GÜNDEM - 17 Ocak 2026 Cumartesi 12:21

Konya’da katrancılık mesleğini 65 yıldır yaşatıyorlar

A
A
A
Konya’da katrancılık mesleğini 65 yıldır yaşatıyorlar

Konya’da dededen toruna aktarılan katran ustalığı, katrancı babanın dükkanında devam ederken, sedir ağacının özünden elde edilen katranla geleneksel bir zanaat yaşatılıyor, şifa olması için çalışılıyor.


Geleneksel yöntemlerle üretilen sedir katranı, asırlık bir zanaati günümüze taşıyor. Konya’da Mevlana Meydanı çevresinde katrancılık mesleğini yaklaşık 65 yıldır devam ettiren ve katrancı baba olarak bilinen esnaf Nafiz Ünalacak (80), katranının hem hayvancılıkta hem de insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanıldığını belirtti. Sağlık sorunları nedeniyle mesleğini oğlu Tevfik Ünalacak’a devrettiğini ifade eden Ünalacak, kendisinin ise dükkanda fahri olarak destek vermeyi sürdürdüğünü söyledi. Geleneksel üretim yöntemleriyle elde edilen sedir katranının doğal yapısı nedeniyle yoğun ilgi gördüğünü belirten Ünalacak ailesi, dededen toruna aktarılan bu mesleği yaşatmaya devam ediyor.



"Sedir katranı akciğere, nefes darlığına, iç hastalıklarına faydalıdır"


Katrancılığı devam ettirdiğini anlatan esnaf Nafiz Ünalacak, "Rahatsızlanınca ameliyat geçirdiğim için mahdum Tevfik Ünalacak’a devrettim, o yürütüyor. Ben burada fahri olarak ona yardımcı oluyorum. Öyle devam ediyoruz. Aşağı yukarı 15 yaşında başladık. Dükkanı kapatmamak için oğluma devrettim. İşe devam ediyor. Katran, zift, makineye vesaire satardık. Şimdi biraz baharat, sedir katranı, onlara da devam etmeye başladık. İnsanlara faydalı olsun diye. Katranlar çeşitli... Hayvanlara kullanılan katranlar var. Koyun, kuzu, inek, dana, şap hastalığına kullanılıyor. Sonradan da insanlar için de sedir katranı olarak tavsiye ediyoruz. Akciğere, nefes darlığına, iç hastalıklarına faydalı bir şey. Kullanımı su bardağına bir iki damla damlatarak içilebiliyor. Faydasını da görenler birbirine tavsiye edip geliyor. Eskiden satıyorduk. Lastik sanayinde kullanılıyordu. Lastik fabrikaları zaman aşımında teknoloji ilerlediği için ayakkabıya döndü. Eskiden lastik ayakkabı kullanılıyordu, katranlar hamur içine giriyordu madde olarak. Fabrikaların çoğu kapattı. Yani teknoloji yürümedi. Yeni yeni ayakkabılara kullanmaya başladılar. Sonra hayvancılıkta kullanılıyor. Hayvan hastalıklarına, yarasına, beresine o şekil devam ediyor" dedi.



"Tadı acıdır, acı olduğu için acının da faydasını görmesi gerekiyor insanların"


Üretim aşamasının çok meşakkatli olduğunu anlatan Tevfik Ünalacak (44), "Ağacın gövdesinden parçalar ayrılıyor. Ondan sonra bir çukurun içinde malzeme konuluyor. Sızdırma yöntemi oluyor. Çukuru kapatıp üzerinde ateş yakılıyor. O ısıyla beraber bir bakıma eski usül ısıl işlem gösteriyorlar ağaca ve ürün sızma yapıyor. Kendi özünü bırakmaya başlıyor. Bir bakıma üzerinde bir sıkıntı varsa, bir acı varsa bir şekilde içindeki sıkıntı çözülür. O sıkıntı insanlara derman oluyor işte. Ağacın kendi özü bir şekilde insana derman olur. Katranın böyle bir özelliği var. Tadı acıdır, acı olduğu için acının da faydasını görmesi gerekiyor insanların. Şeker hastası oluyorlar. Şekeri tolere edemiyorlar. Ama acının faydası yüksek. O yüzden insanların bir miktar hayatlarına acı olması gerekiyor diye düşünüyorum. Cilt için de çok faydalıdır katran. Saçlara da çok faydası vardır. Saç dökülmelerinin de önüne geçer. Çünkü saç dipleri, saçların çıkmasına, dökülmesine sebebiyet olan mantardır, vesairedir bunların önüne geçer ve saçları gürleştirir" şeklinde konuştu.



"Sedir ağacının çok niteliği vardır, kıymetli bir ağaçtır"


Sedir katranının küçük bir şişede 200 liraya satıldığını söyleyen Tevfik Ünalacak, "Hayvanlar ve insanlar için çam katranı var ağrılarında sızılarında kullanılır. Onun da 1 kilosu 200 lira. Böyle bir farkı var. Sedir ağacının çok niteliği vardır, kıymetli bir ağaçtır. Miras kalır atalarından evlatlarına. Biz de onları ikna ederiz. Bize sedir katranlarını temin etmeleri için. Biz de burada insanlara bunları sunarız. 100 yıldır yapılan bir iş. Dedemden beri gelir. Babamdan devir aldım. İnsanlara faydalı olan ürünleri de arttırıyorum. Kantaron yağı, Hint yağı var. En çok talep gören orijinal lavanta yağı var. Böyle yağlarımız var. Bu hususta dükkanımızı ziyaret edenlere yardımcı oluyoruz" diye konuştu.



Konya’da katrancılık mesleğini 65 yıldır yaşatıyorlar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Milli Eğitim Bakanı Tekin’den Aydın’da ’Demokrasi ve Însan’ dersi Bir dizi program ve etkinlik için Aydın’a gelen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Adnan Menderes Demokrasi Müzesi’nde düzenlenen özel programda Aydın’daki bir grup öğrenciye ‘Demokrasi ve İnsan’ konulu ders verdi. Yıllar sonra öğrencilerin karşısına geçip ders veren Bakan Tekin, yaklaşık 1 saatlik gecikme ile başladığı programına öğrencilerden helallik isteyerek başladı. Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından organize edilen programda Adnan Menderes Anadolu İmam Hatip Lisesi, Aydın Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi, Aydın Fen Lisesi ve Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi’nden seçilen öğrenciler ‘Demokrasi ve İnsan Dersi’ni Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in anlatımı ile dinledi. Dersine; yasama, yürütme ve yargı sistemini anlatarak başlayan Bakan Tekin, Türkiye’de demokrasinin 1878’de başladığını ancak Adnan Menderes Dönemi’nde yaşananların demokrasiyle bağdaşmadığını belirterek, "Bizde demokrasi tartışması bize bu konuda akıl verenlerden çok önce 1878 de başlamıştır" dedi. "Nisan ayını Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı ilan ettik" Demokrasi ve milli egemenlik tarihi bakımından Nisan ayını önemsediklerini ve bu nedenle bu ayı ‘Milli Egemenlik ve Demokrasi Ayı’ ilan ettiklerini kaydeden Bakan Tekin, Demokrasi Müzesi’nde verdiği dersinde demokrasi şehidi Aydınlı Başvekil Adnan Menderes’in siyasi hayatı ve o dönemde yaşananlardan bazı kesitlere yer verdi. Adnan Menderes’in içinde siyasete başladığı CHP’nin takip ettiği politikayı, ülke çıkarları adına beğenmeyerek Celal Bayar ile Demokrat Parti’yi kurduğunu belirten Tekin, Türkiye’de birden fazla siyasi partinin katıldığı ilk seçimde açık oy kullanılıp gizli sayım yapılan günleri anlattı. 27 Mayıs 1960’da halkın iradesi yok sayılarak yapılan darbeden de kısaca söz eden Bakan Tekin, millet iradesi ve demokrasinin önemine değindi. Dersin sonunda Bakan Tekin, öğrencilerin sorularını cevapladı. Türkiye’deki eğitim sistemi ülkemizin dünyadaki durumu hakkında da bilgiler veren Tekin, artık beceri odaklı bir eğitime odaklanıldığını kaydetti. "350 bin sınıftan 750 bin sınıfa geldik" Türkiye’nin 2002 yılındaki sınıf sayısının 350 bin civarında, öğretmen sayısının 500 bin civarında olduğunu geride kalan süreçte bu sınıfların yaklaşık 150 binin deprem veya çeşitli nedenlerle yok olduğunu belirten Tekin, "Bugün gelinen noktada 750 bin sınıf 1 milyon 250 bin öğretmen ile eğitim devam ediyor" dedi. Bakan Tekin, "Eskiden bilgiyi erişmek için tek enstrüman okul idi. O zaman bizim sistem bunun üzerine kurulu idi. Artık bilgi vermek değil beceri temelli bilginin hayata dönüştürüldüğü bir sistem önem kazandı. Beceri odaklı eğitim müfredatına geçtik. Türkiye’de 75 bin okulumuz var. Kararları alırken aldığımız kararın yan etkilerini de düşünerek alıyoruz" dedi. Program sonunda Bakan Tekin’e Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğretmeni tarafından anlık olarak çizilen bir portre hediye edildi.