KÜLTÜR SANAT
500 Büyükçekmeceli kadın Edirne’de iftar sofrasında buluştu 15 Mart 2026 Pazar - 01:10:54 Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Edirne’yi ziyaret eden yaklaşık 500 kadın, tarihi gezi programının ardından iftar sofrasında bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi gerçekleştirilen geleneksel gezi programı kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Gün boyunca Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanlarını, ibadethanelerini ve müzelerini gezen kadınlar, programın sonunda iftar sofrasında buluştu. "Köprüleri taştan iki kent buluşması" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel Ramazan buluşması kapsamında düzenlenen programda katılımcılar hem tarihi mekanları gezdi hem de birlikte iftar yaptı. Selimiye Camii ve çevresindeki tarihi alanları ziyaret eden Büyükçekmeceli kadınlar, kentin kültürel ve tarihi zenginliklerini yakından görme fırsatı buldu. Gün boyu süren gezinin ardından kurulan iftar sofralarında bir araya gelen 500 kadın Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte yaşadı. Her yıl Ramazan ayında düzenlenen geleneksel Edirne gezisinin iki kent arasındaki kültürel bağın güçlenmesine katkı sağladı. "Bu geleneği 41 yıldır sürdürüyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, Ramazan ayının bereketini paylaşmak için Büyükçekmeceli kadınlarla birlikte Edirne’de buluştuklarını belirterek, "Aynı sofrada buluşmak ve dualarımızı paylaşmak için bu geleneği 41 yıldır sürdürüyoruz. Edirne’nin tarihini, kültürünü ve kadim dokusunu birlikte yaşıyoruz. Osmanlı’ya başkentlik yapmış bu şehirde bir arada olmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor" dedi. "Büyükçekmeceli kadınları Edirne’de ağırlamaktan mutluyuz" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise her Ramazan ayında Edirne’ye gelen Büyükçekmeceli kadınları ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, geleneksel hale gelen bu buluşmanın iki şehir arasındaki dostluğu ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.
14 Mart 2026 Cumartesi - 23:04 Büyükçekmeceli kadınlar geleneksel Ramazan gezisinde Edirne’de buluştu Büyükçekmece Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Edirne’de bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi düzenlenen gezi programı kapsamında yaklaşık 500 kadın Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Program çerçevesinde Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanları, ibadethaneleri ve müzeleri gezildi. "Köprüleri taştan iki kent" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel buluşma kapsamında düzenlenen Ramazan gezisi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Büyükçekmeceli kadınlar Selimiye Camii’nde dua ederek kentin tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. Program kapsamında tarihi çarşılar ve turistik alanlar da gezildi. "Edirne’de olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Osmanlı’ya başkentlik yapmış kadim şehrimiz Edirne’de geleneksel hale getirdiğimiz Ramazan iftarını düzenliyoruz. Edirne’de olmaktan, Büyükçekmece ailemizle beraber burada olmaktan mutluluk duyuyoruz, gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tabii üzgünüz; bu Ramazan iftarını geleneksel hale getiren Hasan Akgün başkanımızdı. Maalesef bugün aramızda değil. Ama inanıyorum ki önümüzdeki yıl o da bizlerle beraber olacaktır. Ben Ramazan ayının tüm milletimize huzur, bereket ve birlik beraberlik getirmesini diliyorum. Kadir Gecemizi ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı da tüm vatandaşlarımızın kutluyorum" dedi. "Bu buluşma geleneksel hale geldi" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise, "Büyükçekmeceli hemşerilerimiz bugün bizi ziyaret ediyor. Bu gezi ve iftar her yıl geleneksel olarak düzenleniyor. Hasan Akgün başkanımızın başlattığı bu organizasyon sayesinde iki şehir arasında güzel bir bağ oluştu. Selimiye Camii’nin yeniden ibadete açılmasıyla birlikte misafirlerimiz de camimizi ziyaret etme fırsatı bulacak" ifadelerini kullandı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:58 Büyükçekmeceli kadınlar geleneksel Ramazan gezisinde Edirne’de buluştu Büyükçekmece Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Edirne’de bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi düzenlenen gezi programı kapsamında yaklaşık 500 kadın Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Program çerçevesinde Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanları, ibadethaneleri ve müzeleri gezildi. "Köprüleri taştan iki kent" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel buluşma kapsamında düzenlenen Ramazan gezisi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Büyükçekmeceli kadınlar Selimiye Camii’nde dua ederek kentin tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. Program kapsamında tarihi çarşılar ve turistik alanlar da gezildi. "Edirne’de olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Osmanlı’ya başkentlik yapmış kadim şehrimiz Edirne’de geleneksel hale getirdiğimiz Ramazan iftarını düzenliyoruz. Edirne’de olmaktan, Büyükçekmece ailemizle beraber burada olmaktan mutluluk duyuyoruz, gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tabii üzgünüz; bu Ramazan iftarını geleneksel hale getiren Hasan Akgün başkanımızdı. Maalesef bugün aramızda değil. Ama inanıyorum ki önümüzdeki yıl o da bizlerle beraber olacaktır. Ben Ramazan ayının tüm milletimize huzur, bereket ve birlik beraberlik getirmesini diliyorum. Kadir Gecemizi ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı da tüm vatandaşlarımızın kutluyorum" dedi. "Bu buluşma geleneksel hale geldi" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise, "Büyükçekmeceli hemşerilerimiz bugün bizi ziyaret ediyor. Bu gezi ve iftar her yıl geleneksel olarak düzenleniyor. Hasan Akgün başkanımızın başlattığı bu organizasyon sayesinde iki şehir arasında güzel bir bağ oluştu. Selimiye Camii’nin yeniden ibadete açılmasıyla birlikte misafirlerimiz de camimizi ziyaret etme fırsatı bulacak" ifadelerini kullandı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:14 Tavşanlı’da üniversite öğrencileri iftarda buluştu Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen anlamlı iftar programı, ilçe protokolü ile gençleri aynı sofrada bir araya getirdi. Tavşanlı Meslek Yüksekokulu (MYO), Tavşanlı Uygulamalı Bilimler Fakültesi (TUBİF) ve Türkiye Diyanet Vakfı Tavşanlı Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen iftar organizasyonu, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Ramazan ayının manevi ikliminde düzenlenen programa; Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir ve eşi Büşra Özdemir, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen İsmail Bayar, İlçe Emniyet Müdürü Güven Türkmen, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPU) Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İsmail Yalçın, Kütahya İl Müftüsü Dr. İrfan Açık, İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan, TUBİF Dekanı Prof. Dr. Aydın Kayabaşı, Tavşanlı MYO Müdürü Prof.Dr. İsmet Çelik, Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odasi Temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Akşam ezanının okunmasıyla birlikte protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler hep birlikte oruçlarını açtı. Yemek ikramının ardından İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan tarafından yapılan dua ile Ramazan’ın bereket ve huzuru paylaşıldı. Programda söz alan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İsmail Yalçın, İl Müftüsü Dr. İrfan Açık ve Kaymakam Ömer Faruk Özdemir, gençlere hitap ederek eğitim hayatlarında başarılar diledi ve paylaşmanın önemine vurgu yaptı. Samimi bir atmosferde geçen etkinlik, katılımcıların günü ölümsüzleştirmek adına çektirdiği hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Kendileri için hazırlanan bu özel organizasyondan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden öğrenciler, emeği geçen tüm kurumlara teşekkürlerini iletti.
UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Mahmut Bey Camii’nin bulunduğu köyde hamam restore edilecek
06 Ocak 2026 Salı - 12:55 UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki Mahmut Bey Camii’nin bulunduğu köyde hamam restore edilecek UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ve halk arasında ‘Çivisiz Cami’ olarak bilinen Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii’nin bulunduğu köyde yer alan ve 1930’lu yıllara kadar kullanılan tarihi hamam, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmesi planlanıyor. Kastamonu Merkez ilçesindeki Kasaba köyünde bulunan ve halk arasında ‘Çivisiz Cami’ olarak da bilinen Mahmut Bey Camii, 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alarak "Anadolu’nun Ortaçağ Dönemi Ahşap Direkli ve Kirişli Camileri" kategorisinde tescil edildi. UNESCO Dünya Mirası Listesine girdikten sonra Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii ile ilgili çeşitli projeler ve çalışmalar yürütülmeye başlandı. Bu çalışmalar çerçevesinde Kastamonu Müze Müdürlüğü koordinesinde, Karabük Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Anar Azizsoy’un akademik danışmanlığında çevresinde geçtiğimiz yıl arkeolojik kazı çalışmalarına başlandı. Kazı çalışmaları neticesinde, 1366 yılında inşa edilen Mahmut Bey Camii’ne yaklaşık 50 metre uzaklıkta bulunan ve aynı tarihte yapıldığı düşünülen cami hamamında başlanılan kazı çalışmalarıyla Türk yerleşimi ortaya çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca Mahmut Bey Camii’nin çevresinde hamam dışında külliyeyi andıran farklı yapılar ile mezarların da olduğu düşünülüyor. Bu çerçevede Kastamonu Müze Müdürlüğü koordinesinde, Karabük Üniversitesi’nden gelen öğrencilerle birlikte, Azizsoy’un akademik danışmanlığında kazı çalışmalarının tamamlanmasıyla restorasyon çalışmalarına geçildi. 14. yüzyıldaki Türk yerleşiminin ortaya çıkartılması planlanıyor 1930’lu yıllara kadar kullanılan tarihi hamamın daha sonra samanlık olarak kullanılması ve defineciler tarafından bir bölümü tahrip edilmesine rağmen kazı çalışmasıyla bölümleri tespit edildi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce çalışmaları devam eden tarihi hamamın restore edilmesiyle ve diğer yapılarında gün yüzüne çıkartılmasıyla İsmailbey Külliyesine benzerlik gösteren Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii bölgesinin 14. yüzyıldaki Türk yerleşiminin de ortaya çıkartılması planlanıyor. Bu kapsamda Prof. Dr. Anar Azizsoy, Kastamonu Kent Tarihi Müzesi tarafından düzenlenen Bilim Günlerine katıldı. Azizsoy, "Kastamonu’da Türk Dönemi Araştırmaları: Bulgular, Tespitler, Görüler" isimli sunumuyla katılımcılara bilgiler verdi. "Ağlı, Seydiler, Devrekani ve bu yılda Küre’de çalıştık, 4 yıldır ilçeleri tarıyoruz" Yürütülen kazı ve restorasyon çalışmalarıyla ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Anar Azizsoy, "Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğünden almış olduğumuz izin doğrultusunda 2022 yılında kırsala yönelik araştırmayla başladık. İlk olarak Araç ile başladık. Biz, taşınmaz kültür varlıklarının hem tanımlamasını hem tespitini hem belgelenmesini hem incelemesini yapıyoruz. 129 köyde 45 gün kadar yapmış olduğumuz araştırmada çok sayıda esere ulaştık. Bu eserlerin ister istemez başına anıtsal nitelikli olmaları yönünden camiler çekiyordu. Sonraki aşamalarda da Ağlı, Seydiler, Devrekani ve bu yılda Küre’de çalıştık. 4 yıldır ilçeleri tarıyoruz" dedi. Geçen yıl kurtarma kazılarında Kasaba köyündeki hamamda çalışma yürüttüklerini söyleyen Prof. Dr. Anar Azizsoy, "Zaman zaman biz öğrencilerle gezi düzenliyoruz. Mahmut Bey Cami çevresine yönelik gezi düzenlerken hamamı gördük. Bu şekilde hamamı fark ettik. Mahmut Bey Camisi, 2014 yılında UNESCO geçici miras listesine alınıp 2023 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine dahil edilmesiyle birlikte ülkemizde 5 ahşap camilerden bir tanesidir. Bu yönüyle kesinlikle önemlidir. Çünkü çok minik tarihte diye nitelendirebileceğimiz özelliklerini koruyarak günümüze ulaşmıştır. Sadece tek yapı ölçeğinde olmaması gerektiğinden hareketle bir çevresine yönelik arkeolojik araştırma yapma ihtiyacı duyduk. Öncelikle hamamdan başlamak gerekiyordu. Hatta zaman zaman hamamın tarihlendirilmesi ile ilgili genç döneme ait olma ihtimali konuları da geçiyordu. Biz de bu yüzden dolayı önce çalışmalaya hamamda başladık. Doğrudan Kasaba köyünün bir hanedan mensubiyeti ile birlikte en azından kent hüviyetini kazanma olayını gerçekleştirdiği dönem sanırım Candaroğulları dönemi olsa gerek. Çünkü yer üstündeki somut kültür varlığı Candaroğulları Mahmut Bey ile birlikte, şehzade tabii bey olmadı. Fakat öyle bir cami inşa ettiriliyor ki bilindiği gibi birinci dereceden bani sıfatıyla beyler, sultanlar, hükümdarlar, bu kent otoritelerini ölümsüzleştirecek nitelikte camiye eş değer yapı inşa ettirmiş" diye konuştu. Hamamın kazısını tamamladıklarını söyleyen Azizsoy, "2 tane yan yana halvet hücresinden ibaret. 1930’lu yıllara kadar kullanılıyormuş. 30’lu yıllardan sonra terk edilince çeşitli amaçlarla kullanılmış, samanlık olarak kullanılmış. Bakımsızlıktan hamam tahrip olmuş. Zemin yok, zemine ulaşamadık. Zeminin ahşap olma ihtimali var ama nihayetinde yine zeminin olması lazım ama net olarak hamamın bölümlerini ortaya çıkardık" şeklinde konuştu. Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından hamamın restorasyonuna başlanacağı haberini aldıklarını belirten Azizsoy, "Bizde bunun üzerine hamamın bölümlerini net olarak ortaya koyalım. Bunun üzerine restorasyon yapılsın ve böylelikle izin verildi bakanlığımız tarafından ve bu mekanlar böylece ortaya çıkarıldı. Restorasyon projesi öncesinde bizler yaptığımız kazı çalışmasıyla hamamın bölümlerini netleştirmiş olduk. Hamamın bacalarının içerisinde bir şey bulunabilir mi diye kasıtlı olarak tahrip edilmiş. Artık bu çok doğal geliyor" ifadelerini kullandı. "Bakanlıktan restorasyon için söz aldık" Programın açılışında konuşan Kastamonu Kent Müzesi Müdürü Arkeolog Dr. Murat Karasalihoğlu ise "Kastamonu Türk kültürü içerisinde gerçekten müstesna bir yere sahip ve bu müstesna yer genelde yapı bazında mimarlar, mimarlık tarihi ve sanat dersleri tarafından tekil olarak incelenmiştir. Ama Anar hocamız ilin bütün ilçelerini kapsayan çok kapsamlı bir yüzey araştırmayla açıkçası yerleşim dokusundan sivil mimariye, kırsal mimariye, anıtsal mimariye kadar birçok unsuru bir arada toplayan bir ilki yapmaktadır ve gerçekten çok kapsamlı bir çalışma yapmaktadır hocamız. Bu çalışmalarında özellikle son dönemdeki Kasaba köyü kazıları çok önemli. Çünkü UNESCO Dünya Kültür Mirasına girmiş olan Mahmut Bey Camisi arkeolojik kazılarla daha çok bilinir olması sadece oradaki dini yapılar değil, yerleşkenin Türk tarihi açısından özellikle de mevcutlar ürünü erken Türk tarihi açısından özelliklerinin görülmesi açısından çok büyük bir önem arz etmektedir" diye konuştu. Restorasyon çalışmalarıyla ilgili bir ir soru üzerine bilgilendirmede bulunan Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürü Kerem Seven de, Kültür ve Turizm Bakanlığından restorasyon çalışmalarıyla ilgili gerekli çalışmaların yürütüldüğünü ve yakın zamanda restorasyona başlayacaklarını belirterek, "Bakanlıktan restorasyon sözünü aldık, inşallah yakın zamanda başlayacağız" şeklinde konuştu.
Limak 50. Yıl Konserleri şubat ayında başlıyor
06 Ocak 2026 Salı - 11:47 Limak 50. Yıl Konserleri şubat ayında başlıyor Limak Vakfı tarafından kurulan ve 9’uncu yaşını kutlamaya hazırlanan Limak Filarmoni Orkestrası, Limak Holding’in 50. yılını kutlayacağı 2026 yılına gelenekselleşen yılbaşı konserleri ile başlıyor. Konserler serisi; 3 Şubat’ta başkent izleyicisiyle, 5 Şubat’ta ise İstanbullu sanatseverlerle buluşacak. Orkestra şefi Mikhail Agrest yönetiminde gerçekleşecek konserlerde, ünlü tenor Murat Karahan ile önde gelen sopranolarından biri olarak kabul edilen Angela Gheorghiu sahne alacak. Limak Vakfı tarafından dokuz yıl önce kurulan Limak Filarmoni Orkestrası, Limak Holding’in 50. yılı olan 2026’da konser sezonuna gelenekselleşen yeni yıl konserleri ile başlayacak. Sanatseverlerle buluşmaya hazırlanan orkestra ve operanın dünyaca ünlü yıldızları 3 Şubat’ta Ankara ATO Congresium’da, 5 Şubat’ta İstanbul Zorlu PSM’de özel anlara imza atacak. Dünyanın en seçkin opera eserleri ile popüler parçalardan oluşan geniş bir repertuvarın sahneye taşınacağı konserlerin tüm geliri ise 11 yıldır sürdürülen ve Türkiye’deki en güçlü eğitime destek programlarından biri olan Türkiye’nin Mühendis Kızları projesine aktarılacak. Operanın iki güçlü sesi aynı sahnede Ünlü opera yıldızlarını Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturacak ‘Yeni Yıl Buluşması’ isimli konserlerde; birçok büyük operada başrol seslendiren ve Berlin Staatsoper, Wiener Staatsoper, Arena di Verona, Bolshoi Theatre gibi prestijli sahnelerde adından söz ettiren tenor Murat Karahan ile Royal Opera House Covent Garden’da Mim rolüyle uluslararası çıkış yapan, Metropolitan Opera, Teatro alla Scala ve Wiener Staatsoper gibi önde gelen opera evlerinde başroller üstlenen Rumen soprano Angela Gheorghiu sahne alacak. Konserlerde orkestrayı ise şef Mikhail Agrest yönetecek.
Muratpaşa 8. Yörük Çalıştayı’nı 17 Ocak’ta topluyor
06 Ocak 2026 Salı - 10:23 Muratpaşa 8. Yörük Çalıştayı’nı 17 Ocak’ta topluyor Antalya Muratpaşa Belediyesi, Yörük kültürünü bilimsel ve kültürel yönleriyle ele alan Yörük Çalıştayları’nın sekizincisini 17 Ocak’ta gerçekleştiriyor. "Yörüklerde Çocuklar ve Aksaçlılar" temasıyla düzenlenecek çalıştay, Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde yapılacak. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, her yıl Yörük kültürü ve tarihi üzerine çalışan akademisyenleri, Türkiye’nin dört bir yanından bu kadim kültürü yaşatmak amacıyla kurulan dernekleri, vakıfları ve federasyonları Antalya’da buluşturduklarını belirterek, Yörük Çalıştayı’nı bu yıl 8’inci kez düzenlemenin önemine dikkat çekti. Başkan Uysal, 2016 yılından bu yana düzenlenen çalıştaylar ve sempozyumlarla Yörük kültürünün sosyal yaşamdan üretim biçimlerine, geleneklerden sözlü kültüre kadar tüm yönleriyle ele alındığını ifade ederek, bu çalışmaların yayımlanan kitaplarla kalıcı bir kültürel külliyata dönüştüğünü vurguladı. Bu yılki çalıştayın temasının "Yörüklerde çocuklar ve aksaçlılar" olarak belirlendiğini dile getiren Uysal, çalıştay kapsamında Yörük toplumunda kuşaklar arası kültürel aktarım, çocukların toplumsal yapı içindeki yeri ile yaşlıların ve aksaçlıların kültürel hafızayı taşıyıcı rolünün bilimsel ve kültürel perspektiflerle ele alınacağını söyledi. Akademisyenler, araştırmacılar ve sivil toplum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek çalıştayda, Yörük kültürünün geçmişten geleceğe aktarılmasında aile, gelenek ve sözlü mirasın önemi çok yönlü olarak değerlendirilecek.
Manuel Çıtak retrospektifi fotoğrafseverlerle buluşuyor
06 Ocak 2026 Salı - 09:55 Manuel Çıtak retrospektifi fotoğrafseverlerle buluşuyor Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin yeni kitabı Manuel Çıtak, 9 Ocak’tan itibaren kitabevlerinde yerini alıyor. Eczacıbaşı Topluluğu’nun 50 yılı aşkın bir geçmişe sahip fotoğraf yayıncılığı geleneğinin günümüzde en önemli parçalarından biri olan ve Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından yayınlanan seri, her yıl değerli bir fotoğrafçının retrospektif kitabını, sanatsal bütünlük içinde ve referans kitap niteliğinde izleyicilere sunuyor. Dizinin 16. kitabı Manuel Çıtak’a (1962-2023) ayrıldı. Klasik belgesel üslubun yakın tarihteki en önemli temsilcilerinden Çıtak, kompozisyonları ve öznesine duyarlı yaklaşımıyla tüm Türkiye’de ve dünyanın farklı noktalarında kent yaşamı, portre, inanç, kıyılar ve ada temalı dingin ancak çarpıcı çalışmalarıyla öne çıkıyor. Yaşamını serbest fotoğrafçı olarak sürdürmüş olan Çıtak’ın son kişisel sergisi İslomania’dan ve ünlü Kilyos karelerinden örneklerin de yer aldığı geniş seçki, sanatçının bu hacimdeki ilk kitabı olma özelliğini taşıyor ve onu ilham verici kişiliğiyle geleceğe taşıyor. Konsept ve tasarımı Bülent Erkmen’e ait olan, editörlüğünü Orhan Cem Çetin’in üstlendiği Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi’nin on altıncı kitabı Manuel Çıtak, Türkçe ve İngilizce olarak iki dilde sunuluyor. Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı tarafından yayımlanan ve fotoğraf yıllıkları ile başlayan gelenek, 2010 yılından itibaren Türkiye’den bir fotoğrafçının retrospektif kitabını, sanatsal bütünlük içerisinde bu seri kapsamında izleyicilere ulaştırıyor. Eczacıbaşı Fotoğrafçılar Dizisi kapsamında bugüne kadar, Şakir Eczacıbaşı, Ara Güler, Ozan Sağdıç, Sami Güner, Sabit Kalfagil, İzzet Keribar, Ersin Alok, Yıldız Moran, Ergun Çağatay, İbrahim Zaman, Lütfi Özkök, Yusuf Tuvi, İsa Çelik, Nusret Nurdan Eren ve Gülnur Sözmen retrospektifleri yayımlandı.
Bayburtlu kehribar ustası işlediği taşta milyonlarca yıllık böcek fosili buldu
06 Ocak 2026 Salı - 09:33 Bayburtlu kehribar ustası işlediği taşta milyonlarca yıllık böcek fosili buldu Bayburt’ta kendi çıkardığı kehribar taşlarını atölyesinde işleyen kehribar ustası Bayram İpek, taşlardan birinin içerisinde korunmuş halde böcek fosili bulduğunu ve bu fosilin milyonlarca yıllık olduğunu iddia etti. Bayburt’ta uzun yıllardır kehribar işlemeciliği yapan Bayram İpek, doğadan kendi elleriyle topladığı kehribar taşlarını işlediği sırada nadir bir bulguya rastladı. Milyonlarca yıl önce ağaçlardan süzülen reçinenin toprak altında sertleşmesiyle oluşan kehribarın içerisinde bozulmamış halde bir böcek fosili bulan İpek, fosilin detaylarını öğrenmek için uzmanlara ve laboratuvarlara başvurmaya hazırlanıyor. Kesim sırasında fark etti Dağlardan topladığı ham kehribarları atölyesinde takı ve tespihe dönüştüren İpek, son getirdiği taşlardan birini kestiği sırada içerisinde bir hava boşluğu olduğunu fark etti. Taşın bir kısmını dikkatlice makinede kesen usta, boşluğun içerisinde daha önce hiç rastlamadığı bütün halde bir canlı kalıntısıyla karşılaştı. İpek, cımbız yardımıyla yaptığı incelemede bunun kehribarın oluşum sürecinde reçineye hapsolmuş bir böcek fosili olduğunu anladı. "Uzmanlara danışacağım" Bulduğu fosilin kendisini oldukça heyecanlandırdığını dile getiren İpek, "Bayburt’ta uzun yıllardır kehribar işlemeciliği yapıyorum. Bu kehribarları kendim dağdan çıkarıp atölyeme getiriyorum. Son getirdiğim taşları keserken bir tanesinin içerisinde boşluk vardı. Baktığımda hiç daha önce rastlamadığım bir şeye denk geldim. Cımbızla incelediğimde içinde bir böcek fosili olduğunu gördüm. Bunun ne olduğunu tam olarak öğrenmek için alanında uzman arkadaşlara danışacağım" dedi. Fosili laboratuvar incelemesine gönderecek Kehribarın taşlaşma sürecinde böceğin hiç bozulmadan bugüne kadar ulaşmasının merak uyandırdığını belirten İpek, "Kehribarın içerisinde bu böceğin bütün halde kalması ilgimi çekti. Laboratuvarlara ve araştırmacılara gönderip bunun türünü ve tam yaşını öğrenmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Kehribar içerisindeki fosili muhafaza altına alan İpek, yapılacak incelemelerin ardından bulgunun niteliğinin netlik kazanacağını söyledi.
Erzincan’da "Herfene Geceleri"yle asırlık köy geleneği yaşatılıyor
06 Ocak 2026 Salı - 09:00 Erzincan’da "Herfene Geceleri"yle asırlık köy geleneği yaşatılıyor Erzincan Bahçeliköy’ün asırlık geleneği "Herfene Geceleri" gelecek kuşaklara aktarılıyor. Kent merkezine 14 kilometre mesafedeki Bahçeliköy’de asırlık geleneği yaşatmak isteyen yöre halkı, muhtarlığın da desteğiyle unutulan kültürü yeniden köyde uygulamaya başladı. Asırlık gelenek kapsamında yöre halkı her hafta cuma akşamları, Köy Odası’nda bir araya geliyor. Kanun, ut, keman, klarnet ve darbuka eşliğinde şarkı ve türküler söyleyen köy halkı, birlikte hazırladıkları yöresel yemekleri yiyor ve kendi aralarında eğlenceli oyunlar oynuyor. Köyde birlik, beraberlik ve dayanışmayı sağlayan gelenekle hoşça vakit geçiren köy halkı, bu kültürlerini nesilden nesle aktarmayı hedefliyor. Herfene Geceleri’nin köy kültürünün önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Öğretim Görevlisi Ertuğrul Ahmet Terzioğlu, bu buluşmaların yalnızca bir eğlence değil, aynı zamanda güçlü bir dayanışma örneği olduğunu ifade etti. Terzioğlu, "Köy odamızda kurulan sofralar, yapılan sohbetler ve paylaşılan muhabbetler ortak hafızamızın en güzel yansımasıdır. Bu geleneği sürdürmek, köyümüze duyduğumuz aidiyetin ve vefanın bir göstergesidir. Temennimiz, bu birlik ruhunun nesiller boyu devam etmesidir" dedi. Köyün eski geleneklerini yeniden canlandırmak için yoğun çaba gösterdiklerini belirten Eğitimci Bünyamin Sonat ise, "Yaklaşık 40-50 yıl öncesine dayanan geleneklerimizi yaşatıyoruz. Buradaki amaç sadece yemek yemek değil, bir araya gelerek kaynaşmak. Her hafta cuma günleri de fasıl yapıyoruz. İnşallah bizden sonra gelen nesiller de bu geleneği sürdürür" ifadelerini kullandı. Üniversitede görev yapan köy sakinlerinden Ahmet Özel de Herfene Geceleri’nin köylüler arasındaki bağı güçlendirdiğini belirterek, "Burada gaye yemek değil, birlikte olmak ve muhabbeti artırmak. Bu buluşmalar sayesinde köylüler olarak daha çok kaynaşıyoruz. Gençlerimizin de bu geleneğe katılmasıyla daha güçlü bir yapı oluşacaktır" diye konuştu. Bahçeliköy Muhtarı Ahmet Özgüler ise geçmişte Herfene Geceleri’nin evlerde yapıldığını hatırlatarak, "Önceleri haftada beş gün farklı evlerde toplanır, beşinci gün Herfene Gecesi düzenlerdik. Şimdi ise Köy Konağı’nda toplu olarak gerçekleştiriyoruz. Amacımız bu asırlık geleneği gençlerimize aktararak geleceğe taşımak" dedi. Bahçeliköy’de sürdürülen Herfene Geceleri, köy halkını aynı sofrada buluşturarak geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurmaya devam ediyor.
Osmaniye Musiki Derneği Belediye Korosu’ndan "Kurtuluş" konseri
06 Ocak 2026 Salı - 08:05 Osmaniye Musiki Derneği Belediye Korosu’ndan "Kurtuluş" konseri Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı etkinlikleri kapsamında Osmaniye Musiki Derneği Belediye Korosu tarafından ‘Kurtuluş’ konseri düzenlendi. Seslendirilen birbirinden güzel ezgilerle 7 Ocak ruhunun sahneye taşındığı gecede müzikseverler unutulmaz bir gece yaşadı. Osmaniye Belediyesi’nin ev sahipliğinde Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Osmaniye Musiki Derneği Belediye Korosu tarafından ‘Kurtuluş’ konseri düzenlendi. Korkut Ata Üniversitesi 15 Temmuz Amfisi’nde Aziz Keskiner’in şefliğini üstlendiği konserde sahne alan koro ekibi, müzikseverleri ‘El Gibi’ türküsü ile karşıladı. Konserin ilerleyen saatlerinde solo ve koro halinde seslendirilen birbirinden güzel eserlerle keyifli anların yaşandığı gecede dinleyicilerde alkışlarıyla salona renk kattı. 7 Ocak ruhunun geleneksel ezgilerle sahneye taşındığı tarih ve musikinin buluştuğu gecede unutulmaz bir konser yaşatan Osmaniye Musiki Derneği Belediye Korosu, seslendirilen son eser ‘Türkiye’m’ türküsüyle coşkuyu zirveye taşırken topladığı alkış tufanıyla müzikseverlerden tam not aldı. Müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser sonunda Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Yusuf Çomu ile Belediye Başkan Yardımcısı Muazzez Burçin Çalışkan koro şefi Aziz Mehmet Keskiner’e tüm koro üyeleri adına çiçek takdim etti. Konser, protokol üyeleri ve koro ekibinin günün anlam ve önemine binaen hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:56 Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildi. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi, 17. yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 109 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadarki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesi’nin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor. Seddülbahir Kalesinin Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterilmesini değerlendiren Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Tarihi Alan’da bulunan Seddülbahir Kalesi, Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülüne aday oldu. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da duyurduğu gibi, Haziran ayında İspanya’da yapılacak olan yarışmanın sonucunda Seddülbahir Kalesi’nin Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülünü alacağını düşünüyoruz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak çok heyecanlıyız, çok da iddialıyız. Çünkü Tarihi Alan Başkanlığı olarak Çanakkale’deki bütün tarihi mekanları özgürlüğünü koruyarak ama modern bir bakışla ziyarete açık hale getiriyoruz ve bütün tarihi mekanlara müze konseptinde işlev veriyoruz. Bugüne kadar da çok başarılı işler ortaya çıktı" dedi. Seddülbahir Kalesi’nin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tabii ki Seddülbahir Kalesi’nin tarihi derinliği var. Seddülbahir Kalesi, yüzyıllar boyunca Çanakkale Boğazı’nın girişinde, Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş tarihi bir mekandır. Aynı zamanda Seddülbahir Kalesi, Çanakkale savaşları sırasında gazi olmuş, o büyük savaşa tanıtlık etmiş, o büyük zaferi görmüş gazi bir mekandır. Tarihi Alan Başkanlığı olarak restorasyonundan sonra 2023 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle hizmete açmış olduğumuz Seddülbahir Kalesi çok kısa bir zaman içerisinde gerçekten çok ziyaret edilen ve o manevi atmosferi aktarabilen bir müze haline geldi. İçi çok özgün bir şekilde teşhir ve tanzim edildi. Bu da ilgili otoriterler tarafından değerlendirilerek Avrupa’da yılın en iyi müzesine EMYA ödülüne aday gösterildi. Umuyorum ki hem Çanakkale’nin hem de Türkiye’nin yüzünü ağartacak bir ödülle, Avrupa’nın en iyi müzesi ödülüyle döneriz Türkiye’ye. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak büyük bir mutluluk duyarız. Bütün çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman desteğini görüyoruz. Çanakkale Tarihi Alan’ı dünyanın en iyi korunmuş, en büyük açık hava müzesi haline getirmek istiyoruz" diye konuştu. Seddülbahir Kalesi yapımında bir kadın dokunuşu olduğunu ve bunun da kalenin özelliğini arttırdığını kaydeden İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Seddülbahir Kalesi aynı zamanda bir savunma yapısı olarak bir hanımefendi, bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bu da Türk tarihinde çok önemli bir noktadır. 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından inşa ettirilmiş bu kale, yıllarca hem Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş, hem de Mehmetçiğin ayak izlerine sahip olmuş, hem de tarihi hatıraları duvarlarında barındıran tarihi bir mekandır. Dolayısıyla Seddülbahir Kalesi’nin aynı zamanda bir kadın tarafından yaptırılmış olması da kalenin özelliğini arttırmaktadır." Seddülbahir Kalesi Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü’nde yer alan, 1. derece arkeolojik-askeri-harp tarihi-kentsel sit alanında bulunan Seddülbahir Kalesi, Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucunda bulunmaktadır. Kale, Tarihi Alan içinde yer almakta olup Boğaz’a girişte Ertuğrul (Cape Helles) ve Morto Koyları arasında kalan burun üzerindedir. Seddü’l-bahr yani ’denizin seddi’ anlamına gelen yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda konumlanmış kalenin Venedik saldırılarına karşı 17’nci yüzyılda, Osmanlı tarihinde banisi (yaptıranı) kadın olan ilk askeri yapı olma özelliği taşıması bakımından önemli olup, Hatice Turhan Sultan (IV.Mehmed’in annesi) tarafından 17. Yüzyılda inşasına başlanmıştır. Kale, topografik durumu nedeniyle asimetrik düzensiz bir plan özelliğine sahiptir. Kalenin dört köşesinde birer, kuzey batı köşesinde de bir olmak üzere 5 burcu vardır. Bu burçlar birbirlerine sur duvarlarıyla bağlanmıştır. Kalede güney doğudan kuzey batıya 3 kademeli sur ile hisar peçe oluşur.