POLİTİKA - 12 Ocak 2025 Pazar 16:20

Sırrı Süreyya Önder: "Çok spekülatif tartışmalar oluyor, silah kadar zarar veren bir dil bu"

A
A
A

DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. ’Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil’ falan. Arkadaşlar, gündemimizde ne böyle bir şey var, ne bunu tartıştık, ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştiren ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini, katkılarını, eleştirilerini, uyarılarını dinlemeye de hazırız; hem parti hem de heyet olarak" dedi.

DEM Parti milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ile Pervin Buldan ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Türk, Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Kocaeli 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Semra Güzel’i ziyaret etti.

"Sağlıkları ve moralleri iyi"

Ziyaretin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Figen Başkanımızla görüştük. Öncelikle sağlıkları ve moralleri iyiydi. Sürece dahil yarın kendi hesabından bir açıklama yapacak ama size iletmemizi istedi ki; ’Sürecin tam olarak yanı başında bize ne düşerse, seve seve yerine getirmeye hazır şekilde bekliyoruz’ dedi. Onun da sizlere selamı var, üzerimizde kalmasın" dedi.

"Bütün şehitler ve gaziler ülkemizin onurudur"

Yaklaşık 10 yıl zaman kaybedildiğini ifade eden Önder, "5 sene önce bu cezaevinden tahliye olmuştum yine burada konuşmuştum. 10 yıl bu ülke ağır bir zaman kaybetti. Yerine konulması imkansız olan iki şey, yitip giden canlar ve zamandır. Bu çatışmalı süreçte hayatını kaybeden, sağlığını kaybeden bütün şehitler ve gaziler, ülkemizin onurudur. Hepimizin onlara ağır bir sorumluluğu ve borcu vardır. Onlara vereceğimiz en büyük armağan, bu çatışmalı süreci sonlandırmak ve bunu barışla taçlandırmak olacaktır. Hayatta olan herkese destek, hayatını kaybedenin geride bıraktığı yakınlarına bir yoldaş olmak hepimizin boynumuzun borcudur. Biz bu ciddiyette ve bu samimiyetteyiz. En çok da biziz çünkü bu konuda yüreği yanan, bu konuda birinci dereceden sıkıntı çeken ve bedel ödeyenler de bizleriz. Hepsinin acısını yüreğimizde hissediyoruz ve rahmetle anıyoruz" diye konuştu.

"Böyle bir şey yok"

Sırrı Süreyya Önder, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Barışa gelince... Şehitlerimize ve gazilerimize borcumuzun altını böylece çizdikten sonra barış, çocuklarımızın gözüne bakarak kurmak zorunda olduğumuz bir şeydir. Çünkü bu ülkenin çocukları hiçbir dahillerinin olmadığı çatışmalı bir miras hak etmiyorlar. Onlara hem sorumluluğumuzun hem vicdanımızın hem de insan olmamızın gereği onlara barış içinde bir ülkeyi hazırlamak ve onlara bunu bırakmalıyız. Çok spekülatif tartışmalar oluyor. İnanın silah kadar zarar veren bir dil bu. ’Ülke bölünecek, çift bayrak, çift dil’ falan. Arkadaşlar, gündemimizde ne böyle bir şey var, ne bunu tartıştık, ne de bunun iması yapıldı. Böyle bir şey yok. Kurmaya çalıştığımız barıştır. Bu konuda fikrini değiştiren ya da kuşkusunu gidermek isteyen herkesle dediğimiz gibi görüşmeye, süreci anlatmaya, derdimizi anlatmaya, önerilerini, katkılarını, eleştirilerini, uyarılarını dinlemeye de hazırız; hem parti hem de heyet olarak. Tek ricamız, bu toksik dilin bir kenara bırakılması."

"Herkesten olumlu katkı bekliyoruz"

Açık ve şeffaf bir süreç yürüttüklerine dikkat çeken Önder, "Bunun iki anahtarı var. Ciddiyet ve samimiyet. Herkesten de bunu asgari anlamda beklemek hakkımız. Bu mesele ne Ahmet Bey’in derdi, ne Pervin Hanım’ın derdi, ne benim derdim. Bu mesele bütün ülkemizin derdi, başta da çocuklar olmak üzere. Herkesten olumlu katkı bekliyoruz. Biz dilimizi değiştirmeyeceğiz. Bu şekil saldırgan dil kullananlara karşı bile gelebileceğimiz maksimum nokta bu. Samimiyetini halk takdir edecek. Yaklaşık 1 haftadır yollardayız. Yollarda görüyoruz. Boynumuza sarılan, barışı isteyen, elimizi çabuk tutmamızı isteyen, zaman zaman uyaran bu konuda halkın vicdanı her zaman olduğu gibi doğruyu işaret ediyor ama güvercin kasaplarına, iki gözden dört ölüm bakanlara cevaz vermemek lazım. Bu da hepimizin sorumluluğu" ifadelerini kullandı.

Osman Ayaydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Aracını park ettiği sokağı unuttu, polise ’Otomobilim çalındı’ ihbarı yaptı Amasya’dan Eskişehir’e gelen bir vatandaş, kontak anahtarını üstünde unuttuğu otomobili park ettiği yerde bulamayınca hırsızlık ihbarında bulundu. Polis ekipleri, şehrin yabancısı olan adamın çalındı zannettiği aracını bir arka sokakta buldu. Olay, Gündoğdu Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre; 27 NY 221 plakalı otomobili ile Amasya’dan Eskişehir’e gelen Celil Yüksel, şehri bilmediği için aracını uygun bir yere park edip tramvayla çarşıya gitti. Yüksel, yedek kontak anahtarını ise otomobilinin üstünde unuttu. Geldiğinde aracını bulamayan adam, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak Tiftikci Sokak’ta otomobilinin çalındığı yönünde ihbarda bulundu. Şehrin yabancısı olan adam, otomobili bir arka sokağa park etmiş İhbar üzerine adrese Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri sevk edildi. Müracaatçı olan Celil Yüksel ile görüşen bir polis memuru, "Aracını buraya koymamış olabilir misin?" dedi. Yüksel ise, aracını gösterdiği yere koyduğundan emin olduğunu söyledi. Çevredeki kamera kayıtları incelendi. Bahse konu otomobilin o sokağa hiç gelmediği belirlenirken, bu esnada başka bir başka ekip Bizimkiler Sokak’ta park halinde olan otomobili buldu. "Otomobilim çalındı sandım, polis 10 dakikada buldu" Büyük bir panik yaşayan Celil Yüksel, aracını sağ salim karşısında görünce büyük bir mutluluk yaşadı. Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerine defalarca teşekkür eden Yüksel, onlara çay ve tatlı ısmarlamak için ısrar etti. Basın mensupları ile de duygularını paylaşan Yüksel, "Arabayı yanlış yere koyduğumdan bulamadım. Allah razı olsun polisler buldu, elime teslim etti. Allah polise zeval vermesin. Aracımı 10 dakikada buldular. Otomobilim çalındı sandım, koyduğum yeri unutmuşum" dedi.