KÜLTÜR SANAT
Torbalı’da 9. Yörük Şenliği için geri sayım başladı 16 Nisan 2026 Perşembe - 09:08:54 İzmir’in Torbalı ilçesinde bu yıl 9’uncusu düzenlenecek olan Yörük Şenliği için hazırlıklar tamamlandı. Geleneksel etkinlik, 19 Nisan Pazar günü Ahmetli Köyü’nde gerçekleştirilecek. Ahmetli Köyü Yörük Kültürü Geliştirme ve Yaşatma Derneği öncülüğünde ve Torbalı Belediyesinin destekleriyle organize edilen şenliğe, Türkiye’nin dört bir yanından Yörük derneklerinin katılması bekleniyor. Gün boyu sürecek etkinlikte Yörük yaşamı, kültürü ve gelenekleri ziyaretçilere tanıtılacak. Organizasyon ile kültürel mirasın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Şenliğin sunuculuğunu Şehriban Tekçe yaparken program kapsamında araştırmacı ve yazar Ramazan Kıvrak da etkinliğe katılarak bilgi paylaşımında bulunacak. Türk müziği sanatçıları Sultan Torun ile Neslihan Yılmaz Ören konser vererek katılımcılara müzik dolu anlar yaşatacak. Etkinlik alanında Yörük kültürünün önemli lezzetlerinden olan keşkek vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Ahmetli Köyü Yörük Kültürü Geliştirme Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Şurgun, hazırlıkların yoğun bir şekilde sürdüğünü belirtti. Tüm vatandaşları şenliğe davet eden Şurgun, organizasyonun kapsamlı bir şekilde planlandığını ifade ederek desteklerinden dolayı Torbalı Belediye Başkanı Övünç Demir’e teşekkür etti.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 21:36 Samsun’da turizm dernekleri tek çatı altında birleşti: "Odak Samsun" Turizm Haftası kapsamında Samsun’da faaliyet gösteren 9 turizm derneği, "Turizm Dernekleri Platformu" çatısı altında bir araya gelerek kentin turizm potansiyelini geliştirmek için ortak hareket etme kararı aldı. Samsun’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Turizm Dernekleri Platformu buluşması gerçekleştirildi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen etkinlikte, turizm alanında faaliyet gösteren 9 dernek aynı çatı altında bir araya geldi. "Turizm Dernekleri Platformu" adıyla oluşturulan yapının, "Odak Samsun" mottosu ve turizm master planının eyleme dönüştürülmesi sürecinden hareketle, şehrin turizm potansiyelini daha görünür kılmak, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek ve ortak bir vizyon etrafında birleşmek amacıyla kurulduğu belirtildi. "Platform, şehrimizin sahip olduğu turizm potansiyelinden yola çıkılarak oluşturuldu" Etkinlikte ilk olarak konuşan Samsun Turizm ve İşadamları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Derya Ulusoy Güler, "Samsun; tarihi, doğası ve kültürel değerleriyle Karadeniz’in parlayan turizm şehirlerindendir. 19 Mayıs 1919’un başlangıç noktası olmasıyla Milli Mücadele’nin ilk adımının atıldığı şehir olan Samsun, aynı zamanda İstiklal Madalyası ile onurlandırılmış milli mücadelenin simge şehirlerinden biridir. Bu yönüyle Samsun yalnızca bir turizm kenti değil, aynı zamanda bir kahramanlık ve bağımsızlık şehridir. Sahilleri, doğası, termal kaynakları ve gelişen turizm altyapısıyla da önemli bir potansiyele sahiptir. Şehrimizin sahip olduğu turizm potansiyelinden yola çıkılarak oluşturulan bu platform, çok daha önceki dönemlere dayanan bir fikir birikiminin ürünü olmakla birlikte, Sayın Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve İl Kültür ve Turizm Müdürümüzün turizme verdikleri güçlü destekten etkilenerek bugün bu anlamlı gecenin ortaya çıkmasına vesile olmuştur" dedi. "Samsun turizmi adına bir miladı başlatıyoruz" Turizm Dernekleri Platformu adına konuşan Turistik İşletmecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murat Toktaş, "Bugün, Samsun turizmi adına bir ilki gerçekleştiriyoruz. Belki de yıllardır eksik olan en kritik adımı atıyoruz: Aynı sektörün farklı parçaları olarak değil, aynı hedefin paydaşları olarak bir aradayız. Bugün burada sadece Turizm Haftası’nı kutlamıyoruz. Aynı zamanda Samsun turizmi adına bir miladı başlatıyoruz. İlk kez; sağlıktan spora, konaklamadan gastronomiye, acentelerden konaklama işletmecilerine ve turizm gazetemize kadar tüm paydaşlar, "Turizm Dernekleri Platformu" çatısı altında aynı masada, aynı hedef için buluşuyor. Ama artık şunu net söylemek zorundayız: Parça parça güçlü olmak yetmez. Birlikte güçlü olmazsak, sürdürülebilir başarı mümkün değildir. Değerli misafirler, turizm artık tek başına bir sektör değil. Turizm; ekonomi, şehir markası, istihdam ve kalkınmanın merkezidir. Ve açık bir gerçek var: Hiçbir kurum, hiçbir dernek, hiçbir işletme tek başına bir destinasyonu büyütemez. Ama kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum el ele verdiğinde bir şehrin geleceği değişir. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim: Sayın Valimizin, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve Sanayi ve Ticaret Odası Başkanımızın sektöre verdiği güçlü destek, bizler için yalnızca bir motivasyon değil, aynı zamanda geleceğe dair bir güven teminatıdır" diye konuştu. "Yeşil ekonomi alanında yatırım yapanlara mali destek" Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Genel Sekreteri Mehlika Dicle, "Dünya Bankası ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmekte olan sosyal kapsayıcı yeşil geçiş kapsamında bir program ilan edilmiştir. Bölgemizdeki turizm sektörü işletmelerine, yeşil geçiş ya da yeşil ekonomi alanında yatırım yaptıkları takdirde, 2,5 milyon TL ile 7,5 milyon TL arasında, yapacakları yatırımlar için banka aracılığıyla finansman desteği sağlanacaktır. Bankadan kredi uygunluk belgesi alarak ajansımıza başvuru yapan projeler desteklenecektir. Bu projelerin önemli bir özelliği bulunmaktadır: Sadece yeşil geçiş yatırımı olması yeterli değildir; aynı zamanda sosyal kapsayıcı nitelik de taşımalıdır. Burada kastettiğimiz; kadın ve genç istihdamını gözeten, bu alanları destekleyen yatırımların öncelikli olarak gündemimizde yer alacak olmasıdır" şeklinde konuştu. "Master planını somut ve uygulanabilir hedeflere dönüştürdük" Samsun İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş, "Geçmişe bakıldığında, geçen yıl 17 Nisan’da bir süreci başlattık. Samsun Turizm Eylem Planı’nı, geniş bir katılımla o tarihte hayata geçirmiştik. Bir yıldır bu çalışmanın içerisindeyiz. Geçtiğimiz dönemde, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan turizm master planını bir eylem planına dönüştürmek ve uygulanabilir kılmak için yoğun bir gayret gösterdik. Aslında master planı hazırlamak işin daha kolay tarafıdır; zor olan, bunu uygulamaya dönüştürmektir. Biz de master planını somut ve uygulanabilir hedeflere dönüştürdük" ifadelerini kullandı. "Pazarlama açısından bakıldığında elimizde çok fazla ürün var" Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yetkin Bulut, "Coğrafi açıdan bakıldığında Samsun, ender şehirlerden biridir. Türkiye’de, iki saatlik bir süre içerisinde hem kış turizmini hem de yaz turizmini deneyimleyebileceğiniz nadir illerden biridir.17 ilçemizi gezdiğimizde, turizm master ve eylem planı çalışmalarında gördük ki aslında çok ciddi bir envantere sahibiz. Pazarlama açısından bakıldığında elimizde çok fazla ürün var; esas problem, bu ürünleri doğru kitleyle, doğru zamanda buluşturabilmektir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, turizm master planı ile ortaya konan çalışmalar doğrultusunda Samsun’un turizmden en yüksek geliri elde edebilmesi için doğru bir planlama yapılması gerekmektedir. Ancak burada kritik bir nokta vardır: Tüm kurumlar son derece değerlidir. Bir kenti ileriye taşımak istiyorsanız, temel kurumların bir arada ve uyum içinde hareket etmesi gerekmektedir" açıklamasında bulundu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 20:58 Sinema Genel Müdürü Birol Güven: "Sinema sektörümüzün turizmle çok yakından ilişkisi var" Kastamonu’da düzenlenen Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan Sinema Genel Müdürü Birol Güven, "Sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. 150’ye yakın ülkede, 1 milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum" dedi. Kastamonu’da Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında turizm sektörünün paydaşlarını, protokol üyelerini ve öğrencileri bir araya getiren kapsamlı bir panel düzenlendi. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Destinasyon Geliştirme Birim Başkanı Serkan Doğru’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Turizm Zirvesi" paneline Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu, Sinema Genel Müdürü Birol Güven, KUZKA Genel Sekreteri Mehmet Akif Eraslan, İl Kültür ve Turizm Müdürü Kerem Seven, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ile çok sayıda davetli katıldı. "İstiklal Yolu Ankara Polatlı’ya kadar uzanacak" Panelin açılışında konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün, İstiklal Yolu’nun sadece bir doğa sporu rotası olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, "2008 yılından bu yana büyük çabalarla bir noktaya getirilen İstiklal Yolu, son yıllarda bir outdoor spor alanı haline geldi. Çankırı Valiliği ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki yıldan itibaren bu etkinliği Çankırı ile ortak yapacağız. İnebolu’da gemiyi karşılayıp, bayrağı Ilgaz sınırında Çankırı’ya devredeceğiz. Hedefimiz bu yolu Ankara Polatlı’ya kadar kesintisiz bir rota haline getirmek ve bu farkındalığı sürekli kılmaktır" dedi. "Tarih ve kültür turizmin temeli olmalı" Eski Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ise, Kastamonu’nun tarihi derinliğine dikkat çekerek, turizmin bu köklü geçmiş üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirterek, "Bu coğrafyada Paflagonyalılardan başlayarak Hititler, Frigler ve Perslere kadar uzanan muazzam bir tarih var. Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal’in kararıyla cephanenin İnebolu üzerinden Anadolu’ya taşınması, Kastamonu’nun bu vatanın meşakkatini yüreğinde nasıl hissettiğinin kanıtıdır. Bütün sektörlerin arka planında bu tarih panosu yer almalıdır" diye konuştu. "Dizilerin en önemli yan etkisi turizmdir" Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven de sinemanın tanıtımdaki gücüne değinerek, "Gezen Sinema’nın asıl amacı olarak şehirlerin merkezi değil, ilçelere daha çok zaman ayırıyoruz. Sinema gittiği yeri şenliğe çevirir. İnşallah bizim tırımız da Kastamonu merkezde Turizm Haftasını bir şenliğe çevirmeye vesile olur. Türkiye’nin çok önemli mekanlarını, Türkiye’nin değerlerini gastronomisini tanıtmak için dizileri kullanmaya başladık. Mini diziler çekiyoruz. Bizim sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. Biz 150’ye yakın ülkede, bir milyara yakın insana düzenli olarak Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Dizilerin etkisi vardır. Ben yan etkisinin turizm olduğunu düşünüyorum. Sanatın temeli sipariştir. Sipariş olmadan sonuca ulaşamayız. Portakal üreticileri portakal suyunun kahvaltıda içilmesini Hollywood’a sipariş ettiler. Diz çöküp tektaşla evlenme teklifini Hollywood’a sipariş ettiler. Bugün bizim geleneğimize dönüşün çok önemli detaylar var. Turizm ya da kültürel değerlerin sinema yoluyla aktarılması için bizim çalışmamız gereken şey sipariştir. Sipariş kelimesi üzerinde biraz zaman ve emek harcamamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından paneldeGençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Burak Mumcu tarafından "Türkiye’nin spor turizmi potansiyeli", Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Fatih Seyran tarafından "sağlık turizmi", iş insanı Elif Boyner tarafından "Halka projesi: Kırsal turizm" ve Miray Cruises Yöneticisi Hakan Yılmazer tarafından "Karadeniz’de kruvaziyer turizmi" konularında sunumlar gerçekleştirildi Program, protokol üyeleri tarafından konuşmacılara plaket takdim edilmesiyle sona erdi.
Efsaneler Tuvalde Hayat Buldu: Eskişehir’in ‘sözlü mirası’ görselliğe dönüştü
07 Kasım 2025 Cuma - 09:34 Efsaneler Tuvalde Hayat Buldu: Eskişehir’in ‘sözlü mirası’ görselliğe dönüştü Eskişehir’in köklü sözlü kültüründen günümüze taşınan efsaneler, sanatın gücüyle yeniden hayat buldu. Eskişehir’in kültürel kimliğini, halkın belleğinde yer etmiş hikâyeleriyle buluşturan ‘Eskişehir’in ‘sözlü mirası’: Efsanelerden Görsellere Bir Yolculuk’ adlı sergi, Eskişehir Atilla Özer Karikatür Evi’nde sanatseverlerle buluştu. Sergi; Eskişehir Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar ve Halk Bilim Uzmanı ve Anadolu Üniversitesi Halk Bilim Doktora öğrencisi Hazal Aslan tarafından kaleme alınan ‘Eskişehir Efsaneleri’ adlı kitabı, temel alan özel bir proje kapsamında hazırlandı. Projenin yürütücülüğünü Prof. Dr. Güldane Araz Ay üstlendi. Bu kapsamda; kitapta yer alan efsaneler, çağdaş sanat yorumlarıyla resimlere dönüştürüldü. Böylece Eskişehir’in sözlü kültüründe anlatıla gelen mitler, söylenceler ve halk hikâyeleri, bu kez renklerle, dokularla ve fırça darbeleriyle izleyiciye ulaştırıldı. Prof. Dr. Güldane Araz Ay’ın fırçasından Eskişehir Efsaneleri Tuvalde Hayat Buldu: Serginin açılışında konuşan proje yürütücüsü Prof. Dr. Güldane Araz Ay, çalışmanın amacının, anlatılanların sanat dili aracılığıyla yeniden yorumlanmasını sağlamak olduğunu anlatarak, "Efsaneler, bir toplumun geçmişiyle bugünü arasında köprü kurar. Biz de bu köprüyü sanatın diliyle güçlendirmek istedik’’ dedi. Kitabın yazarlarından Prof. Dr. Zülfikar Bayraktar ise, ‘’Eskişehir’in zengin sözlü mirasının bugüne kadar büyük ölçüde sözlü anlatımla aktarıldı. Bu tür projelerin ise bu mirası kalıcı hale getirdi’’ dedi. Hazal Aslan da, "Her efsane, içinde yaşandığı coğrafyanın ruhunu taşır. Bu sergi, o ruhun renklerle ve figürlerle yeniden canlanışıdır’’ dedi. Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Duygu Kahraman "Efsaneler bir toplumun inançlarını, değerlerini ve yaşam biçimini yansıtan güçlü anlatılardır. Eskişehir’in zengin tarihi ve kültürel mirasını, efsaneler üzerinden sanatsal bir bakışla yorumlayan proje, görsel bir arşiv tutarken kültürel mirasın korunması adına da güçlü bir adım atmakta ve resim sanatıyla da bu söylenceleri zihinlere mühürlemektedir’’ dedi. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği sergi, 9 Kasım 2025 tarihine kadar, Atilla Özer Karikatür Evi’nde ziyaret edilebilecek. Sergide, Eskişehir’in farklı bölgelerinden derlenen efsaneleri konu alan onlarca tablo yer alıyor. Sergi kültürel mirasa, halk anlatılarına ve yerel tarihe ilgi duyan herkesi büyülü bir yolculuğa davet ediyor. ‘Efsanelerden Görsellere Bir Yolculuk’ projesi, Eskişehir’in sözlü kültürünü geleceğe taşımanın yanı sıra, efsanelerin çağdaş sanat aracılığıyla yeniden yorumlanmasının da önünü açıyor. Bu yönüyle proje, hem akademik hem de sanatsal açıdan önemli bir köprü görevi üstleniyor. Efsanelerin satırlardan tuvale, sözden renge dönüşmesiyle ortaya çıkan eserler; geçmişin izlerini, bugünün sanat anlayışıyla harmanlayarak izleyicilere hem nostaljik hem de estetik bir deneyim sunuyor. Sergi, Eskişehir’in kültürel zenginliğini sanat aracılığıyla görünür kılan özgün bir çalışma olarak kent kültürüne kalıcı bir katkı sağlamayı hedefliyor.
Görmeyen gözlerle değil, hisseden kalple çalıyor
07 Kasım 2025 Cuma - 09:27 Görmeyen gözlerle değil, hisseden kalple çalıyor Ordu’da yaşayan 30 yaşındaki Kemal Çoban, görme engelli olmasına rağmen Ordu Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (ORMEK) aracılığıyla piyano öğrendi. Kemal Çoban hem azmiyle hem de başarısıyla çevresindekilere örnek oluyor. Ordu’nun Fatsa ilçesinde yaşayan ve memur olarak görev yapan Kemal Çoban, doğuştan gelen rahatsızlığı nedeniyle ilerleyen yaşlarda görme yeteneğini kaybetmeye başladı. Ancak o, bu durumun hayallerine engel olmasını izin vermedi. Fatsa ORMEK aracılığı ile tanıştığı piyano sayesinde yeni bir dünyaya kapı araladı. Kalbiyle hissederek çalıyor ORMEK’te aldığı piyano eğitiminde kısa sürede büyük bir ilerleme kaydeden Çoban, derslerindeki başarısıyla hem öğretmenlerinin hem de arkadaşlarının takdirini topluyor. Görme engeline rağmen notaları kalbiyle hissederek çalan Çoban, her tuşa dokunduğunda yaşam sevinci de güçlü tutuyor. "Piyano çaldıkça çok mutlu oluyorum" Kurslarını aksatmandan sürdüren Kemal Çoban, yıllardır bir enstrüman çalma hayali olduğunu ve bu hayalini ORMEK aracılığı ile gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi. Notaları öğrendikçe, parçaları çaldıkça çok mutlu olduğunu ve haz aldığını kaydeden Çoban, "Adalet Bakanlığında memur olarak çalışıyorum. Aynı zamanda yüksek lisans öğrencisiyim. İş ve eğitimim haricinde kalan boş zamanlarımda piyano enstrümanı ile uğraşıyorum. Piyano ile 2024 yılında ORMEK vasıtası ile tanıştım. Yıllardır bir enstrüman çalmak istiyordum ama bu imkânı bir türlü bulamamıştım. Şimdi ORMEK vasıtası ile bu hayalimi gerçekleştirdim. Müzik hem ruhuma hem de kişisel gelişimime önemli katkılarda bulundu. Notaları ve parçaları öğrendikçe, kendim çalmaya başladıkça mutlu oldum. ORMEK’in bu imkanları biz engelli bireylere sağladığı için çok mutluyum. Sevgili hocalarıma, ORMEK’e ve bize bu imkanı sağlayan Ordu Büyükşehir Belediyesine ve onun değerli Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e teşekkür ederim" dedi. "Sanatın önüne hiçbir engel geçemiyor" ORMEK’te müzik eğitimi veren Dilara Gönül’de Kemal Çoban’ın azmi ve başarısının herkese örnek olması gerektiğinin altını çizdi. Çoban’ın çok başarılı bir kursiyer olduğunu aktaran Gönül, sanatın önüne hiçbir engelin geçemediğini yakından gördüklerini sözlerine ekledi.
Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif
07 Kasım 2025 Cuma - 09:25 Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli beldesinde yer alan ve 2’nci yüzyılda inşa edilen Antik Roma Havuzu, 80 yıl sonra yeniden yapılan kazılarda bambaşka bir kimliğe büründü. Yalnızca Antik Tyana’ya içme suyu sağladığı düşünülen havuzun, aslında suyla tedavi yapılan bir şifa merkezi olduğu ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi çerçevesinde Bahçeli Roma Havuzu’nda sürdürülen kazı çalışmaları, Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay ve ekibi tarafından yürütülüyor. M.S. 2’nci yüzyılda, Hadrian ve Trajan dönemlerinde inşa edilen yapı, bugüne kadar sadece Antik Tyana kentine içme suyu sağlayan bir sistemin parçası olarak biliniyordu. Ancak 2025 yılı kazı çalışmaları, bu bilginin çok ötesine geçerek Roma Havuzu’nun sağlıkla ilişkili bir merkez olduğunu kanıtladı. Yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Osman Doğanay, "Tyana Antik Kenti sınırları içerisindeki Roma Havuzu’nda 2025 yılında Bakanlığımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamında iki buçuk aya yakın bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar neticesinde önemli bilgilere ulaştık. En önemlisi de bu havuzun Tiyana Antik Kenti’ne su getiren işlevsel bir yapı olmaktan ziyade, aynı zamanda önemli bir suyla tedavi merkezinin olduğu ortaya çıktı" dedi. Asklepios kültü ve şifa merkezi kanıtları Kazılar sırasında ortaya çıkan Asklepios kültüne ait buluntular, havuzun tıbbi ve dini bir işlev üstlendiğini doğruladı. Doğanay, bu keşiflerin önemine dikkat çekerek, "Kazılar sırasında bulduğumuz en önemli eser, sağlıkla ilişkilendirilen tanrı Asklepios’a ait bir sunak. Üzerinde yılan tasvirleri bulunan bu sunak ve yine yılan figürlü heykel parçaları, burasının bir tedavi merkezi olduğuna açık kanıt sunuyor. Ayrıca havuzun doğu cephesinde çıkan kalıntılar, Asklepios’a adanmış bir tapınak ya da kült merkezi olduğunu kesinleştiriyor" diye konuştu. Doğanay, daha önce sadece içme suyu sağladığı düşünülen bu havuzun artık "şifalı sularla tedavi yapılan bir tapınak kompleksi" olarak değerlendirildiğini belirtti. Kazılarda ele geçirilen bir kitabenin yapının Marcus Aurelius ve Commodus dönemine ait olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Doğanay, "Marcus Aurelius ve Commodus tarafından yaptırıldığını veya onlara ithaf edildiğine dair önemli bir kitabe ortaya çıktı. Her iki imparatorun adının bu kitabede geçmesi, hem yapının tarihini netleştirdi hem de inşa sürecinin M.S. 177-180 yılları arasında, yani üç yıllık bir dönemde tamamlandığını gösterdi" şeklinde konuştu. Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif Bahçeli Roma Havuzu’nda yürütülen kazılar, sadece Niğde tarihi açısından değil, Kapadokya arkeolojisi açısından da büyük önem taşıdığının altını çizen Prof. Dr. Osman Doğanay, "Bu yılki kazılar, Kapadokya ve Niğde tarihi açısından çok önemli bir bulguya işaret ediyor. Artık kesin olarak biliyoruz ki burası suyla tedavi yapılan bir yer. Yaklaşık 80 yıl aradan sonra yeniden yapılan kazılar sayesinde, bu bilgiler ilk kez bilimsel olarak teyit edildi" şeklinde konuştu. Kazılarda sürpriz eserler bekleniyor Kazıların 2026 yılında da devam edeceğini belirten Doğanay, alanın mimari dokusunun bütünüyle ortaya çıkarılacağını ve sonrasında turizme kazandırılacağını ifade ederek, "Önümüzdeki yıl yapacağımız çalışmalarla Roma Havuzu’nun çevresindeki kompleksleri de gün yüzüne çıkaracağız. Yapılacak çevre düzenlemeleriyle birlikte burasının ziyaretçilere açık bir arkeolojik sağlık merkezi olarak turizme kazandırılmasını hedefliyoruz. Kazıların genişlemesiyle birlikte daha sürpriz eserlere ulaşacağımızı düşünüyoruz. Böyle tedavi merkezleri antik dönemde de çok ziyaretçi alırdı. Ziyaretçiler burada adaklar adar, sunular bırakırdı. Bu nedenle kazılar ilerledikçe çok daha fazla kalıntıya ulaşacağımızdan eminiz" ifadelerini kullandı.
Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif
07 Kasım 2025 Cuma - 09:21 Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Bahçeli Kasabası’nda yer alan ve 2’nci yüzyılda inşa edilen Antik Roma Havuzu, 80 yıl sonra yeniden yapılan kazılarda bambaşka bir kimliğe büründü. Yalnızca Antik Tyana’ya içme suyu sağladığı düşünülen havuzun, aslında suyla tedavi yapılan bir şifa merkezi olduğu ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras" projesi çerçevesinde Bahçeli Roma Havuzu’nda sürdürülen kazı çalışmaları, Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay ve ekibi tarafından yürütülüyor. Milattan sonra 2’nci yüzyılda, Hadrian ve Trajan dönemlerinde inşa edilen yapı, bugüne kadar sadece Antik Tyana kentine içme suyu sağlayan bir sistemin parçası olarak biliniyordu. Ancak 2025 yılı kazı çalışmaları, bu bilginin çok ötesine geçerek Roma Havuzu’nun sağlıkla ilişkili bir merkez olduğunu kanıtladı. Doğanay, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler vererek, "Tyana Antik Kenti sınırları içerisindeki Roma Havuzu’nda 2025 yılında Bakanlığımızın Geleceğe Miras Projesi kapsamında iki buçuk aya yakın bir çalışma yürüttük. Bu çalışmalar neticesinde önemli bilgilere ulaştık. En önemlisi de bu havuzun Tiyana Antik Kenti’ne su getiren işlevsel bir yapı olmaktan ziyade, aynı zamanda önemli bir suyla tedavi merkezinin olduğu ortaya çıktı" dedi. Asklepios kültü ve şifa merkezi kanıtları Kazılar sırasında ortaya çıkan Asklepios kültüne ait buluntular, havuzun tıbbi ve dini bir işlev üstlendiğini doğruladı. Doğanay, bu keşiflerin önemine dikkat çekerek, "Kazılar sırasında bulduğumuz en önemli eser, sağlıkla ilişkilendirilen tanrı Asklepios’a ait bir sunak. Üzerinde yılan tasvirleri bulunan bu sunak ve yine yılan figürlü heykel parçaları, burasının bir tedavi merkezi olduğuna açık kanıt sunuyor. Ayrıca havuzun doğu cephesinde çıkan kalıntılar, Asklepios’a adanmış bir tapınak ya da kült merkezi olduğunu kesinleştiriyor" diye konuştu. Doğanay, daha önce sadece içme suyu sağladığı düşünülen bu havuzun artık "şifalı sularla tedavi yapılan bir tapınak kompleksi" olarak değerlendirildiğini belirtti. Kazılarda ele geçirilen bir kitabenin yapının Marcus Aurelius ve Commodus dönemine ait olduğunu ortaya koyduğunu kaydeden Prof. Dr. Doğanay, "Marcus Aurelius ve Commodus tarafından yaptırıldığını veya onlara ithaf edildiğine dair önemli bir kitabeortaya çıktı. Her iki imparatorun adının bu kitabede geçmesi, hem yapının tarihini netleştirdi hem de inşa sürecinin milattan sonra 177-180 yılları arasında, yani üç yıllık bir dönemde tamamlandığını gösterdi" şeklinde konuştu. Niğde ve Kapadokya arkeolojisi için önemli keşif Bahçeli Roma Havuzu’nda yürütülen kazılar, sadece Niğde tarihi açısından değil, Kapadokya arkeolojisi açısından da büyük önem taşıdığının altını çizen Aksaray Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Prof. Dr. Osman Doğanay, "Bu yılki kazılar, Kapadokya ve Niğde tarihi açısından çok önemli bir bulguya işaret ediyor. Artık kesin olarak biliyoruz ki burası suyla tedavi yapılan bir yer. Yaklaşık 80 yıl aradan sonra yeniden yapılan kazılar sayesinde, bu bilgiler ilk kez bilimsel olarak teyit edildi" şeklinde konuştu. Kazılarda sürpriz eserler bekleniyor Kazıların 2026 yılında da devam edeceğini belirten Doğanay, alanın mimari dokusunun bütünüyle ortaya çıkarılacağını ve sonrasında turizme kazandırılacağını ifade eden Doğanay; "Önümüzdeki yıl yapacağımız çalışmalarla Roma Havuzu’nun çevresindeki kompleksleri de gün yüzüne çıkaracağız. Yapılacak çevre düzenlemeleriyle birlikte burasının ziyaretçilere açık bir arkeolojik sağlık merkezi olarak turizme kazandırılmasını hedefliyoruz. Kazıların genişlemesiyle birlikte daha sürpriz eserlere ulaşacağımızı düşünüyoruz. Böyle tedavi merkezleri antik dönemde de çok ziyaretçi alırdı. Ziyaretçiler burada adaklar adar, sunular bırakırdı. Bu nedenle kazılar ilerledikçe çok daha fazla kalıntıya ulaşacağımızdan eminiz" ifadelerini kullandı. (ST-AG-
Konya Büyükşehir’in turizm buluşmalarına Çatalhöyük’ün eski kazı başkanı Prof. Hodder konuk oldu
06 Kasım 2025 Perşembe - 17:36 Konya Büyükşehir’in turizm buluşmalarına Çatalhöyük’ün eski kazı başkanı Prof. Hodder konuk oldu Konya Büyükşehir Belediyesi ve SKAL İnternational Konya iş birliğiyle düzenlenen "Konya Turizmine İz Bırakanlar" temalı turizm buluşmalarına Çatalhöyük’te 25 yıl kazı başkanlığı yapan İngiliz arkeolog Prof. Dr. Ian Hodder konuk oldu. Konya’daki turizm paydaşlarının bir araya geldiği programda Hodder, Çatalhöyük deneyimlerini paylaştı. Konya Büyükşehir Belediyesi ve SKAL International Konya iş birliğiyle düzenlenen Turizm Buluşmaları, önemli turizm insanlarını sektörle buluşturuyor. "Konya Turizmine İz Bırakanlar" temasıyla üçüncüsü gerçekleştirilen Turizm Buluşmalarının konuğu UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Çatalhöyük’ün kazılarını 25 yıl yöneten İngiliz arkeolog Prof. Dr. Ian Hodder oldu. Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programın açılışında konuşan SKAL İnternational Konya Şube Başkanı Fatih İşkin, Çatalhöyük’ün Konya’nın parlayan yıldızı olduğunu, son dönemde çok ciddi tanıtım çalışmalarıyla birlikte fuarlarda yer aldığını belirterek, geçmişte 25 yılını kazıya vermiş ve Çatalhöyük’ün gün yüzüne çıkmasını sağlamış Prof. Dr. Ian Hodder’i ağırlamak istediklerini söyledi. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Bilgiç ise, Çatalhöyük’ün her zaman önemli olduğunu ancak son dönemde Konya için daha önemli bir hale geldiğini ifade ederek, "Biz de destinasyon pazarlamasında ana noktaya Çatalhöyük’ü aldık. 2026’da da Konya’nın ana marka değerini Çatalhöyük olarak ön plana çıkarmaya gayret edeceğiz. İş birliğinden dolayı SKAL’a çok teşekkür ediyorum" değerlendirmesini yaptı. Ardından söz alan Prof. Dr. Ian Hodder de Türkçe olarak başladığı konuşmasında, tekrar Konya’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu ve Konya’yı çok sevdiğini belirtti. Kazı çalışmasının amacını ve önemini anlattığı konuşmasında, en büyük amaçlarından birinin, bir altyapı oluşturmak olduğunu ve Konya turizminin gelişmesine katkı sunmak olduğunu vurgulayan Hodder, yakın zamanda Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan Çatalhöyük Tanıtım ve Karşılama Merkezi’nden de memnuniyetle bahsederek, merkezin son model ve modern bir sergi nasıl olurun iyi bir örneği olduğunu ifade etti. Yaklaşık 10 bin yıllık geçmişe sahip Çatalhöyük’ün ve kazı çalışmalarının tarihçesini anlatan Prof. Dr. Hodder, Çatalhöyük halkının sanat anlamında ileri bir toplum olduğunu dile getirerek, yaptıkları çalışmalara destek veren Konya Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Turizm Buluşmaları kapsamında düzenlediği programlar önümüzdeki dönemde de farklı konu ve konuklarla devam edecek.
Sakarya Büyükşehir Akademi’de Kelam Atölyesi yoğun katılımla başladı
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:38 Sakarya Büyükşehir Akademi’de Kelam Atölyesi yoğun katılımla başladı Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Büyükşehir Akademi Güz Dönemi dersleri yoğun katılımla sürüyor. "Kelam Atölyesi" dersiyle katılımcılarla buluşan Fikret Çetin, akıl-vahiy dengesi, iman esasları ve İslam düşüncesinin tarihî gelişimi üzerine kapsamlı bir bakış açısı kazandırdı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ‘Büyükşehir Akademi’ programı ile alanında uzman isimleri vatandaşlarla buluşturarak sanat, felsefe, mesnevi ve kelam gibi konularda bilgi dolu etkinlikler düzenliyor. Ziya Taşkent Konser Salonu’nda gerçekleştirilen derste Fikret Çetin, İslam düşüncesinin temel meselelerinden biri olan kelam ilmini ele alıyor. Katılımcılar, akıl-vahiy dengesi, iman esasları ve İslam düşüncesinin tarihî gelişimi üzerine kapsamlı bir bakış açısı kazanıyor. Fikret Çetin, kelam ilminin sadece bir tartışma alanı değil, aynı zamanda inancı anlamlandırma çabası olduğunu vurguladı. Çetin, "Kelam, düşüncenin inançla buluştuğu alandır. İnsan aklıyla varlığı, inançla ise hakikati kavrar. Bu iki yönü birleştirmek, İslam düşüncesinin en önemli gayesidir. Hakikate ulaşmak için soru sormaktan korkmamak gerekir. İman, körü körüne kabullenmek değil bilmek, anlamak ve sorgulamakla kemale erer. Bu yönüyle kelam, aklın rehberliğinde imanı derinleştirir" dedi.
"Mesnevi Sohbetleri - Mesnevi’nin ilk 18 Beytinin Şerhi" kitaplaştırıldı
06 Kasım 2025 Perşembe - 15:16 "Mesnevi Sohbetleri - Mesnevi’nin ilk 18 Beytinin Şerhi" kitaplaştırıldı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. tarafından düzenlenen ve Dr. Mahmut Nedim Aysoy’un anlatımıyla gerçekleştirilen Mesnevi Sohbetleri programları, "Mesnevi Sohbetleri-Mesnevi’nin İlk 18 Beytinin Şerhi" adıyla kitaplaştırıldı. Klasik Türk irfan geleneğini günümüz insanıyla buluşturan bu değerli sohbet dizisi, Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin Mesnevî adlı eserinin ilk 18 beytinin derin anlam dünyasına odaklandı. Programlarda Dr. Aysoy’un sade, fakat derinlikli anlatımıyla ele alınan her beyit; hem tasavvufî bir perspektiften hem de insanın iç yolculuğuna ışık tutan evrensel bir dille yorumlandı. Bu kapsamda sohbetlerin kayıtları, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazikültür Yayınları tarafından deşifre edilerek "Mesnevi Sohbetleri - Mesnevi’nin İlk 18 Beytinin Şerhi" adıyla kitaplaştırıldı. Eser, hem Mesnevi’ye dair akademik bir kaynak hem de gönül dünyasına rehberlik eden bir başvuru kitabı olma özelliğini taşıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, "Gaziantep, tarih boyunca yalnızca ticaretin ve üretimin değil, aynı zamanda ilmin ve irfanın da şehri olmuştur. Bizler GBB Kültür A.Ş. olarak bu geleneği yaşatmak, kültürün derinliklerinde yatan manevi değerleri günümüz insanıyla yeniden buluşturmak amacıyla Mesnevi Sohbetlerini başlattık ve devam ettiriyoruz. Mesnevi’nin ilk 18 beyti, insanın gayesinden ayrılığın acısına, vuslat arzusundan nefis terbiyesine kadar uzanan bir iç yolculuğun özüdür. Dr. Mahmut Nedim Aysoy’un büyük bir titizlikle yürüttüğü bu şerhler, Gaziantep’in kültürel hayatında yeni bir dönüm noktası olmuştur" dedi. Prof. Dr. Yakar, Mesnevi Sohbetlerinin gördüğü yoğun ilgiden memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Bu programlar, bir edebiyat veya felsefe etkinliği olmanın ötesinde insanın kendini tanıma ve anlam arayışına katkı sunan bir irfan mektebidir. Sohbetlerde ele alınan her beyit, okurların hem aklına hem kalbine dokunmuştur. Bu birikimin Gazikültür Yayınları aracılığıyla kitaplaşması, kültürel mirasın kalıcılığı açısından büyük önem taşımaktadır. 2026-2027 döneminde de Mesnevi Sohbetlerini sürdürecek, Mesnevi’nin sonraki beyitlerini aynı titizlikle şerh etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
TBMM’de Gazze konulu "Hilalin Işığında" sanat sergisi
06 Kasım 2025 Perşembe - 14:22 TBMM’de Gazze konulu "Hilalin Işığında" sanat sergisi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un himayelerinde, Türk Kızılay iş birliğiyle Gazze konulu "Hilalin Işığında" sanat sergisi açıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Şeref Holü’nde düzenlenen serginin açılışına TBMM İdare Amiri, Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, TBMM Genel Sekreteri Hüseyin Kürşat Kırbıyık ve davetliler katıldı. Sergide konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, "Bugün yeryüzünün her bir tarafında siyonist işgalciler kötülüğün sembolü olarak etiketlenmiştir. Gazze halkı bu uyanışa vesile olmuştur. Direnmeden hiçbir zafere ulaşmak mümkün değildir. Hiçbir zafere çiçekli yollardan ulaşılmaz. Bu Meclis de bu millet de bu ülke de bunun en canlı şahididir, tanığıdır. Biz bugüne kadar ne elde etmişsek, direnerek, mücadele ederek elde ettik" ifadelerini kullandı. "Gazze’de personelimiz her gün aşevimizdeki sıcak yemeğimizi çıkarmaya devam ediyor" Türk Kızılay’ın Gazze’deki faaliyetlerine ilişkin konuşan Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, "Gazze’de her gün mücadele eden personelimiz her gün aşevimizdeki sıcak yemeğimizi çıkarmaya devam ediyor. İki senedir, içeride 15-30 bin arasında sıcak yemeği Türk milleti adına dağıtmaya devam eden personelimiz var. İnanıyorum ki süreç kalıcı barışa dönecek. Bir gün biz Gazze’ye elimizde çiçeklerle kendimiz de gideceğiz, o çocuklara sarılacağız. ’Kusura bakmayın, özür dileriz. Önceden gelemedik ama fırsat bulduğumuzda geldik’ diyeceğiz. Duamız bu yönde" dedi.