KÜLTÜR SANAT
12 Ocak 2026 Pazartesi - 16:27 Fotoğraflar ile Ergani 2026 Projesi hayata geçiyor FOTONO21 Fotoğraf Derneği, kültür mirasının belgelenmesi ve yerel hafızanın fotoğraf sanatı aracılığıyla kalıcı hale getirilmesi amacıyla yürüttüğü nitelikli çalışmalara 2026 yılında Ergani ilçesi ile devam ediyor. Daha önce gerçekleştirdiği alan odaklı projelerle dikkat çeken dernek, bu kez Ergani’nin çok katmanlı tarihini ve yasayan kültürünü uzun soluklu bir belgeleme çalışması ile ele almayı hedefliyor. 2026 Ergani Projesi, ilçenin tarihi yapıları, kültürel değerleri, gündelik yasamı, insan hikayelerini merkeze alan, kapsamlı bir fotoğraf ve belgesel anlatım çalışması olarak planlandı. Proje, yalnızca görüneni kayda almakla yetinmeyip, mekana sinmiş zaman duygusunu, toplumsal bellekte yer eden izleri ve değişim süreçlerini de görünür kılmayı amaçlıyor. Yıl geneline yayılarak aşamalı şekilde yürütülmesi planlanan çalışma kapsamında alan çekimleri, sistemli belgeleme süreçleri, arşivleme, seçici kurul değerlendirmeleri ve sosyal medya paylaşımlar yer alacak. Üretilecek fotoğrafların yalnızca bugünün tanığı değil, ayni zamanda gelecek kuşaklar için güvenilir bir görsel belge niteliği taşıması hedefleniyor. Projenin çıktıları arasında sergi çalışmaları, basılı ve dijital yayınlar, söyleşiler, arşiv niteliğinde dosyalar ve kamusal erişime açık paylaşımların yer alması öngörülüyor. Bu sayede Ergani’nin, fotoğraf sanatı aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşması ve kentin kültür tarihine kalıcı bir katkı sunulması amaçlanıyor. FOTONO21 Fotoğraf Derneği Başkanı Mehmet Kılıçoğlu, proje ile ilgili yaptığı değerlendirmede Ergani’nin tarihsel sürekliliğini, kültürel çeşitliliğini ve insan odaklı yaşam pratiklerini bütüncül bir bakış açısıyla ele almayı hedeflediklerini ifade etti. Kılıçoğlu, bu çalışmanın yalnızca bir fotoğraf projesi değil, aynı zamanda toplumsal bellek oluşturmaya yönelik sorumlu bir kültür çalışması olduğunu vurguladı. 2026 Ergani Projesi, yerel değerleri merkeze alan yaklaşımıyla ilçenin yalnızca fiziksel dokusunu değil, insan hikayelerini, gündelik yaşamı, kültürel sürekliliği ve dönüşümü de görünür kılmayı hedefliyor. Proje, Ergani’nin sahip olduğu çok katmanlı yapının sanatsal bir dil ile kayda alınmasına katkı sunarken, aynı zamanda fotoğrafın belgesel gücünü önceleyen kalıcı bir arşiv oluşturmayı amaçlıyor.
12 Ocak 2026 Pazartesi - 16:17 Coğrafi işarette Gaziantep ilk sırada Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla coğrafi işaretli ürün sayısının bin 806’ya ulaştığını, Gaziantep’in ise 107 coğrafi işaretli ürünüyle bu alanda Türkiye genelinde ilk sıradaki yerini güçlendirerek sürdürdüğünü açıkladı. Coğrafi işaretli ürünlerin yalnızca ekonomik bir değer taşımadığını, aynı zamanda yüzyıllar boyunca süzülerek günümüze ulaşan üretim kültürünün ve yerel hafızanın en somut göstergeleri olduğunu vurgulayan Akıncı, Gaziantep’in bu alandaki öncülüğünün hem bölgesel kalkınmaya hem de kültürel sürdürülebilirliğe güçlü katkılar sunduğunu söyledi. Gaziantep’in, tarih boyunca medeniyetlerin kesişme noktasında yer alan bir şehir olarak mutfağıyla, tarımıyla ve üretim geleneğiyle Anadolu’nun en zengin kültürel miraslarından birine ev sahipliği yaptığını belirten Akıncı, "Coğrafi işaretli ürünlerimiz; bu toprakların iklimini, emeğini, bilgisini ve ustalığını yansıtan paha biçilmez değerlerdir. Gaziantep olarak yalnızca üretmiyor, aynı zamanda bu mirası koruyor ve geleceğe taşıyoruz. 107 coğrafi işaretli ürünle Türkiye’de ilk sırada yer almamız, bu bilinçli yaklaşımın en somut sonucudur" dedi. Gaziantep Ticaret Borsası’nın coğrafi işaretler konusundaki çalışmalarına özel bir parantez açan Akıncı, bugüne kadar kentin 24 coğrafi işaretli ürününün tescilini GTB olarak gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Akıncı, "Bulunduğu şehir adına en fazla coğrafi işaret tescili alan kurumlar arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Bu, sadece bir sayı değil; üreticiye sahip çıkmanın, geleneksel yöntemleri korumanın ve yerel değeri markaya dönüştürmenin ifadesidir. 2026 yılında da hem Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde hem de Avrupa Birliği sürecinde çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Gaziantep’in ab tescilli lezzetleri artıyor Gaziantep’in coğrafi işaret alanındaki başarısının Avrupa Birliği tescilleriyle uluslararası boyuta taşındığını vurgulayan Akıncı, Gaziantep Baklavası, Araban Sarımsağı ve Menengiç Kahvesi’nin AB tarafından tescil edildiğini, GTB öncülüğünde Antep Fıstık Ezmesi ve Antep Lahmacunu’nun da AB tescili aldığını söyledi. Akıncı ayrıca, Antep Muskası ve Antep Bulguru için başvuru süreçlerinin devam ettiğini ifade etti. Bu ürünlerin yalnızca Gaziantep mutfağının değil, Türk gastronomisinin de dünya vitrinindeki temsilcileri olduğunu aktaran Akıncı, "Gaziantep mutfağı; tarih, coğrafya ve emeğin birleştiği çok katmanlı bir kültürdür. AB tescilleri, bu zenginliğin uluslararası alanda da kabul gördüğünün açık göstergesidir" dedi. Türkiye’de coğrafi işaretlerin tablosu Türkiye genelinde 2025 yılı itibarıyla coğrafi işaretli ürün sayısının bin 806’ya ulaştığını belirten Akıncı, iller bazındaki dağılıma da dikkat çekti. Gaziantep’in 107 ürünle ilk sırada yer aldığını aktaran Akıncı, "Gaziantep’i 88 ürünle Konya, 61 ürünle Erzurum ve 59 ürünle Diyarbakır takip ediyor. Anadolu’nun dört bir yanında tescillenen bu ürünler, Türkiye’nin kültürel çeşitliliğini ve üretim zenginliğini ortaya koyan canlı bir harita niteliği taşıyor" ifadelerini kullandı. Coğrafi işaretlerin üreticinin emeğini koruyan ve yerel markaların değerini artıran önemli bir araç olduğunun altını çizen Akıncı, bu sistemin aynı zamanda kaliteyi ve özgünlüğü garanti altına aldığını söyledi. Akıncı, "Coğrafi işaretler; kırsal kalkınmadan ihracata, gastronomi turizminden istihdama kadar geniş bir alanda katma değer üretmektedir. Gaziantep olarak biz, bu alanda sadece lider değil, aynı zamanda örnek bir model olmayı sürdürüyoruz" diyerek açıklamasını tamamladı.
Medusa mozaiği kış şartları için korumaya alındı
20 Kasım 2025 Perşembe - 14:22 Medusa mozaiği kış şartları için korumaya alındı Burdur’da kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılan ve yüzde 95 oranda orijinal olması sebebiyle dünyada bir tek Kibyra Antik Kenti’nde bulunan, "opus sectile" tekniğiyle renkli mermerlerden inşa edilen Medusa mozaiği kış şartlarında zarar görmemesi için üzeri kapatıldı. Burdur’un Gölhisar ilçesinde bulunan "Gladyatörler Şehri" olarak bilinen Kibyra Antik Kenti’nin içerisindeki Odeon’un ortasında yer alan, "opus sectile" tekniğiyle oluşturulan Medusa mozaiğinin kış şartlarından korumak için üzeri kapatıldı. Yaz aylarında binlerce turistin ziyaret ettiği eşsiz eser, MS 1. yüzyılın ilk evrelerine dayanıyor; mitolojide ise "Gözlerine bakan kötü niyetli kişileri taşa çevirdiğine" inanılan "yılan saçlı, keskin dişli, dişi canavar" olarak biliniyor. Antik dönemde konser alanı, meclis, mahkeme ve üzeri kapalı tiyatro olarak kullanılan Odeon, ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken eserlerin başında geliyor. Kibyra Kazı Başkanı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kibyra Olympeion Odeionu orkestra zeminini kaplayan opus sectile Medusa mozaiği ile Odeion Stoası zemin döşemesi opus tessellatum mozaiğin üzeri, iklim şartlarından korunması amacıyla kapatılmıştır. 2026 yılı Nisan ayında tekrar ziyarete açılacaktır" ifadelerine yer verdi.
Samsun’da kültür ve sanat etkinlikleri
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:43 Samsun’da kültür ve sanat etkinlikleri Samsun Büyükşehir Belediyesi, kasım ayı boyunca düzenlediği kültür ve sanat etkinlikleriyle şehrin dört bir yanında sanatseverleri buluşturuyor. Tiyatrodan söyleşilere, konserlerden çocuk etkinliklerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan programlara vatandaşlar ücretsiz olarak katılabiliyor. Sanatı toplumun tüm kesimleriyle buluşturmayı, vatandaşları günlük yaşamın yoğunluğundan uzaklaştırmayı ve kültür-sanata erişimi kolaylaştırmayı hedefleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi, kasım ayını adeta bir "sanat şöleni"ne çevirdi. Resim sergilerinden tiyatrolara, söyleşilerden atölye çalışmalarına, konserlerden çocuk etkinliklerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan programlar, şehrin kültürel yaşamına yeni bir soluk katıyor. Bu kapsamda, 7 Kasım’da Akademisyen Anne Saniye Bencik Kangal, Terme’de düzenlenen söyleşiyle vatandaşlarla bir araya geldi. 8 Kasım’da çocuklar için sahnelenen "Miyav Karnavalı" tiyatro oyunu, minik sanatseverlere keyifli anlar yaşattı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısını yaşatmak ve Samsun’un kurtuluş mücadelesindeki özel yerini vurgulamak amacıyla hazırlanan "Atatürk ve Samsun" temalı sergi ise 10 Kasım’da sanatseverlerle buluştu ve 22 Kasım’a kadar devam edecek. 12 Kasım Çarşamba günü Müfit Can Saçıntı ile Uğur Batı, söyleşileri ile Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde Samsunlularla buluştu. 13 Kasım’da yine SBB Sanat Merkezi’nde "Ölü Ozanlar Derneği" sahnelendi. 14 Kasım’da ise Akademisyen Anne Saniye Bencik Kangal, bu kez Çarşamba Cemil Şensoy Kültür Merkezi’nde yeni bir söyleşiyle sanatseverlerle bir araya geldi. 15 Kasım Cumartesi günü SBB Sanat Merkezi’nde sahnelenen "Geri Dönüşüm Ormanı" çocuk tiyatrosu, iki seans halinde minik izleyicilerle buluştu. Aynı gün, Gri Koç (Gökhan Müftüoğlu) da Çarşamba Cemil Şensoy Kültür Merkezi’nde "Motivasyon Buluşmaları" ile gençlerle bir araya geldi. 16 Kasım Pazar günü Sadettin Acar "Sezai Karakoç Vefat Yıl Dönümü ve Anma Programı ile söyleşi gerçekleştirdi. 17 Kasım Pazartesi günü Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde Aşık Veysel’i Anma Programı düzenlendi. 17 Kasım ve 18 Kasım’da Alaçam ilçesinde Unutulmaya Yüz Tutmuş Çocuk Oyunları farklı okullarda çocuklarla buluştu. 19 Kasım Çarşamba günü ise Alaçam ilçesinde Unutulmaya Yüz Tutmuş Çocuk Oyunları farklı okullardaki çocuklarla buluşurken Canik Kültür Merkezi’nde ise Değerli Macera çocuk oyunu sahnelendi. 19 Kasım’da aynı zamanda Akademisyen Anne Saniye Bencik Kangal Bafra ilçesinde söyleşi gerçekleştirdi. 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne özel konser Samsun Büyükşehir Belediyesi düzenlediği etkinlik takviminde Öğretmenler Günü’ne de özel yer ayırdı. 24 Kasım Öğretmenler Günü programı kapsamında Halk Müziği Sanatçısı Şükriye Tutkun, Samsunlu sevenleriyle buluşacak. Birbirinden güzel eserleri bu anlamlı güne özel seslendirecek Şükriye Tutkun’un konser programı, 24 Kasım Pazartesi günü saat 20.00’de Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezinde gerçekleşecek. Vatandaşlar bu özel konsere ücretsiz olarak katılabilecekler. Etkinlikler kasım ayı boyunca devam edecek Şehrin kültürel yaşamına katkı sunmayı, sanatın birleştirici gücüyle toplumsal bilinci artırmayı hedefleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi kasım ayı boyunca devam edecek etkinliklere tüm vatandaşları davet ediyor. Vatandaşlar detaylı program takvimine ise samsun.bel.tr adresinden ve Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından ulaşabiliyor.
İş Sanat’ın 26’ncı sezon programında sürpriz isimler yer alıyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 13:23 İş Sanat’ın 26’ncı sezon programında sürpriz isimler yer alıyor İş Sanat’ın 26’ncı sezon programında; dünyaca ünlü müzisyen Lisa Ekdahl, şarkıcı Buray, şarkıcı Feridun Düzağaç, dans gösterisi "Viva la Vida-A Tribute to Frida Kahlo" ve Bulutsuzluk Özlemi yer alacak. İş Sanat, çeşitliği ile dikkat çeken sezon programında özel konserleri seyircisiyle buluşturmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü müzisyen Lisa Ekdahl, naif caz ve bossa nova yorumlarıyla; Buray, İş Sanat’a özel hazırladığı ‘Evdeki Sesler’ projesiyle ve Feridun Düzağaç en sevilen şarkılarıyla İş Kuleleri Salonu’nun konuğu olacak. Sezonun merakla beklenen dans gösterisi "Viva la Vida - A Tribute to Frida Kahlo", sanatçının tutku dolu hayatını sahneye taşıyacak. Bulutsuzluk Özlemi 40’ıncı yaşını akustik bir performans ile İş Sanat’ta kutlayacak. Frida Kahlo’ya ithafen: Viva La Vida Enrique Gasa Valga Dans Topluluğu, 20’nci yüzyıla damgasını vurmuş ressam Frida Kahlo’nun hiçbir zorluğa boyun eğmeyen ruhunu, ateşli tutkusunu ve derin acısını Viva La Vida gösterisiyle sahneye taşıyor. Koreografisini Enrique Gasa Valga’nın, orijinal müziklerini ise Roberto Tubaro’nun hazırladığı gösteride izleyiciler, Greta Marcolongo’nun etkileyici sesi ve orkestrası eşliğinde, Frida’nın eserlerine damga vuran duyguları dans aracılığıyla keşfedecek. 8 Nisan Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda sahnelenecek olan Viva la Vida, sanat tarihindeki en ilham verici kişiliklerden birinin yüreğine ve ruhuna bir yolculuk olacak. Lisa Ekdahl, İş Sanat’ta Sakin, duyarlı ve abartıdan uzak tarzıyla müzik listelerini altüst eden eserlere imza atan şarkıcı ve söz yazarı Lisa Ekdahl İstanbul’da. Kendi şarkılarının yanı sıra bossa nova ve caz yorumlarıyla tüm dünyada sadık bir hayran kitlesine sahip olan Ekdahl, dinamizmini koruyan kariyeri, üç Grammis ödülü ve öncü stiliyle 90’lardan bu yana dinleyicilere ve müzisyenlere ilham veriyor. Ekdahl, naif sesi, kendine has caz tınısı, yalın ve derinlikli müzikal anlatımıyla hafızalara kazınan şarkılarını 13 Mayıs Çarşamba akşamı 20.30’da İş Sanat dinleyicileri için seslendirecek. Buray kendi hikâyesiyle sahnede Hit şarkıları ve akustik ağırlıklı düzenlemeleriyle Türk pop müziğine yeni bir soluk getiren Buray, İş Sanat için özel olarak hazırladığı yeni projesi "Evdeki Sesler" ile 21 Nisan Salı akşamı 20.30’da sahnede olacak. Buray yeni projesinde, çocukluğundan itibaren hatıralarına eşlik eden şarkıları sahnede seyircisiyle paylaşacak. Bulutsuzluk Özlemi 40 yaşında Türk rock müzik tarihinin en etkili ve uzun soluklu topluluklarından Bulutsuzluk Özlemi, 40’ncı sanat yılını İş Sanat sahnesinde kutluyor. 80’lerden bu yana Anadolu rock türünde yakaladıkları güçlü sound ile geniş bir hayran kitlesi edinen topluluk, unutulmaz şarkılarının akustik düzenlemelerini, Semplice Quartet eşliğinde 6 Mayıs Çarşamba 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda yeniden yorumlayacak. Feridun Düzağaç’tan aşk şarkıları Türkçe rock ve akustik müziğin önemli isimlerinden Feridun Düzağaç, İş Sanat dinleyicileriyle 5 Şubat Perşembe akşamı 20.30’da buluşuyor. 1990’lardan itibaren kendine özgü tarzı, sade düzenlemeleri ve gitar melodileriyle müzikseverlerin beğenisini kazanan Düzağaç, aşkı ve hüznü lirik bir dille anlatan şarkılarını İş Kuleleri Salonu’nda söyleyecek. Yapılan açıklamaya göre, 26’ncı sezonun biletleri Biletix ve İş Sanat Ana Gişe’den temin edilebiliyor. Öğrencilere sunulan indirimli biletler İş Sanat Ana Gişe’den satın alınabiliyor. 65 yaş üzeri izleyiciler 3’üncü kategori biletlerini indirim imkânıyla İş Sanat Ana Gişe’den temin edebiliyor. Biletler Maximum Kart sahiplerine öğrenci kategorisi haricince indirim imkânıyla satılıyor. Öğrenci biletleri, geçerli öğrenci kimliği ibrazı ile satılıyor.
Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın"
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:55 Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın" Antalya’da düzenlenen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nisan ve Mayıs aylarına yönelik teşvikleri hatırlatarak, "Kış sübvansiyonlarını yeniden başlattık, vergi ve hizmet indirimlerini bu döneme yaydık, bilet fiyatları da yüzde 5 geriledi. Ama artık tüm kesimler taşın altına elini koymalı" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde 5 yıldızlı bir otelde Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nce (AKTOB) "Design the Difference with New Strategies" temasıyla bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Resort Turizm Kongresi, sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da katılım sağladığı kongrede turizmin dönüşüm süreci, yeni pazar dinamikleri, global riskleri, dijitalleşme ve rekabetin değişen kuralları ele alındı. "2025 rezervasyonları olumsuzluklara rağmen güçlü ilerliyor" Burada konuşan Bakan Ersoy, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, 23 Nisan İstanbul depremi, Hindistan-Pakistan savaşı ve İsrail-İran geriliminin rezervasyon akışını yavaşlattığını hatırlatan Ersoy, buna rağmen hedeflerin tek tek aşıldığını söyledi. Türkiye’nin bu yılın ilk dokuz ayında 50 milyon ziyaretçi ağırladığını belirten Ersoy, gecelik turist harcamasının yüzde 9 artışla 116 dolara çıktığını, turizm gelirinin ise yüzde 5,7 yükselerek 50 milyar doları geçtiğini açıkladı. Arkeoloji çalışmalarının ulaştığı seviye, gece müzeciliği uygulaması, MICHELIN Guide genişlemesi, Neolitik Çağ keşiflerinin uluslararası etkisi ve turizm köyleri projelerindeki gelişmeleri detaylandıran Ersoy, 2026’da 800 arkeolojik çalışma yürütüleceğini söyledi. "Erken rezervasyon indirimlerini kapatmayın" Bakan Ersoy, hava yolu teşvikleri ve mevsim kaymalarıyla ilgili olarak sektöre kritik bir çağrı yaptı. Ersoy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Özellikle biliyorsunuz bu sene itibarıyla bitmiş olan kış sübvanseleri var. Devlet Hava Meydanı’nın havalimanlarında, Antalya’da, Dalaman Havalimanı’nda uyguladığı, öncelikle o uygulamayı tekrar başlattık. İkinci olarak yüzde 50’lik vergi indirim uygulamasını Nisan ve Mayıs’ı dahil edecek şekilde genişlettik. Eskiden sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve Mayıs aylarında kapsıyor. Aynı şekilde havalimanı otoriterleriyle, DHM operatörleriyle ve havalimanı işletmecileriyle konuşarak, uçakların Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet indirimlerinde yüzde onluk indirim yaptık ve uçaklar da bunların sonucu olarak Nisan ve Mayıs itibariyle bu iki ay için özellikle yüzde beşlik bilet fiyatlarını aşağıya çektiler. Tur operatörlerine de bilgi verildi. Bu noktada hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor. Rus bayramı için konuşmuyorum ama özel bayram dönemleri hariç. Rezervasyonlar dolana kadar indirimleri korumalıyız. Birden satışlar iyi gidiyor diye hızlı bir şekilde kapatmamamız gerekiyor. Hep birlikte bu manevraya sahip çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki sene de dahil olmak üzere bu süreci uzatırız." Bakan Ersoy, mevsim kaymalarının devam edeceğini, rakip Körfez ülkelerinin turizm yatırımlarını artırdığını ve Türkiye’nin bu rekabete seyirci kalmayacağını da vurguladı. "Turizmde bildiğimiz dönemi geride bıraktık" AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde artık nitelik ve özgün stratejilerin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Kavaloğlu, "Artık turizmde ‘iyi olmak’ yetmiyor. ‘Ben de varım’ demek, ‘ben de aynı ürünü sunuyorum’ demek, rekabette bizi bir adım ileri taşımıyor. Başarı, fark sağlayan, kendi özgün hikâyesini cesurca anlatan destinasyonların elinde" dedi. Pandemi sonrası değişen seyahat motivasyonları, iklim krizi, yapay zekâ, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmaların sektörü yeniden tasarlamayı zorunlu kıldığını belirten Kavaloğlu, Antalya’nın sahip olduğu fiyat-kalite dengesi, hava yolu kapasitesi, konaklama altyapısı ve genç nüfusu ile rekabette öne çıktığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bizim hedef rakiplerimiz Fransa, İspanya ve İtalya’dır. Yükselen sabit maliyetlerin döviz kurundaki artışın üzerinde seyretmesi ise fiyat-performans rekabetindeki avantajımızı azaltıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, fayda-maliyet dengesini her zaman misafirlerimizin lehine korumaya devam ediyor, rakiplerimizle var gücümüzle yarışıyoruz. Ülkemizde 2025 yılının ilk 10 ayında gerçekleşen gecelemelerin yüzde 60’tan fazlası şehrimizde yapılmıştır. Bu yıl yakaladığımız güçlü performans, 2026 yılına da büyük bir umutla girmemizi sağlıyor. Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır" diye konuştu. "Antalya turizmi büyürken Antalya halkının refahı da büyümeli" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, kentin ağırladığı misafir sayısının sürdürülebilirlik açısından taşıma kapasitesini zorladığına dikkat çekti. Özdemir, "Antalya olarak gecelemenin yarısından fazlasını üstleniyoruz. Bu yoğunluğun taşıma kapasitesinin üzerine çıkması doğal ve kültürel zenginliklerimiz açısından risk taşıyor" dedi. Yerel yönetimlerin turizmden aldığı payın artırılmasının önemine değinen Özdemir, "Gerçek başarı; turizmin gelişirken Antalya halkının memnuniyetinin, yerel esnafın kazancının, çiftçinin ürününün değerinin artmasıdır" ifadelerini kullandı. "Turizm çok krizli bir sektör, buna hazır olmalıyız" Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın her alanda Türkiye’nin en büyük turizm merkezi olduğunu, ancak bunun bir konfor alanı sağlamaması gerektiğini söyledi. Şahin, "Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor. Çoklu krizlere hazır olmalıyız. Turizm sektörü krizlere şerbetli olmak zorunda" dedi. "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden güçlü değildir" KKTC Başbakanı Ünal Üstel de, Rum yönetiminin yıllardır uyguladığı kısıtlamaların uluslararası seyahat özgürlüğü ve turizm etiğiyle uyuşmadığını belirterek, "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir" dedi. Direkt uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesinin çağ dışı olduğunu ifade eden Üstel, buna rağmen KKTC’nin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini söyledi.
Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın"
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:43 Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın" Antalya’da düzenlenen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde turizmin dönüşüm süreci, yeni rekabet şartları ve sektörü bekleyen riskler değerlendirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, nisan ve mayıs aylarına yönelik teşvikleri hatırlatarak, "Kış sübvansiyonlarını yeniden başlattık, vergi ve hizmet indirimlerini bu döneme yaydık, bilet fiyatları da yüzde 5 geriledi. Ama artık tüm kesimler taşın altına elini koymalı, Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde AKTOB tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Resort Turizm Kongresi, "Design the Difference with New Strategies" temasıyla gerçekleştirildi. Turizmin dönüşüm sürecini, yeni pazar dinamiklerini, global riskleri, dijitalleşmeyi ve rekabetin değişen kurallarını ele alan kongre, 5 yıldızlı bir otelde sektör temsilcilerini bir araya getirdi. "Turizmde bildiğimiz dönemi geride bıraktık" Açılış konuşmasını yapan AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde artık nitelik ve özgün stratejilerin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Kavaloğlu, "Artık turizmde ‘iyi olmak’ yetmiyor. ‘Ben de varım’ demek, ‘ben de aynı ürünü sunuyorum’ demek, rekabette bizi bir adım ileri taşımıyor. Başarı, fark sağlayan, kendi özgün hikâyesini cesurca anlatan destinasyonların elinde" dedi. Pandemi sonrası değişen seyahat motivasyonları, iklim krizi, yapay zekâ, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmaların sektörü yeniden tasarlamayı zorunlu kıldığını belirten Kavaloğlu, Antalya’nın sahip olduğu fiyat-kalite dengesi, hava yolu kapasitesi, konaklama altyapısı ve genç nüfusu ile rekabette öne çıktığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bizim hedef rakiplerimiz Fransa, İspanya ve İtalya’dır. Yükselen sabit maliyetlerin döviz kurundaki artışın üzerinde seyretmesi ise fiyat-performans rekabetindeki avantajımızı azaltıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, fayda-maliyet dengesini her zaman misafirlerimizin lehine korumaya devam ediyor, rakiplerimizle var gücümüzle yarışıyoruz. Ülkemizde 2025 yılının ilk 10 ayında gerçekleşen gecelemelerin yüzde 60’tan fazlası şehrimizde yapılmıştır. Bu yıl yakaladığımız güçlü performans, 2026 yılına da büyük bir umutla girmemizi sağlıyor. Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır" sözleriyle konuşmasını tamamladı. "Antalya turizmi büyürken Antalya halkının refahı da büyümeli" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, kentin ağırladığı misafir sayısının sürdürülebilirlik açısından taşıma kapasitesini zorladığına dikkat çekti. Özdemir, "Antalya olarak gecelemenin yarısından fazlasını üstleniyoruz. Bu yoğunluğun taşıma kapasitesinin üzerine çıkması doğal ve kültürel zenginliklerimiz açısından risk taşıyor" dedi. Yerel yönetimlerin turizmden aldığı payın artırılmasının önemine değinen Özdemir, "Gerçek başarı; turizmin gelişirken Antalya halkının memnuniyetinin, yerel esnafın kazancının, çiftçinin ürününün değerinin artmasıdır" ifadelerini kullandı. "Turizm çok krizli bir sektör, buna hazır olmalıyız" Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın her alanda Türkiye’nin en büyük turizm merkezi olduğunu, ancak bunun bir konfor alanı sağlamaması gerektiğini söyledi. Şahin, "Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor. Çoklu krizlere hazır olmalıyız. Turizm sektörü krizlere şerbetli olmak zorunda" dedi. "2025 rezervasyonları olumsuzluklara rağmen güçlü ilerliyor" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasında 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, 23 Nisan İstanbul depremi, Hindistan-Pakistan savaşı ve İsrail-İran geriliminin rezervasyon akışını yavaşlattığını hatırlatan Ersoy, buna rağmen hedeflerin tek tek aşıldığını söyledi. Türkiye’nin bu yılın ilk dokuz ayında 50 milyon ziyaretçi ağırladığını belirten Ersoy, gecelik turist harcamasının yüzde 9 artışla 116 dolara çıktığını, turizm gelirinin ise yüzde 5,7 yükselerek 50 milyar doları geçtiğini açıkladı. Arkeoloji çalışmalarının ulaştığı seviye, gece müzeciliği uygulaması, MICHELIN Guide genişlemesi, Neolitik Çağ keşiflerinin uluslararası etkisi ve turizm köyleri projelerindeki gelişmeleri detaylandıran Ersoy, 2026’da 800 arkeolojik çalışma yürütüleceğini söyledi. "Erken rezervasyon indirimlerini kapatmayın" Bakan Ersoy, hava yolu teşvikleri ve mevsim kaymalarıyla ilgili olarak sektöre kritik bir çağrı yaptı. Ersoy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Özellikle biliyorsunuz bu sene itibarıyla bitmiş olan kış sübvanseleri var Devlet Hava Meydanı’nın havalimanlarında, Antalya’da, Dalaman Havalimanı’nda uyguladığı, öncelikle o uygulamayı tekrar başlattık. İkinci olarak yüzde ellilik vergi indirim uygulamasını Nisan ve Mayıs’ı dahil edecek şekilde genişlettik. Eskiden sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve Mayıs aylarında kapsıyor. Aynı şekilde havalimanı otoriterleriyle, DHM operatörleriyle ve havalimanı işletmecileriyle konuşarak, uçakların Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet indirimlerinde yüzde onluk indirim yaptık . Ve uçaklar da bunların sonucu olarak Nisan ve Mayıs itibariyle bu iki ay için özellikle yüzde beşlik bilet fiyatlarını aşağıya çektiler. Tur operatörlerine de bilgi verildi. Bu noktada hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor. Rus bayramı için konuşmuyorum ama özel bayram dönemleri hariç. Rezervasyonlar dolana kadar indirimleri korumalıyız. Birden satışlar iyi gidiyor diye hızlı bir şekilde kapatmamamız gerekiyor. Hep birlikte bu manevraya sahip çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki sene de dahil olmak üzere bu süreci uzatırız." Ersoy, mevsim kaymalarının devam edeceğini, rakip Körfez ülkelerinin turizm yatırımlarını artırdığını ve Türkiye’nin bu rekabete seyirci kalmayacağını da vurguladı. "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden güçlü değildir" Kongrede konuşan KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Rum yönetiminin yıllardır uyguladığı kısıtlamaların uluslararası seyahat özgürlüğü ve turizm etiğiyle uyuşmadığını belirterek, "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir" dedi. Direct uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesinin çağ dışı olduğunu ifade eden Üstel, buna rağmen KKTC’nin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini söyledi.
Japon ailesinin dönüşümü konuşuldu: Tokyo hikayesi Sakarya’da izleyiciyle buluştu
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:37 Japon ailesinin dönüşümü konuşuldu: Tokyo hikayesi Sakarya’da izleyiciyle buluştu Sakarya Büyükşehir Belediyesi kültür sanat etkinliklerinde Tokyo Hikayesi filmi gösterildi, ardından modernleşen Japonya ve aile yapısındaki dönüşümler üzerine Doç. Dr. Serhat Yetimova ile söyleşi gerçekleştirildi. Ozu’nun klasikleşmiş yapımının ele alındığı programda film estetiği, dönem okumaları ve günümüz dünyasına uzanan mesajlar konuşuldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kasım kültür sanat programı çerçevesinde, Yasujiro Ozu’nun şaheserlerinden Tokyo Hikâyesi filminin gösterimi Ofis Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Yetimova, "Modernleşen Japonya ve Çözülen Aile Bağları" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yetimova, konuşmasında bir filmin etkisinin perdede gördüğümüz hikayeyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, "Asıl film, perdedeki hikaye bittiğinde başlar. Çünkü başlangıç noktası bizim algımızdır; duygularımızın o hikâyeyle birlikte çeşitlenmesi çok daha önemlidir. Film size bir şey anlatır ama mesele sizin ne anladığınız, hangi anlamları çıkardığınızdır. Biz bunu konuşmaya başladığımız anda ‘asıl film şimdi başlıyor’ derim" dedi. 1950’leri anlatan bir yapımın bugüne nasıl ışık tuttuğunu tartışmanın önemine değinen Yetimova, Ozu sinemasının zamansız bir derinlik sunduğunu belirterek, "Bir film, dönemi aşarak bugünle bağ kurduruyor, modern dünyayı yorumluyor ve yeni tartışma alanları açıyorsa amacına ulaşmış demektir" diye konuştu. Programda katılımcılar Japon sinemasının anlatım diline ve modernleşme sürecinin aile yapısı üzerindeki etkilerine dair kapsamlı bir perspektif edinme fırsatı buldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, kültür sanat etkinlikleriyle sinemaseverleri farklı coğrafyalardan önemli eserlerle buluşturmaya devam ediyor.
Antalya Edebiyat Günleri’nde "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:51 Antalya Edebiyat Günleri’nde "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak Muratpaşa Belediyesi’nin 21-23 Kasım tarihleri arasında 10’uncusunu düzenleyeceği Antalya Edebiyat Günleri kapsamında "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak. Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun yaptığı sergi, 21 Kasım Cuma günü saat 19.00’da Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Sergi, 43 ressamın eserlerinden oluşuyor. Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Edebiyat Günleri’nin 10 yıldır kentin kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan bir buluşma noktası haline geldiğini söyledi. Etkinliğin edebiyatı farklı sanat disiplinleriyle bir araya getirerek özgün bir paylaşım alanı oluşturduğunu vurgulayan Başkan Uysal, "Bu kapsamda düzenlenen sergiler, sanatçıların üretimlerini yalnızca okumakla değil, görsel olarak da deneyimlemekle mümkün kılıyor" dedi. Küratör İbrahim Karaoğlu ise farklı kuşaklardan sanatçıların katılımıyla hazırlanan serginin Antalya Edebiyat Günleri’nin son yıllardaki temasıyla bütünlük oluşturduğunu belirtti. Karaoğlu, "Sergi, sanatçıların hem bugüne hem de geleceğe dair izlerini yansıtan bir seçki sunuyor" dedi. "Sanat, Nereye?" sergisi, 21 Kasım-21 Aralık tarihleri arasında bir ay boyunca ziyarete açık olacak ve ücretsiz gezilebilecek. Edebiyat Günleri Kaleiçi’nde şairleri buluşturacak Diğer yandan Antalya Edebiyat Günleri, 10’uncu yılında yaşayan antik kent Kaleiçi’nde şairleri buluşturacak. Abdülkadir Budak, Ahmet Telli, Ali Cengizkan, aynı zamanda etkinliğin gönüllü sanat yönetmenliğini yapan Ferruh Tunç, Mawar Marzuki, Nazmi Ağıl, Neşe Yaşın, Yunus Koray, Tarık Günersel ve Tuğrul Keskin, Kaleiçi’nde şiirlerini seslendirecek. Hesapçı ve Hıdırlık sokaklarının kesiştiği noktada düzenlenecek "Şairler Kaleiçi’nde" adlı etkinlik saat 14.00’te başlayacak.
Osmangazi’de 7’den 70’e felsefe yolculuğu başladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:41 Osmangazi’de 7’den 70’e felsefe yolculuğu başladı Osmangazi Belediyesi, felsefenin her yaş grubundan insana ulaşabilmesi ve bu düşünce biçiminin önemini vurgulamak amacıyla anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. 1 yıl boyunca çeşitli konulara felsefi pencereden yaklaşımların ortaya konulacağı etkinliklerin ilki ‘Felsefe nedir?’ başlıklı panel ile gerçekleştirildi. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü işbirliği ile ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’, Dünya Felsefe Günü’nde başladı. Her ay farklı konuların felsefi bakış ile uzmanlar tarafından değerlendirileceği panelin ilki Şadırvanlı Han’da Bursalılar ile buluştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen moderatörlüğünde felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek, ‘Felsefe nedir?’ sorusu etrafında önemli noktalara değindi. "Felsefe insanın olmazsa olmazıdır" Felsefenin her şeyden önce bir eleştirel düşünce biçimi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metin Becermen, "Bir anlamda felsefe, olan bitene, sanatsal, bilimsel bakıştan farklı bir bakışı dile getiren bir düşünce biçimi olarak değerlendirilebilir. Felsefe, eleştirebilirliği ile birlikte bir anlamda yıkımı, diğer anlamda da bir düşünceyi inşa etmek demek" dedi. Felsefeyi hayatı anlamlandırma çabası olarak tanımlayan Nurcan Özdağlı da, "İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Felsefeyi kabaca düşünmek olarak görürsek, insanın olmazsa olmazıdır. Toplumsal olarak da olmak zorundadır. Çünkü kuralların nasıl konulacağı, yönetimin nasıl olacağı gibi her konuda felsefe vardır. Felsefe, topluma sevdirilmelidir" diye konuştu. Panelde görüşlerini paylaşan Petek Tokyürek ise, "Bunca kişinin burada toplanmasının tek bir sebebi var. Hala içimizde duyduğumuz sorulara bir cevap arayışı. İnanın, buradaki herkes bunun peşinde olduğu için, bu ortamların arayışı içerisinde" yorumunda bulundu. "Herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma amacındayız" Konferansın başlangıcının Dünya Felsefe Günü’nde yapıldığını ve etkinliklerin her ay olmak üzere önümüzdeki bir yıla yayılacağını kaydeden Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, amaçlarının herkese felsefeyi sevdirmek olduğunu dile getirdi. Çınar, "Aralık ayında Dünya Hakları Günü’ne felsefi pencereden bakış ile devam edeceğiz. Ocak ayında da Dünya Mantık Günü’nde yine mantık yaklaşımına felsefi bir dokunuş ile sürecek. Bu etkinlikleri bir yıla yaymayı istiyoruz. Bunu yaparken de Osmangazi Belediyesi’nin geçmiş yıllarda yaptığı çocuklara felsefeyi sevdiren çalışmalar ile beraber 7’den 70’e herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma hedefindeyiz" açıklamasını yaptı. Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya da, Osmangazi Belediyesi, Osmangazi ve Kent Konseyi işbirliği ile kent kültürü ve kentlilik bilincinin oluşması noktasında kentin böylesine bir tarihi dokusunda felsefenin yaşayan bir etkinlik olması için adımlar attıklarını dile getirdi. Felsefenin ortaya çıkışının, öneminin ve gerekliliğinin esas alındığı paneli Bursalılar da dikkatle takip etti. Prof. Dr. Metin Becermen, Sosyolog Mutlu Çınar, felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek ile kulüp başkanı Gürkan Kaya, etkinlik için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.
Yozgat’ta 8 asırlık Çınçınlı Sultan Han ilgi bekliyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:16 Yozgat’ta 8 asırlık Çınçınlı Sultan Han ilgi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde büyük bölümü yıkılan, duvar kaplamalarının söküldüğü ve içinin molozlarla dolduğu görülen 8 asırlık Çınçınlı Sultan Hanı ilgi bekliyor. Saraykent ilçesinde tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve ‘Eski Han’ olarak da bilinen 1240-1241 yıllarında Valide Sultan Melike Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Çınçınlı Sultan Hanı, günümüzde harap haliyle dikkat çekiyor. Dikdörtgen planlı ve doğu-batı doğrultulu inşa edilen hanın batı duvarı tamamen ortadan kalkmış durumda. Mevcut izlerden yapının birbirine bitişik tonozla örtülü dört mekandan oluştuğu anlaşılsa da iç dolgulardan dolayı hanın gerçek mimarisi tam olarak seçilemiyor. Güneybatısında müştemilat kalıntıları bulunan yapının temel seviyesinin ise bugün görünen yüzeyden çok daha aşağıda olduğu tahmin ediliyor. Dron kamerasıyla görüntülenen hanın büyük bölümünün yıkıldığı, duvar kaplamalarının söküldüğü ve yapının içinin moloz taşlarla dolduğu görüldü. Bölge sakinlerinden Hüseyin Atak, hanın geçmişte yaşadığı tahribata dikkat çekerek, "Benim çocukluğumdan beri böyle duruyor. Bu taşları sökerlerdi. Hatta burada bir tarihi hamam vardı. Böyle mermer direkleri yatıyordu. Buradan taşları sökerlerdi, evlere, işte camiye taşırlardı. Yozgat’ın Kurşunlu Camii’ne bile gittiği söyleniyor o zaman ben çocukken. Bu taşları söktüler. Yoksa bu yüzeyler düzgündü. Eskiden de koruma yoktu ama şimdi tabii koruma altında. Kimse dokunmuyor şu anda. Sit alanı oldu zaten. Üniversiteden geldiler, buranın çatı katı olduğu, 3 kat olduğu söylendi. Aşağıda iki kat daha, hatta bozulmamış odalar da olabilir diyorlar. Ziyaretçileri oluyor. Normal vatandaş çok geliyor. Biz burayı merak ettik diyorlar" şeklinde konuştu. Kayseri’den ilçeye ziyarete gelen Ömer Faruk Deliküçük ise karşılaştığı manzaranın kendisini üzdüğünü ifade ederek, "Burada bir arkadaşı ziyarete geldim. Tabii buranın da tarihi eser olduğunu duydum kaplıcaların yanında, gezmeye geldim. Fakat böyle bir harabeye dönüştüğünü, böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç ümit etmiyordum. Yani böyle tarihi eserlerimizin yok olmasına inanın ki üzülüyoruz. Devlet büyüklerimize de buradan sesleniyoruz. İnşallah tarihimizi gelecek kuşaklara tanıtmak için buraya el atacaklarını düşünüyorum" dedi.
Roman kahramanı değil, gerçek bir yiğit
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:54 Roman kahramanı değil, gerçek bir yiğit Araştırmacı Taner Özdemir, Balkan Savaşları dönemine ait dikkat çekici bir belgeyi gün yüzüne çıkardı. Osmanlı arşivlerinde yer alan belge, Çatalca Muharebeleri sırasında şehit olan Topçu Yüzbaşı Mahmut Laçin Efendi’nin adının, yeni kurulan ağır bataryaya verildiğini ve birliğin resmî kayıtlara "Şehit Laçin Bataryası" olarak geçtiğini doğruluyor. 1912’de başlayan Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti’nin askerî ve toplumsal yapısını derinden sarstığını hatırlatan Taner Özdemir , "Kırkkilise’den İstanbul kapılarına kadar uzanan bir savunma mücadelesi yaşanmıştı. Bu hat üzerinde görev yapan isimlerden biri de Erzurum’un Bakırcı Mahallesi’nden çıkan, 3. Nizamiye Fırkası’na bağlı Sahra Topçu 9. Alay’ın 2. Taburu’nda görev yapan Topçu Yüzbaşı Mahmut Laçin idi. Laçin, savaş boyunca hem topçu birliklerinde gösterdiği dirayet hem de askerî disipliniyle dikkat çeken bir subaydı" dedi. Tedaviyi Bırakıp Birliğine Dönen Bir Kahraman Özdemir, belgelerde yer alan ifadelerde, Yüzbaşı Mahmut Laçin’in Kırkkilise ve Vize muharebelerinde yaralandığını hatırlatarak; şöyle devam etti, "İstanbul’da tedavisi sürerken cephedeki ağır durum nedeniyle iyileşmeyi beklemeden görevine döndüğünü gösteriyor. Kısa bir süre sonra Çatalca Muharebesi’nde şehit düşen Laçin için komutanlık özel bir karar aldı: Birlik bölgesinde kurulacak ağır bataryaya onun adı verilecekti. Resmî belge bu durumu şöyle kayıt altına aldı: "Şehit olan Yüzbaşı Mahmut Laçin Efendi’nin hatırasının yaşatılması maksadıyla tesis edilen ağır batarya mıntıkasında ‘Şehit Laçin Bataryası’ adının kullanılması uygun görülmüştür." Savaşta iki paşanın önemi Balkan Harbi’nin kaotik günlerinde Osmanlı ordusunun yeniden toparlanma çabasında iki önemli komutanın öne çıktığını vurgulayan Özdemir, "Hafız Hakkı Paşa, Doğu Trakya savunmasında kritik görevler üstlenmiş, geri çekilme dönemlerinde ordunun moral düzenini korumaya çalışmış. Çatalca savunma hattının oluşturulmasında aktif rol almıştı. Subay kadrolarının disiplini büyük ölçüde onun sahadaki duruşuyla desteklenmişti. Hasan İzzet Paşa ise; Lüleburgaz ve Çatalca çevresinde ordunun savunma hatlarını kuran paşalardan biriydi. Geri çekilme ve karşı taarruz arasındaki dengeyi sağlayarak askeri birliklerin düzenli hareket etmesini mümkün kılmıştı. Bu iki komutanın oluşturduğu savunma omurgası, Yüzbaşı Mahmut Laçin gibi fedakâr subayların kahramanlıklarının sahnelendiği savaş hattını şekillendiren önemli unsurlar arasındaydı" şeklinde konuştu. Taner Özdemir: "Tarihî hafızaya düşen değerli bir not" Arşiv belgesini inceleyen TDED Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, bu keşfin hem askerî tarih hem de edebiyat açısından kıymetli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu belge, Balkan Savaşlarının zor şartları altında görev yapan Erzurumlu bir subayın hem cephede hem de belgelerde onurlandırıldığını gösteriyor. Yüzbaşı Mahmut Laçin, fedakârlığı ve sadakatiyle örnek bir karakter. Adının bir bataryaya verilmesi, Osmanlı ordusunun ona duyduğu saygıyı yansıtıyor." Laçin’in adı edebiyatta da yaşatıldı: Aka Gündüz’ün Yayla Kızı Ortaya çıkan belgelerin yalnızca askerî kayıtlarla sınırlı olmadığını belirten Özdemir. " Araştırmalar, Aka Gündüz’ün ünlü romanı Yayla Kızında da Yüzbaşı Mahmut (Mahmud) Laçin Efendi’den bahsedildiğini gösteriyor. Balkan Harbi’nin toplumsal yıkımını edebiyata aktaran Aka Gündüz, Laçin’in hatırasını roman düzleminde de ölümsüzleştirmişti. Taner Özdemir tarafından ortaya çıkarılan bu belge ve Aka Gündüz’ün romanındaki referans, bir Erzurumlu subayın Balkan Savaşlarındaki kahramanlığının hem resmî kayıtlarda hem de Türk edebiyatında yer aldığını ortaya koyuyor. TDED Erzurum Şubesi’nin çalışması, kent kültürüne yeni bir tarihî değer kazandırırken, Balkan Savaşları döneminde gölgede kalmış birçok askerin yeniden araştırılması gerektiğini de gündeme getiriyor" diye konuştu.