EĞİTİM - 05 Ağustos 2025 Salı 10:24

Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu: "Hayallerinize giden yolda yanınızdayız"

A
A
A
Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu: "Hayallerinize giden yolda yanınızdayız"

Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, 2025 YKS tercih döneminde aday öğrencilere seslendi. Prof. Dr. Zorlu, "Yarınlarımızı bilimin ışığında inşa etmeniz, ülkemizin işinin ehli, mesleğinin erbabı gençleri arasında yer almanız için sizi de Necmettin Erbakan Üniversitesine davet ediyoruz. Hayallerinize doğru atacağınız en önemli adımlardan biri olan üniversite hayatınızda yanınızda olmaktan mutluluk duyacağız" dedi.


Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih döneminde aday öğrencilere seslendi. YKS tercih döneminin herkes için hayırlı olması temennisinde bulunan Prof. Dr. Zorlu, "Üniversite hayatı, yalnızca bir meslek edinme süreci değil; bireyin kendini tanıdığı, geliştirdiği, fikri derinlik kazandığı ve geleceğe dair sağlam temeller attığı çok yönlü bir yolculuktur. Bu zorlu ve değerli yolculuğun eşiğinde bulunan tüm aday öğrencilere başarılar diliyorum. Günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak artık kolay ancak bilgiyi anlamlı kılmak, onu üretime, faydaya ve toplumsal katkıya dönüştürmek her zamankinden daha önemli. Üniversiteler tam da bu işlevi üstlenen kurumlardır. Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak, 15. yılımızda bile ilk günkü heyecanla yolumuza devam ediyoruz. Yenilikçi ve dinamik bir devlet üniversitesi olarak, her geçen yıl daha güçlü adımlarla ilerliyoruz. Geçmişimizden aldığımız güçle, bilimin özgür ve sınırsız dünyasında geleceğe doğru yol alıyoruz. Globalleşen dünyanın getirdiği değişimlerin ve yeniliklerin bilinciyle uluslararası ilişkilerin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesine çok büyük önem veriyoruz. Nitelikli akademik kadromuz, güçlü altyapımız, sağlam ulusal ve uluslararası iş birliklerimiz ve akredite olmuş birimlerimizle öğrencilerimizi bir adım öne taşıyacak fırsatlar sunuyoruz. Öğrenci odaklı yaklaşımımızla, ülkemizin ve dünyanın geleceğine katkı sağlayacak bireyler yetiştirmeyi hedefliyoruz. Rekabet yoğun. Kaliteden ödün veremeyiz. Amacımız, sizleri dünyada eğitiminizin karşılığını bulabileceğiniz bir donanımla, erdemli ve ahlak sahibi bireyler olarak yetiştirmektir. Sizlere rehberlik etme sorumluluğumuz var. Çok boyutlu, kapsamlı bir gelecek perspektifiyle hareket ediyoruz. Günceli takip ediyor, sizleri küresel rekabete hazırlıyoruz. Bu vizyonla çıktığımız yolda, bilime, sanata ve topluma değer katacak her öğrenci bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı



"Hayatınızın geri kalanını şekillendirecek önemli bir dönüm noktasındasınız"


Aday öğrencilerin tercih döneminde çok dikkatli olmaları gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Cem Zorlu, "Tercih edeceğiniz meslekleri inşallah uzun yıllar severek yapacaksınız. Ancak unutmayın ki, meslek yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda sizi anlamlı bir şekilde var kılacak bir yolculuktur. Seçtiğiniz alan, hayatınıza yön verecek, sizi sürekli geliştirecek ve toplumla olan ilişkinizi derinleştirecek bir keşif sürecidir. Bir mesleği sevmenin, yalnızca işinize olan ilginizle değil, aynı zamanda o meslekle topluma ne katabileceğinizle de yakından ilişkili olduğunu unutmamalısınız. Kendinizi geliştirdikçe, bilgi ve yeteneklerinizi paylaştıkça, sadece profesyonel anlamda değil, insan olarak da büyüyeceksiniz. Bu yolculukta, sadece bir şeyler öğrenmekle kalmayacak, öğrendiklerinizi başkalarıyla paylaşarak onların hayatlarını da zenginleştireceksiniz. Bugüne kadar ortaya koyduğunuz emeklerin karşılığını bulabilmeniz için son aşamadasınız ve şimdi isabetli tercihler yapmanız gerekiyor. Tercih sürecinde dikkat etmeniz gereken konularda, Üniversitemiz Kariyer Merkezi Koordinatörlüğünden destek alabilirsiniz. Bu süreçte atacağınız her adım, sadece akademik başarınızı değil, hayatınızın geri kalanında da sizi şekillendirecek önemli bir dönüm noktasıdır. Seçimlerinizin sorumluluğu büyük, ancak unutmayın ki her seçim, sizi daha güçlü ve bilinçli bir birey yapacaktır. Bu yolculukta karşınıza çıkacak her fırsatı değerlendirerek, kendi potansiyelinizi en üst düzeye çıkarmanız mümkün olacaktır. Necmettin Erbakan Üniversitesi olarak, sizleri sadece başarılı birer mezun değil, topluma değer katacak, insanlığa hizmet edecek bireyler olarak yetiştirmeyi hedefliyoruz. İleriye doğru çıktığınız bu yolda, her zaman yanınızda olacağız. Yarınlarımızı bilimin ışığında inşa etmeniz, ülkemizin işinin ehli, mesleğinin erbabı gençleri arasında yer almanız için sizi de Necmettin Erbakan Üniversitesine davet ediyoruz. Hayallerinize doğru atacağınız en önemli adımlardan biri olan üniversite hayatınızda yanınızda olmaktan mutluluk duyacağız" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.