KÜLTÜR SANAT
Bodrum’da 3 ton hamsi pişirilerek dağıtıldı 18 Ocak 2026 Pazar - 18:18:55 Muğla’nın Bodrum ilçesinde 10’uncu kez düzenlenen Hamsi Festivali, binlerce kişinin katılımıyla yapıldı. Festivalde 3 ton hamsi pişirilerek dağıtıldı. Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından geleneksel hale getirilen Bodrum Hamsi Festivali, İskele Meydanı’nda düzenlendi. Öğle saatlerine doğru başlayan festival her yıl olduğu gibi renkli görüntülere sahne oldu. Binlerce kişinin katıldığı festivalde 3 ton hamsi tavalarda mısır unuyla pişirilerek vatandaşlara dağıtıldı. Hamsi almak isteyen vatandaşlar, 100 metreyi aşan kuyruk oluşturdu. Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci vatandaşlara ekmek arası hamsi dağıttı. Murat Kurt’un sunduğu festivalde Ceren Ece, Dinçer, Nihat Yılmaz, Mehmet Başkan, Emre Yetimoğlu ve Süleyman Gülten şarkıları ve ezgileriyle unutulmaz anlar yaşattı. Festival alanında Karadeniz ezgileriyle horon oynandı. Her yaştan vatandaş, horona eşlik ederek güzel bir gün geçirdi. Kurulan stantlarda Karadeniz’e özgü ürünlerin satışı yapıldı. Bodrum Yarımada Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Sefer Çelik ile Dernek Sözcüsü Yener Çelik, festivale katılan ve emek veren herkese teşekkür etti. Başkan Mandalinci’den Karadeniz şivesi Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci ise konuşmasının bir bölümünü Karadeniz şivesiyle yaptı. Festivalin kardeşlik, birlik ve beraberliği pekiştirdiğine vurgu yapan Mandalinci, "Türkiye’min 7 bölgesi, bütün geleceğimiz ve geleneğimizle, örfümüzle, adetimizle bir bütünüz bir mozaiğiz. Bu alanda, Bodrum’da bu mozaiğin yansımasını görüyoruz. Bodrum Belediyesi olarak kültürlerin yaşatılması, dayanışmanın artması insanların birbiriyle kardeşçe, dostça, barış içerisinde sükunetle yaşaması için elimizden gelen bütün çabayı sergiledik, sergilemeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Başkan Mandalinci’ye dernek yönetimi tarafından Trabzonspor forması hediye edildi. Bodrum Kaymakamı Ali Sırmalı ise "Bu tür festivaller özellikle hemşericilik ruhunun gelişmesi anlamında birlik, beraberliğin pekişmesi anlamında, toplumsal dayanışmanın artması anlamında ve kültürel birlikteliğin sağlanması anlamında büyük katkı sağladığını düşünüyorum" diye konuştu.
18 Ocak 2026 Pazar - 15:42 Kar altında tarihe tanıklık FOTONO21 Fotoğraf Derneği, 2026 yılı fotoğraf çalışmalarının ana temasını Diyarbakır’ın Ergani ilçesi olarak belirlemesi sonrasında, yılın ilk saha etkinliğini Hilar Mağaraları ve Çayönü Höyüğünde gerçekleştirdi. Yoğun kar yağışı altında gerçekleştirilen bu saha çalışması, Anadolu ve dünya arkeoloji tarihi açısından büyük önem taşıyan iki kadim yerleşimin, kış koşullarında belgesel fotoğraf yaklaşımıyla kayıt altına alınmayı amaçladı. Binlerce yıllık geçmişe sahip Hilar Mağaraları ile Neolitik Dönemin en erken ve en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çayönü Höyüğü, bu zorlu ancak etkileyici atmosferde fotoğraf sanatçıları tarafından belgelendi. Kar örtüsü, alanların mimari ve arkeolojik dokusunu farklı bir görsel katmanla yeniden yorumlayarak, kaya mezarları, mağara yerleşimleri ve höyük dokusu, doğal ışık ile karın oluşturduğu kontrast sayesinde daha belirgin bir biçimde ortaya çıktı. Elde edilen fotoğraflar, yalnızca estetik bir anlatım sunmakla sınırlı kalmamış, aynı zamanda bu alanların tarihsel sürekliliğine ve mekansal hafızasına dair güçlü bir görsel belge niteliği kazandı. Kış koşullarının oluşturduğu atmosfer, söz konusu mekanların zamansız karakterini vurgulayarak fotoğraf karelerine derinlikli bir anlatım kazandırdı. Bu saha çalışması, FOTONO21 Fotoğraf Derneğinin 2026 yılı boyunca Ergani merkezli olarak yürüteceği uzun soluklu fotoğraf projelerinin ilk uygulaması olma özelliğini taşıyor. Dernek, önümüzdeki süreçte Ergani’nin arkeolojik mirasını, kültürel dokusunu, mimari yapısını ve toplumsal hafızasını odağına alan yeni fotoğraf gezileri, belgesel çalışmalar ve sergi projeleri gerçekleştirmeyi planlıyor. FOTONO21 Fotoğraf Derneği yönetim Kurulu Üyesi Hacı Cebe, fotoğrafı yalnızca bir sanat üretimi olarak değil belgeleme, tanıklık etme ve kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu taşıyan bir araç olarak ele aldıklarını söyledi. Cebe, bu anlayış doğrultusunda, Anadolu’nun tarihsel ve kültürel değerlerine yönelik nitelikli, kalıcı ve sürdürülebilir görsel arşivler oluşturmayı temel hedefleri arasında gördüklerini sözlerine ekledi.
Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:30 Efes, Side ve Galata Kulesi’nde gece ziyaretleri 2 Kasım’a kadar uzatıldı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu yıl müzelere gece ziyaretlerinde 550 bini aşkın ziyaretçiyi ağırladıklarını belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygulamaya başlanan ve 1 Ekim itibarıyla sona eren gece müzeciliği uygulaması, yoğun talep üzerine Efes Örenyeri, Side Örenyeri ve Galata Kulesi’nde 2 Kasım’a kadar devam edecek. Bakanlığın verilerine göre, 2025 yılı Haziran-Eylül döneminde düzenlenen gece müzeciliği uygulamasında yaklaşık 550 bin ziyaretçi ağırlandı. En çok ziyaret edilen noktalar arasında Efes Örenyeri, Galata Kulesi ve Pamukkale Hierapolis Örenyeri öne çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı paylaşımda gelen talepler doğrultusunda gece müzeciliği uygulamasının 2 Kasım tarihine kadar uzatıldığını belirterek, "Gece müzeciliğimiz bu yıl da büyük bir ilgi gördü ve 1 Ekim itibarıyla sona erdi. ’Üç iki bir’, ışıklar yandığında tarih yeniden hayat buluyor. Binlerce yıllık Efes, geceyle birlikte adeta ikinci bir doğuşu yaşıyor. Sütunlar, taşlar ve ihtişamlı yapılar; gökyüzünün karanlığında ışıkla birleşerek bambaşka bir anlam kazanıyor. Bu yıl 550 binden fazla misafirimizi ağırladığımız gece müzeciliğimiz, kültürümüzün sadece gündüz değil, gecenin büyüsünde de nasıl görkemle parladığını herkese gösteriyor. Gelen yoğun talep üzerine ise Side Örenyeri, Galata Kulesi ve Efes Örenyeri’nde gece ziyaretlerini 2 Kasım’a kadar uzatıyoruz. Kültür ve tarihimizin geceyle buluştuğu bu eşsiz deneyime herkesi davet ediyorum" dedi. Gece müzeciliği, ziyaretçilere antik yapıları ve müzeleri gündüzden farklı bir atmosferde deneyimleme imkânı sunarak kültür turizmine yeni bir boyut kazandırıyor.
500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:29 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor Gaziantep’te tarihi Yeni Han’daki 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’nın duvarlarına asılan, farklı medeniyet ve coğrafyalara ait halılar, geçmiş yılların hikayelerini anlatıyor. Gaziantep savunması döneminde yiyecek ve cephane deposu olarak kullanılan tarihi Yeni Han’daki Kaleoğlu Mağarası, antika koleksiyoneri Mehmet Kaleoğlu tarafından restore edilerek turizme kazandırılarak kafeye çevrildi. Kenti ziyarete gelenlerin tercih ettiği mekanların başında gelen, yazın serin ve kışın da sıcak havasıyla her mevsimde büyük ilgi gören mağarayı ziyaret edenler, mağaranın duvarlarını süsleyen antika duvar halılarını görünce tarihe yolculuk yapıyor. Duvar halılarına adeta hayran kalan ziyaretçiler, dakikalarca halıları inceleyip, geçmiş yıllarda hemen her evin duvarını süsleyen duvar halıları tarihi mağaraya ayrı bir hava katıyor. Geçmiş yıllarda ev ve iş yerlerinin duvarlarını süsleyen, üzerinde farklı figür ve motiflerin bulunduğu, her birinin ayrı bir hikayesinin olduğu duvar halıları mağarayı ziyarete gelenler tarafından büyük ilgi görüyor. Geçmişte her evin duvarında yer alan, 1950’li yıllara ait olan antika duvar halılarını mağaranın çeşitli yerlerine asan Mehmet Kaleoğlu’nun halıları, mağarayı gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini çekiyor. Mağarayı ziyaret eden kadın ziyaretçiler, önceki yıllarda gelinlik kızların çeyizine konan ve evlerin üst başına asılan duvar halılarını görünce gençlik yıllarını hatırlıyor ve duygulanıyor. 1950’li yıllarda hemen hemen her ev ve iş yerinin duvarını süsleyen, bin bir gece masallarını hatırlatan ve üzerindeki resimlerle adeta birer tabloyu andıran kadife duvar halıları yumuşaklığı ve göz alıcı çeşit çeşit renkleriyle de ilgi görüyor. 73 yaşındaki Mehmet Kaleoğlu, 200’den fazla eski duvar halısının bulunduğu mağarada yer alan ve en eskisi 150 yıllık olan halıların üzerinde alan hikayeleri merak eden ziyaretçileri de bilgilendiriyor. Eski eşyalara olan merakıyla 50 yılda topladığı yüzlerce ata mirasını sergileyerek mağarasını adeta bir halı müzesine çeviren ve ata kültürüne sahip çıkan Kaleoğlu, duvar halısı kültürünü gelecek nesillere aktarmak istiyor. İpekten dokunan halıların da olduğu resimli duvar halılarında en çok tercih edilen motifler arasında Kabe, aslan, geyik, at, boğa, kahveci güzeli, kız kaçıran ve tavus kuşu figürlü halılar bulunuyor. Adeta halı müzesine dönüştürülen ve turistlerin uğrak mekanı haline gelen 500 yıllık tarihi handa yer alan duvar halılarının büyük ilgi gördüğünü belirten Mehmet Kaleoğlu, geçmişte her evin duvarında farklı figürlerin yer aldığı halıların bulunduğunu hatırlattı. Kaleoğlu Mağarası’nın 500 yıllık tarihi bir mağara olduğunu belirten Mehmet Kaleoğlu, "Mağaramız dünya harikası bir mağaradır. Mağaranın içerisinde 12 ayak ve 4 tane de su kuyusu var. Turistlerimiz mağaramıza geldiği zaman bu tarihi ve eski halıları görmek istiyorlar. Bizde bu halıları duvarlara astık. Duvar halıları çok ilgi çekti. Bu duvar halıları, 50, 60 ve 100 yılık halılardır. İnsanlar bu duvar halılarını görünce eski yaşantılarını hatırlıyor ve özlüyor" dedi. Her halının kendine has bir hikayesinin olduğunu ve halıların üzerindeki figürlerin bir olayı anlattığını bildiren Kaleoğlu, "Halıların üzerinde kahveci güzeli, kız kaçıran, tavus kuşu, Kabe ve ve Mescid-i Aksa görselleri yer almaktadır. Bu halılar aynı zamanda kadifeden yapılan halılardır. Bu halılar mağaramıza güzel bir görünüm kazandırdı. Aynı zamanda bizden duvar halısı isteyenlerde oluyor. Ziyaretçilerimiz bu halıları çok beğeniyor. Halıları hem kendi imkanlarımla bulup alıyorum hem de bana getirenlerde oluyor. Bende bu halıları mağaramızda sergiliyorum. Bu halılar insanların dikkatini çekiyor. Bu da beni çok mutlu ediyor" şeklinde konuştu. Mağarayı ziyaret eden ziyaretçilerden Hülya Eken ise, "Amerika’dan geldim. Gaziantep’i geziyoruz. Bu halıları görünce gururlandım. Ben Diyarbakır’da dünyaya geldim. Eskiden bu şekilde hatıralar vardı. Kanepeler vardı ve üstünde de bu halılar asılıydı. Bu halıları görünce o günler gözümde canlandı. Halılar çok güzel ve beğendim. Halıları görünce çocukluk yıllarımı hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm ve yetiştiğim yerleri hatırladım. Bu mağarayı gezdiğim için gururlandım" dedi. Çocukluk yıllarında herkesin evinde bir duvar halısı olduğunu hatırladığını belirten Şenay Baykal da, "Misafirlerimiz Amerika’dan gelmişti. Bende misafirlerimizi Gaziantep’i gezdirmek istedim. 500 yıllık mağara dikkatimizi çekti. Mağarayı ve eski duvar halılarını çok beğendik. Halılar çok dikkatimizi çekti. Bende bu duvar halılarını hatırlıyorum. Annem süs olarak kullanırdı. Eskiden tablo yoktu ve evlerin duvarlarına bu halılar asılıydı. Ayrıca genç kızların çeyizlerine de konulurdu" diye konuştu.
Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:18 Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla etkinlik düzenlenerek, bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. Keçiören Belediyesi ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesindeki Müze Kumbaram iş birliğinde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla nostaljik bir etkinlik düzenlendi. Programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Atila Zorlu ve Celal Biçer, Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar, Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu, meclis üyeleri, muhtarlar, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı program, ‘Keşke burada olsaydın’ sloganıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ithaf edildi. Aynı zamanda bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. "Keşke burada olsaydın mottosu beni heyecanlandırdı" Programda konuşan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Atila Zorlu, "Halide Edip’le, Atatürk’le aynı topraklarda yürümüş olmanın heyecanını gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Burada amacımız ucuz bir ırkçılık fikri değil, Atatürk’ün ‘Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur’ sözünün yerini bulmasıdır. Şu anda gençlerimiz için yapabileceğimiz en büyük motivasyon, gençlerimizin hepsinin birer Atatürk, genç kızlarımızın hepsinin birer Zübeyde Hanım olabileceklerine olan inancımızdır. O yüzden tekrar söylüyorum: Bugün burada beni en çok heyecanlandıran, bu program içerisinde ‘Keşke burada olsaydın’ mottosudur. Programımıza katılan herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Burası bir tarih mücevheri" Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Ben buranın yapılmasındaki önemi dile getirmek istiyorum. Burası biliyorsunuz çok evvelden harap olmuş, metruk, terk edilmiş bir binaydı. Belediye, burasını aslına uygun restore ederek bu hale getirdi. Yani bir metruk binadan bir tarih mücevheri kazandırdı. Halide Edip’in Ankara’ya geldiği ilk günü burada geçirmesi bizim için çok önemli. Bu nedenle kartpostal gününün burada yapılması da çok ince, anlayışlı bir davranış. Organizasyonu yapanlara yürekten minnet ve şükranlarımı sunuyorum." "Etkinliğin bu müzede yapılması bizi etkiledi" Kartpostal geleneğinin yaşatılmasının önemine vurgu yapan Müze Kumbaram’ın kurucusu Armağan Daloğlu, "1 Ekim Dünya Kartpostal Günü ile ilgili çalışmalarımıza 2 yıl önce başlamıştık. Kartpostallarımızdan birinin Ankara’daki nadide müzelerimizden bir tanesi olması bizleri mutlu etti. Keçiören Belediyesi’nin destekleriyle Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’ne de bir kartpostalımız ulaşmış. Kendilerine müze eğitim toplantıları sırasında rastladık ve kartpostalımızla bir bağ kurduk. Bu sohbetlerimizin bugün yeniden canlandırılıyor olması gerçekten çok kıymetli. Ancak bu özel gün kartpostalın ötesinde bir etkinlik oldu. Müzedeki balkonlu oda bizi çok etkiledi. Halide Edip Adıvar’ı da bir şekilde yeniden andığımız için tekrar teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Etkinlikte öğrenciler, Milli Mücadele dönemine ait sergilenen eserlerden ilham alarak duygu dolu yazılar kaleme aldı. Katılımcılar, müze gezisi sırasında Cumhuriyet tarihinin izlerini ve Halide Edip Adıvar’ın hatıralarında aktardığı mekanların hatıralarını yakından görme fırsatı buldu. Gördükleri eserleri ve hissettikleri duyguları kartpostallara aktaran öğrenciler, kartpostalları sevdiklerine ulaştırırken tarihi mekanın ruhunu da derinden yaşadı. "Keşke burada olsaydın" diyerek yazılan mesajlar milli duyguları pekiştirirken, unutulmaya yüz tutmuş kartpostal geleneği de yeniden canlandırıldı. Özel kartpostal ve pullarla gelenek sürdü Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi görselli özel kartpostallar ve günün anlamına özel hazırlanan posta pulları, etkinliğe ayrı bir değer kattı. Atila Zorlu ve Celal Biçer, bu özel pulları Halide Edip Adıvar’ın torunu Ömer Sayar ve Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu’na takdim etti. Programda ayrıca Ömer Sayar katılımcılar için kitap imzaladı. Katılımcılara çeşitli ikramların sunulduğu etkinliğin sonunda toplu fotoğraf çekimi yapıldı.
MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:01 MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl ilk kez Malatya’da gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen festival, 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında Malatya’da 42 farklı noktada yaklaşık 350 etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında MalatyaPark AVM’de 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16. durağı olan Malatya’da, Türkiye Sinema ve Audiovisüel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından organize edilen Çocuk Filmleri Festivali, 4-8 Ekim tarihleri arasında MalatyaPark AVM Yeşil Sinemaları’nda gerçekleşecek. Etkinlikte çocuklara özel seçilmiş filmler ücretsiz olarak gösterilecek. Festivalde ayrıca çocuklara yönelik oyunculuk, yönetmenlik, yazarlık ve sosyal medya içerik üretimi gibi çeşitli atölye çalışmaları da yer alacak. MalatyaPark Alışveriş Merkezi içerisinde yerleştirilecek piyanolarla gençler, "Sen de Çal" projesi kapsamında 12 Ekim’e kadar diledikleri gibi performans sergileyebilecek. Ayrıca, "Sen de Söyle" kabininde yeteneklerini sergilemek isteyen gençler, seslerini duyurma fırsatı yakalayacak. Çocuk Filmleri Festivali kapsamında gösterilecek filmler arasında şu yapımlar yer alıyor, 4 Ekim Cumartesi günü, saat 12.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 14.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 15.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 16.00’da Benim Tatlı Diş Perim, saat 18.00’de Kardeş Takımı 2, saat 19.30’da Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 5 Ekim Pazar günü, saat 12.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası, saat 14.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 15.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 16.00’da Kardeş Takımı 2, saat 18.00’de Ejderham ve Ben gösterilecektir. 6 Ekim Pazartesi günü, saat 12.00’de Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 14.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 15.00’te Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 17.00’de Cesur İtfaiyeci gösterilecektir. 7 Ekim Salı günü, saat 12.00’de Karlar Kraliçesi ve Prenses, saat 13.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Cesur İtfaiyeci, saat 17.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 8 Ekim Çarşamba günü, saat 12.00’de Ejderham ve Ben, saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 17.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya gösterilecektir. Festival boyunca düzenlenecek etkinlikler, çocuklara hem eğlenceli zaman geçirme hem de sanatsal becerilerini geliştirme fırsatı sunacak.
Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:23 Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor Hatay’ın Arsuz ilçesinde yaşayan ressam, çocuk yaşta başladığı resim tutkusunu Youtube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatıyla buluşturarak farklı çalışmalara imza atıyor. Babası Hataylı ve annesi Lübnanlı olan 48 yaşındaki ressam Hilda Gezgin, 6 yaşından itibaren resim yapmaya merak duymaya başladı. Çocukluğunda sürekli duvarlara resim çizdiğini ifade eden Gezgin, kendini geliştirdiği resim sanatıyla YouTube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatını birleştirdi. Çalışmalarıyla ortaya çıkardığı eserleriyle dikkat çeken Gezgin, ilerleyen dönemde soğuk porselen sanatını daha geniş kitlelere tanıtmayı hedeflediğini söyledi. Soğuk porselen sanatını YouTube’daki Rus kanallarından öğrendiğini söyleyen Gezgin, "Ben altı yaşından beri resim çizen bir insanım. Çocukken sürekli duvarlara resim çizdiğim için çok tepki alırdım. O dönem sanata bakış farklıydı ama bugün insanlar daha bilinçli. 2015-2017 yıllarında Türkiye’ye giren Rus sanatı soğuk porseleni resimle birleştirdim. Gülleri duvarlara dikme fikrini ilk kez ben hayata geçirmeyi düşünüyorum. Hatta bunun patentini almak istiyorum" dedi. Soğuk porselenin nişasta, tutkal ve çeşitli malzemelerle hamur haline getirilerek şekillendirildiğini aktaran Gezgin, 2-3 gün içinde kuruyan bu sanatın istediği gibi boyanabildiğini söyledi. Bugüne kadar birçok farklı çiçek tasarladığını belirten Gezgin, "Yoncaları, yaseminleri, karanfilleri ve papatyaları bu sanatla şekillendiriyorum. Ben bir ressamım, kendi çabalarımla Rus sanatını bugünün sanatıyla harmanlayıp Hatay’da yaşatmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 23:33 Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan 3 bin 200 yıllık tarihi Hitit atölyesi kaçak kazı yapanların talanına uğruyor. Sorgun ilçesine bağlı Karakız Beldesi sınırları içinde yer alan ve Hitit döneminden günümüze ulaşmış bazalt aslan heykeli, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Tarihi kalıntıların 3 bin 200 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. Tarihi kalıntılar açık hava müzesi olarak sergileniyor. "Hitit heykel atölyesi olduğu arkeologlar tarafından tespit edildi" Karakız Mahalle Muhtarı Nazım Gedik, "Bu aslanlı kaya bildiğimiz gibi 2 tane, birisi burada diğeri dağda. Kazankaya mevkiinde de büyük bir kazanımız var. Buranın tarihi 3 bin 200 yıl geriye dayanıyor. Hitit heykel atölyesi olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından tespit edildi. Buranın değerinin bilinmesi lazım. Hem köy hem de bölge açısından müze gibi halka açık turistlere açık olması lazım. Çünkü bunun gibi bir sürü şey yer altında var diyorlar. Bunlar yerin üstünde olanlar. Kalıntılar var" diyerek bölgenin tarihi önemine değindi. "Kaçak kazı yapanlar tarihi eserleri tahrip ediyor" Ormanlık alanın içinde bulunan aslan heykelinin de kaçak kazı yapanların odağında olduğunu söyleyen Gedik, "Buradaki aslanı köydeki öbür aslanımızın yanına koyabilsek veya müze binamıza koyabilirsek ileriye dönük olur. Büyük bir eser ama göz göre göre yok oluyor. Koruma altına alınsa daha güzel olur. Gelen giden misafirler için de iyi olur. Bölgemizin tanıtılması açısından da iyi olur. Kaçak kazının önüne geçilir. Aslan komple vardı ama kaçak kazılar yüzünden harap hale geldi. Bu aslan normalde yukarıdaydı. Kaçak kazı yapanlar tarafından tabanı eşilerek aşağı yuvarlandı. Burayı defineciler kazmış. Dağın her tarafında kaçak kazı var önüne geçip engel de olamıyoruz. Kaçak kazı yapanlar kazdıktan sonra bir şey bulamadıysa kazdığı yeri kapatırsa iyi olur. Buralarda hayvanlar otluyor çukurların içine düşüyor. Ormanımızı harap edip gitmesinler. Buraya bir canlı düşse çıkamaz" dedi.
Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 23:07 Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan 3 bin 200 yıllık tarihi Hitit atölyesi kaçak kazı yapanların talanına uğruyor. Sorgun ilçesine bağlı Karakız Beldesi sınırları içinde yer alan ve Hitit döneminden günümüze ulaşmış bazalt aslan heykeli, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Tarihi kalıntıların 3 bin 200 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. Tarihi kalıntılar açık hava müzesi olarak sergileniyor. "Hitit heykel atölyesi olduğu arkeologlar tarafından tespit edildi" Karakız Mahalle Muhtarı Nazım Gedik, "Bu aslanlı kaya bildiğimiz gibi 2 tane, birisi burada diğeri dağda. Kazankaya mevkiinde de büyük bir kazanımız var. Buranın tarihi 3 bin 200 yıl geriye dayanıyor. Hitit heykel atölyesi olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından tespit edildi. Buranın değerinin bilinmesi lazım. Hem köy hem de bölge açısından müze gibi halka açık turistlere açık olması lazım. Çünkü bunun gibi bir sürü şey yer altında var diyorlar. Bunlar yerin üstünde olanlar. Kalıntılar var" diyerek bölgenin tarihi önemine değindi. "Kaçak kazı yapanlar tarihi eserleri tahrip ediyor" Ormanlık alanın içinde bulunan aslan heykelinin de kaçak kazı yapanların odağında olduğunu söyleyen Gedik, "Buradaki aslanı köydeki öbür aslanımızın yanına koyabilsek veya müze binamıza koyabilirsek ileriye dönük olur. Büyük bir eser ama göz göre göre yok oluyor. Koruma altına alınsa daha güzel olur. Gelen giden misafirler için de iyi olur. Bölgemizin tanıtılması açısından da iyi olur. Kaçak kazının önüne geçilir. Aslan komple vardı ama kaçak kazılar yüzünden harap hale geldi. Bu aslan normalde yukarıdaydı. Kaçak kazı yapanlar tarafından tabanı eşilerek aşağı yuvarlandı. Burayı defineciler kazmış. Dağın her tarafında kaçak kazı var önüne geçip engel de olamıyoruz. Kaçak kazı yapanlar kazdıktan sonra bir şey bulamadıysa kazdığı yeri kapatırsa iyi olur. Buralarda hayvanlar otluyor çukurların içine düşüyor. Ormanımızı harap edip gitmesinler. Buraya bir canlı düşse çıkamaz" dedi.
BARÜ’nün bilim kafe etkinliğinde ahşap gemiciliğin tarihçesi anlatıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:57 BARÜ’nün bilim kafe etkinliğinde ahşap gemiciliğin tarihçesi anlatıldı Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kurucaşile ilçesinde bilim kafe etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte ahşap gemi ustalığının önemi ve işçiliğin tarihçesi anlatıldı. BARÜ Bilim İletişimi Ofisi çalışmaları kapsamında Kurucaşile’de bilim kafe etkinliği düzenlendi. "Osmanlı’dan Günümüze Kadim Bir Gelenek: Ahşap Gemi Yapımı" isimli etkinliğe Bartın Valisi Nurtaç Arslan, BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ve Kurucaşile Belediye Başkanı Uğur Güneş, BARÜ akademisyenleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. BARÜ Öğretim Görevlisi Necati Yıldız, ahşap gemiciliğin tarihçesi ve önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Akademisyen Yıldız, Kurucaşile’deki ahşap gemi işçiliğinin alıcılar için büyük bir önem taşıdığını ve satın aldıkları ürünlerin "Kurucaşile ahşap gemisi" olup olmadığını sorguladıklarını belirtti. Vali Nurtaç Arslan ise, "Kurucaşile’mizin yüzyıllar öncesine dayanan tarihi 14’üncü yüzyıla kadar giden ahşap tekne yapımı konusundaki geleneklerini ve çalışmalarını geleceğe taşıma anlamında hem tarihini hem de mesleğin iieriye nasıl taşınacağını bilim kafe etkinliğinde bir aradayız. Kurucaşile’miz ahşap tekne yapımında sadece Bartın’ın değil ülkemizin önde gelen ilçelerinden birisi. Bu önemli mesleği ileriye taşımak için de öğrencilerimiz burada eğitim almaya devam ediyor" dedi. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya da, "14. yüzyılda Dede Korkut’a dahi konu olan Karadeniz’in en güzel yerlerinden biri Kurucaşile’deyiz. Burada yapılan gemiler ve tekneler buradan İstanbul’a gider ve buradaki insanlar baba-oğul olarak usta-çırak ilişkisi ile tekne işiyle uğraşırlardı. Buradaki insanlar halen boş zamanlarında tekne yapımıyla uğraşıyor ve bu Türkiye’de ender görülen bir durum. Bizde bu duruma farkındalık oluşturmak için bilim kafe etkinliğimizi Kurucaşile’de yapmaya karar verdik. Hepinize istifadesi bol olan bir bilim kafe etkinliği diliyorum" diye konuştu. Belediye Başkanı Uğur Güneş ise yeni nesillerin bu mesleğe daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini söylerek, "Geçmişte babadan oğula geçen bir meslekti fakat şimdilerde geçmişe nazaran giderek kan kaybediyoruz. Ustalarımıza sahip çıkamıyoruz. Çırak yetişmiyor. Sanayileşme anlamında ustalarımıza destek sağlayabildiğimizi de söyleyemiyoruz. Tekleönünde ustalarımız bir araya geldi. Birlikte sanayi bölgesi oluşturdular. İnşallah bu sanayileşmenin ilçemizde de gerçekleşmesi için uğraşacağız. İlçemizde gemi yapımı ile ilgili bir lisemiz var. Lisedeki öğrencilerimiz haftada bir gün okula gidiyor 4 gün staj yapıyorlar. Aynı zamanda Meslek Yüksek Okulumuz da açıldı. Rektör hocamıza teşekkür ediyorum. Bu zanaate sahip çıkmamız gerekiyor" dedi.
Çayönü Tepesi’nde 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:22 Çayönü Tepesi’nde 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan ve dünya arkeoloji literatüründe Neolitik Dönem’in en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çayönü Tepesi’nde yürütülen 2025 yılı kazı çalışmalarında 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde ÇOMÜ Müzecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında; Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ömür Dilek Erdal koordinasyonunda, 2025 Mayıs ayından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle saha çalışmaları sürdürülüyor. Çalışmalar, alanında uzman arkeolog ve antropologların katılımıyla gerçekleştiriyor. Dünya arkeoloji literatüründe Neolitik Dönem’in en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çayönü Tepesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı. Kazı çalışmaları sonucunda tespit edilen mezarlardan 1’inin Neolitik Dönem, 7’sinin ise İlk Tunç Çağı II tarihlerine ait olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, "Neolitik Dönem’e ait mezar, Kanallı Yapılar Evresi’ne ait bir yapının batı kenarında basit bir gömü şeklinde ortaya çıkarılmıştır. İlk Tunç Çağı II dönemine tarihlenen diğer mezarlar ise gömü biçimleri açısından farklılık göstermektedir. 3’ü basit toprak, 2’si küp, diğer 2’si ise taş kapaklı ve sandık tipi mezar olarak belgelenmiştir. Mezarlar içerisinde ölü hediyesi olarak bırakılmış 9 adet tüm kap bulunmuş; ayrıca mezarların çevresinde, mimari olarak mezarları taklit eden ve sembolik anlam taşıyan 2 adet ‘hediye çukuru’ tespit edilmiştir. Çukurlardan biri boşken, diğerinde dış mezar hediyesi olarak 5 adet tüm kap yerleştirilmiştir. Elde edilen yeni veriler ile Çayönü Tepesi’nin yalnızca Neolitik Dönem’de değil, İlk Tunç Çağı’nda da ritüel ve gömü uygulamaları açısından önemini koruduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu mezarlar, dönemin inanç sistemi, ölü gömme gelenekleri ve toplumsal yapısına ilişkin önemli bilimsel veriler sunmaktadır" dedi.