KÜLTÜR SANAT
11 Nisan 2026 Cumartesi - 09:20 Köprünün kitabesi çıktı, sırrı çözüldü Rize’de yol çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıkartılan kemer köprünün Osmanlıca Kitabesi ortaya çıkınca sırrı çözüldü. Rize Belediyesi tarafından Rize Merkez Cumhuriyet Caddesi’nden başlayarak Kale Mahallesi boyunca Yağlıtaş Mahallesi’ne kadar uzanacak yol çalışması başlatıldı. Başlatılan çalışma kapsamında Atatürk Caddesi’nin Kale Mahallesiyle birleştiren güzergahta bulunan ve 1940’lı yıllarda bir kısmı, 1960’lı yıllarda ise tamamı kapatılan ve ‘Çitanın köprüsü’ olarak bilinen tarihi kemer köprünün üzeri yeniden açılmaya başladı. Çalışma kapsamında Osmanlıca yazılmış kitabesi de ortaya çıkan kemer köprünün 1888 yılında Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin hayrına yapıldığı öğrenilmiş oldu. Kitabeyi okuyan Rizeli Araştırmacı-Yazar Recep Koyuncu, köprünün vasiyet üzerine yapıldığını dile getirerek "Eski Rize fotoğraflarında köprünün fotoğrafı elimizde mevcuttu fakat önceki yıllarda buranın üzerinin örtülmesi neticesinde bugün köprü gün ışığına çıktı ve kitabesini bulup okuduk. Kitabesine bakarak 1888 tarihinde yapıldığını tespit ediyoruz. O dönemde Bağdat’ta ticaretle meşgul olan Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin vefatından beş yıl sonra varisleri tarafından, babalarının yapılmış olduğu bir vasiyet uğruna, bu köprü ile adı anılsın diye imar edilmiş" dedi. Kitabede yer alan beyitleri Rize’nin meşhur şairlerinden Şakir Agâhi Efendi’nin yazdığını sözlerine ekleyen Koyuncu "Bizim için önemi daha da önemini arttıran hususlardan bir tanesi de şu; kitabenin beytini Şakir Agâhi Efendi adındaki ünlü Rizeli şair yazmış. Kitabenin net tarihi 20 Zilhicce sene 1305, miladi olarak 28 Ağustos 1888 yılına tekabül etmekte. Son kısmında tarih düşürme gerçekleşmiş ve Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin himmetinin devam edebilmesi için varisleri tarafından yaptırılmış olan bir köprüdür" ifadelerini kullandı. Çıtanın Köprüsü olarak bilinen köprünün tapu kayıtlarına göre asıl adının Çıtağan Köprüsü olduğunu kaydeden Koyuncu "1583 tarihli Tapu Tahrir defterindeki belgelere göre burada mevcut bir köprü zaten vardı. Fakat zaman içerisinde yıkılmasından sonra bu şahsın adının anılması için yerine bu köprü yapılmış ve kayıtlarda köprünün ismi Çitağan Köprüsü olarak geçmektedir" dedi. Zırhzade Hacı İzzet Efendi’nin kumaş ticaretiyle uğraştığı ve mezarının hayatını kaybettiği Bağdat’ta olduğunu dile getiren Koyuncu "Zırhzade Hacı İzzet Efendi o dönemde Rize’de bir esnaf ve Bağdat’tan bizim İhtisas Kütüphanesi arşivimizdeki belgelere göre kumaş ticaretiyle uğraşan, Tatoğlu isimli aileyle beraber kumaş ticareti yapan bir esnaf. Kitabede yazdığına göre öğrendiğimiz Bağdat’ta zaten vefat ediyor kendisi. Mutlaka bir ticari alışveriş için Bağdat’a gitmiş ve orada vefat etmiş. Mezarı Rize’de değil yani" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 09:15 Bu mısır ekmeği teneke kovada pişiyor Trabzon’un Araklı ilçesinde yaklaşık 15 saat süren pişirme süreciyle hazırlanan "tenekede mısır ekmeği", hem yöre halkının vazgeçilmezi hem de şehir dışından yoğun talep gören geleneksel lezzetler arasında yer alıyor. Kendine has hazırlanışı ve pişirme tekniğiyle öne çıkan ekmek, uzun süre tazeliğini korumasıyla dikkat çekiyor. Uzun pişirme süresi lezzeti artırıyor Araklı’da 10 yaşından beri pazarcılıkla uğraştığını ve mısır ekmeğini ise yaklaşık 30 yıldır ürettiğini söyleyen 55 yaşındaki Halil Danışmaz, 18-20 kg’lık tenekede pişen mısır ekmeğinin en önemli farkının pişirme süresi olduğunu belirterek, "Unu ve yoğrulma şekli aynı olsa bile pişirme süreci fark oluşturuyor. Bu ekmek fırında 13-14 saat bekliyor, daha serin ve kıvamlı pişiyor. Bu da lezzetini artırıyor" dedi. 30 yıllık gelenek Yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip olan tenekede mısır ekmeğinin Araklı’dan başlayarak Trabzon geneline yayıldığını ifade eden Danışmaz, "Bizim özümüzde mısır var. Mısırla doğmuş, mısırla büyümüşüz. Bu yüzden mısır ekmeğinden vazgeçemiyoruz" diye konuştu. Soya fasulyesi unu lezzet ve renk katıyor Ekmekte kullanılan soya fasulyesi ununun hem renk hem de lezzet kattığını kaydeden Danışmaz, "Bu un ekmeğin kızarmasını sağlıyor ve doğal olarak tat veriyor. Hamurun kıvamı çok önemli. O kıvamı tutturamazsan ekmeğin kalitesi düşer ve müşteri hemen fark eder" ifadelerini kullandı. Tenekede pişirmenin en önemli nedenlerinden birinin kullanılan kapların yapısı olduğunu vurgulayan Danışmaz, "Teneke kapların paslanmaması önemli. Ayrıca kap ne kadar büyük olursa ekmek o kadar iyi pişiyor. Küçük kapta yapılan ekmek daha fazla yanıyor ve lezzeti diğerine göre daha az oluyor" dedi. En az 1 hafta tazeliğini koruyor Ekmeğin en az bir hafta tazeliğini koruyabildiğini belirten Danışmaz, "Küflenme olursa sadece o kısmı kesilip tüketilebilir, herhangi bir sağlık riski yoktur. İl dışına ve şenliklere gönderim yapıyoruz. Kargoyla müşterilerimize ulaştırıyoruz" diye konuştu. Kilogramı 60 TL’den satılan tenekede mısır ekmeğinin ağırlığının 18-20 kilogram arasında değiştiğini belirten Danışmaz, "Mısır ekmeğinin belirli bir öğünü yoktur, o su gibidir; her zaman tüketilebilir" dedi.
10 Nisan 2026 Cuma - 20:57 Fethiye’de 15. Dastar Ve Kuzugöbeği Festivali coşkusu başladı Fethiye’nin Yeşilüzümlü Mahallesi, bu yıl 15’incisi düzenlenen Dastar ve Kuzugöbeği Mantar Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Renkli görüntülere sahne olan festival, ilk günden yoğun ilgi gördü. Fethiye Belediyesi ile Yeşilüzümlü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi iş birliğinde gerçekleştirilen festivalde, geleneksel dokumalar, yöresel lezzetler ve doğadan toplanan kuzugöbeği mantarları ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Festival alanında kadınların el emeğiyle hazırladığı "dastar bezi", çeşitli el sanatları ürünleri ve yöresel yiyecekler sergilenirken, katılımcılara kuzugöbeği çorbası da ikram edildi. Bölge halkı tarafından ormanlardan toplanan kuzugöbeği mantarları kilogramı 1500 ila 2000 TL arasında satışa sunulurken, kurutulmuş kuzugöbeği ise 6 bin TL’den alıcı buldu. Açılış programında yöresel halk oyunları ekipleri sahne alarak festivale renk kattı. Törende konuşan Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, festivale gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Karaca, "Hepinizi, doğasıyla, yapısıyla, mantarıyla ve her şeyden önemlisi güler yüzlü insanlarıyla bizleri karşılayan bu güzel Üzümlü’de görmekten büyük mutluluk duyuyorum. Bu bölgenin içten ve samimi insanlarına, sizlerin huzurunda yürekten teşekkür ediyorum. Göreve geldiğim ilk günden bu yana bu şehirde birlik ve beraberliği sağlamak adına büyük bir mücadele veriyoruz. Üzümlü’nün doğasını, tarihini, kültürünü ve geleceğini yansıtan, 15 yıldır devam eden bu festivalde sizlerle birlikteyiz. Üç gün boyunca çeşitli paneller ve etkinliklerle bir arada olacağız. Fethiye’de ilkleri hayata geçirmeye devam ediyoruz" dedi.
Ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş öğrencilerine 3 günde resim yapmayı öğretiyor
16 Kasım 2025 Pazar - 10:04 Ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş öğrencilerine 3 günde resim yapmayı öğretiyor Yaptığı dev mısır heykeli için söylediği "Ben de beğenmedim" sözleriyle sosyal medyada gündem olan ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş, yaklaşık 2 yıl önce Şişli’de kurduğu atölyede öğrencilerinde resim yapmayı öğretiyor. 3 gün süren 45 dakikalık eğitimle öğrenci yetiştiren Albaş, "İnsanoğlu her konuda yeteneklidir. İklim ve şartlar insanları bir şey yapar. Benim iklimime gelenler nasipli insanlar diye düşünüyorum. Çabuk öğretiyorum çünkü teferruatları sevmiyorum. Ne kadar çalıştıysam o tecrübeyi bir an evvel insanlara öğretmek istiyorum" dedi. Yaptığı dev mısır heykeli için söylediği "Ben de beğenmedim" sözleriyle sosyal medyada gündem olan ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş, yaklaşık 2 yıl önce Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bir atölye kurdu. Albaş, kendisine ulaşan öğrencilere 3 gün süren 45’er dakikalık dersler veriyor. Bu süreçte teferruat öğretmediğini iddia eden Albaş, öğrencilerini ilk ders itibarıyla resim yapmaya başlıyor. Albaş, bilgi birikimini öğrencilerine aktarırken, tuvalin başına oturan öğrenciler 3 günün ardından dünya standartlarına uygun eserler ortaya çıkartabiliyor. "Birçok kişi atölye açıyor, birçok kişi öğrenci yetiştirir duruma geliyor" Resim derslerinin ardından öğrencilerinin hayatlarının değiştiğini belirten Ressam Orhan Albaş, "Dünyanın her yerinde, hemen hemen 16 ülkede eserlerim var. İstanbul’un meydanlarında 100 tane heykelim var. 2 atölyemde sadece birisi devlet büyüklerine açık. Yaklaşık 2 yıldır da halka açtım. 200’den fazla kadın öğrencim var, erkekleri ortamı bozmasınlar diye almıyorum. Öğrencilerime 3 günde resim öğretiyorum. Çabuk öğretiyorum çünkü teferruatları sevmiyorum. Ne kadar çalıştıysam o tecrübeyi bir an evvel insanlara öğretmek istiyorum. Onlar da teferruatlara uğraşmasınlar diye. Gelenlere değil, gidenlere seviniyorum öğrettiğim için. Birçok kişi ekmek parası kazanıyor, birçok kişi yurtdışına gidiyor. Birçok kişi atölye açıyor, birçok kişi öğrenci yetiştirir duruma geliyor. Teferruatsız 45 dakikada insanlara resim öğretiyorum. İnsanoğlu her konuda yeteneklidir. İklim ve şartlar insanları ‘bir şey’ yapar. Benim iklimime gelenler nasipli insanlar diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Toplam 45 dakika tamamlanmadan oturup resim yapmaya başlıyorlar" 45 dakika içinde öğrencilerinin resim yaptığını ifade eden Albaş, "İlk ders 5 dakika sürüyor, tonlama dersi. Okulda bize 2 yılda öğrettiler. Hala da 2 yılda öğretiyorlar. Anatomi dersini ben 4 yılda öğrendim. Ben şimdi 5 dakika da öğretiyorum ve öğrencilerime sorduğumda çok iyi anladıklarını söylüyorlar. Üçüncü ders fon dersi, dördüncü ders aktarma dersi. Toplam 45 dakika tamamlanmadan oturup resim yapmaya başlıyorlar. Dünyanın her yerinden geliyorlar. İsviçre’den davet aldım resim yapmam için ancak ülkemi çok seviyorum, ülkemdeki insanlar da beni çok seviyorlar. Hayatımın her döneminde başka işleri bile resim gibi yaptım. Çizerek makine yaptım, çizerek fabrika kurdum ama en sonunda doğru olan şey benim akademik olarak resme dönmemdi. Çok hızlı bir insanım, birkaç insanın yaşadığı hayatı yaşadım. Ortaya çok büyük değerler koydum. İnsanların kalplerinde bir an önce bir umut, bir ateş yakmak istiyorum. Hayaller kursunlar" diye konuştu. "Bu süreçte 20’ye yakın tablo ürettim" Yaklaşık 4 aydır Ressam Orhan Albaş ile resim yapıp tablolarını sattığını kaydeden Zehra Nur Karaman, "İnstagram reklamlarında Orhan Hoca’yı görerek geldim. Yaklaşık 4 ay gibi bir süreci tamamladık. Orhan Hoca teferruatla uğraştırmadan ilk günden tuval başına oturtuyor. Bu süreçte 20’ye yakın tablo ürettim ben. Direkt yağlı boya tablo yapmayı öğreniyoruz. Fon, aktarma, tonlama dersleri İlk 3 gün aslında yanı dersleri görüyoruz. 45 dakikanın totalinde. Sonrasında ise direkt resim yapmaya başlıyoruz. Buraya her gün yeni öğrenciler geliyor. Sadece bu resim dersini görmek için yurtdışından 3 günlüğüne gelenler bile var. 200’ye yakın öğrencisi var. Tabloları satıyoruz, internet üzerinden sipariş alıyoruz. Bize gayet katkısı oldu" şeklinde konuştu.
Ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş öğrencilerine 3 günde resim yapmayı öğretiyor
16 Kasım 2025 Pazar - 10:03 Ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş öğrencilerine 3 günde resim yapmayı öğretiyor Yaptığı dev mısır heykeli için söylediği "Ben de beğenmedim" sözleriyle sosyal medyada gündem olan ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş, yaklaşık 2 yıl önce Şişli’de kurduğu atölyede öğrencilerinde resim yapmayı öğretiyor. 3 gün süren 45 dakikalık eğitimle öğrenci yetiştiren Albaş, "İnsanoğlu her konuda yeteneklidir. İklim ve şartlar insanları bir şey yapar. Benim iklimime gelenler nasipli insanlar diye düşünüyorum. Çabuk öğretiyorum çünkü teferruatları sevmiyorum. Ne kadar çalıştıysam o tecrübeyi bir an evvel insanlara öğretmek istiyorum" dedi. Yaptığı dev mısır heykeli için söylediği "Ben de beğenmedim" sözleriyle sosyal medyada gündem olan ressam ve heykeltıraş Orhan Albaş, yaklaşık 2 yıl önce Şişli Halaskargazi Caddesi’nde bir atölye kurdu. Albaş, kendisine ulaşan öğrencilere 3 gün süren 45’er dakikalık dersler veriyor. Bu süreçte teferruat öğretmediğini iddia eden Albaş, öğrencilerini ilk ders itibarıyla resim yapmaya başlıyor. Albaş, bilgi birikimini öğrencilerine aktarırken, tuvalin başına oturan öğrenciler 3 günün ardından dünya standartlarına uygun eserler ortaya çıkartabiliyor. "Birçok kişi atölye açıyor, birçok kişi öğrenci yetiştirir duruma geliyor" Resim derslerinin ardından öğrencilerinin hayatlarının değiştiğini belirten Ressam Orhan Albaş, "Dünyanın her yerinde, hemen hemen 16 ülkede eserlerim var. İstanbul’un meydanlarında 100 tane heykelim var. 2 atölyemde sadece birisi devlet büyüklerine açık. Yaklaşık 2 yıldır da halka açtım. 200’den fazla kadın öğrencim var, erkekleri ortamı bozmasınlar diye almıyorum. Öğrencilerime 3 günde resim öğretiyorum. Çabuk öğretiyorum çünkü teferruatları sevmiyorum. Ne kadar çalıştıysam o tecrübeyi bir an evvel insanlara öğretmek istiyorum. Onlar da teferruatlara uğraşmasınlar diye. Gelenlere değil, gidenlere seviniyorum öğrettiğim için. Birçok kişi ekmek parası kazanıyor, birçok kişi yurtdışına gidiyor. Birçok kişi atölye açıyor, birçok kişi öğrenci yetiştirir duruma geliyor. Teferruatsız 45 dakikada insanlara resim öğretiyorum. İnsanoğlu her konuda yeteneklidir. İklim ve şartlar insanları ‘bir şey’ yapar. Benim iklimime gelenler nasipli insanlar diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Toplam 45 dakika tamamlanmadan oturup resim yapmaya başlıyorlar" 45 dakika içinde öğrencilerinin resim yaptığını ifade eden Albaş, "İlk ders 5 dakika sürüyor, tonlama dersi. Okulda bize 2 yılda öğrettiler. Hala da 2 yılda öğretiyorlar. Anatomi dersini ben 4 yılda öğrendim. Ben şimdi 5 dakika da öğretiyorum ve öğrencilerime sorduğumda çok iyi anladıklarını söylüyorlar. Üçüncü ders fon dersi, dördüncü ders aktarma dersi. Toplam 45 dakika tamamlanmadan oturup resim yapmaya başlıyorlar. Dünyanın her yerinden geliyorlar. İsviçre’den davet aldım resim yapmam için ancak ülkemi çok seviyorum, ülkemdeki insanlar da beni çok seviyorlar. Hayatımın her döneminde başka işleri bile resim gibi yaptım. Çizerek makine yaptım, çizerek fabrika kurdum ama en sonunda doğru olan şey benim akademik olarak resme dönmemdi. Çok hızlı bir insanım, birkaç insanın yaşadığı hayatı yaşadım. Ortaya çok büyük değerler koydum. İnsanların kalplerinde bir an önce bir umut, bir ateş yakmak istiyorum. Hayaller kursunlar" diye konuştu. "Bu süreçte 20’ye yakın tablo ürettim" Yaklaşık 4 aydır Ressam Orhan Albaş ile resim yapıp tablolarını sattığını kaydeden Zehra Nur Karaman, "İnstagram reklamlarında Orhan Hoca’yı görerek geldim. Yaklaşık 4 ay gibi bir süreci tamamladık. Orhan Hoca teferruatla uğraştırmadan ilk günden tuval başına oturtuyor. Bu süreçte 20’ye yakın tablo ürettim ben. Direkt yağlı boya tablo yapmayı öğreniyoruz. Fon, aktarma, tonlama dersleri İlk 3 gün aslında yanı dersleri görüyoruz. 45 dakikanın totalinde. Sonrasında ise direkt resim yapmaya başlıyoruz. Buraya her gün yeni öğrenciler geliyor. Sadece bu resim dersini görmek için yurtdışından 3 günlüğüne gelenler bile var. 200’ye yakın öğrencisi var. Tabloları satıyoruz, internet üzerinden sipariş alıyoruz. Bize gayet katkısı oldu" şeklinde konuştu.
Gümüşhaneli müzisyenden tarihi mekanlarda viyolonsel ile eşsiz performans
16 Kasım 2025 Pazar - 10:01 Gümüşhaneli müzisyenden tarihi mekanlarda viyolonsel ile eşsiz performans Gümüşhaneli müzik öğretmeni ve besteci Avşar Şahinkaya, memleketinin tarihi ve doğal güzelliklerini şehrin sevilen yöresel türkülerinden "Atımı Bağladım Bir Kotana" ile buluşturan etkileyici bir müzik projesine imza attı. Ege Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu olan ve Van’da müzik öğretmeni olarak görev yapan Şahinkaya, projesi için Gümüşhane’nin simgesel mekanlarını seçti. Görüntü yönetmeni Özden Yalçın ile sosyal medya üzerinden tanışarak hayata geçirdikleri projede Gümüşhane’nin tanıtımına sanatsal bir katkı sunmak hedeflendi. Çekimler, Torul’da bulunan ve yerden 240 metre yükseklikte yer alan Torul Kalesi Cam Seyir Teras’ın nefes kesen manzarasında başladı. Ardından ekip, Yeşildere köyündeki tarihi konakların mistik atmosferinde kayıtlara devam etti. Projenin bir sonraki durağı ise şehrin eski yerleşim yeri olan Süleymaniye Mahallesindeki tarihi yapılar ve şehrin zirvesindeki Canca Kalesi oldu. Şahinkaya, bu özel mekanlarda Gümüşhane türküsünü viyolonseli ile icra etti. Başarılı müzisyen, enstrümanını sadece melodik bir unsur olarak değil, aynı zamanda ritim aleti olarak da kullanarak performansa farklı bir boyut kazandırdı. Uzun yıllar Manisa’da yaşayan ve anne-babasını kaybettikten sonra Gümüşhane ile olan bağının daha da kuvvetlendiğini belirten Avşar Şahinkaya, bu projenin kendisi için manevi bir anlam taşıdığını belirterek, "Bir bağ beni buraya sevk etti. Bir iletişim yolu olarak Gümüşhane’yi görüyorum" diyen Şahinkaya, memleketine her gelişinde çocukluğuna dair anıları yeniden yaşadığını belirtti. Şehirdeki değişime de dikkat çeken sanatçı, "Bahçelerin yerine rezidanslar oluşmuş, apartmanlar dikilmiş. Türkiye’nin geneli değişiyor, Gümüşhane de bu değişimin bir ayağı olmuş" diye konuştu. Van’daki bir lisede müzik öğretmenliği görevini sürdüren ve bestecilikle de uğraşan Avşar Şahinkaya, Gümüşhane için yeni projelerinin de olduğunu belirtti. Sanatçı, özellikle Gümüşhane’nin yerleşmiş destansı hikayelerinden birini orkestral bir düzenleme ile bestelemeyi hedeflediğini belirtti.
Ege’nin tarihi hazinesi Kadıkalesi, ziyaretçilerini bekliyor
15 Kasım 2025 Cumartesi - 16:25 Ege’nin tarihi hazinesi Kadıkalesi, ziyaretçilerini bekliyor Binlerce yıllık tarihi ve Ege’nin eşsiz manzarasını bir araya getiren Kadıkalesi, Neolitik dönemden Bizans’a uzanan izleriyle ziyaretçilerini tarihe yolculuğa davet ediyor. Geçmişinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve kültürel mirasları ile açık hava müzesi olan Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan Kadıkalesi, muhteşem manzarasının yanı sıra binlerce yıllık tarihin katmanlarını barındırırken, arkeolojik bir hazine olarak öne çıkıyor. Birçok tarihseverin rotalarında yer alan Kadıkalesi’nde kazı çalışmaları da bir yandan devam ederken, tarihi alan ziyaretçilerini bekliyor. Bölgenin önemine dikkat çeken Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ise yaptığı açıklamada Kadıkalesi’ndeki ilk yerleşim izlerinin M.Ö. 6 binlere, yani Neolitik ve Kalkolitik dönemlere kadar uzandığını vurguladı. Ege kıyılarının en eski yerleşim alanlarından biri olarak dikkat çeken bölgenin, Bizans İmparatorluğu döneminde "Anaia" adıyla anılan kale ile önemli bir savunma noktası haline geldiğini belirten İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, yaptığı açıklamada "Burası, sadece muhteşem bir manzaraya sahip bir Orta Çağ kalesi değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir tarihin katmanlarını barındıran paha biçilmez bir arkeolojik hazinedir. Kadıkalesi’ndeki ilk yerleşimin izleri, şaşırtıcı bir şekilde M.Ö. 6 binlere kadar uzanmaktadır. Bu, onu Ege kıyılarındaki en eski yerleşim alanlarından biri yapar. Kale, Bizans İmparatorluğu döneminde 8. yüzyıldan itibaren Ege’yi tehdit eden akınlara karşı önemli bir savunma üssü olmuştur. Özellikle 12. ve 13. yüzyıllarda Anaia, Batı Anadolu’nun en stratejik liman kentlerinden ve ticaret merkezlerinden biriydi. İtalyan denizci cumhuriyetleri (Venedik ve Ceneviz) için kilit bir durak olan bu limandan, zeytinyağı gibi bölgesel ürünler tüm Akdeniz’e yayılıyordu" ifadeleri yer aldı.
Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları’na renkli açılış
15 Kasım 2025 Cumartesi - 15:01 Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları’na renkli açılış Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen ’21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Şebo Müzikali’ ile başladı. Yüzyıllardır süregelen bir ruhu yansıtan, ışıkla gölgenin büyülü buluşmasını sahneye taşıyan Karagöz geleneği, bu yıl 21.’si düzenlenen Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali ile yeniden izleyici karşısına çıktı. Büyükşehir Belediyesi adına BKSTV tarafından UNIMA Türkiye Millî Merkezi’nin desteğiyle düzenlenen festivalin açılış programı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleşti. Festival, ‘Şebo Müzikali’ ile başladı Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi ve BKSTV yöneticileri, UNIMA Türkiye Millî Merkezi temsilcileri, yerli ve yabancı sanatçılar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Çocuklar için özel olarak hazırlanan kukla ve Karagöz alanlarının yanı sıra birçok eğlenceli gösterinin yer aldığı festival, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Şebo Müzikali’ ile başladı. Her yaştan izleyiciyi kahkahaya boğan müzikal, sokak hayvanlarının yuvalandırılmasına dikkat çekti. Müzikal, içerdiği sosyal sorumluluk mesajlarıyla seyircilerden büyük alkış aldı. Festival, önemli bir görev üstleniyor" Programın sonunda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Karagöz’ün Bursa için önemli bir değer olduğunu hatırlatarak, "Karagöz, gölge oyunları alanında dünya çapında seçkin bir konuma sahip. Festival, geleneğimizin sürdürülmesi açısından önemli bir görev üstleniyor. Aynı zamanda festivalimizde birçok yabancı ekibi de misafir ederek kentimizin değerlerini tanıtıyoruz" dedi. Festivalin düzenlenmesinde ve geleneğin yaşatılmasında emeği olanlara teşekkür eden Başkan Mustafa Bozbey, gelen misafirlerin ülkelerine döndüklerinde Bursa’nın zenginliklerini anlatarak birer kültür elçisi olacaklarını dile getirdi. Festival kapsamında 10 gün boyunca birbirinden renkli etkinliklerin yapılacağını ifade eden Başkan Bozbey, tüm Bursalıları festivale davet etti.
Kışlık ekmekler imece usulüyle hazırlanıyor
15 Kasım 2025 Cumartesi - 13:49 Kışlık ekmekler imece usulüyle hazırlanıyor Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Horoz köyünde yıllardır sürdürülen yufka ekmeği geleneği sürdürülüyor. Köyde kadınlar, kışlık yufka ekmeğini her yıl olduğu gibi bu yıl da imece usulü hazırlıyor. Bölgede yardımlaşma kültürü "keşik" adıyla anılıyor ve bu yöntem, hem iş yükünü azaltıyor hem de komşuluk bağlarını güçlendiriyor. Köy sakinlerinden Rukiye Yavuz, kış boyunca tüketecekleri yufka ekmeğini komşularıyla birlikte hazırladı. Değirmenden aldığı unu önce kendi elleriyle yoğuran Yavuz, ardından köyde "tepeleme" olarak bilinen geleneksel yoğurma tekniğini kullanarak hamuru kıvama getirdi. Yufkalar açılarak sac üzerinde tek tek pişirildi. Rukiye Yavuz, fabrikasyon ekmek yerine geleneksel yöntemleri tercih ettiklerini belirterek, yufka ekmeğinin hem daha sağlıklı hem de daha bereketli olduğunu söyledi. Yavuz, "Bu ekmeği kendi emeğimizle hazırlıyoruz. İçine ne koyduğumuzu biliyoruz. Hem doğal hem de uzun süre dayanıyor. Komşularla bir araya gelip keşik usulü çalışmak hem bizi yakınlaştırıyor hem de işimizi kolaylaştırıyor" dedi. Horoz köyünde kuşaktan kuşağa aktarılan bu gelenek, sadece bir kış hazırlığı değil; dayanışmanın, paylaşmanın ve birlik içinde yaşamanın da güçlü bir örneği olarak yaşatılıyor. Köy kadınları hazırladıkları yüzlerce yufkayı kurutarak kış boyunca tüketmek üzere saklıyor.
Karagöz Kukla Ve Gölge Oyunları’na renkli açılış
15 Kasım 2025 Cumartesi - 13:08 Karagöz Kukla Ve Gölge Oyunları’na renkli açılış Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen ’21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Şebo Müzikali’ ile başladı. Yüzyıllardır süregelen bir ruhu yansıtan, ışıkla gölgenin büyülü buluşmasını sahneye taşıyan Karagöz geleneği, bu yıl 21.’si düzenlenen Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali ile yeniden izleyici karşısına çıktı. Büyükşehir Belediyesi adına BKSTV tarafından UNIMA Türkiye Millî Merkezi’nin desteğiyle düzenlenen festivalin açılış programı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleşti. Festival, ‘Şebo Müzikali’ ile başladı Programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve eşi Seden Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi ve BKSTV yöneticileri, UNIMA Türkiye Millî Merkezi temsilcileri, yerli ve yabancı sanatçılar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Çocuklar için özel olarak hazırlanan kukla ve Karagöz alanlarının yanı sıra birçok eğlenceli gösterinin yer aldığı festival, Kocaeli Şehir Tiyatrosu tarafından sahnelenen ‘Şebo Müzikali’ ile başladı. Her yaştan izleyiciyi kahkahaya boğan müzikal, sokak hayvanlarının yuvalandırılmasına dikkat çekti. Müzikal, içerdiği sosyal sorumluluk mesajlarıyla seyircilerden büyük alkış aldı. "Festival, önemli bir görev üstleniyor" Programın sonunda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Karagöz’ün Bursa için önemli bir değer olduğunu hatırlatarak, "Karagöz, gölge oyunları alanında dünya çapında seçkin bir konuma sahip. Festival, geleneğimizin sürdürülmesi açısından önemli bir görev üstleniyor. Aynı zamanda festivalimizde birçok yabancı ekibi de misafir ederek kentimizin değerlerini tanıtıyoruz" dedi. Festivalin düzenlenmesinde ve geleneğin yaşatılmasında emeği olanlara teşekkür eden Başkan Mustafa Bozbey, gelen misafirlerin ülkelerine döndüklerinde Bursa’nın zenginliklerini anlatarak birer kültür elçisi olacaklarını dile getirdi. Festival kapsamında 10 gün boyunca birbirinden renkli etkinliklerin yapılacağını ifade eden Başkan Bozbey, tüm Bursalıları festivale davet etti.
Milli Saraylar 100. yılında dünyanın en seçkin müze yöneticilerini İstanbul’da buluşturuyor
15 Kasım 2025 Cumartesi - 12:14 Milli Saraylar 100. yılında dünyanın en seçkin müze yöneticilerini İstanbul’da buluşturuyor Millî Saraylar Başkanlığı, 24-26 Kasım tarihleri arasında Dolmabahçe, Topkapı ve Yıldız saraylarında düzenleyeceği "Milli Saraylar’ın Yüzyılı" isimli uluslararası sempozyum ile 27 ülkeden 109 üst düzey temsilciyi İstanbul’da bir araya getirecek. Sempozyum, Türkiye’de saray müzeciliği alanında bugüne kadar yapılan en kapsamlı uluslararası buluşma olma özelliğini taşıyor. 2025 yılında kuruluşunun 100. yılını kutlayan Milli Saraylar Başkanlığı, tarihi ve kültürel miras yönetimi alanındaki bir asırlık birikimini, "Milli Saraylar’ın Yüzyılı" başlıklı uluslararası sempozyum aracılığıyla dünya müzecilik sahnesine taşıyacak. 24-26 Kasım tarihleri arasında 27 ülkeden 109 üst düzey yöneticinin katılacağı programda 95 bildiri sunulacak. Milli Saraylar’ın 2018 yılında doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmasıyla başlayan yeni dönemde, Topkapı Sarayı, Yıldız Sarayı, Edirne Sarayı ve Ankara Palas gibi pek çok tarihî yapı tek çatı altında buluştu. Böylece Osmanlı saray mirası, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaya başlandı. Darphane-i Amire yerleşkesi ilk kez görücüye çıkacak Sempozyum, Millİ Saraylar’ın kurumsal birikimini ve kapasitesini dünya müzecilik çevrelerinin gündemine taşıyacak önemli bir platform oluşturacak. Sempozyumun Topkapı Sarayı’ndaki oturumları, tarihinde ilk defa kamuoyuna açılacak olan Darphane-i Amire yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Darphane-i Amire bölgesinde bilim kurulu öncülüğünde yürütülen projelerle birkaç ay içinde dünya çapında dört yeni müzenin ziyarete açılacağı müjdesini veren Millî Saraylar Başkanı Dr. Yasin Yıldız, sempozyumun Milli Saraylar’ın ulaştığı seviyeyi uluslararası alanda paylaşmak için önemli bir fırsat sunacağını dile getirdi. Yıldız, Topkapı Sarayı’nın eşsiz porselen, silah, hat ve sanayi koleksiyonlarında hazine niteliğinde on binden fazla taşınabilir eserin ziyaretçilerle buluşacağını da sözlerine ekledi. Versailles’dan Pekin’e, Uffizi’den Topkapı’ya üst düzey katılım "Milli Saraylar’ın Yüzyılı" sempozyumu Avrupa’dan Asya’ya, Afrika’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan saray müzeleri, ulusal miras kurumları ve müzecilik alanında söz sahibi kuruluşları İstanbul’da buluşturacak. Etkinlik kapsamında aralarında Versay Sarayı, Fontainebleau Sarayı, Prusya Sarayları ve Bahçeleri Vakfı, Birleşik Krallık Kraliyet Koleksiyonu Vakfı, İsveç Kraliyet Sarayları, Uffizi Galerileri ve Avrupa Kraliyet Konutları Birliği, İspanya Ulusal Miras Kurumu, Kore Ulusal Saray Müzesi, Tokyo Ulusal Müzesi, Pekin Saray Müzesi, Brezilya Ulusal Müzesi gibi dünyaca tanınan kurumların başkanları ve direktörleri yer alacak. Ayrıca müzecilik ve kültürel miras alanında küresel yönelimleri belirleyen ICOM (Uluslararası Müzeler Konseyi), ICCROM (Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Çalışmaları Merkezi), ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) temsilcilerinin katılımı, sempozyumu uluslararası düzeyde önemli bir müzakere ve istişare platformu haline getirecek. Üç gün, üç saray, çok boyutlu bir program Sempozyum programı, Dolmabahçe Topkapı ve Yıldız saraylarına yayılan oturumlarıyla saray mirasını farklı disiplinlerin merceğinden ele alacak. Dolmabahçe Sarayı Protokol konuşmaları ve açılış oturumu ile başlayacak olan sempozyumun ilk gününde, Milli Saraylar’ın 100 yıllık serüveni ve kurumun son dönemdeki kurumsal dönüşümü ele alınacak. Farklı ülkelerde sarayların hanedan konutundan müzeye dönüşüm süreçleri tartışılacak. Deprem sonrası güçlendirme uygulamaları, restorasyon projeleri ve iklim krizinin kültürel mirasa etkisi gibi başlıklar ele alınacak. Topkapı Sarayı Darphane yerleşkesinde gerçekleşecek oturumlarda, farklı ülkelerin saray müzelerinden örneklerle koruma, sergileme ve erişilebilirlik politikaları masaya yatırılacak. Arşiv belgelerinden hareketle Osmanlı mirasının bugüne uzanan etkileri değerlendirilecek. Millî Saraylar Porselen Müzesi gibi yeni müze projeleri ve çağdaş müze tasarımı örnekleri gündeme getirilecek. Günün sonunda bilimsel analizler, konservasyon teknikleri ve sanat tarihi perspektifleri bir araya getirilecek. Yıldız Sarayı Sempozyumun son günü Yıldız Sarayı’nda gerçekleştirilecek. Farklı ülkelerde sarayların yönetim modelleri, kurumsal yapılanma ve ziyaretçi politikaları karşılaştırmalı olarak ele alınacak. Tarihi merkezlerin müzeye dönüştürülmesi, eğitim programları ve temsil pratikleri tartışılacak. Osmanlı saray bahçelerinden Avrupa saray parklarına uzanan örneklerle tarihteki ve günümüzdeki peyzaj, bitki dokusu, diplomasi ve kültürel etkileşim boyutları konuşulacak. Sempozyum, Millî Saraylar Bilim ve Değerlendirme Kurulu üyeleri ve uluslararası kurum temsilcilerinin katılacağı değerlendirme oturumu ile tamamlanacak. Mirası korumak, bilgiyi paylaşmak, işbirliğini güçlendirmek "Milli Saraylar’ın Yüzyılı" sempozyumu, tarihi ve mimari mirasın konuşulduğu bir toplantının ötesine geçerek saray müzelerinin çağdaş müzecilik pratikleri içinde nerede durduğunu, koleksiyon, arşiv, kütüphane ve bahçe yönetiminin gelecek vizyonunu, sürdürülebilirlik, risk yönetimi ve iklim krizi başlıklarının saray mirasına etkilerini, yeni uluslararası işbirliği, ortak proje ve bilgi paylaşımı imkanlarını gündeme taşıyacak. Milli Saraylar Başkanlığı, bu sempozyumla birlikte Türkiye’nin saray mirasını yalnızca koruyan değil aynı zamanda bilimsel, kültürel ve uluslararası ölçekte yeniden üreten ve dünyayla paylaşan bir aktör olduğunu vurgulamayı amaçlıyor.
Gölyazı dünyanın "dijital billboard"unda
15 Kasım 2025 Cumartesi - 11:28 Gölyazı dünyanın "dijital billboard"unda Nilüfer Belediyesi, Bursa’nın tarihi ve doğal güzelliklerle bezeli Gölyazı Mahallesi’ni küresel görünürlüğe taşıyacak önemli bir dijital projeyi hayata geçirdi. Dünyaca ünlü görüntüleme platformu Skyline Webcams üzerinden Gölyazı’nın hem merkez bölgesi hem de antik tiyatro çevresi artık günün her saati yüksek çözünürlükle canlı olarak izlenebiliyor. Türkiye’de bir belediye tarafından bu kapsamda hayata geçirilen ilk çalışma, bölge turizmine önemli katkı sunmayı hedefliyor. Nilüfer Belediyesi, Gölyazı’nın tanıtımı için yürüttüğü çalışmalara dijital bir boyut ekledi. Proje sayesinde Gölyazı’nın gün doğumunda göl üzerinde süzülen tekneleri, gün batımında gökyüzünü renklendiren manzarası ve antik tiyatronun dingin atmosferi dünyanın dört bir yanından canlı olarak takip edilebiliyor. Platformun çok dilli arayüzü, Gölyazı’nın dünyanın her köşesinden daha erişilebilir olmasını sağlıyor. Kullanıcılar dil menüsünden istedikleri dili seçerek yayına kendi dillerinde ulaşabiliyor. Platformun time-lapse özelliği ise Gölyazı’nın bir gününü hızlandırılmış bir fragman gibi izleme olanağı sunuyor. Böylece bölgenin tarih, doğa ve yaşam ritmi tek bir pencereden herkese açılıyor. "Yerel değerlerimizi görünür kılma çabamızın önemli bir adımı" Proje hakkında değerlendirmede bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, şunları söyledi: "Gölyazı; doğası, tarihi, kültürel birikimi ve insana huzur veren atmosferiyle ülkemizin en kıymetli miraslarından biri. Bu güzelliğin sadece buraya gelenlerle sınırlı kalmasını istemedik. Dünyanın her yerinden insanlar Gölyazı’yı tanısın, izlesin, merak etsin, burayı görmeyi planlasın istiyoruz. Bu canlı yayın projesi, yerel değerlerimizi görünür kılma çabamızın önemli adımlarından birisi." "Tanıtım ve turizm açısından çok değerli" Gölyazı Mahalle Muhtarı Mustafa Cihanoğlu ise projeye ilişkin memnuniyetini şöyle dile getirdi: "Gölyazı halkı olarak bu çalışmadan büyük memnuniyet duyuyoruz. Gölümüz, tarihimiz ve köyümüzün güzellikleri artık tüm dünyaya ulaşıyor. Bu çalışma hem tanıtım hem de turizm açısından bizler için çok değerli bir adım oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz." Canlı yayın bağlantısı Gölyazı için, https://www.skylinewebcams.com/en/webcam/turkey/marmara/nilufer/golyazi.html adresi üzerinden izlenebilen canlı yayın bağlantısına, ayrıca Nilüfer Belediyesi’nin bölgenin tanıtımı için hazırladığı www.niluferde.com web sitesi üzerinden de erişilebiliyor.