KÜLTÜR SANAT
Bulanık’ta "Bin Umut Turnası" projesi: Filistinli çocuklar için gönüller birleşti 14 Ocak 2026 Çarşamba - 17:53:18 Muş’un Bulanık ilçesinde "Bin Umut Turnası" projesi kapsamında düzenlenen fuar ve resim sergisiyle Filistinli çocuklara destek için gönüller birleşti. Bulanık ilçesinde, Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve özellikle savaşın en ağır yükünü taşıyan çocuklara umut olmak amacıyla anlamlı bir etkinliğe imza atıldı. "Bin Umut Turnası" projesi kapsamında düzenlenen Filistin’e destek fuara ve resim sergisi, ilçe genelinde büyük yankı uyandırdı. Bulanık Kaymakamlığı öncülüğünde; Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Bulanık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve Gençlik Merkezi Müdürlüğü işbirliğiyle hayata geçirilen organizasyon, toplumsal dayanışmanın güçlü bir örneğini ortaya koydu. İsrail’in zulüm ve soykırımına maruz kalan mazlum Filistin halkına ve özellikle çocuklara destek olmak amacıyla düzenlenen etkinlikte, Bulanık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesindeki kurslarda eğitim alan kursiyerlerin el emeği göz nuru ürünleri sergilendi. Ayrıca ilçedeki okullarda öğrenciler tarafından hazırlanan resimler ile Bulanık Turgut Özal Ortaokulu, hayırseverler ve ADEM kursiyerlerinin katkılarıyla hazırlanan çeşitli yiyecekler ise fuarda satışa sunuldu. Fuarın açılışında konuşan Bulanık Kaymakamı Ömer Övünç Koşansu, "Bugün burada sadece bir hayır faaliyeti değil, aynı zamanda Filistinli çocuklara uzanan bir vicdan elini temsil eden bir organizasyondayız. Dünyanın bir yerinde çocuklar oyun oynayamıyorsa, eğitim ve sağlık gibi temel haklardan mahrum kalıyorsa bu sadece o bölgenin değil, tüm insanlığın meselesidir. Biz de bugün imkanlarımız ölçüsünde Filistin’deki çocukların yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. Emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum" dedi.
14 Ocak 2026 Çarşamba - 17:12 Merkezefendi’de 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali başvuruları başladı Merkezefendi Belediyesi tarafından, Assitej Türkiye Merkezi’nin sanatsal desteğiyle düzenlenecek 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali için başvurular başladı. Festival, 23-30 Nisan 2026 tarihleri arasında Merkezefendi’de gerçekleştirilecek. Kültür ve sanata önem veren Merkezefendi Belediyesi çalışmalarına devam ediyor. Çocuk ve gençlere tiyatroyu çok yönlü bir biçimde deneyimleme imkânı sunmayı amaçlayan festivale, yerli ve yabancı profesyonel ve amatör tiyatro ekipleri başvuru yapabilecek. Başvurular, Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosu ve Assitaj Türkiye Merkezi tarafından oluşturulan seçici kurul tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda festivale katılmaya hak kazanan ekiplerle ayrıca iletişime geçilecek. Festival kapsamında kent genelindeki farklı sahnelerde tiyatro gösterimlerinin yanı sıra atölye çalışmaları ve söyleşiler de yer alacak. Festival programı ile çocuklar ve gençler, yalnızca izleyici olarak değil, süreçlerin aktif bir parçası olarak tiyatro ile buluşma fırsatı yakalayacak. Uluslararası nitelik taşıyan festivalin; gençlerin sanatsal ifade alanlarını genişletmesi, kültürel etkileşimi güçlendirmesi ve tiyatro aracılığıyla kalıcı bir paylaşım ortamı oluşturacak. Festivale katılmaya hak kazanan gruplar, festival süresince en az iki, en fazla dört gösterim gerçekleştirecek. Festivale başvurmak isteyen tiyatro ekiplerinin, 15 Şubat 2026 Pazar gününe kadar başvuru formunu eksiksiz doldurarak, oyunlarına ait tam kayıt video linki ve tanıtım linki ile birlikte başvurularını iletmeleri gerekiyor.
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:38 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: "Özenle çalıştık, en gelişmiş baskı tekniklerini kullandık" Mehmed Şevki Efendi’ye ait Mushaf-ı Şerif Kitabının tanıtım toplantısında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Şevki Efendi’nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878’de yazdığı Mushaf’ı seçerek basımını yaptık. Zira bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte; büyük sanatkarın nesih hattında ve hat tarihindeki konumunun şahidi olarak değerlendirilmektedir" dedi. Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nca hazırlanan Mehmed Şevki Efendi’ye ait Mushaf-ı Şerif Kitap Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen program Kuran-ı Kerim tilavetiyle başladı. "Bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte" Burada konuşan Bakan Ersoy, en gelişmiş baskı tekniklerini kullandıklarını ifade ederek, "Şevki Efendi, hat tarihçilerimiz ve büyük hattatlarımız tarafından Osmanlı hat sanatında, sülüs ve nesih hatlarının zirvesi kabul edilmektedir. Bu büyük usta aynı zamanda Mushaf yazımında kendisinden sonraki hattatları derinden etkilemiş, günümüzde ise Mushaf yazımında hattatların tamamının takip ettiği yegane üslubun sahibi haline gelmiştir. Biz, Şevki Efendi’nin yazmış olduğu 25 Mushaf arasından 1878’de yazdığı Mushaf’ı seçerek basımını yaptık. Zira bu Mushaf alanın uzmanları tarafından mükemmelliğe örnek gösterilmekte; büyük sanatkarın nesih hattında ve hat tarihindeki konumunun şahidi olarak değerlendirilmektedir. Sultan Mehmed Reşat tarafından şehzadeliğinde hocasına yazdırdığı Mushaf’ın müzehhibi ise yine dönemin önde gelen sanatkarlarından Hüseyin Hüsnü Efendi’dir. Bizler, Şevki Efendi gibi sahasında çığır açan bir sanatkarımızın, bir tane eserinin dahi basılmamış olmasını ciddi bir eksiklik olarak gördük ve bunu gidermek adına çalışmalarımızı başlattık. Bu sadece bizim değil, hemen her hattatın ve önde gelen hat uzmanlarının bir beklentisi, arzusuydu. Öyle ki TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız tarafından Şevki Efendi Mushafı’nın basılacağı haberi ciddi bir heyecan vesilesi olmuş; aldığımız geri dönüşler, duyulan memnuniyet bizlerin de şevkini ve gayretini beslemiştir. Çalışmamızın her aşamasında son kararın, Mushaf’ı yayına hazırlayan ve günümüzde hat sanatımızın dünyadaki en önde gelen temsilcilerinden olan Mehmet Özçay tarafından verildiğini burada vurgulamak isterim. Zira bu çalışmanın sancaktarı da odur. Hocamız, 2013’ün ocak ayında Topkapı Sarayı’nda bir hafta boyunca tarama yaparak bu yolu açmış, bugüne ulaşana kadar her menzilde emek sarfetmiştir. Çok şükür ehil ellerin bu emeğini, bu hasretini vuslata dönüştürmek bugüne nasip olmuştur" dedi. "Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" Bu çalışma TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığının neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçtiğini belirten Bakan Ersoy, "Bir Mushaf basmanın manevi hassasiyetine ve Şevki Efendi gibi çok önemli bir insan hazinemizin mirasını bugüne ve yarınlara taşımanın getirdiği sorumluluğa yakışır şekilde, özenle çalıştık. En gelişmiş baskı tekniklerini kullandık; kağıdından cildine, kutusuna verengine varıncaya kadar kaliteden, estetik ve zarafetten ödün vermedik. Arzu edilen baskı kalitesini yakalamak için tekrar tekrar baskı gerçekleştirdik. Hemen her sayfanın birden fazla basılmış olması, çalışmalarımızda gösterdiğimiz titizliğin bir sonucudur. Bu Mushaf sadece hattatı ve hattıyla değil, tezhibi ve cildi ile de muhteşem bir sanat eseridir. TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı, bu neşriyle yaklaşık 150 senelik özlemi sonlandırmış, Şevki Efendi’ye olan vefa borcumuzun bir nebze olsun ödenmesine vesile olmuştur. Şevki Efendi’yi ve onun şahsında Türk milletinin milli ve manevi benliğini yaşatmak uğruna sanatını, ilmini, ömrünü vakfetmiş; eserler ve hizmetler üretmiş cümle geçmişlerimizi rahmetle, şükranla yad ediyorum. Bu çalışma aynı zamanda TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımızın neşrettiği ilk eser olarak da tarihe geçmiştir" şeklinde konuştu. "Yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlık işe dahil olmaktadır" Yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlığın işe dahil olduğuna değinen Bakan Ersoy, "Unutmamak gerekir ki yazma eserler söz konusu olduğunda çok fazla bilim dalı ve uzmanlık işe dahil olmaktadır. Kodikoloji, konservasyon ve restorasyon uygulamaları, Karbon-14 testi ile tarihlendirme, malzeme özelliklerinin tespiti, kataloglama ve veri tabanı oluşturma gibi başlıklarla uzayıp giden bir listeden bahsediyoruz. Hal böyle olunca bilimsel araştırma laboratuvarları, teknolojik ekipmanlar, Mushaf tarihi ve yazma eser uzmanları, restoratör, kimyager ve biyologlardan oluşan çalışma grupları da araştırmaların bilimselliği ve sürekliliği açısından belirleyici bir öneme sahip oluyor. Bütün bu zaruretlerin bir an önce yerine getirilmesi için gereken adımı atan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuş, zatıalilerinin talimatları ile TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığı kurulmuştur. Bütün yazma eserlerin, doğal olarak Mushafların da TÜYEK çatısı altında toplanması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Başkanlığımız bu konuda gerekli girişimleri başlatmıştır. Biz Bakanlık olarak müzelerimizdeki bütün yazma eserleri zaten TÜYEK’e devrettik. Aynı şekilde TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığımız da belirlenen program ve planlar doğrultusunda çalışmalarına başlamıştır. Bu alanın önde gelen uzmanlarından Prof. Dr. Mehmet Emin Maşalı hocamızın başkanlığında, Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız Hafız Osman Şahin ile değerli Hocamız Hattat Mehmet Özçay’ın da yer aldığı çekirdek bir ilim heyeti oluşturduk. Başkanlığımız, TÜYEK’in yazma eserler konusundaki tecrübesini arkasına alarak, ülkemizdeki ve dünyadaki ilgili kurum ve kişilerin katkısıyla önemli hizmetlere imza atacaktır" ifadelerini kullandı. İstanbul Valisi Davut Gül ise, "İstanbul’da güzel bir ana şahitlik ediyoruz. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun. Daha da önemlisi bugün bu güzelliğe gelen her birinize, gelerek şahitlik eden her birinize aylığa teşekkür ediyorum. İnşallah Coşkun Hocamızın gayretleriyle, çalışmasıyla, hocalarımızın destekleriyle bu çalışmalar daha da artar. İstanbul’umuza bu anlamda değer kazandıran herkese tekrardan teşekkür ediyor. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından hatıra fotoğrafı çekilerek hediye takdimi yapıldı. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, Hat Sanatçısı Mehmet Özçay ve davetliler katıldı.
14 Ocak 2026 Çarşamba - 16:34 "Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030" tanıtıldı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda hazırlanan, şehrin turizm potansiyelini sürdürülebilir ekonomiye dönüştürmeyi hedefleyen 36 politika ve 85 eylemden oluşan "Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030" tanıtıldı. Kentin tarihi, kültürel, gastronomik ve üretim gücünü turizm aracılığıyla güçlendirmeyi amaçlayan stratejik bir planlama çalışması olarak hayata geçirilecek yol haritası Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda yapılan toplantıyla anlatıldı. Turizm tüm paydaşlarla ele alındı Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmaların çıktıları doğrultusunda şekillenen yol haritası, Gaziantep’in turizm ekosistemi, arz-talep dengesi, yönetişim, altyapı, tanıtım, insan kaynağı ve ziyaretçi deneyimi başlıkları altında kapsamlı şekilde ele alındı. Nitelikli bir turizm modeli hedefleniyor Oluşturulan stratejik çerçeve, turizmin yalnızca ziyaretçi sayısına değil, kişi başı harcamanın artırılmasına, yerel üretimin desteklenmesine, istihdamın güçlendirilmesine ve kentsel yaşam kalitesinin yükseltilmesine odaklanan nitelikli bir büyüme modelini benimsiyor. "Bu eylem planı bana göre gerçekten çok doğru bir plan olmuş" Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in dünya şehirleriyle rekabet gücünü arttırmak için bilimsel çalışmalarla ön plana çıkması gerektiğini vurgulayarak, "Herkes kendi işinde uzman ve çok iyi bir çalışma var. Birçok kafamızdaki soru işaretin cevabını burada buluyoruz ama biz zamanla yarışıyoruz. Zaman hız zaman. Artık büyük balık, küçük balığı da yutmuyor, hızlı balık hepsini yutuyor. Dolayısıyla hızlı balık olabilmemiz için hızlanmamız lazım. Kendi şehrimizdeki insanlar kendi şehrimizi tanımıyor. Dolayısıyla şu eylem planında, bize iş akış şeması lazım. Bunu kiminle yapacağız? Ne kadar sürede yapacağız? Yapmayanla ne yapacağız? Aldığım bu eylem planı bana göre gerçekten çok doğru bir plan olmuş. Gücümüz en zayıf halka kadar. Bizim bu yılın sonundaki hedef sayıyı belirlememiz gerekir. Bu mesele o kadar hayati bir mesele ki. Bu eylem planında somut, zaman planı, iş akışı. Bu derinleşme, bu kümeleşme, bu tematik çalışma" dedi. "Yolu gösterecek bütüncül bir şema elimizde var" Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise eylem planına hızlı bir şekilde ilerletileceğini belirterek, "Yolu gösterecek bütüncül bir şema elimizde var. Gaziantep olarak biz ne yapacağız artık bunu görüyoruz. Politikalar ve eylem planıyla ilgili iş bölümü hazırlayacağız. En kısa zamanda bu maddeler içerisinde yapacaklarımızı düşünüyoruz, hemen çalışmaya başlıyoruz" diye konuştu. Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030 ile ilgili sunumu ise Kapadokya Üniversitesi Turizm Master Planı Koordinatörü Prof. Dr. Bilgehan Gülcan tarafından yapıldı. Gülcan sunumunda Gazi şehrin turizm potansiyeline, geçmiş dönemlerdeki sayılardan bahsetti. Sunumunun devamında gelecekte yapılacak çalışmalara değinerek yol haritasında yapılan planlamaları paylaştı. Turizmde öncelikli alanlar belirlendi Yol haritasında gastronomi turizmi başta olmak üzere kültür ve inanç turizmi, müze ve ören yeri yönetimi, kent içi ve çevresel turizm rotaları, kırsal ve ekoturizm ile sağlık ve kongre turizmi stratejik öncelikli alanlar olarak belirlendi. UNESCO tescilli gastronomi kimliği, yerel üretim ve coğrafi işaretli ürünlerle bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Destinasyon yönetimi ve yönetişim modeli, kurumlar arası koordinasyon, veri temelli karar alma, tanıtım ve markalaşma stratejileri ile dijitalleşme ve akıllı turizm uygulamaları yol haritasının temel bileşenleri arasında yer aldı. Turizm sektöründe insan kaynağının geliştirilmesi ve mesleki kapasitenin artırılması da öncelikli hedefler arasında bulunuyor. Çocuk ve aile dostu turizm anlayışı Çocuk ve aile dostu turizm anlayışı, erişilebilirlik ve çevresel sürdürülebilirlik ilkeleri yol haritasının yatay bileşenleri olarak belirlendi. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda hazırlanan eylem planları; ölçülebilir performans göstergeleri ve izleme mekanizmalarıyla desteklendi. Gerçekleştirilen lansmanla birlikte Gaziantep Turizm Ekonomisi Geliştirme ve Yol Haritası 2030, ilgili paydaşlarla paylaşılarak ortak sahiplenmenin güçlendirilmesi ve uygulama sürecinin koordinasyon içinde yürütülmesi hedefleniyor.
Kastamonu’da "Gelecek İçin Genç Çözümler" projesi başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:30 Kastamonu’da "Gelecek İçin Genç Çözümler" projesi başladı Kastamonu’da ’Gelecek İçin Genç Çözümler’ projesiyle gençlerin bireysel becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Kastamonu Sosyal İnovasyon ve Gelişim Derneği koordinatörlüğünde, Kastamonu İl Özel İdaresi, Mimar Vedat Tek Kültür, Turizm ve Sanat Merkezi ile Kastamonu Yeşilay Şubesi iş birliğinde yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ’Gelecek İçin Genç Çözümler’ projesi hayata geçiriliyor. Proje için Kastamonu’da yaşayan veya eğitimine burada devam eden 18-30 yaş arası gençlerin başvuruları alınmaya başlandı. Proje kapsamında gençlerin istihdam, liderlik ve gönüllülük bilincini artırmaları, kişisel gelişimlerini desteklemeleri ve sosyal becerilerini güçlendirmeleri amaçlanıyor. Katılımcılara beceri geliştirme atölyeleri, düşünme atölyesi, sosyal girişimcilik eğitimi ile İş Kulübü Eğitimleri (CV ve kapak yazısı hazırlama, mülakat simülasyonu, profesyonel görünüm, kariyer planlama) düzenlenecek. Ayrıca etkili iletişim ve takım çalışması, stres yönetimi ve problem çözme, zaman yönetimi ve bireysel verimlilik, kişisel imaj, diksiyon ve beden dili seminerleri gerçekleştirilecek. Üniversite toplulukları ve STK’larla buluşmalar, bez çanta tasarımı, ahşap boyama, seramik ve çömlek atölyeleri, açık hava sineması (2 Yeşilçam + 1 yabancı film), hemsball eğitimleri ve turnuvaları, doğa yürüyüşü (Horma Kanyonu) ile Kapadokya gezisi gibi spor ve kültürel etkinlikler de projede yer alacak.
Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında 7 farklı şehirde düzenlenecek
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:20 Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında 7 farklı şehirde düzenlenecek Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında Samsun, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Isparta, İzmir ve Antalya’da ‘Her Anın Sponsoru Selfy Kampüste’ konseptiyle düzenlenecek. Festival kapsamında konserler, Selfy3X3 Basketbol Turnuvası, yarışmalar ve özel aktivitelerin yanı sıra artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisiyle oynanan yenilikçi bir spor dalı olan HADO Turnuvası da kampüslerde yerini alacak. Fatma Turgut, Haluk Levent, Zeynep Bastık, Mert Demir ve Murat Dalkılıç sevilen şarkılarını gençlerle birlikte seslendirecek. ‘Selfy3X3’ Basketbol Turnuvası’nda büyük finalde şampiyon olan takım ise A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’da oynayacağı bir maçta Türk Telekom tarafından ağırlanacak. Türk Telekom’un gençlik markası Selfy, kampüslerde yeni dönem heyecanını özel etkinliklerle yaşatıyor. Selfy Fest’25, bu yıl 2-23 Ekim tarihleri arasında Samsun, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Isparta, İzmir ve Antalya’da ‘Her Anın Sponsoru Selfy Kampüste’ konseptiyle düzenlenecek. Festival kapsamında Fatma Turgut, Haluk Levent, Zeynep Bastık, Mert Demir ve Murat Dalkılıç sevilen şarkılarını seslendirirken, DJ performansları ve üniversite kulüplerinin müzik grupları da ana sahnede performans sergileme fırsatı yakalayacak. Ayrıca öğrenciler, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle (AR) oynanan yeni nesil spor dallarından HADO Turnuvası’nda mücadele edecek. Konserler, yarışmalar ve özel aktiviteler Yedi farklı şehirde yüz binlerce öğrencinin katılacağı Selfyfest’25, konserlerle sınırlı kalmıyor. Selfy3X3 Basketbol Turnuvası, HADO Turnuvası, sürpriz hediyeli yarışmalar ve aktiviteler festival alanlarında üniversiteliler ile buluşacak. Üniversitelerin en iyi basketbolcuları Selfy3X3’te sahne alacak Selfyfest’25’te, ‘Selfy3X3’ Basketbol Turnuvası gerçekleştirilecek. Tek pota konseptiyle üçer kişiden oluşan takımlar üniversitelerinde birinci olmak için oynayacak. Her üniversitenin birinci olan takımı, 23 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek olan Büyük Final’de üniversitelerini temsil edecek. Şampiyon olan takım ödül olarak A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’da oynayacağı bir maçta Türk Telekom tarafından ağırlanacak. Etkinlik takvimi: 2 Ekim Perşembe- Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Fatma Turgut) 6 Ekim Salı- Diyarbakır Dicle Üniversitesi (Mert Demir) 9 Ekim Perşembe- Gaziantep Üniversitesi (Fatma Turgut) 13 Ekim Salı- Kayseri Erciyes Üniversitesi (Mert Demir) 17 Ekim Cuma- Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (Haluk Levent) 21 Ekim Salı- İzmir Ege Üniversitesi (Zeynep Bastık) 23 Ekim Perşembe- Antalya Akdeniz Üniversitesi (Murat Dalkılıç)
Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:56 Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle yürütülen "Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi" kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle teslim edildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından organize edilen programa, İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, Bingöl Ziraat Odası Başkanı Haşim Bürkek, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü, çiftçiler ve teknik personel katıldı. Proje kapsamında ilde toplam 140 dekar alanda iyi tarım uygulamalarıyla ceviz yetiştiriciliği yapıldığı bildirildi. Çiftçilere verilen desteklerle birlikte üretimde modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, verimlilik ve ürün kalitesinin artırılması hedefleniyor. İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, projenin bölge tarımı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Ceviz Bingöl için stratejik bir ürün. İyi tarım uygulamalarıyla hem üreticimizin emeğini daha verimli hale getiriyoruz hem de tüketicilerimize daha sağlıklı ve güvenilir ürünler sunuyoruz. Bu tür projelerle üretimi geleceğe daha güçlü taşıyacağız" dedi.
Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:45 Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği işbirliğiyle 12’ncisi düzenlenen "Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nin ödül töreni gerçekleştirildi. "Türk’ün Ataları" temasıyla organize edilen festivalde, en iyi 7 senaryo ve en iyi 4 kısa film ödül aldı. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen ödül törenine, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Güney, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, BTSO Yönetim Kurulu ve Meclis Divan Kurulu üyeleri, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli ile akademisyenler, sinema dünyası temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Programın ilk bölümünde Metehan, Bilge Kağan, Sultan Alparslan, Alaeddin Keykubat, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk için yapay zekâ ile oluşturulan filmler konukların beğenisine sunuldu. Film gösterimlerinin ardından, tematik senaryo yarışmasında dereceye giren senaristler için ödül töreni düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivalinin Ödül Töreni’nin açılışında yaptığı konuşmada, kültür ve sanatın kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Başkan Burkay, Türk devletlerinin tarih boyunca sadece siyasi hâkimiyet kurmadığını, aynı zamanda ilim, sanat, adalet ve kültürle yoğrulmuş bir medeniyet inşa ettiğini belirterek, "Atalarımızın kurdukları düzen siyasi hâkimiyetle sınırlı kalsaydı, geride kalıcı bir medeniyet değil, geçici bir iktidar olurdu. Oysa onlar insanı merkeze alan bir anlayışla çağları aşan değerler ortaya koydu" dedi. "İhraç ettiğiniz değerler de önemli" Ekonomide büyüme rakamlarının önemli olduğunu ancak kalkınma hamlesi için tek başına yeterli olmadığını dile getiren Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Fabrikalarla, yollarla, köprülerle büyürsünüz ancak tüm bunlar sanatla, kültürle, bilimle ve eğitimle desteklendiğinde kalkınmış olursunuz. Bir ülkenin gücü; ürettiği mallar kadar ürettiği fikirlerle, ihraç ettiği ürünler kadar ihraç ettiği değerlerle, kurduğu tesisler kadar ortaya koyduğu eserlerle ölçülür. İşte bu nedenle BTSO olarak bizler, şehrimizin ve ülkemizin kültür ve sanat yolculuğuna katkı vermeyi kendimize görev adlediyoruz. Çünkü Bursa’mız, üretimin merkezi olduğu kadar kültürün, sanatın ve medeniyetimizin de en önemli şehirlerinden biridir." "Bursa üretimin ve medeniyetin merkezi" Bursa’nın Osmanlı’ya başkentlik yapmış, camileri, külliyeleri, hanları ve çarşılarıyla hem siyasetin, hem ekonominin hem de kültürün kalbi olduğuna değinen BTSO Başkanı Burkay, "Bursa’mız üretimin merkezi olduğu kadar medeniyetimizin de en önemli şehirleri arasında. Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivali bu açıdan çok değerli bir işlev üstleniyor. Tarihimize yön veren devlet büyüklerimizi ve bu toprakları bizlere vatan kılan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Ödül alanları kutluyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’müze, projeyi büyük emekle hayata geçiren Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği’ne ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Türk’ün ataları beyaz perdede" Festival Başkanı ve Ehli sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli, festivalin başladığı günden bu yana 7 bin 600 eserin başvuruda bulunduğunu söyledi. Senaryo yarışmasında 77 senaryoyu ödüllendirdiklerini, 70 senaryonun film haline getirildiğini, 77 kısa filmin gösterimini yaparak 44 kısa filme ödül verdiklerini kaydeden Sürmeli, "Sinemanın evrenselliğiyle öz değerlerimizi merkeze alan bir festivali daha gerçekleştirdik. Sinema dilinde, zamanın içinde bir anlam arayışıyla, bugüne dalga dalga ilerleyen bir değerler silsilesi oluşturduk ve sinemaya gönül vermiş tüm meslektaşlarımızı tarihimizin sembol isimleriyle buluşturduk. Bu yılı çağların dikenli yollarına takılan ruhumuza, var oluşlarıyla şifa sunan, talihimizi akıl ve inançla yenileyerek bizi yeni ufuklara taşıyan Türk tarihinin abide şahsiyetlerine Türk’ün atalarına adadık. Yarışmamıza katılan tüm katılımcılarımıza, bizlere destek veren Bakanlığımız ve BTSO’ya şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı. En iyi senaryolar ödüllerini aldı Festival kapsamında 7 önemli şahsiyetin hayatını konu alan senaryolar beyaz perdeye aktarıldı. Ödül töreninde; Metehan temasında ‘Gerçeğin Melodisi’ ile Fatma İkra Taş, Bilge Kağan temasında ‘Taşın Bilge Sırrı’ ile Yasin Erdoğan, Alparslan temasında ‘Son Dua’ ile Selçuk Eren Akalan, Alaeddin Keykubat temasında ‘İki Tabut 1 Cenaze’ ile Elvan Ezber, Osman Gazi temasında ‘Bilgeliğin Tarifi’ ile Berfin Güzel, Fatih Sultan Mehmet temasında ‘Son Geçit’ ile Saliha İşlek ve Mustafa Kemal Atatürk temasında ‘Ses’ ile İsmail Çelik en iyi senaryo ödülünün sahibi oldu. Kısa filmler ödüllendirildi Festival kapsamında kısa film kategorisindeki ödüller de sahiplerini buldu. En İyi Kurmaca Kısa Film ödülü, yönetmenliğini Muhammet Emin Altunkaynak’ın yaptığı ‘Çekiliş’e verildi. En İyi Animasyon Film dalında ödül, Hamide Enise Aytekin’in ‘Behand’ filmine; En İyi Belgesel Film ödülü Begüm Aksoy’un yönettiği ‘With My Name’, En İyi Deneysel Film ödülü ise Hüseyin Urçuk’un ‘Çamaşır İpi’ filmine verildi. Bu yılki Onur Ödülü, ‘Kız Kardeşim Mamo’, ‘Kar Kırmızı’, ‘Hara’ ve ‘Meryem’ gibi filmleriyle pek çok ödülün sahibi olan yönetmen Atalay Taşdiken’e takdim edildi. Taşdiken, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada: "Bu ödül benim için ayrı bir anlam taşıyor. Beni bu ödüle layık görenlere teşekkür ediyorum. Bursa benim için farklı bir şehir; ilk filmimin gala programını burada yapmıştım. Festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:43 Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" oyun gecesi, katılımcıları usta yazarın "Halime Kaptan" eserinin geçtiği Cide’ye götürerek, gizemli bir maceraya ortak etti. Nilüfer Belediyesi, "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri çerçevesinde farklı bir deneyim sundu. Koza Kütüphane’de gerçekleştirilen oyun gecesi, edebiyat ve oyunu bir araya getirerek katılımcılara keyifli bir akşam yaşattı. "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" isimli iletişim oyununda katılımcılar, usta yazarın edebi dünyasında unutulmaz bir yolculuğa çıktı. Necati Arpacı’nın yürütücülüğünde gerçekleşen rol yapma oyununda, Rıfat Ilgaz’ın sevilen eseri "Halime Kaptan"ın geçtiği coğrafya sahne oldu. Oyunda katılımcılar, "vatanperver" ve "ajan" olarak iki gruba ayrılarak Cide’de geçen bir öykünün kahramanlarına dönüştü. Oyuncular, İstanbul’dan Cide’ye gelirken kaybolan bir pusulanın peşine düşerek hem gruptaki ajanları tespit etmeye hem de pusulayı taşıyan askeri bulmaya çalıştı. Tamamen katılımcıların kararlarıyla şekillenen öykü, heyecan dolu anlara sahne oldu. Hikayeyi başarıyla tamamlamak için ipuçlarını birleştiren ve rollerini canlandıran katılımcılar, Rıfat Ilgaz’ın dünyasında şifrelerin izini sürerken keyifli dakikalar geçirdi.
Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:41 Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli Muğla Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet’in 102. yaşını çok anlamlı bir armağan ile kutlayacak. Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın hayatını anlatan ‘Vali Hanım’ belgeselinin galası, Cumhuriyet Bayramı armağanı olarak, Muğla’da yapılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçen, yapımcılığını gazeteci yazar Özlem Özdemir’in, yönetmenliğini Gülay Ayyıldız Yiğitcan’ın üstlendiği ‘Vali Hanım’ belgeseli, 30 Ekim Perşembe günü ilk kez Gazi Mustafa Atatürk Kültür Merkezinde izleyicilerle buluşacak. ‘Vali Hanım’, Aytaman’ın 1991-1996 yılları arasında ilk kadın vali olarak Muğla’da görev yaptığı yıllar ile sınırlı kalmayıp, cesaretli ve azimli bir kadının yaşam öyküsünü anlatıyor. Belgesel, Lale Aytaman’ın karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını, toplumdaki cinsiyet eşitsizliğine karşı verdiği mücadeleyi ve valilik dönemi boyunca gerçekleştirdiği projeleri kendi ağzından dinleme fırsatı sunuyor. Yapımcı Özlem Özdemir belgeselin ortaya çıkmasıyla ilgili, "Cumhuriyet sayesinde kendilerine biçilen rollerin dışına çıkmayı hedefleyen ve kadınların yapamayacağı düşünülen işlerin üstesinden başarıyla gelen öncü Türk kadınlarının yaşam öykülerini topluma aktarmayı görev edinmiş bir yazarım. Dünyada adının önüne ilk kelimesini yazdırmış kadınlar, unutulmak şöyle dursun, türlü eserler ve çalışmalarla yaşatılırken biz isimlerini bile unutmuşuz. Üstelik biz Atatürk sayesinde, pek çok ülkenin kadınlara sağlamadığı hakları, hızlıca ve çoğu ülkeden önce kazanmışız. Bize öncülük eden kadınları bilmek ve onları unutturmamak borcumuz. Bu belgeseli yapmamın esas amacı budur. Bu kapsamda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a çok teşekkür ederim, projeyi duyduğu andan itibaren heyecanımı paylaştı ve belediye olarak bu projeyi destekleme kararı sayesinde filmi yapabildim" şeklinde konuştu. Lale Aytaman: "Umarım bu belgesel gençlerimize başarı yollarında ışık tutar" Lale Aytaman belgesel ile ilgili, "1991 yılında Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak Muğla’ya adım attığım andan itibaren amacım ve arzum başarılı olmak, benden sonra da bu makamda pek çok kadın valiyi görebilmekti. Bu belgesel; arşivlerim eşliğinde, açık yüreklilikle paylaştığım özel ve meslek yaşamımı yansıtmak üzere hazırlandı. Umarım, gençlerimize başarı yollarında bir ışık tutar ve en tepe pozisyonlarda kadın-erkek görev ve sorumlulukları eşitlik anlayışıyla paylaşmamıza olumlu katkıda bulunur" dedi. Başkan Aras: "Böylesine kıymetli bir belgesele katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, belgeselin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri kadınların hayatın her alanında eşit şekilde var olabilmeleridir. Lale Aytaman, bu kazanımın en güçlü sembollerinden biridir. O, yalnızca Muğla’nın değil tüm Türkiye’nin hafızasında, cesareti ve öncülüğüyle özel bir yer edinmiştir. Büyükşehir Belediyesi olarak böylesine kıymetli bir belgeselin ortaya çıkmasına katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bizler de Cumhuriyet’in 102. yılında bu değerli eseri Muğlalılarla buluşturmayı, Cumhuriyet’e ve onun kadınlara açtığı yola saygımızın en anlamlı göstergelerinden biri olarak görüyoruz. Diliyorum ki ‘Vali Hanım’ belgeseli, gençlerimize ilham kaynağı olacak, kadınların her alanda eşit ve güçlü bir şekilde var olmasının önemini bir kez daha hatırlatacaktır"
Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:37 Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu Van Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen ücretsiz yaz konserleri, merkez ve ilçelerde sanatseverlere unutulmaz bir yaz yaşattı. Van Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yer alan konservatuvar grubunun düzenlediği yaz konserleri, bu yıl kenti adeta bir açık hava festivaline dönüştürdü. Kent merkezi ve ilçelerde düzenlenen konserler, farklı müzik türlerinden eserlerle binlerce kişiyi bir araya getirdi. Kocaeli ve Yaşar Kemal parklarında, huzur evlerinde, çocuk sevgi evlerinde, diğer ilçelerde ise birçok farklı noktada Şef Kadir Kartal yönetiminde konserler düzenlenirken, şan eğitmenleri Elif Abalı ve Sıla Ergör ile daha birçok isim sahne alarak dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Van türküleri ile birçok özel performans da bu yazın en çok ilgi gören etkinliklerinden biri oldu. Sıcak yaz akşamlarında birbirinden güzel eserlerin seslendirildiği konserlerde; aileler, gençler ve müzikseverler bir araya gelerek adeta açık hava festivalini andıran gecelerde keyifli anlar yaşadı. Konserlere gösterilen yoğun ilgi, Van Büyükşehir Belediyesinin sanata ve kültüre verdiği değeri bir kez daha gözler önüne serdi. Konservatuvar grubu, 2025-2026 eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte yaz konserlerinin yerine okul konserleri etkinliklerine başlıyor. Kent merkezi ve ilçelerde belirli periyotlarda yapılacak etkinlerde ise öğrenciler müziğe doyacak.
Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:18 Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi Ankara’daki Kahve Müzesi, Türk kahvesinin Osmanlı’dan bu güne uzanan serüvenini ziyaretçilere sunuyor. Ankara Kalesi’nde bulunan Kahve Müzesi, Türk kahvesinin asırlara dayanan yolculuğunu ziyaretçilere sunuyor. Müzede sergilenen eserler, kahvenin Osmanlı sarayındaki öneminden ’40 yıl hatırı vardır’ sözünün kökenine, Anadolu’da kahve kültürünün yaşatılmasından günümüzde Türkiye’de kahve ağacı yetiştirilmesine kadar geniş bir tarihi mirası gözler önüne seriyor. 1 Ekim Uluslararası Kahve Günü’nde ise Kahveci Muhammed Mücahit Çelebi, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine Türk kahvesinin geçmişini ve Kahve Müzesi’ni anlattı. "Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim" Türk kahvesi sektöründe uzun yıllardır hizmet veren Çelebi, "Ankara’da birçok müzeyi gezdiğimizde her müzenin içerisinde dekor olarak kahve takımı kullanıldığını gördüm. Değirmen olur, cezve olur, fincan olur ama kendisine ait bir çatı olmadığını fark ettim. O yüzden Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim. Yaklaşık 5 yıldır mezatlarda ve müzayedelerde topladığımız eserlerle bu müzeyi oluşturduk, geliştirmeye devam ediyoruz. Türk kahvesi dediğimiz zaman hiçbir zaman tek başına almadık. Türk kahvesi ve kültürü dünyada bilinen bütün kahvelerin atasıdır. Diğer kahvelerin hepsi Türk kahvesinden türemiş diğer türevleridir. 15’inci yüzyılda Yemen Vali’miz Özdemir Paşa, Mutluluk Başkenti İstanbul’a mekteplerde kahveyi talebelerin tüketimi için göndermiştir. Kahve ilk geldiğinde ya da öncelerinde haşlanarak tüketildiği için kahveyi, kavurmayı, öğütmeyi ve pişirmeyi bulanlar, öğrenenler Türklerdir. Şazeli Tarikatı dediğimiz tarikattaki dervişler, kahveyi, kavurmayı, pişirmeyi ve öğütmeyi bulmuşlardır. Dünyaya da nam salmasındaki en büyük etken bu yapım teknikleridir. Türk kahvesini diğer kahvelerden ayıran en belirgin özelliklerden bir tanesi de içerken telvesiyle birlikte hala fincanda demlenmeye devam eden tek kahve olmasıdır" dedi. "Avrupa’yı fethettikten sonra keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı" Kahvenin dünyaya nasıl yayıldığını anlatan Çelebi, "II. Viyana kuşatmasında, artık Osmanlı kahveyi o kadar benimsemişti ki seyahatlerde, gittiği yerlerde yanından ayırmadı. Savaşa dahi giderken yanında yüklü miktarda kahve götürmüştü. Avrupa’yı fethettikten sonra oturup orada bir keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı. Çevirmenlik yapan Fransız Kolschitzky’nin de ani bir taraf değişikliği yapması sebebiyle, farklı sebeplerden Osmanlı daha fazla ilerleyemedi. Geri çekilmek durumunda kaldığında yanında götürmüş olduğu yüklü miktarda kahveyi orada yük etmemesi açısından bıraktı. Avrupalılar bunu hayvan yemi ya da ne olduğunu bilmedikleri için imha ediyorlardı. Fakat Kolschitzky, kahveyi Osmanlı’da nasıl tüketildiğini çok iyi bildiği için bütün kahve çuvallarını kendisine savaş ganimeti olarak aldı. Avrupa’da, Viyana’da ilk kahvehane dükkanını açtı, Mavi Şişe adında. Bunu Türk içkisi olarak pazarlığa sundu ve Avrupa’da kahve tanınmaya başladı. İlerleyen süreçlerde farklı demleme teknikleri geliştirerekten dünya kahveleri olarak bildiğimiz kahveler türedi" diye konuştu. Kahvenin meşakkatli bir uğraş gerektirdiğini vurgulayan Çelebi, "Yeşil çekirdekler önce kavurma aşamasından geçmesi gerekiyor. Ateşin belli bir köz kıvamına gelmesi gerekiyor. Daha sonra elde manuel yöntemlerle kahve kavurma tavalarında çekirdekleri tavalarda kavurup o çekirdekleri bir soğutma aşamasından geçirmeleri gerekiyor. Çekirdekler bir süre dinlendikten sonra dibeklerde ya da değirmenlerde öğütme işlemi gerçekleştiriliyor. Sonrasında bir fincan kahve elde ediliyor. Bir fincan kahve içmek için ateş yakmaktan itibaren yaklaşık 4-5 saatlik bir zaman gerekiyor. Halepli Hakem ve Şamlı Şems adında 2 Arap kahveci İstanbul Tahtakale’de ilk kahvehane dükkanını açıyor. Amaçları geçimlerini sağlamak ama farkında olmadan tarihe yön veriyorlar. Kahveyi topluca kavuruyorlar, öğütüyorlar ve kazanlarda çok miktarda pişiriyorlar. Hazır kahve insanlara ikram ediyorlar. İnsanlar hazır kahve içebilmek için bu kahvehanede vakit geçirmeye başlıyor. Kahvehaneler literatürde çoğalmaya başlıyor" şeklinde konuştu. Abdülhamid Han günde 37 fincan kahve tüketiyordu Çelebi, kahvenin 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı’da herkes tarafından sevildiğini ve saraya girdiğini belirterek, "Kahve önemli bir protokol içeceği haline geldi. Padişahlara özel kahveci başı unvanı ortaya çıktı. Bu kişiler, sarayın bütün sırlarına vakıf olabilecek kadar önemli bir konumdaydı" dedi. Çelebi ayrıca, arşivlerde Sultan II. Abdülhamid döneminde kahveci başı olarak Halil Efendi’nin görev yaptığını ve padişaha yalnızca Yemen’den getirilen kahvenin ikram edildiğini ifade etti. Çelebi, Abdülhamid Han’ın günde 37 fincan kadar sade kahve tükettiğinin de resmi kayıtlarda yer aldığını dile getirdi. "Artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor" Yemen’in Osmanlı vilayeti olduğu vakitler keşfedilen ve yetiştirilen bir meyve olduğuna değinen Çelebi, "Son yıllarda Antalya Gazipaşa’da Yaşar Dağtekin adında bir çiftçimiz, kendi bahçesinde tropikal meyveler yetiştirirken uzun yıllardır kahve fideleriyle de uğraşıyordu. Son yıllarda tamamen doğal yöntemlerle artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor ve ağaçlardan elde ettiği hasatlarla onu günümüzde Türkiye’de yetişmiş kahve olarak festivallerde ya da özel günlerde bunun ikramında bulunuyoruz. 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi gününde de Türkiye’de yetişen kahveyi müzemizde gelen ziyaretçilere ikram etmeyi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrenirken deneyim sunan bir müze Çelebi, müzenin sadece sergi amaçlı olmadığını, ziyaretçilerin eserlerle etkileşim kurarak kahve kültürünü deneyimleme imkanı bulduğunu belirtti. ’Tahmishane’ adı verilen bölümde kahvenin hazırlandığı mutfak kültürünün yaşatıldığını, ‘özümüze’ odasında ise ziyaretçilere köklerini hatırlatan özel bir atmosfer sunulduğunu ifade etti. "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" Çelebi, "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözünün kökenine değinerek, Yemiş İskelesi’nde bir kahvehanede yaşanan hadiseden söz etti. Çelebi, anlatıya göre bir kahveye giren Yeniçeri’nin herkese kahve ısmarlayıp kahvecinin Rum müşterisine ısmarlamadığını, sonrasında ise kahvecinin kendi kesesinden Rum müşterisine ve kendisine kahve ikram ettiğini dile getirdi. Hikayenin devamında Çelebi, yıllar sonra köyün Rumlar tarafından işgal edildiğini, esir düşen kahveciyi tanıyan Rum müşterinin ise rütbeli bir asker olarak geldiğini belirtti. Çelebi, esir düşen kahveciyi satın alan Rum askerin, o kahvenin hatırına kendisini hatırlatıp serbest bıraktığını söyledi.
’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:03 ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı Yıldız Holding İslam Eserleri Koleksiyonu’nda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerin bir araya getirildiği ’Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ Trabzon’da ziyarete açıldı. Sergi, 1 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. Yıldız Holding, sanat koleksiyonundaki eserleri geniş kitlelerle buluşturma hedefiyle İslam Eserleri Koleksiyonu’ndaki nadide hüsn-i hat eserlerini Türkiye’nin farklı illerinde sergilemeye devam ediyor. Daha önce "Konuşan Yazılar" adıyla Bursa, Ankara, Konya ve Edirne’de yoğun ilgi gören sergiler düzenleyen Yıldız Holding, bu kez geleneksel İslam sanatının en güzel örneklerinin bir araya getirildiği "Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi"ni Bursa, Kayseri, Şanlıurfa ve Ankara’nın ardından Trabzon’da sanatseverlerle buluşturdu. Her biri birbirinden kıymetli hattatların imzasını taşıyan hüsn-i hat eserlerinin yer aldığı sergi, Hamamizade İhsan Bey Kültür ve Sanat Merkezi’nde ziyarete açıldı. Açılış töreni, Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Erdem Zekeriya İskenderoğlu’nun yanı sıra Yıldız Holding’i temsilen Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın ve protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleşti. Yapılan konuşmaların ardından kürsüye gelen Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Global Hukuk İşleri ve Kamu İlişkileri Başkanı İbrahim Taşkın, Trabzon’un kadim bir kültür başkenti olduğunu belirterek, "Benim de memleketim olan Trabzon, 4 bin yıllık tarihiyle Roma ve Bizans dönemlerini yaşamış, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in valilik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu kadim bir kültür başkentidir. Hem tarihi hem de kültürel açıdan büyük bir zenginliğe sahip olan Trabzon’umuz tarih boyunca kültür ve sanatın da en nadide örneklerini barındırmış, derin bir kültürel birikime ev sahipliği yapmıştır. Biz de ülkemize sağladığımız ekonomik katkıların yanı sıra, her vesileyle kültürel mirasımıza sahip çıkıyor, toplumu ortak paydada bir araya getiren sanatsal faaliyetlerle sosyal fayda sağlamayı önceliklendiriyoruz. ’Mutlu et mutlu ol’ anlayışımızdan hareketle sanatı toplumla buluşturmaya vesile olmak bizim için çok önemli. Bu şiarla ve Sayın Murat Ülker Bey’in özel gayretiyle geleneksel ve çağdaş sanatın en nadide eserlerini içeren ve ne mutlu bize ki yaklaşık iki bin esere ulaşan Yıldız Holding Sanat Koleksiyonu’nu Çamlıca Kampüsümüzde tüm sanatseverlerle sürekli bir sergi ile buluşturuyoruz. Bununla yetinmeyerek sanatı daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla eserlerimizi, sergiler aracılığıyla ülkemizin dört bir yanına taşıyoruz. İslam Eserleri Koleksiyonumuzda yer alan nadide hüsn-i hat eserlerini daha önce Bursa, Konya, Edirne, Ankara, Kayseri ve Şanlıurfa’da sanatseverlerin beğenisine sunmuştuk. Bugün de Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergimizi böylesi bir tarihi zenginlikle yoğrulmuş Trabzon’umuzda açarak, Yıldız Holding’in kültür mirasını ulaştırdığımız kitleyi genişletmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bugün burada Hâfız Osman, Sultan III. Ahmed, Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Hâmid Aytaç gibi geçmişin büyük hattatlarının yanı sıra Hasan Çelebi, Ali Toy, Mehmed Özçay ve Ferhat Kurlu gibi günümüz ustalarının kaleminden çıkan eserleri de sizlerle buluşturuyoruz. Bu değerli eserlerin Trabzonlularla buluşturulmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sergimizin açılışına teşrif eden tüm kıymetli haziruna Yıldız Holding ve şahsım adına teşekkürlerimi sunuyorum. Tüm sanatseverleri bu eserlerin manevi zenginliğini paylaşmak üzere sergimize davet ediyorum" diye konuştu. Holdingin sanat danışması Esra Göncüoğlu da, sergide 24 hattata ait 41 eserin yer aldığını kaydederek, "Yıldız Holding koleksiyonuna ait eserlerden oluşan Tarihin Akışında Meşhur Hattatlar Sergisi’ni Trabzonlu sanatseverlerle buluşturmanın mutluluğunu yaşayoruz. Sergide 24 hattata ait 41 eser geçmişten günümüze kronolijik bir sıra ile yer alıyor" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı protokol tarafından yapılırken, Yıldız Holding sanat danışması Esra Yoncaoğlu davetlilere sergide yer alan eserler hakkında sunum yaptı.
Black Sea FishFestival’de Malatya Mutfağı tam not aldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:48 Black Sea FishFestival’de Malatya Mutfağı tam not aldı Romanya’nın Köstence kentinde düzenlenen Black Sea FishFestival Gastronomi Yarışması’na katılan Malatya ekibi altın madalya ve kupa ile döndü. Dünya jürilerinden tam not alan Malatya Mutfağı, başta Kiraz Yaprağı Sarması olmak üzere İçli Köfte, Analı Kızlı yemeği ile öne çıktı. Malatya mutfağının eşsiz lezzetlerinin uluslararası sahneye çıktığı Black Sea FishFestival’ine katılan Mövenpik Hotel yurda birincilikle döndü. Mövenpick Oteli Genel Müdürü Ahmet Kaan Kaya, "Romanya’daki düzenlenen festivalde katılım gerçekleştirdik. Malatya olarak temsilimizin karşısında kupa ve madalya aldık. Malatya’mızım bundan sonraki gasto festivallerinde yerinin oluşması için gün aldık. 2026 yılında Malatya’da da ciddi anlamda gastro festivali adı altında tüm Malatya mutfaklarının yanında 22 yada 23 ülkenin katılımıyla uluslararası bir organizasyonun oluşmasına vesile olduk. Bunun için gayret ettik, gittik çalış, şefimiz ve mutfağımızla bir başarı elde ettik. Bu başarının sürdürülebilmesi, devam etmesi için de şehrimizin tanınırlığı için grubumuz ve otelimiz ne gerekiyorsa ne yapmaya devam edecek" dedi. Malatya’nın uluslararası mutfakta ilgi çektiğini belirten Kaya , "Biz uluslararası alanda Malatya’yı temsil etmemiz ister istemez ilgi çekiyor. Sha düşünülen çalışmaların içine bizim ismimizde dahil edilmiş. Bu amaçla ülkemizi ziyaret eden Harvard Üniversitesi’nin öğretim görevlileri şehrimizde iki kere konakladılar. Onlara Malatya mutfağını sunmuştuk. Biz bunlardan haberdar değildik. Farkında olmadan planlanmış bir organizasyonun deneme sürecindeymişiz. Buradan da alnımızın akıyla çıkmışız. İkinci defa geldiklerinde inşallah 2026 yılında ülkemizin ulusal bayramını kutlanması anında Amerika Birleşik Devletleri’nin Washington eyaletinde bir kutlamamızın yemeklerini Malatya yemeği olarak bizler yapacağız, bunlarla ilgili davet aldık. Yine aynı üniversitenin profesörlerine Malatya yemekleri sunacağız. Şimdi bunun alt yapısını oluşturacağız" dedi. Mövenpick Oteli’n Executive Chef’i Halil Sarıal ise Malatya Mutfağı ile ilgili çalışmalarının olduğunu söyledi. Sarıal, "Malatya gastronomisi ile ilgili çalışmalarımız var. Bu çalışmaları en iyi şekilde hem Türkiye’de hem de yurt dışında temsil etmek istiyoruz. İlk olarak Romanya’da gerçekleşme bu yarışmada Malatya yemeklerini büfe klasmanında açarak birincilik aldık. Bunun sevinci bizim için çok önemli. Diğer bölgelerde diğer yarışmalarda yer almak istiyoruz. Bu yarışmanın Malatya’ya getirilmesi içinde söz aldık. 20 ülkeden gelecek şeflerin, öğrencilerin bu Malatya yerelinde yarışıyor olması bizleri mutlu ediyor. Bizde elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Malatya mutfağından götürdüğümüz bazı ürünler vardı. Kiraz Yaprağından Analı Kızlısı, Reyhan Şervet, Arapgir Dolaması, Akçadağ Kömbesi, bunların hepsi orada çok dikkat çekici ürünler haline geldi" diye konuştu.
15. Antalya Kitap Fuarı 3 Ekim’de başlıyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 12:47 15. Antalya Kitap Fuarı 3 Ekim’de başlıyor Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü 15’inci kez kapılarını açacak. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek 15. Antalya Kitap Fuarı’na tüm kitapseverleri davet etti. Antalya Büyükşehir tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenecek olan Antalya Kitap Fuarı, 3 Ekim Cuma günü saat 15.00’te düzenlenecek törenin ardından kapılarını kitapseverlere açacak. Edebiyatın ve müziğin usta ismi, sayısız roman, şiir ve düşünce eserlerinin yazarı Zülfü Livaneli, onur konuğu olduğu fuarda açılış töreninin ardından AKM Aspendos Salonu’nda saat 17.00’de Serhat Kaya moderatörlüğünde gerçekleşecek "Edebiyatın Toplumu Değiştirme Etkisi" başlıklı söyleşide okurları ile buluşacak. Yazarlar okurları ile buluşacak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Özdemir, 3-12 Ekim tarihleri arasında Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek fuarı "Kitapla umuda, adalete, özgürlüğe" temasıyla gerçekleştireceklerini söyledi. Özdemir, bu yıl 15’inci kez kitapseverlerle buluşacak fuara tüm Antalyalıları davet ederek, "Fuarımızda bu yıl 260 yazar ve 220 ulusal ve uluslararası yayınevi yer alacak. Antalyalı yerel yazarlar da açılacak stantta okurlarıyla bir araya gelecek. Edebiyat dünyasının sevilen isimleri söyleşiler, imza günleri ve sohbetlerle okurlarıyla buluşma fırsatı bulacak" dedi. Her yaştan kitapsever buluşacak Fuar, 3-12 Ekim tarihleri arasında 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Fuara bu yıl da her yaştan okurun ilgiyle ve severek okuduğu 260 yazar katılacak. Ahmet Ümit, Mustafa Balbay, Tuna Kiremitçi, Saygı Öztürk, Buket Arbatlı, Nasuh Mahruki, İsmail Küçükkaya, Engin Alan, Hidayet Karakuş ve Erol Mütercimler gibi yazarlar imza günleri ve söyleşilerle okurlarıyla buluşacak.