KÜLTÜR SANAT
Şahinbeyli öğrenciler İstiklal Marşını en güzel okumak için yarıştı 15 Mart 2026 Pazar - 16:35:26 Şahinbey Belediyesi tarafından, geleneksel olarak düzenlenen İstiklal Marşımızı Güzel Okuma yarışması öğrenciler tarafından yoğun ilgi gördü. İstiklal Marşının kabul edilişinin 105’inci yıl dönümü nedeniyle Şahinbey Belediyesi tarafından İstiklal Marşını Güzel Okuma Yarışması düzenlendi. Yarışmaya katılan anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri, büyük bir öz güvenle sahneye çıkarak okuma ve hitabet hünerlerini sergiledi. Şahinbey Kongre ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen yarışmayı kurum müdürleri, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler izledi. Her kelimesi ve mısrası muhteşem Öğrencilerle bir araya gelen Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, İstiklal Marşı’nın her hecesinin muhteşem olduğunu belirterek, "Yarışmamız anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere toplam dört kategoride yapıldı. İstiklal Marşımız milletimizin bağımsızlık yolunda vermiş olduğu o kahramansı ve destansı mücadelenin şiire, mısralara dökülmüş hali. Rabbim bizlere bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Rahmetli Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nı kalbinden gelen imanla ve vatan aşkıyla yazmış. Her kelimesi ve mısrası muhteşem. Allah Mehmet Akif Ersoy’dan da razı olsun. Tüm şehitlerimizi bu vesileyle bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz. Onlar olmasaydı biz bu vatan topraklarında rahat ve huzurlu bir şekilde yaşayamayacaktık" dedi.
15 Mart 2026 Pazar - 16:25 Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi açıldı 99 nadide eserin yer aldığı ’Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi açıldı. İslam medeniyetinin önemli emanetlerini bir araya getiren sergi, Kayserililerle buluştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde hazırlanan sergide, İslam dünyası için büyük manevi değere sahip kutsal emanetler ile vakıf kültürünü yansıtan eserler yer alıyor. 99 nadide eserden oluşan sergi, vatandaşların yoğun ilgisiyle ziyaretçilerini ağırlıyor. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Dünya Ticaret Merkezi’nde düzenlenen Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi’nin açılış programına katılarak sergide yer alan eserleri inceledi. Açılış programına Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, TBMM Millî Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, Genel Başkan Vekili Yardımcısı İzzet Buzkan ile il protokolü ve vatandaşlar katıldı. Açılışta konuşan Başkan Büyükkılıç, "Peygamberimizin (sav) sevdalıları, Kayseri’mizin güzel insanları her birinize hoş geldiniz, yapılan bu anlamlı ve önemli çalışma hayırlı uğurlu olsun" dedi. Başkan Büyükkılıç, bu sergide emeği geçenlere teşekkür ederek; "Bu çalışmada emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ve ekibine, sabahlara kadar çalışan hayata geçiren Vakıflarımızla birlikte Kayseri Büyükşehir Belediyemizin çalışkan, gayretli peygamber sevdalısı emektarlara huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun" diye konuştu. Sergide, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e ait Sakal-ı Şerif, Saç-ı Şerif ve Zıbın-ı Şerif gibi kutsal emanetlerin yanı sıra Ravza-i Mutahhara’yı süsleyen, üzerinde dualar ve nakışlar bulunan kıymetli örtüler de ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Manevi değeri yüksek eserler, ziyaretçilere İslam tarihinin önemli hatıralarını yakından görme imkânı sağlıyor. 99 eserden oluşan koleksiyonun, İslamiyet’te Allah’ın 99 güzel ismi olarak bilinen Esmaül Hüsna’ya atfen hazırlandığı ifade edilirken, sergi hem kültürel hem de manevi yönüyle dikkat çekiyor. Kayseri’de açılan sergi, ziyaretçilere medeniyetimizin vakıf geleneğini ve kutsal emanetlere duyulan saygıyı yakından görme fırsatı sunuyor.
15 Mart 2026 Pazar - 14:31 Çameli’de gönül sofraları Emecik Mahallesi’nde kuruldu Denizli’nin Çameli ilçesinde Ramazan ayının manevi iklimi, düzenlenen mahalle iftarlarıyla yaşanmaya devam ediyor. Emecik Mahallesi’nde kurulan iftar sofrası, ilçe protokolünü ve mahalle sakinlerini aynı sofrada buluşturdu. Çameli Belediyesi tarafından organize edilen iftar programı, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Ramazan ayının bereketini ve komşuluk bağlarını güçlendirmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, dualar eşliğinde oruçlar açıldı. Mahalle meydanında kurulan "Gönül Sofrası," mahalle sakinlerinin yanı sıra ilçe protokolünden de önemli isimleri ağırladı. Programa Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, AK Parti İlçe Başkanı Cengiz Yılmaz’ı temsilen Sibel Akyol, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İlçe Başkanı Murat Genç, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar öncesi masaları tek tek gezen Belediye Başkanı Cengiz Arslan, vatandaşlarla sohbet ederek Ramazan aylarını tebrik etti. "Birlik ve beraberliğimiz daim olsun" Etkinlikte bir konuşma yapan Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, Ramazan ayının paylaşma ruhuna dikkat çekerek, "Emecik Mahallemizde hemşehrilerimizle aynı sofrada buluşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bu güzel atmosferde edilen duaların, tutulan oruçların kabul olmasını diliyorum. Bizleri en güzel şekilde ağırlayan Emecik Mahallesi Muhtarımız Atilla Derer’e ve bu sofranın kurulmasında emeği geçen tüm mahalle sakinlerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Atatürk’ün onayıyla Erzurum’dan okyanusu aşan köpekler
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:55 Atatürk’ün onayıyla Erzurum’dan okyanusu aşan köpekler Araştırmalar, Erzurum’un yüksek yaylalarından seçilen Anadolu çoban köpeklerinin 1938 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildiğini ve bu sürecin yalnızca bir hayvan sevkiyatı değil, diplomatik, bilimsel ve askerî boyutları olan çok katmanlı bir ilişki ağı oluşturduğunu ortaya koydu. Araştırmacı Taner Özdemir, yaptığı araştırmada bu alandaki en kapsamlı çalışmalardan birisinin, Türk-Amerikan ilişkilerinin ortaya çıkarılmasında otorite kabul edilen akademisyen Dr. Işıl Acehan tarafından kaleme alınan ve "Erzurumlu Çoban Köpekleri" başlığını taşıyan akademik makalesi olduğunu söyledi "Erzurum’dan biri dişi biri erkek iki köpek seçildi" Araştırmacı Taner Özdemir, Işıl Acehan’ın çalışmasının, 1938 yılında Türkiye’nin ABD’ye diplomatik bir jest olarak gönderdiği Anadolu çoban köpekleri Karabaş ve Fındık ile ABD’de dünyaya gelen yavruları Joe üzerine odaklandığını ifade ederek, "Makaleye göre süreç, ABD Tarım Bakanı Henry Wallace’ın 1930’lu yılların sonunda başlattığı "dünyanın en iyi çoban köpeğini bulma" projesi kapsamında şekillenmiştir. Dönemin Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Mehmed Münir Ertegün’ün girişimleriyle konu Türkiye’ye iletilmiş, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün onayı alınarak Erzurum’dan biri dişi biri erkek iki köpek seçilmiştir. O dönemde köpek ihracatı yasak olmasına rağmen, bu sevkiyat istisnai ve sembolik bir diplomatik jest olarak değerlendirilmiştir. ABD’ye gönderilen köpekler bilimsel testlere tabi tutulmuş, güçlü içgüdüleri ve bağımsız karakterleri nedeniyle dikkat çekmiştir. II. Dünya Savaşı yıllarında ise bu köpeklerin, ABD Donanması tarafından Maryland’de bulunan bir telsiz istasyonunun korunmasında görevlendirildiği belgelerle ortaya konulmaktadır" diye konuştu. ABD’de doğan yavruları Joe Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi araştırmacı Taner Özdemir, Dr. Işıl Acehan’ın çalışmasına atıfla yaptığı değerlendirmede, "Bu sürecin Erzurum’un hayvancılık kültürünün uluslararası boyut kazanmasının nadir örneklerinden biri olduğunu görüyoruz. Acehan’ın titiz arşiv çalışmaları sayesinde bu hikâyenin diplomatik ve askerî yönleriyle netlik kazanıyor. Araştırmalar, Erzurum’un yüksek yaylalarında yetişen Anadolu çoban köpeklerinin 1938 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildiğini ve bu sürecin Türk-Amerikan ilişkilerinde dikkat çekici bir başlık oluşturduğunu gösteriyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin ortaya çıkarılmasında otorite kabul edilen akademisyen Dr. Işıl Acehan’ın "Erzurumlu Çoban Köpekleri" başlıklı makalesi, Karabaş ve Fındık adlı iki köpeğin ve ABD’de doğan yavruları Joe’nun bu tarihsel sürecini ayrıntılı biçimde ele alıyor" şeklinde konuştu. "Diplomatik jest olarak ABD’ye gönderildi" Makaleye göre, ABD Tarım Bakanı Henry Wallace’ın dünyanın en iyi çoban köpeğini bulmaya yönelik çalışmaları kapsamında Türkiye’den özel bir talepte bulunulduğunu hatırlatan Özdemir, "Dönemin Washington Büyükelçisi Mehmed Münir Ertegün’ün girişimleriyle süreç resmiyet kazanmıştır. Atatürk’ün onayıyla Erzurum’dan seçilen iki köpek, ihracat yasağına rağmen istisnai bir diplomatik jest olarak ABD’ye gönderilmiştir. Köpeklerin ABD’de laboratuvar ortamlarında test edildiği, güçlü içgüdüleri nedeniyle dikkat çektiği ve II. Dünya Savaşı sırasında ABD Donanması tarafından Maryland’deki bir telsiz istasyonunun korunmasında görevlendirildiği belgelerle ortaya konulmaktadır. Bu durum, Erzurum kökenli çoban köpeklerinin yalnızca tarımsal ya da kültürel değil, askerî bağlamda da değerlendirildiğini göstermektedir" dedi. "Hikâyeyi sağlam bir tarihsel zemine oturttu" Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Taner Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü "Bu çalışma Erzurum’un yerel değerlerinin dünya tarihine nasıl dâhil olabildiğini göstermesi bakımından son derece önemlidir. Dr. Işıl Acehan’ın bilimsel katkıları, bu sıra dışı hikâyeyi sağlam bir tarihsel zemine oturtmuştur. Erzurum’un sert ikliminde, yüksek yaylalarda yetişen Anadolu çoban köpekleri, 1938 yılında Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kurulan sıra dışı bir diplomatik ilişkinin parçası hâline gelmiştir. Bu süreci ayrıntılarıyla ortaya koyan çalışma, Türk-Amerikan ilişkilerinin ortaya çıkarılmasında otorite kabul edilen akademisyen Dr. Işıl Acehan’a aittir. Acehan’ın makalesi, Erzurum’dan seçilen Karabaş ve Fındık ile ABD’de doğan yavruları Joe’nun hikâyesini arşiv belgeleri ışığında ele almaktadır" "Telsiz istasyonunun korunmasında kullanıldı" ABD Tarım Bakanı Henry Wallace’ın girişimiyle başlayan sürecin, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Mehmed Münir Ertegün aracılığıyla Ankara’ya taşındığını vurgulayan Özdemir, daha sonra şöyle dedi "Süreç Atatürk’ün onayıyla sonuçlanmıştır. O dönemde köpek ihracatı yasak olmasına rağmen, bu iki köpek istisnai bir diplomatik jest olarak ABD’ye gönderilmiştir. Makale, köpeklerin ABD’de bilimsel testlere tabi tutulduğunu ve II. Dünya Savaşı sırasında ABD Donanması tarafından Maryland’de bulunan bir telsiz istasyonunun korunmasında kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Erzurumlu çoban köpekleri, hem diplomatik hem askerî tarihte dikkat çekici bir örnek oluşturmaktadır. Bu hikaye aynı zamanda Anadolu’dan dünyaya uzanan sessiz ama etkili bir tarihsel bağın somut göstergesidir."
Kütahya’da "Örgünü al da gel" etkinliği kadınları bir araya getirdi
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:46 Kütahya’da "Örgünü al da gel" etkinliği kadınları bir araya getirdi Kütahya’da Belediye Yüksek Kahve Dostlar Konağı, anlamlı bir sosyal sorumluluk ve kültür etkinliğine ev sahipliği yaptı. Müjgan Gültekin, Özlem Eski ve Ayşe Kaçan öncülüğünde düzenlenen "Örgünü al da gel" etkinliğinde çok sayıda kadın bir araya gelerek hem çorap, kazak, atkı ve bere giyim malzemesi üretimi yaptı hem de keyifli anlar yaşadı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Özlem Eski, örgünün kadınlar üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekti. Eski, "Bugün bizi bir araya getiren şey örgünün birleştirici gücü. Örgü örmek, hanımlar için sadece boş vakit değerlendirmek değil; zihni dinlendirmek, üretmek, hatta gelir elde etmek ve huzura kavuşmaktır" diyerek katılımcılara ’hoş geldiniz’ dedi. Tarihi konağın sıcak atmosferinde bir araya gelen kadınlar, el emeği ürünlerini sergilerken aynı zamanda üretim odaklı dayanışmanın güzel bir örneğini ortaya koydu. "Örgü benim ilacım" Ayşe Kaçan, "Örgü örmek kafa dağıtmak için birebir. Stres ve sinirden uzak kalmamı sağlıyor" dedi. Kaçan, "Örgü benim ilacım, eczanem gibi. Sevilmese çekilecek kahrı yok. Herkes bu el sanatını öğrenmeli" ifadelerini kullandı. Kütahya’nın geleneksel kültürüne vurgu yapan bir başka katılımcı da, "Ev oturmaları ve hanımların birlikte üretmesi kültürümüzün çok kıymetli bir parçası. Burada olmaktan çok mutluyum" diye konuştu. Etkinlikte yapılan değerlendirmelerde, el emeği ürünlerin sosyal bağları güçlendirdiği de dile getirildi. Katılımcılar, örgü örmenin zihni rahatlattığını, yapılan ürünlerin sevdiklerine hediye edilmesiyle sevginin toplum içinde yayıldığını belirtti. Müzik eşliğinde devam eden programda çekiliş de düzenlendi. Çekiliş sonucunda talihli bir katılımcıya yenidoğan bebek yeleği hediye edildi. Yoğun ilgi gören "Örgünü Al da Gel" etkinliğinin, gelen talepler doğrultusunda ilerleyen dönemlerde de devam edeceği bildirildi.
O Sürmene kamasının son ustalarından
05 Ocak 2026 Pazartesi - 09:15 O Sürmene kamasının son ustalarından Sürmene Kaması yapımına 72 yıl önce başlayan üçüncü kuşak kama ustası 78 yaşındaki Cengizhan Alpaslan, yok olmaya yüz tutan mesleğin son temsilcilerinden biri olarak gençlere çağrıda bulundu. Babasından ve dedesinden öğrendiği kama yapımını bugün hâlâ sürdüren Alpaslan, bu sanatın gelecek yıllarda tamamen kaybolabileceğini dikkat çekerek şu anda bu sanatı sürdüren 1-2 kişi kaldıklarını belirtti. Yörede kamanın yapımına 1910-1912 yılları arasında başlandığını hatırlatan Alpaslan, günümüzde kamaların daha çok tarihi ve turistik amaçlarla tercih edildiğini ifade ederek özellikle horon ekipleri tarafından yıllardır görsel amaçlı kullanılarak bu özelliğini koruduğunu dile getirdi. Trabzon’un Sürmene ilçesi Soğuksu Mahallesi’ndeki evinin altında bulunan atölyede Sürmene kaması yapımını sürdüren Alpaslan, kama yapımının 72 ayrı işlemden geçtiğini kaydederek şimdiki neslin bu sanatı pek tercih etmediğini söylüyor. Günde 3 tane kama yapması halinde 5-6 bin TL kazanabileceğine dikkat çeken Alpaslan, "Günde üç tane yaparsam 5-6 bin TL kazanırım; Başka hiçbir yerde bir günde o kadar para kazanamam. Şimdiki nesil kendini fazla zorlayacak iş aramıyor, genelde masa başı işlerini tercih ediyor" diye konuştu. "Şu anda bu işi yapan 1-2 kişi kaldık" Günümüzde kama yapan 1-2 ki kişi kaldıklarını kaydeden Alpaslan, "Bu mesleğe 72 yıl önce başladım. Yaptığım bıçağın adı kama olarak tabir edilir. Benim bildiğim kadarıyla kama yapımına 1910-1912 yılları arasında başlandı. Kamalar günümüzde genellikle tarihi özellik taşıdığı için turistik amaçlı tercih ediliyor. O yıllardan beri horon ekiplerinde görsel amaçlı olarak kullanılıyor ve bu kullanım günümüze kadar devam ediyor. İlçemizde 100’ün üzerinde satış yeri var; ancak bazıları işin kaynağını bulalım diye benden alıyor. Kama sivri uçludur, Sürmene bıçağı ise bildiğimiz normal ekmek bıçağıdır. Şu anda kama yapan benim gibi 1-2 kişi kaldı, gençlerde pek yok. Tahminimce 10 yıl sonra kama yapımı tamamen bitecek. Yetiştirdiğim çırakların hiçbiri kama yapmıyor" dedi. "Günde üç tane yaparsam 5-6 bin TL kazanırım" Günde 3 tane kama yapması durumunda 5-6 bin TL para kazanabileceğine dikkat çeken Alpaslan, "Kama yapımını babamdan ve dedemden öğrendim. Bu mesleği bize bırakanlardan Allah razı olsun. Bize bir meslek öğrettiler. Kamanın yapımı 72 işlemden geçer. Önceleri günde yaklaşık 8 kama yapardım, yanında meyve bıçağıyla birlikte toplamda 16’ya ulaşırdı. Şimdi ise günde ancak 3 tane yapabiliyorum. Gençler atalarının mesleğini unutmasın. Örneğin kamayı meyve bıçağıyla birlikte 2 bin TL’ye yapıyorum. Günde üç tane yaparsam 5-6 bin TL kazanırım; başka hiçbir yerde bir günde o kadar para kazanamam. Şimdiki nesil kendini fazla zorlayacak iş aramıyor, genelde masa başı işlerini tercih ediyor. Bilhassa Yunanistan’dan gelip alanlar var. Buradan gidenler de Yunanistan’da uzun süre bu mesleği sürdürdü. 1955 yılında 7 yaşındaydım. Dedem ustaydı, babam ise onun çırağıydı. İkisinin de usta olduğu döneme yetiştim. Dolayısıyla bu mesleği üçüncü kuşak olarak sürdürüyorum. Ancak çocuklarımdan bu işi yapan yok" şeklinde konuştu.
Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’ndeki çalışmalar yerinde incelendi
04 Ocak 2026 Pazar - 17:14 Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’ndeki çalışmalar yerinde incelendi Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; tarihî dokuyu koruyarak güvenli ve çağdaş bir şehir merkezi oluşturmayı hedefleyen, ulusal ödüllü Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, projenin Kayseri’nin geleceğine yön vereceğini vurguladı. Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde, Cumhurbaşkanı Kararı ile "Riskli Alan" ilan edilen bölgede uygulanan projede 1. Etap çalışmaları titizlikle sürdürülüyor. Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen süreçte, hak sahiplerine yeni bağımsız bölümler teslim edilirken, boşaltılan eski yapıların kontrollü yıkımları tamamlandı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen ve Türkiye genelinde örnek gösterilen Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Başkan Büyükkılıç, Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, projenin mevcut durumu hakkında bilgi aldı. Başkan Büyükkılıç’a Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen, Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Daire Başkanı Gürcan Senem ile Cami-i Kebir Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği Başkanı Ömer Faruk Çarşıbaşı da eşlik etti. İnceleme sırasında açıklamalarda bulunan Büyükkılıç, Kayseri’nin bir esnaf şehri olduğunu vurgulayarak, dönüşüm sürecinin esnafı mağdur etmeden yürütüldüğünü belirtti. Büyükkılıç, önce esnafa ait alanların hayata geçirildiğini, ardından Suriçi bölgesindeki çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti. Bölgeyi Camikebir Külliyesi olarak nitelendirdiği Camikebir’in Suriçi’nin en önemli eserlerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, yapının Danışmendli dönemine, Mehmet Melikgazi Hazretleri’nin yaşadığı döneme ait olduğunu söyledi. Çalışmalar sırasında, kamuoyunda ’Camikebir’in kıblesinde bir medrese olduğu’ yönünde söylemler olduğunu ve medrese izlerine ulaşıldığını belirten Büyükkılıç, bu alanın kazısının yapılarak projelendirileceğini ve ayağa kaldırılacağını ifade etti. Açıklamasında "Medresenin izleri ortaya çıktı, kazısını yapıp, projelendirip, ayağa kaldırıp, şehrimize, şehrimizin kurucusu Mehmet Melikgazi hazretlerine vefa borcumuzu ödeyeceğiz ve hep beraber ruhuna okuyacağız" diyen Başkan Büyükkılıç, bu çalışmaların etap etap sürdüğünü söyledi. Camikebir bölgesinde çalışmaların hummalı şekilde devam ettiğine dikkat çeken Büyükkılıç, 1950’li yıllarda yapılmış, depreme dayanıklı olmayan ve dirençli şehir anlayışına uymayan yapıların kaldırılmaya devam ettiğini, bu süreçte herhangi bir mağduriyet yaşanmaması gayretinde olduklarını kaydetti. Camikebir’in kuzeyinde, esnafların bulunduğu alan için de gerekli projelendirmelerin yapıldığını ifade eden Büyükkılıç, bölgede ’gökdelen’ olarak nitelendirilen yapıların kaldırılarak Camikebir’in siluetinin ve çevresinin rahatlatılacağını söyledi. Yapılacak yeni çalışmaların bölgenin dokusuna uygun şekilde gerçekleştirileceğini belirten Başkan Büyükkılıç, etap etap genişletme çalışmalarının devam edeceğini aktardı. Projede görev alan ekibi tecrübeli, samimi ve gayretli olarak nitelendiren Başkan Büyükkılıç, emeklerinden dolayı çalışma arkadaşlarını tebrik ederken, projeye verdikleri destekten dolayı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a teşekkür etti. Başkan Büyükkılıç ayrıca, Camikebir’in Allah dostları tarafından ’Kâbe-i Muazzama’nın bir şubesi’ olarak nitelendirildiğini, burada namaz kılmanın ayrı bir manevi iklim oluşturduğunun ifade edildiğini belirterek, bu manevi değeri yüksek eserin ortaya çıkarılması ve Selçuklu’nun temelini oluşturan gönül insanlarının mirasının ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini söyledi. "Burası Kayseri’nin en büyük turizm alanlarından biri olacak" Başkan Büyükkılıç ve ekibine teşekkür eden Cami-i Kebir Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği Başkanı Ömer Faruk Çarşıbaşı da projeye ilişkin değerlendirmesinde, Camikebir bölgesinin Erciyes’ten sonra Kayseri’nin en büyük turizm alanlarından biri olacağını belirterek, medresenin ortaya çıkarılması ve külliye bütünlüğünün sağlanmasıyla bölgenin çok güçlü bir turizm potansiyeline kavuşacağını ifade etti. İncelemelerin ardından Başkan Büyükkılıç, Camikebir bölgesindeki esnafları ziyaret ederek hayırlı ve bereketli kazançlar diledi, vatandaşlarla sohbet etti. Öte yandan Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi, KentFest 2025 Belediye Ödülleri kapsamında "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü Yapan Belediye" ödülüne layık görülerek ulusal ölçekte de büyük takdir topladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, yıkım çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeni etaplara geçerek, şehir merkezinde tarihî kimliği koruyan, güvenli ve nitelikli yaşam alanları oluşturmayı sürdürecek.
Ahmet Arvasi özel programla anıldı
04 Ocak 2026 Pazar - 16:44 Ahmet Arvasi özel programla anıldı Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’ndeki programda, Avukat Rahim Er, MHP eski Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk ve yazar Muzaffer Doğan, Türk milliyetçiliğinin abide şahsiyetlerinden S. Ahmet Arvasi’yi anlattılar. Türk-İslâm Ülküsü’nün anıt şahsiyetlerinden S. Ahmet Arvasi, vefatının 37. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle anılıyor. Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi ile Yesevi Alperenler iş birliğinde Sultanahmet’teki Kızlarağası Mehmed Ağa Medresesi’nde düzenlenen programda, Ahmet Arvasi’nin Türk fikir hayatına kazandırdığı kitapları ve kültür mirası ele alındı. Yesevi Alperenler Ocağı’ndan Kürşat Mican ve TYB İstanbul Şubesi Başkanı Mahmut Bıyıklı’nın açılış konuşmalarını yapmalarının ardından, Nazlı Hilal Aydın ve Muhammed Muhammedoğlu adlı gençler Arvasi’nin şiirlerini okudular. Oturumu yöneten Hüdavendigâr Onur yaptığı kısa konuşmasında, Arvasi’nin kitaplarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini belirterek, "Eserleri okunduğunda yaşadığı dönemin sorunlarına çözüm aradığı görülür. Satır aralarında fıkıh ve itikat bilgileri sıkça yer alır. Ahmet Arvasi bir fıkıh âlimidir" dedi. Avukat ve Türkiye gazetesi yazarı Rahim Er de Ahmet Arvasi’nin büyük bir mütefekkir olduğunu belirterek hocayla ilgili anılarını anlattı. Er, "Ölümünün ardından yaklaşık 40 yıl geçti ama bıraktığı iz günümüzde devam ediyor, gelecekte yine devam edecektir" diye konuştu. 1990-93 yılları arasında MÇP İstanbul İl Başkanlığını yapan, MHP eski Milletvekili Bozkurt Yaşar Öztürk de Arvasi’nin Mamak zindanlarında kalp rahatsızlığına yakalandığını belirterek "Ona bu zulmü yapanlar daha sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu meselesinin çözümü için ayağına gelerek yardım istediler. ‘Doğu Anadolu Gerçeği’ adlı eseri böyle kaleme alındı" ifadelerini kullandı. Yazar Muzaffer Doğan da programda yaptığı konuşmada, Arvasi’nin kitaplarını okuduğunu ve etkilendiğini, kendisine de imzalattığını anlattı. Programın sonunda Hüdâvendigâr Onur, Rahim Er ve Bozkurt Yaşar Öztürk’e Mehmet Ali Bal’ın "Esmâ-i Hüsnâ" adlı kitabı hediye edildi.
Ödüllü yönetmen Özcan Alper ’Erken Kış’ filmiyle Nilüferlilerle buluştu
04 Ocak 2026 Pazar - 14:13 Ödüllü yönetmen Özcan Alper ’Erken Kış’ filmiyle Nilüferlilerle buluştu Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği ‘Bir Yönetmen Bir Söyleşi’ etkinliğinin bu ayki konuğu ödüllü yönetmen Özcan Alper oldu. Yönetmenin son filmi ‘Erken Kış’ın gösterildiği geceye katılan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanatın birleştirici gücüyle Nilüferlileri buluşturmaya devam edeceklerini söyledi. Nilüfer Belediyesi, kentin kültür sanat yaşamını zenginleştiren etkinliklerine Konak Kültürevi’nde devam ediyor. Sinemaseverleri usta isimlerle bir araya getiren "Bir Yönetmen Bir Söyleşi" programı, bu ay Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Özcan Alper’i ağırladı. Etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı. Programda ilk olarak Özcan Alper’in yönetmenliğini üstlendiği, senaryosunu Uğur Aydedim ile birlikte kaleme aldığı "Erken Kış" filmi izlendi. Başrollerini Timuçin Esen, Leyla Tanlar ve Nastya Bogdanova’nın paylaştığı film, izleyicilerden tam not aldı. Türkiye’den Gürcistan’a uzanan üç günlük zorlu bir yolculuğu anlatan yapım; yasadışı bir taşıyıcılık anlaşması ekseninde sınıf farklarını, biyolojik bağları ve insan ruhunun karanlık yönlerini ele alıyor. Filmde, İstanbul’dan uzaklaştıkça geride bıraktığı bebeğinin özlemiyle bir çöküş yaşayan Lia ile iş dünyasının baskıları ve kopan evlilik bağları arasında sıkışan Ferhat’ın hikayesi beyazperdeye yansıtıldı. Film gösteriminin ardından düzenlenen söyleşide Özcan Alper, izleyicilerle bir araya geldi. Filmin ortaya çıkış süreci, çekim aşamalarında yaşananlar ve hikayenin ana teması üzerine katılımcılarla sohbet eden Alper, sinemaseverlerin sorularını da yanıtladı. Etkinlikte konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Türk sinemasını uluslararası arenada başarıyla temsil eden Özcan Alper’i Nilüfer’de ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Özcan Alper’in derinlikli sinema dünyası üzerine keyifli bir akşam geçirdiklerini belirten Başkan Şadi Özdemir, "Nilüfer’de sanatın birleştirici gücüyle buluşmaya, değerli sanatçılarımızı komşularımızla bir araya getirmeye devam edeceğiz. Etkinliğimize katılan herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Sivas’ta kış gecelerinin vazgeçilmez lezzeti tel helva kültürü yaşatılıyor
04 Ocak 2026 Pazar - 11:54 Sivas’ta kış gecelerinin vazgeçilmez lezzeti tel helva kültürü yaşatılıyor Sivas’ta soğuk geçen kış gecelerinde özellikle köy odalarının vazgeçilmez lezzeti ve eğlencesi olan, yapımında en az 6 kişilik kol kuvveti gerektiği için birlik ve beraberliğin de simgesi olan tel helva kültürü yaşatılıyor. Sivas’ta özellikle soğuk kış gecelerinde köy odalarının vazgeçilmez geleneklerinden olan tel helva kültürü sürdürülüyor. Yapımı saatler süren helvanın en önemli özelliği ise en az 6 kişilik kol kuvvetiyle hazırlanması. Bu nedenle birlik ve beraberliğin de pekiştirildiği bu gelenekte şeker; su, tereyağı, un ve limon tuzu kullanılan kaynatılıyor. Kaynatılan şeker bir tava içerisinde kar üzerinde soğutuluyor. İyice sertleşen şeker 6 kişinin kol kuvveti ile çekilerek pişmaniye kıvamına getiriliyor. Gürün Belediye Başkanı Nami Çiftçi, yağan kar ve ardından etkili olan dondurucu soğukla birlikte böyle bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Çiftçi ev sahipliğinde, Suçatı Mahmut Boyraz Gençlik Evi’nde gerçekleştirilen Kış Yarısı Programında tel helva çekildi. Çok sayıda kişinin katıldığı programda yenilen yemeklerin ardından tel helva şekeri hazırlanarak saatlerce kol kuvvetiyle çekildi. Helva hazırlanırken sohbetler edildi. Programda konuşan Başkan Çiftçi, kış yarısı eğlencesine katılımından ötürü herkese teşekkür ederek, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.
Bakan Ersoy: "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı"
04 Ocak 2026 Pazar - 11:11 Bakan Ersoy: "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın titiz restorasyon, koruma ve sergileme çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çanakkale’de yer alan Seddülbahir Kalesi’nin, Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildiğini açıkladı. "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" Bu adaylığın, Türkiye’nin kültürel mirası koruma ve çağdaş müzecilik anlayışının uluslararası alanda gördüğü karşılığın somut bir göstergesi olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın titiz restorasyon, koruma ve sergileme çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı. Bugün, yalnızca bir tarihi yapı değil; güçlü bir hafıza ve anlatı mekanı olarak ziyaretçilerini karşılıyor" açıklamalarında bulundu. Bakan Ersoy, aslına uygun restorasyonu tamamlanan Seddülbahir Kalesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart 2023 tarihinde ziyarete açıldığını hatırlatarak, bu açılışın Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilmesinin ayrıca anlam taşıdığına dikkati çekti. EMYA 2026 adaylığının, yürütülen çalışmaların uluslararası müzecilik çevrelerinde dikkatle takip edildiğini ortaya koyduğunu belirten Ersoy, "Kültürel miras alanlarında gerçekleştirdiğimiz nitelikli restorasyon ve müzecilik projeleriyle, Türkiye’yi bu alanda örnek gösterilen ülkelerden biri haline getirmeyi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Bakan Ersoy: "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı"
04 Ocak 2026 Pazar - 11:01 Bakan Ersoy: "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın titiz restorasyon, koruma ve sergileme çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çanakkale’de yer alan Seddülbahir Kalesi’nin, Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildiğini açıkladı. "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı" Bu adaylığın, Türkiye’nin kültürel mirası koruma ve çağdaş müzecilik anlayışının uluslararası alanda gördüğü karşılığın somut bir göstergesi olduğunu vurgulayan Bakan Ersoy, "Seddülbahir Kalesi, Bakanlığımızın titiz restorasyon, koruma ve sergileme çalışmalarıyla tarihi kimliği korunarak yeniden işlev kazandı. Bugün, yalnızca bir tarihi yapı değil; güçlü bir hafıza ve anlatı mekanı olarak ziyaretçilerini karşılıyor" açıklamalarında bulundu. Bakan Ersoy, aslına uygun restorasyonu tamamlanan Seddülbahir Kalesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 18 Mart 2023 tarihinde ziyarete açıldığını hatırlatarak, bu açılışın Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilmesinin ayrıca anlam taşıdığına dikkati çekti. EMYA 2026 adaylığının, yürütülen çalışmaların uluslararası müzecilik çevrelerinde dikkatle takip edildiğini ortaya koyduğunu belirten Ersoy, "Kültürel miras alanlarında gerçekleştirdiğimiz nitelikli restorasyon ve müzecilik projeleriyle, Türkiye’yi bu alanda örnek gösterilen ülkelerden biri haline getirmeyi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.