POLİTİKA - 30 Eylül 2025 Salı 00:21

Sevilay Tuncer: "Döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür"

A
A
A
Sevilay Tuncer: "Döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür"

AK Parti Genel Merkez Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde hayata geçirilen "Yeşil Dönüşüm ve İklim Farkındalığı Programı"nın Kocaeli toplantısı gerçekleştirildi. Programda iklim değişikliğiyle mücadele, yeşil ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alındı.


AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus’un ev sahipliğinde 29 Eylül Pazartesi günü düzenlenen 111. Genişletilmiş İl Danışma Meclisi, Kocaeli Kongre Merkezi’nde geniş bir katılımla yapıldı. Programda ayrıca AK Parti Genel Merkez Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanlığı tarafından 81 ilde yürütülen "Yeşil Dönüşüm ve İklim Farkındalığı Programı’nın Kocaeli buluşması da gerçekleştirildi. Toplantıya katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Sevilay Tuncer, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde hayata geçirilecek olan İklim Kanunu’nun çevre kadar ekonomiyi de büyüteceğini vurguladı. "Döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür" diyen Tuncer, yeşil dönüşümün yeni sektörler ve istihdam alanları oluşturacağını kaydetti.


Genel Merkez Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı, Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer’in de katıldığı danışma meclisine, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Radiye Sezer Katırcıoğlu,Veysal Tipioğlu, Sami Çakır, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şahin Talus, İl Koordinatörü Salih Koca, MKYK Üyeleri Mehmet Ali Okur, Davut Coşkun Şiviloğlu, eski milletvekilleri, il başkanları, belediye başkanları ve ilçe başkanları, İl Kadın Kolları Başkanı Yasemin Özdemir, İl Gençlik Kolları Başkanı Doğan Orak, Büyükşehir Belediye Başkanvekili Berna Abiş, Hasan Soba ve partililerde katılım sağladı.




"Döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür"


Yeşil ekonomi çerçevesinde sürdürülebilir istihdamın sağlanacağını vurgulayan AK Parti Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Sevilay Tuncer, "Doğayı ne kadar az kirletirsek onu temizlemek için de o kadar az harcama yaparız. Temizleme maliyetleri azaldığında elde edilen kaynak doğrudan ülke ekonomisine geri döner. Üstelik döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür. Yenilenebilir enerji yatırımları, geri dönüşüm tesisleri, atık yönetimi ve enerji verimliliği teknolojileri yeni sektörler oluşturur ve binlerce kişiye iş imkanı sağlar. Dolayısıyla İklim Kanunu çevreyi korumakla birlikte yeşil ekonomi, sürdürülebilir kalkınma ve istihdam için bir gelecek, yatırımıdır. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde hayata geçirilen Sıfır Atık Projesi, hem dünya çapında başarılı bir çevre hareketi hem de toplumsal dönüşümün vicdani altyapısını oluşturmuştur. Sıfır Atık Projesi işte bu bilincin gelişmesi ve yaygınlaştırılması konusunda önemli bir işlev görüyor. Sayısız kazanımlar elde ettiğimiz bu proje, iklim kanunu içinde de önem taşımaktadır. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele etmesi için gerekli olan finansman ihtiyacının karşılanması ve yeşil dönüşüm araçlarının ve teknolojisinin geliştirilmesi gerekmektedir. İklim Kanunu, emisyon ticaret sistemi gibi bütün mekanizmaları düzenleyen bir kanun olduğu için çok büyük bir öneme taşımaktadır. Kanunla; Türkiye’nin iklim adaleti ve geçiş konusundaki haklı taleplerini böylece karşılamış olacaktır. Sanayicimizin rekabet gücü artacaktır" diye konuştu.



"Türkiye emisyon ticaret sistemini kurdu"


Avrupa Birliği’nin yılbaşından itibaren karbon vergisi alacağının altını çizen Sevilay Tuncer, Türkiye’nin de bu düzenlemeye uygun olarak emisyon ticaret sistemi kurduğunu söyleyerek, Tuncer şu şekilde konuştu: "Avrupa Birliği, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak bir uygulamayı hayata geçiriyor. Avrupa Birliği; çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik gibi sektörlerde ithal edilecek tüm ürünler için karbon ayak izinin ölçülmesini şart koşuyor. Çevreye salınan her bir ton başına sınırda karbon düzenlemesi kapsamında karbon vergisi alınması uygulamasına geçiliyor. İhracatımızın yaklaşık yüzde 40’nın Avrupa Birliği ile olduğu gerçeği göz önüne alındığında, yaşanacak fiyat rekabetindeki dezavantajın önlenmesi ETS’yi çok önemli kılıyor. Türkiye bu düzenlemeye uyum sağlamak adına emisyon ticaret sistemini kurdu. AB’ye ayrıca karbon vergisi ödemenin önüne geçiyor. İkincisi, her ilde vali başkanlığında birer ‘İl İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’ kurulmasıdır. Her ilin iklim sorunları farklı olduğu için o ile özgü iklim planlarının yapılanması önemli hale geliyor. Kurul, şehrin iklim risklerini belirleyecek ve buna uygun strateji ve eylem planlarını hazırlayacak. Bütünleşik afet yönetimi sistemiyle afet risk faktörlerini azaltacak. İklim Kanunu, toprağımızın ve suyumuzun korunmasına yönelik düzenlemeleri getiriyor. Kanun, yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi ve yenilenebilir enerjiye geçiş için teşvik sistemini genişletiyor" şeklinde konuştu.



Sevilay Tuncer: "Döngüsel yeşil ekonomi sadece çevreyi değil, ekonomiyi de büyütür"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Sektör temsilcileri "1. Çeşme Turizm Zirvesi"nde buluştu İzmir’in Çeşme ilçesinde turizm sektörünün geleceğine ışık tutmayı amaçlayan "1. Çeşme Turizm Zirvesi" gerçekleştirildi. Çeşme Kent Konseyi öncülüğünde düzenlenen zirve, "Turizmin Geleceği İçin Ortak Akıl Buluşması" temasıyla sektör temsilcilerini, akademisyenleri ve turizm profesyonellerini bir araya getirdi. Çeşme Belediyesi, Alaçatı Turizm Derneği ve ÇEŞTOB iş birliğinde; Çeşme Kaymakamlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, ETİK ve TGA’nın katkılarıyla gerçekleştirilen zirvede, Çeşme turizminin mevcut durumu ve geleceğe yönelik yol haritası ele alındı. Zirvenin açılış konuşmalarını Çeşme Kent Konseyi Başkanı Ahmet Güler, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli ve Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı yaptı. Programın ilk panelinde "Çeşme’nin Mevcut Turizm Potansiyeli - Veriler ve Gerçekler" başlığı altında, "Turizm Sektörü ve Çeşme Turizmi" ile "Çeşme Turizminde Yaşanan Sorunlar, Öneriler ve Beklentiler" konuları değerlendirildi. Çeşme Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Yıldırım Aktugan’ın moderatörlüğünü yaptığı panele, ETİK Başkanı ve TGA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge ve Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal konuşmacı olarak katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler ve Turizm Dairesi Başkanlığı adına Yasemin Atabay tarafından "Sürdürülebilir Turizm Sertifikası" konulu sunum gerçekleştirildi. Zirvenin ikinci panelinde ise "Çeşme’nin Turizmi - Sürdürülebilirlik ve Çeşitlilik" konusu ele alındı. Global For All Yönetim Kurulu Başkanı Ayşen Tümbay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde Ilgaz Nacakoğlu "Termal ve Sağlık Turizmi", Sibel Demircioğlu "Turizmde Sürdürülebilirlik" ve Volkan Ataman ise "MICE Turizmi" üzerine sunum yaptı. Etkinliğin üçüncü ve son panelinde "Yeni Pazar Stratejileri ve Uluslararası Pazarlama" konusu masaya yatırıldı. Moderatörlüğünü Pelin Öztin’in yaptığı panelde Kayhan Kilit, Hasan Dinç ve Hüseyin Baraner; "Turizmde Yeni Eğilimler", "Uluslararası Tanıtım ve Pazarlama" ile "Yeni Hedef Pazarlar" başlıklarında değerlendirmelerde bulundu. Çeşme 1. Turizm Zirvesi, soru-cevap bölümünün ardından Çeşme Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu Başkanı Yıldırım Aktugan’ın genel değerlendirme konuşmasıyla sona erdi.
Antalya "5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali" kapılarını açtı Antalya’nın zengin mutfak kültürünü tanıtmak, yöresel lezzetlerini ve coğrafi işaretli ürünlerini geniş kitlelere duyurmak amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl da ziyaretçilere kapılarını açtı. "Her Sofra Başka Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılış töreni Karaalioğlu Parkı’nda Antalyalıların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Açılış törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, meslek odası başkanları ve gastronomi dünyasının tanınmış isimleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış töreninde konuşan Vali Şahin, "Bizim her soframız başka bir hikaye barındırıyor ama bazı şeyler var ki her sofrada aynı. Mesela bizde her sofrada bereket var. Bizim sofralarımızın hepsinde değişmeyen misafirperverlik, samimiyet, içtenlik var. Ne yok israf yok. Şimdi sürdürülebilirlik diyorlar. Bizim büyüklerimizin sofralarında ismi konmamış sürdürülebilirlik hep vardı. Çöp çıkmazdı her şey kullanılırdı. Bizim yeniden elde etmemiz gereken bu değerler. FoodFest belki bunun da öncüsü olacaktır" dedi. Vali Şahin, FoodFest’in 5 yıldır organizasyonunu düzenleyen ve kurumsallaşmış bir yapıya kavuşturan Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni de Başkan Vekili Büşra Özdemir’in şahsında kutladı. Her sofrada Antalya hikayesi Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, FoodFest’in yalnızca bir gastronomi festivali olmadığını, Antalya’nın kültürünü, üretimini ve hafızasını dünyaya taşıyan güçlü bir değer olduğunu söyledi. Özdemir, 4 yıl önce Muhittin Böcek’in öncülüğünde "Antalya’dan Dünyaya" mottosuyla yola çıktıklarını belirterek festivalin bugün bir marka haline geldiğini ifade etti. Özdemir, "Bazen bir şehir kendini en güzel sofralarında anlatır. Bir tatta geçmişini, bir kokuda hatıralarını yaşatır. İşte tam olarak böyle bir şehir Antalya" sözleriyle kentin gastronomi kültürüne dikkat çekti. Antalya’nın bereketli topraklarında yetişen ürünlerin, şeflerin yorumuyla kültüre ve sanata dönüştüğünü vurgulayan Özdemir, festivalin Antalya halkına bırakılmış bir miras olduğunu dile getirdi. Yerel ürünler vitrine çıktı Antalya’nın dünyanın en büyük örtü altı tarım merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Özdemir, kentin sahip olduğu endemik bitki çeşitliliği ve Akdeniz yeşilliklerinin festivalin bu yılki ana odağı olduğunu ifade etti. Yerel üreticilerin ürünlerinin festival boyunca şeflerin özel sunumlarında kullanılırken, ziyaretçilerin de Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacağını söyleyen Büşra Özdemir, 3 gün boyunca sürecek festival kapsamında yurt içinden ve yurt dışından gelecek ödüllü şefler ile sektörün farklı alanlarındaki çok sayıda önemli isme ev sahipliği yapacağını belirtti. Konuşmalardan sonra ise Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, Vali Hulusi Şahin’e teşekkür plaketi takdim etti. Daha sonra ise Vali Hulusi Şahin ve Başkan Vekili Büşra Özdemir katılımcılarla birlikte 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin açılış kurdelesini kesti. Açılış töreninden sonra ise Başkan Vekili Büşra Özdemir ve Vali Hulusi Şahin, katılımcılarla birlikte festival alanını gezdi. Alanda Antalya ve Türk mutfağının birbirinden farklı ürünlerinin yer aldığı stantları ziyaret eden Vali Şahin ve Büşra Özdemir, işletmecilerle sohbet ederek, katılımlarından dolayı teşekkür etti ve tadımlar gerçekleştirdi. Gastronomi,şehir ve markalaşması konuşuldu 5. FoodFest Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk paneli Türk yemek tarihçisi şef Vedat Başaran moderatörlüğünde gerçekleşti. Panele AKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, ETÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Melih Şahinöz, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır ve Sözen Group CEO’su Gökmen Sözen katıldı. Gerçekleştirilen panelde gastronominin turizm üzerine etkisi, yerel mutfağın korunması ve şehirlerin gastronomiyle markalaşması konuları ele alındı. 5. Uluslararası FoodFest Antalya Gastronomi Festivali kapsamında üç gün boyunca workshoplar, şef gösterileri, tadım etkinlikleri ve paneller gerçekleştirilecek. Festival süresince Antalya’nın yerel ürünleri ve mutfak kültürü binlerce ziyaretçiyle buluşmaya devam edecek.
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.