POLİTİKA - 13 Kasım 2025 Perşembe 16:35

MHP Konya’dan cezaevine giren Akören Belediye Başkanı açıklaması

A
A
A
MHP Konya’dan cezaevine giren Akören Belediye Başkanı açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Konya İl Başkanı Remzi Karaarslan, MHP’li Akören İlçe Belediye Başkanı İsmail Arslan’ın cezaevine girmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Başkan Karaarslan, "Akören Belediye Başkanımız İsmail Arslan hakkında görevi kötüye kullanma suçu sebebiyle devam eden adli veya idari bir soruşturma bulunmamaktadır. Belediye başkanımız tutuklu olmayıp trafik kazası sebebiyle açık cezaevinde hükümlüdür ve çok kısa sürede tahliye olacaktır. Yaşanan olay ve devamındaki süreç belediye başkanımızın taksirle işlediği bir suça ilişkin olup bu durum Belediye Kanunu ve Seçim Kanunu gereği belediye başkanımızın hukuki ve fiili durumunu etkileyen ve dolayısıyla görevinin sonlanmasını ya da açığa alınmasını gerektirir nitelikte değildir" dedi.


İl Başkanı Remzi Karaarslan şunları söyledi: "Milliyetçi Hareket Partisi kontenjanından Cumhur İttifakı Konya Akören Belediye Başkanlığını 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde Akörenlilerin teveccühüyle tekrar kazanan Belediye Başkanımız İsmail Arslan, 14 Aralık 2021 tarihinde Konya Akören Kara yolunda meydana gelen bir trafik kazasına karışmıştır. Yaşanan elim olayda maalesef 1 vatandaşımız vefat etmiş, 1 vatandaşımız da yaralanmıştır. Aynı kazada belediye başkanımız İsmail Arslan da kemik kırığı geçirecek şekilde yaralanmış ve bir müddet Konya Şehir Hastanesi’nde tedavi görmüştür. Bu kaza nedeniyle belediye başkanımız İsmail Arslan, Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/1 Esas sayılı dosyasından yargılanmış ve neticeten taksirle 1 kişinin ölümüne neden olma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Söz konusu karar istinaf mahkemesi incelemesinden geçerek 16 Ekim 2023 tarihinde kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesi sonrasında infaz kanunundaki düzenleme uyarınca nakdi teminat karşılığında 1’er yıl olmak üzere cezanın infazı 2 kez ertelenmiştir. Gelinen aşamada Belediye Başkanımız İsmail Arslan cezanın infazı için yakalama işlemine tabi olmaksızın kendiliğinden 11 Kasım 2025 tarihinde Seydişehir Açık Ceza İnfaz Kurumu’na teslim olmuş ve cezasının infazına başlanmıştır. Belediye başkanımızı infaz kanunundaki düzenlemelere göre şartla tahliye ve denetimli serbestlik hükümleri uyarınca 9 Şubat 2026 tarihinde cezaevinden tahliye olacak ve görevinin başına geçecektir. Kamu hizmetlerinin devamında herhangi bir aksaklık yaşanması da mümkün değildir. Yaşanan trafik kazası sebebiyle yaralanan vatandaşımız ve vefat eden vatandaşımızın ailesi tarafından tazminat hukuku kapsamında araç sürücüsü sıfatıyla İsmail Arslan, kazaya karışan 42 SU 495 plaka sayılı aracın işleteni (ruhsat sahibi) sıfatıyla Akören Belediye Başkanlığı ve zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen şirket aleyhine Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde maddi ve manevi tazminat davaları açılmıştır. Söz konusu davalar halen derdest olup Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası Yargıtay’da temyiz incelemesinde, Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası ise istinaf mahkemesi incelemesindedir. Dolayısıyla henüz kesinleşmiş bir tazminat davası mevcut olmayıp davacılara ödenmiş bir tazminat da bulunmamaktadır. Durum dosya içerikleri ile sabit olup davacılardan ve vekillerinden de konunun teyidi pekala mümkündür. Trafik kazasından kaynaklı ceza 2023 yılı ekim ayında kesinleşmiş ise de bu durum belediye başkanımızın 2024 yılı yerel seçimlerindeki adaylığına engel olmamış, YSK tarafından adaylığı onaylanmış, nihayetinde seçimlerde başarılı olmuş ve mazbatasını almıştır. Yasal süreç bu minvalde devam etmekte olup bazı basın yayın organlarında geçtiği gibi Akören Belediye Başkanımız İsmail Arslan hakkında görevi kötüye kullanma suçu sebebiyle devam eden adli veya idari bir soruşturma bulunmamaktadır. Yine haberlerde geçtiği gibi belediye başkanımız tutuklu olmayıp trafik kazası sebebiyle açık cezaevinde hükümlüdür ve çok kısa sürede tahliye olacaktır. Yaşanan olay ve devamındaki süreç belediye başkanımızın taksirle işlediği bir suça ilişkin olup bu durum Belediye Kanunu ve Seçim Kanunu gereği belediye başkanımızın hukuki ve fiili durumunu etkileyen ve dolayısıyla görevinin sonlanmasını ya da açığa alınmasını gerektirir nitelikte değildir. Gerçek dışı, yalan beyanatlarda bulunan ve bu minvalde basın yayın hakkını siyasi emelleri için hukuka aykırı olarak kullanan tüm gerçek ve tüzel kişiler hakkında yasal yollara başvurulacağını kamuoyuna saygıyla duyururuz" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne yönelik davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı Ayhan Bora Kaplan suç örgütüne ilişkin istinafın bozma kararı sonrasında 76 sanığın yargılanmasına devam edildi. Davada tutuksuz sanıklar savunma yaptı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada, Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in de aralarında bulunduğu tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları yer aldı. Müşteki sanık Ufuk Gültekin ise duruşmaya, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Mahkeme Başkanı yargılamanın bu celse sanık beyanlarıyla devam edeceğini bildirdi. Söz verilen başka bir suçtan tutuklu sanık Yusuf İzzet Savaş, daha önceki ifadelerini tekrarladığını bildirerek, diyeceği bir şey olmadığını söyledi. Tutuksuz sanık Barış Kurt, "Ben bir akademisyenim hayatı boyunca sabıkası olmamış hiçbir suça karışmamış birisiyim. İlk gün organize şubede ifadem alınırken, bilgisayardan soru soruluyordu, ben her soruya cevap verdim. Ben Erkan Doğan adlı şahsı aramadım, mesaj atmadım. Bana daha fazla soru sorun ben cevap vereyim. Ben Erkan Doğan’ı dövmedim, dövdürmedim. Babamdan kalan mirasa bile tedbir konuldu. Ben örgüt üyeliğinden tutuklandım, hakkımı helal etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz sanık Kanber Keskin, "Beyanlarımda bir değişiklik yok ama hayatımda çok değişiklik oldu. Ben bu işe ek iş olarak başladım, tek suçum Bora Kaplan’ın mekanında güvenlik olarak çalışmış olmamdır. Biz Kaplan’ın mekanında çalıştık diye hain olduk, örgüt yöneticisi olduk. Çocuklarıma silah doğrultu, 1 sene boştan yere ceza yattım. Söyleyecek çok şeyim var ama dile getirmekte zorlanıyorum. 10 senedir belediyede güvenlik olarak çalışıyordum, işimden kovuldum" ifadelerinde bulundu. Keskin’in avukatının sorusu üzerine söz alan tutuklu sanık Sertçelik, "Ben ifademde de söyledim, beni zorla gizli tanık yaptılar. Ben olay tarihinde orada değildim HTS kayıtlarından nerede olduğum tespit edilebilir" dedi. Duruşmanın öğleden önceki bölümünde savunma yapacak başka sanık bulunamayınca Mahkeme Başkanı, "Tanıklar için zorla getirme kararlarımız var" diyerek, Serdar Sertçelik’in anne ve babası ile kardeşinin de tanık olarak çağırıldığını söyleyip Serdar Sertçelik’e bu konuda bilgisi olup olmadığını sordu. Sertçelik, "Pazartesi gelecekler" cevabını verdi. Duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından söz alan tutuksuz sanık Ertan Yigen, duruşmadan vareste tutulma talebinin bulunduğunu söyledi. Tutuksuz sanık Murat Sağlam, "Ben valelik yatım, hiçbir suça karışmadım, mağdurum. Ben hiçbir suç örgütüne üye değilim. Gelecek kaygım var, beraatimi talep ederim" dedi. Tutuksuz sanıklardan Necdet Atilla Çiftçi ile Murat Altay ise mahkemeden beraatlerini talep etti. Mahkeme başkanı tanıkların hazır olduğunu ifade ederek dinleneceğini bildirdi. Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan tanık O.Y, daha önce Ankara Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde bilgi ve teknoloji biriminde çalıştığını, Ayhan Bora Kaplan operasyonu sürecinde Murat Çelik, Şevket Demircan ve Kerem Gökay Öner’in amirleri olduğunu ifade ederek, "Mülakat odası olarak adlandırılan bir odaya ilişkin bilgim yok, yalnızca ifade alma odası vardı" dedi. Bora Kaplan’ın gözaltına alındıktan sonra işkence altında ifade verdiği iddialarına ilişkin herhangi bir bilgisinin ya da duyumunun bulunmadığını ifade eden O.Y, görev yaptığı birim nedeniyle bu tür konularla ilgisinin olmadığını, daha çok teknik işler ve bilgisayarlarla ilgilendiğini kaydetti. "Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim" Sertçelik’in yaralandığı tarihte hastaneye gittiklerinden bahseden tanık Ç.K., "Hastaneye gittik, geri döndük. Sonrasında amirlerim ‘tekrardan çıkıyoruz’ dedi. Tekrardan hastaneye gittik, doktorla ben görüşmedim. Görüşmeleri Ahmet Komiser yaptı. Serdar Sertçelik’i hiç görmedim. Sanıkların herhangi bir kötü muameleye maruz kaldığını duymadım, görmedim. Doktorunda rapor almamız 5 dakika civarı sürdü" ifadelerinde bulundu. "Doktor rapora, ‘gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı" Olay tarihinde Organize Suçlarla Mücadele ekip amiri olarak görev yapan komiser tanık A.D., "Ben hastaneye giderek Sertçelik’i muayene eden doktorla rapor konusunda görüşme gerçekleştirdim. Hastaneye kendi ekibimle gittim. Doktor kemikte parçalı kırık olduğunu söyledi. Doktor, şahsın ayağı üzerine basarsa kalıcı hasar kalır şeklinde rapor hazırladı. Doktor rapora, ’gözaltına alınmasında sakınca vardır’ ibareli yazı yazdı. Doktorun herhangi bir itirazı olmadı. Bizde hiçbir şekilde doktora baskıda bulunmadık, raporun hazırlanması da 5 dakika kadar sürmüştür" dedi. Tanık olarak dinlenen Şevket Demircan’ın avukatı Recep Öksüz’ün çalışanı U.D., "Bir sabah işe geldiğimde kapıda bir poşet gördüm ağzı bağlı değildi. İçini açmadan yüzeysel olarak baktım kağıt vardı ancak sert bir cisimdi. Recep beyin masasına bıraktım. Kargo olarak düşündüm, üzerinde isim yazmıyordu. Bu nedenle Recep beyin masasına bıraktım. Ancak Recep beyi arayıp bu durum hakkında bilgilendirme yapmadım" beyanlarında bulundu. Tanık U.D, diğer tanık M.Ö’yü tanımadığını, daha önce ofise gelmediğini belirtti. Sanık ve tanık beyanlarının ardından duruşma yarın devam etmek üzere ertelendi.