SPOR - 28 Şubat 2026 Cumartesi 19:56

Murat Kaytaz: "Rakip seçecek durumda değiliz. Kazanmaya devam edeceğiz"

A
A
A
Murat Kaytaz: "Rakip seçecek durumda değiliz. Kazanmaya devam edeceğiz"

Beşiktaş Teknik Sorumlusu Murat Kaytaz, Kocaelispor maçını kazandıkları için mutlu olduklarını ancak 3. bölgede çok aksiyon üretemediklerini söyledi. Kaytaz, "Rakip seçecek durumda değiliz. Kazanmaya devam edeceğiz. Taraftarımız bize sahip çıkmaya devam etsin. Beşiktaş’ı iyi yerlere getireceğiz" dedi.


Trendyol Süper Lig’in 24. hafta karşılaşmasında Kocaelispor’a konuk olan Beşiktaş maçtan 1-0 galip ayrıldı. Teknik direktör Sergen Yalçın’ın kart cezalısı olduğu için tribünlerden takip ettiği maçın ardından teknik sorumlu Murat Kaytaz basın toplantısında oyunu değerlendirdi. Kaytaz, "Bugün takım savunması anlamında rakibe hiç pozisyon vermeyerek başarılı bir baskı planı uyguladık. Üretkenlik anlamında ilk yarı üretemedik. 1-2 pozisyon var, çok net olmayan pozisyonlar. Devre arası oyuncularla konuştuğumda; ön tarafın daha hareketli olması gerektiğini ve bir tane bile duran topun çok önemli olduğunu anlattım. Hafta içi çalıştığımız, Kocaelispor’un zaafını görüp de o bölgeye çalıştığımız duran toptan gol atmamız bizim için çok sevindirici oldu. Cerny ile Olaiton ile kaçırdığımız goller de var. Kocaelispor’u da tebrik ediyorum. Güzel mücadele ettiler" dedi.



"Ön alan baskımızı modernize ettik"


Beşiktaş’ta güçlü oyun oturtmaya çalıştıklarının altını çizen Murat Kaytaz, "Güçlü oyun felsefesi oturtmaya çalışıyoruz. Eski maçlarımıza baktığımızda 90 dakika adam adama yaptığımız önalan baskılarının pek sürdürülebilir olmadığını gördük. Kendi ön alan baskımızı modernize ettik. İkinci bölge savunması olarak değerlendirdik. Bunu şöyle düşünmeyin; bekleyip kontra atak oynama değil. Birinci bölgede bekleyip hızlı hücuma çıkarsanız bekleyip kontratak oynamak olur. Böyle bir düşüncemiz yok. İkinci bölgede daha agresif savunma yaparak, baskı modelimizi modernize etmeye çalışıyoruz. Avrupa takımları da alan savunmasından adam savunmasına yüzde yüz dönüyorlar. Biz de bunu çalışıyoruz. Başakşehir maçında denedik, biraz pozisyonlar verdik. Göztepe maçında denedik. Hiç pozisyon vermedik. Ama Göztepe’nin oyun stilinden mi acaba, bizi yanılmasın diye bugünkü maç bizim için çok önemliydi. Test maçıydı. Gördük ki; ikinci bölge savumasın iyi bir şekilde yapabiliyoruz. Biraz daha agresif olmamız gereken yerde agresif olursak rakiplere pozisyon vermeden maçları bitireceğiz diye düşünüyorum" diye konuştu.



"Bu maçta 3. bölgede çok aksiyon üretemedik"


Murat Kaytaz, Kocaelispor’un zaafının olduğu yerden gol attığı için çok mutlu olduğunu söyledi. Kaytaz, "3. bölge aksiyonlarını bu maç özelinde çok üretemedik. Cengiz’in şut opsiyonu olabilir, santrforu bulup ikiye bir yapıp şut yapabilir gibi. Cengiz orada kararı kendisi verecek. Hoca böyle anlatınca insanlar ‘3. bölge çalışılmıyor’ diyor. Antrenmanda çalışmaz, oyuncuya göstermezseniz analiz toplantısında oyuncuya hesap soramazsınız. Oyuncular bize gösterdin mi diyebilir. Modern futbolda herkes kendini güncellemek zorunda. Biz duran toplar üzerine çok çalışıyoruz. Kocaeli’nin arka bölgede duran toplarda zaafı vardı. Agbadou’yu kaçırıp Cerny’nin ortasıyla güzel bir ortayla golü bulduk. Çalışılan yerden bu meyveyi toplamak insana felaket mutluluk veriyor. Abartılı sevinç yaptıysam da Kocaeli halkından, taraftarından özür dilerim" diye konuştu.



"Bugün kaptanımız Orkun’un eksikliğini hissettik"


Cerny- Cengiz yerleşiminin durağanlığına dair soruya Murat Kaytaz, "3 planımız var. Oyun opsiyonlarında rakibin analizlerinden sonra farklı opsiyonlar da üretebiliyoruz. Kendimize ait oyn kurma opsiyonlarımız da var. Mesela Olaitan’ı 2 haftadır sol çizgide değerlendiriyoruz ama oyun kurarken merkeze kat edip elmasın ucunu oluşturan yerde duruyor. Bugün kaptanımız Orkun’un eksikliğini de hissettik. Cengiz- Cerny- Olaitan üçlüsünün top bizdeyken biraz özgür kalmaları var. Hoca’nın verdiği özgürlük var, kendileri yer değiştirebiliyorlar. Biz oyuncunun sıkıntı yaşadığını görürsek opsiyon değiştiriyoruz. Taktiksel anlamla; berabere giden maçlarda maçı kurtarmak için 3-4-1-2 gibi çift santrafora dönme opsiyonlarını Antalya kampında çalışmıştık. Bazen 1-0 olan maçlarda 5-4-0’a da dönebiliriz. Bu opsiyonları çalışıyoruz ama hoca gerek gördüğünde bunlara dönüşüm yapabiliyor" yanıtını verdi.



"Kazanmaya devam edeceğiz. Rakip seçecek durumda değiliz"


Üst üste 3 maç kazanmalarına dair Murat Kaytaz, "16 maç olmuş. Fenerbahçe maçından beri kaybetmiyoruz. Bizim için kaybetmemek güzel. Kaybetmek de kötü bir şey ama orada bize yakışmayan 4-5 beraberlik var. O beraberlikleri incelediğimizde hücumsal olarak ceza sahasına Gol beklentimizin çok yüksek olduğu, hücum anlamında sıkıntının olmadığı, ceza sahasına girdiğimiz, gol beklentisinin yüksek olduğu, bitirişte problemlerin olduğu beraberlikti onlar. Ama baskı modelimizden dolayı rakiplerin bizi sıkıntıya soktuğu anlar vardı o maçlarda. Yediğimizden fazlasını atamadık, berabere kaldık. O beraberlikler bizi çok üzüyor. Çünkü 5 maç beraberliğimiz, 10 puan kaybımız var ama geçmişe takılmayacağız. Kazanma alışkanlığı bizim için çok önemli. Bu 3. maç oldu. Şunu söyleyebilirim Beşiktaş taraftarına; rakipten çok koşacağız ve rakipten çok ikili mücadele kazanacağız. Sergen Yalçın’ın tahammül etmediği iki şey. Oyuncuları bunun üzerine çok çalıştırıyoruz. Atletik raporlarımızda geldiğimizde ilk 10’un altındaydık, bunu yukarı çıktık. Eklenen oyuncularımızın dinamizm katmasıyla ilk 3’e çektik. Kazanmaya devam edeceğiz. Önümüzde kupa maçı var. Kupa maçında da sıkıntı yaşamayacağız. Sonra Galatasaray maçı var. Biz kazanmaya devam edeceğiz. Rakip seçecek durumda da değiliz" dedi.



"Taraftarımız bize sahip çıkmaya devam etsin. Yüzlerini kara çıkarmayacağız"


Gelecek sezonla ilgili görüşlerini de paylaşan Beşiktaş Teknik Sorumlusu Murat Kaytaz, "Sergen hocanın oturtmaya çalıştırdığı sistemde sezon sonuna kadar dalgalı performanslar gösterebiliriz. Bir antrenör olarak en çok mutlu olduğum şey şu; gelen transferler kaliteli, yaşları genç ve transfer olabilecek potansiyelde oyuncular. Oyuncuların son alıcısı değiliz. Oyuncular da bize iyi performans veriyor. Antrenör olarak en sevdiğim; oyuncu çime bastığı an devreye giriyorum. Oyun mantalitemizi ve antrenmanları anlatıyorum. Bu oyuncular 3 ay çalışacak, mayıs geldi. Türk futbolunda en büyük sorun ne? Transferler kampa yetişmedi. Bizim öyle bir derdimiz olmayacak. Zaten yüzde 70 takımımız burada. Önümüzdeki sene de bu mantalitenin üzerine giderek çok daha güçlü Beşiktaş izlettireceğiz Beşiktaş taraftarına. Taraftara şunu da demek istiyorum; her detayı düşünen teknik ekip ve Sergen Yalçın gibi bir teknik direktöre sahipler. Onlar bize sahip çıkmaya devam etsinler, biz onların yüzünü kara çıkarmayacağız. Biz beraberliklere maç kaybetmiş gibi üzülüyoruz. Onlardan fazla dertleniyoruz Beşiktaş berabere kaldığında ya da kaybettiğinde. Gönülleri rahat olsun. Beşiktaş’ı iyi yerlere getireceğiz" dedi.



"Yeni gelen futbolcular misafir değil, ev sahibi gibi hissetti. Çok mutlular"


Yeni transferlerin çabuk uyum sağlamasını değerlendiren Murat Kaytaz, "Yeni transferlerin takıma çok çabuk uyum sağladığı konuşuluyor. Mental çöküşün en büyük değişmesi budur. Bunu oyuncular nasıl başardı? Orkun’un kamptaki liderliğiyle, Emirhan’ın yabancıları ve Türkleri kaynaştırmasıyla, El Bilal Toure’nin kaynaştırmasıyla başardı. Aramıza Olaitan geldi. Yeni gelen oyuncular misafir gibi değil, ev sahibi gibi hissettiler. Çocukların hepsi çok mutlu. Onun için birden kaynaşmayı yaşadılar. 16 maç önce Beşiktaş artık kırılmayacak demiştik. Gol yediğimizde kırılganlık yaşıyorduk. Gol atınca koruma güdüsü oluyordu. Artık bunu yaşamayacağız. Güçlü oyuncu sistemine oyuncular artık adapte oldu. 4 senedir Beşiktaş taraftarı kara günlerini yaşıyor. Şunu değiştirmeye çalışıyoruz; sistemi oluştururken oyuncu endeksli değil, 3 eksiğimiz vardı ve yerine giren oyunculardan aynı performansı almamız gerekiyordu. Yüzde 15 taktik performans sarsılsaydı telafi ederiz. Ama yüzde 30-40 sarsılsaydı taktik antrenmanlarda bunu düzeltmemiz gerekiyor. Bugün Orkun’un eksikliğini hissettik ama bu bizim sistemimizi çökertmedi. Bilal Toure’nin eksikliği vardı, Olaitan’ı koyduk ve performans alıyoruz. Kırılgan yapıda Beşiktaş izlemeyeceksiniz. Taraftar mücadele etsinler, çok koşsunlar istiyor. Bunu zaten yapıyoruz. Ekstra olarak Sergen Yalçın’ın istediği göze hoş gelen hücum futbolu, 3. bölge aksiyonları. Bunu geliştirip çok daha iddialı Beşiktaş oluşturmaya çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını kabul edilemez buluyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde AK Parti İl Teşkilatı İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan programda yaptığı konuşmada, "Ramazan, hepinizin çok iyi bildiği gibi yardımlaşmanın, dayanışmanın ve hoşgörünün zirveye ulaştığı bir aydır. Belediyelerimiz, hayırseverlerimiz, sivil toplum örgütlerimiz bilhassa bu mübarek günlerde her zamankinden daha yoğun olarak yardımlaşma ve dayanışma faaliyetlerine ağırlık veriyor. AK Parti olarak biz de en tepeden mahalle temsilcimize kadar sahur ve iftar programlarında milletimizle beraber oluyoruz. Kimseyi ayırmadan, genç yaşlı demeden insanımızın derdiyle dertleniyor, muhabbetimizi güçlendiriyor, birlik ve beraberliğimizi perçinliyoruz. İstanbul teşkilatımızın da tam kadro sahada olduğunu, Ramazan-ı Şerif’i hakkını vererek idrak etme çabasında olduğunu memnuniyetle müşahede ediyorum. Teşkilatımızı yaptıkları güzel çalışmalardan, örnek faaliyetlerinden ötürü burada tebrik ediyor, her bir kardeşime teşekkür ediyorum" dedi. "Gazze başta olmak üzere Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize dayanışma mesajlarımı gönderiyorum" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ramazan ayında 86 milyon vatandaşımızla kucaklaşırken, gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi de elbette unutmuyoruz. Ne yazık ki bir taraftan Pakistan, Afganistan bir taraftan işte son günlerdeki İran, Körfez arasındaki savaşlar unutulur gibi değil. Türkiye Diyanet Vakfımız, TİKA’mız, Kızılay’ımız, ülkemizin yüz akı olan insani yardım kuruluşlarımız tam bir seferberlik ruhuyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çalıyor, ülkemizin yardım elini mazlum ve mağdurlara ulaştırıyor. Gazze’de, Sudan’da, Somali’de, Arakan’da ve daha pek çok yerde milletimizin katkılarıyla kurulan iftar sofralarında hamdolsun Türkiye için dualar ediliyor. Gazze başta olmak üzere gönül coğrafyamızın farklı köşelerinde Ramazan’ı buruk bir kalple karşılayan tüm kardeşlerimize milletim adına dayanışma mesajlarımı gönderiyorum. Çekilen bunca acının, yaşanan bunca zorluğun verilen bu kahramanca mücadelenin er ya da geç kalıcı zaferle taçlanacağına yürekten inanıyorum. Milletimizin her bir ferdinden, paylaşma ve dayanışma ayı olan Ramazan-ı Şerif’te mazlum ve mağdur kardeşlerini hem dualarında hem de yardım çalışmalarında unutmamalarını özellikle rica ediyorum" ifadeleri kullandı. "Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından üzüntü ve endişe duyuyoruz" "Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur barış ve istikrar ortamının hakim olması çalışırken, komşumuz İran’a yönelik Netanyahu’nun kışkırtmaları ile başlayan Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun bir süredir anlaşmazlıkların diyalog yolu ile çözülmesi için çok ciddi emek verdik. Özellikle bu süre içerisinde sayın Trump ve sayın Pezeşkiyan’la telefonda görüşmeler yaptım. Bölgemizdeki başka ülkeler de aynı şekilde ellerinden geleni yaptı. Hem taraflar arasındaki güven bunalımı aşılamadı hem de İsrail’in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için istenen netice alınamadı. İran’ın egemenliğini açıkça ihlal etme yanında dost ve kardeş İran halkının huzuruna kast eden sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde her ne sebeple olursa olsun körfezdeki kardeş ülkelerimize yönelik İran’ın füze ve dron saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz. Diplomasiye alan açılmazsa bölgemiz bir ateş çemberine sürüklenme riski ile karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Savaşın daha da büyümemesi, bölgemizin daha büyük acılar yaşamaması için başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Biz Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhulet ile çözülmesi noktasında üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz ve yapacağız. Tüm ilgili arkadaşlarımız muhatapları ile yoğun temas halindeler. Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politika ile inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi ardından müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türk siyasi tarihinin kara günlerinden 28 Şubat müdahalesinin yıldönümü. 28 Şubat geride bir enkaz bırakmıştır. Yapılan hesaplamalar 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’yi 381 milyar dolar zarara uğrattığını ortaya koyuyor. 28 Şubat, özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında travmatik izler bıraktı. Üniversite kapılarındaki ikna odalarında başörtülü öğrencilere psikolojik şiddet uygulandı. Bu kardeşlerimiz okullara alınmadı. Binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı uygulaması ve 8 yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla İmam Hatip Okulları ve meslek liselerinin önü kesildi. Çok zor, sancılı bir dönem yaşadık. Partilerimizi kapatarak bize siyaset yapamazsınız dediler. Uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar. Hatta çıktılar, utanmadan ‘muhtar bile olamazsınız’ dediler. Önümüze duvar ördüler, engel çıkardılar. Bizi engellemek, bizi millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Karamsarlığa kapılmadık, ümitsizliğe düşmedik. Allah’a dayandık. Sabır, tahammül ve imanla bize, aziz milletimize ve siyasi görüşlerimize yönelik saldırıları tek tek bertaraf ettik" dedi. "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik" "28 Şubat döneminde işinden atılan veya istifaya zorlanan kardeşlerimizin haklarını kendilerine iade ettik" ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başörtüsüne yönelik keyfi uygulamalara ve anlamsız yasaklara son verdik. 15 Temmuz sonrasında, 28 Şubat’a en büyük desteği veren FETÖ’yü de tasfiye ederek 28 Şubatçıların önünü açtığı, palazlandırdığı, daha sonra milletin başına musallat ettiği bir beladan milletimizi kurtardık. 29 sene önce ikna odalarına alınan başörtülü kızlarımız bugün mülkiyede, adliyede, askeriyede, iç ve dış siyasette, dünyada, kabinede yani devletin tüm kademelerinde hiçbir kısıtlama olmadan özgürce görev yapıyor. Evlatlarımız inançlarıyla, kariyerleriyle, dini hassasiyetleriyle okulları arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalmıyor. Güvenlik kuvvetlerimiz, üniversitelerimiz, yargımız, iş dünyamız, sendikalarımız artık vakitlerini siyasete balans ayarı yapmak için değil, asli vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmek için harcıyor. Allah’a hamdolsun, AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın kararlı, cesur, bir o kadar da akıllı ve sabırlı mücadelesi sayesinde işte bu noktalara geldik. Rabbim, bugünkü kazanımlarımızda, bugüne kadar elde ettiğimiz hak ve özgürlüklerde emeği, alın teri ve katkısı olan herkesten razı olsun diyorum" şeklinde konuştu. "Çocuklarımızın neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu?" Karanlık ve kasvetli dönemlerin bir daha gelmemek üzere geride kaldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin kaptan köşkünde bizler olduğumuz müddetçe Allah’ın izniyle eskiyi hortlatmaya kimsenin gücü yetmez ve yetmeyecektir. Şimdi nesli tükenmekte olan üç beş şuursuz çıkmış, yayınladıkları bildirilerle milletimizin fertleri arasına nifak sokmaya çalışıyor. Çocuklarımızın milli ve manevi değerleriyle erken yaşta tanışması, ruh ve medeniyet kökleriyle güçlü bağlar kurması bunların asabını bozuyor. Ana muhalefetin başındaki zat da kırk dereden kırk kova su getirerek akla ziyan argümanlarla bildiriyi yazan marjinallere lojistik destek veriyor. Millete ‘gerici azınlık’ diyen bu kibir kulelerine sahip çıkıyor. Dikkat edin, sürekli meydanlarda konuşuyor, mikrofonu elinden bırakmıyor. Ama beyefendi okullarda gönüllü Ramazan etkinlikleri düzenlenmesine niçin karşı çıktıklarının cevabını bir türlü veremiyor. Çocukların iftar sofralarında bir araya gelecek olmasının neresi yanlış? Yardımlaşma ve dayanışmayı artıracak faaliyetler düzenlenmesinin neresi hatalı? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapmasının, neşe içinde cıvıl cıvıl ilahiler okumasının neresi sorunlu? Bunların hiçbirine makul, mantıklı ve hukuki bir cevabı yok. Ana muhalefetin başındaki zat kusura bakmasın. Biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Medeniyet mirasımızı, Cumhuriyetimizin kazanımlarını, milletimizin hak ve özgürlüklerini inşallah daha da zenginleştirerek yarınlara taşıyacağız" dedi.
Erzurum Sağlık-Sen üyeleri iftar programında buluştu Sağlık-Sen Erzurum Şubesi, iftar programında üyeleriyle bir araya geldi. Olumsuz hava koşulları nedeniyle programa katılamayan Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Duman, telefonla görüntülü bağlantı yaparak birlik ve beraberlik mesajı verdi. Duman konuşmasında, aralarında olmayı çok arzu ettiğini belirterek şunları söyledi: "Dün nasıl sorunlara neşter vuran, önemli kazanımlara imza atan ve çalışanlarımızın gür sesi olan biz olduysak; bugün ve yarın da sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın sorunlarına çözüm arayan, onların haklarını savunan biz olacağız. Ekonomik, özlük ve sosyal hakların geliştirilmesi için gece gündüz çalışıyoruz. Sahayla iç içeyiz, sorunları ve çözüm yollarını iyi biliyoruz. Genel Merkez olarak avukatlarımız, mevzuat birimimiz ve danışmanlarımızla birlikte masaya güçlü oturacak ve çalışanlarımızın yüzünü güldürecek kazanımlar için mücadele edeceğiz. Ramazan ayı birlik ve beraberliğin en güzel vesilesidir. Bu programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." Sağlık-Sen Erzurum Şube Başkanı Ramazan Tortum ise Erzurum’da sağlık ve sosyal hizmet alanındaki gelişmeleri değerlendirmek üzere bir araya geldiklerini ifade etti. Görev süreleri boyunca üye sayılarını artırdıklarını belirten Tortum, hava muhalefeti nedeniyle programa katılamayan Abdullah Duman’a teşekkürlerini iletti. Haziran ayında gerçekleştirilen genel kurul sonrası üniversite şubesini de açtıklarını aktaran Tortum, iki şubede toplam 5 bine yakın üyeleri bulunduğunu, Memur-Sen çatısı altında ise yaklaşık 18 bin kamu çalışanıyla Erzurum ve Türkiye’nin en büyük sendikal yapılarından biri olduklarını vurguladı. Üyelerin karşılaştığı sorunları yetkili mercilerle görüşerek çözmeye çalıştıklarını belirten Tortum, mobbing başta olmak üzere çalışma hayatındaki her türlü sorunun takipçisi olduklarını söyledi. Ayrıca sempozyum, eğitim ve konferanslarla üyelerin mesleki gelişimine katkı sunduklarını; mali ve özlük hakların iyileştirilmesinin yanı sıra sertifika programlarıyla çalışanların daha etkin ve donanımlı hale gelmesini hedeflediklerini ifade etti.