SAĞLIK - 25 Temmuz 2019 Perşembe 12:31

Yaşayan bebeğe ölü dediler

A
A
A
Yaşayan bebeğe ölü dediler

Yıllar sonra bebek hayali gerçekleşen 40 yaşındaki Amine Demir, Diyarbakır’da gebe olarak gittiği Kocaeli'nde bebeğinin öldüğünü ve bir an önce kürtaj olması gerektiğini öğrendi. Teklifi kabul etmeyen Demir, ilk uçakla Diyarbakır'a döndü, kendi doktorunda muayene olarak bebeğinin ölmediğini sağlıklı bir gebelik olduğunu duydu.

Kocaeli'nde yaşayan 40 yaşındaki Amine Demir, birçok tüp bebek merkezlerinde defalarca tedavi olmasına rağmen gebe kalamadı. Doktorların ileri yaş olduğundan dolayı tüp bebek önerdiğini söyleyen Demir, tüp bebek tedavisi yapmadığını arkadaş tavsiyesiyle Diyarbakır'a gelerek Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başvurdu. Tüp bebek tedavisi uygulamadan rahim yıkama işlemi yapan Pro. Dr. Çoksüer, hastanın spontane kendiliğinden gebelik elde etmesini sağladı. 2 aylık sağlıklı gebelik ile Kocaeli’ne dönen Amine Demir, 2 hafta sonra hastaneye kontrol için gittiğinde doktorların bebeğinin öldüğünü ve biran önce kürtaj yapılması gerektiğini duyunca, teklifi kabul etmeyerek ilk uçakla Diyarbakır'a döndü. Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başından geçenleri anlatan Demir, hemen kontrole alındı. Kontrol sonucu bebeğinin yaşadığını ve sağlıklı bir gebelik olduğunu öğrendi. Yıllardır çocuk hasretiyle çalmadığı kapı kalmayan Demir, az kalsın dikkatsizlik kurbanı olup son umudu olan bebeğinden olacaktı. 

"Sağlıklı gitti, korkuyla geri geldi"

Diyarbakır’da rahim yıkama tedavisiyle spontane kendiliğinden gebelik elde ettiğini söyleyen Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer Amine Demir’i Kocaeli’ne sağlıklı gönderdiklerini ve korkuyla geri geldiğini dile getirdi. Prof. Dr. Çoksüer, “Amine Demir 40 yaşında, hasta bize geldiğinde yumurta rezervleri zayıf ve rahim içerisinde düzensizlik nedeniyle bize başvurdu. Ultrasonla baktık düzensizlik ve yapışıklıklar olduğunu gördük. Biz bu hastaya ilk önce rahim yıkama işlem yaptık, rahim içerisindeki o yapışıklıkları giderdik. Bu hasta arkadaş tavsiyesiyle Kocaeli'nden bize başvurdu, başka merkezlerde ileri yaş olduğu için sadece tüp bebek ile çocukları olabileceği söylenmiş ve bunun dışında çocuğu olamayacağını söylenmiş. Biz bu hastaya tüp bebek önermedik, her hastaya tüp bebek önermiyoruz. Bu hastaya rahimi yıkama ve içerisini temizlemeyi önerdik ve yaptık. Rahim yıkama işleminden sonra hasta 2 ay süre içerisinde spontane kendiliğinden gebe kaldı. Yani hiçbir tüp bebek ve aşılamaya gerek kalmadan, hastanın yaşı ileri olmasına rağmen kendiliğinden gebe kaldı. İşin ilginç tarafı hasta gebe kaldıktan sonra biz keseyi gördük. Keseyi gördükten 6 hafta sonra ise Kocaeli'nde başka merkeze gidiyor, hastanın bebeğinde kalp atışı olmadığı ve hemen kürtaj yapılacağını söylemiş. Hasta inanmadığı için tekrar kliniğimize geldi, biz baktığımızda bebekte kalp atışları var ve sağlıklı bir gebeliği olduğunu gördük. Burada görüyoruz ki doktor deneyimi çok önemli. Şuan hasta mutlulukta ve sevinçten çığlıklar atıyor, çünkü hasta umudunu yitirmişti, şu anda hastayı 2,5 aylık hamilelikle Kocaeli’ne uğurluyoruz inşallah sağlıklı bir şekilde çocuğunu kucağına alır. Rabbim çocuk sahibi olmak isteyen herkese çocuk nasip etsin” dedi.

“Hemen kürtaj olacaksın dediler, Diyarbakır'a döndüm” 

Yıllardır çocuk hasreti çeken 40 yaşındaki Amine Demir, sağlıklı gebelikle döndüğünü ama korkuyla geri geldiğini kaydetti. Demir, “Daha önce iki tane gebelik kaybım oldu, doktorlar bana bebeğimin olmayacağını ve tüp bebek yapmam gerektiğini söyledi. Hakan hocaya geldim rahim yıkma işlemi yaptım, sonra da kendiliğinden hamilelik oluştu. Daha sonra başka bir kliniğe gittim bebeğimin durumunu öğrenmek için, bebeğimin yaşamadığını ve biran önce kürtaj olmam gerektiğini söylediler. Ben de inanmadım tekrar Hakan hocaya geldim, inceledik bebeğimin yaşadığını ve çok şükür sağlıklı olduğunu söyledi” diye konuştu.  

Murat Başal - Yakup Ermiş
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya El emeği eserler beğenildi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde üç yıl önce bir hayalle yola çıkan Şerife Çelik Sanat Atölyesi, Bedesten AVM’de açtığı stantla kursiyerlerinin el emeği eserlerini görücüye çıkardı. Tavşanlı ilçesinde sanatseverler anlamlı bir sergide buluştu. Şerife Çelik Sanat Atölyesi bünyesinde eğitim alan kursiyerlerin uzun süren çalışmaları neticesinde ortaya koydukları eserler, Bedesten AVM’de düzenlenen sergiyle vatandaşların beğenisine sunuldu. İki gün boyunca açık kalan sergi, sanatseverlerden tam not aldı. Serginin açılışında konuşan atölye kurucusu Şerife Çelik, sanat yolculuğuna üç yıl önce büyük bir hayalle başladıklarını ifade etti. Başarının tesadüf olmadığını vurgulayan Çelik, "Üç yıl önce bir hayalimiz vardı ve bu yola çıktık. Ancak hiçbir hayalin sihirle gerçekleşmeyeceğinin, gerçekten büyük bir çaba gerektirdiğinin farkındaydık. Biz de çok çalıştık, pes etmeden emek verdik" dedi. Atölyenin yakaladığı başarının bir ekip işi olduğunu belirten Şerife Çelik, eğitmen kadrosuna ve kursiyerlerine teşekkür etti. Çelik, "Arkamızda gerçekten güçlü bir ordumuzun olduğunu söyleyebilirim. Hocalarımızla birlikte çok güzel ve özel işler yaptığımıza inanıyorum. Bugün burada sergilenen eserler, o disiplinli çalışmanın ve sanat aşkının bir meyvesidir" ifadelerini kullandı. Bedesten AVM’de kurulan stantta sergilenen tablolar ve el sanatı ürünleri, ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılandı. Kursiyerlerin heyecanına ortak olan vatandaşlar, Tavşanlı’daki sanat faaliyetlerinin bu denli kaliteli bir boyuta ulaşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki gün süren etkinlik, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle son buldu.
Bursa Kışla birlikte gelen göz enfeksiyonlarına dikkat Kış aylarında gribal enfeksiyonların artmasına paralel olarak göz hastalıklarında da artış görülürken, uzmanlar vatandaşları bu konuda dikkatli olma konusunda uyardı. Kış aylarında sık karşılaşılan göz problemleri konusunda bilgi veren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Hastalarımıza kış aylarında rahatsızlık veren sorunlardan biri de göz kuruluğudur. Kışın havalar yağışlı ve karlı geçmesine rağmen nem oranı düşük olduğundan hava oldukça kurudur. Ayrıca kış boyunca yanan kaloriferler, çalışan klimalar yeterince havalandırılmayan kapalı ortamlar bu etkilerin daha da artmasına yol açar. Özellikle uzun süre bilgisayar karşısında çalışan meslek grupları kuru göz rahatsızlığı açısından risk altındadırlar. Çünkü uzun süreli konsantrasyon gerektiren durumlarda insanlardaki mevcut göz kırpma sayısı azalmakta ve gözler daha çabuk kurumaktadır. Gözlerde batma, sulanma ve kızarıklık şeklinde kendini gösteren göz kuruluğunda, hastalara önerilerimiz, çalışılan ortamın nemlendirilmesi, bilgisayar karşısında daha sık göz kırpma ve göz hekiminin önereceği gözyaşı damlalarının kullanılması şeklindedir" dedi. Bir diğer problemin de gözde sulanma, kızarıklık, çapaklanma ile başlayan konjonktivitler olarak adlandırılan sorun olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Adnan İpçioğlu, "Kış aylarında virüslere bağlı hastalıkların artmasına paralel olarak özellikle gribal enfeksiyonların artış gösterdiği dönemlerde viralkonjonktivitin görülme sıklığı artmaktadır. Toplu yaşam alanları bu açıdan risk altındadır. Hastalık gözde kızarıklık, sulanma, çapaklanma ve ışığa karşı hassasiyet artışı şeklinde şikayetlere neden olur. Genellikle tek gözde başlayıp daha sonra diğer gözde de şikayetler ortaya çıkar. Gözün kornea dediğimiz saydam tabakasını tutarak görme azalması yapabileceğinden en kısa zamanda bir göz hekimine başvurmak gerekir. Hastalıktan korunmak için özellikle gözlerin çok ovulup kaşınmamasına, başkasına ait havlu, makyaj malzemesi ve benzeri şahsi eşyaların kullanılmamasına, bu tür hastalık belirtileri olan kişilerle yakın temastan kaçınılmasına ve el hijyenine dikkat edilmesi gerekir" diye konuştu. Ultraviyole ışınlarının da göz açısından riskleri olduğunu belirten İpçioğlu, "Kış aylarında sıcaklığın az olması, ultraviyole ışınlarının zararlı etkilerinin de daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kışın karların oluşturduğu parlama ve yansımalar bu etkileri daha da arttırmaktadır. Bu nedenle dışarıda uzun süre vakit harcama eğiliminde olan çocuklar, açık havada çalışan işçiler ve kar sporu yapanlar risk altındadır. Yaşa bağlı katarakt, yaşa bağlı makula dejeneresansı, pterjium, ve göz çevresi cilt kanserleri güneş ışığına bağlı göz hastalıklarından bazılarıdır" şeklinde konuştu.