GÜNDEM - 16 Ocak 2026 Cuma 14:43

İsrail’in saldırısında bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci meslektaşlarına seslendi

A
A
A
İsrail’in saldırısında bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci meslektaşlarına seslendi

Kocaeli’de "Basın Onur Günü" kapsamında Kocaeli’de düzenlenen programa, İsrail’in saldırısında bir bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci Sami Şehada katıldı. Şehada, savaşta hayatını kaybeden meslektaşlarını ve Gazze’deki çocukların yaşadığı dramı aktararak, gazetecilerin güvenli şekilde görev yapabilmesinin önemine dikkati çekti.


Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KOGACE) tarafından organize edilen etkinlik, kentin önemli tarihi yapılarından Kasr-ı Hümayun’da gerçekleştirildi. Programa Vali İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOGACE Başkanı Cemal Kaplan, Gazzeli kameraman Sami Şehada, milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve gazeteciler katıldı.



"İsrail’in işlediği suçları belgelemek amacıyla, her şeyi kaydeden bir kameramanım"


Gazze’de yaşananları anlatan Sami Şehada, "Bugün karşınızda 20 yıllık kameraman olarak bulunuyorum. İsrail’in işlediği suçları belgelemek amacıyla, her şeyi kaydeden bir kameraman olarak buradayım. İsrail; gazeteci, taş dağ, savaş, çocuk ya da kadın ayırt etmeden her şeyi yok ediyor. Bu katliamı bütün dünyaya duyurmaya çalışırken, birçok arkadaşımız ve meslektaşımız hayatını kaybetti. Bu suçlar, kültürlü ve özgür bir halka karşı işleniyor. Şahit olduğumuz bu savaş, modern tarihin en vahşi yönünü gösteriyor. İnsanlık suçlarının en üst seviyede işlendiği bir faaliyeti ortaya koyuyor. Gazze halkı yaşamla ölüm arasında sınama yaşamaktadır. Gazze füzelerle hedef alınmaktadır. İlaçlardan, elektrikten ve temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış durumda" dedi.



"Görevim başındayken İsrail tankı tarafından bizzat hedef alındım"


Şehada, sözlerine şöyle devam etti:


"Bugüne kadar 250 gazeteci şehit edildi. Dünya tarihinin hiçbir savaşında bu kadar gazetecinin öldüğü kaydedilmedi. İnsani ihtiyaçların karşılanamadığı ortamda hedef alındılar. Bir yandan kamerayı taşırken, bir yandan da ailelerimiz için endişe ediyorduk. Ben de bunlardan biriyim. Görevim başındayken İsrail tankı tarafından bizzat hedef alındım. O sırada bilincimi kaybetmedim. Patlamayı hatırlıyorum; konuşuyordum ve ne olduğunu tamamen farkındaydım. Önümde ayağımı gördüm. Uzvumu elimde tutarak vurulduğum yerden sürünerek uzaklaştım. Kan kaybederken, ölümle yaşam arasında sınama yaşadım. Bu sabır esnasında ağzımda ilk çıkan kameramın nerede olduğunu sormak oldu. Çok büyük bir acıydı ama benim hikayem bitmedi, yeni bir hikaye başladı."



"İsrail, tam 1 yıl 2 ay boyunca tedavi görmemi engelledi"


Yaşadığı olaydan iki hafta sonra görevine geri döndüğünü söyleyen Şehada, "Bu olaydan sadece iki hafta sonra görevime geri döndüm çünkü vereceğim mesaj, yaşadığım acıdan çok daha büyüktü. Gerçekleri ulaştırmak, bedeli ne olursa olsun her şeyden daha önemlidir. İsrail, tam 1 yıl 2 ay boyunca tedavi görmemi engelledi. Daha sonra Türkiye İçişleri Bakanlığı ve TRT Arapça’nın katkılarıyla Gazze’den çıkıp tedavi olma fırsatı yakaladım. Şu anda karşınızda, protez bacakla duruyorum. Bundan sonra mesleğimin başına tekrar döneceğim günleri bekliyorum" diye konuştu.



"Gazze’nin sesi olun"


Gazze’nin günlük saldırıya uğradığını anlatan Sami Şehada, sözlerini şöyle noktaladı:


"Daha dün 10 şehit verdik. Ateşkes olmasına rağmen savaş durmuş değil. Her gün ez az bir şehit veriyoruz. Çocuklarımız soğukta şehit düşüyor. İnsanlar için yapılan insani yerleşimler hava saldırılarıyla hedef alınıyor ve coğrafi şartlar da oradaki insanların zor şartlarda yaşamasına sebep oluyor. Hiçbir yeri şu anda güvenli değil. Gazze bütün insanlığın gözü önünde yok ediliyor. Oradaki gazeteciler çok fazla bir şey istemiyor. Sadece görevlerini güvenli şekilde yapabilmeleri için temel bir koruma talep ediyorlar. Gerçekleri aktarırken bunun bedelini hayatlarıyla ödemek istemiyorlar. Sizden bir talebim var. Bugün buradan, hepiniz lütfen Gazze’nin sesi olun. Şehit olan gazetecilerin sesi olun. Soğuktan hayatını kaybeden çocukların sesi olun. Kendime verdiğim bir söz var. Yüreğimi güçlü tutacağım, kamera elimde olacak. Vücudumuz ne kadar acı çekerse çeksin, umutlarımız tükenmeyecek. Umutlarımızla her zaman güçlü kalacağız."


Programda Masaya, Mustafa Kemal Atatürk’ün 16 Ocak 1923’teki basın toplantısına katılan şu isimler için karanfil bırakıldı:


"Kızılay Başkanı Havit Bey, İlk Dam başyazarı Yakut Kadri Karaosmanoğlu, İleri başyazarı Suphi Nuri İleri, Kılıçzade İsmail Hakkı Kılıçoğlu, Tevhid-i ve Tekrar başyazarı Velid Ebuzziyam, Vakit başyazarı Ahmet Emin Yalman, Akşam başyazarı Fahri Rıfkı Atay, Halide Edip Adıvar, Doktor Adnan Adıvar ve Tan başyazarı İsmail Müştak Maya."


Öte yandan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gazetecilerle İzmit’te bir araya gelerek Cumhuriyet fikrini dile getirdiği 16 Ocak günü, her yıl "Basın Onur Günü" olarak kutlanıyor.



İsrail’in saldırısında bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci meslektaşlarına seslendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.