KÜLTÜR SANAT
Bayramın ikinci günü vatandaşlar Edirne’ye akın etti 21 Mart 2026 Cumartesi - 19:08:57 Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak bilinen ihtişamıyla, 4 yıl süren restorasyonun ardından yeniden ibadete açılmasının ardından Ramazan Bayramı’nda ziyaretçi akınına uğradı. Bayramın özellikle ikinci gününü fırsat bilen ve çevre illerden Edirne’ye gelen çok sayıda vatandaş, kentin tarihi ve kültürel değerlerini yakından görme imkanı buldu. Meteorolojik verilere göre yağışlı geçen bayram süresine rağmen ziyaretçiler, yağmura aldırış etmeden kentin simge noktalarını gezdi. Edirne’nin meşhur tava ciğeri satan işletmelerin önünde uzun kuyruklar oluşurken, Selimiye Camii içerisinde de gözle görülür bir yoğunluk yaşandı. Bu ilgi, vatandaşların camiye duyduğu özlemi bir kez daha ortaya koydu. Kent genelinde artan ziyaretçi sayısına bağlı olarak trafik yoğunluğu da dikkat çekti. Ana arterlerde zaman zaman trafik durma noktasına gelirken, Edirne Emniyet Müdürlüğü ekipleri kavşaklarda görev alarak ulaşımın aksamaması için yoğun çaba sarf etti. Camiyi ziyaret eden vatandaşların en çok ilgi gösterdiği detaylardan biri ise Selimiye Camisi içindeki ters lale motifi oldu. Bu özel motifi yakından görmek ve görüntülemek isteyen ziyaretçiler adeta birbirleriyle yarıştı. Restorasyon çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getiren vatandaşlar, emeği geçen herkese teşekkür ederek, Selimiye Camii’nin yeniden eski ihtişamına kavuşmasından büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 13:16 Moda dünyasının yeni gözdesi: Ehram Erzurum’daki bir çok atölyede koyun yününden elde edilen ipliklerin dokunmasıyla elde edilen ehram kumaşıyla giyimden süs eşyalarına, tablolardan yastıklara daha onlarca ürün ortaya çıkarılıyor. Ehram kumaşının geleneksel kullanımının büyük ölçüde terkedilmesine rağmen moda dünyasına farklı tasarımlarla girmesi için özel çalışmalar yapılıyor. Erzurum, Bayburt, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Van, Malatya ve Kayseri gibi daha bir çok ilde ehram, ince eğrilmiş koyun yününden yapılan çok zahmetli aşamalardan geçerek düz yüzeyli mekikli dokuma ile elde edilen kadın dış giysisinin adı olarak özetleniyor. Yazılı kaynaklarda ehramın ilk ne zaman dokunmaya ve kullanılmaya başlandığına ilişkin kesin bilgiye ulaşılamamakla birlikte bugünkü şekliyle 1850’li yıllardan beri kullanıldığı belirtiliyor. "Kısır koyun ve koç yününden ehram olmuyor" Ehram için koyunun 6-7 aylarında kırkılan yünü kullanılıyor. Bölge halkı bu yünün tellerinin uzun olduğuna, yağmurda çekmeyeceğine; kısır koyun ve koç yününden ehram olmayacağına inanıyor. Ehramın değeri ipin inceliği ile doğru orantılı olarak değerlendiriliyor. Ehramda genellikle kahverengi, siyah, krem gibi yünün doğal renkleri kullanılıyor, renkli iplerle ehram üzerine dokuma esnasında ya da sonradan elle nakış işleniyor. Yazın ve kışın yaygın olarak kullanılıyor. Yazın açık renk kışın koyu renk tercih ediliyor. Doğal yün oluşu nedeniyle özellikle kışın örtünmeyle beraber, ısınma avantajı da sağlıyor. Koyun yününden yapılan ve kimyasal madde içermeyen sağlıklı olması yönüyle tercih edilen el emeği olan bu kıymetli kumaş günümüzde kadın/erkek giysisi ve aksesuarlarına(kadın el çantası/cüzdan, dizlik, erkek yelekleri, kravat, kemer, anahtarlık, magnet) varana dek yapılmakta olup geleneksel ehram kullanımından modern kullanıma adapte edildi. Tezgahlarda dokunuyor Ata yadigârı olarak bilinen, geçmişte kadınların örtünmek amacıyla kullandığı ehram, çeşitli nakış teknikleriyle süslenerek şimdilerde ayakkabıdan cüzdana, kravattan cekete, masa örtüsünden anahtarlığa pek çok ürünün yapımında kullanılıyor. Ehram ustalarının bahar döneminde köy köy dolaşarak en iyi koyunun yününü topladıklarını ve alabalık suyunun olduğu köylerde bu yünleri tokaçlama yıkanıyor. Temizlenmiş yünün kaliteli kısmı ayrılarak tarama ve çirişleme işlemiyle ipler tezgâhta dokumaya hazır hale getiriliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 13:04 Mesir Macunundan alabilmek için kazanın içine girdiler Manisa 486. Uluslararası Mesir Macunu Festivali, Ramazan Bayramının ikinci gününde Nevruz ateşinin yakılması, temsili Merkez Efendi ve Hafsa Sultan eşliğinde protokolün kortej yürüyüşü ve mesir macunu karma töreniyle başladı. Kazanda karılan mesir macunundan almak isteyen vatandaşlar, ellerindeki poşet, tencere ve plastik tabaklarla adeta birbirleriyle yarışırken, her sene olduğu gibi ortaya renkli görüntüler çıktı. UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, Nevruz Bayramı şenlikleriyle beraber başladı. İlk olarak Cumhuriyet Meydanı’nda başlayan etkinliklerde, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, mesir komitesi üyeleri tarafından Milli Egemenlik ve Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden etkinlikte şiirler okundu, halk oyunları gösterileri sunuldu. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak’ın selamlama konuşması ve Nevruz’un önemine ilişkin yaptığı konuşmasının ardından protokol üyeleri Nevruz’un simgesi haline gelen renkli yumurtaları birbirleriyle tokuşturarak kırmaya çalışırken, Nevruz’un en önemli ritüellerinden olan örste demir dövüp ateş üzerinden atladı. Mesir Korteji düzenlendi Etkinlik, geleneksel hale gelen kortej yürüyüşüyle devam etti. Mesir Macunu sayesinde şifa bulan Hafsa Sultan ve Mesir Macununu hazırlayan Merkez Efendi’yi ve Manisa’da yetişen şehzadeleri temsil eden tiyatrocuların eşliğinde protokol üyeleri Manisalıları selamlayarak, Sultan Camii Külliyesi içerisinde yer alan Şifahanenin önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Törenlere Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şifalı Mesir Macunu dualarla karıldı Mesir Karma Töreninin açılış konuşmasını yapan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, "Manisa hepimiz için çok önemli. Manisa deyince Mesir, Mesir deyince Manisa akla geliyor artık ve her yıl büyüyerek bu tanıtım anlamında da hem yurt dışında, yurt dışında bu gelenek, bu inanış büyüyerek devam ediyor. Her zaman söylediğim gibi biz Sultan Camii Kubbe ve minarelerinden sadece Mesir Macunu saçmıyoruz. İhtiyacı olanlara şifa, sevgi, kardeşlik, umut ve barış açıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Şehrimizin gururu, kültürümüzün en kıymetli mirası olan Mesir Festivali geleneğimizin 486. yılını karşılamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün Manisa’mızda çifte bayram yaşıyoruz. 486 yıldır bu topraklarda mayalanan, hoşgörünün ve şifanın sembolü olan Mesir geleneğimizi bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde sizlerle beraber karşılıyoruz. Bayramın o birleştirici ruhu ile Mesir’in kadim şifasının aynı gün buluşması şehrimiz için çok güzel ve anlamlı bir denk geliş. Bayramın huzuru ile Mesir’in şifası Manisa’mızın bereketli topraklarında birleşiyor. 486 yıl önce Merkez Efendi’nin Hafsa Sultan’ın şifa bulması için hazırladığı bu şifalı macun bugün sadece bir geleneği değil, hoşgörüyü, dayanışmayı ve bir arada yaşam kültürünü temsil ediyor" şeklinde konuştu. Manisa Mesir Macunu Festivalinin sosyal dayanışmanın bir örneği olduğunu ifade eden Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise şunları söyledi: "Mesir Festivali deyip geçmemek lazım. Klasik bir festival değil. Bir kere dünyanın en kadim ve en eski festivali Mesir festivalidir. Mesir Bayramı’dır. Aynı zamanda manevi olarak, şifa olarak inanç değerlerimiz açısından çok kıymetli bir bayramdır, bir festivaldir. Keza sağlık, sıhhat bulma açısından insanın ihtiyaçlarının önem hiyerarşisinde en önemlisi olan sağlık hizmetine erişimle ilgili o zamanın şartlarında en güzel ilaçlar terkip edilerek sunulmuştur. Aynı zamanda bir sağlık kurumunun ifadesidir" Kazanın içinde kıyasıya yarış Yapılan konuşmaların ardından Manisa İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu’nun yaptırdığı dua ile birlikte Mesir Macunu kazanına 41 çeşit baharat ilave edilerek karıştırıldı. Protokol üyeleri tarafından hazırlanan temsili Mesir Macunu kazanı vatandaşların alabilmesi için sahneden aşağıya indirildi. Ellerinde kavanozlar, poşetler, plastik tabaklar ile kazanın içine ellerini daldıran vatandaşlar şifalı olduğuna inanılan Mesir Macunundan alabilmek için birbirleriyle yarışırken, ortaya her sene olduğu gibi renkli görüntüler çıktı. Sadece Manisalıların değil, İzmir, İstanbul gibi farklı illerden gelen vatandaşlar da macundan alabilmek için yarıştı. Kimi vatandaşlar mesir macununa bulanırken, macundan alabilen vatandaşlar ise yüzyıllardır yaşatılan geleneğin kendine has bir geleneği olduğunu ve her sene takip ettiklerini söyledi. Nevruz Bayramı ve Mesir Macunu Karma Töreniyle başlayan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii kubbe ve minarelerinden vatandaşlara 10 ton mesir macunu saçılmasıyla sona erecek.
Tavşanlı’da geçmişe yolculuk projesi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 17:32 Tavşanlı’da geçmişe yolculuk projesi Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde eğitim veren Nazmi Sarı İlkokulu ve Bağlık Ortaokulu, anlamlı bir kültürel etkinliğe imza attı. Türk kültürünün zengin mirasını ve tarihsel birikimini yansıtmak amacıyla hazırlanan "Köklerden Geleceğe: Türk Kültürü Sergisi"nin açılışı gerçekleştirildi. Törene Tavşanlı Kaymakamı Ömer Faruk Özdemir, İlçe Millî Eğitim Müdürü Raşit Refik Küçükkağnıcı, okul idarecileri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sergide, Türk kültürünün vazgeçilmez unsurları olan el emeği dokumalar, geleneksel kıyafetler ve günlük yaşamda kullanılan tarihi eşyalar görücüye çıktı. Sanat ürünleri ve titizlikle hazırlanan tarihi el işlemeleri, ziyaretçilere adeta zamanda bir yolculuk yaptırdı. Sergilenen eserler, geçmişten günümüze uzanan kültürel mirasın izlerini yakından inceleme fırsatı sundu. Sergideki eserleri tek tek inceleyen Kaymakam Ömer Faruk Özdemir, emeği geçenleri tebrik etti. Özdemir, "Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin büyük bir özveriyle hazırladığı bu tür çalışmalar, kültürel değerlerimizin canlı tutulması ve gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarılması açısından hayati önem taşıyor" dedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü Raşit Refik Küçükkağnıcı ise okul yönetimini ve öğrencileri kutlayarak, "Kültürel farkındalık oluşturan bu tür etkinliklerin eğitim camiamızda artarak devam etmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Serginin fikir sahibi ve proje koordinatörü Sosyal Bilgiler Öğretmeni Mehmet Tekel, serginin çıkış noktasını ve amacını şu sözlerle anlattı: "Bağlık Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni Mehmet Tekel. Kültürel değerlerimizi yaşatmak, bir toplumu ayakta tutan gelenek göreneklerimizi insanlarımıza yeniden gösterebilmek, bu değerlere sahip olabilmek ve onları korumamız gerektiğini anlatabilmek için böyle bir sergi düzenledik. Altı A sınıfı öğrencilerimizle Türklerin konar göçer yaşamını anlatan bir etkinlik yaptık ve bu çalışmayı sergiye koyduk. Ayrıca mahalle sakinlerinden eskiden kullandıkları eşya ve kıyafetleri getirmelerini istedik. Onlardan da Allah razı olsun, hepsi bize yardımcı oldu. Böyle güzel bir kültür sergisi hazırladık. Sergimiz üç gün boyunca açıktır ve tüm halkımız davetlidir."
OMÜ’de "Mavi Yolculuk" sergisi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 17:32 OMÜ’de "Mavi Yolculuk" sergisi Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin (OMÜ) kuruluşunun 50. yılı etkinlikleri kapsamında, Doç. Dr. Fidan Tonza Helvacıkara’nın "Mavi Yolculuk" adlı kişisel seramik ve cam sergisi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde açılan sergi, denizle kurulan kültürel ve sanatsal ilişkiyi çağdaş bir yorumla ele aldı. Sergide, bir tatil rotasının ötesinde, Türkiye’nin kültürel ve entelektüel mirasında önemli bir yere sahip olan "Mavi Yolculuk" anlayışı merkeze alındı. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ile başlayan ve pek çok yazar, sanatçı ve düşünür tarafından şekillendirilen "Mavi Yolculuk" kavramı, sergide çağdaş bir sanat diliyle yeniden yorumlandı. Deniz, çalışmalarda yalnızca bir mekân olarak değil; anıların biriktiği, zamanın hissedildiği ve yolculukların iz bıraktığı bir tanık olarak ele alındı. Yaklaşık 40 eserin yer aldığı sergide, seramik tabaklar üzerine oluşturulan özgün kompozisyonlar dikkat çekti. Geri dönüştürülmüş seramik ve cam malzemelerle üretilen eserler, denizle kurulan ilişkinin zaman içinde bıraktığı izleri ve yolculuklar sırasında biriken anıları görünür kıldı. Cam malzeme denizin ışığını ve rengini yüzeylere taşırken, seramik malzeme antik yolculukları ve kıyı yaşamını çağrıştıran bir zemin sundu. Serginin merkezinde yer alan amfora formu ise tarih boyunca denizler aracılığıyla taşınan malların, düşüncelerin ve duyguların simgesi olarak ele alındı. Amfora, yolculuklar boyunca biriken zamanı ve anıları temsil ederek geçmiş ile bugün arasında kavramsal bir bağ kurdu. Tabak yüzeylerinde bir araya gelen parçalı kompozisyonlar da denizle kurulan ilişkinin duraklarını ve hatırlanan anlarını izleyiciye aktardı. "Mavi Yolculuk" sergisi, izleyiciyi denizle kurulan bu kadim ilişkiyi ve yolculukların geride bıraktığı izleri yeniden düşünmeye davet etti. Serginin, 26 Aralık’a kadar OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde ziyarete açık olacağı bildirildi.
Konya Büyükşehir’in desteklediği "Uluslararası Naat-ı Şerif Yarışması"nda ödüller sahiplerini buldu
17 Aralık 2025 Çarşamba - 16:06 Konya Büyükşehir’in desteklediği "Uluslararası Naat-ı Şerif Yarışması"nda ödüller sahiplerini buldu Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Konya Büyükşehir Belediyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı ile İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi vesellem) doğumunun bin 500. yılı onuruna düzenlenen "Uluslararası Naat-ı Şerif Yarışması" için ödül töreni yapıldı. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen ödül töreninde konuşan IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, ilk defa açılan naat yarışmasının 5 dilde gerçekleştirildiğini ifade ederek, desteklerinden dolayı Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. "Konya, Peygamber sevgisini yaşatan bir gönül şehri olarak asırlardır ayakta durmaktadır" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Mevlana şehri Konya’nın; yüzyıllardır kalemi, kelamı ve gönlü aynı hizada tutmayı başarmış bir medeniyet merkezi olduğunu söyledi. "Konya’nın Belde-i Muhayyere olarak anılması, bu şehrin gönül dünyamızdaki müstesna yerini anlatan derin bir hatıranın izlerini taşır" diye devam eden Başkan Altay, "Konya, Peygamber sevgisini sessizce, gönülden ve köklü bir sadakatle yaşatan; muhabbeti tevazu ile yoğuran bir gönül şehri olarak asırlardır ayakta durmaktadır. Özellikle Hazreti Mevlâna’nın vuslatını idrak ettiğimiz Şeb-i Arus törenleri, şehrimizin maneviyatını doruk noktaya taşımaktadır. Kavuşmuş olduğumuz bu manevi atmosferde, böylesine anlamlı bir programa ev sahipliği yapmak; Konya’mızın bu derin kültür ve irfan mirasına yakışan bir buluşmadır" dedi. "İki cihan güneşi efendimiz, karanlık çağlara nur, kırık kalplere şifa, umutsuzluğa umut olmuş bir peygamberdir" Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi vesellem); sözüyle gönülleri ihya eden, haliyle insanlığa istikamet veren en güzel örnek olduğunu kaydeden Başkan Altay, "İki cihan güneşi efendimiz, karanlık çağlara nur, kırık kalplere şifa, umutsuzluğa umut olmuş bir peygamberdir. Onu övmek; aslında yüce bir hakikati teslim etmektir. İşte naat, Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi vesellem) yolundan kelimelerle yürümenin en zarif ifadesidir. Naat; sevgiyi taşkınlığa düşürmeden, hürmeti eksiltmeden dile getirme sanatıdır. Mevlana Hazretleri, ‘Eğer Peygamberimize (sallallâhu aleyhi vesellem) olan sevginin şerhini açıklayacak olsam, bin kıyamet kopar da yine O’nun sevgisini hakkıyla açıklayamam’ diyerek bu sevgiyi anlatmaya kelimelerin kifayetsiz kalacağını dile getirmiştir" şeklinde konuştu. "Uluslararası Naat-I Şerif Yarışması, şehrimizdeki köklü geleneğin çağımızdaki güçlü bir yansımasıdır" Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Konya Büyükşehir Belediyesi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve IRCICA iş birliğinde düzenledikleri yarışmanın Konya’nın köklü geleneğinin bu çağdaki güçlü bir yansıması olduğunu vurgulayan Başkan Altay, "Farklı coğrafyalardan gelen eserler, aynı sevgi ikliminde buluşmuş; ortak medeniyet hafızamızı yeniden hatırlatmıştır. Alanında yetkin isimler tarafından titizlikle değerlendirilen eserler arasından dereceye giren tüm katılımcılarımızı yürekten tebrik ediyorum. Her bir eserde; saygıyı, ölçüyü ve samimiyeti merkeze alan bir dilin izlerini görmekten büyük bir bahtiyarlık duyduk. Bu vesileyle, IRCICA Genel Direktörü Sayın Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç’a, emeği geçen tüm kurum ve paydaşlarımıza, jüri üyelerimize ve bu gönül yolculuğuna kelamlarıyla katkı sunan tüm sanatçılarımıza şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz odur ki; bu güzel eserler, sadece ödülle değil, gönüllerde de karşılık bulsun. Naat’ın taşıdığı edep ve muhabbet dili, yarınlara daha güçlü bir şekilde taşınsın" ifadelerini kullandı. Yarışmaya katılan tüm yarışmacıları tebrik eden Başkan Altay, "Hocamıza da tekrar teşekkür ediyorum. Bu tür işleri teşvik etmek gerekiyor. IRCICA olmazsa bu yarışmayı uluslararası olarak yapma şansımız yoktu. Onun için iş birliğimiz çok güzel bir hayra vesile oldu" diye konuştu. 5 dilde düzenlenen yarışmaya 23 ülkeden katılım oldu 5 dile düzenlenen ve 23 ülkeden katılımın olduğu "Uluslararası Naat-ı Şerif Yarışması"nda birinci Moritanya’dan Mohamed Lemine Cherif Sid El Hadi olurken, Fas’tan Ilyass Amhrar ve İran’dan Hosein Esmaili ikinciliği paylaştı. Yarışma üçüncüleri ise Endonezya’dan Bagja Putra ve Türkiye’den Kerim Ak oldu. Kenan Yavuzarslan, Yaşar Bayar ve Mehmet Lütfullah Yıldırım ise mansiyon ödülüne layık görüldü.
Gaziantep Büyükşehir’den "Kalemden Kalbe" Hüsn-i hat sergisi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 16:04 Gaziantep Büyükşehir’den "Kalemden Kalbe" Hüsn-i hat sergisi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Kalemden Kalbe" Hüsn-i Hat Sergisi, Kahraman Emmioğlu Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış töreniyle sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etmesi doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda hem desteklerini hem de kültürel etkinliklerini aralıksız şekilde devam ettiriyor. Sergi 24 Aralık’a kadar ziyarete açık Hattat Ahmet Elbeşir’in eserlerinden oluşan sergi, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iştiraki Kültür A.Ş. tarafından hazırlandı. Sergi, 24 Aralık tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. Açılışın ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, sergiyi gezerek eserleri inceledi ve Hattat Ahmet Elbeşir’den çalışmalar hakkında bilgi aldı. Aile konulu ayet ve hadisler sanatla buluştu Sergide, aile kavramını merkeze alan Âyet-i Kerime ve Hadis-i Şerifler, Hüsn-i Hat sanatıyla estetik bir bütünlük içinde yorumlanıyor. Seçkin eserler, hem manevi derinliği hem de sanatsal zarafetiyle dikkat çekiyor. Celî Divânî üslubuyla kaleme alınan çalışmalar, İslam medeniyetinde ailenin taşıdığı ahlaki, manevi ve toplumsal değeri güçlü bir biçimde yansıtırken; geleneksel sanatların köklü dilini çağdaş bir bakışla yeniden görünür kılıyor. Sergide ayrıca, Halil Uyan’ın tezhip çalışmaları ve Metin Yılmaz’ın ebru eserleri, hat sanatını tamamlayarak estetik atmosferi derinleştiriyor. Bu bütüncül yaklaşım, izleyiciyi içe ait bir okuma ve düşünme sürecine davet eden güçlü bir sanat dili ortaya koyuyor. Kültür A.Ş. tarafından hayata geçirilen sergi, geleneksel sanatların korunması, yaşatılması ve çağdaş izleyiciyle nitelikli bir bağ kurulması açısından önemli bir kültür hizmeti niteliği taşıyor. "Bu değerlerin biz kıymetini bilmemiz lazım" Sergi açılışında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Feray Yılmaz, Aile Yılı dolayısıyla önemli bir sergi yapıldığını aktararak, "Hat sergisi aslında sadece kalem ve kağıdın buluşması değil, burada da gösterildiği gibi gönülden kalpten kaleme. Yani bizim aslında içerisinde sabrın, her tür hikmetin, adaletin, özverinin, çabanın, gayretin her şeyi bulunduran çok önemli bir sanat hat sanatı. Bugün de ayetlerin had sanatıyla buluştuğu çok kıymetli eserleri hep birlikte inceleyeceğiz. Bu değerlerin biz kıymetini bilmemiz lazım" dedi. "Türk-İslam sanatlarının zirvesinin yaşandığı bir sergi olacak" Kültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Hacı İbrahim Yakar ise açılıştaki konuşmasında sanatçı ve eserler hakkında bilgi vererek, "Cumhurbaşkanımızın önderliğinde ‘Aile Yılı’ ilan edildi. Aile o kadar çok önemli bir kavram ki kavramın ve toplumdaki etkisine binaen 10 yıla salih kılındı Cumhurbaşkanımız tarafından. Hep bahsettiğimiz olay toplumun en küçük nüvesi, çekirdeği aile. Ayet ve hadislerden meydana gelen hat çalışmasını istedik sanatçımızdan. Sergi burada kalacak ve inanıyoruz ki bu sergi önce Allah’ın ayetleri ve Efendimiz’in hadisi bakımından daha sonra hat sanatı bakımından Türk-İslam sanatlarının zirvesinin yaşandığı bir sergi olacak. Çok heyecanlıyım bu anlamıyla" diye konuştu. Açılışta ayrıca Hattat Ahmet Elbeşir ve Tezhip Halil Uyan’da konuşarak eserler ve serginin önemi hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek sergi ziyarete açıldı.
Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabeler Denizli’de sergilendi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 16:02 Türklerin tarih boyunca kullandığı alfabeler Denizli’de sergilendi DENİZLİ (İHA) – Denizli’de UNESCO’nun ilan etmiş olduğu Uluslararası Dünya Türk Dili Ailesi Günü kutlamaları kapsamında ‘Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Alfabeler’ sergisi düzenlendi. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu koordinasyonunda düzenlenen "Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Alfabeler" sergisinin açılışı, İnsan ve Toplum Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yasemin Beyazıt ile Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergis Biray tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikte Türkler tarafından kullanılan ilk alfabe olan Köktürk alfabesinden günümüze kadar tarih boyunca kullanılan ve Türk devlet ve topluluklarının kullandıkları Latin ve Kiril alfabelerine kadar bütün alfabeler, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Türk milleti demek, Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin." sözünün yazıldığı poster eşliğinde sergilendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programın açış konuşmasını Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergis Biray gerçekleştirdi. Açış konuşmasının ardından İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları 3. sınıf öğrencisi Merve Aksakal "Türklerin Kullandığı Alfabeler" adlı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumun ardından Türk dünyasının çeşitli bölgelerinden gelen öğrenciler ülkelerinin yöresel dans gösterilerini sergiledi. Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü öğrencisi Sholpan Bakhyt Kyzy Adilkhanova Özbekistan ve Karakalpakistan’ın, Danagul Khauyg Moğolistan’ın yöresel danslarını; Kazakistan Şakerim Üniversitesinden gelen Erasmus değişim programı öğrencileri Yenglik Mukhtar, Meruyert Altynbek, Dilnaz Sayatova, Arsen Serikuly, Shynggys Almat, Shakhnaz Kuanyshbayeva, Symbat Akataikyzy Kazakistan’ın geleneksel oyunu olan Kara Jorga’yı sergiledi. Serikbol Dolda tarafından ise Kazakistan’ın millî çalgısı olan dombıra ile müzik dinletisi gerçekleştirildi.
Kırşehir Ahilik Müzesi’nde ziyaretçi sayısı iki katına çıktı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 15:27 Kırşehir Ahilik Müzesi’nde ziyaretçi sayısı iki katına çıktı Kırşehir Valiliği himayesinde Ahilik Müzesi bünyesinde oluşturulan yazma eserler sergi alanı, hem yerli ziyaretçilerin hem de öğrencilerin yoğun ilgisini çekiyor. Sergi alanının faaliyete geçmesiyle birlikte müzeye olan ilginin belirgin şekilde arttığı, ziyaretçi sayısının iki katına çıktığı bildirildi. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kırşehir Vali Yardımcısı İsmail Çetinkaya, 13. yüzyılda Kırşehir’de doğan ve hayatının tamamını bu şehirde geçiren mutasavvıf ve şair Aşıkpaşa’nın Türk dili açısından önemine dikkat çekti. Çetinkaya, "Aşıkpaşa, herkesin Arapça ve Farsça yazdığı bir dönemde, Anadolu’da Türkçe olarak 10 bin 600 beyitlik hacimli bir eser ortaya koymuştur. Türkçenin kültür, sanat ve devlet dili olmasında ciddi katkıları vardır" dedi. Ahilik Müzesi’nin daha önce de ziyaretçi aldığını ancak yazma eserler sergisiyle birlikte bu ilginin ikiye katlandığını belirten Çetinkaya, serginin özellikle gençler için önemli bir kültürel kazanım olduğunu ifade etti. Müzeyi ziyaret eden vatandaşlardan Hatice Demir, Ahilik Müzesi’nin kente kazandırılmış en iyi alanlardan biri olduğunu belirterek, "Kırşehir için çok değerli bir kazanım" diye konuştu. Ayşegül Erebikli ise yazma eserler sayesinde Aşıkpaşa’yı daha yakından tanıma fırsatı bulduklarını söyledi.
Başkan Yarka: "Şehr-i Nuh’u eserlerle yeniden inşa ettik"
17 Aralık 2025 Çarşamba - 14:13 Başkan Yarka: "Şehr-i Nuh’u eserlerle yeniden inşa ettik" Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, bir otelde düzenlenen programda yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelerek 2019-2025 yılları arasında hayata geçirilen projeleri kamuoyuyla paylaştı. Başkan Yarka, "Şırnak’ı altyapıdan üstyapıya, kültürden sosyal hizmetlere kadar her alanda geleceğe hazırladık" dedi. Başkan Yarka, göreve geldikleri günden bu yana Hz. Nuh’un kenti Şırnak’a yakışır eserler kazandırdıklarını vurgulayarak, yeni hizmet binası, Cumhuriyet Meydanı, kent meydanı ve iş merkezleriyle şehrin çehresinin değiştiğini söyledi. Bölgenin en büyük atık su arıtma tesisinin inşa edildiğini ifade eden Yarka, Şırnak’ın çevre altyapısında da tarihi bir dönüşüm yaşandığını kaydetti. Şırnak’ın ilk modern otogarı, ilk ve tek AVM’si, ilk sinema salonu, ilk millet kıraathanesi, ilk kadın kültür ve sanat merkezi, ilk dengbej evi ve dijital gençlik merkezi ile tanıştığını aktaran Yarka, "Kadın Kültür Merkezimizde bugüne kadar 5 bin kursiyer yetiştirildi. Gençlik Merkezimiz ise yüzde 85 üniversite yerleştirme başarısıyla yüzlerce gencimizin hayaline dokundu" diye konuştu. Kent genelinde 4 kütüphane ve okuma salonu inşa edildiğini, bu merkezlerden bugüne kadar 25 bin 700 kişinin yararlandığını ifade eden Yarka, 100 bin metrekarelik Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesinin de şehre nefes aldırdığını dile getirdi. 2019-2025 yılları arasında 111 bin 200 ton asfalt serimi, 141 bin metrekare kilitli parke, 116 bin metreküp taş duvar, 37 bin 890 metre içme suyu, 25 bin 644 metre kanalizasyon ve 14 bin 666 metre yağmur suyu hattı döşendiğini açıklayan Başkan Yarka, "Elektrik hatlarımızın yüzde 95’i yer altına alındı, Şırnak’ın yüzde 96’sı doğal gazla buluştu" şeklinde konuştu. Başkan Yarka, sosyal destek çalışmalarına da dikkat çekerek, 40 bin gıda paketi, 15 bin kişiye giyim yardımı, bin 250 öğrenciye burs, 750 öğrencinin üniversite kayıt ücretinin karşılanması, 350 aileye ücretsiz doğal gaz desteği sağlandığını vurguladı. Her gün 3 bin aileye sıcak yemek ulaştırıldığını anlatan Başkan Yarka, "Aile Yılı kapsamında 60 bin liralık çeyiz desteğini de hayata geçirdik" şeklinde konuştu. Kültür, spor ve sanat alanında da önemli organizasyonlara imza attıklarını belirten Yarka, 40 yıl sonra ilk Cudi Festivali, ulusal ve uluslararası Cudi Cup Tenis Festivali, konserler ve Anadolu Şenlikleriyle Şırnak’ın yeniden kültürle buluştuğunu söyledi. Program sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Başkan Yarka, "Biz bu şehri seviyoruz. Şırnak’ı eserlerle, hizmetlerle ve güçlü bir vizyonla geleceğe taşıyoruz" ifadelerini kullandı.
Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda politik şiddet ele alındı
17 Aralık 2025 Çarşamba - 14:08 Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nda politik şiddet ele alındı Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nın yılın son etkinliğinde konuşan Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu, politik şiddet ve araçsallık kavramlarını ele aldı. Yazıcıoğlu, daha çoğulcu bir siyasal düzenin korkuyla değil, karşılıklı tanınma ve güvenle mümkün olduğunu vurguladı. Nilüfer Belediyesi’nin Pancar Deposu’nda düzenlediği Nilüfer Felsefe Buluşmaları’nın yılın son oturumu gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu’nun sunduğu "Politik Şiddet Biçimleri Olarak Araçsallık, Yalan ve Yanıltma" başlıklı söyleşide, günümüz siyasetinin temel sorunları felsefi bir perspektiften ele alındı. Söyleşiyi Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de takip etti. Prof. Dr. Yazıcıoğlu, konuşmasında şiddetin araçsal doğasına dikkat çekti. Özellikle bir çıkar beklentisinin olduğu her durumda, hem kişilerin hem de kurumların birer araç olarak kullanılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Yazıcıoğlu, bu durumun modern toplumdaki yansımalarını değerlendirdi. Sunumunda Hannah Arendt ve Thomas Hobbes’un düşüncelerine referans veren Yazıcıoğlu, modern devletin şekillenmesinde korkunun oynadığı rolü tartışmaya açtı. Hakların devri ve devletin sınırları konusunu irdeleyen akademisyen, kişinin özellikle "gelecek korkusu" nedeniyle kendisini gönüllü olarak araçsal kıldığını ve bunun oluşturduğu sorunları ele aldı. Yazıcıoğlu, konuşmasının son bölümünde ise karamsar tablonun aksine umut verici siyasal imkanlara işaret etti. Siyasal düzenin, bireyi bastırmadan da kurulabileceğini savunan Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu, otoritenin kalıcılığının korkudan ziyade "karşılıklı tanınma ve güven" ilişkisine dayandığını vurguladı. Yazıcıoğlu’nun daha çoğulcu bir siyasetin mümkün olduğunu belirten tespitleri, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Söyleşinin sonunda Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, günün anısına Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu’na hediye verdi.
40 yılda biriktirdiği Türk boy damgaları Safranbolu’da sergiledi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 14:00 40 yılda biriktirdiği Türk boy damgaları Safranbolu’da sergiledi Koleksiyoner emekli öğretmen Mustafa Gezici’nin 40 yılda topladığı Türk boyu damgalarının bazıları Safranbolu’nun UNESCO’ya kabul edilişinin 31. yılı etkinlikleri kapsamında açılan sergide ziyaretçilerle buluştu. Karabük’ün Safranbolu ilçesinin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edilişinin 31. yılı, düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı. Kutlamalar kapsamında, Tarihi Safranbolu Sempozyumu ile başlayan programda günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Etkinlikler çerçevesinde koleksiyoner ve emekli öğretmen Mustafa Gezici (61), 40 yılda topladığı 90 Türk boyu damgasından 39’unu katılımcılarla buluşturdu. "Türk Dilinin Sessiz Tanıkları: Türk Boy Damgaları" adıyla açılan sergide, Türk kültür ve tarihine ışık tutan damgalar ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Serginin, Safranbolu’nun kültürel miras kimliğine katkı sağlamasının yanı sıra Türk boylarının tarihsel izlerinin tanıtılmasına da önemli katkı sağlıyor. Gezici, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Anadolu’da artık son aşamada hayvanlara vurulan damgalardır bunlar. Hayvancılığın artık çiftliklere çevrilmesi, köy hayvancılığının da çok azalması nedeniyle bunlar son 50 yıldır kullanılmaz oldu. Ama tarihin sessiz tanıklarıdır bu hayvan damgaları, Türk boy damgalarıdır" dedi. Şu ana kadar yaklaşık 90 adet topladıklarını ifade eden Gezici, "Bunlar, Türklerin Anadolu’ya 1071’den daha önce geldiğine dair belgelerdir. Sessiz tanıklarıdır. Yılda yaklaşık 4 tane falan bulabiliyoruz. İşte 40 yıllık bir emektir bu yani. Kastamonu, Yozgat, Kayseri, Erzurum, Elazığ, Erzincan; bu bölgelerden topladık. Moğolistan’dan da gelen var. Bir arkadaş gönderdi; 3–4 tane de oradan var. Karşılaştırma açısından Moğolistan’dan geldi" diye konuştu. Gezici, "Büyükbaş hayvanların butlarına, küçükbaş hayvanların da kulaklarına vurulurdu. Yani Türkler ilk defa, şunu söyleyelim, hayvanlara kulak küpesinin ilk mucididir. Kime ait olduğu belli oluyor böylece. Ova ova, boy boy bellidir bunlar. Hatta iki kardeş boyun bile damgaları ayrıdır" ifadelerine yer verdi.