GÜNDEM - 20 Ağustos 2025 Çarşamba 14:26

Şehir Hastanesi tramvay hattı rekor kırdı

A
A
A
Şehir Hastanesi tramvay hattı rekor kırdı

Kocaeli Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Şehir Hastanesi tramvay hattının sadece 17 ayda 1 milyon 800 bin yolcuya hizmet verdiğini açıkladı.


Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kent trafiğini akıcı hale getirmek ve vatandaşların ulaşım sorununu çözmek amacıyla çok önemli projeler hayata geçiriyor. Bu projelerden biri olan 2017 yılında Sekapark-Otogar arasında yolcu taşımaya başlayan tramvay da yapılan yeni çalışmalarla genişletildi. Sekapark’a kadar olan hat, Kuruçeşme’ye uzatıldı. 17 Mart 2024 tarihinde de Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katıldığı bir törenle Kocaeli Şehir Hastanesi tramvay hattı hizmete açıldı. 1.5 yıl gibi kısa sürede tamamlanan bu hat, Kocaeli Şehir Hastanesi’ne ulaşımı rahat hale getirirken, süreyi de 15 dakikaya indirdi. Kocaelililer ilk günden itibaren Kocaeli Şehir Hastanesi Tramvay Hattı’na büyük ilgi gösteriyor. Bu ilgi, rakamlara da yansıdı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, hattın açıldığı günden bu yana 1 milyon 796 bin 186 yolcuya güvenli, konforlu ve hızlı ulaşım imkanı sunduğunu açıkladı. Başkan Büyükakın, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran, şehrimizin ulaşım yükünü azaltan bu önemli hattımızla, her gün binlerce hemşehrimize hizmet vermeye devam ediyoruz" derken, Kocaeli için çalışmaya, hayatı kolaylaştıran projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizdi.



Şehir Hastanesi tramvay hattı rekor kırdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi’de Anadolu türkülerinin ezgileri yükseldi Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği "Anadolu Türküleri" konserinde, TRT sanatçısı Özlem Üngör Kara ile Uğur Önür ve "2 Saz 1 Ses" ekibi sahne aldı. Osmangazi Gösteri Merkezi’ni dolduran müzikseverler, Anadolu’nun farklı yörelerinden seslendirilen türkülere hep bir ağızdan eşlik etti. Osmangazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde Osmangazi Kent Konseyi ve Prusa Sanat Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Anadolu Türküleri" konseri, müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Osmangazi Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen etkinlikte TRT Ankara Radrosu Halk Müziği Sanatçısı Özlem Üngör Kara ve Türk Halk Müziği Sanatçısı Uğur Önür, ‘2 Saz 1 Ses’ ekibiyle birlikte sergiledikleri performansla kulakların pasını sildi. Türk halk müziğinin sevilen eserlerini seslendiren sanatçılar, performanslarıyla dinleyicilerden büyük beğeni topladı. Bursa’nın fethinin 700. yılına özel hazırlanan programda, köklü kültürel mirası yansıtan türküler salonu dolduran müzikseverlere duygu dolu anlar yaşattı. "Çok keyifli bir konserdi" Bursa’da çok mutlu ve güzel bir konser gerçekleştirdiklerini belirten TRT Ankara Radrosu Halk Müziği Sanatçısı Özlem Üngör Kara "Halkın ilgisi çok güzeldi. Bursa’nın fethinin 700. Yılı kutlu olsun. Çok keyifli bir konserdi, nice yüz yıllar diliyorum Bursa’ya, Bursa halkına da sevgi ve selamlarımı, Osmangazi Belediyesi’ne de desteklerinden ötürü teşekkürlerimi iletiyorum." diye konuştu. Türk Halk Müziği Sanatçısı Uğur Önür de, kendilerini yalnız bırakmayan Bursa halkına teşekkür ederek "Burada bizleri ağırlayan Osmangazi Belediyesi’ne çok teşekkür ediyoruz. Çok kıymetli sanatçılarla birlikte Anadolu’nun farklı yörelerinden güzel türküleri seslendirmeye çalıştık. Umarım Bursalıların gönlüne göre olmuştur." ifadelerini kullandı. "Anadolu’nun tüm türkülerine değindik" ‘2 Saz 1 Ses’ ekibinden Keman Sanatçısı Ozan Sari ise "Osmangazi Belediyesi, Türkiye’nin en büyük belediyelerinden biri. Her zaman olduğu gibi sanata ve sanatçıya, halkına hizmette sınır tanımıyor. Prusa Sanat işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu konserde halkın yoğun ilgisini gördük. Bizim planladığımızdan biraz daha uzun sürdü hatta konser isteklerden dolayı. Bursa’nın fethinin 700. Yılı kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu konser için Osmangazi Belediyesi’ne, Prusa Sanat ailesine çok teşekkür ediyorum." değerlendirmesinde bulundu. Ekibin diğer ismi Bağlama Sanatçısı Mahmut Cemal Sari de, "İki Saz Bir Ses olarak verdiğimiz konserlerin bir yenisini daha buluştuk. Birlikte Karadeniz’in, Bursa’nın, Anadolu’nun tüm türkülerine değindik. Bursa’nın fethinin 700. Yılı kapsamında gerçekleşen bu konseri, Bursa halkına armağan etmek istiyoruz." açıklamalarını yaptı. Zaman zaman türkülere eşlik eden vatandaşlar, müzik dolu gecede keyifli anlar geçirdi.
İzmir Karaburun ve Mordoğan kültürü 9. Geleneksel Yemek Festivali’nde yaşatılacak Karaburun yarımadasının kültürel mirasına sahip çıkan önemli etkinliklerden biri olan "9. Geleneksel Yemek Festivali", Müesser Aktaş Etnografya ve Tarih Evi Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından 16-17 Mayıs 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Yarımadanın köklü kültürünü yaşatmayı amaçlayan festival, iki gün boyunca ziyaretçilerine hem lezzet hem de kültür dolu unutulmaz bir hafta sonu sunacak. Festival kapsamında yöresel yemek yarışmaları, kültürel söyleşiler, geleneksel el sanatları tanıtımları ve destansı halk oyunları gösterileri düzenlenecek. Karaburun ve Mordoğan’ın geçmişten günümüze uzanan yaşam kültürünü tanıtacak etkinlikler, bölgenin kültürel değerlerini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Yarımada kültürüne gönül veren isimlerden biri olan Müesser Aktaş tarafından 2008 yılında kurulan yerel kültür evi ise festivalin en önemli simgelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Kültür evinde; el sanatları ürünleri, geleneksel köy odası, yöresel kıyafetler, eski mutfak eşyaları ve geçmiş yaşamı yansıtan birbirinden değerli eserler sergileniyor. Karaburun yarımadasının unutulmaya yüz tutmuş kültürel mirasının korunması adına büyük emek veren Müesser Aktaş’ın çalışmaları, yıllardır bölge halkı ve ziyaretçiler tarafından takdirle karşılanıyor. Yarımadanın tarihine ışık tutan birçok nadide eser, bu kültür evinde yaşatılarak günümüze taşınıyor. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenecek olan yöresel yemek festivali de, bu kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturarak adeta taçlandırıyor. Festival boyunca ziyaretçiler yalnızca yöresel lezzetlerle buluşmayacak; aynı zamanda Karaburun’un tarihini, yaşam biçimini ve geleneklerini yakından tanıma fırsatı da bulacak. Bölgenin doğal güzellikleri ve kültürel dokusuyla birleşen etkinlik, İzmir ve çevre illerden gelecek misafirler için de önemli bir kültür buluşması niteliği taşıyor. Festivale katılanlara ayrıca, mitolojide Echo efsanesiyle anılan ve Narcissus hikâyesine konu olduğu söylenen tarihi Nargisus Çeşmesi’ni ziyaret etmeleri de öneriliyor. Yarımadanın mistik atmosferini yansıtan bu tarihi nokta, bölgenin kültürel zenginliğini tamamlayan önemli değerlerden biri olarak öne çıkıyor. Karaburun ve Mordoğan kültürünün yaşatılması adına büyük önem taşıyan festival, geleneksel değerlerin korunmasına katkı sunarken aynı zamanda yarımada turizmine de canlılık kazandıracak. Kültür, tarih, gastronomi ve halk oyunlarının bir araya geleceği bu özel etkinlik, güzel bir hafta sonu geçirmek isteyenler için kaçırılmayacak bir organizasyon olacak.
İstanbul ŞMS Kopuz ve Bunge, yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı Gıda sektörüne yönelik yenilikçi çözümler geliştiren Bunge, Türkiye’deki stratejik iş ortağı ŞMS Kopuz ile birlikte yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı. Etkinlikte tanıtılan ürünlerin, üreticilere operasyonel kolaylık ve ihracatta rekabet avantajı sağlaması hedefleniyor. Tarım, gıda ve içerik çözümleri alanında faaliyet gösteren Bunge, Türkiye pazarına yönelik geliştirdiği yeni nesil özel yağ çözümlerini, Türkiye’deki distribütörü ve stratejik iş ortağı ŞMS Kopuz iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte tanıttı. Organizasyonda; FlexiBetter fırıncılık çözümleri, CBT Gold, Prestine serisi ve shea bazlı özel yağ alternatifleri sektör profesyonellerinin beğenisine sunuldu. ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, etkinlikte yaptığı konuşmada atıştırmalık ürün sektörünün önemine dikkat çekti. Kopuz, tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte dünyada trendlerin atıştırmalık ürünler yönünde çok geliştiğini ve sektörün tüm dünyada hızla büyüdüğünü ifade etti. Türkiye’nin bu alanda 3,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle dünyada ilk beş içerisinde bulunduğunu belirten Kopuz, söz konusu başarının şekerli mamul sektörü açısından önemli bir gurur kaynağı olduğunu ifade etti. ŞMS Kopuz’un yürüttüğü çalışmalar kapsamında, gıda sektöründe 200 yıllık küresel deneyime sahip Bunge’nin yenilikçi çözümlerinin Türkiye’deki sanayicilerle buluşturulduğunu aktaran Kopuz, bu iş birliklerinin Türk gıda sektörünün ihracatta rekabet gücünü artırdığını söyledi. "Özel bitkisel tereyağı vegan tüketim için önemli" Kopuz, özel bitkisel tereyağı ürünlerinin özellikle vegan tüketim açısından önem taşıdığını belirterek, "Özel bitkisel tereyağı diye bir kavram var, bu aslında vegan tüketiminde de çok önemli ve bu ürünün trans yağı sıfır. Bu çerçevede artık pastanelere ve zincir markalarda yediğimiz ürünlere bir farkındalık getiriyor" dedi. Kopuz, Shea bitkisinin kakao yağına alternatif olarak sürülebilir krema ve dondurma sektöründe rekabet gücünü artırdığını ifade ederek, "Shea, kakao yağının alternatifi bir bitki ve lezzeti kakao yağından hiçbir farkı yok, bu özelliğiyle çikolatanın gelişimine, rekabetine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz 2030’lu yıllarda 3,4 milyar dolarlık ihracat rakamını 10 milyar dolarlara taşımak" Bunge’nin bu alanda dünyanın inovasyon merkezi olduğunu belirten Kopuz, Türkiye’deki yapılanmalarıyla birlikte hem tüketicilere daha ekonomik ürünler sunmayı hem de sektörün ihracat gücünü artırmayı hedeflediklerini söyledi. Kopuz, "Bu ürünlerle hem Türkiye’deki insanımıza daha ekonomik ürün sunma anlamında bir köprü vazifesi görüyoruz, hem de ihracatta sektörümüzü Amerika, Latin Amerika dahil, Afrika gibi dünya pazarları ihracatına bir ivme kazandırıyoruz. Hedefimiz 2030’lu yıllarda 3,4 milyar dolarlık ihracat rakamını 10 milyar dolarlara taşımak" diye konuştu. ŞMS Kopuz İcra Kurulu Üyesi ve CEO’su Burak Kopuz ise "Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle dünyada gıda alanında yer alan global çözümleri Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Bu çözümleri inovatif yaklaşımlarla, rekabet avantajı sağlayacak biçimde sanayiciye sunmayı amaçlıyoruz. Doğru ürün, doğru konumlandırma ve doğru teknik destekle bunu sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Burak Kopuz, lansmanını gerçekleştirdikleri yeni ürünlerin müşterilerine reçetelerinde kolaylık, performans artıları ve rekabet gücü sağlayacağını belirterek, "Yeni ürünlerimiz müşterilerimize bu anlamda önemli avantajlar sunacak" diye konuştu. Bu tür ürün ve çözümlerin ŞMS Kopuz’un vizyonunda her zaman bulunduğunu vurgulayan Kopuz, "Bu vizyonumuzu gelecek dönemde de göstermeyi hedefliyoruz" açıklamasında bulundu. Etkinlikte tanıtılan yeni nesil yağ portföyü Etkinlikte aktarılan bilgilere göre Bunge, Türkiye pazarına yönelik yatırım ve büyüme odağını, yeni nesil özel yağ çözümleriyle güçlendirmeyi sürdürüyor. ŞMS Kopuz ile yürütülen iş birliği kapsamında son üç yılda 20’den fazla özel yağ çözümü Türkiye pazarına sunulurken, bu ürünler 70’in üzerinde aktif müşteriye ulaştı. Lansmanla birlikte bu erişimin daha da genişletilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda tanıtılan CBT Gold, Prestine serisi, FlexiBetter fırıncılık çözümleri ve shea bazlı özel yağ alternatifleri, Türkiye’de büyüyen yüksek performanslı, verimli ve sürdürülebilir gıda üretimi ihtiyacına yanıt vermeyi amaçlıyor. Lansmanda öne çıkan ürünlerden FlexiBetter, kruvasan, milföy ve kurabiye gibi katmanlı hamur ürünleri için geliştirilen, süt yağına alternatif yenilikçi bir çözüm olarak tanıtıldı. Ürün, üretim sürecinde istikrarlı sonuçlar sunması, işlenebilirliği kolaylaştırması ve nihai üründe istenen dokunun korunmasına katkı sağlamasıyla dikkat çekiyor. Şekerleme kategorisine yönelik çözümler arasında yer alan CBT Gold ise çikolata benzeri ürünlerde lezzet, doku ve üretim verimliliğini birlikte sunmayı hedefliyor. Kakao yağına yakın özellikleriyle öne çıkan ürün, üreticilere daha hızlı ve kontrollü bir üretim süreci sağlarken, tüketici deneyiminde de tat ve ağız hissinin korunmasına katkı sunuyor. Prestine serisi ise dolgu yağları kategorisinde konumlanıyor. Sıcak iklim koşullarında ürün kalitesinin korunmasına katkı sağlayan seri, pralinden gofrete, fındık bazlı dolgulardan havalandırılmış ürünlere kadar geniş bir kullanım alanında pürüzsüz doku ve dengeli lezzet profili sunmayı amaçlıyor.
İzmir Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların "beyaz altını" tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük olduğu konusunda uyarıda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu. Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin" dedi. 11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası’ sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, "Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir ’ödül mekanizması’. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu." dedi. Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: "Ancak bu çaba, ’Glomerüler Hiperfiltrasyon’ denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor." Sadece tansiyon hastaları mı risk altında? Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi. Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, "Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız. Geleceğinizi ’salamura’ etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek." dedi.