yaptığı konferanslarla birlikte yaklaşık 300 bin öğrenciye ulaştığını belirtti. Hacettepe Rektörü Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran ise, YÖK’ün başlattığı projeyi manidar bulduklarını ve bu proje ile Türkiye’deki 208 üniversitede Bilim Kafe etkinliği düzenleneceğini vurguladı. "YÖK, çok güzel bir proje başlattı" Etkinlikte gençlere seslenen Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran, bilgi üretmenin ve bu bilgiyi bireylere aktarmanın kendilerine ışık olacağını ifade ederek, "YÖK, çok güzel bir proje başlattı. Bu proje Bilim Kafe etkinliği. Türkiye’deki 208 üniversite bünyesinde koordinatörlükler kuruldu ve bu koordinatörlükler Bilim Kafe vasıtasıyla üniversitelerin topluma katkı misyonunun daha görünür, daha etkili hale gelmesi için bir süreç başlattı. Artık dünyada 4’üncü nesil üniversite kavramı var. 4’üncü nesil üniversiteyi, 3’üncü nesil üniversitelerden ayıran en temel fark, bilgi üretmek ve bunu eğitim vasıtasıyla bireylere aktarmak. Bunun dışında aynı zamanda içinde bulunduğu toplumun, coğrafyanın, bölgenin, şehrin problemlerine ışık tutan problemleri çözmek için çözümler üretmeye çalışan bir misyonu da hayata geçirilmesi" diye konuştu.