SAĞLIK - 10 Şubat 2026 Salı 09:31

Anne adaylarına gebelikte diyabet ve şeker yükleme testi uyarısı

A
A
A
Anne adaylarına gebelikte diyabet ve şeker yükleme testi uyarısı

Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, gebelikte görülen ve tedavi edilmeyen şeker hastalığının ciddi problemle sebep olabileceğini, gebelikte şeker yükleme testinin tanı koydurucu en değerli test olduğunu söyledi.


Şeker hastalığının, kanda bulunan şekerin vücuttaki hücreler tarafından yeterince kullanılmaması, buna bağlı olarak kanda şeker seviyesinin yükselmesi ve sonucunda yükselmiş şekerin vücuttaki hemen hemen tüm organlara zarar vermesi ile sonuçlanan bir hastalık olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, ülkemizin şeker hastalığının en yüksek oranda görüldüğü ülkelerden biri olduğunu ayrıca şeker hastalığının gebelik sırasında da görülebildiğini belirtti.


Anne ve bebek gebelik dönemindeki diyabetten olumsuz olarak etkilenebiliyor. Hastalık, bebeğin genlerinde ilerleyen zamanlarda obezite ve kalp hastalığı gibi rahatsızlıklara ya da yatkınlıklara yol açabilecek değişikliklere de sebep olabiliyor. Şeker hastalığının iki şekilde görülebildiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, birincisinin gebelikten önce var olan diyabet (Tip 1 ya da Tip 2), ikincisinin de ilk kez gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabet olduğunu söyledi. Tüm gebeliklerin yüzde 1-14’ünde gestasyonel diyabet görülebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, Türkiye ortalamasının yüzde 7.7 olduğunu ifade etti.



"Gebelikte şeker hastalığı tedavi edilmezse ciddi problemle sebep olabilir"


Gebelikte şeker hastalığı görülmesi ve bunun tedavisiz bırakılmasının annede, anne karnındaki bebekte ve yeni doğan bebekte ciddi problemlerin meydana gelmesine sebep olduğunu belirten Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Annede görülebilen problemler arasında enfeksiyon, bebeğin sıvısının artışı ve bebeğin iri olması, doğum travmaları, artmış sezaryen, doğum sonrası kanama, gebelikte hipertansiyon olurken, anne karnındaki bebekte görülebilen problemler ise yapısal anomaliler, erken doğum, düşük, bebeğin anne karnındaki ani ölümü olabilmektedir" dedi.


Yeni doğan döneminde görülebilen problemler arasında en sık yeni doğan bebekte yoğun bakım gerektirebilecek hipoglisemi ve değerlerindeki anormalliklerin olabileceğini söyleyen Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Bebek normalden iri, bazen de anne karnında yeterince gelişemeyerek küçük olarak doğabilir. Bebeğin kalbinde büyüme meydana gelebilir. Bebekte solunum sıkıntısı olabilir, ilerleyen yıllarda diyabet ve obezite, hatta bebeğin doğum sonrası ani ölümü meydana gelebilir" dedi.



"Şeker yükleme testi tanı koydurucu en değerli testtir"


Yüksek riskli gebeliklerle ilgili alanda çalışan hekimlerin gebelere yurt içi ve yurt dışı bilimsel kılavuzlar ve dünya genelinde kabul görmüş güncel yaklaşımlar neticesinde önerilerde bulunduğunu, bunlardan bir tanesinin şeker yükleme testi olduğunu belirten Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Gebelikte şeker hastalığı görülebilir ancak bu tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu hastalığın da tespiti için şeker tarama ve tanı testlerinin yapılması gereklidir. Sadece açlık, tokluk kan şekeri ölçümü ya da HbA1c gibi bazı kan değerlerine bakılması gebelikte şeker hastalığının çok büyük bir bölümünü tespit edememektedir. Dolayısıyla doktorunuzun aksini önermediği haller dışında şeker yükleme testi bu konuda tanı koydurucu en değerli testtir. Şeker yükleme testinin size de bebeğinize de herhangi bir zararı yoktur. Esasında size ve bebeğinize zarar veren bir durum tanı konulamamış şeker hastalığıdır" ifadelerini kullandı.


Gebelikte şeker yükleme testinin iki şekilde ve 24-28. gebelik haftaları arasında yapıldığına dikkat çeken Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, şu bilgileri verdi:


"İlk yöntem 75 gram oral glikoz tolerans testinin (OGTT) yapılmasıdır. Bu test açlık durumunda yapılmaktadır. Gebeden önce açlık durumunda bir kan örneği, 75 gramlık şekerli sıvıyı içtikten 1 ve 2 saat sonra tekrar kan örnekleri alınır. Buna da tek basamaklı yaklaşım denir. İkinci yaklaşımda ise 24-28. gebelik haftası arasında 50 gram glikoz tolerans testi yapılmaktadır. 1 saat sonra kanda şeker düzeyi bakılır. Şayet sonuç 140 mg/dl’nin altında gelirse normal olarak nitelendirilir. Ancak sonuç 140 mg/dl veya yüksek ise açlık durumunda iken 100 gram OGTT testi ile kesin tanı konulması gerekmektedir. Bu yöntem de çift basamaklı yaklaşım olarak adlandırılır. Gestasyonel diyabet tanısı konulan vakalarda diyet, yakın kan şekeri takibi ve gerekirse insülin tedavisine başlanması çok önemli bir konudur."



"Şeker yükleme testi yapıldığında bebek veya anneyi etkileyen, zehirleyen, sakatlık yapan bir durum meydana gelmemektedir"


Şeker yükleme testinin zararı olup olmadığı ile ilgili bilgi veren Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, 50 gram şeker yükleme testinin yaklaşık 200 kalori, 100 gram OGTT’nin yaklaşık 400 kalori şeker içerdiğini, doğal olmayan tatlandırıcılar içermediğini söyledi. Değerlerin kolay anlaşılması için örneklendirme yapan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, "Bir dilim baklava yaklaşık 125 kalori içermektedir. 50 gram şeker yükleme testi yaklaşık iki dilim baklava, 100 gram OGTT ile de dört dilim baklavaya eşdeğer glikoz alımı meydana gelmektedir. Bu değerler çoğumuzun günlük hayatında sıklıkla tükettiği miktarda glukoz içeren besinlerdir. Dolayısıyla 50 gram, 75 gram veya 100 gram testleri yapıldığında, bilimsel temeli olmayan iddialar da belirtildiği gibi bebek veya anneyi etkileyen, zehirleyen, sakatlık yapan bir durum meydana gelmemektedir’’ diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nden sigarayı bırakmak isteyenlere tam destek Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde düzenlenen programda, sigarayı bırakmayı başaran bir vatandaş ödüllendirilirken, uzmanlar sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkileri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen etkinlik, Yunus Emre Mahallesi’nde bulunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’nde yapıldı. Polikliniğe başvurarak tedavi sürecini başarıyla tamamlayan Muhammed Emin Cevizci’ ye, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin tarafından başarı belgesi takdim edildi. Ayrıca, sigara bırakma polikliniğinde yürüttüğü özverili çalışmalardan dolayı Dr. Elif Pala Gün’e de teşekkür belgesi verildi. "Sigara önlenebilir en büyük sağlık tehdidi" Programda açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, sigaranın insan sağlığına verdiği zararlara dikkat çekerek, "Sigaranın içinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 81 tanesi doğrudan kanser yapıcı etkiye sahip. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon insan sigara ve pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin 7 milyonu doğrudan sigara kullanımından, 1 milyon 200 bini ise pasif içicilikten kaynaklanıyor" dedi. Sigaranın en çok kansere, kalp-damar hastalıklarına ve KOAH’a yol açtığını belirten Tekin, sigarayı bırakmanın hastalık risklerini ciddi oranda azalttığını vurguladı. Erzincan’da sigara bırakma poliklinikleri aktif çalışıyor 2025 yılı Erzincan verilerini paylaşan Tekin, "Erzincan’da bu yıl 747 vatandaşımız sigara bırakma polikliniklerine başvurdu. 570 vatandaşımız ilaç tedavisi aldı ve 76 kişi sigarayı tamamen bıraktı. Bu oran yaklaşık yüzde 15 civarında olsa da mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor" ifadelerini kullandı. Erzincan genelinde 11 sigara bırakma polikliniğinin hizmet verdiğini kaydeden Tekin, Sağlıklı Hayat Merkezleri üzerinden çevrim içi görüşme imkânının da bulunduğunu hatırlattı. Ramazan öncesi çağrı: "Bugün milat olsun" Ramazan ayı öncesi vatandaşlara önemli bir çağrıda bulunan Tekin, "İftar sonrası sigara içimi, tansiyon yükselmesi ve kalp spazmı gibi ciddi riskleri artırıyor. Bu nedenle Ramazan gelmeden sigarayı bırakmak büyük önem taşıyor. Vatandaşlarımız ALO 171 hattı ve MHRS üzerinden randevu alarak polikliniklerimize başvurabilirler. Bugün sigarayı bırakmak için bir milat olsun" şeklinde konuştu. "Bir haftada sigara isteğim tamamen kayboldu" 12 yıl sonra sigarayı bırakmayı başaran Muhammed Emin Cevizci ise yaşadığı süreci, "Doktorumun önerdiği ilaç tedavisine başladım. Bir hafta içinde sigara isteğim tamamen kayboldu. Tedavi süresince sürekli destek aldım. Sigarayı bırakmak isteyen herkese polikliniklere başvurmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle anlattı.
Aydın ADÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yazıcı: "Her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor" Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 8 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çeken ADÜ Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çekerek bu verilere göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 8 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu ölümlerin yaklaşık 1,3 milyonunun ise sigara içmeyen bireylerin pasif dumana maruz kalması sonucu gerçekleştiğini ifade eden Yazıcı, pasif içiciliğin de en az aktif içicilik kadar tehlikeli olduğunu vurguladı. Sigaranın başta akciğer kanseri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp ve damar hastalıkları ile inme olmak üzere birçok ciddi hastalığın temel nedeni olduğunu dile getiren Yazıcı, pek çok kanser türü, kemik erimesi ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklarla da doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Nargile, elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin içeren puffların da masum olmadığını belirten Yazıcı, bilimsel çalışmaların bu ürünlerin sigarayı bırakma yöntemi olmadığını, aksine bağımlılığa geçişi kolaylaştırdığını ortaya koyduğunu söyledi. Tütün kullanımının yalnızca insan sağlığını değil çevreyi de ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Onur Yazıcı, tütün üretiminin ormansızlaşmaya, karbon salınımına ve ekosistemlerin zarar görmesine yol açarak iklim krizini derinleştirdiğini ifade etti. Sigarayı bırakmanın sağlığın korunması açısından atılabilecek en önemli adımlardan biri olduğunu vurgulayan Yazıcı, bırakıldıktan kısa süre sonra vücutta iyileşme sürecinin başladığını, kan basıncının düştüğünü, akciğer fonksiyonlarının zamanla düzeldiğini ve kalp hastalığı riskinin azaldığını kaydetti. Sigara bırakmanın yaşam kalitesini artıran güçlü bir koruyucu sağlık davranışı olduğunu sözlerine ekledi. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka uzman desteğinden yararlanması gerektiğini ifade eden Yazıcı, ülke genelinde hizmet veren sigara bırakma polikliniklerinde bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tedavilerin sosyal güvenlik kapsamında sunulduğunu, hastanelerdeki sigara bırakma polikliniklerine randevu alınarak başvurulabileceğini söyledi. Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla tüm bireyleri sağlıklı bir yaşam için sigarayı bırakmaya davet etti.
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu, istişare toplantısına katıldı Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin 52’nci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla, bölge üniversitelerinin rektörlerini bir araya getiren kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun da aralarında bulunduğu, çevre illerden 21 üniversitenin rektörü katılım sağladı. Yükseköğretim alanında yürütülen çalışmaların ele alındığı toplantıda; üniversitelerin toplumsal sorumlulukları, bölgesel kalkınmadaki rolleri, akademik iş birlikleri ve ortak proje olanakları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Başkan Özvar: "Üniversitemiz, Cumhuriyet Hafızasında Müstesna Bir Yere Sahiptir" Programda, üniversitenin köklü geçmişine vurgu yapan YÖK Başkanı Özvar, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin Türk yükseköğretimindeki yerine dikkat çekerek: "Anadolu’nun ilim, irfan ve Cumhuriyet hafızasında müstesna bir yere sahip olan Sivas’ta kurulan üniversitemiz, yarım asrı aşkın bir süredir eğitim, araştırma ve topluma hizmet misyonuyla Türk yükseköğretiminde önemli bir yere sahiptir. Bu vesileyle Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin 52. kuruluş yıl dönümünü bir kez daha içtenlikle kutluyor; üniversitemize akademik başarılarla dolu nice yıllar, tüm mensuplarına sağlık, huzur ve başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. "Üniversiteler, Bulundukları Şehirlerin Gelişimi İçin Stratejik Bir Misyon Üstlenmektedir" Toplantı kapsamında görüşlerini paylaşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle değil, bulundukları şehirlerin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine sundukları katkılarla da stratejik bir misyon üstlendiğini vurguladı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, yükseköğretimde kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesinin, ortak akıl ve sinerji oluşturulması açısından büyük önem taşıdığını belirterek, bu tür istişare toplantılarının sürdürülebilir ve nitelikli bir yükseköğretim sistemi için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinin 52’nci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Rektör Hacımüftüoğlu, nazik misafirperverliği için Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül’e teşekkür etti. Ev sahipliğini üstlenen Rektör Şengönül ise, kuruluş yıl dönümü vesilesiyle üniversiteye konuk olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a ve toplantıya katılan tüm rektörlere teşekkür ederek, üniversiteler arası dayanışma ve istişare kültürünün güçlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Toplantı, yükseköğretimde ortak vizyonun geliştirilmesi ve bölgesel kalkınmaya katkı sunacak yeni iş birliği alanlarının değerlendirilmesi temennileriyle sona erdi. Rektör Hacımüftüoğlu, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesini Ziyaret Etti Programın ardından Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesini ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Kul ile bir araya gelen Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, üniversite bünyesinde yürütülen akademik ve teknolojik çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İki rektör, üniversitenin araştırma altyapısını yerinde inceleyerek laboratuvarlarda devam eden çalışmalar hakkında bilgi aldı; bilimsel iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulundu.