KÜLTÜR SANAT
Bolu’daki tarihi konağa tatilcilerden yoğun ilgi 22 Mart 2026 Pazar - 21:33:53 Bolu’nun Mudurnu ilçesinde bulunan 184 yıllık tarihi Hacı Şakirler Konağı, bayram tatilinde yoğun ilgi gördü. 1842 yılında inşa edilen ve geçmişte bir baharat tüccarına ait olan Hacı Şakirler Konağı, günümüzde koruma altında tutulurken özellikle tatil dönemlerinde ziyaretçi akınına uğruyor. İlçenin önemli tarihi yapılarından biri olan konak, Ramazan Bayramı tatilinde de çok sayıda tatilcinin uğrak noktası oldu. "Tarihi her şeyiyle yaşatılan bir konak gördüm" Konağa gelen ziyaretçilerden Murat Bostancıoğlu, konakta tarihin hala yaşatıldığını belirterek, "Tarihi her şeyiyle yaşatılan bir konak gördüm. Burada bir de konaklama imkanı varmış onu da şimdi öğrendim. Buranın en büyük güzelliği; o tarihi havayı kokladık. Ahşapların üzerindeki izler dahi duruyor. Sadece dekoru yaşayan havayı değil, içerideki malzemeler bile orijinal. Kokusu, tadı bambaşka. Herkese burayı tavsiye ediyorum" dedi. "Burayı herkese tavsiye ediyoruz" Mudurnu’ya ilk kez geldiklerini ve konağı da çok beğendiklerini aktaran Songül Bostancıoğlu da, "Mudurnu’ya ilk defa geliyoruz. Buraya da uğradık çok mutlu olduk. Beyefendi de bize her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlattı. Burayı herkese tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Türk halk müzikleri çalıyor" Konakta Türk halk müziklerinin çaldığını vurgulayan Bostancıoğlu ailesinin çocuğu Murat Bostancıoğlu, "Tarihe ilgim zaten çok büyük. Girdiğimiz andan itibaren konağın tüm yapılarında tarih yaşatılmış. Mesela burada bir televizyon yok. Türk halk müzikleri çalıyor. İçeride kim bilir kaç yıllık koltuklar var. O tarih yaşatılıyor" diye konuştu. Konak sahibi Mehmet Cantürk ise konağın sadece bir yapı değil aynı zamanda sosyal etkileşim alanı olduğunu belirterek, "Birbiriyle diyalog kuramayan, göz göze gelemeyen insanlar şehir dışından geldiğinde burada karşılıklı oturup eski gelenekleri, adap ve komşuluk ilişkilerini konuşuyor" ifadelerini kullandı.
22 Mart 2026 Pazar - 19:08 "Çatlı" filminin galası Keşan’da yapıldı Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan "Çatlı" filminin galası Edirne’nin Keşan ilçesinde yapıldı. Susurluk’ta 1996 yılında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı’nın hayatını anlatan ve Deniz Enyüksek’in yönetmenliğini yaptığı "Çatlı" adlı filmin galasına; filmin başrol oyuncuları Vedat İnceefe ile Şiva Behrouzfar’in yanı sıra Abdullah Çatlı’nın eşi Meral Aydoğan, kızları Doç. Dr. Gökçen Çatlı ve Selcen Çatlı ile filmin oyuncu kadrosu ve davetliler katıldı. Filmin yönetmeni Deniz Enyüksek, "Sizin sevmeniz için 2 film yaptık. Şuan izleyeceğiniz film 4 buçuk saatlik bir hikayenin ilk kısmı olacak. İkincisini de son bahar ya da kış mevsiminde yayınlamayı düşünüyoruz" dedi. Abdullah Çatlı’yı canlandıran Vedat İnceefe ise, "Bu işler gerçekten emek isteyen ve mesai harcanması gereken işler. Üst düzey bir futbol hayatımız oldu ama bu işlere emek harcamak gerekiyor. Biz güzel bir ekip ile birlikte, onların sayesinde bu işte bir yere kadar geldik" şeklinde cevap verdi Abdullah Çatlı’nın kızı Gökçen Çatlı da, "Yaşadıklarımızı, tarihe tanıklığımızı film ile birlikte dile getirmeye gayret ettik. Bu, görsele dayalı mücadelenin ilk adımı. Yayınlandığı ilk günden beri Türk milleti büyük teveccüh gösteriyor. Türk milletine bu anlamda müteşekkirim. Film ile birlikte çocukluğumuzu yaşadığımız bazı anılarımızı tekrar izlerken, hüzünlendiğimiz yerler, başı dik Elif gibi durduğumuz yerler, tarihe saygı ile selam gönderdiğimiz yerler de oldu. Biz tarihe tanıklık ettik" dedi.
22 Mart 2026 Pazar - 18:33 Başkan Uzun: "Biz de hizmetin ve milletin delisiyiz" Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, partisinin bayramlaşma programına katılarak vatandaşlarla bir araya geldi. Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, Büyük Birlik Partisi bayramlaşma törenine katıldı. Bayramlaşma programında birlik ve beraberlik mesajları verildi. Görevdeki ikinci yılını geride bırakan Başkan Uzun, programda yaptığı konuşmada hem yerel hem de küresel gündeme dair önemli mesajlar verirken, kronikleşmiş sorunların çözümüne yönelik atılan adımları paylaştı. "İslam coğrafyası ve mazlum milletler için dua ediyoruz" Konuşmasında küresel ölçekte yaşanan acılara değinen Başkan Uzun, Filistin ve Doğu Türkistan başta olmak üzere İslam coğrafyasında devam eden zulümlere dikkat çekti. Uzun, "Bölgemizde maalesef bir soykırım ve savaş yaşanıyor. Müslüman kardeşlerimizin katledildiği bu zor günlerin bir an önce bitmesini, İslam coğrafyasına huzur, barış ve zafer gelmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Başkan Uzun, 21 Mart’ın hem Nevruz Bayramı hem de büyük ozan Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Aşık Veysel sadece şehrimiz için değil, tüm insanlık için büyük bir değerdir. Biz de onun fikirlerini ve geride bıraktığı eşsiz mirası yaşatmak adına 15 Haziran 2025 tarihinde Aşık Veysel Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdik. Açıldığı günden bu yana müzemizi 58 bin kişi ziyaret etti" ifadelerini kullandı. "Altyapıya giren kaybeder dediler, biz hizmeti seçtik" Göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreci değerlendiren Başkan Uzun, Sivas’ın 30-40 yıldır konuşulan ancak çözülemeyen sorunlarına neşter vurduklarını belirtti. Özellikle su yönetimi konusundaki kararlılığına vurgu yapan Uzun, "Gelecekte su, petrolden daha değerli olacak. Göreve gelir gelmez yüzde 53 seviyesindeki kayıp-kaçak oranıyla mücadele etmek için altyapı çalışmalarını başlattık. Bazı arkadaşlarım ’Başkanım, altyapıya giren siyaseten kaybeder’ dedi. Ben bir akademisyenim, veriye bakarım. Bu şehirde su israfına göz yumamazdık. Şehrin geleceğini riske atamazdık. Bu yüzden adımlarımızı kararlılıkla attık ve atmaya da devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Muhsin Başkanımızın emanetini geleceğe taşıyoruz" Ayrıca 25 Mart 2009’da hayatını kaybeden BBP Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu da rahmetle anan Uzun, "Muhsin Başkanımızı ve onunla şehadete yürüyen dava arkadaşlarımızı rahmetle anıyorum. Onun Türk-İslam dünyasındaki yeri tartışılmaz; bıraktığı boşluk her geçen gün daha net hissediliyor. Bizler, onun siyasi ilkeleriyle yetişmiş Alperenleriz. 31 Mart 2024’te göreve geldiğimiz ilk günden beri, ondan devraldığımız bu mukaddes emaneti daha ileriye taşımak için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" dedi. "Hizmetin ve milletin delisiyiz" Belediyecilik anlayışını merhum Yazıcıoğlu’nun bir hatırasıyla bağdaşıran Başkan Uzun, "Muhsin Başkanımızın bir vatandaşımızla olan o meşhur muhabbetini hatırlar mısınız? Vatandaşımız gelip, ’Başkanım, ben bu köyün delisiyim’ diyor. Muhsin Başkanımız ise şu cevabı veriyor: ’Biz de vatan sevmenin ve milletin delisiyiz.’ İşte biz de diyoruz ki Muhsin Başkanımız gibi milletin ve hizmetin delisiyiz" diye konuştu.
22 Mart 2026 Pazar - 17:08 Selçuklu’nun sembol mekanları bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı Konya’nın merkez Selçuklu ilçesinin sembol mekanları 3 günlük bayram tatilinde ziyaretçi akınına uğradı. Tropikal Kelebek Bahçesi ve müzeler yoğun ilgi görerek şehrin en gözde durakları arasında yer aldı. Konya turizmine önemli katkılar sağlayan Selçuklu İlçe Belediyesi’nin sembol mekanları bayram tatilinde yoğun ilgi gördü. Tabiatın, şehir yaşamıyla buluştuğu Tropikal Kelebek Bahçesi, Sille Mahallesi ve müzeler Konya’ya bayram tatili için gelen ve 3 günlük bayram tatilini fırsat bilen ziyaretçileri misafir etti. Bayram tatilinde Selçuklu binlerce kişiyi ağırladı. Konya’da Mevlana Müzesi’nden sonra en çok ziyaret edilen lokasyonların başında gelen Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’ne bayram tatilinde ziyarete gelen misafirler kelebeklerin olağanüstü yaşam döngüsüne tanıklık etme fırsatı buldu. Birçok tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunan bahçede farklı türlerde binlerce bitki de bulunurken tatilde bahçeye gelen binlerce ziyaretçi bu unutulmayacak anlara şahitlik etti. Ziyaretçilerin gözde mekanlarından olan binlerce yıllık geçmişe sahip Sille Mahallesi ve burada bulunan Aya Eleni Müzesi, Sille Müzesi ile Zaman Müzesi de en çok ziyaret edilen mekanlar arasında yer alarak misafirlerini ağırladı. "Misafirlerimizi Selçuklu’da ağırlamaktan mutluluk duyduk" Bayram tatili için şehre gelen misafirleri ağırlamaktan dolayı memnuniyet duyduklarını ifade eden Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, "Bayram tatilinde turizmin merkezi Selçuklu’muzdaki sembol mekanlarımızda birçok misafirimizi ağırladık. Bayram heyecanını sevdikleriyle beraber yaşayan vatandaşlarımız yine her zaman olduğu gibi Selçuklu’muzun gözde ziyaret mekanlarına yoğun ilgi gösterdi. Ramazan Bayramı tatilinde Konya Tropikal Kelebek Bahçesi ve müzelerimizde vatandaşlarımızı büyük bir memnuniyetle misafir ettik. Konya’dan, şehir dışından ve yurt dışından gelen tüm misafirlerimize ziyaretleri ve teveccühleri için çok teşekkür ediyorum, onları yılın her döneminde şehrimize ve Selçuklumuza bekliyoruz " dedi.
Keçiören Belediyesi Okan Çağan’ın adını parkta yaşatıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 15:36 Keçiören Belediyesi Okan Çağan’ın adını parkta yaşatıyor Keçiören Belediyesi, trafik kazası sonucu 27 Eylül’de hayatını kaybeden önceki dönem Belediye Meclis Üyesi Okan Çağan’ın ismini, Esertepe’de açılan parkta ölümsüzleştirildi. Parkta yer alan anı panosunda ise Çağan’ın yaşamı ve Keçiören’e verdiği hizmetler anlatılarak hatırası yaşatıldı. Yoğun ilginin olduğu açılış törenine; Sosyal Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, Deva Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Millet Vekili İdris Şahin, CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker, CHP Yüksek Disiplin Kurulu Sekreteri Deniz Çakır, CHP Keçiören İlçe Başkanı Görkem Cevahir Yıldırım, ATO ve TOBB Başkanvekili Faik Yavuz, Şereflikoçhisarlılar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Cevdet Mutlu, siyasi partilerin ilçe başkanları, çok sayıda STK temsilcisi, meclis üyeleri, muhtarlar ve Çağan ailesinden Okan Çağan’ın çocukları Barış Çağan, Tolga Çağan, eşi Hatice Çağan, annesi Sultan Çağan, babası Hasan Çağan, ablaları Canan Çağan ve Aynur Aspir, kardeşleri Nalan Öksüz ve Oktay Çağan, halası Hayriye Yılmaz başta olmak üzere çok sayıda aile bireyi ve sevenleri katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda Kur’an tilaveti ve dua edildi. "Okan Çağan’ın adını ve yaptığı icraatları yaşatacağız" Keçiören’e önemli hizmetleri dokunmuş merhum Okan Çağan’ın adını yaşatarak büyük bir vefa örneği sergileyen Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan, yaptığı konuşmada, "Gerçekten de bugün hem acıyı hem de Okan Çağan’ın burada ismini yaşatmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Okan Çağan demek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün neferi demektir. Okan Çağan demek Anadolu’nun bağrında bu insanlığa hizmet eden ‘dava sadece insanlık davasıdır’ diyen o tedrisatın insanı demektir. Okan Çağan demek Keçiören’in yiğit insanlarından kimin ne derdi varsa onunla hemhal olan insan demektir. Onun için bu ismi yaşatmaktan onur ve gurur duyuyoruz" dedi. Okan Çağan’ın hatıralarının Keçiören’de yaşatılacağını vurgulayan Özarslan, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Okan Çağan ölmemiştir, kalbimizde yaşıyor ve yaşatacağız. Okan Çağan demek Cumhuriyet Halk Partisi’nin ta kendisi demektir. Okan Çağan bu halka eşit şekilde yaklaşan bir ağabeyimizdi. Biz bunu nereden anlıyoruz? Dedik ki bir parkımız var, ismini yaşatalım, meclisimize ismini getirdiğimizde o kadar güzel gönüllere girmiş ki, artık partiler üstü olmuş ki MHP olsun, AK Parti olsun ayrım olmaksızın teklifimiz herkesin oy birliğiyle kabul gördü. Okan Çağan gerçekten de güzel bir insan onun için hatıralarını beraber yaşatacağız. Onun ailesi bize emanet. Buradan tüm Keçiören’e söz veriyorum Okan ağabeyimizin emanetine de sahip çıkacağız, adını ve yaptığı icraatları yaşatacağız. Ne yapmaya çalıştığını da anlatacak ve bağrımıza basacağız." "Bir vefa ve hemşehrilik örneğini gösterdiniz" Açılışa katılan Sosyal Demokrat Halk Partisi Genel Başkanı Murat Karayalçın ise Keçiören’de büyük bir vefa örneği sergilendiğini vurgulayarak, "Okan Çağan’ı kaybetmiş olmamız nedeniyle çok derin bir üzüntü ve hüzün içindeyim. Ama aynı zamanda bugün burada böyle bir düzenlemenin yapılmış olması nedeniyle sevgili Okan Çağan’ın adına bir parkın Keçiörenlilere ve Ankaralılara kazandırılacak olması nedeniyle memnuniyet içindeyim. Sevgili Başkanım çok teşekkür ediyorum. Okan’ın adını yaşatıyorsunuz, yaşatacaksınız. Bir vefa ve hemşehrilik örneğini gösterdiniz" dedi. Okan Çağan’ın kardeşi Oktay Çağan ise duygularını şu sözlerle ifade etti: "Acımızı yaşadığımız ilk günden beri bizimle beraber oldunuz. Bize büyük destek verdiniz, büyük emek verdiniz. Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Sizlerle beraber bu yolu yürümek bizim acımızı ciddi şekilde azalttı. Ağabeyim çok güzel dostluklar edinmiş, çok güzel insanlar biriktirmiş, çok güzel ilişkiler yaşamış. Bu bizi inanılmaz mutlu ediyor ve gururlandırıyor. Bu parkın yapımında, açılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Bu güzel fikri düşünen, bunun için çaba gösteren tüm dostlara ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Sizinle beraber olmak bizim acımızı hafifletiyor." Okan Çağan’ın adı Keçiören’de ölümsüzleşti Esertepe Mahallesi’nde hizmete açılan Okan Çağan Parkı, yeşil alanları ve dinlenme bölümleriyle bölge sakinlerine nefes aldırırken, Keçiören Belediyesi’nin vefa anlayışının da somut bir örneği oldu. Park, merhum Okan Çağan’ın anısını yaşatmaya devam edecek. Okan Çağan kimdir 1968 Şereflikoçhisar doğumlu olan Okan Çağan, uzun yıllar Türk siyasetine gönül vermiş; 2019-2025 yılları arasında Keçiören Belediyesi Meclis Üyesi olarak görev yapmıştı. Aynı zamanda Şereflikoçhisar Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanlığı ile Büyük Damlacıklılar Köyü Dernek Başkanlığı görevlerini de yürüten Çağan, yaşamı boyunca memleket sevdalısı kimliğiyle halkın yanında olmayı ilke edinmişti. Okan Çağan, trafik kazası sonucu 27 Eylül’de hayatını kaybetti.
Kilis’te kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 12:54 Kilis’te kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor Kilis’te kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zahter, kentin yöresel lezzetleri arasında öne çıkıyor. Zahter ve zeytinyağıyla yapılan kahvaltıların yanı sıra sabah saatlerinde tüketilen ciğer de Kilis kahvaltısında dikkat çeken lezzetler arasında yer alıyor. Kilis’te yöresel mutfağın önemli lezzetlerinden biri olan zahter, kentin tarihi mekanlarında kurulan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olarak öne çıkıyor. Kilis’te yöresel kahvaltının sunulduğu mekanlardan biri geçmişte roketlerin düştüğü tarihi yapıda hizmet verirken, bir diğer işletme ise Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait eski bir hamamın restorana dönüştürülmesiyle misafirlerini ağırlıyor. Kilis Cumhuriyet Caddesi’nde restoran işletmeciliği yapan Erdoğan Aktaş, yaklaşık 10 çeşit içerikten oluşan Kilis zahterinin kahvaltı sofralarının baş tacı olduğunu söyledi. Aktaş, zahterin içerisinde leblebi nohudu ve susam gibi ürünlerin bulunduğunu belirterek, yöresel peynirli semirsek, lor semirsek ve Kilis kahkelerinin de kahvaltıda öne çıktığını ifade etti. Yaklaşık 17 yıldır tarihi bir mekânda Kilis halkına hizmet verdiklerini söyleyen Aktaş, "Kilis kahvaltısını özetlemekten ziyade yaşamak lazım. Sıcak pidenin tadına bakman, zeytinyağına zahteri banman lazım" dedi. Müşterilerden Habib Polat ise Kilis’e özgü zahterin önemine dikkat çekerek, "Biz kahvaltıya zahter ve zeytinyağıyla başlarız. Kilis zahteri bizim için çok değerlidir" ifadelerini kullandı. Meşetlik Mahallesi Meşetlik Meydanı’nda bulunan ve eski bir hamamın restorana dönüştürüldüğünü belirten işletmeci Mehmet Ali Alisinanoğlu da Kilis kahvaltısının zenginliğine vurgu yaptı. Alisinanoğlu, "Zahterimizi zeytinyağı ve taş fırında pişen sıcak ekmekle sunuyoruz. Kilis yeşil ve siyah zeytini, ardından tatlı olarak gün pekmezi ve tayin kürek pekmeziyle kahvaltımızı tamamlıyoruz. Ayrıca Kilis’te sabah kahvaltısında ciğer tüketimi de yaygındır. İşe gitmeden önce arkadaşlarla buluşup ciğer yemek artık gelenek haline geldi" şeklinde konuştu. Yaklaşık 10 yıldır Kilis’te yaşadığını belirten müşterilerden Mehmet Karaoğlan, "Kilis’te kahvaltıya zahterle başlanır. Kahvaltı menüsü oldukça geniş. Adanalıyım ama Kilis’in kahvaltı sofraları da en az Adana kadar meşhur" dedi. Adana’dan gelen zahterin kahvaltıdaki önemini duyduklarını belirten Nuri Çetin ise, "Eski hamamdan restorana çevrilen bu mekânda tatmak istedik. Yaklaşık iki buçuk aydır hafta sonları gelmeye çalışıyoruz. Herkese tavsiye ederim" diye konuştu.
Kilis’te sabah kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 12:51 Kilis’te sabah kahvaltı zahter ve zeytinyağıyla başlıyor Kilis’te kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zahter, kentin yöresel lezzetleri arasında öne çıkıyor. Zahter ve zeytinyağıyla yapılan kahvaltıların yanı sıra sabah saatlerinde tüketilen ciğer de Kilis kahvaltısında dikkat çeken lezzetler arasında yer alıyor. Kilis’te yöresel mutfağın önemli lezzetlerinden biri olan zahter, kentin tarihi mekanlarında kurulan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olarak öne çıkıyor. Kilis’te yöresel kahvaltının sunulduğu mekanlardan biri geçmişte roketlerin düştüğü tarihi yapıda hizmet verirken, bir diğer işletme ise Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait eski bir hamamın restorana dönüştürülmesiyle misafirlerini ağırlıyor. Kilis Cumhuriyet Caddesi’nde restoran işletmeciliği yapan Erdoğan Aktaş, yaklaşık 10 çeşit içerikten oluşan Kilis zahterinin kahvaltı sofralarının baş tacı olduğunu söyledi. Aktaş, zahterin içerisinde leblebi nohudu ve susam gibi ürünlerin bulunduğunu belirterek, yöresel peynirli semirsek, lor semirsek ve Kilis kahkelerinin de kahvaltıda öne çıktığını ifade etti. Yaklaşık 17 yıldır tarihi bir mekânda Kilis halkına hizmet verdiklerini söyleyen Aktaş, "Kilis kahvaltısını özetlemekten ziyade yaşamak lazım. Sıcak pidenin tadına bakman, zeytinyağına zahteri banman lazım" dedi. Müşterilerden Habib Polat ise Kilis’e özgü zahterin önemine dikkat çekerek, "Biz kahvaltıya zahter ve zeytinyağıyla başlarız. Kilis zahteri bizim için çok değerlidir" ifadelerini kullandı. Meşetlik Mahallesi Meşetlik Meydanı’nda bulunan ve eski bir hamamın restorana dönüştürüldüğünü belirten işletmeci Mehmet Ali Alisinanoğlu da Kilis kahvaltısının zenginliğine vurgu yaptı. Alisinanoğlu, "Zahterimizi zeytinyağı ve taş fırında pişen sıcak ekmekle sunuyoruz. Kilis yeşil ve siyah zeytini, ardından tatlı olarak gün pekmezi ve tayin kürek pekmeziyle kahvaltımızı tamamlıyoruz. Ayrıca Kilis’te sabah kahvaltısında ciğer tüketimi de yaygındır. İşe gitmeden önce arkadaşlarla buluşup ciğer yemek artık gelenek haline geldi" şeklinde konuştu. Yaklaşık 10 yıldır Kilis’te yaşadığını belirten, Müşterilerden Mehmet Karaoğlan "Kilis’te kahvaltıya zahterle başlanır. Kahvaltı menüsü oldukça geniş. Adanalıyım ama Kilis’in kahvaltı sofraları da en az Adana kadar meşhur" dedi. Adana’dan gelen zahterin kahvaltıdaki önemini duyduklarını belirten Nuri Çetin , "Eski hamamdan restorana çevrilen bu mekânda tatmak istedik. Yaklaşık iki buçuk aydır hafta sonları gelmeye çalışıyoruz. Herkese tavsiye ederim" diye konuştu.
Anadolu’da 4 bin 500 yıl önce meyveler kurutularak yenmiş
14 Aralık 2025 Pazar - 12:40 Anadolu’da 4 bin 500 yıl önce meyveler kurutularak yenmiş Kayseri tarihini 6 bin yıl öncesine dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ’Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde yapılan kazılarda elma, üzüm gibi meyveler kurutulmuş halde bulundu. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; kazılarda kızılcık kurutmasına da rastlanıldığını ve şimdiye kadar bunun Anadolu’da görülmediğini söyledi. Kayseri-Sivas kara yolu üzerinde bulunan ve 77 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en uzun arkeolojik kazılarından olan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ediyor. 1948 yılında başlayan ve aralıksız devam eden kazılarda kurutulmuş meyveler de bulundu. Bulunan meyvelerin Anadolu botaniğine katkı sunacağını ifade eden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, "Günümüzden 4 bin 500 yıl öncesindeki alanlarda yaptığımız çalışmalarda, kutsal oda olabilecek bir mekân araştırdık. Bu odanın içinde önceki sezonlarda çok sayıda tanrı, tanrıça tasvirlerini taşıyan figürler bulmuştuk. İkinci odada da aynı şekilde çok sayıda figürler gelmeye başladı. Bunların yanında büyük ihtimalle hasır sepetlere konulmuş ya da bez torbalar içinde çok sayıda kurutulmuş meyve de bulduk. Kurutulmuş meyveler arasında net olarak söyleyebileceklerimiz; küçük elma, üzüm ve kızılcık meyvelerinin kurutulmuş bir biçimde bulduk. Bunların günlük hayatta kullanılmış olmasını beklersiniz ama bu meyveler muhtemelen törenler sırasında tüketilen meyve kurularıydı. Üstelik meyve kurusu Kayseri’de hala popülerdir. Bütün dönemlerde elma, üzüm kurutulur. Kızılcık kurutmasına Anadolu’da çok rastlamak mümkün değil, hatta şimdiye kadar yoktu. Bunları bizim paleobotanik ekibimiz kimliklendirdi, ne tür cins olduğunu onlar söyledi. Bence Anadolu’nun botaniğine ve meyve türlerine bir katkı yapacağını düşünüyorum" dedi.
Sancaktepe’de âşıklar geleneği geleceğe taşındı
14 Aralık 2025 Pazar - 12:18 Sancaktepe’de âşıklar geleneği geleceğe taşındı Sancaktepe Belediyesi, Anadolu’nun köklü kültürel miraslarından biri olan âşıklık geleneğini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Âşıklar Şöleni düzenledi. Değişen toplumsal ve kültürel yapıya rağmen yüzyıllardır varlığını sürdüren âşıklık geleneği, Sancaktepe’de düzenlenen özel bir programla yeniden hayat buldu. Alanında usta âşıkların sahne aldığı şölen, katılımcılara hem duygu dolu hem de keyifli anlar yaşattı. Usta âşıklar aynı sahnede buluştu Sancaktepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen âşıklar şölenine Belediye Başkanı Alper Yeğin de katıldı. Programda sahne alan âşıklar; Anadolu insanının sevinçlerini, acılarını, umutlarını ve toplumsal sorunlarını sazları ve sözleriyle dile getirdi. Geleneksel deyişler ve karşılıklı atışmalar, izleyicilerden büyük alkış aldı. Kültürel miras yaşatılıyor Âşıklık geleneğinin yalnızca bir müzik türü değil, aynı zamanda sözlü tarih ve halk bilinci açısından önemli bir kültürel değer olduğuna dikkat çekilen etkinlikte, bu geleneğin korunması ve genç kuşaklara aktarılmasının önemi vurgulandı. Şölen, farklı yaş gruplarından katılımcıları bir araya getirerek kültürel paylaşımın güçlenmesine katkı sundu. Sancaktepe Belediyesi’nin kültürel mirasa sahip çıkan yaklaşımıyla hayata geçirilen âşıklar şöleni, Anadolu’nun kadim değerlerini yaşatmaya yönelik önemli bir adım olarak hafızalarda yer etti. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin şölende yaptığı konuşmada Sancaktepe’de aşıklar şöleninin bir gelenek haline geldiğini ve bu geleneğini her yıl sürdüreceklerini belirterek, "İlçemizde bir gelenek haline gelen ve Anadolu âşıklık geleneğinin usta isimlerinin bir araya geldiği âşıklar şöleni programında kültürümüzü yaşatan, geleneğimizi yarınlara taşıyan tüm âşıklarımıza, katılımcılarımız ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum."
Kahramanmaraş’ta bakır ustalarının çekiç sesleri asırlık çarşıda hâlâ yankılanıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 09:25 Kahramanmaraş’ta bakır ustalarının çekiç sesleri asırlık çarşıda hâlâ yankılanıyor Kahramanmaraş’ta Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda asırlardır süren zanaat kültürü, azalan usta sayısına rağmen yaşamaya devam ediyor. Şehrin simgelerinden olan çekiç sesleri, son yıllarda eski yoğunluğunu kaybetse de hâlâ sokaklarda yankılanıyor. Kazandan tava ve süs eşyalarına kadar onlarca çeşit bakır ürünün el işçiliğiyle üretildiği çarşıda, ustalar geleneksel mesleği ayakta tutmak için mücadele veriyor. Dulkadiroğlu ilçesindeki Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda bakırcılık geleneği yüzyıllardır yaşatılmaya devam ediyor. Son yıllarda usta sayısında azalma olsa da çekiç sesleri hâlâ çarşının sokaklarında yankılanıyor. Kazan, tencere, bakraç ve onlarca çeşit bakır ürün, ustaların elinde şekil alarak Türkiye’nin birçok şehrine gönderiliyor. Şehrin en eski zanaat alanlarından biri olan bakırcılık, çarşıdaki atölyeler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini görüyor. Ham halde gelen bakır ve alüminyum levhalar, ustaların el işçiliğiyle işlenerek kullanıma hazır hâle getiriliyor. Çarşı esnafı, bakırcılık mesleğinin özellikle gençler tarafından tercih edilmediğini belirtirken, en büyük sıkıntının yetişecek eleman bulamamak olduğunu ifade ediyor. Sokaklarında asırlık zanaatin yaşatıldığı Bakırcılar Çarşısı’nda 30 yıldır çalışan usta Mustafa Gümüşkaşık, üretim sürecine ve mesleğin zorluğuna ilişkin şunları söyledi: "Burada kendi imalatımız olan alüminyum kazan ve bakraç üzerine çalışıyoruz. Otuz yıldan beri bu işi yapıyorum, gücümüzün yettiği yere kadar da devam edeceğiz. Kırsal kesimdeki köylü insanlarımızdan şehir dışındaki vatandaşlara kadar her tarafa gönderiyoruz. Kazanların ebatları değişiyor; büyüğü küçüğü var. En büyük olanı 110 santimetre. Kaç tane yaptığımı da sayamadım, binlerce diyebilirim. Malzeme bize ham hâlde geliyor. Birleşmesi, zıvanası derken aşaması çok. Akşama kadar çekiş alıyoruz burada. Çalışmadığımız zaman daha çok yoruluyoruz çünkü vücut istiyor. Alüminyumun kilosunu burada 350-400 lira civarında alıyoruz. Genelde Elazığ ve Adıyaman tarafından da isteyen çok. Ama eleman yok. En büyük sıkıntımız bu. Şu anda bütün meslek dallarında sıkıntı var. Gençler çalışmayı sevmiyor, sadece bu işte değil, tüm işlerde durum aynı." Esnaf İrfan Yorulmaz ise, "50 yıldır bu mesleği yapıyoruz. Genellikle el emeği ürünler, güğümler, cezveler ve benzeri eşyalar yapıyoruz" dedi.
’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli büyük ilgi görüyor
14 Aralık 2025 Pazar - 09:05 ’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli büyük ilgi görüyor Muğla Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Birimi tarafından hazırlanan ’Muğla’nın Değerleri’ adlı kısa metrajlı belgesel dizisi, Valiliğin sosyal medya hesaplarında yayınlanmaya başlamasının ardından büyük ilgi gördü. Kısa sürede binlerce izlenmeye ulaşan yapım, hem görsel hem de sözlü içerikleriyle Muğla’nın zengin kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Belgesel dizisi, Muğla’nın unutulmaya yüz tutmuş mesleklerini, Muğla ekonomisine katkı sunanları, geleneksel yaşam biçimlerini ve yerel değerlerini kayıt altına alarak kentin tarihine önemli bir not düşüyor. Her bölümde yeni yüzler ile yaşamları, meslekleri, mesleki hatıraları ile ekonomiye sundukları katkı ele alınıyor. Vatandaşlardan gelen yoğun talep üzerine Muğla Valiliği, yeni bölümler çekmeye devam ediyor. Her bölümde farklı yüzler, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler ve kültürel zenginlikler izleyicilerle buluşuyor. Muğla Valiliği sosyal medya hesaplarından aralıklarla yayımlanan ’Muğla’nın Değerleri’ belgeseli, ilk bölümünden bu yana pek çok değeri ve onlara ait hatıraları paylaşarak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Belgesel dizisinin önümüzdeki dönemde de Muğla’nın tarihi, kültürel ve ekonomik kimliğine katkı sunan yeni yüzleri tanıtma misyonunu sürdüreceği ifade edildi. Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Muğla’nın bir turizm kenti olmasının yanında bir kültür kenti olduğunu, yaşayan çok sayıda değerlerin bulunduğunu, Muğla Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü birimi tarafından tarihe not düşülmesi anlamında her hafta kısa metrajlı belgesellerin hazırlandığını açıkladı. Vali Akbıyık, bu belgesellerin bundan sonra da devam etmesi için destek verdiğini belirterek, "Bizim tarihimizden kaynaklanan, kültürümüzden kaynaklanan çok değerli vatandaşlarımız var, sanatkârlarımız, zanaatlarımız var, geleneklerimiz, göreneklerimiz var, tarihi çınarlarımız var. Bunların da topluma tanıtılması, bizim Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğümüz, sosyal medya ile uğraşan arkadaşlarımız çok güzel Muğla belgeselleri yapıyorlar ve ciddi destek ve ilgi görüyor Muğla’da. Ve en çok izlenme ve beğeni alan paylaşımlarımız Muğla’nın Değerleri. Birçok bölüm yapıldı. Özellikle de toplumun kabul gördüğü bazıları kaybolmaya yüz tutmuş sanatlarımız gibi bölümler hazırladılar. Bundan sonra bu devam edecek. Biz Muğla’mızı her yönüyle tanıtmaya çalışıyoruz. Bu değerlerimiz de hem bunların yaşatılması, tarihi bir not düşülmesi anlamında önemli, hem de devamı anlamında önemli. Bir bakır işçiliğinden tutup Helvacı Amca’ya kadar birçok değerlerimiz var. Önceki bölümde Milas Çomakdağ’ında, yine Milas’ta başka bir mahallemizde, zurna-davul ile ilgili bir belgesel yapıldı. Gerçekten çok beğeni topluyor ve bize en çok da bunların devam etmesi yönünde talep geliyor. Biz de bunu 13 ilçemiz ile Muğla’mız yeryüzü cenneti her şeyiyle, insanıyla, sanatıyla, doğasıyla, tarımıyla, ormanıyla bunları yaşatmak, hem turizm anlamında hem de bunların tarihi bir not düşülmesi anlamında topluma tanıtmak için bu belgeselleri yapıyoruz. Yapan arkadaşlar çok başarılı. Hepsine teşekkür ediyorum" dedi.
Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri Arnavutköy’de coşkuyla başladı
13 Aralık 2025 Cumartesi - 23:25 Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri Arnavutköy’de coşkuyla başladı Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya’nın köklü kültürü, yöresel lezzetleri ve sahne programlarıyla üç gün sürecek Memleket Günleri Arnavutköy Şehir Parkı’nda yoğun katılımla başladı. Arnavutköy Belediyesi tarafından düzenlenen Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri, Arnavutköy Şehir Parkı’nda kapılarını açtı. Açılış programına Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, sivil toplum kuruluşları ve dernek başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Yöresel tatlar, el sanatları ve kültürel zenginlikler bir arada Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya’nın kadim kültürünü Arnavutköy’e taşıyan etkinlik alanında, yöresel ürün stantları, el sanatları sergileri ve kültürel sunumlarla dolu dolu bir atmosfer oluşturuldu. Adıyaman’ın çiğ köftesi ve yöresel lezzetleri, Kahramanmaraş’ın dünyaca ünlü dondurması ve mutfağı, Malatya’nın kayısısı ve geleneksel ürünleri kurulan stantlarda ziyaretçilerle buluştu. Vatandaşlar, üç gün boyunca üç şehrin mutfak kültürünü yakından tanıma ve yöresel ürünleri inceleme imkanı buldu. Başkan Candaroğlu: "Birlik, emek ve kardeşlik Arnavutköy’ün ortak değeridir" Açılışta konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ın Anadolu’nun dayanışma geleneğini en güçlü şekilde temsil eden şehirler olduğunu vurguladı. Üç memleketin ortak paydasının birlik, emek ve kardeşlik olduğuna dikkat çeken Candaroğlu, Memleket Günleri ile bu güçlü kültürel mirasın Arnavutköy’de yeniden hayat bulduğunu ifade etti. Arnavutköy’ün Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanları aynı mahallede, aynı sofrada buluşturan bir ilçe olduğunu belirten Candaroğlu, "Burada hangi memleketten geldiğimizin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan birlikte yaşamanın, paylaşmanın ve kardeşliğin değerini bilmektir. Hamdolsun bu kardeşlik kültürünün izlerini ilçemizin 38 mahallesinin tamamında görmek mümkündür" dedi. Memleket Günleri’nin bu dayanışma ruhunun en güzel örneklerinden biri olduğunu dile getiren Candaroğlu, farklı kültürlerin Arnavutköy’ün zenginliği olduğunu vurgulayarak, "Yemeklerimiz, geleneklerimiz farklı olabilir ama paylaşıldığında hissettirdiği duygu aynıdır. Bu duygu kardeşliktir, dayanışmadır, muhabbettir" ifadelerini kullandı. Latif Doğan’dan coşkulu açılış konseri Memleket Günleri’nin ilk gününde sevilen sanatçı Latif Doğan sahne aldı. Alanı dolduran vatandaşlar, Latif Doğan’ın seslendirdiği türküler ve sevilen eserler eşliğinde unutulmaz bir akşam yaşadı. Konser, açılış coşkusunu zirveye taşıdı. Etkinliklerin ikinci gününde sevilen sanatçı Kıraç, Arnavutköy Şehir Parkı’nda sahne aldı. Kıraç’ın seslendirdiği sevilen şarkılar ve güçlü sahne performansı, alanı dolduran binlerce vatandaşa müzik dolu bir gece yaşattı. Konser boyunca hep bir ağızdan söylenen şarkılar, Memleket Günleri’nin kardeşlik ve birlik atmosferini daha da pekiştirdi. Adıyaman, Kahramanmaraş ve Malatya Memleket Günleri, pazar akşamına kadar Arnavutköy Şehir Parkı’nda yöresel lezzetler, kültürel etkinlikler ve sahne programlarıyla devam edecek. Organizasyon, İstanbul’un dört bir yanından gelen ziyaretçileri kardeşlik ve dayanışma atmosferinde bir araya getirmeyi sürdürecek.
Bakan Ersoy: "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak"
13 Aralık 2025 Cumartesi - 16:34 Bakan Ersoy: "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak. Bu, dilimizin bin yıllık yolculuğunun en güzel tescilidir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, UNESCO’nun 3 Kasım tarihinde aldığı kararla 15 Aralık’ın resmen ‘Dünya Türk Dili Ailesi Günü’ olarak ilan edilmesini değerlendirdi. Bakan Ersoy yaptığı açıklamada, "UNESCO’nun bu tarihi kararı, Türk dilinin köklü geçmişinin ve zengin mirasının uluslararası alanda tescillenmesi anlamına geliyor. Bu karar, sadece Türkiye için değil, tüm Türk dünyası için gurur verici bir başarıdır" diye konuştu. 15 Aralık tarihinin seçiminin ayrı bir anlam taşıdığına dikkati çeken Bakan Ersoy, "1893 yılında Danimarkalı bilim insanı Vilhelm Thomsen’in Orhun Yazıtlarını çözerek Türk dilinin köklü tarihini bilim dünyasına kanıtladığı gün olan 15 Aralık, artık dünya takviminde Türk dili için özel bir yer alacak. Bu, dilimizin bin yıllık yolculuğunun en güzel tescilidir" ifadelerini kullandı. "Bu başarı, Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin somut göstergesidir" Kararın Türkiye Cumhuriyeti ve Türk devletlerinin ortak çalışmasıyla hayata geçtiğini vurgulayan Ersoy, "Bu başarı, Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin somut göstergesidir. UNESCO ailesine bu vizyoner kararları için teşekkür ediyor, ortak hazırlık sürecinde emeği geçen tüm Türk devletlerinin temsilcilerini yürekten kutluyorum" açıklamasında bulundu. Bakan Ersoy, kararın Semerkant’ta ilan edilmesinin de ayrı bir önem taşıdığını belirterek, "UNESCO’nun bu kararını Türk kültürünün kadim merkezlerinden Semerkant’ta duyurması, kültürel kökenlerimizle kurduğumuz güçlü bağı bir kez daha gözler önüne seriyor" değerlendirmesinde bulundu. "Dilimiz, kültürümüzün en değerli hazinesidir" Ersoy, UNESCO’ya teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: "Bu karar, Türk dilinin korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusundaki çabalarımızı küresel ölçekte destekliyor. Dilimiz, kültürümüzün en değerli hazinesidir. Bu tarihi karara vesile olan herkese ve UNESCO’ya şükranlarımı sunuyorum. 15 Aralık artık tüm Türk dünyasının kutlayacağı, dil bilincinin güçleneceği özel bir gün olacak."