KÜLTÜR SANAT
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: "Özenle çalıştık, en gelişmiş baskı tekniklerini kullandık" 14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:38:41 Mehmed Şevki Efendi’ye ait Mushaf-ı Şerif Kitabının tanıtım toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Şevki Efendi’nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878’de yazdığı Mushaf’ı seçerek basımını yaptık. Zira bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte; büyük sanatkarın nesih hattında ve hat tarihindeki konumunun şahidi olarak değerlendirilmektedir" dedi. Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nca hazırlanan Mehmed Şevki Efendi’ye ait Mushaf-ı Şerif Kitap Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen program Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. "Bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte" Burada konuşan Bakan Ersoy, en gelişmiş baskı tekniklerini kullandıklarını ifade ederek, "Şevki Efendi, hat tarihçilerimiz ve büyük hattatlarımız tarafından Osmanlı hat sanatında, sülüs ve nesih hatlarının zirvesi kabul edilmektedir. Bu büyük usta aynı zamanda Mushaf yazımında kendisinden sonraki hattatları derinden etkilemiş, günümüzde ise Mushaf yazımında hattatların tamamının takip ettiği yegane üslubun sahibi haline gelmiştir. Biz, Şevki Efendi’nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878’de yazdığı Mushaf’ı seçerek basımını yaptık. Zira bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte; büyük sanatkarın nesih hattında ve hat tarihindeki konumunun şahidi olarak değerlendirilmektedir. Sultan Mehmed Reşat tarafından şehzadeliğinde hocasına yazdırdığı Mushaf’ın müzehhibi ise yine dönemin önde gelen sanatkarlarından Hüseyin Hüsnü Efendi’dir. Bizler, Şevki Efendi gibi sahasında çığır açan bir sanatkarımızın, bir tane eserinin dahi basılmamış olmasını ciddi bir eksiklik olarak gördük ve bunu gidermek adına çalışmalarımızı başlattık. Bu sadece bizim değil, hemen her hattatın ve önde gelen hat uzmanlarının bir beklentisi, arzusuydu. Öyle ki TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız tarafından Şevki Efendi Mushafı’nın basılacağı haberi ciddi bir heyecan vesilesi olmuş; aldığımız geri dönüşler, duyulan memnuniyet bizlerin de şevkini ve gayretini beslemiştir. Çalışmamızın her aşamasında son kararın, Mushaf’ı yayına hazırlayan ve günümüzde hat sanatımızın dünyadaki en önde gelen temsilcilerinden olan Mehmet Özçay tarafından verildiğini burada vurgulamak isterim. Zira bu çalışmanın sancaktarı da odur. Hocamız, 2013’ün ocak ayında Topkapı Sarayı’nda bir hafta boyunca tarama yaparak bu yolu açmış, bugüne ulaşana kadar her menzilde emek sarfetmiştir. Çok şükür ehil ellerin bu emeğini, bu hasretini vuslata dönüştürmek bugüne nasip olmuştur" dedi. "Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" Bu çalışma TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığının neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçtiğini belirten Bakan Ersoy, "Bir Mushaf basmanın manevi hassasiyetine ve Şevki Efendi gibi çok önemli bir insan hazinemizin mirasını bugüne ve yarınlara taşımanın getirdiği sorumluluğa yakışır şekilde, özenle çalıştık. En gelişmiş baskı tekniklerini kullandık; kağıdından cildine, kutusuna verengine varıncaya kadar kaliteden, estetik ve zarafetten ödün vermedik. Arzu edilen baskı kalitesini yakalamak için tekrar tekrar baskı gerçekleştirdik. Hemen her sayfanın birden fazla basılmış olması, çalışmalarımızda gösterdiğimiz titizliğin bir sonucudur. Bu Mushaf sadece hattatı ve hattıyla değil, tezhibi ve cildi ile de muhteşem bir sanat eseridir. TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı, bu neşriyle yaklaşık 150 senelik özlemi sonlandırmış, Şevki Efendi’ye olan vefa borcumuzun bir nebze olsun ödenmesine vesile olmuştur. Şevki Efendi’yi ve onun şahsında Türk milletinin milli ve manevi benliğini yaşatmak uğruna sanatını, ilmini, ömrünü vakfetmiş; eserler ve hizmetler üretmiş cümle geçmişlerimizi rahmetle, şükranla yad ediyorum. Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" şeklinde konuştu. "Yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlık işe dahil olmaktadır" Yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlığın işe dahil olduğuna değinen Bakan Ersoy, "Unutmamak gerekir ki yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlık işe dahil olmaktadır. Kodikoloji, konservasyon ve restorasyon uygulamaları, Karbon-14 testi ile tarihlendirme, malzeme özelliklerinin tespiti, kataloglama ve veri tabanı oluşturma gibi başlıklarla uzayıp giden bir listeden bahsediyoruz. Hal böyle olunca bilimsel araştırma laboratuvarları, teknolojik ekipmanlar, Mushaf tarihi ve yazma eser uzmanları, restoratör, kimyager ve biyologlardan oluşan çalışma grupları da araştırmaların bilimselliği ve sürekliliği açısından belirleyici bir öneme sahip oluyor. Bütün bu zaruretlerin bir an önce yerine getirilmesi için gereken adımı atan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuş, zatıalilerinin talimatları ile TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı kurulmuştur. Bütün yazma eserlerin, doğal olarak Mushafların da TÜYEK çatısı altında toplanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başkanlığımız bu konuda gerekli girişimleri başlatmıştır. Biz Bakanlık olarak müzelerimizdeki bütün yazma eserleri zaten TÜYEK’e devrettik. Aynı şekilde TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız da belirlenen program ve planlar doğrultusunda çalışmalarına başlamıştır. Bu alanın önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı hocamızın başkanlığında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız Hafız Osman Şahin ile değerli Hocamız Hattat Mehmet Özçay’ın da yer aldığı çekirdek bir ilim heyeti oluşturduk. Başkanlığımız, TÜYEK’in yazma eserler konusundaki tecrübesini arkasına alarak, ülkemizdeki ve dünyadaki ilgili kurum ve kişilerin katkısıyla önemli hizmetlere imza atacaktır" ifadelerini kullandı. İstanbul Valisi Davut Gül ise, "İstanbul’da güzel bir ana şahitlik ediyoruz. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Daha da önemlisi bugün bu güzelliğe gelen her birinize, gelerek şahitlik eden her birinize aylığa teşekkür ediyorum. İnşallah Coşkun Hocamızın gayretleriyle, çalışmasıyla, hocalarımızın destekleriyle bu çalışmalar daha da artar. İstanbul’umuza bu anlamda değer kazandıran herkese tekrardan teşekkür ediyor. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından hatıra fotoğrafı çekilerek hediye takdimi yapıldı. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, Hat Sanatçısı Mehmet Özçay ve davetliler katıldı.
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:34 "Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030" tanıtıldı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda hazırlanan, şehrin turizm potansiyelini sürdürülebilir ekonomiye dönüştürmeyi hedefleyen 36 politika ve 85 eylemden oluşan "Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030" tanıtıldı. Kentin tarihi, kültürel, gastronomik ve üretim gücünü turizm aracılığıyla güçlendirmeyi amaçlayan stratejik bir planlama çalışması olarak hayata geçirilecek yol haritası Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda yapılan toplantıyla anlatıldı. Turizm tüm paydaşlarla ele alındı Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmaların çıktıları doğrultusunda şekillenen yol haritası, Gaziantep’in turizm ekosistemi, arz-talep dengesi, yönetişim, altyapı, tanıtım, insan kaynağı ve ziyaretçi deneyimi başlıkları altında kapsamlı şekilde ele alındı. Nitelikli bir turizm modeli hedefleniyor Oluşturulan stratejik çerçeve, turizmin yalnızca ziyaretçi sayısına değil, kişi başı harcamanın artırılmasına, yerel üretimin desteklenmesine, istihdamın güçlendirilmesine ve kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesine odaklanan nitelikli bir büyüme modelini benimsiyor. "Bu eylem planı bana göre gerçekten çok doğru bir plan olmuş" Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in dünya şehirleriyle rekabet gücünü arttırmak için bilimsel çalışmalarla ön plana çıkması gerektiğini vurgulayarak, "Herkes kendi işinde uzman ve çok iyi bir çalışma var. Birçok kafamızdaki soru işaretin cevabını burada buluyoruz ama biz zamanla yarışıyoruz. Zaman hız zaman. Artık büyük balık, küçük balığı da yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Dolayısıyla hızlı balık olabilmemiz için hızlanmamız lazım. Kendi şehrimizdeki insanlar kendi şehrimizi tanımıyor. Dolayısıyla şu eylem planında, bize iş akış şeması lazım. Bunu kiminle yapacağız? Ne kadar sürede yapacağız? Yapmayanla ne yapacağız? Aldığım bu eylem planı bana göre gerçekten çok doğru bir plan olmuş. Gücümüz en zayıf halka kadar. Bizim bu yılın sonundaki hedef sayıyı belirlememiz gerekir. Bu mesele o kadar hayati bir mesele ki. Bu eylem planında somut, zaman planı, iş akışı. Bu derinleşme, bu kümeleşme, bu tematik çalışma" dedi. "Yolu gösterecek bütüncül bir şema elimizde var" Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise eylem planına hızlı bir şekilde ilerletileceğini belirterek, "Yolu gösterecek bütüncül bir şema elimizde var. Gaziantep olarak biz ne yapacağız artık bunu görüyoruz. Politikalar ve eylem planıyla ilgili iş bölümü hazırlayacağız. En kısa zamanda bu maddeler içerisinde yapacaklarımızı düşünüyoruz, hemen çalışmaya başlıyoruz" diye konuştu. Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030 ile ilgili sunumu ise Kapadokya Üniversitesi Turizm Master Planı Koordinatörü Prof. Dr. Bilgehan Gülcan tarafından yapıldı. Gülcan sunumunda Gazi şehrin turizm potansiyeline, geçmiş dönemlerdeki sayılardan bahsetti. Sunumunun devamında gelecekte yapılacak çalışmalara değinerek yol haritasında yapılan planlamaları paylaştı. Turizmde öncelikli alanlar belirlendi Yol haritasında gastronomi turizmi başta olmak üzere kültür ve inanç turizmi, müze ve ören yeri yönetimi, kent içi ve çevresel turizm rotaları, kırsal ve ekoturizm ile sağlık ve kongre turizmi stratejik öncelikli alanlar olarak belirlendi. UNESCO tescilli gastronomi kimliği, yerel üretim ve coğrafi işaretli ürünlerle bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Destinasyon yönetimi ve yönetişim modeli, kurumlar arası koordinasyon, veri temelli karar alma, tanıtım ve markalaşma stratejileri ile dijitalleşme ve akıllı turizm uygulamaları yol haritasının temel bileşenleri arasında yer aldı. Turizm sektöründe insan kaynağının geliştirilmesi ve mesleki kapasitenin artırılması da öncelikli hedefler arasında bulunuyor. Çocuk ve aile dostu turizm anlayışı Çocuk ve aile dostu turizm anlayışı, erişilebilirlik ve çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri yol haritasının yatay bileşenleri olarak belirlendi. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda hazırlanan eylem planları; ölçülebilir performans göstergeleri ve izleme mekanizmalarıyla desteklendi. Gerçekleştirilen lansmanla birlikte Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030, ilgili paydaşlarla paylaşılarak ortak sahiplenmenin güçlendirilmesi ve uygulama sürecinin koordinasyon içinde yürütülmesi hedefleniyor.
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:12 Sincan Belediyesi’nden kadınların hayatına dokunan sohbetler Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın destekleri ve eşi Emine Ercan’ın öncülüğünde yürütülen ’Kadın Kadına Aile Sohbetleri’ programı, bu ay Uzman Psikolog ve Yazar Hatice Kübra Tongar’ı ağırladı. Sincan Belediyesi’nin her ay kadınlara yönelik düzenlediği Kadın Kadına Aile Sohbetleri programının bu ayki konuğu Uzman Psikolog ve Yazar Hatice Kübra Tongar oldu. Rüstem Altunbaş Konferans Salonu’ndaki programda, ahlaklı ve sınırlarını bilen bir nesil için anne babaların nasıl bir yol izlemesi gerektiği üzerine detaylı bir sohbet gerçekleştirildi. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, ilçede yaşayan kadınlara yönelik aile havasında geçen etkinlikleri aralıksız sürdüreceklerini belirtti. "Kadınların mutluluğuna katkı vermeye gayret ediyoruz" Programda konuşan Başkan Ercan, Sincan’a hizmette geri durmayacaklarını belirterek, "Bugün kıymetli hocam ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Çok coşkulu bir kalabalık var, hepiniz hoş geldiniz. Çok şükür Sincan’a hizmet etme şerefini Allah bize vesile kıldı. Sizin gibi güzel insanları gördükçe motivasyonum çok daha artıyor. Rabbim inşallah güç kuvvet verir daha fazlasını Sincan’a kazandırmaya devam ederiz. Bu anlamda bugün bizim yanımızda olup, sizin mutluluğunuza katkı yapmak üzere aramıza teşrif eden Hatice Kübra hocamıza çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Mehteran gösterileri Yıldız Sarayı’nda sona erdi
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:33 Mehteran gösterileri Yıldız Sarayı’nda sona erdi Milli Saraylar Başkanlığı tarafından geleneksel hale getirilen mehteran gösterileri yaz boyunca Dolmabahçe, Topkapı ve Yıldız Sarayı’nda gerçekleştirildi. Son gösteri Yıldız Sarayı’nda yapılırken, çok sayıda vatandaş ise gösteriyi ilgiyle izledi. Milli Saraylar Başkanlığı tarafından gelenek haline getirilen yaz dönemi mehteran gösterileri sona erdi. Haziran ayında başlayan gösteriler, salı günleri Dolmabahçe, çarşamba günleri Topkapı Sarayı, perşembe günleri ise Yıldız Sarayı’nda devam etti. Son gösteri Yıldız Sarayı’nda ziyaretçilerle buluştu Sezonun son gösterisi ise Yıldız Sarayı’nın 1. Avlusu’nda düzenlendi. Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birliği, ‘Plevne Marşı’, ‘Tekbir’, ‘Cenk Marşı’, ‘Bu Bayrak’, ‘Mehterhane-i Hakani Marşı’ ve ‘Hücum Marşı’ gibi eserler seslendirdi. Mehteran gösterilerine yerli ve yabancı turistlerin ilgisi yoğundu. "Mehteran takımının sesini duydum hemen fotoğraf çekmek istedim" Yıldız Sarayı’na atmosferi tatmak ve keyifli bir gün geçirmek için geldiğini söyleyen Rabia Bektay, "Kardeşimle beraber Yıldız Sarayı’nı gezmeye geldik. Kendim de tarihle ilgileniyorum. Buradaki atmosferi tatmak ve keyifli bir gün geçirmek için geldim. Mehteran takımının sesini duydum hemen fotoğraf çekmek istedim. Bizim atalarımızın tarihi. Çok hoşuma gitti. Keşke daha önce gelseydim geç kalmışız. Bir sonraki gösteriye de geleceğiz" ifadelerini kullandı. "Mehter konserini seyretmek için geldim" Mehteran gösterisini izlemeye gelen Ata Kutlu ise, "Mehter konserini seyretmek için geldim. İlk konsere zaten gelmiştim. Bugün sonuncu konser sanırım. Son konseri de kaçırmak istemedim. Dünyanın en eski askeri bandosu. Umarım gelecek yaz da aynı coşku ve heyecanla devem edeceğiz" dedi.
Karabağ’ın ruhu Kütahya’da yaşatılacak
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:51 Karabağ’ın ruhu Kütahya’da yaşatılacak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Harıbülbül Kültür Topluluğunun kampüs içerisinde açılış standı kurarak resmi olarak faaliyetlerine başladığı bildirildi. Tanıtım standına çok sayıda öğrenci ilgi gösterdi. Ziyaretçilere topluluğun hedefleri, faaliyet planları ve isminin taşıdığı derin kültürel anlam hakkında bilgiler verildi. Topluluk Başkanı Samir Khudaverdiyev, açılışta yaptığı konuşmada, "Topluluğumuzun ismini, Karabağ’ın incisi ve Türk dünyasının kültürel başkenti olan Şuşa’da yetişen Harıbülbül çiçeğinden aldık. Bu çiçek, 2. Karabağ Savaşı’nın sembolüdür. Şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin kahramanlığını ve vatan sevgisini simgeler. Biz de bu değerleri üniversitemizde yaşatmak, anlatmak ve paylaşmak için bu yola çıktık. Amacımız yalnızca bir topluluk kurmak değil, aynı zamanda üniversitemize ve güzel şehrimiz Kütahya’ya kültürel, sanatsal ve sosyal anlamda renk katmak. Öğrencilerimizin kendilerini ifade edebileceği, kökleriyle bağ kurabileceği bir alan oluşturmak istiyoruz. Topluluk olarak Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nin en gözde, en aktif kültür topluluklarından biri olmayı hedefliyoruz" dedi. Açılışa, Kütahya Azerbaycanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sayın İlgar İdrisov da katıldı. Açılış standını ziyaret eden İdrisov, topluluğun kurulmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek,"Harıbülbül Kültür Topluluğu’nun her zaman destekçisi olacağız. Bu topluluk, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliği üniversite gençliği üzerinden daha da güçlendirecek. Karabağ’ın tarihî ve kültürel haklı davasının tanıtılmasında çok önemli bir rol üstleniyor" dedi. İdrisov ayrıca, Topluluk Başkanı Samir Khudaverdiyev’e teşekkürlerini ileterek, tüm öğrencilere başarılar diledi. Harıbülbül Kültür Topluluğunun, önümüzdeki dönemde düzenleyeceği seminerler, anma programları, kültürel etkinlikler ve farkındalık projeleriyle hem üniversiteye hem de Kütahya’ya değer katmayı hedefledikleri belirtildi.
Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:30 Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yıl müzelere gece ziyaretlerinde 550 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladıklarını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygulamaya başlanan ve 1 Ekim itibarıyla sona eren gece müzeciliği uygulaması, yoğun talep üzerine Efes Örenyeri, Side Örenyeri ve Galata Kulesi’nde 2 Kasım’a kadar devam edecek. Bakanlığın verilerine göre, 2025 yılı Haziran-Eylül döneminde düzenlenen gece müzeciliği uygulamasında yaklaşık 550 bin ziyaretçi ağırlandı. En çok ziyaret edilen noktalar arasında Efes Örenyeri, Galata Kulesi ve Pamukkale Hierapolis Örenyeri öne çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı paylaşımda gelen talepler doğrultusunda gece müzeciliği uygulamasının 2 Kasım tarihine kadar uzatıldığını belirterek, "Gece müzeciliğimiz bu yıl da büyük bir ilgi gördü ve 1 Ekim itibarıyla sona erdi. ’Üç iki bir’, ışıklar yandığında tarih yeniden hayat buluyor. Binlerce yıllık Efes, geceyle birlikte adeta ikinci bir doğuşu yaşıyor. Sütunlar, taşlar ve ihtişamlı yapılar; gökyüzünün karanlığında ışıkla birleşerek bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu yıl 550 binden fazla misafirimizi ağırladığımız gece müzeciliğimiz, kültürümüzün sadece gündüz değil, gecenin büyüsünde de nasıl görkemle parladığını herkese gösteriyor. Gelen yoğun talep üzerine ise Side Örenyeri, Galata Kulesi ve Efes Örenyeri’nde gece ziyaretlerini 2 Kasım’a kadar uzatıyoruz. Kültür ve tarihimizin geceyle buluştuğu bu eşsiz deneyime herkesi davet ediyorum" dedi. Gece müzeciliği, ziyaretçilere antik yapıları ve müzeleri gündüzden farklı bir atmosferde deneyimleme imkânı sunarak kültür turizmine yeni bir boyut kazandırıyor.
500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:29 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor Gaziantep’te tarihi Yeni Han’daki 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’nın duvarlarına asılan, farklı medeniyet ve coğrafyalara ait halılar, geçmiş yılların hikayelerini anlatıyor. Gaziantep savunması döneminde yiyecek ve cephane deposu olarak kullanılan tarihi Yeni Han’daki Kaleoğlu Mağarası, antika koleksiyoneri Mehmet Kaleoğlu tarafından restore edilerek turizme kazandırılarak kafeye çevrildi. Kenti ziyarete gelenlerin tercih ettiği mekanların başında gelen, yazın serin ve kışın da sıcak havasıyla her mevsimde büyük ilgi gören mağarayı ziyaret edenler, mağaranın duvarlarını süsleyen antika duvar halılarını görünce tarihe yolculuk yapıyor. Duvar halılarına adeta hayran kalan ziyaretçiler, dakikalarca halıları inceleyip, geçmiş yıllarda hemen her evin duvarını süsleyen duvar halıları tarihi mağaraya ayrı bir hava katıyor. Geçmiş yıllarda ev ve iş yerlerinin duvarlarını süsleyen, üzerinde farklı figür ve motiflerin bulunduğu, her birinin ayrı bir hikayesinin olduğu duvar halıları mağarayı ziyarete gelenler tarafından büyük ilgi görüyor. Geçmişte her evin duvarında yer alan, 1950’li yıllara ait olan antika duvar halılarını mağaranın çeşitli yerlerine asan Mehmet Kaleoğlu’nun halıları, mağarayı gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini çekiyor. Mağarayı ziyaret eden kadın ziyaretçiler, önceki yıllarda gelinlik kızların çeyizine konan ve evlerin üst başına asılan duvar halılarını görünce gençlik yıllarını hatırlıyor ve duygulanıyor. 1950’li yıllarda hemen hemen her ev ve iş yerinin duvarını süsleyen, bin bir gece masallarını hatırlatan ve üzerindeki resimlerle adeta birer tabloyu andıran kadife duvar halıları yumuşaklığı ve göz alıcı çeşit çeşit renkleriyle de ilgi görüyor. 73 yaşındaki Mehmet Kaleoğlu, 200’den fazla eski duvar halısının bulunduğu mağarada yer alan ve en eskisi 150 yıllık olan halıların üzerinde alan hikayeleri merak eden ziyaretçileri de bilgilendiriyor. Eski eşyalara olan merakıyla 50 yılda topladığı yüzlerce ata mirasını sergileyerek mağarasını adeta bir halı müzesine çeviren ve ata kültürüne sahip çıkan Kaleoğlu, duvar halısı kültürünü gelecek nesillere aktarmak istiyor. İpekten dokunan halıların da olduğu resimli duvar halılarında en çok tercih edilen motifler arasında Kabe, aslan, geyik, at, boğa, kahveci güzeli, kız kaçıran ve tavus kuşu figürlü halılar bulunuyor. Adeta halı müzesine dönüştürülen ve turistlerin uğrak mekanı haline gelen 500 yıllık tarihi handa yer alan duvar halılarının büyük ilgi gördüğünü belirten Mehmet Kaleoğlu, geçmişte her evin duvarında farklı figürlerin yer aldığı halıların bulunduğunu hatırlattı. Kaleoğlu Mağarası’nın 500 yıllık tarihi bir mağara olduğunu belirten Mehmet Kaleoğlu, "Mağaramız dünya harikası bir mağaradır. Mağaranın içerisinde 12 ayak ve 4 tane de su kuyusu var. Turistlerimiz mağaramıza geldiği zaman bu tarihi ve eski halıları görmek istiyorlar. Bizde bu halıları duvarlara astık. Duvar halıları çok ilgi çekti. Bu duvar halıları, 50, 60 ve 100 yılık halılardır. İnsanlar bu duvar halılarını görünce eski yaşantılarını hatırlıyor ve özlüyor" dedi. Her halının kendine has bir hikayesinin olduğunu ve halıların üzerindeki figürlerin bir olayı anlattığını bildiren Kaleoğlu, "Halıların üzerinde kahveci güzeli, kız kaçıran, tavus kuşu, Kabe ve ve Mescid-i Aksa görselleri yer almaktadır. Bu halılar aynı zamanda kadifeden yapılan halılardır. Bu halılar mağaramıza güzel bir görünüm kazandırdı. Aynı zamanda bizden duvar halısı isteyenlerde oluyor. Ziyaretçilerimiz bu halıları çok beğeniyor. Halıları hem kendi imkanlarımla bulup alıyorum hem de bana getirenlerde oluyor. Bende bu halıları mağaramızda sergiliyorum. Bu halılar insanların dikkatini çekiyor. Bu da beni çok mutlu ediyor" şeklinde konuştu. Mağarayı ziyaret eden ziyaretçilerden Hülya Eken ise, "Amerika’dan geldim. Gaziantep’i geziyoruz. Bu halıları görünce gururlandım. Ben Diyarbakır’da dünyaya geldim. Eskiden bu şekilde hatıralar vardı. Kanepeler vardı ve üstünde de bu halılar asılıydı. Bu halıları görünce o günler gözümde canlandı. Halılar çok güzel ve beğendim. Halıları görünce çocukluk yıllarımı hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm ve yetiştiğim yerleri hatırladım. Bu mağarayı gezdiğim için gururlandım" dedi. Çocukluk yıllarında herkesin evinde bir duvar halısı olduğunu hatırladığını belirten Şenay Baykal da, "Misafirlerimiz Amerika’dan gelmişti. Bende misafirlerimizi Gaziantep’i gezdirmek istedim. 500 yıllık mağara dikkatimizi çekti. Mağarayı ve eski duvar halılarını çok beğendik. Halılar çok dikkatimizi çekti. Bende bu duvar halılarını hatırlıyorum. Annem süs olarak kullanırdı. Eskiden tablo yoktu ve evlerin duvarlarına bu halılar asılıydı. Ayrıca genç kızların çeyizlerine de konulurdu" diye konuştu.
Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:18 Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla etkinlik düzenlenerek, bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. Keçiören Belediyesi ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesindeki Müze Kumbaram iş birliğinde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla nostaljik bir etkinlik düzenlendi. Programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Atila Zorlu ve Celal Biçer, Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar, Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu, meclis üyeleri, muhtarlar, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı program, ‘Keşke burada olsaydın’ sloganıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ithaf edildi. Aynı zamanda bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. "Keşke burada olsaydın mottosu beni heyecanlandırdı" Programda konuşan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Atila Zorlu, "Halide Edip’le, Atatürk’le aynı topraklarda yürümüş olmanın heyecanını gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Burada amacımız ucuz bir ırkçılık fikri değil, Atatürk’ün ‘Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur’ sözünün yerini bulmasıdır. Şu anda gençlerimiz için yapabileceğimiz en büyük motivasyon, gençlerimizin hepsinin birer Atatürk, genç kızlarımızın hepsinin birer Zübeyde Hanım olabileceklerine olan inancımızdır. O yüzden tekrar söylüyorum: Bugün burada beni en çok heyecanlandıran, bu program içerisinde ‘Keşke burada olsaydın’ mottosudur. Programımıza katılan herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Burası bir tarih mücevheri" Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Ben buranın yapılmasındaki önemi dile getirmek istiyorum. Burası biliyorsunuz çok evvelden harap olmuş, metruk, terk edilmiş bir binaydı. Belediye, burasını aslına uygun restore ederek bu hale getirdi. Yani bir metruk binadan bir tarih mücevheri kazandırdı. Halide Edip’in Ankara’ya geldiği ilk günü burada geçirmesi bizim için çok önemli. Bu nedenle kartpostal gününün burada yapılması da çok ince, anlayışlı bir davranış. Organizasyonu yapanlara yürekten minnet ve şükranlarımı sunuyorum." "Etkinliğin bu müzede yapılması bizi etkiledi" Kartpostal geleneğinin yaşatılmasının önemine vurgu yapan Müze Kumbaram’ın kurucusu Armağan Daloğlu, "1 Ekim Dünya Kartpostal Günü ile ilgili çalışmalarımıza 2 yıl önce başlamıştık. Kartpostallarımızdan birinin Ankara’daki nadide müzelerimizden bir tanesi olması bizleri mutlu etti. Keçiören Belediyesi’nin destekleriyle Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’ne de bir kartpostalımız ulaşmış. Kendilerine müze eğitim toplantıları sırasında rastladık ve kartpostalımızla bir bağ kurduk. Bu sohbetlerimizin bugün yeniden canlandırılıyor olması gerçekten çok kıymetli. Ancak bu özel gün kartpostalın ötesinde bir etkinlik oldu. Müzedeki balkonlu oda bizi çok etkiledi. Halide Edip Adıvar’ı da bir şekilde yeniden andığımız için tekrar teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Etkinlikte öğrenciler, Milli Mücadele dönemine ait sergilenen eserlerden ilham alarak duygu dolu yazılar kaleme aldı. Katılımcılar, müze gezisi sırasında Cumhuriyet tarihinin izlerini ve Halide Edip Adıvar’ın hatıralarında aktardığı mekanların hatıralarını yakından görme fırsatı buldu. Gördükleri eserleri ve hissettikleri duyguları kartpostallara aktaran öğrenciler, kartpostalları sevdiklerine ulaştırırken tarihi mekanın ruhunu da derinden yaşadı. "Keşke burada olsaydın" diyerek yazılan mesajlar milli duyguları pekiştirirken, unutulmaya yüz tutmuş kartpostal geleneği de yeniden canlandırıldı. Özel kartpostal ve pullarla gelenek sürdü Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi görselli özel kartpostallar ve günün anlamına özel hazırlanan posta pulları, etkinliğe ayrı bir değer kattı. Atila Zorlu ve Celal Biçer, bu özel pulları Halide Edip Adıvar’ın torunu Ömer Sayar ve Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu’na takdim etti. Programda ayrıca Ömer Sayar katılımcılar için kitap imzaladı. Katılımcılara çeşitli ikramların sunulduğu etkinliğin sonunda toplu fotoğraf çekimi yapıldı.
MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:01 MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl ilk kez Malatya’da gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen festival, 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında Malatya’da 42 farklı noktada yaklaşık 350 etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında MalatyaPark AVM’de 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16. durağı olan Malatya’da, Türkiye Sinema ve Audiovisüel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından organize edilen Çocuk Filmleri Festivali, 4-8 Ekim tarihleri arasında MalatyaPark AVM Yeşil Sinemaları’nda gerçekleşecek. Etkinlikte çocuklara özel seçilmiş filmler ücretsiz olarak gösterilecek. Festivalde ayrıca çocuklara yönelik oyunculuk, yönetmenlik, yazarlık ve sosyal medya içerik üretimi gibi çeşitli atölye çalışmaları da yer alacak. MalatyaPark Alışveriş Merkezi içerisinde yerleştirilecek piyanolarla gençler, "Sen de Çal" projesi kapsamında 12 Ekim’e kadar diledikleri gibi performans sergileyebilecek. Ayrıca, "Sen de Söyle" kabininde yeteneklerini sergilemek isteyen gençler, seslerini duyurma fırsatı yakalayacak. Çocuk Filmleri Festivali kapsamında gösterilecek filmler arasında şu yapımlar yer alıyor, 4 Ekim Cumartesi günü, saat 12.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 14.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 15.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 16.00’da Benim Tatlı Diş Perim, saat 18.00’de Kardeş Takımı 2, saat 19.30’da Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 5 Ekim Pazar günü, saat 12.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası, saat 14.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 15.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 16.00’da Kardeş Takımı 2, saat 18.00’de Ejderham ve Ben gösterilecektir. 6 Ekim Pazartesi günü, saat 12.00’de Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 14.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 15.00’te Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 17.00’de Cesur İtfaiyeci gösterilecektir. 7 Ekim Salı günü, saat 12.00’de Karlar Kraliçesi ve Prenses, saat 13.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Cesur İtfaiyeci, saat 17.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 8 Ekim Çarşamba günü, saat 12.00’de Ejderham ve Ben, saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 17.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya gösterilecektir. Festival boyunca düzenlenecek etkinlikler, çocuklara hem eğlenceli zaman geçirme hem de sanatsal becerilerini geliştirme fırsatı sunacak.
Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:23 Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor Hatay’ın Arsuz ilçesinde yaşayan ressam, çocuk yaşta başladığı resim tutkusunu Youtube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatıyla buluşturarak farklı çalışmalara imza atıyor. Babası Hataylı ve annesi Lübnanlı olan 48 yaşındaki ressam Hilda Gezgin, 6 yaşından itibaren resim yapmaya merak duymaya başladı. Çocukluğunda sürekli duvarlara resim çizdiğini ifade eden Gezgin, kendini geliştirdiği resim sanatıyla YouTube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatını birleştirdi. Çalışmalarıyla ortaya çıkardığı eserleriyle dikkat çeken Gezgin, ilerleyen dönemde soğuk porselen sanatını daha geniş kitlelere tanıtmayı hedeflediğini söyledi. Soğuk porselen sanatını YouTube’daki Rus kanallarından öğrendiğini söyleyen Gezgin, "Ben altı yaşından beri resim çizen bir insanım. Çocukken sürekli duvarlara resim çizdiğim için çok tepki alırdım. O dönem sanata bakış farklıydı ama bugün insanlar daha bilinçli. 2015-2017 yıllarında Türkiye’ye giren Rus sanatı soğuk porseleni resimle birleştirdim. Gülleri duvarlara dikme fikrini ilk kez ben hayata geçirmeyi düşünüyorum. Hatta bunun patentini almak istiyorum" dedi. Soğuk porselenin nişasta, tutkal ve çeşitli malzemelerle hamur haline getirilerek şekillendirildiğini aktaran Gezgin, 2-3 gün içinde kuruyan bu sanatın istediği gibi boyanabildiğini söyledi. Bugüne kadar birçok farklı çiçek tasarladığını belirten Gezgin, "Yoncaları, yaseminleri, karanfilleri ve papatyaları bu sanatla şekillendiriyorum. Ben bir ressamım, kendi çabalarımla Rus sanatını bugünün sanatıyla harmanlayıp Hatay’da yaşatmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.