EKONOMİ - 04 Mayıs 2026 Pazartesi 14:18

Port Yarımca’nın yıllık elleçleme kapasitesi 780 bin araç oldu

A
A
A
Port Yarımca’nın yıllık elleçleme kapasitesi 780 bin araç oldu

Otomotiv lojistiğinin dünyaya açılan kapılarından biri olan Kocaeli’deki Port Yarımca, 2025 yılında Türkiye’de elleçlenen toplam Ro-Ro hacminin yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirdi. Tesis, yıllık 780 bin araçlık elleçleme kapasitesiyle sektöründe ilk sıralarda yer alıyor.



OYAK ile Japon Nippon Yusen Kaisha (NYK Line) grubunun ortaklığıyla 2018 yılında Kocaeli Körfezi’nde kurulan Port Yarımca, uluslararası otomobil markalarının dış ticaret kapısı olarak faaliyetlerini her yıl artırıyor. Liman, Ro-Ro (Roll-on/Roll-off) konseptinde hizmet veriyor. Liman, yüzde 100 otomotiv odaklı yapısı, modern teknolojik altyapısı ve güçlü operasyonel kabiliyetiyle otomotiv lojistiğinin dünyaya açılan kapılarından biri olma konumunda.


Toplam Ro-Ro hacminin yüzde 20’si Port Yarımca’dan


Yapılan açıklamaya göre liman, 2025 yılında kuruluşundan bu yana en yüksek yıllık gemi uğrağı ve elleçleme hacmine ulaşarak rekor kırdı. Türkiye’nin tek ihtisas Ro-Ro limanı olan liman, yıllık 780 bin araçlık kapasitesiyle sektör liderliğini sürdürürken geçen yıl Türkiye toplam Ro-Ro hacminin yüzde 20’sini tek başına gerçekleştirdi ve 428 bin 119 adetlik elleçleme miktarına ulaştı.


Port Yarımca değer üreten stratejik lojistik merkezi


Port Yarımca Genel Müdürü Gökalp Sözen konuya ilişkin şunları söyledi: "Port Yarımca olarak, uluslararası standartlarda hizmet sunan bir Ro-Ro limanı olmanın sorumluluğuyla otomotiv lojistiğinde müşterilerimize yüksek verimlilik ve operasyonel güvenlik sağlayan çözümler geliştiriyoruz. Entegre hizmet modelimiz ve güçlü altyapımız sayesinde süreçleri tek noktadan yöneterek müşterilerimizin operasyonlarını hızlandırıyoruz.


Önümüzdeki dönemde de küresel otomotiv sektöründeki dönüşümü yakından takip ederek dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmeliyet odağında yatırımlarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Port Yarımca’yı sadece bir liman değil, müşterilerine değer üreten stratejik bir lojistik merkez olarak konumlandırmayı sürdüreceğiz."


20 bin araçlık stoklama alanı


Açıklamaya göre, Türkiye limanları arasında en yüksek kapasiteli katlı otoparkı da içeren toplam 20 bin araçlık stoklama alanı, Port Yarımca’ya büyük ölçekli operasyonları eş zamanlı, emniyetli ve esnek biçimde yönetme olanağı tanıyarak sektörde belirgin bir fark oluşturdu. Liman, 235 bin metrekarelik alanda sunduğu entegre hizmet yapısıyla klasik liman anlayışının da ötesine geçti.


2025’te 553,3 milyon metrik ton yük elleçlendi


Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 2025 yılında elleçlenen toplam tonaj 553,3 milyon metrik ton olarak gerçekleşerek bir önceki yıla göre yüzde 4 arttı. Konteyner pazarında da aynı yıl elleçlenen hacim 2024’e kıyasla yüzde 3,3 artarak 13,99 milyon TEU’ya ulaştı.



Port Yarımca’nın yıllık elleçleme kapasitesi 780 bin araç oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Sadıkoğlu’ndan pestisit kalıntısı değerlendirmesi Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte tarım ürünlerinde artan pestisit kalıntılarına değinen Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, "Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor. Malatya olarak, ekonomimizin bel kemiği olan kayısımızda pestisit sorunu yaşamamak adına her türlü mücadeleyi gösteriyoruz. Yaşadığımız tüm doğal afetlere ve değişen dünya standartlarına rağmen üreticimizle, tüccarımızla ve ihracatçımızla omuz omuza çalışarak dünya kayısı başkenti unvanımızı koruyacağız" dedi. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, TRT GAP Diyarbakır Radyosu’nda yayınlanan "Bölge Gündemi" programının konuğu olarak Malatya Kayısısı üzerine değerlendirmelerde bulundu. "Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor" Son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte tarım ürünlerinde artmaya başlayan pestisit kalıntılarının Malatya Kayısısının üretimine ve ihracatına etkilerini değerlendiren Başkan Sadıkoğlu, "İklim değişikliğiyle birlikte ülkemizde üretilen birçok tarım ürününde pestisit kalıntısı, yani zirai ilaç kalıntısı sorunuyla karşı karşıyayız. Bu sorunu zaman zaman Malatya Kayısısında da yaşıyoruz. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede denetimler sıkılaştı. Bilinçsiz ilaçlama hem ürüne hem de ekonomiye zarar veriyor. Bu konu Malatya Ticaret ve Sanayi Odası olarak son yıllarda üzerine eğildiğimiz ana konulardan biri. Kayısı, Avrupa Birliği tescilli bir ürün olduğu için, daha hassas olmamız gerektiğine inanıyoruz. İklim şartlarıyla değişen hastalıklara karşı Malatya Ticaret ve Sanayi Odamız ile Tarım İl Müdürlüğümüz tam bir seferberlik halindeyiz. Hem üreticilerimizi hem de zirai ilaç satışı yapan üyelerimizi bilgilendirmek amacıyla eğitimler düzenledik, düzenlemeye de devam edeceğiz. Pestisit kalıntısını sıfıra indirmek için özellikle üreticimize "reçetesiz ilaç kullanmama" bilincini aşılıyoruz" dedi. "Avrupa’da kimyasal ilaçlar artık ilk değil, son çare olarak kabul edilmekte" Dünya ülkelerinin pestisit kalıntılarıyla mücadele modellerinden örnekler veren Başkan Sadıkoğlu, "Avrupa ülkeleri bu sorunla nasıl mücadele ediyor diye araştırmalar yapıp, örnek modelleri üreticimize sunuyoruz. Mesela önümüzde Lüksemburg Örneği var. Lüksemburg, 2021 yılından itibaren dünya genelinde tartışılan ve yaygın olarak kullanılan zirai ot öldürücü ilaçları yasaklayan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. Ayrıca üzüm üretiminde kimyasal böcek ilaçlarını tamamen terk edip, biyolojik alternatiflere geçmek için özel devlet teşvikleri sunmaktadır. Danimarka dünyada pestisit kullanımını en çok düşüren ülkelerden biridir. Bu başarıyı bugün değil, 1970’lerden itibaren uygulamaya koyduğu "Pestisit Vergisi" ile sağlamıştır. Üründeki kimyasalın derecesine göre artan bu vergi yükü, çiftçileri ekonomik olarak daha güvenli ve biyolojik yöntemlere yönlendirmiştir. Avrupa’da çiftçiler için kimyasal ilaçlar artık ilk değil, "son çare" olarak kabul edilmektedir" diye konuştu. "Dünya kayısı başkenti unvanımızı koruyacağız" Malatya kayısısında pestisit sorunu yaşanmaması adına her türlü mücadeleyi göstereceklerini kaydeden Başkan Sadıkoğlu, "İhracat odaklı büyüyen bir ekonomiye sahip olan ülkemizde Pestisit kalıntısını en aza indirmek için farkındalık oluştuğuna inanıyoruz. Malatya olarak, ekonomimizin bel kemiği olan kayısımızda Pestisit sorunu yaşamamak adına her türlü mücadeleyi verdiğimizin altınız çizmek isterim. Malatya Kayısısı sadece lezzetiyle değil, "güvenilir gıda" olarak da dünya sofralarında yer almaya devam edecek. Kalıntı sorunu bizim için bir engel değil, standartlarımızı yükseltmek için bir fırsattır. Yaşadığımız tüm doğal afetlere ve değişen dünya standartlarına rağmen üreticimizle, tüccarımızla ve ihracatçımızla omuz omuza çalışarak "dünya kayısı başkenti" unvanımızı koruyacağız" diye konuştu.
Samsun KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.