Son Dakika
|
Yalova’da film gibi kuyumcu soygunu
Beşiktaş’ın anlaşmaya vardığı Amir Murillo, İstanbul’a geldi
Genç taraftarın tribünden düştüğü anlara ait görüntüler ortaya çıktı
Batman’da silahlı kuyumcu soygunu!
Yusuf Demir yeniden Rapid Wien’de
Buca Belediyesinde rüşvet soruşturması: 28 şüpheli hakkında gözaltı kararı
N’Golo Kante, resmen Fenerbahçe’de
Elon Musk net serveti 800 milyar doları aşan tarihteki ilk insan oldu
Nevşehir'de kayıp genç kızdan acı haber!
Uyuşturucu soruşturması kapsamında Dilek İmamoğlu’nun kardeşi gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kouhu Township and the Legacy of Li Wan-ju
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Devlet Bahçeli’den depremzede aileye ziyaret
Böcek ilaçlaması zehirlenmeye yol açtı: 11 kişi hastanelik oldu
Kolombiya'da ülke genelindeki sellerde 6 kişi hayatını kaybetti
ABD ordusu, Umman Denizi’ndeki uçak gemisi grubunun fotoğraflarını paylaştı
Fatih’te banka soygunu: Kaçarken çaldığı parayı düşürdü
Oğlunu 37 bıçak darbesiyle öldüren babaya ağırlaştırılmış müebbet talebi
Beşiktaş’ın anlaşmaya vardığı Amir Murillo, İstanbul’a geldi
KÜLTÜR SANAT
Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı
06 Şubat 2026 Cuma - 22:45:49
Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
06 Şubat 2026 Cuma - 22:37
Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı
Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi. (FVZ-HSK-
06 Şubat 2026 Cuma - 19:46
Konya Büyükşehir’in şehre kazandıracağı Mevlevi Dergahı’nın temeli atıldı
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Karatay Belediyesi ile birlikte yürüttüğü "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı’nın temeli düzenlenen törenle atıldı. Mevlana Türbesi arkasında düzenlenen temel atma programında konuşan Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Mevlana’nın hemen doğusunda bulunan alanda kentsel dönüşüm çalışmalarının bir parçasının daha bugün temel atma töreni ile hayata geçmiş olacağını dile getirdi. "İleride belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz" Konya Modeli Belediyecilik anlayışına şahitlik ettiklerini kaydeden Başkan Kılca, 100 bin metrekarelik alanda birçok tarihi dönüşüm yaşandığına dikkat çekerek, "Konya’nın eskiyen bölgelerinin turizme kazandırılması noktasında ciddi adımlar atılıyor. Mevlana bölgesini bir nokta olarak kabul edersek etrafındaki yenileşme, kentsel dönüşüm çalışmaları hakikaten gıpta ile izlenecek ve ileride tarihi olarak belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz burada. Ben bu yatırımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ekibine, bakanlarımıza, teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Bu birlik ve beraberlik içerisinde Konya’mıza ne kadar hizmet etsek azdır. Bu hizmetlerimizin Konya’mıza, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum" diye konuştu. "Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri birlikte gerçekleştiriyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tarihi bir ana hep birlikte şahitlik ettiklerini belirterek, "Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmaların ismini darülmülk olarak koymuştuk. Selçuklular başkentlerini darülmülk olarak ifade ediyormuş. Biz de Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri Karatay, Meram ve Selçuklu Belediyemizle birlikte gerçekleştiriyoruz. 20 farklı noktada yapmış olduğumuz ihya projeleriyle adeta şehrimizi, yeniden geçmişinde olduğu kadar güçlü bir şekilde geleceğe taşımak için adımlar atıyoruz. Bu yaptığımız işlerin son halkası" ifadelerini kullandı. Darülmülk Projesi ile hayata geçen ve devam eden projelerden bahsetti Darülmülk Projesi’ne Türbeönü Çarşıları ile başladıklarını, sonrasında Taş Bina, Depo No: 4’le devam ettiklerini hatırlatan Başkan Altay, şöyle devam etti: "Şehir Kütüphanemiz şu anda devam ediyor. İnşallah tamamlandığında Türkiye’nin en güzel kütüphanelerinden birisi olacak. Meydan Evleri’nde yapmış olduğumuz düzenlemeler var. Bu işe son halka olarak eklenen, artık 21, 22, 23. projeleri görüşüyoruz. Vali Konağı’nın Büyükşehir Belediyemize, Bakanımız Ali Yerlikaya’nın Konya’mıza hediyesi olarak devredilmesiyle orada bir çalışma yürütüyoruz. Hemen Balıkçılar Oteli’nin bulunduğu alanda Büyükşehir Belediyesi olarak bir çalışmaya başladık; projeleri inşallah tamamlanıyor. Yıl sonu itibariyle orada da bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Eski Buğday Pazarı ve Kadınlar Pazarı arasında bulunan Peynir Pazarı’nda artık 1 Nisan itibariyle dükkanlar boşalacak, yıkım çalışmalarına başlayacağız. Kuruldan projelerimiz tamamlandı. O bölge de yine Mevlana Çarşısı, Altın Çarşı, Türbeönü Çarşılarına benzer bir nitelik kazanmış olacak." Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatlarıyla; Çevre Şehircilik Bakanlığı, Emlak Konut, Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi ile birlikte Akçeşme bölgesiyle ilgili bir proje yürüttüklerini kaydeden Başkan Altay, çarşılarıyla, konutlarıyla, kültür merkezleriyle çok güzel bir iş olduğunu, onun da inşasına da bu yıl itibariyle başlamayı arzu ettiklerini söyledi. Larende sur duvarları; Konya tarihinin en önemli projelerinden Larende Caddesi’ndeki sur kazılarından da bahseden Başkan Altay, "Belki de Konya tarihinin en önemli işlerinden birisi; sur duvarları artık açığa çıktı, önündeki hendekle ilgili buluntular ortaya çıktı. Elhamdülillah ki düşündüğümüzden çok daha ileri, kalıntıların temiz bir şekilde yerinde bugüne kadar korunduğuna şahitlik etmiş olduk. Bir rekonstrüksiyon ve restorasyon projesi de hazırlıyor arkadaşlarımız. İnşallah o bölgede de çalışmalarımızı yapmayı, Sırçalı etrafında Meram Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmaları da neticelendirmeyi arzu ediyoruz" açıklamasını yaptı. Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’nın, Selçuklu Darülmülkünün anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacak Başkan Altay söz konusu projelerin tamamlanmasıyla Mevlana Türbesi merkeze aldığında bölgedeki bütün riskli binaların ortadan kaldırıldığı, tescilli olmayan yapıların yıkıldığı, tescilli olanların yeniden ihya edildiği ve ilave kültür-sanat alanları, müzeler, oteller, alışveriş alanlarıyla birlikte Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’yı, Selçuklu’nun Darülmülkünü anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacağını vurguladı. Şu anda Türbe Arkası’nda çalışmalara devam ettiklerine değinen Başkan Altay şunları kaydetti: "Bugün de bir temel atmayı birlikte gerçekleştireceğiz. Hemen arkanızda Mevlevi Dergâhı’mızın inşaatı devam ediyor; inşallah en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılır. Onun sağ tarafında tescilli yapıların taşınmasıyla ilgili süreci Karatay Belediyemiz devam ettiriyor. Yine sağ tarafta Arasta Çarşısı tamamlandı, artık içinde esnafı almakla ilgili süreç yürütülüyor. Müze ile ilgili dün Strateji Bütçe Başkanımızla görüştük, inşallah onunla ilgili süreci Kültür Bakanlığımızla birlikte yürütüyoruz. Yine Darü’z-Ziyafe başta olmak üzere projemizde olan alanların ihyasıyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz." "Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz" Bütün bunların "Konya Modeli Belediyecilik" diye ifade ettikleri yapının en güzel göstergeleri olduğunu belirten Başkan Altay, "Burada kamulaştırma çalışmalarını Karatay Belediyemiz yürüttü. Binaların yapımını Karatay Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi olarak birlikte yürütüyoruz. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığımızın müze yapımı ve diğer işlerle ilgili desteği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın desteğiyle birlikte; merkezi hükümet, yerel idare el ele verdik, Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz. İnşallah bu temel atma töreni de şehrimiz için tarihi anlardan birisi olacak. Binamızın bir an önce tamamlanmasını, hizmete açılmasını ve bölgedeki çalışmalarımızın tamamlanmasını temenni ediyorum" dedi. "Türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz" Emeği geçen başta Karatay Belediye Başkanı Kılca olmak üzere herkese teşekkür eden Başkan Altay, "Projenin mimarından mühendisine, işçisinden müteahhidine kadar herkese şunu tekrar ifade ediyorum: Konya’ya hizmet etmek herkese nasip olmaz. Hele hemen türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz. Bu işler bize nasip olduğu için ne kadar şükretsek, ne kadar hamdetsek azdır. Çalışmalarımızdan inşallah bu titizlikle yürüterek süreci tamamlayacağız" dedi. Mevlana Caddesi’nde yeni bir düzenleme hayata geçecek Mevlana Caddesi’nde hayata geçirecekleri yeni düzenlemeden de bahseden Başkan Altay, "İnşallah gidiş-geliş tek şerit olmak üzere; özellikle yayaların daha aktif kullanabileceği, toplu ulaşım araçlarının daha aktif kullanabileceği; aydınlatmasıyla, çevre düzenlemesiyle Alaaddin Tepesi’nden başlayıp Mevlana’ya kadar yeni bir yürüyüş aksı oluşturacağımız işle ilgili işlemleri de yıl sonuna kadar tamamlamayı arzu ediyoruz. Bunlar tamamlandığında Konya adeta sokaklarında 13. yüzyıl esintilerinin olduğu bir şehre dönüşmüş olacak" değerlendirmesini yaptı. "İnşallah şehrimiz çok daha güzel olacak" Başkan Altay son olarak bu işleri yaparken Konyalıların çok büyük destek verdiğine vurgu yaparak, "Tüm Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Kamulaştırma çalışmalarından proje çalışmalarına kadar kimin kapısını çalsak, elhamdülillah yerel yönetimlerimize büyük bir güven var. Biz de onların güvenini boşa çıkarmamak adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah tamamlandığında şehrimiz çok daha güzel olacak. Mevlevi Dergahı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. AK Parti Konya Milletvekilleri Latif Selvi ve Mehmet Baykan da, AK Parti iktidarları döneminde tarihi eserlerin ihyası, tarihi eserlerinin etrafının açılmasıyla alakalı büyük bir bayındırlık ve imar faaliyetinin yürütülmeye başlandığını belirterek, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Vali Yardımcısı Mustafa Sait Arcaklıoğlu, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tatlısu Belediye Başkanı Ahmet Hayri Orçan’ın da katıldığı programda konuşmaların ardından "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak Mevlevi Dergahı’nın temeli İl Müfütüsü Ali Öge’nin yaptığı duayla atıldı. Mevlevi Dergahı Toplam 3 bin 158 metrekare inşaat alanı ve 5 bin 950 metrekare peyzaj düzenlemesi ile Konya’ya yakışan bir bütünlükte planlanan yapının içerisinde bin 680 metrekare bodrum, bin 375 metrekare zemin kat ve semahane bölümünde 103 metrekare asma kat bulunuyor. Radye temel üzerine, betonarme çerçeve taşıyıcı sistemle inşa edilecek yapı geleneksel üslubun incelikleriyle inşa edilecek. Mukarnas işlemeli havuzlardan kündekari kapılara, revzen uygulamalarından ahşap kemerlere, işlemeli tavanlardan lokmalı demir parmaklıklar yer alacak projede geniş yeşil alanlar, süs havuzları, suyolu ve bahçe köşkü bulunuyor.
06 Şubat 2026 Cuma - 18:58
30 ülkeden 350 sanatçı posta sanatıyla "asrın felaketi"ni anlattı
Kastamonu Üniversitesi’nin küratörlüğünde 30 ülkeden 350 sanatçının katılımıyla 6 Şubat depremlerinde yıkıma uğrayan illerin anlatıldığı "Sarsılmaz Bellek: Antakya" adlı posta sanatı sergisi düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi’nin 20. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ve 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi (GSTF) tarafından hazırlanan "Sarsılmaz Bellek: Antakya" uluslararası posta sanatı sergisi sanatseverlerle buluştu. Kastamonu Üniversitesi GSTF Grafik Tasarımı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sofia Cihan Canbolat’ın küratörlüğünde gerçekleştirilen sergiye 30 ülkeden 350 sanatçı 400’den fazla eser gönderdi. Serginin açılışına dekanlar, akademik personel, öğrenciler ve davetliler katıldı. Sergi, davetliler tarafından büyük beğeni topladı. Davetliler, sergide sergilenen ürünleri yakından inceleyerek bilgiler aldı. "Sarsılmaz bellek Antakya’nın ve tüm deprem bölgelerinin acıları belleğimizde duruyor" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi (GSTF) Dekanı Prof. Erol Yıldır, 6 Şubat depremlerinin toplumda derin izler bıraktığını belirterek, yaşanan acıların yalnızca rakamlarla değil, ortak bellekle ve tanıklıkla anlam kazandığını ifade etti. Yaşanılan acıların maddi olarak telafisinin yapıldığını fakat manevi olarak gönüllerdeki yaraların hiçbir zaman kapanmayacağını belirten Yıldır, "Bizlerde 30 ülkenin katılımıyla posta sanatı sergisi hazırladık. Umut ediyorum ki güzel ve amacına uygun bir sergi olur. Sarsılmaz belleğimizde Antakya’nın acısı duruyor ama tüm deprem bölgelerinin acısı duruyor" dedi. Sanatın, bu tür toplumsal hafıza süreçlerinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Yıldır, serginin bu yönüyle anlamlı bir buluşma alanı sunduğunu dile getirdi. "Antakya ve 11 il sarsıldı ancak belleğimiz sarsılmadı" Serginin küratörü GSTF Grafik Tasarımı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sofia Cihan Canbolat ise serginin Kastamonu Üniversitesi’nin 20. kuruluş yıl dönümü kapsamında ve 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde hazırlandığını belirtti. Serginin, hatırlamanın, unutmamanın ve tanıklık etmenin bir ifadesi olarak kurgulandığını ifade eden Canbolat, Antakya merkezli olarak hazırlanan çalışmanın, depremlerden etkilenen 11 ilin yaşadığı yıkımı, kayıpları ve dayanışmayı sanat yoluyla görünür kıldığını söyledi. Canbolat, sergiye 30 ülkeden 350 sanatçının katılım gösterdiğini, 60’ı yurt dışından olmak üzere 400’ün üzerinde eserin sergiye ulaştığını belirttti. Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü gösterdiğini ifade eden Canbolat, "6’ıncısını düzenlediğimiz bu serginin serisinin küratörlüğünü gerçekleştirmek benim için hem bireysel olarak hem akademik anlamda onur vericidir" diye konuştu . Sergide yer alan her eserin bir iz, bir pul ve bir tanıklık taşıdığını vurgulayan Canbolat, "Antakya ve 11 il sarsıldı ancak belleğimiz sarsılmadı" diye konuştu. Sarsılmaz Bellek: Antakya Uluslararası Posta Sanatı Sergisi, 13 Şubat tarihine kadar Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisi sergi alanında ziyaret edilebilecek.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
04 Şubat 2026 Çarşamba- 11:50
Kastamonu’daki gizemli yer altı yapıları definecilerin talanına uğradı
2
05 Şubat 2026 Perşembe- 11:59
Tuğba’nın ‘Geleneksel Lokum Günleri’ başladı
3
06 Şubat 2026 Cuma- 11:55
Depremde yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisi ihya süreciyle yeniden hayat buldu
4
05 Şubat 2026 Perşembe- 10:11
30. Uluslararası Dede Korkut Şöleni öncesi planlamalar yapıldı
5
05 Şubat 2026 Perşembe- 20:48
Ankara’da "Anadolu Ateşi" konseri
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:41
Sincan Belediye Başkanı Ercan, gazileri unutmadı
Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, 19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle gazilerle ve gazi yakınlarıyla Kültür Evi’nde bir araya geldi. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından Atatürk’e gazilik ünvanının verilişinin 104’üncü yıl dönümü nedeniyle tüm yurtta etkinlikler düzenleniyor. Bu sebeple Sincan Belediyesi, Sincan Kültür Evi’nde gazilerle birlikte anma programları düzenledi. Düzenlenen programda Ercan, gazileri ve gazi yakınlarını yemekte ağırladı. Programa Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, gaziler ve gazi yakınları katıldı. Gazilerle ilgilenen ve muhabbet eden Ercan, gazi aileleriyle de sohbet etmeyi ihmal etmedi. "Sizlerin emekleri asla unutulmaz" Vatanın birliği ve bütünlüğünün sağlanması için tüm fedakarlıkları yapan gazilere minnetlerini aktaran Ercan, "Sizlerin emekleri asla unutulmaz ve her zaman minnetle anılacaktır. Vatanımızın bağımsızlığını ve milletimizin huzurunu sağlamak için canlarını ortaya koyan tüm gazilerimize minnetlerimi sunuyor; sizlere sağlıklı uzun ömürler, esenlikler diliyorum" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 12:19
Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa, Harbetsuvan ve Karahantepe’yi gezdi
Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa, Taş Tepeler Projesi içerisinde olan Harbetsuvan ve Karahantepe kazı alanlarını gezdi Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ile birlikte Taş Tepeler Projesi içerisinde yer alan Harbetsuvan ve Karahantepe kazı alanlarını gezdi. İlk önce Harran Ovasının doğu kenarındaki yüksek bir platonun üzerinde yer alan Harbetsuvan kazı alanını ziyaret etti. Buradaki çalışmaları inceleyen Prenses Akiko’ya kazı başkanı Prof. Dr. Necmi Karul kazılar hakkında bilgi verdi. Buradaki ziyaretin ardından Şanlıurfa’nın 60 kilometre doğusunda yer alan Karahantepe’ye geçildi. Buradaki kazı alanını ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan yapıları inceleyen Prenses Akiko, Taş Tepeler kazı çalışmalarında ortaya çıkan ilk insan heykelini inceledi. Gazi ve incelemenin ardından şehir merkezine geçildi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:48
Başkan Akpunar’dan şehitlik açıklaması
Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, ilçe sınırları içinde devam eden kentsel dönüm çalışmaları kapsamında şehitliğin yıkılması ile ilgili iddialara sert bir cevap verdi. Başkan Akpunar, iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu dile getirerek, "Sosyal medya üzerinden sözde gazetecilik yaptığını düşünen bazı kullanıcılar, Aziziye ilçemize bağlı Ilıca mahallemizdeki kentsel dönüşüm çalışmalarımız üzerinden asılsız olduğu kadar, en hafif tabirle şuursuz, ahlaksız ve namussuzca bir iftira ortaya atmıştır. Bu müfterilere göre; dönüşüm çalışmalarımız kapsamında Ilıca’da şehitlik yıkmış ve binaları bu şehitliğin üzerine yapmışız. Birinci husus, Ilıca’da, daha doğrusu kentsel dönüşüm çalışmalarımızın sürdüğü lokasyonlarda herhangi bir şehitlik ya da mezarlık yoktur. İkinci husus, bahse konu bölge ve görüntülerdeki alan; ilçemizde genellikle resmi tören ve kutlamaların icra edildiği anıt parktır ve yine şehitlik vasfı yoktur. Kaldı ki, bu bölgedeki çalışmalar tamamlandığında söz konusu parkımız yenilenecek ve çok daha şık bir görünüme kavuşturulacaktır. Üçüncü husus ise, soyu-sopu, nesebi ve meşrebi karmakarışık olanların ortaya attığı bu iftiranın asla karşılık bulamayacağıdır. Çünkü bizim vatan, bayrak ve şüheda aşkımızı ve dahi hürmetimizi sorgulamak; ancak gafillerin, milletsiz ve milliyetsiz olanların işidir. Bizi bilen bilir, bilmeyen kendi bilir! Onlar kara mürekkeplerine batırdıkları kalemleriyle fitne ve fesat senaryoları yazadursunlar, biz ülkemize, milletimize, şehrimize ve Aziziye’mize hizmet etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:39
İzmir’de arabada film keyfi
İzmirli sinemaseverler, Yeniden Sinematek Arabada Film Keyfi etkinliği ile yeniden buluştu. Araçlarıyla birlikte İnciraltı Süleyman Demirel Meydanı’na gelen sinemaseverler, Hayalet Avcıları/Ghostbusters filmini izleyerek nostaljik bir deneyim yaşadı. Yeniden Sinematek Arabada Film Keyfi etkinliği, farklı türlerdeki filmlerle İzmirli seyirciyle buluşuyor. Araçlarını İnciraltı Süleyman Demirel Meydanı’na park eden sinemaseverler, arabalarının içinde nostaljik bir sinema deneyimi yaşıyor. 9 Ekim’e kadar her perşembe izleyici ile buluşacak filmlerin ilki ise Hayalet Avcıları/Ghostbusters filmi oldu. Özellikle gençlerin ilgi gösterdiği etkinlikte, hayatında ilk kez arabada film izleme keyfini yaşayan çocuklar da yer aldı. Film sırasında izleyicilere belediye tarafından çay ve kahve ikramında da bulunuldu. "Ortam çok nostaljik" Yağız Nal’ın arkadaşı Tuana Yıldız da "Bu etkinliği geçen yıl sosyal medya duyurusunda gördük ve ilgimizi çok çekti. Çok merak ettik. Geçen yıl çok keyifli geçmişti. Bu yıl da kaçırmak istemedik. Ortam çok nostaljik. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı. "Arabada film izlemek çok ilginç" Etkinlikte çocuk izleyiciler de yoğunluktaydı. 11 yaşındaki Aylin Nilüfer Pirim, "Ben bu etkinliğe ilk kez geliyorum. Babam böyle bir yere geleceğimizi söyleyince çok şaşırdım. Arabadan nasıl sinema izleyebiliriz ki diye düşündüm. Çok heyecanlıyım. Hayalet Avcıları filmini de daha önce izlemedim. Bu etkinliği herkesin denemesi gerek. Çünkü arabada film izlemek çok ilginç" ifadelerini kullandı. "Böyle bir deneyim yaşamadım" Aylin Nilüfer Pirim’in arkadaşı 11 yaşındaki Semra Aydın da "Daha önce arabada sinema izlemedim. Gerçekten çok heyecanlıyım. Arkadaşım Aylin söyleyince geldim. Böyle bir etkinliğin olduğunu daha önce hiç duymamıştım. Hayalet Avcıları filmini de ilk kez izledim" sözlerine yer verdi. Film öncesi tatlı hazırlıklar Film öncesi arabasının camlarını silerek daha iyi bir film keyfi yaşamak isteyen Sebahattin Poyraz, "Film başlamadan hazırlık yapıyoruz. Filmi daha net görebilmek için arabanın camları siliyoruz. Daha önce bu etkinliğe gelmedim. Bu ilk deneyimimiz olacak. Filmi de daha önce izlememiştim" derken, arkadaşı Sude Çukur da "Daha önce bu etkinliğe gelmemiştim. Hayalet Avcıları çok sevdiğim ve bütün serilerini ezbere bildiğim bir film. Heyecanla bekliyoruz. Film öncesi hazırlıklara başladık. Cipslerimizi aldık, bekliyoruz" dedi. "Çok farklı ve keyifli" Film izlemeye arkadaş grubu ile gelen Ezgi Çalışkan, çok farklı ve keyifli bir akşam geçirdiğini belirterek, "Arabada Film Keyfi etkinliklerini daha önce duymuştum ama katılma şansımız olmamıştı. Arkadaşlarımla beraber geldim. İşin en güzel kısmı filmi arabada izlemek. Çünkü bu daha önce deneyimlemediğimiz bir şey. Bizim için çok farklı ve keyifli oldu. Hayalet Avcıları filmini çok seviyorum. Bizim için farklı bir anı oldu" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:14
Amasya’da gizemli kayıp tapınak: Volkanik kayalardan inşa edilmiş
Amasya’nın Oluz Höyük kazılarında, antik tarihçilerin dahi kayıtlarında yer almayan 2 bin 600 yıllık kayıp tapınak gün yüzüne çıkarıldı. Kazılarda tapınağın, volkanik tüf kayalarından inşa edildiği tespit edildi. 6 bin 500 yıl öncesine dayanan görkemli bir tarihin yattığı Oluz Höyük’te 19 yıldır kazı çalışması yürütüldüğünü belirten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, "Burayı kayıp tapınak olarak nitelendirmemizin temel sebebi Oluz Höyük Kubaba kutsal alanının herhangi bir antik kaynakta geçmemiş olmasıdır. Ne Herodot’ta, ne Strabon’da, kaynaklarda ismi geçmiyor" dedi. Devasa büyüklükte tapınak sistemi Demir Çağı katmanın içinde Frig Dönemi’ne ait Kubaba Kutsal Alanı’nı sunaklarıyla beraber bulup kutsal odayı ve içinde tanrıça Kubaba’yı temsil eden kutsal taşı da ortaya çıkardıklarını hatırlatan Prof. Dr. Dönmez, "Oluz Höyük keşfi Kuzey Orta Anadolu’da, Anadolu bozkırında, Amasya’da devasa büyüklükte ve henüz ritüellerini tam anlayamadığımız bir tapınak sisteminin ortaya çıkmaya başladığını gösterdi" diye konuştu. Tapınaktaki taşlar volkanik kayalarla aynı Tarihi tapınağın inşasında kullanılan açık yeşil renkli ve ince taneli tüf olarak adlandırılan volkanik kaya parçalarının benzerinin kazı alanına 10 kilometre mesafedeki Doğantepe köyünde antik taş ocağında bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dönmez, "Arkeometri çalışmamızın ilk sonucunu taş analizlerinden aldık. Oluz Höyük’teki taşların Doğantepe’deki antik taş ocağındakilerle aynı olup oradan getirildiği kesinleşti" diye konuştu. Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde sürüyor Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uyguladığı Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde süren kazılarda rengiyle tapınak yapısına gizem katan taşların höyüğün yüzde 90’ında kullanıldığının görüldüğüne değinen Astrojeoloji Uzmanı Dr. Ersin Kaygısız da, "Höyükten ve taş ocağındaki kaya parçalarından numuneler alıp laboratuvarda araştırma yaptık. Örneklerde mineral faz desenlerinin aynı olduğunu belirledik. Taşıması ve şekillendirilmesi daha kolay olduğu için tercih edilmiş olabilir" şeklinde konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:04
Sirkeci’de bir iş hanının altındaki 900 yıllık Roma Kilisesi kalıntısı sergileniyor
İstanbul Sirkeci’de bulunan bir iş hanının inşası esnasında 25 yıl önce yaklaşık 900 yıllık Roma Kilisesi kalıntıları bulundu. Araştırmaların ardından ortaya çıkarılan tarihi kilisenin bölümleri korunarak üzerine iş hanı inşa edildi. Asırlara meydan okuyan kilise kalıntısı iş hanında sergilenirken, Arkeolog Dr. Murat Sav, "Sirkeci Kilisesi olarak bahsedilen bu kilisenin keşfedilmesi günümüzden 25 yıl önceye gidiyor. Konservasyon çalışmalarından sonra bir kent arkeolojisine örnek olarak iş hanının altında sergilenmeye başlanıyor. İstanbul biliyorsunuz özellikle Suriçi 1950 yıllarından başlamak üzere çok kesif, sık bir iskan alanına sahip oldu, binalarla kuşatıldı. Burada ister istemez kent arkeolojisi dediğimiz bir alan gelişti" dedi. İstanbul Sirkeci Hoca Paşa Sokak üzerinde yer alan Halil Lütfü Dördüncü İş Merkezi’nin altında yaklaşık 900 yıllık Roma dönemine ait kilise kalıntısı sergileniyor. Sirkeci Kilisesi olarak literatüre geçen kalıntılar, 25 yıl önce iş hanının yerinde bulunan binanın yıkılması ile ortaya çıktı. Yıkılan binanın kazısı esnasında keşfedilen kalıntılar, Arkeoloji Müzesi denetiminde araştırılmasının ardından konservasyon yapılarak kente kazandırıldı. İş hanının ise tarihi kilise kalıntısının üzerine inşa edilmesi kararı verildi. Tarihi kalıntılar korunarak iş merkezi inşa edildi. Kent arkeolojisi örneği taşıyan bu inşanın ardından kazı esnasında keşfedilen kalıntılar için bir sergi alanı oluşturuldu. İş hanını ziyaret eden vatandaşlar kolaylıkla tarihin izlerine ulaşabilirken, vatandaşlar Sirkeci Kilisesi’ne yoğun ilgi gösteriyor. "Literatüre Sirkeci Kilise olarak geçen bir yer" Sirkeci bölgesi hakkında bilgi veren Arkeolog Dr. Murat Sav, "Burada bir iş hanının altında bir kilise kalıntısının önündeyiz. Burası literatüre Sirkeci Kilise olarak geçen bir yer. Sirkeci bölgesi günümüzden yaklaşık 2700 yıl evvelinden başlamak üzere bir liman. Prosforyon Limanı olarak biliniyor. Işık saçan bir liman. Geçmişi bir öyküye dayanıyor. Aradan geçen zaman içerisinde bu liman iptal ediliyor. 4. yüzyıldan başlamak üzere dolgu yapılıyor. Sonrasında ister istemez burada bir yerleşim yeri de gelişmeye başlıyor. Daha sonrasında Bizans Dönemi’nde özellikle de 11. yüzyıldan itibaren bu bölge yani günümüzdeki Topkapı Sarayı’nın duvarlarıyla çevrili alanın dışında kalan alandan yaklaşık Küçükpazar’a kadar olan kesim İtalya şehir devletlerinden yerleşimcilerle doluyor. Çünkü bunlar ticaret yapıyor, tabii ki Bizans izin veriyor. Özellikle de başta Cenevizliler olmak üzere sırayla Amalfililer, Pisalılar ve Venedikliler bu bölgede yaşıyorlar. Yaklaşık 1300’lü yıllara kadar Latin istilasının bittiği 1261 yılına kadar bölge bu şekilde yerleşim alanına sahip. Sonrasında da Osmanlılara geçiyor. Tabii ki artık liman bölgesi olmadığı için farklı yapılarla kuşatılmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Bir kent arkeolojisi örnek olarak iş hanının altında sergilenmeye başlanıyor" Sirkeci Kilisesi’nin 25 yıl önce kazılarda keşfedildiğini ifade eden Sav, "Sirkeci Kilisesi olarak bahsedilen bu kilisenin keşfedilmesi günümüzden 25 yıl önceye gidiyor. 25 yıl öncesinde aslında burada yine bir bina var. Hatta bir gazetenin binası olarak kullanılıyor. Sonrasında bina yıkılıyor, bina kaldırılırken de bu kalıntılar ortaya çıkıyor. O zaman Doç. Dr. Feridun Özgümüş’ün araya girmesiyle beraber Arkeoloji Müzesi’nin denetiminde de burada bir çalışma başlıyor. Sonrasında bu kalıntının bir kilise kalıntısı olduğu anlaşılıyor ve yapıda bir konservasyon gerçekleştiriliyor. Konservasyon sonrasındaki haliyle görüyoruz zaten. Sonra Halil Lütfi Dördüncü İş Hanı inşa ediliyor. Bir kent arkeolojisi örnek olarak iş hanının altında sergilenmeye başlanıyor. Hatta sergi şekli de son derece güzel, gelen giden çok rahatlıkla burayı dolaşma özelliğine sahip. Aynı zamanda bir kültür varlığının korunması da çok değerli. Çünkü İstanbul biliyorsunuz özellikle Suriçi 1950 yıllarından başlamak üzere çok kesif, sık bir iskan alanına sahip oldu. Binalarla kuşatıldı. Burada ister istemez kent arkeolojisi dediğimiz bir alan gelişti" şeklinde konuştu. "Günümüzden yaklaşık 850-900 yıl önceye tarihlememiz mümkün" İş hanının altında sergilenen kalıntıdan yola çıkarak kilisenin yaklaşık 900 yıl önce inşa edildiğini belirten Murat Sav, "Kilise kalıntısının maalesef mihrap alanı, bir yay çizen apsis ve protesis hücresi vardır. Bu kilisede mihrap yönünü tayin eder. Ritüel mekanıdır ve kilisenin en özel noktalarından biridir. Yaklaşık olarak kilisenin 250 metrekare alana sahip olması gerekiyor. Bugünkü kalıntıların matematiksel olarak vermiş olduğu tanım budur. Fakat ne yazık ki geri kalan kısmı olmadığı için onu bilmiyoruz. Kilisenin adı çok bilinmiyor. Tarihlendirmesini sadece duvar tekniğine göre yapmamız mümkün. Yaklaşık 200 yıl civarı kullanılan bir duvar tekniği vardır, gizli tuğla tekniği. Bu teknikten yola çıkılarak günümüzden yaklaşık 850-900 yıl önceye tarihlememiz mümkün. 1000 ve 1100’lü yıllar genellikle bu tür teknolojinin olduğu yıllar. Ne yazık ki kalıntı olarak çok önemli bir kısmı günümüze gelmemiş. Fakat korunması yönüyle ve sergilenmesi açısından son derece değerli" diye konuştu.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:04
Gölbaşı Belediyesi, gazileri unutmadı
Gölbaşı Belediyesi, 19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle Gölbaşı’nda anma programları düzenledi. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından Atatürk’e gazilik ünvanının verilişinin 104’üncü yıl dönümü nedeniyle tüm yurtta etkinlikler düzenleniyor. Bu sebeple Gölbaşı Belediyesi, Gölbaşı’nda gazilerle birlikte anma programları düzenledi. Düzenlenen programlara; Gölbaşı Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Çetin Güzel, Gölbaşı İlçe Jandarma Komutanı Soner Ergün, Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Ağır, Gaziler Derneği Başkanı Gaffur Ağören, gaziler ve şehit yakınları katıldı. "Gazilerimiz, şanlı tarihimizin onur nişaneleridir" Gaziler Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Yakup Odabaşı, her bir gazinin vatan sevgisini ruhunda taşıdığını belirterek, "Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği eşsiz mücadelenin canlı timsalleri olan gazilerimiz, şanlı tarihimizin onur nişaneleridir. Vatan toprağını canı pahasına koruyan, bayrağımızın göklerde özgürce dalgalanması için gözünü kırpmadan cepheye koşan bu kahramanlar, milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Her bir gazimiz, bizlere vatan sevgisinin ne denli yüce bir değer olduğunu göstermekte; birlik ve beraberlik ruhunun ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmaktadır. Bu topraklarda huzur içinde yaşıyorsak, bunu şehit ve gazilerimizin canları pahasına verdikleri mücadeleye borçluyuz. Onlardan aldığımız bu kutlu emaneti, aynı hassasiyet ve sorumlulukla taşımak; ülkemizi daha güçlü, daha müreffeh yarınlara taşımak boynumuzun borcudur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor; hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyorum" ifadelerini kullandı. İlk olarak Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen tören, Sahil Park’tA devam etti. Ardından, ilçe protokolü Gölbaşı Şehit Yakınları ve Gaziler Derneği’ni ziyaret etti. Burada Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu ve tüm şehitler için dualar edildi. Etkinliklerin ardından gaziler ve öğrenciler protokol ile hatıra fotoğrafı çektirmesiyle program sona erdi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:37
Priene’nin UNESCO yolculuğu adım adım ilerliyor
Söke Belediyesi öncülüğünde Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için yürütülen çalışmalar, planlandığı şekilde titizlikle devam ediyor. Bu kapsamda Söke Belediyesi, Priene Antik Kenti Alan Başkanlığı ve Antik Kent Kazı Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen paydaş bilgilendirme ve arama toplantıları üç gün boyunca yoğun katılımla gerçekleştirildi. İlk gün düzenlenen toplantıya ilçede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları katılım sağladı. İkinci gün ise kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürü Havva Seçer Sağınç’ın yanı sıra Afrodisias ve Tralles Antik Kenti Kazı Başkanlığı, Aydın Müze Müdürlüğü, Milet Müze Müdürlüğü, İzmir Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, KUDEP temsilcileri de toplantının önemli konukları arasında yer aldı. Ayrıca DSİ, Doğal Hayatı Koruma ve Milli Parklar, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğü, AFAD, Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Defterdarlık, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Söke Kaymakamlığı ve Aydın Büyükşehir Belediyesi gibi birçok kurumun temsilcisi de sürece katkı sundu. Üçüncü gün ise akademik çevreler bir araya geldi. Priene Antik Kenti Kazı Başkanlığı’nda görevli Bursa Uludağ Üniversitesi akademisyenlerinin yanı sıra UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’ndan Ömer Devrim Aksovak, Hamburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Christof Berns, Adnan Menderes Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden akademisyenler de toplantılara katılarak görüş ve önerilerini paylaştılar. Priene Antik Kenti Alan Başkanı Mimar Mine Aşçı toplantılarla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Priene’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için tüm kurumların ve paydaşların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi bizlere büyük güç verecek. Eylem planlarının hazırlanmasında yerel ve ulusal paydaşların katkıları, bir yandan da sivil toplum kuruluşları aracılığıyla halkın farkındalığının arttırılması, konuya tüm kent olarak sahiplenilmesi çok önemli ve değerli. Bu süreç sadece Söke için değil, Aydın ve ülkemiz için de kültürel miras adına önemli bir adım. Katkı sağlayan herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi. Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan ise "Priene’nin dünya mirası yolculuğunda destek veren tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu işbirliğiyle tarihi mirasımızı geleceğe taşıyacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:17
Buharkent’te satranç kursu başlıyor
Buharkent Belediyesi tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik açılacak olan ücretsiz satranç kursu için başvurular başladı. Buharkent Belediyesi tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik ücretsiz satranç kursu açılacak. Öğrencilerin gelişimine katkı sunması hedeflenen kurs için başvurular da başlarken, son başvuru tarihi 26 Eylül olarak açıklandı. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, gençlerin hem zihinsel gelişimine katkı sunmak hem de sosyal açıdan daha aktif hale gelmelerini sağlamak amacıyla böyle bir kurs düzenlediklerini açıkladı. Kurs, 29 Eylül 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 24 Aralık 2025 Çarşamba günü sona erecek. Dersler, Pazartesi ve Çarşamba günleri Buharkent Gençlik Merkezi’nde yapılacak. Başvurular Belediye Sekreterliği üzerinden alınacak olup, son başvuru tarihi 26 Eylül 2025 Cuma olarak belirlendi. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, tüm öğrencilere çağrıda bulunarak, "Satranç, çocuklarımızın stratejik düşünme, dikkat ve sabır becerilerini geliştiren çok kıymetli bir spor dalı. Kursumuza katılacak tüm evlatlarımıza şimdiden başarılar diliyorum" dedi.
19 Eylül 2025 Cuma - 21:20
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" düzenlendi. Karpuz ağırlık yarışmasında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu.
19 Eylül 2025 Cuma - 21:08
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" yapıldı. Etkinlikte, dereceye girenlere ödüller takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu. (RK-Y)
19 Eylül 2025 Cuma - 19:44
Japonya Büyükelçiliğinden kazı çalışmalarına destek
Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa ile birlikte Ayanlar Höyük’teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, çalışmaları desteklediklerini belirtti. Japonya ile Türkiye’nin kültürel miras alanında, güven ve dostluk temelinde iş birliği ilişkisi kurduğunu söyleyen Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, "Bugün Ayanlar kazısına başlama törenine katılmaktan büyük onur duyuyorum. Ayanlar kazısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin izniyle, Chiba Teknoloji Enstitüsü ve Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü iş birliğinde yürütülmektedir. Bu iş birliği, on yılı aşkın bir süre önce, bugün burada olan ve o dönem Japonya Büyükelçisi olarak görev yapan Yokoı Yutaka’nın, o dönem Chiba Teknoloji Enstitüsü Müdürü olan Uzay Mühendisliği Profesörü müteveffa Matsuı Takafumi’yi, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Müdürü müteveffa Profesör Omura Sachihiro ile tanıştırmasıyla başlamıştır. Uzay mühendisliği ve arkeoloji gibi farklı alanlarda uzman olmalarına rağmen, Profesör Matsuı ve Profesör Omura’nın mükemmel bir uyum içinde oldukları ve birbirlerinin araştırma faaliyetlerine olumlu yönde etki ettikleri biliniyordu. Böyle bir bağlantıyla Ayanlar ören yeri kazı projesi başlamış ve bugün kazı başlama töreni aşamasına gelinmiştir. Profesör Matsuı Takafumi Mart 2023’te, Profesör Omura Sachihiro ise bu yılın Mayıs ayında vefat ettiler. Ancak bugün, Altes Prenses Akiko’nun huzurunda gerçekleşen bu özel töreni, her ikisinin de yukarıdan izleyeceğine eminim. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülen Kaman - Kalehöyük kazısı örneğindeki gibi, Japonya ile Türkiye, kültürel miras alanında, güven ve dostluk temelinde iş birliği ilişkisini kurmuştur. Japonya’nın Türkiye’deki kazı çalışmaları, bölge halkının kültürel varlıkların korunması konusunda bilinçlenmesine ve istihdam oluşturulmasını destekleyerek bölgenin canlanmasına katkı sağlamaktadır. Japonya Büyükelçisi olarak, Ayanlar Ören Yerinde insanlık tarihi açısından anlamlı sonuçlar doğuracak araştırmaların yapılmasını ve bölgeye köklü katkılar sağlayacak iş birliği ve faaliyetlerin gerçekleştirilmesini, Japonya ile Türkiye arasındaki dostluk ilişkilerinin güçlenmesine büyük katkı sağlanmasını içtenlikle temenni ediyorum" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder