POLİTİKA - 05 Ekim 2025 Pazar 17:24

UCLG-MEWA Kongresi’nin kapanışında konuşan UCLG Başkanı Altay: "Tarihi bir kongreye ev sahipliği yaptık"

A
A
A
UCLG-MEWA Kongresi’nin kapanışında konuşan UCLG Başkanı Altay: "Tarihi bir kongreye ev sahipliği yaptık"

Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı (UCLG-MEWA) Kongresi, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde 3 gün boyunca farklı ülkelerden belediye başkanları ile yerel ve bölgesel liderleri Konya’da buluşturdu.


Bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen kongrenin kapanışında UCLG-MEWA delegelerine hitap eden UCLG ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, yoğun katılımla tarihi bir kongreyi tamamladıklarını, yakından ve uzaktan tüm misafirleri Konya’da ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını söyledi.



"En kısa sürede Gazzeli kardeşlerimizi aramızda görmek istiyoruz"


Özellikle bu kongreye ilk kez katılan Suriyeli misafirlerin birliğe güç kattığını vurgulayan Başkan Altay, "İnşallah Suriye’de nasıl kazanımlar elde ettiysek ve bugün özgür bir Suriye’den bahsediyorsak inşallah en kısa sürede Gazze’de de Rabbim zafer nasip etsin diye dua ediyoruz ve burada Gazzeli kardeşlerimizi de aramızda görmek istiyoruz" diye konuştu.



"Gazze davasına sahip çıktınız"


Alınan kararlarla tarihi bir kongre geçirdiklerinin altını çizen Başkan Altay, "Çünkü hepimizin oy birliği ile bugün aramızda İsrail zulmünden dolayı bulunamayan El Halil Belediye Başkanımızı tekrar UCLG-MEWA Başkanı seçtiğimiz bir kongre oldu. Dolayısıyla bu iradenizden dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gazze davasına sahip çıktınız" değerlendirmesini yaptı.



"Konya adına çok olumlu bir süreç ve genel kurul oldu"


Başkan Altay, barışın konuşulacağı en doğru yerin Konya olduğuna dikkat çekerek konuşmasına şöyle devam etti: "Çünkü burası Hazreti Mevlana’nın şehri. Belh’ten başlayan yolculuğunda Hazreti Mevlana burayı kendine yurt edinmiş ve bundan 800 yıl önce insanlığa barışın, kardeşliğin en önemli söylemlerini ortaya koymuş ülkemizdeki en önemli mutasavvıflardan birisi. O günden itibaren Konya her zaman birlikte yaşama kültürünün, barışın ve kardeşliğin şehri olmuş. Bugün de sizlerin katılımıyla ve gün boyu sunumlarınızla buna tekrar not düşmüş olduk. Bizim açımızdan Konya adına çok olumlu bir süreç ve genel kurul oldu" ifadelerini kullandı.



Birliğe bugüne kadar hizmet edenlere teşekkür etti, yeni görev alanlara başarılar diledi


UCLG-MEWA’ya bugüne kadar hizmet edenlere teşekkür eden Başkan Altay, "Aslında bir taraftan da bir nöbet değişimi gerçekleştirmiş olduk. Birliğe katkı sunan herkese teşekkür ediyoruz ama bu yolculukta hep daha ileri, daha güçlü bir şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. Kongremizde bazı organlarımız yenilendi, yeni arkadaşlarımız görev aldılar. Umuyorum ki UCLG Dünya Konseyi’nde de UCLG-MEWA çok güçlü bir katılımla bölgemizi temsil edecek ve çok daha başarılı işleri birlikte yapacağız. Görev alan tüm arkadaşlarıma tekrar başarılar diliyorum. Kongre sürecinin bu kadar güzel geçmesini sağlayan Genel Sekreterimiz Sayın Mehmet Duman başta olmak üzere tüm ekibine teşekkür ediyorum. Ayrıca Büyükşehir’imizin Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı başta olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Konya sizin eviniz, her zaman sizi burada ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. UCLG-MEWA çok güçlü bir şekilde yoluna devam ediyor. Kongremizin hayırlar getirmesini temenni ediyorum" sözleriyle konuşmasını tamamladı.



Misafirler, Konya’nın önemli merkezlerini gezdi


UCLG-MEWA Kongresi için Konya’da bulunan yabancı misafirler ayrıca; Mevlana Türbesi, Konya Tropikal Kelebek Bahçesi ve Konya Bilim Merkezi’ni de gezerek incelemelerde bulundu.



UCLG-MEWA Kongresi’nin kapanışında konuşan UCLG Başkanı Altay: "Tarihi bir kongreye ev sahipliği yaptık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.