GÜNDEM - 17 Ağustos 2024 Cumartesi 23:58

Kocaelispor 25. yılında depremi hatırlattı

A
A
A
Kocaelispor 25. yılında depremi hatırlattı

Marmara Depremi’nin 25. yıldönümünde 1. Lig ekibi Kocaelispor anma ve farkındalık etkinliği düzenledi. Deprem döneminin oyuncularını, teknik ekibini ve yönetimini gösteri maçında bir araya getiren kulübün başkanı Recep Durul, “O dönem lige katılmak depremzedelere umut ve yaşama yeniden dönme kararıydı” dedi


Trendyol 1. Lig ekibi Kocaelispor, 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Gölcük merkezli depremin 25. yıldönümünde farkındalık ve anma organizasyonu düzenledi. Anma etkinliğine; deprem döneminin devlet bakanı Hasan Gemici, Kocaeli milletvekili Veysal Tipioğlu, eski milletvekilleri; Hikmet Erenkaya, Kemal Köse, Turhan İmamoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, deprem döneminde İzmit Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kocaelispor Kulüp Başkanı olan Sefa Sirmen, kulübün eski dönem başkanları, Kocaelispor Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, takım oyuncularından Appindangoye, 1999-2000 döneminde oynayan futbolcular, teknik ekip ve yöneticiler, Kocaelispor’a depremde dostluk maçıyla destek veren Yunanistan Skoda Xanthi takımının o dönemli kulüp başkanı Aris Pialoglou ve yöneticileri, antrenörler, spor camiasının önde gelen isimleri, çok sayıda Kocaelispor taraftarı ve vatandaş katıldı. Uzun süre sonra yeniden aynı sahada bir araya gelen Kocaelisporlular duygusal anlar yaşadı.



Hüzünlü ve gururlu anlar yaşandı


Doğu Kışla Spor Tesisleri’nde düzenlenen etkinlikte ilk olarak deprem dönemine ait fotoğraflar ve gazete kupürlerinin yer aldığı sergi gezildi. Ardından depremde yaşamını yitiren vatandaşlar ve Kocaelispor’un yeni sezonda şampiyon olması için dua edildi. Organizasyona gelenlere günün anısına deprem atkıları dağıtıldı. Eş zamanlı olarak katılımcılara duygusal anlar yaşatan video izletildi. Protokolün deprem ve Kocaelispor ile ilgili duygularını ifade etmesini takiben ve önce anı olması ve kent adına teşekkür amaçlı plaketler verildi, ardından depremde ligden çekilmeyerek şehrin psikolojik açıdan toparlanmasına katkı veren futbolcular 17 dakika 8 saniyelik maç yaptı. Programın finalinde ise deprem şehitleri için saygı duruşunda bulunularak anı defterleri imzalandı.



Recep Durul, “Lige katılma kararı depremzedelere umut ışığıydı”


Anma ve farkındalık programının protokol konuşmaları bölümünde ilk kürsüye gelen ev sahibi kulüp başkanı Recep Durul oldu. Durul, “25 yıl önce bugün yüreklerimizi dağlayan büyük bir deprem felaketiyle sarsıldık. Bu acı olay, yalnızca Kocaeli’yi değil, tüm milletimizi derinden yaraladı. Bu vesileyle, o karanlık günlerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyoruz. Onların hatıraları, kalplerimizde ebediyen yaşamaya devam edecektir. Kocaelispor’un o dönemde aldığı karar; futbolun yalnızca bir spor değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyordu. Depremzedelere moral vermek, onlara umut ışığı sunmak amacıyla sahaya çıkma kararı, belki de o an için sıradan bir adım gibi görünmüş olabilir. Ancak bugün ne kadar derin bir anlam içerdiğini daha iyi idrak ediyoruz. O gün aldıkları kararla halkımıza moral ve umut kaynağı olan futbolcularımıza, teknik heyetimize, yönetim kuruluna ve özellikle dönemin kulüp başkanı Sefa Sirmen’e şükranlarımı sunuyorum. Onların sergiledikleri bu yüce davranış, yalnızca o dönemde değil, bugün de bizler için birer rehber, birer ışık olmaya devam ediyor. Ve bugün buradan bir kez daha haykırıyoruz: yaşa, var ol, Kocaelispor, iyi ki varsın, iyi ki varız, iyi ki Kocaelisporluyuz” dedi.



Aris Pialoglou: “Bizi unutmadığınız için teşekkür ederim”


Dostluk maçı yaparak deprem döneminde Kocaelispor’a destek vermek isteyen Yunanistan’ın Skoda Xanthi kulübünün o dönemki başkanı Aris Pialoglou ise, “Kocaelispor’a sonsuz başarılar diliyorum. 25 yıldır dostluğumuz var. Bizi unutmadınız, davet ettiniz çok teşekkür ediyorum. İnşallah bu dostluğumuz ebediyen devam edecek, tüm Kocaelispor ailesine saygılar, sevgiler sunuyorum” diye konuştu.



Hasan Gemici: “Kocaeli Üniversitesi ve Kocaelispor iki büyük önemli karardı”


Deprem döneminde devlet bakanlığı yapan Hasan Gemici, “17 Ağustos depremi o güne kadar ülkemizin ve dünyanın gördüğü en büyük felaketlerden biriydi. Çok büyük maddi ve fiziki kayıplarımız oldu. Ama asıl yıkım insanların hayalleri ve geleceğe dair umutları yıkılmıştı. O dönem devlet-millet işbirliğiyle, kamu görevlileriyle, belediye başkanlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, gönüllüleriyle çok büyük dayanışma içinde yaralarımızı sarmaya çalıştık. Daha sonra filmlere, romanlara konu olabilecek dramlar, çok büyük fedakarlıklar yaşandı. Çok önemli kararlar alındı bölgemizde. Bunlardan biri; o dönemde Kocaeli Üniversitenin tesisleri, binaları yıkılmıştı. Eğitim öğretime ara verilmesi söylenmişti. Rektörümüz Baki Komsuoğlu şiddetle karşı çıktı. Dirayetli yönetimiyle barakalarda Kocaeli Üniversitesi eğitime devam etti. Kocaeli’ye can verdi. İkinci büyük önemli olay ise Kocaelispor’un yaptığıydı. Felaketin sonrasında devletin aldığı kararla Kocaelispor’a ligden çekilme hakkı tanındı. Ama Kocaelispor kabul etmedi ve ligde kalmaya devam etti. Futboldaki başarılarıyla Kocaeli halkına umut ve heyecan oldu. İnanıyorum ki bu yıl da Kocaelispor ligde son derece başarılı sezon geçirecek. İnşallah Kocaelispor’u önümüzdeki sene Süper Lig’de göreceğiz. Kocaelispor şampiyonluğa giderse son maçında Türkiye’nin neresinde olursa olsun kalkıp geleceğim” ifadelerini kaydetti.



Sefa Sirmen: “Bu sezon inşallah açık ara şampiyon olur hak ettiğimiz yere çıkarız”


Kocaelispor’un eski başkanı Sefa Sirmen, “Gerçekten 25 yıl evvel yaşadığımız asrın depremini büyük acılar içinde geçirdik. O dönemde hem büyükşehir belediye başkanı, hem de Kocaelispor başkanı olarak sorumluluk taşıyordum. O gün kaderi paylaştığımız futbolcu kardeşlerim bugün kalktılar buraya geldiler. Bu acıları yeniden yad etmek, anmak ve bizlerle beraber olmak istediler. O günlerde de bizi yalnız bırakmadılar. Ligdeki çalışmalarımıza ara vermeden devam ettik ve çok büyük başarılar elde ettik. Çok teşekkür ediyorum. Bugün bu güzel töreni düzenleyen başta Kocaelispor Başkanı ve yönetimi olmak üzere Büyükşehir Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyorum. Kocaelispor’u yeniden ayağa kaldırmak, eski günlerine kavuşturmak çok önemli. Bu sezon ilk iki maçı kazandık. İnşallah bundan sonra da mağlubiyet görmeyiz. Açık arayla bu sene şampiyon olur ve Süper Lig’e, hak ettiğimiz yere çıkarız” dedi.



Veysal Tipioğlu: “O sene bu sene olsun, yolun sonu şampiyonluk olsun”


Ak Parti Kocaeli Milletvekili Veysal Tipioğlu da, “Ülkemizin tarihinde çok acı gün olan depremin yıldönümü. Öyle bir 45 saniye ki Kocaeli’de binlere vatandaşımız enkaz altında kaldı. Aziz Türk milleti çok kısa sürede birlik ve beraberlik göstererek bütün acıları sarmasını bildi. Ama manevi acılarımız, kayıplarımızın acıları yüreğimizin derinliklerini sızlatmaktadır. Bununla birlikte depremin değil, binanın öldürdüğü gerçeğinden hareketle yeni tedbirler almak zorundayız. O dönem Kocaelispor bu afete rağmen ligden çekilmemiş Kocaelililere bir nebze olsun moral vermek için sahada kalmış, mücadele etmiştir. O dönemde bu kararı alan başkan, yönetim, teknik ekip ve futbolcuları tebrik ediyorum. Videosunu izlerken tüylerimiz diken diken oldu. Parantez açmak istiyorum; bu sene o sene inşallah. Yolun sonu şampiyonluk olsun” şeklinde konuştu.



Tahir Büyükakın, “İyi ki bu şehrin takımı var”


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Depremin 25. yılını anmak için bir araya geldik. Yıkım günlerinde, herkesin moralinin bozuk olduğu o günlerde Kocaeli’yi yalnız bırakmayan, ligden çekilmeyen, büyük fedakarlıklarla Kocaeli halkına moral olsun diye emek veren, ter döken futbolcularımıza, teknik heyetimize, hocamıza her birine ayrı ayrı teşekkürü borç biliyorum. Değerli Mehmet (Açık) kardeşime de alkış istiyorum; bütün bu ekibi o bir araya getirdi. Şunu gördüm; şehrin takımı şehir için hem güzel günlerde mutluluk kaynağı olur, hem de zor günlerde mutluluk kaynağı olur. Onun için bu organizasyon ayrı bir anlam ifade ediyor. O günden bugüne kadar bu şehrin takımına emek vermiş tüm başkanlara, teknik heyete, futbolculara ve taraftara teşekkür ediyorum. İyi ki varlar. İyi ki bu şehrin takımı var. İnşallah bu sezon da başarıyı elde edeceğiz. O sene bu sene. Bundan sonra her sene. Hocamıza ve futbolcularımıza, yönetimimize, başkanımıza, taraftarımıza güveniyoruz. Depremde kaybettiklerimizi de rahmetle, minnetle anıyoruz” sözlerini kaydetti.



Farkındalık maçı 17 dakika 8 saniye sürdü


Kocaeli bölgesinin Süper Lig’de düdük çalan eski hakemlerinden Nihat Samuk’un yönettiği farkındalık maçında; 1999-2000 sezonu kadrosundan; Metin Mert, Mirkoviç, Mert Korkmaz, Kaan Dobra, Cem Sinan Vergül, Toprak Kırtoğlu, Tarık Daşgün, Engin Öztonga, Özden Öngün, Orhan Ak, Cihan Haspolatlı, Ali Mumcu, Murat Çolak, Bülent Bilgen, Evren Turhan, Soner Boz, Nuri Çolak, Murat Çolak, Ergin Altay ve Murat Şahin ile Kocaelispor Kulüp Başkanı Recep Durul ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın forma giydi. Yeşil ve Siyah olarak iki takımın 17 dakika 8 saniyelik maçında güzel goller, adam eksiltmeler, şık çalımlar ve iyi savunma tribünlerden alkış aldı. Mert Korkmaz’ın 2, Engin ve Evren’in birer gol attığı karşılaşmada yeşil takım maçı 3-2 kazandı. Anma ve farkındalık etkinliğine katılan 1999-2000 sezonunun teknik heyeti; Güven Kurtar, Erhan Altın ve Orhan Şerit da o dönem çok iyi topçular yetiştirdiklerini kaydetti.



Kocaelispor 25. yılında depremi hatırlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık Mahallesi’ne 3 kilometre mesafede, kayalıklar arasında bulunan ve Marmara Bölgesi’nin önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olan Saitabat Şelalesi’nde su seviyesi rekor düzeye ulaştı. Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ’dan gelen bir aile, Uludağ’da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ’ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
Kütahya İlkbahar Kütahya’ya ayrı bir güzellik kattı Kütahya’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte kent genelinde ortaya çıkan yeşil manzara vatandaşların beğenisini topluyor. Tarihi yapıları, meydanları ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehir, özellikle son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sayesinde adeta "yeşil şehir" kimliğini daha da güçlendirdi. Havadan çekilen görüntülerde tarihi alanların doğayla bütünleşmesi ise kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kentte "şehrin kalbi" olarak adlandırılan Hisar Kalesi çevresindeki tarihi burçlar, baharın gelişiyle birlikte yemyeşil bir görünüme kavuştu. Tarihi dokunun doğayla birleştiği görüntüler sosyal medyada da ilgi görürken, şehrin simgesi Zafer Meydanı’ndaki çinili vazo ve çevresi yeşili bol görüntüsüyle dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Kütahya, Türkiye’de en fazla ormanlık ve yeşil alana sahip beşinci il konumunda bulunuyor. Şehir genelinde sürdürülen ağaçlandırma ve çevre düzenleme çalışmaları, kentin doğal güzelliğinin korunmasına katkı sağlıyor. "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz" Kütahya’daki yeşil dönüşüm vatandaşların da takdirini topluyor. Emekli din görevlisi Turhan Bayatlı, son yıllarda devlet ve vatandaş iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının kente önemli katkılar sunduğunu belirterek, Kütahya’nın artık tamamen yeşil bir şehir görünümüne kavuştuğunu söyledi. Yeşilin gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bayatlı, "Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla Kütahya tamamen yeşil bir şehir haline geldi. Bu bize sevinç ve kıvanç veriyor. Gelecek nesillere umut oluyor. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlılık göstermesi çok önemli" dedi. Hz. Muhammed’in ağaç dikmenin önemine vurgu yapan hadis-i şerifini hatırlatan Bayatlı, "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz" sözünün çevre bilinci açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Bayatlı, son yıllarda dikilen ağaçların Kütahya’nın çehresini değiştirdiğini belirterek, "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz. Yaşanabilir bir şehir için yeşil alanların artması büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Her yerde ağaç, her yerde doğa var" Emlakçı Özcan Öz de Kütahya’nın huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle öne çıktığını söyledi. Kütahya’nın birçok bölgesini gezdiğini dile getiren Öz, "Kütahya’ya geldiğiniz zaman insan rahatlıyor. Psikolojiniz düzeliyor. Şehrin her tarafı yemyeşil. dolaşırken kendimi vadide hissediyorum. Her yerde ağaç, her yerde doğa var" dedi. Kütahya’nın doğal güzelliklerini reklam amacıyla değil, içinden geldiği gibi anlattığını belirten Öz, "Bunu reklam olsun diye söylemiyorum. Gerçekten kalbimden geçenleri anlatıyorum. Kütahya çok huzurlu bir şehir. Burayı görmek isteyen herkes gelsin, misafirimiz olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Akıma kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümünden 2 gün önce söylediği kurban hayalini gözü yaşlı annesi gerçekleştirdi Hatay’da staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün vefatından 2 gün önce annesine Kurban Bayramı’nda kurban kesmek istediğini söylemesi nedeniyle acılı aile evlatlarının hayalini gerçekleştirdi. Evladı adına kına yaktıkları ve süsledikleri koyunu kurban olarak kestiren gözü yaşlı anne Serap Karagön’ün "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" sözleriyse yürekleri dağladı. İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi’nde bulunan Saray Pastanesi’nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak vefat etmişti. Evladı vefat eden anne Serap Karagön, oğlunun ölmeden 2 gün önce kendine söylediği "Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var" sözleri nedeniyle ailesiyle birlikte Mahir Buğra’nın hayalini gerçekleştirdi. Hayatında ilk kez para kazanan ve kurban kesmek isteyen Mahir Buğra için ailesi tarafından kurban kesildi. Oğulları adına seçtikleri kurbanı süsleyen aile duygusal anlar yaşarken anne Serap Karagön, elleriyle kına yaktığı koyuna ’kınalı yavrum’ diyerek duygusal anlar yaşadı. Karagön ailesi, Mahir Buğra’nın mezarını ziyaret ederek duygusal anlar yaşadı. "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" Evladının vefatından 2 gün önce kendisine kurban kesmek istediğini söylediğini dile getiren hayalini acılı anne Serap Karagön, "Ölmeden iki gün önce Çarşamba günüydü. Beraber oturduk kahvaltı yaptık, oğlumla. Kahvaltıdan sonra oturduk sohbet ediyorduk. ‘Anne bu sene kurban kesmek istiyorum’ dedi. Oğlum senin daha yaşın küçük, sana düşmez dedim. Ama yine de istiyorsan babana söylerim dedim. Senin adına keseriz bu senelik. ‘Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var’ ve ‘ben de çalışıyorum’ dedi. Bugün o hayalini gerçekleştirdik. Şimdi sıra ikinci hayalinde inşallah. Ne yapayım kısmet ederse pastaneyi de açmayı düşünüyorum. Oğlumun hayalini gerçekleştirmeyi düşünüyorum inşallah, babasıyla birlikte. Diyecek bir şey bulamıyorum. Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık. Bir yanım eksik kaldı, benim bayramım oğlumun yanına geldiğim zaman oluyor. Bugün benim bayramım, bugün onun bayramıydı. Bugün kurbanını kestiğimiz için e bizim bayramımız. Bizim bayramımız bitti bugünden itibaren" dedi.