ÇEVRE - 09 Şubat 2026 Pazartesi 11:39

Konya’da yaban domuzlarına sürek avı düzenlendi

A
A
A
Konya’da yaban domuzlarına sürek avı düzenlendi

Konya’nın Karapınar ilçesinde, tarım arazilerine büyük zarar veren yaban domuzlarına karşı sürek avı düzenlendi.


Karapınar Kaymakamlığı ile Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı öncülüğünde organize edilen av etkinliği, Erozyon Sahası’nda gerçekleştirildi. Sürek avı, son yıllarda artan domuz istilası nedeniyle çiftçilerin talebi üzerine yapıldı. Özellikle Yeşilyurt Mahallesi ve Erozyon Sahası’ndaki ekili alanların yaban domuzları tarafından ciddi şekilde tahrip edildiği belirtildi.


Karapınar Çiftçi Malları Koruma Başkanı Mehmet Tevfik Seçilmiş, bölgede domuz popülasyonunun oldukça arttığını vurgulayarak, "Karapınar’da çiftçilerimizin tarım arazilerine domuzların verdiği zararlardan dolayı çiftçilerimiz mağdur olmasın diye kaymakamlığımız ve çiftçi malları korumayla beraber dışarıdan gelen avcılar sayesinde bölgemizde bir çok domuz etkisiz hale getirilmiştir. Bu çalışmalar da devam edecek" dedi.


Yetkililer, tarım arazilerinin korunması ve çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla benzer çalışmaların ihtiyaç halinde devam edebileceğini ifade etti.



Konya’da yaban domuzlarına sürek avı düzenlendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Başkan Er, İnönü Ortaokulu’na konuk oldu Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, içinde her türlü oyun gurubunun olduğu ‘Çocuk Köyü’ yapacaklarının müjdesini verdi. İl Millî Eğitim Müdürü Behçet Bakır ile birlikte okul ziyaretlerini sürdüren Başkan Er, İnönü Ortaokulu’nda öğrenci, öğretmen ve idarecilerle bir araya geldi. Sınıflarda öğrencileri ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Belediyenin birçok faaliyetleri ve etkinlikleri var. Dijital dershane hizmeti veriyoruz. Belediye olarak şehrin birçok yerinde etkinlik yapıyoruz. Sahalarımız var, onlarca saha inşa ediyoruz. Spor tesislerinden ve kütüphanelerden faydalanın. 100. Yıl Parkı’nın yanında 6 dönümlük alan üzerinde çok güzel bir Çocuk Köyü yapıyoruz. Her türlü oyun gurubunun olduğu bir alan olacak. Aynı zamanda Başharık’ta da güzel bir spor tesisi yapıyoruz. Ücretsiz kitap dağıtıyoruz. Ücretsiz deneme sınavları var. Evde imkânı olmayanlara internet sağlıyoruz. Dijital dershanemiz var. Bilim Merkezi Projesi yapılıyor, bitmek üzere. Finansı hazır. Kütüphaneler inşa ediyoruz" dedi. Öğretmenlerle de bir araya gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "6 Şubat’ta göçün en çok olduğu il, yüzde 12.6 ile Malatya olmuş. Malatya, Hatay’dan sonra en çok yara alan ikinci büyük il oldu. Malatya büyük bir yara aldı ama Allah’a hamdolsun Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Malatya’da çok büyük bir operasyon yürütüldü. 121 bin konut, çok devasa bir çalışma. Sadece binalar değil 35 milyar liralık altyapı yatırımı yapıyoruz. Şehrin altyapısı tamamen değişiyor. Asbest borular var, onları yeniliyoruz. Yeni arıtma sistemleri yapıyoruz. Eski arıtmaları faaliyete geçirdik, yeni arıtmalar yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. Şehrin eğitim, sosyal ve kültürel yönden gelişmesi içinde önemli yatırımlar yaptıklarına dikkati çeken Başkan Er, "Şehrin ekonomisine de yön vermemiz lazım. Sanayi ile ilgili çalışmalarımız var. Yeni sanayi alanları oluşturuyoruz. Mart ayında turizm çalıştayı yapacağız. 815 kişi kapasiteli bölgenin en büyük 7/24 açık kalacak kütüphanesini yapıyoruz. Çocuk kütüphaneleri de yapıyoruz, onlarca kütüphane inşa ediyoruz. Genç mekanlar, kitap kafe yapıyoruz. 2,5 milyar spor yatırımı yaptık, 1.5 milyar bir yatırım daha olacak. 4 milyar liralık gençlik ve spor yatırımı yapacağız. Malatya’yı Malatyalılarla birlikte yöneteceğiz. Bir şey yapılacaksa sizlerin görüşleri bizim için önemli" diye konuştu. Okullarda ihtiyaç listesi olduğunda Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in her zaman destek olduğunu belirten İl Millî Eğitim Müdürü Behçet Bakır ise, "Büyükşehir Belediye Başkanımız, sizin de Sami amcanız haftada bir gün programı uygun oldukça öğretmen ve öğrencilerimizle buluşuyor. Bugün sizlerin misafiri oldu. Eğitim-öğretime, öğrencilere, eğitim camiasına ilgi duyuyor ve sorunları imkânlar dahilinde çözüme kavuşturuyor. Ciddi destek alıyoruz. İhtiyaç olduğunda hemen refleks gösterip, bizim yanımızda oluyorlar. Hükümet, bakanlık kamu ve belediyelerin çok güzel güzel destekleri var. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sami Er’e de verdiği destekten dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Adana Adana’da iğrenç manzara: Lağımlar sokağa taşıyor, çocuklar üzerinden atlamak zorunda kalıyor Adana’nın Kozan ilçesinde yaklaşık 10 gündür taşan rögarlar çevrede iğrenç bir görüntü ve koku oluştururken, çocukların pis suların üzerinden atlamak zorunda kaldığı ileri sürüldü. Kozan ilçesine bağlı Cumhuriyet Mahallesi Kumlugül Sokak’ta, Adana Büyükşehir Belediyesi ASKİ sorumluluğundaki rögarlar yaklaşık 10 gün önce taştı. Taşan rögarlar nedeniyle sokaklar lağım sularıyla doldu. Öğrencilerin okul servislerinden inip evlerine ulaşabilmek için lağım sularının üzerinden atlamak zorunda kaldığı ifade edildi. Taşan lağım sularının mahallede bulunan narenciye bahçesine akması ise halk sağlığı açısından endişe oluşturdu. Bölgede bulunan gündüz bakım evi çevresinde de lağım sularının birikmesi dikkat çekti. Mahalle sakinleri, Adana Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde, "araç olmadığı" gerekçesiyle sorunun 10 gündür çözülemediğini öne sürdü. Mahalle sakinleri tepki gösterdi Mahalle sakinlerinden Ziya Doğan, "Çok pis kokuyor, evlerde durulmuyor. Belediyenin bir an önce gelip bu sorunu çözmesi lazım. Eşimi doktora götürmek için çıktım, sürekli aynı manzarayla karşılaşıyoruz ama kimse ilgilenmiyor" dedi. Vatandaşlardan Halit Özcan ise, "Burada sürekli su akıyor, ağır bir lağım kokusu var. Yağmurdan sonra durum daha da kötüleşti" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinlerinden Hikmet Duran da yaşananların çocuklar için büyük risk oluşturduğunu belirterek, "Çocuklar hasta olacak. Bu memlekette bu pislik nasıl olur? Kozan çok güzel bir ilçe ama ’makine yok’ deniliyor. Koca Kozan’da nasıl araç olmaz? Pisliğin içindeyiz. Çocuklar dışarı çıkamıyor, cam açamıyoruz. Bu durumdan dolayı hayatımız durdu" diye konuştu.
Samsun 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması başladı Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması" başladı. TÜBİTAK tarafından bu yıl 57’ncisi düzenlenen Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nın Samsun Bölge Sergisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde başladı. 1969 yılından bu yana düzenlenen ve Türkiye genelinde 12 bölge merkezinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen yarışmaya bu yıl ülke genelinde 29 bin 739 proje başvurusu yapılarak tarihinin en yüksek başvuru sayısına ulaşıldı. Samsun Bölgesi’nde ise Amasya, Çorum, Giresun, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop ve Tokat illerinden 12 farklı alanda toplam 3 bin 142 proje başvurusu alınırken, 30 farklı üniversiteden 210 öğretim üyesinin yer aldığı değerlendirme süreci sonucunda 100 proje bölge sergisine davet edildi. Yarışmanın açılışı yapıldı Açılış konuşmalarını gerçekleştiren TÜBİTAK Proje Yarışmaları Samsun Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Yıldıray Topcu, "Bu yıl bölgemizde 12 farklı alanda toplam 3 bin 142 proje başvurusu yapılmıştır. Türkiye genelinde ise 29 bin 739 proje ile yarışma tarihinin en yüksek başvuru sayısına ulaşılmıştır. Bu tablo, ülkemizde bilim ve araştırmaya olan ilginin her geçen gün arttığını göstermekte ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz ile geleceğe dair umutlarımızın ne kadar güçlü temellere dayandığını ortaya koymaktadır. Hedefimiz, hem proje sayısını hem de proje niteliğini daha da ileri taşımaktır. Projelerin ön inceleme ve değerlendirme süreçlerinde 30 farklı üniversiteden 210 öğretim üyesi görev almıştır. Her proje, alanında uzman üç jüri üyesi tarafından titizlikle değerlendirilmiş ve bu süreç sonunda 12 alandan 100 proje bölge sergisine davet edilmiştir. Ondokuz Mayıs Üniversitemizin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu sergi sonunda finalist olarak seçilecek projeler, Mayıs ayında Ankara’da düzenlenecek Türkiye Finalinde bölgemizi temsil edecektir. TÜBİTAK’ın düzenlediği bu yarışmaların temel amacı; gençlerimizi düşünmeye, sorgulamaya, araştırmaya ve karşılaştıkları problemlere bilimsel çözümler üretmeye teşvik etmektir. Bu süreçte verilen ödüller bir amaç değil, gençlerimizi bilimsel çalışmalara yönlendiren birer motivasyon aracıdır. Asıl kazanım; öğrencilerimizin ve danışman öğretmenlerimizin bu süreçte edindikleri bilgi, deneyim ve becerilerdir" dedi. "Emeğin, sabrın ve bilimsel düşüncenin somut bir göstergesi" OMÜ Rektör Yardımcı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ise, "Alanında uzman akademisyenlerimizin titiz değerlendirmeleri sonucunda, 12 farklı alandan 100 projenin bölge finaline kalmaya hak kazanması, burada sergilenecek çalışmaların ne denli nitelikli ve emek yoğun olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki üç gün boyunca öğrencilerimizin projelerini ziyaretçilere sunacak olması, bilimsel paylaşımın ve akademik etkileşimin en güzel örneklerinden birini oluşturacaktır. Değerli gençler, bugün burada sergilediğiniz her proje yalnızca bir yarışma çalışması değil; aynı zamanda merakın, emeğin, sabrın ve bilimsel düşüncenin somut bir göstergesidir. Sizler, Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanındaki geleceğini şekillendirecek araştırmacılar, mühendisler, bilim insanları ve girişimcilersiniz" diye konuştu. Akabinde TÜBİTAK 57. Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Bölge Yarışması’nın açılış kurdelesi kesilerek yarışmada yer alan projeler incelendi. Projenin açılışına Samsun Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar da katıldı.
Muş Muş Piramidi kış manzarasıyla mest etti ’Muş Piramidi’ olarak bilinen Mercimek Kale Höyüğü, etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplanarak eşsiz görüntüler sundu. Muş’ta son günlerde etkisini artıran kar yağışı, kentin tarihi ve doğal güzelliklerini de beyaza bürüdü. "Muş Piramidi" olarak anılan ve tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığı bilinen Mercimek Kale Höyüğü, karla kaplanan siluetiyle dikkat çekti. Murat Nehri kenarında bulunan ve yapısıyla uzaktan bakıldığında piramidi andıran höyük, kar yağışının ardından adeta kartpostallık görüntüler oluşturdu. Beyaz örtüyle kaplanan tarihi alan, hem doğa hem de tarih tutkunlarının ilgisini çekti. Efsaneleriyle de bilinen Mercimek Kale Höyüğü, dört mevsim ayrı bir güzellik sunarken, kış aylarında oluşan manzarasıyla görsel bir şölen yaşattı. Kentin önemli tarihi değerlerinden biri olan Mercimek Kale Höyüğü, kar yağışıyla birlikte bir kez daha Muş’un doğal ve kültürel zenginliğini gözler önüne serdi. Kışın beyaza bürünen "Muş Piramidi", hem tarihi mirası hem de büyüleyici manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. MAUN Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğretim Üyesi Jeomorfolog Dr. İskender Dölek, Muş’ta yer alan önemli doğal oluşumlardan birinin Mercimek Kale olduğunu belirterek, "Muş’ta yer alan doğal oluşumlardan biri de Mercimek Kale’dir. Sergen riyolitleri olarak ifade edilen volkanik bir yapıya sahip olan bu alan, dom (kubbe) yapısı şeklinde tanımlanmaktadır. Söz konusu yapılar, yer kabuğunun zayıf ve dirençsiz noktalarından magmanın yüzeye sokulup soğuması sonucu meydana gelmektedir. Jeosit özelliği taşımasının yanı sıra kültürel açıdan da Muş için önemli simge yapılardan biri konumundadır" dedi. Mercimek Kale’nin doğal görünümüyle turizm açısından önemli bir çekicilik oluşturduğunu ifade eden Dr. Dölek, alanın Muş ilinin simge yapılarından biri olarak kabul edildiğini belirterek, "1750’li yıllara kadar özellikle üzerinde bir kulenin varlığından söz edilmekte olup, bu yapının bölgenin güvenliği açısından büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Murat Nehri’nin hemen kenarında yer alan Mercimek Kale, doğal görünümüyle turizm açısından bölge için önemli bir çekicilik oluşturmakta ve Muş ilinin simge yapılarından biri olarak kabul edilmektedir. Muhtemelen oluşum özelliğine bağlı olarak bölgede birçok kültürel efsane ve hikâyeye de konu olmuştur" şeklinde konuştu. Üzerinde 1756 yılına kadar ayakta kaldığı belirtilen ve koruma amacıyla kullanıldığı düşünülen kale ya da kuleye ait kalıntıların izlerine günümüzde de rastlanabildiğini ifade eden Dölek, Mercimek Kale gibi il sınırları içerisindeki diğer doğal ve kültürel varlıkların envanter çalışmalarının yapılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Üzerinde 1756 yılına kadar ayakta kaldığı belirtilen ve bölgede koruma görevi gördüğü düşünülen kale ya da kuleye ait kalıntıların izlerine bugün de rastlanabilmektedir. Mercimek Kale gibi il sınırları içerisinde yer alan diğer doğal ve kültürel varlıkların envanterlerinin çıkarılması, bu alanların jeorotalar ya da kültür rotaları kapsamında bilimsel bir yaklaşımla turizme kazandırılması büyük önem taşımaktadır. Zira bu alanlar yalnızca kültürel değil, yer bilimleri açısından da önemli bir değere sahiptir. Bu değerlerin entegre edilmesiyle oluşturulacak jeorotalar ve kültür rotaları, il ve bölge turizmine önemli katkılar sunabilecektir" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakanlık, ‘Aile Diplomasisi’ çalışmalarını aralıksız sürdürüyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik uluslararası farkındalığın artırılması ve bu alanda iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla yürüttüğü ’Aile Diplomasisi’ çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Türkiye, 2024 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Ailenin Dostları Grubuna üye olurken, BM çatısı altında aile odaklı çok sayıda uluslararası etkinlik hayata geçirildiği belirtildi. Bu kapsamda; 79. BM Genel Kurulu’nda Koruyucu Aile Modeline İlişkin Seferberlik Çağrısı, BM 69. Kadının Statüsü Komisyonu’nda aileden ilham alan kadın girişimciliği vurgusu, 2025 yılında 80. BM Genel Kurulu’nda ise tehditlere karşı aileden başlayan küresel dayanışma çağrısı yapıldı. Ayrıca 2. BM Sosyal Kalkınma Zirvesi’nde ‘aile destekli sosyal kalkınma’ yaklaşımı gündeme taşınırken, Türkiye’nin girişimleriyle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesine aile ve sosyal politika alanlarında iş birliği başlıkları eklendi. Bu alanda ilk bakanlar toplantısının 2024 yılı Mayıs ayında İstanbul’da, ikincisinin ise 2025 yılı Haziran ayında Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildiği ifade edildi. 26 ülkeden katılım sağlandı 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi kapsamında, mayıs ayında İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Aile Forumuna 25’i bakan düzeyinde olmak üzere 26 ülkeden katılım sağlandığı açıklandı. 2025 Aile Yılı dolayısıyla düzenlenen Aile ve Nüfus On Yılına Doğru Uluslararası Sempozyumu ise Ankara’da ulusal ve uluslararası akademisyenlerin, uzmanların ve kamu kurumu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildiği açıklanırken, öte yandan Türkiye’nin önerisiyle İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2026-2035 Eylem Programı’na ‘ailenin, nesillerin ve güçlü nüfus yapısının korunması’ başlığı eklendi. Aile Yılı uygulaması birçok ülkeye örnek olurken, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya, Mısır ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) de 2026 yılını Aile Yılı ilan etti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, görev süresi boyunca gerçekleştirdiği uluslararası temaslar vesilesiyle yabancı muadil kurumlarla aileye yönelik 22 mutabakat zaptı ve 4 faaliyet planını imzaladığı ifade edildi.