KÜLTÜR SANAT
Bakan Ersoy açıkladı: "Ayasofya’da süreç devam ediyor, Sultanahmet’te çalışmalar tamamlandı" 27 Şubat 2026 Cuma - 13:31:20 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon sürecinin bilim kurulları denetiminde, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü belirterek, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki çok katmanlı restorasyonun ise planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı. Öte yandan Ayasofya Kebir Camii’nin altında 1600 yıllık 7 adet tünelin ortaya çıkarıldığı öğrenildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon çalışmaları ilgili basın açıklaması yaptı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde düzenlenen açıklamada Bakan Ersoy’a İstanbul Valisi Davut Gül, Ayasofya Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ahmet Güleç, Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten eşlik etti. "Kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık" Restorasyon sürecinde 11 bin metrekare iskele kurulumu yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya’nın kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık. Minare altındaki galeri giriş bölgesinde ise çelik platform sistemi oluşturduk. Yaptığımız araştırma raspaları ve malzeme analizleri sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvalar tespit ettik. Yaklaşık 2 bin 800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Halihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz" dedi. "Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık" Restorasyonda aslına uygun malzemelerin kullanıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Merkez laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de bilim heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık. Elbette yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirdik. 5 bin 200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı" şeklinde konuştu. Bakan Ersoy, çalışmalar hakkında bilgi verdi Konuşmasına devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Minareler ve kubbe üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Statik analizlerimiz doğrultusunda kuzeydoğu minaresinde, şerefe altında belli bir seviyeye kadar kontrollü söküm gerçekleştirdik. Sökülen taşları tek tek belgeledik ve kullanılabilir olanları özgün yöntemlerle onarıp yine kendi yerlerinde kullandık. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerini de tamamladık. Şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarını yaptık. Yine bakır alem onarımı ve altın varak kaplama işlerini tamamladık. Yüzey temizliğini de gerçekleştirdik. Şu anda külah kaplama ve kurşun işlerine devam ediyoruz. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarını da eş zamanlı şekilde gerçekleştirdik. Burada da çimento esaslı uygunsuz müdahaleleri temizleyip, taş onarımlarını yaptık. Derz ve kozmetik onarım çalışmalarına devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri" Cami içinde kurulan 43 buçuk metre yüksekliğindeki iskelenin kurulumu için gerekli testlerin yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri. Buradaki çalışmalarda da her adımı bu bilinçle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırırken, iç mekandaki mozaiklerin ve yapının hava şartlarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projelerini hazırlattık ve onayını aldık. İç mekanda da çelik platform kurulumunu tamamladık. Tabi bir kez daha altını özellikle çiziyorum; 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirdik. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçtik. Hiçbir işi bilimsel tetkikleri gerçekleştirmeden ve çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz" ifadelerini kullandı. Restorasyon çalışmalarında yer altı tünelleri ortaya çıktı Restorasyon esnasında ortaya çıkan yer altı tünellerindeki çalışmalara ilişkin de konuşan Bakan Ersoy, "Ayasofya Camii’nin yer altı tünelleri ve hipoje yani yer altı mezar yapısı da çok konuşuldu. Dolayısıyla bu alanlarda yaptığımız etüt ve temizlik çalışmalarına da değinmek isterim. Zira spekülasyonlara meydan vermemek için halkımızın ve ilgi duyan herkesin doğru şekilde bilgilendirilmesini çok önemli buluyorum. Halihazırda batı bahçe ve kuzey cephe vezir bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Batı bahçede mekan 1, mekan 2 ve mekan 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdik. Mekan 1’de, 31 Ocak-10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2’de ise 12 Mart 2025’te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla mekan 3’te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz" diye konuştu. "Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik" Tünellerden toprak dolgunun çıkarıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Üç farklı mekandaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe’de sürdürülen çalışmalarla bu mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir bahçede yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. "Sultanahmet Camisi’nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik" Sultanahmet Camii’ndeki restorasyon çalışmalarının sonlandırıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya gibi yine İstanbul’un ve tarihimizin göz bebeği olan Sultanahmet Camisi’nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Fiilen 2018 yılında başlattığımız restorasyon ve konservasyon çalışmalarının öncesine baktığımızda, ya deprem afetleri ardından yapılmış olan acil müdahaleleri ya da bütçe kapasitelerine bağlı olarak kısmi alanları kapsayan uygulamaları görüyoruz. Biz ise bu kutlu mabedi ibadete ve ziyarete kapatmadan, ifade ettiğim gibi en kapsamlı çalışmaları gerçekleştirdik" dedi. "Bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk" Sultanahmet Camii’ndeki restorasyonda bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurulduğunu söyleyen Bakan Ersoy, "Caminin harim kısmında, yaklaşık bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk. Bu şekilde ana kubbe kotuna ulaştık. 6 minarenin yapısal onarımlarını gerçekleştirdik; külah ve korkuluklara da gerekli müdahaleleri detaylı şekilde yaptık. Caminin üstünü örten, yaklaşık 400 ton kurşun kaplama ile kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minare gibi elemanlarda bulunan tüm âlemlerin altın kaplamalarını yeniledik. Dış ve iç cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ve sağlamlaştırma çalışmaları yaptık" şeklinde konuştu. Bakan Ersoy konuşmasının ardından bilim kurulu üyelerinden restorasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı. Bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Güleç, "Çeşitli yöntemler tartışıldı, son olarak bu yönteme karar verildi. Çünkü, hem üst örtünün korunması hem de üst örtünün kurşunu açıldıktan sonra altında temizlikler yapılacak. Bir takım statik sağlamlaştırmalar yapılacak. Bu sağlamlaştırmaları yaparken içteki mozaiklerimize herhangi bir hasar gelmemesi ya da herhangi bir şey olduğu anda müdahale edilmesi için içeriye platform kurulması elzem oldu" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Ayasofya Kebir Camii’nin altında ortaya çıkan 7 adet tünelin son hallerinin resmedildiği görselleri Bakan Ersoy ve basın mensuplarına tanıttı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, tünellerin 1600 yıllık tarihe sahip olduğunu söyledi.
27 Şubat 2026 Cuma - 13:14 "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabıyla yeni nesilleri ayetlerle tanıştırıyor Cemile Şık’ın kaleme aldığı ve resimlerini çizdiği "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabı, Kur’an-ı Kerim’den seçilen 50 ayeti çocukların ilgisini çekecek bir dille okuyucularıyla buluşturdu. Yazar, 13 önce kurduğu hayali bin 68 saatlik resim çizimi çalışmasıyla tamamladı. "Ayetlerle Büyüyen Çocuk" kitabının yazarı ve illüstratörü Cemile Şık, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı çocuklara yönelik ayet anlatım kitabını okuyucularla buluşturdu. Yalova Üniversitesi İslami İlimler mezunu olan ve halen İstanbul Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Şık, projenin yaklaşık 13 yıl önce ortaya çıktığını söyledi. Şık, kitabın ortaya çıkış sürecini şöyle anlattı: "Bu kitap fikri yaklaşık 13 yıl kadar önce aklıma gelmişti. O dönem okuduğum bir tefsir kitabından çok etkilenmiştim. Fakat çocuklar için yeterli değildi. Daha iyisini yapabiliriz diye düşünüyordum. Sonrasında bu konuyla ilgili çok araştırma yaptım. Hatta pek çok yayıncıya bunu nasıl yapabiliriz diye tekliflerde bulundum. Fakat yapamadık, bir şekilde olamayacağını söylemişlerdi." Yurt dışı gezisinde gördüğü çocuk kitaplarının projeyi yeniden gündeme getirdiğini ifade eden Şık, Türkiye’ye döndükten sonra yayıncı firma ile iletişime geçtiğini belirtti. Kitap hazırlık sürecinin ilk olarak içerikteki resimlerin tasarlanmasıyla başladığını belirten Şık, daha sonra ise yazıların hazırlandığını kaydetti. Amaç: "Çocukların Allah’ın kelamıyla çocuk diliyle tanışması" Şık, çalışmanın temel amacının çocukların Allah’ın kelamıyla yetişkin dili yerine çocuk diliyle karşılaşmasını sağlamak olduğunu vurgulayarak "Şu anda var olan tefsirler sadece yetişkinlere yönelik. Hem çok kapsamlı hem de dili çok ağır. Meallerde de anlamlar sıkıştırılmış ve çocukların anlayabileceği şekilde değil. Çocukların Allah’ın kelamını en doğru, en basit, anlamdan sapmadan en sade şekilde anlatmanın yolunu bulmaya çalıştık" ifadelerini kullandı. "Klasik tefsir anlayışından farklı" Kitabın kapsamını belirlerken zorlandıklarını ifade eden Şık, başlangıçta tüm sureleri ele almayı düşündüklerini ancak bunun çocuklar için uygun olmadığını fark ettiklerini kaydetti. Eserin bir hikaye ya da ilmihal olmadığını belirten Şık, "Tefsir kitabı ama klasik bir tefsir kitabı da değil. Kur’an’ın ana mesajı korunuyor fakat çocuğun anlayabileceği şekilde hazırlanmış bir kitap" dedi. Kitabın en zorlayıcı sürecinin resimleme aşaması olduğunu belirten Şık, geleneksel İslam sanatlarını çocuklara ulaştırmayı hedeflediğini kaydederek, "Hat, minyatür, ebru gibi sanatlar çok güzel fakat genelde müzelerde ve camilerde karşımıza çıkıyor. Bu kitapla çocukların anlayabileceği ve sevebileceği bir forma dönüştürmek istedim" dedi. Şık, kitaptaki 50 resmin yer alacağı serginin 12 Mart’ta İstanbul’da Hünkar Kasrı’nda düzenleneceğini söyledi.
Yıldız Holding’in geleneksel Ramazan ayı sergisi bu yıl "Sabrın Nakşı" ile kapılarını açtı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 23:05 Yıldız Holding’in geleneksel Ramazan ayı sergisi bu yıl "Sabrın Nakşı" ile kapılarını açtı Her yıl Ramazan ayına özel sergi düzenleyen Yıldız Holding, bu sene Ramazan ayını Türk-İslâm sanatının en güzel örnekleriyle karşılama geleneğini "Sabrın Nakşı" sergisiyle karşıladı. Yıldız Holding, "Mutlu Et Mutlu Ol" anlayışı ve sanatı toplumla buluşturma hedefi doğrultusunda, her yıl Ramazan ayında geleneksel olarak düzenlediği sergilerini sürdürüyor. Çamlıca Kampüsü’ndeki serginin açılışı Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü’nün ev sahipliğinde yapıldı. "Sabrın Nakşı" sergisi, 19 Mart 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek. Bu yıl "sabır" temasından ilham alan ve Yıldız Holding’in Çamlıca Kampüsü’nde kapılarını açan "Sabrın Nakşı" sergisi, tezhip, kalemişi ve katı‘ sanatlarının üretim süreçlerindeki emeği, ince işçiliği ve manevi derinliği öne sürüyor. Sergide, ‘katı‘ sanatçısı Dürdane Ünver, tezhip sanatçısı Mamure Öz, mimar-nakkaş Mehmet Semih İrteş, ‘katı‘ sanatçısı Safiye Morçay ile tezhip ve kalemişi sanatçısı Sevgi İrteş’in farklı teknik ve üsluplarla üretilmiş 52 eseri yer alıyor. Küratörlüğünü Yıldız Holding Sanat Danışmanı Esra Göncüoğlu’nun üstlendiği "Sabrın Nakşı" sergisinde, tezhip, katı‘ ve kalemişi teknikleriyle bezenmiş hilye-i şerifler, âyet-i kerîmeler, dualar, şiir levhaları ve katı’nın minyatürle bir araya geldiği özgün kompozisyonlar ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. "Ramazanın manevi atmosferini sanat aracılığıyla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz" Sergide Ramazan ayının manevi iklimini sanat aracılığıyla paylaşmanın, Yıldız Holding için kıymetli olduğunu vurgulayan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Tütüncü, "Yıldız Holding olarak faaliyet gösterdiğimiz her alanda ekonomik ve sosyal gelişmeyi bir bütün olarak ele alıyor, kalıcı kültürel ve manevi izler bırakmayı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. ‘Mutlu Et Mutlu Ol’ anlayışımızdan hareketle koleksiyonumuzdaki eserleri yıl boyunca Çamlıca kampüsümüzdeki kalıcı sergilerimizde ziyarete açıyor, Türkiye’nin dört bir yanında sergiler düzenliyor, sanatı toplumla buluşturma gayemizle sanatı ve sanatçılarımızı farklı vesilelerle desteklemeyi sürdürüyoruz. Birlik ve beraberlik ruhunu derinden hissettiğimiz Ramazan ayının manevi iklimine, Türk İslam sanatının nadide örneklerini taşımak artık bizim için güzel bir geleneğe dönüştü. Bu yıl da tezhip, kalem işi ve katı’ sanatlarının nadide ve zarif örneklerini "Sabrın Nakşı" sergimizde bir araya getirdik. Bizlere sabrı, paylaşmayı ve tefekkürü hatırlatan bu mübarek ayda, geleneksel sanatımızın incelikli ve anlam dolu eserleriyle gönüllere ulaşmanın mutluluğunu ve huzurunu yaşıyoruz. Katı‘ sanatında kâğıdın sabırla oyularak adeta hazineye dönüşmesini, kökeni Orta Asya’ya uzanan kalemişi sanatını ve sabrın estetik bir disipline dönüştüğü tezhip sanatını bu sergide buluşturduk. Her bir eser, görünenden öte bir iç disiplinin, dikkatli bir emeğin ve zamanla kurulan incelikli bir ilişkinin izlerini taşıyor. Tüm sanatseverleri bu özel sergiyi görmeleri için Yıldız Holding Sergi Salonu’na davet ediyorum" diye konuştu. "Bütün derdimiz bu sanatları yaşatmak" Sanatçı Dürdane Ünver, geçmişten geleceğe aktarmaya çalıştıkları geleneksel katı’ sanatıyla ilgili şunları söyledi: "50 senedir katı‘ sanatıyla uğraşıyorum. Bu sanatla uğraşmamı, buna vesile olan merhum Süheyl Ünver hocama ve Gülbin Mesara’ya borçluyum. Onlara olan borçlarımı ödemek için 50 senedir bir yandan talebe yetiştiriyoruz bir yandan da Mim Sanat Akademisi’nde koruma altındaki 9-15 yaş arası çocuklara eğitim veriyoruz. Projelerde yer alıyorum, 5’inci projemi geçtiğimiz aylarda Dolmabahçe Sarayı’nda grubumuzla beraber gerçekleştirdik. Bütün derdimiz bu sanatları yaşatmak. Süheyl hocanın kurduğu geçmişten gelen köprünün geleceğe giden taşlarını döşemekle meşgulüm." "Geleneksel sanatlarımız içinde bu teknikler de artık sergilenme aşamasına gelmiş durumdadır" Sanatçı Semih İrdeş, Yıldız Holding’in geleneksel sanatkarlara bu atmosferi sunmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Buradaki Hilye-i Şerif saz üslubuyla yapılmış bir eser; saz üslubuyla çalışan çok fazla kişi yok, bu yüzden özgün bir çalışmadır. Tabii çalışmanın kendisine göre bir takım kabartmaları vardır; onlar farklı malzemelerle yapılan bir sistem. Geleneksel sanatlarımız içinde bu teknikler de artık sergilenme aşamasına gelmiş durumdadır. Yıldız Holding’in böyle bir atmosferi geleneksel sanatkarlara sunması da ayrıca çok huzur ve mutluluk verici bir şey" dedi. Son olarak Safiye Morçay sergide bulunan eserini, "25 yılı aşkın süredir bu sanatla meşgulüm. Burada hat sanatıyla katı‘ sanatını birleştirdim. Karamemi üslubu dediğimiz Karamemi motiflerini katlı oyma ve kat sanatıyla süsledim" sözleriyle anlattı. Yıldız Holding Çamlıca Kampüsü Sergi Salonu’nda ziyarete açılan "Sabrın Nakşı" sergisi, 19 Mart 2026 tarihine kadar, haftanın her günü 09.00-17.00 saatleri arasında randevu alınarak ücretsiz olarak gezilebilecek.
Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 21:01 Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı Sivas’ta 5 asırdır tüm camilerde okunan ilahi, bu Ramazan ayının ilk teravih teravih namazında da tüm camilerde okundu. Sivas’ta yaklaşık 5 asır önce, Anadolu’da ki 3 şemsten birisi olarak kabul edilen Şemsi Sivas’i hazretleri tarafından yazılan ilahi, 5 asırdır Ramazan aylarında, teravih namazında bütün camilerde yankılanıyor. Teravih namazının bitmesi ve vitir namazının öncesinde okunan ilahi, Ramazan ayının ilk 15 günü ‘Merhaba, Merhaba, şehri Ramazan Merhaba’ şeklinde okunurken son 15 gününde ise ‘Elveda, elveda, şehri Ramazan elveda’ şeklinde okunuyor. Sivas’ta 5 asırdır terk edilmeyen bu gelenek bu yıl Ramazan ayının ilk tevarih namazında yine okundu. İlahi tüm camilerde hep bir ağızdan, "Yâ Hannan, Yâ Mennân, Yâ Ze’l-cudi ve’l ihsân; Sebbit kulûbenâ ale’l-îmân, Nercû afveke ve’l-ğufran; Merhaba Merhaba, şehr-i Ramazân Merhaba; Merhaba Merhaba, şehr-i Sıyam Merhaba. Evvel Hû, Âhir Hû; Zâhir Hû, Bâtın Hû; Kul Yâ Hû, Yâ Hû, Yâ Men Hû Hak" şeklinde yankılandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Kale Camisi İmam Hatibi Rafet Karyağdı, bu geleneğin Sivas’a özgü olduğunu belirterek, "Ya hannan ilahimiz Sivas’ımızın beş asırdır süregelen, 15. Asırda yaşamış Şemşettin’i Sivas’i hazretlerinin yazdığı düşünülen bir eser. Sivas’ımında Ramazan ayında ‘merhaba’ ile başlayıp, son 15 günden sonrada ‘elveda’ şeklinde bitirdiğimiz, Sivas’a özgü bir ilahidir. Tüm Sivas halkımız, cemaatimiz bu ilahiye katılırlar. Aşk ile şevk ile okunur. Başka illerden misafir olarak gelenler şaşkınlık yaşıyor. Telefonlarına sarılıp görüntülemek istiyorlar. Kendi illerine bu geleneğimizi taşımak istiyorlar" dedi. Öte yandan Sivas Valiliği, 5 asırlık geleneği konu alan bir kilip hazırlayarak sosyal medya hesaplarından paylaştı. Paylaşım yoğun ilgi gördü.
Hollanda ile Türkiye arasındaki 400 yıllık bağ Gaziantep’te sergileniyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 18:36 Hollanda ile Türkiye arasındaki 400 yıllık bağ Gaziantep’te sergileniyor Hollanda Krallığı Büyükelçiliği, Türkiye ile Hollanda arasındaki ortak bağlantıların tarihi ve güncel öykülerinin sergilendiği Ortak Miras Sergisi Gaziantep’te açıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Hollanda Krallığı Büyükelçiliği iş birliğinde Hollanda ile Türkiye arasındaki dört yüzyıllık ticari ve kültürel bağları anlatan Ortak Miras Sergisi’nin açılışı, Şehitkamil Sanat Merkezi’nde (ŞSM) yapıldı. İki ülke arasındaki tarihi ve güncel bağlantıları farklı öyküler üzerinden ele alan sergide, Delft Mavisi çinilerinden Osmanlı lalelerine, ticari ilişkilerden zor zamanlardaki dayanışma örneklerine kadar pek çok başlık yer alıyor. Hollanda-Levanten ticaret bağlantısının 400 yıllık geçmişi ışığında hazırlanan içeriklerde, Hollandalıların Levant kıyılarına ilk gelişleri ve bu ilişkilerin yüzyıllar boyunca nasıl geliştiği aktarılıyor. Sergi, 19 Şubat’tan itibaren ŞSM’de 10.00-18.00 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Depremzede yüzlerce kadının elleriyle diktiği umut halısı Gaziantep’te Serginin merkezinde, Johannes Vermeer’in ünlü eseri İnci Küpeli Kız’ı betimleyen bir duvar halısı bulunuyor. "Umut Halısı Projesi" kapsamında hazırlanan eser, 2023 yılında bölgeyi etkileyen depremlerin ardından Kahramanmaraş’ta yüzden fazla depremzede kadın tarafından elle dikildi. Vermeer’in ikonik tablosunu yeniden yorumlayan kadınlar, yaşadıkları kayıp ve kederi kolektif bir üretim süreciyle ifade etti. Duvar halısı daha önce Türkiye ve Avrupa’nın farklı noktalarında sergilendi. Eser, şimdi öyküsünün başladığı bölgeye döndü. Serginin açılışında, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Hollanda Krallığı Büyükelçiliği Müsteşarı Alex Oosterwijk, Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Andan Ünverdi ve Hollanda Krallığı Gaziantep Fahri Konsolosu ve GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile iş dünyasından davetliler programda yer aldı. "İki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinde Gaziantep’in üretim gücünün önemi yüksek" Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Ortak Miras Sergisi’nin açılışında yaptığı konuşmada Gaziantep’in tarih boyunca ticaret, kültür ve dayanışmanın merkezi olduğunu belirterek, Hollanda ile Türkiye arasındaki 400 yılı aşkın ilişkinin büyük bir emanet olduğunu söyledi. Gaziantep’in üretim gücü, ihracat kapasitesi ve girişimci ruhuyla iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Başkan Fatma Şahin, "Bu şehir ipek yolunu kalkınma yoluna çevirmiş, ticareti üretimle birleştirmiştir. Hollanda ile karşılıklı ticaretimiz ve sanayi iş birliğimiz artarak devam ediyor" dedi. 6 Şubat depremlerine de değinen Şahin, afetin ardından Hollanda halkı ve kurumlarının gösterdiği dayanışmayı unutmadıklarını belirterek, arama kurtarma ekiplerinin hızlı şekilde bölgeye ulaştığını ve iki ülke arasındaki dostluğun en zor zamanda ortaya çıktığını dile getirdi. Şahin, "Ortak mirasımız sadece ticaret değil, insani bağlarımızdır. Zor günümüzde yanımızda olan dostlarımızı unutmayız" diye konuştu. Konuşmasında daha güvenli, daha sağlıklı ve daha adil bir dünya vurgusu yapan Şahin, Gaziantep’in kültür, sanat, sanayi ve yenilenebilir enerji alanındaki çalışmalarına dikkat çekerek ortak geçmişten alınan güçle ortak geleceğin inşa edilmesi gerektiğini ifade etti. "Çocukların acı çekmediği bir dünya için birlikte çalışmalıyız" ifadelerini kullandı. "Toplumlarımız arasında güçlü bir insani bağ oluştu" Hollanda Krallığı Büyükelçiliği Müsteşarı Alex Oosterwijk, Türkiye ile Hollanda arasındaki 400 yılı aşkın ilişkinin köklü bir geçmişe dayandığını ve bu bağların yalnızca ticaretle sınırlı olmadığını belirterek, "Ortak mirasımız 17’nci yüzyılda Levant kıyılarında kurulan ilk Hollanda Konsolosluğu ile başladı, tüccarlar, diplomatlar ve eğitimciler yüzyıllar boyunca ülkelerimizi birbirine bağladı. Bugün Hollanda Türkiye’deki en büyük yabancı yatırımcı olmaya devam ediyor, Türkiye de Hollanda’nın en önemli ekonomik ortaklarından biri konumunda bulunuyor. Gaziantep ihracat gücü ve girişimci ruhuyla bu ilişkide özel bir yere sahip. Ancak ilişkilerimiz sadece ekonomiden ibaret değil, 1960’lı yıllardan bu yana göçle birlikte toplumlarımız arasında güçlü bir insani bağ oluştu. 6 Şubat 2023 depremlerinde Hollanda’da büyük bir dayanışma ortaya çıktı, arama kurtarma ekipleri hızla bölgeye ulaştı ve kamuoyu ile kurumlar insani yardım için seferber oldu. Bu sergi, ticaretin ötesinde insanlarımız arasında kurulan dostluğun ve ortak değerlerin bir yansımasıdır" diye konuştu. Açılış konuşmalarının sonrasında, Başkan Fatma Şahin ve protokol üyeleri kurdele kesim törenine geçti. Ardından sergi alanını gezen protokol üyeleri günün anısına fotoğraf çektirdi.
Yozgat’ta Ramazan ayının gelişi temsili top atışıyla müjdelendi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 18:04 Yozgat’ta Ramazan ayının gelişi temsili top atışıyla müjdelendi Yozgat Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekipleri, 11 ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in gelişini temsili top atışıyla müjdeledi. Ramazan ayının ilk iftarı öncesinde hazırlıklarını tamamlayan ekipler, vatandaşlara mübarek ayın başladığını duyurmak amacıyla temsili olarak 3 el top atışı gerçekleştirdi. Yozgat Belediyesi’nden yapılan açıklamada, asırlık bir gelenek olan top atışlarının Ramazan ayı boyunca her gün devam edeceği bildirildi. İtfaiye Müdürlüğü bünyesinde görevli uzman ekiplerin kontrolünde gerçekleştirilen atışlar, Ramazan ayı süresince iftar vaktini bildirmek üzere her akşam tekrarlanacak. Yozgat Belediyesi İtfaiye Müdürü Muzaffer Arslan "11 ayın sultanı Ramazan’a tekrar eriştik. Biz de her sene olduğu gibi iftarda kullanacağımız Ramazan toplarını hem test etmek hem de Ramazan’ı karşılamak amacıyla geleneksel hale gelen Ramazanı karşılama toplarımızı atmış bulunmaktayız. Geleneksel olarak 3 Ramazan topuyla karşılıyoruz, 3 Ramazan topuyla uğurluyoruz. İnşallah Ramazanımız hayırlı uğurlu geçer. Ayrıca biz burada huzur içinde Ramazanımızı açarken Gazze’de, Arakan’da, Afrika’da, Müslüman coğrafyasında yaşayan bütün Müslümanlarımıza da bir nebze sesimizi duyurmak amacıyla onları da gündeme getirmek istiyorum. Allah bütün Müslümanları huzura erdirsin" dedi. Yetkililer vatandaşların iftar saati konusunda bilgilendirilmesi noktasında bu geleneğin önemli bir sembol olduğunu vurguladı.