KÜLTÜR SANAT
500 Büyükçekmeceli kadın Edirne’de iftar sofrasında buluştu 15 Mart 2026 Pazar - 01:10:54 Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Edirne’yi ziyaret eden yaklaşık 500 kadın, tarihi gezi programının ardından iftar sofrasında bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi gerçekleştirilen geleneksel gezi programı kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Gün boyunca Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanlarını, ibadethanelerini ve müzelerini gezen kadınlar, programın sonunda iftar sofrasında buluştu. "Köprüleri taştan iki kent buluşması" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel Ramazan buluşması kapsamında düzenlenen programda katılımcılar hem tarihi mekanları gezdi hem de birlikte iftar yaptı. Selimiye Camii ve çevresindeki tarihi alanları ziyaret eden Büyükçekmeceli kadınlar, kentin kültürel ve tarihi zenginliklerini yakından görme fırsatı buldu. Gün boyu süren gezinin ardından kurulan iftar sofralarında bir araya gelen 500 kadın Ramazan’ın manevi atmosferini birlikte yaşadı. Her yıl Ramazan ayında düzenlenen geleneksel Edirne gezisinin iki kent arasındaki kültürel bağın güçlenmesine katkı sağladı. "Bu geleneği 41 yıldır sürdürüyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, Ramazan ayının bereketini paylaşmak için Büyükçekmeceli kadınlarla birlikte Edirne’de buluştuklarını belirterek, "Aynı sofrada buluşmak ve dualarımızı paylaşmak için bu geleneği 41 yıldır sürdürüyoruz. Edirne’nin tarihini, kültürünü ve kadim dokusunu birlikte yaşıyoruz. Osmanlı’ya başkentlik yapmış bu şehirde bir arada olmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor" dedi. "Büyükçekmeceli kadınları Edirne’de ağırlamaktan mutluyuz" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise her Ramazan ayında Edirne’ye gelen Büyükçekmeceli kadınları ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, geleneksel hale gelen bu buluşmanın iki şehir arasındaki dostluğu ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.
14 Mart 2026 Cumartesi - 23:04 Büyükçekmeceli kadınlar geleneksel Ramazan gezisinde Edirne’de buluştu Büyükçekmece Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Edirne’de bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi düzenlenen gezi programı kapsamında yaklaşık 500 kadın Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Program çerçevesinde Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanları, ibadethaneleri ve müzeleri gezildi. "Köprüleri taştan iki kent" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel buluşma kapsamında düzenlenen Ramazan gezisi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Büyükçekmeceli kadınlar Selimiye Camii’nde dua ederek kentin tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. Program kapsamında tarihi çarşılar ve turistik alanlar da gezildi. "Edirne’de olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Osmanlı’ya başkentlik yapmış kadim şehrimiz Edirne’de geleneksel hale getirdiğimiz Ramazan iftarını düzenliyoruz. Edirne’de olmaktan, Büyükçekmece ailemizle beraber burada olmaktan mutluluk duyuyoruz, gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tabii üzgünüz; bu Ramazan iftarını geleneksel hale getiren Hasan Akgün başkanımızdı. Maalesef bugün aramızda değil. Ama inanıyorum ki önümüzdeki yıl o da bizlerle beraber olacaktır. Ben Ramazan ayının tüm milletimize huzur, bereket ve birlik beraberlik getirmesini diliyorum. Kadir Gecemizi ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı da tüm vatandaşlarımızın kutluyorum" dedi. "Bu buluşma geleneksel hale geldi" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise, "Büyükçekmeceli hemşerilerimiz bugün bizi ziyaret ediyor. Bu gezi ve iftar her yıl geleneksel olarak düzenleniyor. Hasan Akgün başkanımızın başlattığı bu organizasyon sayesinde iki şehir arasında güzel bir bağ oluştu. Selimiye Camii’nin yeniden ibadete açılmasıyla birlikte misafirlerimiz de camimizi ziyaret etme fırsatı bulacak" ifadelerini kullandı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:58 Büyükçekmeceli kadınlar geleneksel Ramazan gezisinde Edirne’de buluştu Büyükçekmece Belediyesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen "Edirne Ramazan Gezisi" kapsamında Büyükçekmeceli kadınlar Edirne’de bir araya geldi. Bu yıl 41’incisi düzenlenen gezi programı kapsamında yaklaşık 500 kadın Serhat Şehri Edirne’yi ziyaret etti. Program çerçevesinde Selimiye Camii başta olmak üzere kentin tarihi mekanları, ibadethaneleri ve müzeleri gezildi. "Köprüleri taştan iki kent" olarak anılan Edirne ve Büyükçekmece arasında yıllardır sürdürülen geleneksel buluşma kapsamında düzenlenen Ramazan gezisi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Büyükçekmeceli kadınlar Selimiye Camii’nde dua ederek kentin tarihi ve kültürel noktalarını ziyaret etti. Program kapsamında tarihi çarşılar ve turistik alanlar da gezildi. "Edirne’de olmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz" Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Osmanlı’ya başkentlik yapmış kadim şehrimiz Edirne’de geleneksel hale getirdiğimiz Ramazan iftarını düzenliyoruz. Edirne’de olmaktan, Büyükçekmece ailemizle beraber burada olmaktan mutluluk duyuyoruz, gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz. Tabii üzgünüz; bu Ramazan iftarını geleneksel hale getiren Hasan Akgün başkanımızdı. Maalesef bugün aramızda değil. Ama inanıyorum ki önümüzdeki yıl o da bizlerle beraber olacaktır. Ben Ramazan ayının tüm milletimize huzur, bereket ve birlik beraberlik getirmesini diliyorum. Kadir Gecemizi ve önümüzdeki Ramazan Bayramı’nı da tüm vatandaşlarımızın kutluyorum" dedi. "Bu buluşma geleneksel hale geldi" Edirne Belediye Başkanı Filiz Gencan ise, "Büyükçekmeceli hemşerilerimiz bugün bizi ziyaret ediyor. Bu gezi ve iftar her yıl geleneksel olarak düzenleniyor. Hasan Akgün başkanımızın başlattığı bu organizasyon sayesinde iki şehir arasında güzel bir bağ oluştu. Selimiye Camii’nin yeniden ibadete açılmasıyla birlikte misafirlerimiz de camimizi ziyaret etme fırsatı bulacak" ifadelerini kullandı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 22:14 Tavşanlı’da üniversite öğrencileri iftarda buluştu Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde, üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen anlamlı iftar programı, ilçe protokolü ile gençleri aynı sofrada bir araya getirdi. Tavşanlı Meslek Yüksekokulu (MYO), Tavşanlı Uygulamalı Bilimler Fakültesi (TUBİF) ve Türkiye Diyanet Vakfı Tavşanlı Şubesi iş birliğiyle gerçekleştirilen iftar organizasyonu, öğrencilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Ramazan ayının manevi ikliminde düzenlenen programa; Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir ve eşi Büşra Özdemir, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen İsmail Bayar, İlçe Emniyet Müdürü Güven Türkmen, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPU) Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İsmail Yalçın, Kütahya İl Müftüsü Dr. İrfan Açık, İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan, TUBİF Dekanı Prof. Dr. Aydın Kayabaşı, Tavşanlı MYO Müdürü Prof.Dr. İsmet Çelik, Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odasi Temsilcileri ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Akşam ezanının okunmasıyla birlikte protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler hep birlikte oruçlarını açtı. Yemek ikramının ardından İlçe Müftüsü Mevlüt Hakan Asan tarafından yapılan dua ile Ramazan’ın bereket ve huzuru paylaşıldı. Programda söz alan Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İsmail Yalçın, İl Müftüsü Dr. İrfan Açık ve Kaymakam Ömer Faruk Özdemir, gençlere hitap ederek eğitim hayatlarında başarılar diledi ve paylaşmanın önemine vurgu yaptı. Samimi bir atmosferde geçen etkinlik, katılımcıların günü ölümsüzleştirmek adına çektirdiği hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Kendileri için hazırlanan bu özel organizasyondan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden öğrenciler, emeği geçen tüm kurumlara teşekkürlerini iletti.
Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday
05 Ocak 2026 Pazartesi - 15:39 Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildi. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi, 17. yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 109 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadarki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesi’nin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor. Seddülbahir Kalesinin Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterilmesini değerlendiren Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Tarihi Alan’da bulunan Seddülbahir Kalesi, Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülüne aday oldu. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da duyurduğu gibi, Haziran ayında İspanya’da yapılacak olan yarışmanın sonucunda Seddülbahir Kalesi’nin Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülünü alacağını düşünüyoruz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak çok heyecanlıyız, çok da iddialıyız. Çünkü Tarihi Alan Başkanlığı olarak Çanakkale’deki bütün tarihi mekanları özgürlüğünü koruyarak ama modern bir bakışla ziyarete açık hale getiriyoruz ve bütün tarihi mekanlara müze konseptinde işlev veriyoruz. Bugüne kadar da çok başarılı işler ortaya çıktı" dedi. Seddülbahir Kalesi’nin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tabii ki Seddülbahir Kalesi’nin tarihi derinliği var. Seddülbahir Kalesi, yüzyıllar boyunca Çanakkale Boğazı’nın girişinde, Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş tarihi bir mekandır. Aynı zamanda Seddülbahir Kalesi, Çanakkale savaşları sırasında gazi olmuş, o büyük savaşa tanıtlık etmiş, o büyük zaferi görmüş gazi bir mekandır. Tarihi Alan Başkanlığı olarak restorasyonundan sonra 2023 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle hizmete açmış olduğumuz Seddülbahir Kalesi çok kısa bir zaman içerisinde gerçekten çok ziyaret edilen ve o manevi atmosferi aktarabilen bir müze haline geldi. İçi çok özgün bir şekilde teşhir ve tanzim edildi. Bu da ilgili otoriterler tarafından değerlendirilerek Avrupa’da yılın en iyi müzesine EMYA ödülüne aday gösterildi. Umuyorum ki hem Çanakkale’nin hem de Türkiye’nin yüzünü ağartacak bir ödülle, Avrupa’nın en iyi müzesi ödülüyle döneriz Türkiye’ye. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak büyük bir mutluluk duyarız. Bütün çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman desteğini görüyoruz. Çanakkale Tarihi Alan’ı dünyanın en iyi korunmuş, en büyük açık hava müzesi haline getirmek istiyoruz" diye konuştu. Seddülbahir Kalesi yapımında bir kadın dokunuşu olduğunu ve bunun da kalenin özelliğini arttırdığını kaydeden İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Seddülbahir Kalesi aynı zamanda bir savunma yapısı olarak bir hanımefendi, bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bu da Türk tarihinde çok önemli bir noktadır. 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından inşa ettirilmiş bu kale, yıllarca hem Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş, hem de Mehmetçiğin ayak izlerine sahip olmuş, hem de tarihi hatıraları duvarlarında barındıran tarihi bir mekandır. Dolayısıyla Seddülbahir Kalesi’nin aynı zamanda bir kadın tarafından yaptırılmış olması da kalenin özelliğini arttırmaktadır." Seddülbahir Kalesi Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü’nde yer alan, 1. derece arkeolojik-askeri-harp tarihi-kentsel sit alanında bulunan Seddülbahir Kalesi, Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucunda bulunmaktadır. Kale, Tarihi Alan içinde yer almakta olup Boğaz’a girişte Ertuğrul (Cape Helles) ve Morto Koyları arasında kalan burun üzerindedir. Seddü’l-bahr yani ’denizin seddi’ anlamına gelen yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda konumlanmış kalenin Venedik saldırılarına karşı 17’nci yüzyılda, Osmanlı tarihinde banisi (yaptıranı) kadın olan ilk askeri yapı olma özelliği taşıması bakımından önemli olup, Hatice Turhan Sultan (IV.Mehmed’in annesi) tarafından 17. Yüzyılda inşasına başlanmıştır. Kale, topografik durumu nedeniyle asimetrik düzensiz bir plan özelliğine sahiptir. Kalenin dört köşesinde birer, kuzey batı köşesinde de bir olmak üzere 5 burcu vardır. Bu burçlar birbirlerine sur duvarlarıyla bağlanmıştır. Kalede güney doğudan kuzey batıya 3 kademeli sur ile hisar peçe oluşur.
Merkezefendi Kent Tiyatrosunun Ocak ayı oyun takvimi yayınlandı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:38 Merkezefendi Kent Tiyatrosunun Ocak ayı oyun takvimi yayınlandı Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosunun Ocak ayında sahneleyeceği ilk oyunu "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü Merkezefendi Kültür Merkezi’nde oynanacak. Merkezefendi Belediyesi tarafından Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayındaki oyun takvimi açıklandı. Tiyatro ekibi Ocak ayının ilk oyununu 7 Ocak Çarşamba günü oynayacak. Merkezefendi Kültür Merkezi’nde sergilenecek olan "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da başlayacak. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun, Ocak ayındaki oyun takvimi ise şöyle; Tiyatro ekibi ardından ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 9 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 14 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyunu 15 Ocak Perşembe günü saat 10.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 16 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyunu 18 Ocak Pazar günü saat 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 20 Ocak Salı günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 21 Ocak Çarşamba günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Bir Evlenme Teklifi - Ayı’ oyununu 23 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyununu 28 Ocak Çarşamba günü 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde ve Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 30 Ocak Cuma günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de gerçekleştirilecek. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayı oyun takvimi belediyenin resmi internet sitesi üzerinden paylaşıldı. Vatandaşlar, toplu rezervasyonlu oyunlar için 444 8 662 numaralı çağrı merkezinden, online rezervasyon için sistem 5 gün açık olup, www.merkezefendi.bel.tr adresinden rezervasyon yapabilecek.
Ünal Ersözlü’nün ’Böğürtlen Öpücüğü’ kitabı raflarda yerini aldı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:32 Ünal Ersözlü’nün ’Böğürtlen Öpücüğü’ kitabı raflarda yerini aldı Şair Ünal Ersözlü’nün yeni kitabı "Böğürtlen Öpücüğü", birbirine bağlı 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan yapısıyla, modern epik şiirin izini süren bütünlüklü bir anlatı kuruyor. Aşk, zaman, bellek ve anlam arayışını zengin bir imge dünyası içinde buluşturan eser, çağdaş Türk şiirinde dikkat çeken özgün bir okuma deneyimi sunuyor. "Okyanusların Not Defterinden" (1990) ile başlayan şiir yolculuğu boyunca çok sayıda kitaba imza atan, bugün çağdaş Türk şiirinin izlenimci-lirik hattının önemli temsilcileri arasında yer alan şair Ünal Ersözlü’nün yeni şiir kitabı "Böğürtlen Öpücüğü", Yakın Yayınları etiketiyle yayımlandı. Birbirine bağlı 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan "Böğürtlen Öpücüğü", bütünlüklü yapısıyla çağdaş Türk şiirinde dikkat çeken bir çalışma olarak öne çıkıyor. Modern epik şiirin izinde Modern epik şiirin izini süren kitap, destansı bir anlatı kurarken zengin bir imge dünyasıyla ilerliyor. Şiirin ön planında içerikli bir aşk söylemi belirginleşirken; arka planda insana, hayata ve anlam arayışına dair daha geniş bir sorgulama alanı açılıyor. Metin, bireysel deneyimle ortak bir hakikat arayışını aynı düzlemde buluşturuyor. Tek şiir, süreklilik taşıyan bir evren Tek şiir formu içinde gelişen bu bütünlüklü anlatı, okuru parçalı bir okuma yerine süreklilik taşıyan bir şiir evrenine davet ediyor. Aşk, zaman, bellek ve insanlık hâlleri şiir boyunca lirik olduğu kadar düşünsel bir derinlikle iç içe geçiyor. Şiir ve gazetecilikten beslenen bir üretim hattı 1980’li yılların sonlarından bu yana şiir, deneme ve düşünce alanında üretimlerini sürdüren Ünal Ersözlü, bugüne kadar şiir kitaplarıyla Akademi Şiir Başarı Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Yunus Nadi Şiir Ödülü’nün de aralarında bulunduğu birçok ödüle layık görüldü. Bugüne kadar yayımlanan şiir kitaplarıyla çağdaş Türk şiirinde kendine özgü bir dil kuran şair, uzun yıllar gazetecilik yaptı; yazılı basın ve televizyonlarda farklı görevler üstlendi. Şiir çalışmalarının yanı sıra kültür, düşünce ve iletişim alanlarında üretimlerini sürdürüyor.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir"
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:16 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırıldığı eleştirilerine ilişkin, "Sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, AK Parti Genel Merkez binasında basın mensuplarıyla bir araya gelerek, Başkanlığın çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Yayman, kültür ve sanatı toplumu birleştiren bir manevi harç olarak gördüklerini ifade ederek, "Milletimizin duygudaşlığını, kaderdaşlığını, tarihdaşlığını ve birlikte yaşama kültürünü geliştiren çok önemli bir faaliyet olarak görüyoruz. Dolayısıyla, 24 yıllık AK Parti iktidarımız döneminde de kütüphanelerden tiyatro binalarına, opera sahnelerinden Atatürk Kültür Merkezi’ne, Millet Kütüphanesi’nden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’na kadar milletimizin arzu ettiği çok büyük eserler gerçekleştirilmiştir" dedi. Kültür anlayışlarının ilimden, irfandan, hikmetten, bilimden esinlenen ve ondan güç alan kucaklayıcı ve kuşatıcı bir anlayışı temsil ettiğini dile getiren Yayman, gelecek dönemde de taklit eden değil, taklit edilen bir kültür sanat anlayışıyla talepleri ve istekleri takip etmeye ve gerçekleştirmeye devam edeceklerini söyledi. "Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz" Kültür ve sanatı ayrıştıran, kimlikleri yok sayan ve insanları tek bir modelle kurgulamak isteyen bir kültür mühendisliği anlayışına kesinlikle karşı olduklarını aktaran Yayman, "Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz. Bu toprakları dünyanın ve medeniyetin bir ilham kaynağı olarak görüyoruz. Şefkat medeniyetinin, kardeşlik medeniyetinin bir arada yaşama kültürünün bir parçası olarak görüyoruz. Bizim türkülerimize, şarkılarımıza, atasözlerimize ve milletimizin ördüğü kilimlere, kilimlerdeki motiflere, dokuduğu halılara baktığımızda aslında bu kültürün ne kadar büyük ve köklü bir medeniyetin sonucu olduğunu hep beraber görmekteyiz" açıklamasında bulundu. Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yayman, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir" Bir gazeteci tarafından yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırdığına yönelik eleştirileri sorması üzerine Yayman, "Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dijital mecralar komisyon başkanlığı da yaptım. Dijitalleşme karşısında durulabilecek bir kavram değil. Dijitalleşme çok önemli bir kavram ve bizim muhakkak bunun pozitif yönlerini öne çıkartmamız ve burayı bir bilgilendirme bir serbest kürsü olarak görmemiz gerekiyor. Fakat dünyada ve Türkiye’deki örneklere baktığımızda, ulus aşırı küresel şirketler kendilerini yasamanın, yürütmenin, yargının üzerinde görüyorlar ve bir anlamda aileye karşı bir savaş açmış durumdalar. Bunu hem dijital platformlarda hem sosyal medyada hem de televizyon dizilerinde görmek mümkün" cevabını verdi. "Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" Son dönemde artan dijitalleşme meselesinin göz ardı edilemez bir gerçeklik olduğunu ve yeni bir dijital tebaa oluşturulmak istendiğine dikkati çeken Yayman, "Ulus aşırı dijital şirketler bir anlamda bir hegemonik bir kültürü de aynı zamanda dayatıyorlar. Türkiye’de vatandaşlarımız günün 7 saatini internette geçiriyorlar. Yaklaşık 3,5-4 saatini sosyal medyada geçiriyorlar ve sosyal medya artık farklı paylaşımların ve etkileşim almak için yanlış davranışların merkezi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla sosyal medyadan televizyon dizilerine, dijital platformlardan küresel şirketlere kadar başta aile kurumu olmak üzere cinsiyetsizleştirme meselesini maalesef yok varsaymak ve bu değerleri tahrip etmek için elinden gelen her şeyi yapıyorlar. Biz AK Parti olarak şunu bir kez daha ifade etmek isteriz; başta sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" değerlendirmesinde bulundu. Yayman, entrikanın ve cinselliğin öne çıktığı, aile değerlerinin yok sayıldığı bir senaryo ve hikaye anlayışını doğru bulmadıklarını ve sorumluluk anlayışı taşımadan yapılan yayıncılığı da tasvip etmediklerini sözlerine ekledi. "Yapay zeka ile seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" Yapay zeka ile seslerin taklit ederek müzik üretilmesinin sorulması üzerine Yayman, "Yapay zeka dijitalleşmede yeni bir paradigma değişimini ifade ediyor. Bu çok önemli, dünyada ve Türkiye’de de hızlı bir biçimde ilerliyor. Uzmanlar, önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yapay zekanın bizim öngörümüzün çok daha ötesine geçeceğini söylüyor. Burada seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Birtakım koruyucu, statükocu anlayışlarla yapay zekaya karşı durmak doğru değil. Bunu anlamak, dijitalleşmeyi doğru tanımlamak, imkanları doğru bir biçimde tespit etmek ve buna uygun bir siyasi tutum geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Doğaseverler, Milas’ın tarihi yerlerini gezdi
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:56 Doğaseverler, Milas’ın tarihi yerlerini gezdi Aydınlı doğaseverler, Muğla’nın Milas ilçesindeki İkiz (Eski) Türbe bölgesinden başlayarak, ilçenin önemli tarihi ve kültürel miraslarını rehber eşliğinde gezdi. Aydın’ın tarihi ve doğal güzelliklerinin korunması adına önemli çalışmalar yapan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin (EKODOSD) her hafta düzenledikleri gezi turlarının bu haftaki durağı İkiz (Eski) Türbe bölgesi oldu. Muğla’nın Milas ilçesinde yer alan bölgeyi gezen doğaseverler, incelemelerde bulunurken, bir yandan da rehber eşliğinde bölgenin bilinmeyenlerini keşfetti. Her zaman olduğu gibi doğa ve kültür gezilerinin devam edeceğini ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, gezi ile ilgili bilgi vererek "Bu haftaki etkinliğimiz için, doğal ve kültürel kaynak değerleri açısından bölgemizin en zengin kentlerinden biri olan Milas’a gittik. Batı Karya’nın kutsal alanlarından biri olan Labranda ve Horasan erenlerinin kurduğu İkiz (Eski) Türbe bölgesinde bir etkinlik gerçekleştirdik. Orman içinde yaptığımız yürüyüşün sonunda Labranda’ya gelerek, Profesyonel turist rehberi Hakan Bahçecioğlu’nun eşliğinde kutsal alanla ilgili bilgi aldık. Karya kavimlerinin yılın belirli günlerinde toplanarak, çeşitli ayinler ve kurban törenleri yaptıkları ve aynı zamanda ülkeleri için önemli kararlar aldıkları kutsal alanın yapılarını sisler içinde gezdik. Kutsal sayılmasına neden olan yarık kayaya çıkarak, buradaki anıt mezarı da ziyaret ettik. Rotamızın üzerindeki, Horasan erenleri tarafından kurulan Eski (İkiz) Türbe köyüne gittik. 16 yıl önce geldiğimizde İkiz türbelerden birinin tamamen yıkılmış, diğer türbenin duvarının bir bölümünün bir menengiç ağacının devrilmesiyle birlikte yıkıldığını görmüştük. Kitabesine göre 1025 yılında yapıldığı bilinen Türbelerin restore edilmiş hallerini, değişen camisini, yağlık ve medresenin bulunduğu tarihi yapıları gezdik. Etkinliğin sonunda Milas’a gelip, bir soygun sonucunda açığa çıkarılarak arkeoloji dünyasının gündemini oturan Hekatomnos’un mezarının bulunduğu Uzunyuva Anıt Mezar ve Müze Kompleksini gezdik. Arkeopark alanındaki kültür varlıklarını inceledik, Milas’ın ünlü halı ve kilimlerini gördük ve nasıl yapıldıklarıyla ilgili bilgiler aldık. Kentin içinde yer alan, Fransız asıllı eşi Suzan Menteşe için yaptırılan farklı mimarisi olan Murat Salih Menteşe Evi ve 1930’lu yıllarda Rodos’tan gelen Macar usta ve sanatkarca inşa edilen, Orta Avrupa ve Akdeniz mimari özelliklerini taşıyan evleri dolaştık. Gerek kent içinde gerekse çevresinde ekoturizm faaliyetleri için büyük zenginlikleri bulunan Milas’ın bu değerlerine sahip çıkması, doğalarını koruması çok önemlidir. Bu zenginliklerin korunarak kullanılıp geleceğe taşınması ve tanıtılması halinde bundan en çok Milaslılar kazançlı çıkacaktır" dedi.
Bingöl’de Karagöz ile bilim sahneye taşındı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:30 Bingöl’de Karagöz ile bilim sahneye taşındı Bingöl’ün Solhan ilçesinden sahnelenen "Karagöz Bilim Peşinde" adlı tiyatro oyunu büyük ilgi gördü. Solhan ilçesinde sahnelenen, "Karagöz Bilim Peşinde" adlı tiyatro oyunu, geleneksel Türk tiyatrosu ile bilimi bir araya getirerek izleyicilerden ilgi gördü. Kukla ve Karagöz Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Derneği Başkanı Doç. Dr. Erdinç Öcal öncülüğünde sahnelenen oyun, çocuklara hem bilimi sevdirmeyi hem de unutulmaya yüz tutan geleneksel kültürel değerleri aktarmayı amaçlıyor. Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz üzerinden kurgulanan oyunda, Hezarfen Ahmet Çelebi, İbn-i Sina, Marie Curie ve Newton gibi bilim insanları eğlenceli bir anlatımla çocuklara tanıtıldı. Karagöz ve Hacivat karakterleri aracılığıyla sahneye taşınan bilimsel hikâyeler, izleyicilere eğlenerek öğrenme imkanı sundu. Oyunun amacına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Erdinç Öcal, "Kendi özümüz olan Karagöz kültürüyle hem kendi bilim insanlarımızı hem de dünya bilim tarihine yön veren isimleri çocuklarımıza anlatmayı hedefledik. Kuka Sahne olarak amacımız, eğlenerek öğrenmelerini sağlarken aynı zamanda geleneksel kültürümüzün yaşatılmasına katkı sunmak" dedi. "Karagöz Bilim Peşinde" adlı oyunun ilk gösteriminin Muş Kültür Merkezi’nde yapıldığını ifade eden Öcal, gösterimlerin çevre illerde ve ilerleyen süreçte Türkiye genelinde turne şeklinde devam etmesinin planlandığını da sözlerine ekledi.
Bingöl’de Karagöz ile bilim sahneye taşındı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 12:26 Bingöl’de Karagöz ile bilim sahneye taşındı Bingöl’ün Solhan ilçesinden sahnelenen "Karagöz Bilim Peşinde" adlı tiyatro oyunu büyük ilgi gördü. Solhan ilçesinde sahnelenen "Karagöz Bilim Peşinde" adlı tiyatro oyunu, geleneksel Türk tiyatrosu ile bilimi bir araya getirerek izleyicilerden ilgi gördü. Muş Alparslan Üniversitesi Öğretim Üyesi, Kukla ve Karagöz Kültürünü Araştırma ve Geliştirme Derneği Başkanı Doç. Dr. Erdinç Öcal öncülüğünde sahnelenen oyun, çocuklara hem bilimi sevdirmeyi hem de unutulmaya yüz tutan geleneksel kültürel değerleri aktarmayı amaçlıyor. Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz üzerinden kurgulanan oyunda; Hezarfen Ahmet Çelebi, İbn-i Sina, Marie Curie ve Newton gibi bilim insanları eğlenceli bir anlatımla çocuklara tanıtıldı. Karagöz ve Hacivat karakterleri aracılığıyla sahneye taşınan bilimsel hikâyeler, izleyicilere eğlenerek öğrenme imkanı sundu. Oyunun amacına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Erdinç Öcal, "Kendi özümüz olan Karagöz kültürüyle hem kendi bilim insanlarımızı hem de dünya bilim tarihine yön veren isimleri çocuklarımıza anlatmayı hedefledik. Kuka Sahne olarak amacımız, eğlenerek öğrenmelerini sağlarken aynı zamanda geleneksel kültürümüzün yaşatılmasına katkı sunmak" dedi. "Karagöz Bilim Peşinde" adlı oyunun ilk gösteriminin Muş Kültür Merkezi’nde yapıldığını ifade eden Öcal, gösterimlerin çevre illerde ve ilerleyen süreçte Türkiye genelinde turne şeklinde devam etmesinin planlandığını da sözlerine ekledi.
72. Sait Faik Hikâye Armağanı başvuruları başladı
05 Ocak 2026 Pazartesi - 11:58 72. Sait Faik Hikâye Armağanı başvuruları başladı Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları iş birliğiyle her yıl bir öykü yazarına verilen Sait Faik Hikâye Armağanı’na başvurular başladı. Armağan ile birlikte ilk kez geçen sene verilmeye başlanan Doğan Hızlan Özel Ödülü de sahibini bulacak. Usta yazar Sait Faik Abasıyanık’ın anısını yaşatmak adına her yıl bir öykücüye verilen ve Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları’nın iş birliğiyle düzenlenen 72. Sait Faik Hikâye Armağanı’na başvurular başladı. Yarışmaya katılacak yazarların, başvuru yapacakları hikâye kitabından on beş (15) nüshayı, 27 Şubat 2026 Cuma günü saat 17.00’ye kadar Darüşşafaka Cemiyeti’ne elden ya da posta yoluyla ulaştırması gerekiyor. Yarışmaya daha önce armağanı kazanmamış yazarların 2025 yılında yayımlanmış ve herhangi bir ödül almamış olan hikâye kitapları katılabiliyor. Ön jüri ve jürinin değerlendirme süreçlerinin ardından kısa liste nisanda, yarışmanın kazananı ise mayıs ayı içinde açıklanacak. Doğan Hızlan Özel Ödülü Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nın Onursal Jüri Başkanı Doğan Hızlan adına ilk kez geçtiğimiz sene verilen "Doğan Hızlan Özel Ödülü", bu yıl da yeni sahibini bulacak. Kısa listeye kalan yazarlardan birine takdim edilecek bu özel ödül, Armağan’ın nihai sonucuyla birlikte duyurulacak. 72. Sait Faik Hikâye Armağanı ve Doğan Hızlan Özel Ödülü’nün ön jürisi, Emrah Kolukısa’nın koordinatörlüğünde toplanacak. Ön jüride Seray Şahinler Demir, Eray Ak ve Ali Bulunmaz yer alıyor. Jüri ise İhsan Yılmaz, Faruk Duman, Cemil Kavukçu, Nazan Aksoy, Seval Şahin, Darüşşafaka Cemiyeti eski Başkan Vekili Beşir Özmen ve Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali’den oluşuyor. Bugüne kadar Haldun Taner, Orhan Kemal, Necati Cumalı, Adalet Ağaoğlu, Ayşe Kulin, Selim İleri, Oya Baydar, Bilge Karasu, Mehmet Günsür, Yekta Kopan, Melisa Kesmez, Şermin Yaşar ve Ayşegül Devecioğlu gibi yazarların kazandığı Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı, geçtiğimiz yıl "Şimdi Dönecek Dünya" adlı hikâye kitabıyla Burçe Bahadır’a verildi. Doğan Hızlan Ödülü’nü ise "Öteki Hayvanlar" adlı eseriyle Derya Sönmez aldı. İş Bankası Kültür Yayınları’nın Darüşşafaka’ya bağışı sürüyor Sait Faik Abasıyanık’ın eserlerinin 2011 yılından itibaren Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın uhdesinde bulunan telif hakları, 1 Ocak 2025 tarihinde serbest kaldı. Kültür Yayınları, bu tarihten sonra da Türk edebiyatının köşe taşlarından Abasıyanık’ın anısına saygı amacıyla, satışı yapılacak tüm kitaplarından elde edilecek gelirden, yazarın vasiyetine uygun bir biçimde Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağış yapmaya devam ediyor. Sait Faik Hikâye Armağanı 1955 yılında yazarın annesi Makbule Abasıyanık tarafından hayata geçirilen Sait Faik Hikâye Armağanı, Makbule Hanım’ın 1964 yılındaki vefatının ardından Darüşşafaka Cemiyeti tarafından sürdürülüyor. Sait Faik’in annesi Makbule Abasıyanık’ın vasiyeti doğrultusunda her yıl, dönemin önde gelen edebiyat ustalarından oluşan jüri, o yıl içinde yazılmış en iyi öyküyü seçerek yazara Sait Faik Hikâye Armağanı’nı takdim ediyor. 2012 yılından itibaren Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından sunulan, geçtiğimiz yıl itibarıyla da Kültür Yayınları’nın yanı sıra Türkiye İş Bankası’nın iş birliğiyle verilen Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk edebiyatının en önemli ödülleri arasında yer alıyor.