KÜLTÜR SANAT
Denizli’de 7 yıldır süren "Her alışverişe bir kitap" kampanyasında binlerce vatandaş kitapla buluştu 01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:16:40 Denizli’de ortaokul öğrencisi Elçin Önder’in başlattığı "Her alışverişe bir kitap" kampanyası, binlerce çocuğu kitapla buluşturdu. Ailesinin desteğiyle yürütülen proje, şimdi Türkiye çapında bir yarışmada yer alacak. Denizli’de örnek bir sosyal sorumluluk projesi, küçük bir fikrin yıllar içinde nasıl büyük bir iyilik hareketine dönüştüğünü gözler önüne seriyor. İncilipınar Şehit Burhan Acar İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Elçin Önder’in, "Her alışverişe bir kitap. Kitapların büyülü dünyasını keşfet" sloganıyla başlattığı kampanya, yedinci yılında da aralıksız devam ediyor. Elçin Önder, annesine ait butikte alışveriş yapan her müşteriye bir kitap hediye ederek hem çocukları hem de yetişkinleri okumaya teşvik ediyor. Küçük yaşına rağmen büyük bir farkındalık oluşturan Elçin, kitap sevgisini yaymayı amaçladığı bu projeyi ailesinin desteğiyle büyütmeye devam ediyor. Kampanya kapsamında dağıtılan kitaplar, özenle seçiliyor. Elçin Önder ve ailesi, kitap fuarlarını ziyaret ederek farklı yaş gruplarına hitap eden eserleri tek tek inceliyor ve uygun gördükleri kitapları satın alıyor. Bunun yanı sıra duyarlı müşteriler tarafından bağışlanan ikinci el kitaplar da projeye dahil ediliyor. Bu sayede hem kitap çeşitliliği artıyor hem de dayanışma kültürü güçleniyor. Projede boyama kitaplarından test kitaplarına, hikâyelerden romanlara kadar geniş bir yelpazede eserler yer alıyor. Her yaştan okuyucuya hitap eden bu kitaplar sayesinde kampanya, yalnızca çocuklara değil yetişkinlere de ulaşmayı başarıyor. Yedi yıl boyunca sürdürülen kampanya kapsamında dikkat çekici bir başarıya da imza atıldı. Bir yıl içerisinde yaklaşık 4 bin çocuk kitabı ve 2 bin yetişkin kitabı dağıtılarak binlerce kişi kitapla buluşturuldu. Bu rakamlar, projenin ulaştığı etkiyi ve toplumsal karşılığını açıkça ortaya koyuyor. Elçin Önder’in bu anlamlı girişimi, sadece yerelde değil ulusal düzeyde de dikkat çekti. "Okullarımız İyilikle Yarışıyor" projesi kapsamında Türkiye genelindeki yarışmaya katılmaya hazırlanıyor. Şair-yazar Bilal Tekin, Bağbaşı Mahalle Muhtarı Erkan Duran ve çocuk kitapları yazarı Mehmet Akdağoğlu gibi isimler projeye katılarak hem destek verdi hem de farkındalık oluşturdu. Elçin Önder, en büyük hayalinin daha fazla çocuğa ulaşmak olduğunu belirterek, "Bir çocuğun kitapla tanışması, onun hayatını değiştirebilir. Ben de buna küçük de olsa katkı sağlamak istiyorum" dedi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:11 Kadın emeği ve bahar ritüelleri Nilüfer’de buluştu Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar etkinliğinde bu ay, baharın gelişi ve mutfak kültüründeki kadın izleri konuşuldu. Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nda düzenlenen "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" etkinliğinin bu ayki konusu, mutfak kültüründeki kadınları izleri ve baharın gelişi oldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen etkinlikte; Mart ayının hem Kadınlar Günü’nü hem de doğanın uyanışını temsil etmesinden yola çıkılarak, bu iki tema etrafında şekillenen kültürel anlatılar paylaşıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak Doç. Dr. Zeliha Nilüfer Nahya ve Fatma Güler katıldı. Etkinlikte, Anadolu’nun köklü geleneklerinden Çiğdem Pilavı ve Nevruz kutlamalarından, saya gezmelerine ve marteniçka takma ritüellerine kadar baharı karşılayan pek çok adet, müzik ve yemek kültürü eşliğinde incelendi. Bu geleneklerin toplumsal cinsiyet rolleriyle olan bağlantısı ve kadınların bu somut olmayan mirası günümüze nasıl taşıdığı detaylı bir şekilde ele alındı. Programda, evlerdeki kilerin gıda depolama alanı olmasının ötesinde; aynı zamanda besinle kurulan ilişkinin, kültürel hafızanın ve toplumsal düzenin temel bir parçası olduğu vurgulandı. İnkalardan Antik Mısır’a uzanan tarihi örneklerle besin saklama yöntemlerinin gelişimi aktarılırken, kadınların üretimden tüketime kadar gıda döngüsünün merkezinde yer alan emeğine dikkat çekildi. Endüstriyel tarım ve modern gıda teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte görünmez kılınan bu geleneksel bilgi birikimi ile kadınların ev içindeki organizasyon ve kriz çözme becerileri katılımcılara aktarıldı. Mübadil kadınlar mısır koyma geleneğini canlandırdı Bahar ezgilerinin de yer aldığı etkinliğin kapanış bölümünde, Görükleli mübadil kadınların baharı karşılama ritüellerinden biri olan "mısır koyma" geleneği sahneye taşındı. Görükle Kadın Derneği temsilcileri tarafından gerçekleştirilen canlandırma, izleyicilere kültürel hafızanın günümüzde nasıl yaşatıldığını görsel bir sunumla aktardı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 14:02 Denizli, 2027 Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne hazırlanıyor Denizli, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında 2027 yılında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Denizli, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında 2027 yılında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye genelinde şehirlerin tanıtımına büyük katkı sağlayan festivalin, Denizli’nin turizm potansiyelini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Prof. Dr. Serkan Bertan, festival sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Denizli’nin marka değerini artırmak ve ziyaretçilere üst düzey bir deneyim sunmak için planlanması gereken adımları detaylı şekilde paylaştı. Prof. Dr. Bertan, 9 gün sürecek festivalin her gününün farklı temalarla zenginleştirilmesi gerektiğini belirtti. Festivalin ilk gününde açılış ve tanıtım etkinlikleri düzenlenmesi önerilirken, ikinci gün atölye çalışmaları ve katılımcı etkileşimini artıracak aktiviteler öne çıkıyor. Üçüncü gün konserler ve kültürel söyleşilerle atmosferin güçlendirilmesi planlanırken, dördüncü gün tiyatro ve sahne sanatlarına ayrılıyor. Beşinci gün eğitim ve atölyelerle katılımcı deneyiminin artırılması hedeflenirken, altıncı gün sanatçı buluşmaları ve akademik söyleşilerle kültürel etkileşim desteklenecek. Yedinci gün ise bale, opera ve büyük sahne performanslarıyla festivalin zirve noktası olacak. Sekizinci gün kültür gezileri ve çeşitli etkinliklerle katılımın sürekliliği sağlanacak, son gün ise büyük bir kapanış konseriyle festival sona erecek. Günlük programın da detaylandırılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr Bertan, etkinliklerin sabah saatlerinde atölye ve eğitimlerle, öğleden sonra söyleşi ve kültürel programlarla, akşam saatlerinde ise konser ve performanslarla planlanmasının önemine dikkat çekti. Yaşayan insan hazineleri unutulmayacak Festival kapsamında Denizli’nin sahip olduğu kültürel ve turistik değerlerin ön plana çıkarılması gerektiğini belirten Prof. Dr Bertan, sesli rehber uygulaması eşliğinde şehir turlarının düzenlenmesini önerdi. Ayrıca, "Yaşayan İnsan Hazineleri" arasında yer alan sanatçılar ve yerel kültür temsilcileri hakkında bilgilendirme yapılmasının festivalin kültürel derinliğini artıracağını ifade etti. Somut olmayan kültürel miras unsurlarının da festival programına dahil edilmesi gerektiğini belirten Bertan; Sudan koyun geçirme geleneğinden yöresel dokumacılığa, çömlekçilikten halk oyunlarına kadar pek çok değerin atölye, söyleşi ve gösterilerle tanıtılmasını önerdi. Denizli mutfağının da festivalin önemli başlıklarından biri olması gerektiğini vurgulayan Bertan, yöresel lezzetlerin hazırlanmasına yönelik gastronomi atölyeleri ve mutfak etkinliklerinin düzenlenmesinin ziyaretçi deneyimini zenginleştireceğini söyledi. Çal Bağ Yolu’nun da festival rotasına dahil edilmesi öneriler arasında yer aldı. Antik kentlerin festival süresince aktif şekilde kullanılması gerektiğini ifade eden Bertan, Hierapolis, Laodikya, Tripolis, Tabae ve Attouda gibi önemli tarihi alanlarda film gösterimleri ve kültürel etkinlikler düzenlenmesinin etkileyici bir atmosfer oluşturacağını dile getirdi. Şehir içi ulaşım ve deneyim odaklı turizm için "hop-on hop-off" sistemi öneren Prof. Dr Bertan, Pamukkale’den başlayarak müzeler, tarihi çarşılar ve seyir noktalarını kapsayan bir kültür rotası oluşturulmasının önemine değindi. Dijitalleşmenin de festivalin önemli bir ayağı olması gerektiğini belirten Bertan, turistik noktalara karekodlu levhalar yerleştirilmesi ve kapsamlı bir dijital tanıtım platformu oluşturulması gerektiğini ifade etti. Coğrafi işaretli ürünlerin festival kapsamında tanıtılmasının da büyük katkı sağlayacağını belirten Bertan, Denizli’ye özgü tarım ürünleri, dokumalar ve el sanatlarının etkinliklerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca tarihi yapıların yaşayan müze konseptiyle değerlendirilmesi, çarşıların kültür alanlarına dönüştürülmesi ve şehir genelinde otantik sokaklar ile hatıra fotoğraf alanlarının oluşturulması önerileri de dikkat çekti. Prof. Dr. Bertan, tüm bu planlamaların hayata geçirilmesiyle Denizli Kültür Yolu Festivali’nin yalnızca bir etkinlik değil, şehrin kültürel kimliğini güçlendiren ve turizmde sürdürülebilir bir değer oluşturan önemli bir organizasyon haline geleceğini vurguladı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 13:58 Denizli’de "İz Bırakanlar" sergisi yoğun ilgi gördü Denizli’de kursiyerler tarafından hazırlanan "İz Bırakanlar" temalı resim sergisi, geniş katılımla açıldı. Sergi, sanatın toplumsal hafızadaki rolünü güçlü eserlerle gözler önüne seriyor. Denizli’de sanatseverleri bir araya getiren anlamlı bir etkinlik kapılarını açtı. "İz Bırakanlar" temalı resim sergisi, düzenlenen törenle ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Resim öğretmeni Sezgi Çağdaş Sağ’ın rehberliğinde yaklaşık kırk kursiyerin emeğiyle ortaya çıkan sergide altmışın üzerinde eser yer alıyor. Sergi salonunda açılan etkinlik, ilk günden itibaren yoğun ilgi gördü. Açılış törenine sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sendika yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı. Katılımcılar arasında Eğitim-İş Sendikası şube başkanları, çeşitli dernek temsilcileri ve yerel yönetimden isimler de yer aldı. Protokol üyeleri ve davetliler, sergideki eserleri tek tek inceleyerek kursiyerlerin çalışmalarına tam not verdi. "Sergi, sadece estetik bir buluşma değil, aynı zamanda derin bir fikri yolculuktur" Cengiz Sarıca, serginin yalnızca bir sanat organizasyonu olmadığını özellikle vurguladı. Sarıca konuşmasında sanatın insan hayatındaki iz bırakma gücüne dikkat çekerek, "Bugün burada yalnızca tabloları değil, aynı zamanda insanın iç dünyasını, yaşanmışlıklarını ve geleceğe bırakmak istediği izleri görüyoruz. ‘İz Bırakanlar’ sergisi, adından da anlaşılacağı üzere, zamanın içinden süzülerek gelen emeklerin bir yansımasıdır. Her bir eser, bir hikâyeyi, bir duyguyu ve bazen de bir mücadeleyi temsil ediyor. Bu yönüyle sergimiz, sadece estetik bir buluşma değil, aynı zamanda derin bir fikri yolculuktur" dedi. Kursiyerlerin ortaya koyduğu eserlerin bunun en somut göstergesi olduğunu ifade eden Sarıca, "Burada emeği olan her kursiyerimiz aslında kendi izini bırakıyor. Bu izler, sadece bugünle sınırlı kalmayacak; geleceğe taşınacak, yeni ilhamlara kapı aralayacaktır. Bizler de bu sürecin bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Öğretmenimize ve tüm kursiyerlerimize gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle açılışı gerçekleştirilen sergide, ziyaretçiler eserleri ilgiyle gezdi. Katılımcılar, çalışmaların yalnızca teknik açıdan değil, aynı zamanda duygusal ve toplumsal içerik bakımından da dikkat çekici olduğunu ifade etti. "İz Bırakanlar" sergisi, 3 Nisan 2026 Cuma gününe kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
Amasya’da 9 türbeye kilit
28 Kasım 2025 Cuma - 19:28 Amasya’da 9 türbeye kilit Şehzadeler şehri Amasya’da 9 türbe, kapısına asma kilit vurularak ziyarete kapatıldı. "Usulsüz elektrik tüketildiği" belirlenen türbeler için Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü’ne yerel elektrik dağıtım şirketi 250 bin TL fatura çıkarttı. Maliye’nin camilerde olduğu gibi türbelerde de bedelini karşıladığı aydınlatma hizmetinin dışında, prizlere elektrikli soba ve klima takılıp usulsüz enerji kullanıldığı tespit edildi. Mahalli elektrik dağıtım şirketi YEDAŞ tarafından Amasya ilinin bağlı olduğu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yaklaşık 250 bin TL birikmiş borç çıkarıldı. Vakıflar ise, 2’si Amasya şehir merkezinde olan türbelerin kapılarına asma kilit taktı. "Evliyalar diyarı" şehirde vatandaşlar bu duruma tepki gösterdi. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta Kapısı kapalı olan türbelerden biri Amasya şehir merkezindeki Selamet Hatun Türbesi. Yıllardır yöre halkının sürekli ziyaret ettiği türbe Pirinçci Mahallesi’nde Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunuyor. Durumu yetkililere aktardıklarını belirten Pirinçci Mahallesi muhtarı Ahmet Balcı, "Şu an türbe kilitli olduğundan dolayı içeriye girip ziyaret ve dua yapılamıyor. Elektrikte hatalı kullanım var diye kesildi. Yetkililer de kapısını kilitledi. Durumu ilettiğim valimiz ve milletvekillerimiz konunun yakın zamanda çözüleceğini söylediler. Bu şekilde ziyarete kapatma uygun bir çözüm değil. Türbenin priz elektrik aboneliğini mahalle muhtarı olarak ben de üstlenebilirim" dedi. "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor?" Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunduğunu belirttiği Selamet Hatun Türbesi’ni kendisinin de sık sık ziyaret ettiğini anlatan 84 yaşındaki Durmuş Ar ise, "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor. Çok ayıp. Kadınlar buraya gelir. Namaz kılar, dualar eder ve huzur bulup gider. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz. Yetkililer bizi duysun" diye konuştu. "Kapıyı kilitlemek zorunda kaldım" Üçler Mahallesi’nde büyük tefsir alimlerinden Yusuf Sinanüddin Efendi’nin türbe kapısını koruma amacıyla kilitli tuttuğunu ve ziyaretçiler geldiğinde dua etmeleri için açtığına değinen mahalle muhtarı Coşan Aylak, "Buraya gelip evsizler yatıyorlar. Yemek artıklarını, çöpleri içerde bırakıyorlar. Çocukların tuvalet ihtiyaçlarını kenara yaptırmaya çalışıyorlar. Mahalle sakinleri de huzursuz oldu. Böyle bir zatın bu şekilde rahatsız edilmesi içime sinmedi. Böyle bir çözüm bulmak zorunda kaldım" şeklinde konuştu. "Amasya evliyalar diyarı" "Şehzadeler şehri" Amasya’nın aynı zamanda "evliyalar diyarı" olarak bilindiğini hatırlatan Gökmedrese Mahallesi Muhtarı Cem Yeni ise, "Amasya’mızın manevi değerlerini vatandaşlarımız günlük ziyaret ediyor. Özellikle kadınlar sık sık ziyaret ederler. Dualarında büyük zatları vesile kılmak için türbeleri ziyaret ederler. Biz türbelerimizin hiçbirinin kapalı olmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türbeler geçici olarak kapatılmıştır" Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğünden konuya ilişkin yapılan açıklamada, türbelerin muhtarlık ya da kamu kurumları tarafından sorumluluk alınması durumunda ziyarete açılabileceği belirtilerek, "Mevcut durumda türbelere kaçak elektrik ve tesisat bağlantıları yapılmasının önüne geçmek adına türbeler geçici olarak kapatılmıştır. Talep edilmesi durumunda ziyarete açılması ile ilgili çalışma yapılacaktır" denildi. Camilerde bilindiği gibi aydınlatma elektriği Maliye tarafından karşılanıyor. Ancak yerden ısıtma, klima ve priz sarfiyatları cami cemaati ve hayırseverlerce ödeniyor.
Amasya’da 9 türbeye kilit
28 Kasım 2025 Cuma - 19:18 Amasya’da 9 türbeye kilit Şehzadeler şehri Amasya’da 9 türbe, kapısına asma kilit vurularak ziyarete kapatıldı. "Usulsüz elektrik tüketildiği" belirlenen türbeler için Vakıflar Tokat Bölge Müdürlüğü’ne yerel elektrik dağıtım şirketi 250 bin TL fatura çıkarttı. Maliye’nin camilerde olduğu gibi türbelerde de bedelini karşıladığı aydınlatma hizmetinin dışında prizlere elektrikli soba ve klima takılıp usulsüz enerji kullanıldığı tespit edildi. Mahalli elektrik dağıtım şirketi YEDAŞ tarafından Amasya ilinin bağlı olduğu Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yaklaşık 250 bin TL birikmiş borç çıkarıldı. Vakıflar ise, 2’si Amasya şehir merkezinde olan türbelerin kapılarına asma kilit taktı. "Evliyalar diyarı" şehirde vatandaşlar bu duruma tepki gösterdi. Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta Kapısı kapalı olan türbelerden biri Amasya şehir merkezindeki Selamet Hatun Türbesi. Yıllardır yöre halkının sürekli ziyaret ettiği türbe Pirinçci Mahallesi’nde Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunuyor. Durumu yetkililere aktardıklarını belirten Pirinçci Mahallesi muhtarı Ahmet Balcı, "Şu an türbe kilitli olduğundan dolayı içeriye girip ziyaret ve dua yapılamıyor. Elektrikte hatalı kullanım var diye kesildi. Yetkililer de kapısını kilitledi. Durumu ilettiğim valimiz ve milletvekillerimiz konunun yakın zamanda çözüleceğini söylediler. Bu şekilde ziyarete kapatma uygun bir çözüm değil. Türbenin priz elektrik aboneliğini mahalle muhtarı olarak ben de üstlenebilirim" dedi. "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor?" Amasya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile aynı sokakta bulunduğunu belirttiği Selamet Hatun Türbesi’ni kendisinin de sık sık ziyaret ettiğini anlatan 84 yaşındaki Durmuş Ar ise, "Buranın kapısını kilitlemek ne anlama geliyor. Çok ayıp. Kadınlar buraya gelir. Namaz kılar, dualar eder ve huzur bulup gider. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz. Yetkililer bizi duysun" diye konuştu. "Kapıyı kilitlemek zorunda kaldım" Üçler Mahallesi’nde büyük tefsir alimlerinden Yusuf Sinanüddin Efendi’nin türbe kapısını koruma amacıyla kilitli tuttuğunu ve ziyaretçiler geldiğinde dua etmeleri için açtığına değinen mahalle muhtarı Coşan Aylak, "Buraya gelip evsizler yatıyorlar. Yemek artıklarını, çöpleri içerde bırakıyorlar. Çocukların tuvalet ihtiyaçlarını kenara yaptırmaya çalışıyorlar. Mahalle sakinleri de huzursuz oldu. Böyle bir zatın bu şekilde rahatsız edilmesi içime sinmedi. Böyle bir çözüm bulmak zorunda kaldım" şeklinde konuştu. "Amasya evliyalar diyarı" "Şehzadeler şehri" Amasya’nın aynı zamanda "evliyalar diyarı" olarak bilindiğini hatırlatan Gökmedrese Mahallesi Muhtarı Cem Yeni ise, "Amasya’mızın manevi değerlerini vatandaşlarımız günlük ziyaret ediyor. Özellikle kadınlar sık sık ziyaret ederler. Dualarında büyük zatları vesile kılmak için türbeleri ziyaret ederler. Biz türbelerimizin hiçbirinin kapalı olmasını istemiyoruz" ifadelerini kullandı. "Türbeler geçici olarak kapatılmıştır" Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğünden konuya ilişkin yapılan açıklamada, türbelerin muhtarlık ya da kamu kurumları tarafından sorumluluk alınması durumunda ziyarete açılabileceği belirtilerek, "Mevcut durumda türbelere kaçak elektrik ve tesisat bağlantıları yapılmasının önüne geçmek adına türbeler geçici olarak kapatılmıştır. Talep edilmesi durumunda ziyarete açılması ile ilgili çalışma yapılacaktır" denildi. Camilerde bilindiği gibi aydınlatma elektriği Maliye tarafından karşılanıyor. Ancak yerden ısıtma, klima ve priz sarfiyatları cami cemaati ve hayırseverlerce ödeniyor. (MÇ-Y)
Antandros kazıları tüm hızıyla sürüyor
28 Kasım 2025 Cuma - 17:23 Antandros kazıları tüm hızıyla sürüyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla Antandros Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Çalışmaları yakından takip eden ve Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneğini ziyaret eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkıyor, şehrimizin hafızasını yaşatıyoruz" dedi. Balıkesir’in Edremit ilçesindeki Kaz Dağları eteklerinde yer alan Antandros Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin de destek vermesiyle kentin tarihi ve kültürel hazinelerini gün ışığına çıkarmaya devam ediyor. Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın mihmandarlığında, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Müzeler Şube Müdürlüğü ile Antandros Kazı Başkanlığı arasında yapılan ‘Bilimsel kazı çalışmalarına destek protokolü kapsamında, kazılara finansal destek sağlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri sayesinde Antandros’un tarihi ve kültürel değerleri, hem yerli hem de yabancı ziyaretçiler için keşfedilmeyi bekliyor. Akın: "Şehrimizin hafızasını birlikte yaşatacağız" Antandros Kenti’ndeki kazı çalışmalarını yakından takip eden Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, geçtiğimiz günlerde Altınoluk Tarihi Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği’ni ziyaret etti. Dernek çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Akın, Balıkesir’in zengin tarihi ve kültürel değerleriyle eşsiz bir şehir olduğunu dile getirdi. Başkan Akın; "Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmak, şehrimizin hafızasını korumaktır. Bu hafızayı birlikte yaşatacağız" ifadelerini kullandı. Roma Villası Antandros’un en önemli yapısı Balıkesir’in tarih ve kültür hazinelerinin gün yüzüne çıkarıldığı kazılarda, Antandros Kazı Başkanlığı’nı yürüten Prof. Dr. Gürcan Polat, kent tarihinin M.Ö. 6600’lere kadar uzandığını söyledi ve kazılarda ortaya çıkan Roma Villası, nekropol alanı, mozaikler ve duvar resimleriyle Antandros’un tarih boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olduğunu vurguladı. 25 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarında ortaya çıkan en önemli yapının Roma Villası olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, "Kaz Dağları’nın eteklerinde, Edremit Körfezi’nin en özel noktalarından birinde yükselen Antandros’un, binlerce yıllık tarihi gün ışığına çıkarmaya devam ediyor. Deniz manzarasını görebilmesi için sıralı odalardan oluşan bu özel yapı; duvar resimleri, mermer plakalar, mozaikler ve kendine ait hamamıyla dönemin ileri gelenlerinden birine ait olduğunu gösteriyor" dedi. Nekropol alanı 750-800 yıl kesintisiz kullanılmış "Antandros’un bir diğer zenginliği ise yaklaşık 750-800 yıl kesintisiz kullanılmış olan nekropol alanı." İfadesini kullanan Prof. Dr. Gürcan Polat, "Burada, ölü gömme geleneklerinin yüzyıllar içindeki değişimi tüm açıklığıyla izlenebiliyor. Yapılan sondajlarda ise kentin tarihinin neolitik döneme, yani M.Ö. 6600’lere kadar uzandığı tespit edilmiş durumda. Kent, iki limanıyla Kaz Dağları’ndan elde edilen kerestenin taşındığı önemli bir ticaret noktasıydı. Bunun yanında Antandros; İda Dağı’nda geçen mitosların, dünyanın ilk güzellik yarışmasının ve Aeneas’ın yolculuğunun başlangıç noktası olarak da kültürel bir miras taşıyor. Bu değerleriyle Antandros, Balıkesir’in kültürel zenginliğini gözler önüne seren ve tarih, kültür ile arkeoloji açısından kentin en güçlü hazinelerinden biri" diyen Polat, antik kenti keşfetmek isteyenler için en doğru zamanın Sonbahar ayları olduğunu dile getirdi.
’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşuldu
28 Kasım 2025 Cuma - 16:38 ’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşuldu Eskişehir Türk Ocağı’nda ’21. Yüzyılda Türk Dünyası Vizyonu ve Ortak Alfabe’ hakkında konuşan Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Orhun Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Türk Devletleri Teşkilatının kurulması ve Ortak Türk Alfabesine geçiş iradesinin beyanı, son 2000 yıllık tarihimizin en stratejik kararı olarak kabul edilmelidir" dedi. Tarihin en köklü milletlerinden biri olan Türklerin özellikle son 2 yüzyıllık süreçte dağılmalar, parçalanmalar ve bölünmeler yaşayarak günümüze geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ramazan Korkmaz, "Yaklaşık 300 milyonluk nüfusu, bulunduğu coğrafyalardaki stratejik konumu ve tarihi misyonu ile Türk milleti, 21. Yüzyılda tarihi bir fırsat yakalamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve yeni dünya konjoktürü Türklerin sosyal, kültürel ve siyasal anlamda yakınlaşmasına uygun bir zemin oluşturmuştur. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurulması ve Ortak Türk Alfabesine geçiş iradesinin beyanı, son 2000 yıllık tarihimizin en stratejik kararı olarak kabul edilmelidir. Farklı coğrafya, devlet ve iklimlerde yaşayan 300 milyonluk Türk halkları, artık Ortak Alfabeye geçerek ortak bir zeminde buluşma iradesini ortaya koymuştur. Böylece İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde ve işte birlik şiarının en önemli aşaması gerçek olmuştur. Şimdi sıra fikirde ve işte birlik olmaktır" şeklinde konuştu. "Latin Kökenli Ortak Türk Alfabesi Nde birleşme kararı alınması tarihi bir başarıdır" Prof. Dr. Korkmaz, konuşmasının devamında, "Sömürgeci devletlerin sık sık alfabelerini değiştirerek bilinçlerini silmek istedikleri Türk milleti, tam da yıkılmak istendikleri noktadan yeniden ayağa kalkmaya çalışmaktadır. Ortak Alfabe sadece bir yazı birliği değil, ortak bir dünya görüşünün inşasına duyulan özlemin gerçekleşmesidir. Tarih boyunca pek çok alfabe kullanan Türkler, 21. Yüzyılda Türkçenin ses yapısına en uygun olan Latin Kökenli Ortak Türk Alfabesinde birleşme kararı almışlardır. Bu tarihi bir başarıdır. Türk Dil Kurumu (TDK) ve Uluslararası Türk Akademisinin öncülüğünde kurulan Ortak Alfabe Komisyonu, 2026 yılında kullanılacak olan 34 harfli Ortak Türk Alfabesinin yaranmasında büyük pay sahibidir. Değerli kurumlarımızı tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. "34 harfli Ortak Türk Alfabesi, milletimize hayırlı olsun" Konuşurken anlaşan ama yazarken anlaşamayan 300 milyona yakın bir kitle olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Korkmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "7 Ekim 2025 günü Azerbaycan’ın Qebele kentinde toplanan Türk Devletleri Teşkilatının açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ’Ortak alfabe hususunda Türkiye olarak ilk adımı atıyor, Cengiz Aytmatov’u anlatan bir eser ile Oğuznameleri ortak alfabeyle basıyoruz’ dedi. Bu beyan, 2000 yıllık tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. Kısmi olarak konuşurken anlaşan ama yazarken anlaşamayan 300 milyona yakın bir kitle, artık yazarken de anlaşabilecek. Ortak vicdanın gelişmesi ve ortak bir dünyanın inşasına katkı sağlayacak bu bildirim, Türk Dünyası’nın yeniden diriliş beyannamesi sayılmalıdır. Türkiye’de kullanılan alfabeye X, , Q, , Û harflerinin ilavesiyle oluşan 34 harfli Ortak Türk Alfabesi, milletimize hayırlı olsun. Türklerin birliği kimseye tehdit değil aksine dünya barış ve huzurunun teminatıdır. Orhun Abidelerindeki, ’Titre ve kendine dön!’ hitabı mucibince Türk milleti köklerinin çağrısında buluşmaya, iri olmaya, diri olmaya yönelmiştir. Hayırlı olsun..." Program, soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Ardahan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Orhun Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Korkmaz’a şükran beratı takdim etmesi ile sonlandı.
Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi
28 Kasım 2025 Cuma - 16:09 Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi (YÖRKAM) tarafından Uygulamalı Yörük Oyunları Çalıştayı düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Atatürk Konferans Salonu’nda düzenlenen çalıştayda konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Yörük kültürünün tarihi derinliklerinden alınıp gelecek nesillere aktarılması sürecine katkı sunan çalıştayda yer almaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen bir hikayeyi paylaşan Özen, "Toroslar’da tüten duman bu ülkenin teminatıdır" dedi. Kendisinin de birinci nesil Yörük hayatını yaşamış biri olduğunu belirten Özen, Yörük kültürünün temel değerlerine dikkat çekerek, "Yörük kültürü denince doğayı koruyan, çevresinin değerini, kıymetini bilen bir kültür aklımıza gelir. Özgürlük akla gelir, bağımsızlığına çok düşkündür Yörükler. Onun için vatan mevzu olunca, iş başa düşünce akla gelmeden yola çıkar Yörükler vatanın savunulması noktasında" dedi. Akademik çalışmaların önemi Yörüklüğün sadece Toroslarla sınırlı kalmadığını, imparatorluk döneminde Makedonya, Bulgaristan ve Yunanistan bölgelerine giden Yörük boyları olduğunu hatırlatan Özen, akademik camianın kültüre sunduğu katkının kıymetli olduğunu belirterek, "Üniversitelerde Yörük kültürünün, Cumhuriyetin kazandırdığı nitelikli eğitim görmüş kadrolar tarafından irdeleniyor olması, kayıt altına alınıyor olması da çok kıymetli" değerlendirmesinde bulundu. Özen, üniversitelerin araştırma merkezleri aracılığıyla bu sürece destek verdiğini, yerel yönetimlerin ve derneklerin de etkinliklerle kültürü yaygınlaştırdığını ifade etti. Oyunlar temelinde tarihsel kodlar aktarılacak Prof. Dr. Şükrü Özen, Yörük analarının misafir ağırlama törenlerindeki olgunluğunun çocukluğunda şahit olduğu değerler olduğunu dile getirerek, bu değerlerin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini vurguladı. Çalıştayın ana temasını oluşturan oyunlara değinen Özen, "Bu çalıştayda da merkezimizin organize ettiği oyunlar temelinde bu tarihsel kodlara, kültürel değerlere gidip, onları yaşatarak gelecek nesillere aktarmak istiyoruz" dedi. Özen, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen YÖRKAM Müdürü ve yönetim kurulu üyelerine, ayrıca katılım sağlayanlara teşekkür etti. İlk Yörük kültürü uygulama ve araştırma merkezi Akdeniz’de Akdeniz Üniversitesi’nin yaklaşık 10 yıldır YÖRKAM’ın ilkini kurarak hizmet verdiğini hatırlatan Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatih Uslu, Akdeniz Üniversitesi haricinde İzmir, Muğla, Isparta, Alanya ve Mersin’de de YÖRKAM’ların bulunduğunu, Konya ve Denizli’de ise açılması için çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Uslu, dernekçilik faaliyetlerinin bugünkü çalıştayların gerçekleşmesinde büyük katkısı olduğunu vurgulayarak, yaklaşık 8 ulusal ve 3 bin yerel Yörük Türkmen derneğinin emeğine minnet duyduklarını söyledi. Tematik çalıştaylar Uslu, başlangıçta genel konularla gidilen çalıştayların zamanla "Yörük ve Doğa", "Yörük ve Yemek", "Yörük Kültüründe Kadın2 gibi tematik konulara odaklanmaya başladığını ifade ederek, bu yılki temanın "Yörük Oyunları" olarak belirlendiğini söyledi. Oyunların kökeninin temel olarak savaş oyunu pratiğinden geldiğini ifade eden Uslu, Türklerin at üstünde yaptıkları yolculuklarda kendilerini dinamik tutmaları ve kıvrak zekalı olmaları gerektiği için cirit ve aksi gibi dayanıklılık, isabet ve güç içeren oyunları tercih ettiklerini belirtti. Uslu, kurt-kuzu gibi Yörük hayatının içerisinden çıkan orijinal oyunların da çalıştayda yer alacağını kaydetti. YÖRSİAD Yönetim Kurulu Başkan Av. Mustafa Alper Oral da etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Programa Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatih Uslu, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, YÖRSİAD Yönetim Kurulu Başkan Av. Mustafa Alper Oral, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Çalıştay sonrası Turizm Fakültesi önündeki etkinlikte börü, gübüdük, kös, aksir ve güreş gibi Yörük oyunları uygulamaları olarak katılımcılara gösterildi.
Sezai Karakoç, vefatının 4’üncü yılında anıldı
28 Kasım 2025 Cuma - 16:07 Sezai Karakoç, vefatının 4’üncü yılında anıldı Türk edebiyatının önemli isimlerinden şair, yazar ve mütefekkir Sezai Karakoç, Ordu’da vefatının 4’üncü yılında anıldı. Son dönem Türk şiir ve düşünce dünyasının öncü isimlerinden Sezai Karakoç, vefatının 4’üncü yılında Altınordu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen programla anıldı. Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, öğrencilerin kültürel ve edebi birikimlerini artırmayı hedefleyen ‘Sezai Karakoç’u Ne Kadar Tanıyoruz?’ konulu söyleşinin konuşmacı konuğu, Akademisyen-Yazar Sıddık Akbayır oldu. Programın açılış konuşmasını yapan Altınordu İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Erkuvum, Karakoç’un Türk edebiyatı ve düşünce dünyasına kazandırdığı değerleri vurgulayarak, onun diriliş medeniyet tasavvurunun çağdaş dünyada önemli bir rehber niteliği taşıdığını söyledi. Karakoç’un yalnızca bir şair değil, aynı zamanda bir fikir adamı, bir medeniyet öncüsü ve diriliş idealinin temsilcisi olduğunu belirten Erkuvum, eserlerinin her dönemin ruhuna hitap ettiğini kaydetti. Söyleşide konuşan Akademisyen-Yazar Sıddık Akbayır ise büyük düşünürün hayatından kesitler, poetik yaklaşımı ve edebiyata kattığı değerler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Öğrencilerin sorularıyla zenginleşen programda Karakoç’un edebi yönü, fikir dünyası ve Türk şiirindeki özel yeri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Program sonunda Altınordu Kaymakamı İsmail Hakkı Ertaş, Sıddık Akbayır’a teşekkür ederek günün anısına plaket ve çiçek takdim etti.
‘Camiler ve Cami Eksenli Din Hizmetleri’ fotoğraf sergisi ziyarete açıldı
28 Kasım 2025 Cuma - 15:52 ‘Camiler ve Cami Eksenli Din Hizmetleri’ fotoğraf sergisi ziyarete açıldı Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Uluslararası Müslüman Topluluklarla Dayanışma Vakfı (MÜSDAV) tarafından düzenlenen ‘Camiler ve Cami Eksenli Din Hizmetleri’ temalı fotoğraf sergisinin açılışını yaptı. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, MÜSDAV tarafından Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camii sergi salonunda düzenlenen Camiler ve Cami Eksenli Din Hizmetleri MÜSDAV 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması sergisinin açılışında yaptığı konuşmada İslam’ın temsili noktasında sanattan istifade edilmesi gerektiğini belirtti. "Gözlerden gönüllere bir kadrajla baktığımızda sanatın bize sağlayacağı güzellikleri de kazanmış oluruz" Etkinliğe katılan tüm eser sahiplerini tebrik eden Arpaguş, Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Sanat Allah’ı aramakmış’ sözünü hatırlatarak, "Gözlerden gönüllere bir kadrajla baktığımızda, zahiri gözümüzden manevi gözümüze bir yol bulabilirsek, kadrajımızı ona göre ayarlayabilirsek, maddeden manaya ciddi bir geçişle dinimizin gönül boyutunu yakalayabilirsek, o kadrajımızdan neyi görebiliyorsak, amaçladığımız din, iman adına gönlümüze o kadrajın iz olarak düşürdüğü hakikatleri sanat vesilesiyle göreceksek, işte o zaman sanatın bize sağlayacağı güzellikleri de kazanmış oluruz" dedi. ‘İbadet’ başlıklı fotoğrafa birincilik ödülü MÜSDAV 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması’nda Emrah Ildız ‘İbadet’ başlıklı fotoğrafıyla birincilik, Uğur Bulut ‘İbadet Aşkı Engel Tanımaz’ başlıklı fotoğrafıyla ikincilik, İbrahim Aysündü ‘Yansıma’ başlıklı fotoğrafıyla üçüncülük ödülüne layık görüldü. Mehmet Özdemir’in ‘İmam ve Kartopu’ başlıklı fotoğrafı mansiyon ödülünü aldı. Serginin açılışına Diyanet İşleri Başkanlığı yöneticileri, eser sahipleri ve davetliler katıldı. 33 fotoğrafın yer aldığı sergi, 8 Aralık Pazartesi gününe kadar Ahmet Hamdi Akseki Camii sergi salonunda ziyaret edilebilecek.
Diyarbakır Tanıtım Günleri İstanbul’da kültür şölenine dönüştü
28 Kasım 2025 Cuma - 15:46 Diyarbakır Tanıtım Günleri İstanbul’da kültür şölenine dönüştü Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) ile Diyarbakır Valiliği tarafından düzenlenen, "Diyarbakır Tanıtım Günleri", İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde ziyaretçilere kapılarını açtı. Etkinlik, kentin kültürü, gastronomisi ve tarihi mirasının tanıtıldığı büyük bir kültür şölenine dönüştü. DİTAV İstanbul Başkanı Aydoğan Ahıakın, tanıtım günlerinin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kardeşlik rüzgârını estirmeyi hedefleyen önemli bir buluşma olduğunu belirtti. Ahıakın, etkinlikte Diyarbakır’ın yazarlarının, şairlerinin, musikisinin ve yöresel lezzetlerinin yer aldığını belirterek, "İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde Diyarbakır Tanıtım Günlerimizi gerçekleştiriyoruz. Tanıtım günlerimiz, kültür ve sanatın buluştuğu, Diyarbakır’ın tüm değerlerinin tanıtıldığı bir şölen niteliğinde" dedi. Diyarbakır’ın Türkiye’nin birlik ve huzur ortamına katkı sunan önemli bir şehir olduğunu vurgulayan Ahıakın, şunları söyledi: "Ülkemizin bu önemli sürecinde kardeşlik rüzgarının lokomotifi olarak Diyarbakır’ın öncü bir şehir olması gerektiğine inanıyoruz. Terörsüz bir Türkiye hedefinin gerçekleşmesine katkı sunacak önemli şehirlerden biridir. Bu etkinliklerin Diyarbakır’ın turizmine, kalkınmasına ve marka değerine büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz." "Diyarbakır bir açık hava müzesi" Diyarbakır’ın tarihsel derinliğine dikkat çeken Ahıakın, kentin sahip olduğu kültürel mirasa da değindi. Ahıakın, ’’Diyarbakır bir kitaba sığdırılamayacak kadar büyük bir hazineye sahip. Sur içi başlı başına bir açık hava müzesidir. UNESCO Dünya Mirası Listesindeki Diyarbakır surları ve Hevsel Bahçeleri, Zerzevan kalesi, Mithras tapınağı ve daha ismini sayamadığımız yüzlerce tarihi eserle Türkiye’nin en kadim şehirlerinden biridir’’ diye konuştu. Diyarbakır’ın turizm potansiyelinin ortaya çıkması için bu tür organizasyonların büyük önem taşıdığını kaydeden Ahıakın, "Pazar akşamına kadar tüm hemşehrilerimizi ve İstanbulluları, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki Diyarbakır Tanıtım Günleri’ne davet ediyoruz" çağrısında bulundu.
Cizre’de IV. Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu başladı
28 Kasım 2025 Cuma - 15:44 Cizre’de IV. Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu başladı Şırnak Valiliği, Şırnak Üniversitesi, Cizre Kaymakamlığı ve Cizre Belediyesinin birlikte organize ettiği IV. Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu "Melaye Ciziri’nin Ahlak Anlayışı" teması ile başladı. 16. ve 17. yüzyılda yaşamış olan Kürt alim, şair ve edebiyatçı Molla Ahmed El-Cezeri’nin hayatını, divanını ve kasidelerini konu alan ve iki gün sürecek olan IV. Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu Şırnak’ın Cizre ilçesinde geniş bir katılım ve yoğun bir ilgi ile başladı. Bu yıl " Melaye Ciziri’nin Ahlak Anlayışı" teması ile başlayan sempozyuma katılan yerli ve yabancı 111 akademisyen katılımcılara geniş bir biçimde sunum yapacak. Sempozyumun açılışında Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı okundu, Melaye Ciziri’nin yaşamını anlatan video gösterimi yapıldıktan sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sempozyuma ilişkin mesajı okundu. Bir otelde düzenlenen sempozyumda konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz, bir mekanın kıymeti o mekanın ilim, irfan ve hikmetle güzelleştiren şahıslardan kaynaklandığını söyledi. Yılmaz, "Melaye Ciziri’nin bugün burada konuşuluyor olması ve anılması onun görüşü etrafında müzekkere aslında bir ilmin geleneğin devamını da sağlamaktadır ve bu insanlar bu toplumdaki hem milli kimliği hem manevi kimliği muhafaza etmiş ve insanlara hizmet etmişlerdir’’ dedi. Geçen yıl düzenlenen sempozyumda Malaye Ciziri’nin birlik anlayışını bu yılda daha çok derin konu olan ahlak anlayışının tartışılacağını ifade eden Şırnak Valisi Birol Ekici, Ciziri’nin aradığı ahlakın İslam ahlakı olduğunu ifade ederek, ‘’Hepimizin aradığı ahlak aslında güzel ahlaktır ve güzel ahlakı Ciziri’nin bakış açısıyla bu yıl hep birlikte değerlendireceğiz. Ahlaki olarak kardeşin kardeşe Müslümanın Müslümana pusu kurduğu dönemler oldu, karanlık dönemler yaşadık. Bu dönemleri Cumhurbaşkanımız liderliğinde birlik, beraberlik ve kardeşlik projesi olan Türkiye Yüz yılını kurarken bunların hepsini birlikte aşacağımıza inancım sonsuz. Bu konuda hepimiz gayret göstereceğiz. Bu konuda hemşirelerime çok teşekkür ediyorum’’ diye konuştu. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan’da Melaye Ciziri’nin bir şair değil, sözün inceliğini hikmetle buluşturan, varlığı anlamlandırmayı sanatın merkezine koyan büyüm bir mütefekkir olduğunu söyledi. Sempozyuma gösterilen yoğun ilginin büyük bir memnuniyet kaynağı olduğunu anlatan Orhan, ‘’Bu ilgi, Melaye Ciziri’nin düşünce hazinesinin hala ne kadar diri, ne kadar bereketli ve aynı zamanda ne denli ihtiyaç duyulan bir kaynak olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Yüze yakın bilim ve ilim insanının, Ciziri’nin ahlak anlayışını, insan tasavvurunu ve dünyayı anlamlandırma biçimini farklı yönleriyle ele alacak olması, bizleri hem zenginleştirecek hem de derinlikli bir şekilde aydınlatacaktır’’ şeklinde konuştu. Sempozyumun Ciziri’nin mirasının günümüz insanına nasıl rehberlik edeceğine dair veri sunacağına inandığını aktaran Orhan, şöyle dedi: "Genç araştırmacıların bu büyük geleneğin izini sürmesi, yeni yorumlar geliştirmesi ve Ciziri’nin düşüncesini çağın diliyle yeniden buluşturması hepimiz adına umut vericidir. Bu çalışmalar yalnızca akademik bir zenginlik üretmekle kalmayacak; aynı zamanda Cizre’nin bu önemli mirasının daha geniş kitlelere ulaşmasına, kültürel hafızamızın diri tutulmasına vesile olacaktır." Cizre Kaymakamı Ahmet Vezir Baycar ise sempozyumun akademik bir toplantı olmanın yanında Cizre’nin manevi dünyasını ve kültürel zenginliğini ile ilmi mirasını hatırlatan önemli bir buluşma olacağını kaydetti. Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı Doç. Dr. Ahmet Özdemir de "Konya’ya Mevlana Celalettin-i Rumu, Bursa’ya Orhan ve Osman Gazi, İstanbul’a Eyyub el Ensari, şahsiyetler bulundukları şehirlere adeta manevi bir kimlik kazandırmışlardır. İşte Cizre ve çevresine de farklı ruh ve kimlik manevi bir atmosfer kazandıran Melaye Ciziri ve onun gibi ilim ve irfan ehli olan alimlerimizdir "dedi. Özdemir, Suriye, Almanya, İran ve Irak’tan da akademisyenlerin katıldığı Sempozyumun, Melaye Ciziri’nin ulusal ve uluslararası platformlarda daha iyi tanınmasına katkı sağlayacağına inandıklarını vurguladı. Melaye Ciziri’nin parçalarının seslendirildiği sempozyumda daha sonra oturumlara geçildi. Açılışa, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Şırnak AK Parti Milletvekili Arslan Tatar, Şırnak Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Osman Geliş, kanaat önderleri, STK Temsilcileri, kurum müdürleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
Çatalhöyük’ün izleri Nilüfer’e taşındı
28 Kasım 2025 Cuma - 15:16 Çatalhöyük’ün izleri Nilüfer’e taşındı Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği "Arkeoloji Gündemi" söyleşileri, bu ay Anadolu tarihine ışık tutan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Konuk Prof. Dr. Ali Umut Türkcan, Çatalhöyük’teki son kazı verilerini ve bu konudaki çalışmaları Nilüferlilerle paylaştı. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen, Arkeoloji Gündemi söyleşilerinin bu ayki konuğu, Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Umut Türkcan oldu. Pancar Deposu’nun ev sahipliği yaptığı etkinlikte, insanlık tarihinin en önemli yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’teki güncel çalışmalar ele alındı. Prof. Dr. Türkcan, neolitik kentin yapı evrelerinin okunmasından mekanların zaman içindeki işlevsel dönüşümlerine, hane içi üretim süreçlerinden ölü gömme pratiklerine kadar geniş bir perspektifte kazı verilerini katılımcılara aktardı. Söyleşinin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Çatalhöyük’te 2021 yılında Kuzey Teras çalışmalarında ortaya çıkarılan örnekler oldu. Türkcan, burada tanımlanan organik kalıntılar ve erken dönem tahıl işleme izlerinin yanı sıra, arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıran "Ekmek" buluntusuna ayrı bir parantez açtı. Mayalanmış ancak pişirilmemiş halde bulunan 8 bin 600 yıllık ekmek örneğinin analiz sonuçları hakkında bilgi veren Türkcan, bu keşfin beslenme tarihi açısından taşıdığı önemi vurguladı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, soru-cevap bölümüyle sona erdi.