KÜLTÜR SANAT
Erzurum’da asırlık gelenek yaşatılıyor: Gelin adaylarına süslenmiş "Nişan Koçu" hediyesi 26 Mayıs 2026 Salı - 19:41:23 Erzurum’da asırlardır devam eden ve kültürel mirasın en renkli ögelerinden biri olan "Nişan Koçu" geleneği, Kurban Bayramı öncesinde bu yıl da büyük bir coşkuyla yaşatılıyor. Kentte nişanlı çiftlerin aileleri arasında köprü oluşturan gelenek kapsamında, damat tarafı bayram öncesinde özenle seçtikleri kurbanlık koçu gelin evi için hazırlıyor. Günler öncesinden alınan koçlar, yıkanıp temizlendikten sonra süsleniyor. Boynuzlarına altın, bilezik ya da eşarp bağlanan, üzerine rengarenk kurdeleler ve boncuklar takılan koçlar, adeta bir gelin gibi süslenerek gelin adayının evine götürülüyor. Erzurum merkez ve ilçelerinde yoğun şekilde sürdürülen bu gelenek, sadece bir kurbanlık hediyesi olmaktan öte iki aile arasındaki bağı güçlendiriyor. Süslenen nişan koçları, damat yakınları tarafından kimi zaman davul, zurna ve dualar eşliğinde gelin evine taşınıyor. Mahalle sakinlerinin de yoğun ilgi gösterdiği bu görsel şölen, renkli görüntülere sahne oluyor. Gelin evi ise bu jest karşılığında damat tarafına özel ikramlarda bulunarak misafirlerini ağırlıyor. Asırlık adetleri yaşatmaktan mutlu olduklarını belirten vatandaşlar, "Erzurum’da nişanlı kıza kurbanlık koç götürmek atalarımızdan kalan çok güzel bir gelenek. Koçumuzu en güzel şekilde süsleyip, üzerine hediyesini bırakarak gelinimizin evine götürüyoruz. Amacımız hem bu güzel adeti yaşatmak hem de aileler arasındaki birliği ve sevgiyi pekiştirmek" ifadelerini kullandı. Kurban Bayramı yaklaşırken Erzurum’daki hayvan pazarlarında ve süsleme dükkanlarında "Nişan Koçu" mesaisi tüm hızıyla devam ediyor.
26 Mayıs 2026 Salı - 15:50 Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan: "Bayram paylaşmakla güzeldir" Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımladı. Bayramların birlik, beraberlik ve paylaşma duygularının en üst düzeyde yaşandığı müstesna günler olduğunu belirten Başkan Arslan, tüm İslam aleminin ve Çamelili hemşehrilerinin bayramını kutladı. Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, mesajında kardeşlik ve gönül birlikteliğine vurgu yaparak, "Birlik, beraberlik ve paylaşmanın en güzel şekilde yaşandığı mübarek Kurban Bayramı’na bir kez daha ulaşmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bayramlar; kardeşliğin güçlendiği, gönüllerin birleştiği, büyüklerimizin ziyaret edildiği, dostluk ve muhabbetin arttığı müstesna günlerdir. Bu vesileyle başta anne ve babalarımız olmak üzere tüm büyüklerimizi ziyaret etmeyi, akraba ve komşularımızla bayram sevincini paylaşmayı ihmal etmeyelim" ifadelerini kullandı. "Bayram, paylaşmakla güzeldir" Kurban ibadetinin paylaşma kültürünü pekiştirdiğini belirten Arslan, mesajını şöyle sürdürdü: "Kurban ibadetlerimizin Cenab-ı Allah katında kabul olmasını diliyor, kesmiş olduğumuz kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırarak bayramın bereketini hep birlikte yaşamayı temenni ediyorum. Çünkü bayram, paylaşmakla güzeldir." Yola çıkacak sürücülere hayati uyarı Bayram tatili nedeniyle trafiğe çıkacak olan vatandaşlara da önemli bir çağrıda bulunan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, "Bayram yolculuğuna çıkacak olan tüm vatandaşlarımızdan özellikle trafik kurallarına riayet etmelerini rica ediyorum. Dikkatli olalım ki bayram sevincimiz hüzne dönüşmesin, hiçbir ocağa acı düşmesin. Bu duygu ve düşüncelerle; ilçemizde, ülkemizde ve tüm İslam âleminde dostluğun, huzurun, mutluluğun hâkim olduğu bir Kurban Bayramı geçirilmesini diliyor, tüm hemşehrilerinin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyorum" ifadelerini kullandı.
Türk udunun hafızası Harvard’da yankılandı
22 Mayıs 2026 Cuma - 12:13 Türk udunun hafızası Harvard’da yankılandı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi ve Harvard Üniversitesi Müzik Bölümü’nde ziyaretçi akademisyen olarak çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Bilen Işıktaş, Harvard Yard’daki Holden Chapel’de ud konseri verdi. Kenan Türk Kültür Çalışmaları Merkezi (The Kenan Center for Turkish Cultural Studies) tarafından, Harvard Üniversitesi Müzik Bölümü ile bağlantılı akademik ve sanatsal çalışmalar kapsamında düzenlenen "Resonances of the Oud in Turkish Music: Oud Recital by Prof. Bilen Işıktaş" (Türk Müziğinde Udun Yankıları) başlıklı konser, 2 Mayıs’ta Harvard Yard’daki Holden Chapel’de gerçekleştirildi. Merkezin, Şiir ve Müzik Serisi kapsamında düzenlenen program, Türk ud geleneğini, makam musıkisinin zengin hafızasını ve şiirle iç içe gelişen klasik repertuvarı dinleyicilerle buluşturdu. 1744 yılında inşa edilen Holden Chapel, Harvard Üniversitesi’nin ilk ibadet yapısı olarak biliniyor ve günümüzde Harvard Müzik Bölümü’nün konserlerine ve performans etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Mekânın tarihî mimarisi ve akustik atmosferi, gece boyunca Türk musıkîsinin makam dünyasına güçlü bir kültürel çerçeve sundu. Konser, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi ve Harvard Üniversitesi Müzik Bölümü’nde ziyaretçi akademisyen olarak çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Bilen Işıktaş’ın solo ud resitaliyle başladı. İlk bölümde Udî Nevres Bey, Udî Refik Talat Alpman, Şerif Muhiddin Targan ve Cinuçen Tanrıkorur gibi Türk ud repertuvarının öne çıkan bestekârlarından eserler seslendirildi. Taksimlerin de yer aldığı repertuvar, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine uzanan müzikal dönüşümün izlerini taşıdı. Programın ikinci bölümünde ud ve ney birlikteliği öne çıktı. Işıktaş’a ney icrasında Mithat Yavuzarslan eşlik etti. Gecenin son kısmında ise ud, ney, kemençe ve vokal bir araya geldi. İstanbul Meşkin idarecisi Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, Hicazkâr makamındaki eserlerde vokal icrasının yanı sıra makam ve güfte geleneği üzerine kısa bir sahne anlatımıyla programa katkı sundu. Etkinlik, Şerif Muhiddin Targan’ın 1920’lerde New York’ta şekillenen modern ud anlayışının yaklaşık bir asır sonra Harvard’da yeniden yankı bulması bakımından da ayrı bir anlam taşıdı. Bilen Işıktaş, Türk ud geleneğinin birikimini çağdaş icra anlayışıyla yeniden yorumlayan yaklaşımıyla dikkat çekti. Konseri Harvard ve Boston çevresinden akademisyenler, müzikologlar, öğrenciler, sanatçılar ve sanatseverler takip etti. Dinleyiciler arasında etnomüzikoloji alanının önde gelen isimlerinden, Harvard Üniversitesi Müzik Bölümü öğretim üyesi, eski bölüm başkanı ve Işıktaş’ın Harvard’daki akademik danışmanlığını yürüttüğü Prof. Dr. Kay Kaufman Shelemay, Harvard Üniversitesi Müzik Kütüphanesi Ses Kayıtları ve Medya Arşivcisi Peter Laurence, Dünya Müzikleri Arşivi Küratörü Elizabeth Batiuk, New England Konservatuvarı öğretim üyesi, Kültürlerarası Enstitü Direktörü ve besteci Mehmet Ali Sanlıkol ile sanat ve akademi çevrelerinden davetliler de yer aldı. Kenan Türk Kültür Çalışmaları Merkezi Kurucu Direktörü Dr. Arzu Eylül Yalçınkaya, konserin ardından yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Şiir ve Müzik Serisi kapsamında, günümüzün önemli ud icracılarından Bilen Işıktaş’ı Harvard’ın köklü salonlarından birinde ağırlamak bizim için büyük bir memnuniyet oldu. Bu akşam, udun asırlık yolculuğu, makamın hafızası, şiirin dili ve canlı icranın inceliğiyle yeniden hayat buldu. Holden Chapel’de yükselen ud sesi, Türk musıkîsinin farklı kültürlerden dinleyicilerle güçlü bir bağ kurabileceğini bir kez daha gösterdi." Işıktaş ise konser sonrasında yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri paylaştı: "Konser sırasında salonu dolduran dinleyicilerin büyük bölümünün farklı kültürlerden gelmesi benim için ayrıca anlamlıydı. Müziğin dili çoğu zaman kelimelerin ötesine geçiyor. Dinleyicilerle aynı duyguda buluşabilmek ve udun sesinin böylesine içten bir karşılık bulduğunu görmek benim için unutulmaz bir deneyimdi." Boston merkezli bir kültür kurumu olan The Kenan Center for Turkish Cultural Studies, Türk kültür, düşünce, edebiyat ve musıkî mirasını akademik ve sanatsal programlar aracılığıyla görünür kılmayı sürdürüyor. Merkez, düzenlediği konser, söyleşi ve dinleti programlarıyla şiir, müzik, araştırma ve kamusal kültür arasında özgün bir buluşma alanı oluşturmayı hedefliyor.
Necip Fazıl Kısakürek, Melikgazi’de şiirleriyle anıldı
22 Mayıs 2026 Cuma - 12:03 Necip Fazıl Kısakürek, Melikgazi’de şiirleriyle anıldı Melikgazi Belediyesi, vefatının 43. yılında, Türk edebiyatının önde gelen isimlerinden şair, yazar Necip Fazıl Kısakürek’i anma gecesi düzenledi. Melikgazi’de çeşitli etkinliklerle kültür ve sanat dünyasını zenginleştirmeye devam edeceklerini söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Necip Fazıl Kısakürek ülkemizin en değerli en önemli şairlerinden, yazarlarından, düşünürlerinden birisiydi. Vefatının 43. yılında, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i anma gecemizde güzel şiir okumaları ile vatandaşlarımızla bir araya geldik. Ben de üniversite yıllarımda Necip Fazıl okumuş, onun davasını bilen birisiyim. Necip Fazıl gibi birçok şair Maraş’tan çıkmış. Melikgazi Belediyesi olarak açtığımız Mektep Melikgazi ile gençlerimiz için sanata, şiire, okumaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca Sanat Melikgazi’miz de bu tür faaliyetlerin ana merkezi olacak. Kalem ve kelam bizim en çok ihtiyacımız olan konular. Ama maalesef bu konularda biraz geride kalmışız. Özellikle edebiyat, tarih ve sanat bizim en çok önem vermemiz gereken alanlardır. Necip Fazıl’ın hedeflediği gençliği oluşturmak için çalışıyoruz. Gençliğe ülkemizin geleceği için sahip çıkmamız ve onlara destek olmamız lazım. Rahmet ve minnetle andığımız gönüllerimizde yer edinen büyük Üstad Necip Fazıl’ın ruhu şad, mekânı cennet olsun. Allah böyle şairlerimizin sayılarını artırsın. Bu programdaki emekleri ve şiir seslendirmeleri için Murat Özdeniz ve Denizhan Burhan’a teşekkür ederim" dedi.
Antik takılar, geçmişin estetiğini bugüne taşıyor
22 Mayıs 2026 Cuma - 11:04 Antik takılar, geçmişin estetiğini bugüne taşıyor SAMSUN (İHA) – Samsun Müzesi’nde sergilenen antik takılar, geçmişin estetiğini bugüne taşıyor. Geçmişten bugüne izlerin yansıtıldığı, birçok tarihi eserin sergilendiği Samsun Müzesi, antik çağlardan günümüze kadar gelen takıları da gün yüzüne çıkarıyor. Paleolitik Çağ’dan itibaren kazılarda bulunan takılar, müzeyi gezen vatandaşlar tarafından da büyük ilgi görüyor. Müzede takı sanatı bölümünde yer alan bilgilendirmede, "Takılar, insanlık tarihi boyunca çeşitli sebeplerle tüm kültürlerde kendine yer bulmuş en özel eşyalardandır. Paleolitik Çağ’dan bu yana takı; inanç sembolü, ritüel, kötülüklerden korunma, bereket ve kimi zaman sadece süs için kullanılmıştır. Her biri kendi içinde estetik barındıran kil yapımının da görüldüğü bu objeler; çeşitli hayvan kemikleri, renkli taşlar, deniz ve karadaki yumuşakça kabuklarından birtakım aşındırma ve delme işlemlerinden sonra takı halini almaktadır. Neolitik Çağ’da küçük taş, obsidyen ve yumuşakça kabuklarından imal edilen takılar, Kalkolitik ve Tunç Çağı’nda metalürjinin ilerlemesiyle bakır, altın, gümüş gibi metallerin yanı sıra tunç gibi birleşimlerden yapılmış; bazen de taş ve metal bir arada kullanılmıştır. Metalin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte geliştirilen çalma ve kazıma, delik işi, kabartma, taneleme, kakma, kaplama, telkâri teknikleri; altın ve gümüş gibi değerli metalleri süslemek, bir süs eşyasına veya takıya dönüştürmek amacıyla kullanılmış ve kuyumculuk ortaya çıkmıştır. Arkeolojik kazılarda büyük ölçüde ölü hediyesi olarak mezarlarda karşımıza çıkan diadem, toka, küpe, yüzük, hızma, kolye, fibula, broş, iğne, bilezik, bileklik, düğme, kemer tokası ve halhal gibi çeşitli takıların pek çoğu, günümüzde olduğu gibi eski insanlar tarafından da bir statü ve zenginlik göstergesi olarak kullanılmaktaydı" ifadeleri yer alıyor. Asırlar öncesinin estetiğini bugüne yansıtan takılar arasında Erken Tunç Çağı’na ait taş kolye, yumuşakça kabuğundan yapılmış bileklik, hayvan kemiğinden yapılmış tarak, kemikten yapılan iğne, pandantif kolye ucu, bronzdan yapılmış ikili spiral, halhal, bilezik, kolye, küpe, yüzük ve birçok süs ve anı sembolü de sergileniyor.
Toprakkale kazılarında gün yüzüne çıkarılan eserler ilk kez sergilendi
22 Mayıs 2026 Cuma - 10:53 Toprakkale kazılarında gün yüzüne çıkarılan eserler ilk kez sergilendi Osmaniye’nin Toprakkale ilçesindeki tarihi Toprakkale Kalesi’nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan tarihi eserler, ilk kez düzenlenen sergiyle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Osmaniye Toprakkale Kalesi Kazısı 2025 Yılı Buluntuları Sergisi, Cebelibereket Kültür Merkezi’nde açıldı. Sergide, kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan ve ilk kez sergilenen tarihi buluntular yer aldı. Geleceğe Miras Projesi kapsamında Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nce başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Osmaniye Müze Müdürü Zübeyde Kuru ile Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. İrfan Tuğcu öncülüğünde sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında kalenin tarihi geçmişine ışık tutacak mimari kalıntılar ve farklı dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılıyor. Deprem sonrası başlayan süreç Toprakkale’de tarihi keşfe dönüştü "Kazıya başladığımız ilk yılımızı böyle bir sergiyle taçlandırmak bizim için gurur vericiydi" diyen Toprakkale Kazısı Bilimsel Danışmanı Doç. Dr. İrfan Tuğcu, "Toprakkale Kale kazısına başlangıcımız 2025 yılıdır. Tabii 2005’in öncesindeki bir süreç var. 2023 yılında burada depremlerden ağır hasar görülmesi üzerine biz bir ön tespit yaptık. Bu ön tespitin ardından ise 2024 yılında bu sürece başlandı. Bu sürecin mimarı Osmaniye Müze Müdürlüğümüzdür. Zübeyde Kuru başkanlığında bu kazıyı devam ettiriyoruz.2025 yılı, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Cumhurbaşkanımızın himayelerinde başlayan bir projedir. Geleceğe Miras kapsamında burada kazılara başladık. Ana hedefimiz kalenin stratigrafisini ortaya koyabilmekti. İlk yılda görüyorsunuz, aslında bilinenin ya da söylenenin aksine kalede milattan önce 3. yüzyıla kadar geriye giden mimari unsurları açığa çıkardık. Bu da bizi daha da heyecanlandırdı. Bugünkü sergi ise hem Osmaniye Müze Müdürlüğü açısından bir ilk olarak karşımıza çıkıyor hem de bizim açımızdan ilk yılımızı böyle bir sergiyle taçlandırmak ve Valimizin himayelerinde bu sergiyi gerçekleştirmek ayrı bir mutluluk" ifadelerini kullandı. Bilimsel kayıtlara geçmeyen sarnıç açığa çıkarıldı Toprakkale Kalesi kazılarında dört mekanın gün yüzüne çıkarıldığını söyleyen Doç. Dr. İrfan Tuğcu, "Kazı, restorasyona bağlı olarak gelişen bir kazıydı. Restorasyon yapılacak noktalarda öncelikli hedefimizi belirledik ve bu doğrultuda beden duvarının dış ve iç yüzünde kazılara başladık. Kalelerde bilindiği üzere sarnıçlar vazgeçilmezdir. Biz şu ana kadar bilimsel olarak kayıt altına alınmamış ve bir kısmı açık olan sarnıcın kalan bölümünü de açığa çıkardık. Kuzey kanatta, iç yüzde yürütmüş olduğumuz çalışmalarda birbiriyle bağlantılı dört adet mekan açığa çıkarıldı. Görmüş olduğunuz arkeolojik verilerin tamamı da bu dört mekandan elde edildi. Bu mekanlardan bir tanesinin silahlık olduğu ihtimali üzerinde duruyoruz. Çünkü burada 60’ın üzerinde ok ucu ele geçti. Bu serginin yıldızlarından biri de bronz kazanımızdır. O da yine bu mekanın hemen yan tarafından ele geçirilen bir buluntu. Ayrıca görmüş olduğunuz seramiklerimiz var. Bunlar El Mina etkili, yani Doğu Akdeniz ve bölgenin yerel seramik etkilerini taşıyan eserlerdir. Bu grup olarak ilk kez Toprakkale’de açığa çıkarıldı. Şu anda Toprakkale’de milattan sonra 12-13’üncü yüzyılları kazıyoruz. Ancak stratigrafisinin, ilerleyen yıllarda kazılar devam ettikçe çok daha derine ve çok daha erken dönemlere gideceği aşikar" dedi.
Toprakkale kazılarında gün yüzüne çıkarılan eserler ilk kez sergilendi
22 Mayıs 2026 Cuma - 10:47 Toprakkale kazılarında gün yüzüne çıkarılan eserler ilk kez sergilendi Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinde bulunan tarihi Toprakkale Kalesi’nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında gün yüzüne çıkarılan tarihi eserler, ilk kez düzenlenen sergiyle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Osmaniye Toprakkale Kalesi Kazısı 2025 Yılı Buluntuları Sergisi, Cebelibereket Kültür Merkezi’nde açıldı. Sergide, kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan ve ilk kez sergilenen tarihi buluntular yer aldı. Geleceğe Miras Projesi kapsamında Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, İl Müze Müdürlüğü ile Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi iş birliğinde yürütülüyor. Kazı çalışmaları, Osmaniye Müze Müdürü Zübeyde Kuru, kazı başkanlığında Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. İrfan Tuğcu öncülüğündeki ekip tarafından sürdürülüyor. Çalışmalar kapsamında kalenin tarihi geçmişine ışık tutacak mimari kalıntılar ve farklı dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılıyor. -Deprem sonrası başlayan süreç Toprakkale’de tarihi keşfe dönüştü Kazıya başladığımız ilk yılımızı böyle bir sergiyle taçlandırmak bizim için gurur vericiydi diyen Toprakkale Kazısı Bilimsel Danışmanı Doç. Dr. İrfan Tuğcu, "Toprakkale Kale kazısına başlangıcımız 2025 yılıdır. Tabii 2005’in öncesindeki bir süreç var. 2023 yılında burada depremlerden ağır hasar görülmesi üzerine biz bir ön tespit yaptık. Bu ön tespitin ardından ise 2024 yılında bu sürece başlandı. Bu sürecin mimarı Osmaniye Müze Müdürlüğümüzdür. Zübeyde Kuru başkanlığında bu kazıyı devam ettiriyoruz.2025 yılı, Geleceğe Miras Projesi kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde başlayan bir projedir. Geleceğe Miras kapsamında burada kazılara başladık. Ana hedefimiz kalenin stratigrafisini ortaya koyabilmekti. İlk yılda görüyorsunuz, aslında bilinenin ya da söylenenin aksine kalede M.Ö. 3. yüzyıla kadar geriye giden mimari unsurları açığa çıkardık. Bu da bizi daha da heyecanlandırdı. Bugünkü sergi ise hem Osmaniye Müze Müdürlüğü açısından bir ilk olarak karşımıza çıkıyor hem de bizim açımızdan ilk yılımızı böyle bir sergiyle taçlandırmak ve Sayın Valimizin himayelerinde bu sergiyi gerçekleştirmek ayrı bir mutluluk." Diye konuştu. -Bilimsel kayıtlara geçmeyen sarnıç açığa çıkarıldı Toprakkale kalesi kazılarında dört mekanın gün yüzüne çıkarıldığını söyleyen Doç. Dr. İrfan Tuğcu, "Kazı, restorasyona bağlı olarak gelişen bir kazıydı. Restorasyon yapılacak noktalarda öncelikli hedefimizi belirledik ve bu doğrultuda beden duvarının dış ve iç yüzünde kazılara başladık. Kalelerde bilindiği üzere sarnıçlar vazgeçilmezdir. Biz şu ana kadar bilimsel olarak kayıt altına alınmamış ve bir kısmı açık olan sarnıcın kalan bölümünü de açığa çıkardık.Kuzey kanatta, iç yüzde yürütmüş olduğumuz çalışmalarda birbiriyle bağlantılı dört adet mekan açığa çıkarıldı. Görmüş olduğunuz arkeolojik verilerin tamamı da bu dört mekandan elde edildi.Bu mekanlardan bir tanesinin silahlık olduğu ihtimali üzerinde duruyoruz. Çünkü burada 60’ın üzerinde ok ucu ele geçti.Bu serginin yıldızlarından biri de bronz kazanımızdır. O da yine bu mekanın hemen yan tarafından ele geçirilen bir buluntu.Ayrıca görmüş olduğunuz seramiklerimiz var. Bunlar El Mina etkili, yani Doğu Akdeniz ve bölgenin yerel seramik etkilerini taşıyan eserlerdir. Bu grup olarak ilk kez Toprakkale’de açığa çıkarıldı. Şu anda Toprakkale’de M.S. 12-13’üncü yüzyılları kazıyoruz. Ancak stratigrafisinin, ilerleyen yıllarda kazılar devam ettikçe çok daha derine ve çok daha erken dönemlere gideceği aşikar." Dedi.
Tarihi Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı çökme tehlikesiyle karşı karşıya
22 Mayıs 2026 Cuma - 10:34 Tarihi Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı çökme tehlikesiyle karşı karşıya Aydın’ın Nazilli ilçesinde bulunan tarihi Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı’nın, bakımsızlık nedeniyle hızla tahrip olduğuna dikkat çeken EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, yetkililere acil önlem ve restorasyon çağrısı yaptı. Aydın’da ayakta kalmış 3 kuleden biri olma özelliğini taşıyan Apaz Kulesi, restorasyon çalışmalarının yapılacağı günü bekliyor. Nazilli’nin Esenköy Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve bölgenin önemli tarihi mirasları arasında yer alan Arpaz Kulesi ile Beyler Konağı, bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelirken, doğaseverler tarihi kuleye dikkat çekti. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) üyeleri, uzun yıllardır ayakta kalmaya çalışan yapıların her geçen yıl daha da kötü duruma gittiğini vurguladı. Acil önlem ve restorasyon çağrısı yapan EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü; "Aydın’ın en önemli tarihi miraslarından biri olan Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. 20 yıldır ziyaret ettiğimiz, içinde kulesi, hamamı, konağı, misafirhanesi, depoları, çeşmeleri ve atölyeleri bulunan bu tarihi yapıların yıldan yıla çöküşünü üzülerek izliyoruz. Yakın zamana kadar Arpaz ailesi tarafından yerleştirilen yaşlı bir teyze ve oğlu tarafından bakılan tarihi yapılar, restorasyonunun yapılması ve müzeye dönüştürülmesi amacıyla belediyeye hibe edilmiş, restorasyon gerçekleştirileceği gerekçesiyle yapıya bakan aile de buradan çıkarılmıştı. Ancak aradan geçen zamana rağmen herhangi bir restorasyon çalışması yapılmamış, sahipsiz kalan yapılar hızla tahrip olmaya başlamıştır. Duvarlar dökülmekte, taşlar düşmekte, ahşap bölümler çökmekte, eşsiz güzellikteki ahşap işlemeler ise her geçen gün yok olmaktadır. Son yıllarda bölgede gelişen ekoturizm faaliyetleriyle birlikte birçok ziyaretçi ve tur acentesi Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı’nı ziyaret etmektedir. Ancak ziyaretçiler, yapıların taşıdığı ciddi riskleri bilmeden konak ve kule içerisine kontrolsüz şekilde girmektedir. Bugün burada yaşanabilecek muhtemel bir çökme ya da yıkılma, telafisi mümkün olmayan can kayıplarına neden olabilir. Bakımsızlık nedeniyle ahşap zeminlerin çürüdüğü, duvarların taşıma gücünü kaybettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere, ilgili tüm kamu kurumlarını ve yerel yönetimleri göreve çağırıyoruz. Öncelikle ziyaretçi güvenliği açısından yapıların içerisine girişler ve kulenin altından geçişler derhal engellenmelidir. Alanın çevresi güvenlik çitiyle çevrilmeli, gerekli uyarı tabelaları yerleştirilmelidir" dedi. "Vakit kaybedilmeden koruma ve restorasyon projesi hazırlanmalı" Bölge için koruma ve restorasyon projesinin vakit geçirmeden hazırlanması gerektiğini ifade eden Sürücü; "Aydın turizmi ve bölge kültürü açısından büyük değer taşıyan Arpaz Kulesi ve Beyler Konağı için vakit kaybedilmeden koruma ve restorasyon projesi hazırlanmalı, bu tarihi miras gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Restorasyon tamamlanıncaya kadar, ziyaretçilerin yapıları dışarıdan güvenli şekilde görebilmeleri amacıyla arkasında tepedeki bir noktada ahşap bir seyir alanı oluşturulabilir. Dünyadaki benzer örneklerde tarihi yapılar hem korunmakta hem de kontrollü ziyaret sistemleriyle turizme kazandırılmaktadır. İtalya’daki Pisa Kulesi bunun en bilinen örneklerinden biridir. Pisa kulesini görmek için binlerce turist önceden rezervasyon yaptırarak 20 Euro verip, belirtilen kurallar çerçevesinde kuleyi ziyaret etmektedir. Yetkililerin, geri dönüşü olmayan bir yıkım ve muhtemel bir facia yaşanmadan önce harekete geçmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Konaklı Rum Kilisesi’nde Türk Mutfağı tanıtıldı
22 Mayıs 2026 Cuma - 10:30 Konaklı Rum Kilisesi’nde Türk Mutfağı tanıtıldı Niğde Valiliği koordinesinde, Türk Mutfağı Haftası kapsamında bu yıl ’Bir Sofrada Miras’ temasıyla düzenlenen program, Konaklı Rum Kilisesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde her yıl farklı bir konseptle kutlanan Türk Mutfağı Haftası’nın beşincisi, 21-27 Mayıs 2026 tarihleri arasında çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Farklı dönemler, yaşam biçimleri ve kültürel etkileşimlerle şekillenen zengin yapısına dikkat çekilmesi amacıyla düzenlenen ’Bir Sofrada Miras’ programının gerçekleştirildiği Konaklı Beldesi, eski adıyla ’Misthi’ olarak bilinen ve tarih boyunca farklı kültür ile medeniyetlerin bir arada yaşadığı Kapadokya’nın önemli yerleşim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. 1844 yılında inşa edilen, özgün mimarisi ve tarihi dokusuyla bölgenin kültürel hafızasını günümüze taşıyan simge yapılar arasında yer alan Konaklı Rum Kilisesi’nde gerçekleşen etkinlikte, 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi sonrasında Konaklı’da oluşan kültürel dönüşüm ve bu dönüşümün mutfak kültürüne etkileri anlatıldı. Kurulan sofralarda geleneksel lezzetler misafirlere ikram edilirken; Türk mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığı; üretim gelenekleri, pişirme teknikleri, ritüelleri ve kültürel aktarımıyla yaşayan güçlü bir miras katılımcılara aktarıldı.
Kahramanmaraş’ta kadınların emeği beğeni topladı
22 Mayıs 2026 Cuma - 09:59 Kahramanmaraş’ta kadınların emeği beğeni topladı Kahramanmaraş kadınların, ’Sunum Peçete Atölyesi’ ve ’Eski Tepsiler ile Geri Dönüşüm Atölyesi’nde hem el becerilerini geliştirme hem üretme hem de sosyalleşme imkanı buldu. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda toplumun farklı kesimlerine yönelik etkinlik ve projelerini artırarak sürdürürken, kadınlara yönelik yeni bir çalışmayı daha hayata geçirdi. Kadınların sosyal yaşama katılımını artırmak, üretime teşvik etmek ve geri dönüşüm bilincini güçlendirmek amacıyla düzenlenen atölye çalışmaları, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Karaziyaret Sosyal Tesisinde gerçekleştirilen program kapsamında "Sunum Peçete Atölyesi" ve "Eski Tepsiler ile Geri Dönüşüm Atölyesi" düzenlendi. Toplam 60 kadının katıldığı etkinliklerde kadınlar hem el becerilerini geliştirme hem de sosyalleşme imkanı buldu. Atölyelerde katılımcılar, geçmişten günümüze ulaşan eski oya ve nakışları değerlendirerek şık sunum peçeteleri hazırladı. Bunun yanı sıra kullanılmayan eski tepsiler de çeşitli dekoratif dokunuşlarla yenilenerek modern bir görünüme kavuşturuldu. Etkinlik boyunca kadınlar yalnızca yeni ürünler tasarlamanın mutluluğunu yaşamakla kalmadı, aynı zamanda yeni arkadaşlıklar edinerek keyifli vakit geçirdi. Büyükşehir Belediyesinin kadınların sosyal hayata daha aktif katılım sağlaması amacıyla düzenlediği atölyeler, katılımcılara hem üretmenin hem de birlikte vakit geçirmenin mutluluğunu yaşattı. Atölyeye katılan Kübra Alagöz, etkinliğin kendisi için oldukça verimli geçtiğini belirterek, "Sunum peçetesi yapım atölyesine katıldım. Önceden büyüklerimizin yaptığı oya kenarlarını sunum peçetesine dönüştürüyoruz. Burada olmak keyifli, heyecan verici hem de kendime bir şeyler katıyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel’e bu atölye için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Kütahya’da bayramın dini ve kültürel boyutları masaya yatırıldı
22 Mayıs 2026 Cuma - 09:54 Kütahya’da bayramın dini ve kültürel boyutları masaya yatırıldı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) tarafından düzenlenen "Uluslararası Din, Tarih, Kültür ve Toplum Boyutları ile Bayram Sempozyumu", iki gün boyunca akademisyenleri ve araştırmacıları Kütahya’da buluşturdu. Sempozyumda bayram olgusu; dinî, tarihî, kültürel, edebî ve toplumsal yönleriyle kapsamlı şekilde ele alındı. DPÜ İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türkiye’nin farklı üniversitelerinin yanı sıra çeşitli ülkelerden akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, bayramların toplum hayatındaki yeri, geleneksel bayram kültürü, bayramların toplumsal dayanışmaya katkısı ve modernleşmeyle birlikte yaşanan kültürel dönüşümler üzerine bildiriler sunuldu. Toplam 12 oturum halinde gerçekleştirilen programın 7 oturumu Arapça olarak düzenlenirken, sempozyum boyunca yaklaşık 50 akademisyen sunum yaptı. "Bayram konusunun bilimsel olarak ele alınmasına ihtiyaç vardı" Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan DPÜ Rektör Yardımcısı ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Yalçın, bu yıl Ramazan Sempozyumu’nun ardından Bayram Sempozyumu’nu da gerçekleştirdiklerini belirterek etkinliğin akademik açıdan önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Yalçın, sempozyuma hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok sayıda akademisyenin katıldığını ifade ederek, sunulan bildirilerde bayramların din, tarih, kültür, edebiyat ve toplum hayatı açısından farklı yönleriyle incelendiğini kaydetti. Bayram konusunun bilimsel bir sempozyum çerçevesinde ele alınmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu gördüklerini dile getiren Yalçın, hazırlanan bildirilerin kitaplaştırılarak araştırmacıların ve okuyucuların hizmetine sunulacağını söyledi. Bayramların toplumların birlik ve beraberliğini güçlendiren temel unsurlardan biri olduğuna dikkat çeken Dekar İsmail Yalçın, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bayramlar, bir toplumun varlığını sürdürebilmesi, dini ve milli kimliğini ortaya koyabilmesi açısından son derece önemli değerlerdir. Bütün toplumların ve kültürlerin kendilerine özgü bayramları vardır. Ancak bu bayramların bütün yönleriyle yaşatılması ve kültürel hafızanın nesilden nesle aktarılması gerekir." "Bayram kültüründe kayıplar yaşanıyor" Modern şehirleşme ve değişen yaşam biçimlerinin bayram geleneklerini etkilediğine işaret eden Prof. Dr. İsmail Yalçın, geçmişte toplumun geniş katılımıyla gerçekleştirilen bayramlaşma ve bayram merasimlerinin günümüzde giderek zayıfladığını söyledi. Eskiden bayramların namazgâhlarda ve geniş musalla alanlarında büyük toplumsal katılımla kutlandığını hatırlatan Yalçın, günümüzde ise bayrama ait bazı geleneksel unsurların kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle düzenlenen sempozyumun, unutulmaya yüz tutan değerleri yeniden gündeme taşıma amacı da taşıdığını belirtti. Yalçın, sempozyumda bayramların daha coşkulu ve bilinçli şekilde yaşatılabilmesine yönelik çeşitli önerilerin de dile getirildiğini kaydederek, programın üniversiteye ve ülkeye hayırlı olmasını temenni etti. Bayramların sembol dünyası ve edebiyattaki yeri konuşuldu DPÜ Türk Halk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Eday da sempozyumun içeriğine ilişkin bilgiler verdi. Eday, Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden gelen akademisyenlerin bayram hazırlıkları, bayramların sembolik anlamları ve toplumsal işlevleri üzerine kapsamlı sunumlar yaptığını söyledi. Sempozyumu değerli kılan unsurlardan birinin de yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin aktif katılımı olduğunu belirten Prof. Dr Erdal Eday, genç araştırmacıların bayram algısı, bayram hazırlıkları, geleneklerdeki değişim ve dönüşüm gibi konularda önemli tebliğler sunduğunu ifade etti. Özellikle Kazakistan ve Orta Asya Türk dünyasında bayram kutlamalarına ilişkin yapılan sunumların ilgi gördüğünü kaydeden Erdal Eday, edebi eserlerde Ramazan ve bayram temasının nasıl işlendiğine dair değerlendirmelerin de dinleyicilerle paylaşıldığını dile getirdi. Sempozyum sonunda programa katkı sunan akademisyen ve katılımcılara hediye ile teşekkür belgeleri takdim edildi.