KÜLTÜR SANAT
Edirne’de geçmişin izleri minik ellerle boyandı 16 Nisan 2026 Perşembe - 16:28:32 Edirne’de 50. Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen özel atölyede çocuklar, geleneksel kültürle iç içe unutulmaz bir deneyim yaşadı. Deveci Han Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte, Edirne’ye özgü talika arabalarının minyatürlerini yapan ve "Yaşayan İnsan Hazinesi" unvanına sahip usta sanatçı Özcan Abacı, miniklerle bir araya geldi. Ayrıca etkinliğe katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu ney sanatçısı Serkan Kamacı da miniklere müzik ney üfledi. "Geçmişin İzleri, Renklerin Dokunuşuyla Hayat Buluyor" temasıyla düzenlenen atölyede çocuklar, talika tekerleklerini boyayarak hem eğlendi hem de kültürel mirası yakından tanıma fırsatı buldu. Yaklaşık 30 yıldır talika fayton ustalığı yapan Abacı, aslında sağlık sektöründe görev yaptığını ancak boş zamanlarında sürdürdüğü bu sanat sayesinde 2024 yılında UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edildiğini belirtti. Edirne’ye özgü talika arabalarının minyatürlerini yapan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yaşayan İnsan Hazinesi unvanına layık görülen geleneksel el sanatları sanatçısı ve Edirneli minyatür talika ustası Özcan Abacı, amaçlarının çocuklara geçmişten gelen değerleri aktarmak olduğunu vurguladı. Abacı, "Benim çırağım yok. Bu işi sürdürecek nesillere ihtiyaç var. Belki içlerinden biri heves eder ve geleceğin talika ustası olur. Kültürümüzü yeni nesillere aktarabilirsek ne mutlu bize" dedi. Programa katılan Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk ise müzik ve sanatın bir araya geldiği etkinlikte anaokulu öğrencilerini ağırladıklarını ifade etti. Çocukların tek kalmış yaşayan insan hazinesi Özcan Abacı ile talika tekerleklerini birlikte boyadığını belirten Soytürk, aynı zamanda Edirne Devlet Türk Müziği ve Rumeli Müzikleri Topluluğu’nun ney sanatçısı Serkan Kamacı ile ney üfledi. Soytürk, çocukların ilk kez ney sesiyle tanıştığını ve sanatla iç içe bir gün geçirdiğini söyledi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik sonunda çocuklara boyadıkları talika tekerlekleri hediye edilirken, Turizm Haftası etkinliklerinin kültür ve sanatla dolu programlarla devam edeceği belirtildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:21 Kapadokya’da turistler halı dokuyup çanak yaptı Nevşehir’de Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında Kapadokya’nın önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Paşabağları Ören Yeri’nde kurulan stantta turistler geleneksel el sanatlarını deneyimledi. Her yıl yaklaşık 5 milyon yerli ve yabancı turisti ağırlayan Kapadokya’da Nevşehir Müze Müdürlüğü tarafından açılan stantta turistler, halı dokuma ve çanak-çömlek yapımı hakkında önce bilgi aldı. Daha sonra usta eğitmenler eşliğinde tezgâh başına geçen ziyaretçiler, ilmek atarak halı dokumanın inceliklerini öğrenirken, çamura şekil vererek çanak yapımını da deneyimledi. Etkinlikte ilk ilmeği ise Nevşehir Müze Müdürü Gökhan Maskar attı. Özellikle yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Kapadokya’yı ziyaret eden turistler, etkinlikten duydukları memnuniyeti dile getirerek, bölgenin sadece doğal güzellikleriyle değil kültürel zenginlikleriyle de ön plana çıktığını ifade ettiler. ABD’li turist Frank Furstenberg, "Hayatım boyunca birçok gezide bulundum. Buraları daha önce hiç görmemiştim. Çok büyüleyici. Özellikle kilim dokuması ve çanak yapımını da ilk defa bu kadar yakından gördüm" dedi. Kayseri Yeşilhisar’dan gelen Alaattin Eren Aplak da, Kapadokya gezisi sırasında etkinliğe katıldığını belirterek, "Kapadokya bölgesini gezerken burada halı dokuma işini gördük. Hemen deneyimlemek istedim. Özellikle kültürümüzü yansıtan bir gelenek. Her ne kadar yapmak istesem de çok başarılı olduğum söylenemez" diye konuştu. Turizm Haftası boyunca Kapadokya’nın farklı noktalarında kültürel etkinliklerin devam edeceği bildirildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 16:13 Atakum’da türkü şöleni Samsun’un Atakum Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı programı kapsamında halk müziğinin önde gelen sanatçıları Salih Gündoğdu ve Sinan Ayyıldız’ı sevenleriyle buluşturacak. Yöresel ezgilerden oluşan resital programı, 24 Nisan Cuma günü saat 20.00’de Ata Sahne’de başlayacak. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinde akademik çalışmalarına devam eden Dr. Öğr. Üyesi Salih Gündoğdu ve Doç. Dr. Sinan Ayyıldız, program kapsamında sanatseverlere yöresel ezgilerden oluşan resital verecek. Ortak akademik çalışmalarının yanı sıra 2023’te çıkardıkları ‘Salt’ albümü ve canlı kayıtlardan oluşan ‘Ayaş Yolları’ ile sanatseverlerin gönüllerinde taht kuran ikili, halk müziğinin seçkin eserlerinden oluşan konserleriyle merkezde türkü şöleni yaşatacak. "Tüm halkımız davetlidir" Atakum Belediyesinden program hakkında yapılan açıklamada, "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen özel konserde ulusal egemenliğimizin teminatı olan çocuklarımıza bırakılan en kıymetli mirasın coşkusu, türkülerle ve birbirinden güzel eserlerle hayat bulacak. Bağlamalarıyla Anadolu ezgilerini tüm dünyaya sevdiren ve akademisyen kimlikleriyle önemli çalışmalara imza atan değerli sanatçılarımız Dr. Öğr. Üyesi Salih Gündoğdu ve Doç. Dr. Sinan Ayyıldız, Ata Sahne’de halkımızla buluşacak. Anadolu’nun kadim müziklerinin yer alacağı özel konserimize, tüm halkımız davetlidir" denildi.
Muğla, Londra turizm fuarında tanıtıldı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:16 Muğla, Londra turizm fuarında tanıtıldı Muğla Büyükşehir Belediyesi, 4-6 Kasım 2025 tarihleri arasında Londra Excel Fuar Merkezinde düzenlenen World Travel Market London 2025’e katılarak kentin doğal, kültürel ve turistik değerlerini dünyaya tanıttı. Dünyanın en prestijli turizm fuarlarından biri olarak kabul edilen WTM Londra, her yıl binlerce sektör temsilcisini bir araya getiriyor. Bu yılki fuarda Türkiye standında yer alan Muğla Büyükşehir Belediyesi, ‘Dünya Kenti Muğla’ vizyonuyla bölgenin turizm potansiyelini, sürdürülebilirlik çalışmalarını ve uluslararası iş birliği fırsatlarını tanıttı. Muğla, WTM Londra’da dünya turizm sahnesindeki yerini güçlendirdi Fuarı Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Enfield Belediye Başkanı Suna Hurman ziyaret ederek Muğla heyetiyle bir araya geldi. Ziyaretler, Muğla’nın uluslararası düzeyde tanınırlığını artırırken yerel yönetimlerin uluslararası turizm ağlarındaki konumunu da güçlendirdi. Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonları arasında yer alan 13 ilçesiyle 2024 yılında yaklaşık 3,7 milyon yabancı turisti ağırladı. "Muğla, sürdürülebilir turizmin öncüsü olacak" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, fuara ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Muğla, sahip olduğu doğal güzellikler, tarihi miras ve kültürel çeşitlilikle dünyanın en özel coğrafyalarından biri. Ancak biz, sadece bu güzellikleri tanıtmakla kalmıyor; sürdürülebilir turizmi, çevre koruma ve yerel kalkınma odaklı bir yaklaşımı da dünyaya anlatıyoruz. World Travel Market Londra, bu vizyonu uluslararası alanda paylaşmak ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından büyük önem taşıyor. Muğla artık sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda çevre, kültür, altyapı ve uluslararası ilişkilerde örnek bir şehir. Bu vizyon, 13 ilçemizin tamamını kapsayan bütüncül bir kalkınma anlayışıyla hayata geçiriliyor. Muğla, 13 ilçesiyle birlikte dünyanın gözde turistik merkezlerinden biri olmanın yanı sıra, sürdürülebilir turizm ve çevreye duyarlı yerel kalkınma vizyonuyla da fark oluşturuyor" dedi.
’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:45 ’Antep lahmacunu’na Avrupa’dan tescil Gastronomi şehri Gaziantep’in önemli lezzetlerinden olan "Antep lahmacunu", Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret alarak tescillendi. Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen mutfak kültürünün en önemli simgelerinden biri olan Antep lahmacunu, Avrupa Birliği’nden Coğrafi İşaret (PGI) tescili alarak uluslararası alanda da koruma altına girdi. Artık bu eşsiz lezzet, Avrupa Birliği nezdinde "Gaziantep" adıyla tescilli bir ürün olarak anılacak. Türkiye’nin 40’ıncı, Gaziantep’in ise 5’inci AB tescilli ürünü olma unvanını kazanan Antep lahmacunu, Gaziantep Ticaret Borsası’nın (GTB) girişimleriyle Avrupa Birliği’nde tescillenen ikinci ürün oldu. Gaziantep’in toplumsal yaşamında önemli bir yere sahip olan Antep lahmacunu, düğünlerden bayram sofralarına, taziyelerden özel davetlere kadar hemen her buluşmada ikram edilen vazgeçilmez bir lezzet olarak öne çıkıyor. Zırh ile kıyılmış kuzu eti, sarımsak, taze biber, maydanoz, domates ve baharatlarla hazırlanan iç harcıyla taş fırınlarda pişirilen bu lahmacun, soğan içermemesi ve yüzde 35-40 oranında kuzu etiyle yapılması sayesinde diğerlerinden ayrılıyor. Gaziantep’in tarihi, kültürel ve coğrafi dokusunu yansıtan Antep lahmacunu, kentin Avrupa Birliği’nden tescil alan Antep baklavası, Araban sarımsağı, Gaziantep menengiç kahvesi ve Antep fıstık ezmesinden sonra beşinci ürünü oldu. Gaziantep’te satılan lahmacun fiyatları ise 75 TL ile 100 TL arasında değişiyor. "Hepimiz için gurur verici bir gün" Tescille ilgili konuşan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Bugün biz Gaziantepliler olarak çok mutluyuz ama sanıyorum ki bu mutluluk tüm Türkiye’ye ait. Çünkü Gaziantep lahmacunumuz, bugün itibarıyla Avrupa Birliği Coğrafi İşareti tescilini aldı. Gaziantep olarak ayrıca gururluyuz, çünkü ilimizin toplamda 107 coğrafi işaretli ürünü bulunuyor. Bunlardan 5 tanesi artık Avrupa Birliği Coğrafi İşaretine sahip. Ülkemizin ilk AB tescilli ürünü yine Gaziantep’e aitti. Gaziantep baklavası. Ardından Araban sarımsağı, Menengiç kahvesi, Antep ezmesi geldi. Bugün nihayet Gaziantep lahmacunu da bu değerli listeye katıldı. Bu, kolay bir süreç değildi. Çok emek, sabır ve iş birliği gerektiren bir yolculuktu. Bu nedenle, süreci büyük bir özveriyle yürüten Gaziantep Ticaret Borsası’nı, Başkan Mehmet Akıncı ve ekibini yürekten tebrik ediyorum. Uzun bir süreçti ama sonunda başarıyla tamamlandı ve Gaziantep lahmacunumuz Avrupa Birliği’nde tescillendi. Şu anda valilik makam odasındasınız, arkamda yer alan Gaziantep’in coğrafi işaretli ürünler köşesinde, Avrupa Birliği tarafından tescillenmiş ürünlerimiz özel yıldızlarla parlıyor. Daha önce dört olan bu sayımız, bugün beşe yükseldi. Hepimiz için gurur verici bir gün" dedi. "Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur" Lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehrin Gaziantep olduğunu söyleyen işletme sahibi Şükrü Savun, "Yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir Gaziantep olmuştur. Biz bu işi mevsimine göre, malzemesini en tazesinden kullanarak yaptık. Kışın domatesini az, yazın ise bol koyarız. Sebzesini mevsiminde değerlendiririz. Yazın kuru sarımsak, kışın ise yeşil sarımsak kullanırız. Etini de yağlı, güzel, özenle seçilmiş etten hazırlarız. Gaziantep, lahmacunda sebzeyi ve eti ustalıkla birleştirip bu lezzeti tüm Türkiye’ye tanıttık. Ekmek üzerinde yapılan bu eşsiz lezzeti biz hak ediyorduk. Yıllardır bu işin başında olan ustalarımızla birlikte çalıştık, emek verdik. Hamdolsun, bugün bu emeğin karşılığını almak bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. Bu süreçte emeği geçen herkese, özellikle her zaman yanımızda duran bakanımıza ve Gaziantep esnafına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum" ifadelerini kullandı. "Lahmacun konusunda her zaman en öndeydik" Tescilden dolayı mutlu olduğunu söyleyen lahmacun ustası Uğurcan Daşdelen ise, "Biz lahmacun konusunda her zaman en öndeydik. Sarımsağından maydanozuna, sebzesinden domatesine ve biberine kadar her malzemeyi en ince şekilde ayıklarız, yıkarız, temizleriz. En güzelini, en doğalı müşterilerimize sunarız. Bu karar sonuna kadar doğru bir karar oldu. Biz burada fırıncılarımızla birlikte lahmacunun malzemesini özenle hazırlarız; eti çeker, sebzesini doğrar, karışımını en ideal kıvama getiririz. Et olarak da döş ve kaburga eti kullanırız; bu da lahmacuna o eşsiz lezzetini verir. Gaziantep olarak yıllardır lahmacunu Türkiye’ye sevdiren şehir olduk. Bu tescille birlikte emeğimizin karşılığını almak bizler için büyük bir gurur. Allah’ın izniyle her zaman en iyisini yapmaya, lezzette önde olmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu" Antep lahmacunu alıp Çorum’a götüreceğini söyleyen müşteri Mustafa Boybey, "Böyle bir tescile kavuşması bizim için gerçekten mutluluk verici. Zaten Gaziantep lahmacunu lezzet olarak da tescillenmeyi fazlasıyla hak ediyordu. Bu lezzeti herkesin gelip yerinde tatmasını isteriz. Biz zaman zaman Çorum’da da lahmacun yapmaya çalışıyoruz ama buradaki tadı yakalamak mümkün olmuyor. Ailemiz ve çocuklarımız da ’oradan mutlaka lahmacun getirin’ diyorlar. Şimdi paketimizi hazırladık, Allah nasip ederse birazdan yola çıkacağız. Gaziantep’in bu özel lezzetini gittiğimiz her yerde tanıtmak, insanlara tattırmak bizim için büyük bir gurur" diye konuştu.
BlackBox’ın kasım ayı programı açıklandı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:34 BlackBox’ın kasım ayı programı açıklandı Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının ana mekânı BlackBox, Kasım ayında sinemadan edebiyata, resimden arkeolojiye uzanan zengin bir program sunuyor. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının ana mekânı BlackBox, Kasım ayında sinemadan edebiyata, resimden arkeolojiye uzanan zengin bir program sunuyor. Öncü kadın sanatçıların hayatları, tarihi apartmanların gizemleri ve sanat tarihinin dönüm noktaları da bu ay BlackBox’ta konuşuluyor. Edebiyatın izinde: Klasikler ve kadim destanlar İş Bankası Kültür Yayınları Hasan Âli Yücel Klasikleri’nden seçilen başyapıtların, edebiyatın değerli kalemleriyle yeniden hayat bulduğu Edebiyat Rotası sohbetlerinde 5 Kasım Çarşamba 18.00’de Gurur ve Önyargı konuşulacak. Moderatörlüğünü gazeteci-yazar Seray Şahinler’in üstlendiği sohbette, Jane Austen’ın ölümsüz eserini, yazar Ayşe Övür yorumlayacak. Cengiz Özdemir ile Anadolu Destanları, insanlık tarihinin büyük anlatılarının ve önemli kahramanların yolculuklarının izini sürüyor. 20 Kasım Perşembe 18.00’de bilinen en eski yazılı edebi eser olan Gılgamış destanının konuşulacağı etkinliğin konuğu arkeolog ve yazar Prof. Dr. İsmail Gezgin olacak. Kadınların gözünden sanat İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin koleksiyonundaki kadın sanatçılara odaklanan ‘Kadınların Gözünden’ seminerlerinin yeni etkinliğinde öncü kadın ressamlarından Mihri Hanım konuşulacak. Modern portre ve natürmortlarıyla öne çıkan, kadınların kurumsal sanat eğitimine erişiminde belirleyici bir rol üstlenen Mihri Hanım’ın konu edileceği etkinlik Doç. Dr. Seda Yavuz’un anlatımıyla 13 Kasım Perşembe 18.00’de düzenlenecek. Seza Sinanlar Uslu ile İz Sürüyoruz serisinde sıradışı bir yaşam öyküsünün peşine düşülecek: Beyoğlu’ndaki Hollanda Konsolosluğu’nda dünyaya gelen Odette Keun, işgal yıllarında İngilizler tarafından İstanbul’dan Sivastapol’e sürülür. Tanıyanların mücadeleci bir sosyalist, avangard bir feminist, uçarı bir yazar olduğunu söylediği Kaun, Fransız Gizli Servisi tarafından fişlenir. 21 Kasım Cuma 18.00’da düzenlenecek etkinlikle, Keun’un Tiflis’ten Paris’e uzanan özgün hayat öyküsü mercek altına alınacak. Yan Yana Konferansları’nda Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin yeni süreli sergisinden hareketle hazırlanan, serginin odağındaki sanatçı çiftler Melahat-Eşref Üren ile Eren-Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun hayatları ve eserlerinin sanat tarihimizdeki yansımaları ele alan ‘Yan Yana Konferansları’nda bu ay Eren Eyüboğlu’nu, serginin küratörlerinden Ömer Faruk Şerifoğlu anlatacak. 22 Kasım Cumartesi 14.00’te gerçekleşecek konferans, ‘Aramızda Bir Şey Var - Eren Eyüboğlu’ başlığını taşıyor. Bu sergiden ilhamla düzenlenen bir diğer etkinlik, ‘Bedri Rahmi Eyüboğlu: Sanata Adanmış Bir Yaşam’ başlıklı konferans olacak. 14 Kasım Cuma saat 14.30’da başlayacak konferansta, Eyüboğlu’nun asistanı, ressam Aydın Ayan, sanatçının sanat yaşamını derinlemesine inceleyecek. İstanbul’un saklı hikâyeleri Gazeteci ve yazar Nilay Örnek ile İstanbul sokaklarında apartman dedektifliğine çıkılan "Her Umut Ortak Arar" dizisinde, tarihi apartmanların izini sürmeye devam! 8 Kasım Cumartesi 14.00’teki "Şarkılar Seni Söyler" başlıklı konuşmada, müzisyenlerin yaşadığı apartmanlar ele alınacak. Kültür-sanat gazetecisi Bahar Çuhadar’ın moderatörlüğündeki İstanbul Hafızası buluşmaları devam ediyor. İstanbul’da yaşayan, üreten ve eserleriyle şehre ilham veren sanatçıların ağırlandığı sohbetlerin 15 Kasım Cumartesi günü konuğu, başarılı oyuncu Ülkü Duru olacak. Saat 15.00’te başlayacak sohbette Duru, doğup büyüdüğü İstanbul’u anlatacak. Levent Erden ile Zahiri Hakikat, 26 Kasım Çarşamba 18.30’da BlackBox’ta. Katılımcılar, Erden’in rehberliğinde teknolojisiz dönemlerin "Kim, Nerede, Ne ile, Ne Yapıyor?" oyununu birlikte yeniden yorumlarken, aynı zamanda sanal gerçekliğin miş’li geçmiş zamanında ilerleyecek; hep birlikte dokunacakları, daha önce hiç duyulmamış ve yalnızca o anın içinde var olabilecek anlatıların parçası haline gelecekler. Sanatın katmanları Tarihi, sosyolojiyi, felsefeyi ve mitolojiyi heykeller üzerinden dinleyicilere anlatan Havva İşkan ile Çağlar Arasında Yolculuk konuşmalarının Kasım başlığı "Dönüşüm Binyıllarında Heykel ve İnsan" olacak. 12 Kasım Çarşamba 18.00’da düzenlenecek etkinlikte, tarım devrimiyle yerleşik yaşama geçilen Anadolu’da ilk kentlerin ortaya çıkmasıyla başlayan büyük dönüşüm Demirçağ’a kadar takip edilecek. Ayşegül 20’nci Yüzyılda serisinde, yazar ve sanat eleştirmeni Ayşegül Sönmez her ay farklı bir dönemin etkili sanat akımlarını, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’ndeki eserlerle birlikte ele almayı sürdürüyor. 16 Kasım Pazar 14.00’te düzenlenecek etkinlik, "Ayşegül 1930’larda" başlığını taşıyor. Görmenin Halleri dizisi, sanat tarihini, görsel sanatlarla kesişen tema ve kavramlarla birlikte ele alıyor. Sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal’ın anlatımıyla 19 Kasım Çarşamba 18.00’de düzenlenecek "Sanatta Eğlence" başlıklı etkinlikte, dünya ve Türkiye sanatındaki farklı eğlence tasvirlerine odaklanılacak ve insanın yaşamla kurduğu ilişkinin yansımaları tartışılacak. BlackBox’un yeni etkinliklerinden Yönetmenlerin Yönetmenleri söyleşileri, gazeteci Emrah Kolukısa’nın moderatörlüğünde başlıyor. 28 Kasım Cuma 18.00’de düzenlenecek ilk etkinlikte, "O da Bir Şey mi?" adlı filmiyle adından söz ettiren usta yönetmen Pelin Esmer, İran sinemasının dünyaca ünlü ismi Abbas Kiarostami’nin kendisi için önemini, sinemasından hangi açılardan etkilendiğini, unutamadığı sahneleri ve bir sinemacı olarak felsefesinin ipuçlarını paylaşacak. Opera yönetmeni Figen Ayhan ile Sanatın Başka Tarihi konuşmaları, her bölümde dünya sanat tarihinin klasik dönemsel sınıflandırmasını takip ederek, sanatçının sanatı aracılığıyla insana ve hayata bakışını tartışıyor. 30 Kasım Pazar 14.00’teki etkinlikte Barok dönem ve bu dönemin güç ve ihtişam arayışında ideal bir figür olarak görülen Herkül temsilleri konuşulacak. BlackBox etkinliklerinin biletlerini, Biletix’ten ve Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi danışmasından temin edilebiliyor.
Eskişehir’den Türkiye’ye uzanan sanat köprüsü
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:23 Eskişehir’den Türkiye’ye uzanan sanat köprüsü Eskişehir’de çalışmalarını sürdüren Doll Art sanatçısı Arzu ve Zafer Özer çifti, 13 yıldır verdikleri eğitimlerle bebek yapım sanatını Türkiye’nin dört bir yanına taşıyor. Her yaştan insanın katıldığı atölye ve online derslerle 5 bine yakın kişiye dokunan sanatçıların Eskişehir’deki atölyesi, Mersin ve Bursa gibi farklı şehirlerden gelerek el emeği göz nuru bebeklerin inceliklerini öğrenmek isteyenleri bir araya getiriyor. Bu çalışmalar, sanatsal üretimin yanı sıra kültürel bilginin paylaşılması ve kadın istihdamına katkı sağlaması açısından da önem taşıyor. "Her yaştan kişiye bebek yapımını öğretmeye çalışıyoruz" Yaklaşık 13 yıldır Türkiye’nin birçok yerinden bebek yapımını öğrenmeye gelen kursiyerlere eşiyle birlikte eğitim verdiklerini söyleyen "Doll Art" sanatcısı Arzu Özer şunları söyledi: "Hem Atölyemizde hem de online derslerle bütün Türkiye’ye eğitim vermeye çalışıyoruz. Bugüne kadar belli bir rakam saymasak da 5 bine yakın kişiye ders verdiğimizi tahmin ediyoruz. Eğitim verdiğimiz kişilerin çoğu kadın ve çocuktu. Her yaştan kişiye bebek yapımını öğretmeye çalışıyoruz. Bugün de burada Mersin ve Bursa’dan gelen kursiyerlerimiz var. Onlarla birlikte bir bebek yapımına başladık. Eğitim sonunda kursiyerlerimiz çeşitli bebek yapım tekniklerini öğrenmiş ve ellerinde kendilerine ait bir bebek olacaktır. "Öğrendiğim bu bilgileri Bursa’daki öğrencilerime aktarmak için can atıyorum!" Bursa’dan Eskişehir’e bez bebeklerin nasıl yapıldığını öğrenmek için gelen resim öğretmeni Figen İlseven, "Bursa’da bir sanat atölyem var. Orada kadınlara kurs veriyoruz. Esas işim resim öğretmenliği. Kukla, dekor ve kostüm tasarımları da yapıyorum. Bugün de buraya bez bebeklerin nasıl yapıldığını öğrenmek için geldim. Özellikle yöresel bez bebekler ve kilden yapılanlarla ilgili çok güzel teknikler öğrendik. Öğrendiğim bu bilgileri Bursa’daki öğrencilerime ve sanat atölyemizdeki kursiyerlerimize öğretmek istiyorum" diye ifade etti. "Bir bebeğin yüzünü yaparken kullanılan teknikler çok önemli" Erdemli Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici olan ve orada da benzer bebekler yaptırdığını anlatan Nergis Kater, "Buradaki bez bebek yapımı, sosyal medyada gördüğüm ve uzun zamandır eğitimini almak istediğim bir şeydi. Bu yüzden Mersin’den Eskişehir’e Arzu Hanımdan ders almaya geldim. Bu eğitimdeki benim için en önemli şey, bebeklerin yüzünü yapabilmek. Bir bebeğin yüzünü yaparken kullanılan teknikler çok önemli. Burada bunları öğrenip, Erdemli kursiyerlerine öğretmek istiyorum" diye belirtti.
Meryem Gemicioğlu’na "Kamera Arkası"ndan büyük ödül
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:51 Meryem Gemicioğlu’na "Kamera Arkası"ndan büyük ödül Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) öğrencisi genç yönetmen Meryem Gemicioğlu, "1+1" adlı kısa filmiyle Kamera Arkası Kısa Film Senaryo Yarışması’nda ödüle layık görüldü. Ankara, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı akşamında sanat ve sinema dolu unutulmaz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Artales Film tarafından düzenlenen Artales Kısa Film Gösterimi, Ankara Çankaya’daki Kült Kavaklıdere’de sinemaseverlerle buluştu. Gecenin en dikkat çeken anı ise YYÜ öğrencisi genç yönetmen Meryem Gemicioğlu’nun ödül sevinci oldu. Kısa film dünyasında dikkatleri üzerine çeken genç bir yönetmen olarak öne çıkan Meryem Gemicioğlu, "1+1" ile yakaladığı başarıyla yalnızca senaryo gücüyle değil, aynı zamanda güçlü görsel diliyle de takdir topladı. Yarışmada "senaryo eğitim desteği" ödülü kazanan Gemicioğlu, gösterimi yapılan filminin ardından izleyicilerle bir söyleşi de gerçekleştirdi. Genç yönetmen, söyleşide film sürecini, karakterlerinin oluşumu gibi konuları anlattı. Katılımcılar, Gemicioğlu’na sorular yönelterek hem yapım süreci hem de senaryo çalışmaları hakkında bilgi aldı. Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen gazeteci ve sinema eleştirmeni Hayri Çölaşan ise Gemicioğlu’nun tebrik ederek, başarısının devamını diledi. YYÜ Radyo, Televizyon ve Sinema Bölüm Başkanı Doç. Dr. Birgül Alıcı da, Meryem Gemicioğlu’nun elde ettiği başarıyla gurur duyduklarını belirterek, "Öğrencilerimizin kısa film alanında böylesine anlamlı başarılar elde etmesi, bölümümüz adına büyük bir gurur kaynağıdır. Meryem Gemicioğlu, hem yeteneği hem de çalışma disipliniyle genç sinemacılara örnek oldu. Kendisini yürekten kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum" diye konuştu.
Selçuklu kalesi ve çevresindeki türbeler tarihe ışık tutuyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:21 Selçuklu kalesi ve çevresindeki türbeler tarihe ışık tutuyor Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Muşalikalesi (Behramşah Kalesi), dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Tarihi 13’üncü yüzyıla kadar uzanan kale ile çevresinde bulunan Ali Çelebi ve Mahmut Çelebi Türbeleri, yüzyıllardır bölgenin tarihine ışık tutuyor. Akdağmadeni ilçesinin Muşalikalesi köyünün kuzeyinde, yüksek bir tepe üzerinde yer alan kale; Gıyaseddin Keykavus (1237-1246) emirlerinden Necmeddin Bahramşah-ı Candar’a ait olduğu tahmin ediliyor. Moloz taş üzerine kesme taş kaplamalı duvarlarıyla inşa edilen kale, 13’üncü yüzyılın ilk yarısında yapılmış olup bugün hala büyük ölçüde ayakta duruyor. Batı ve kuzey duvarlarındaki dikdörtgen burçlarıyla dikkat çeken yapı, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kale ve çevresinde bulunan Ali Çelebi ile Mahmut Çelebi Türbeleri, bölgenin manevi atmosferine ayrı bir değer katıyor. Kaleye yakın olan türbe Ali Çelebi Türbesi, batı eteğinde yer alan ise Mahmut Çelebi Türbesi olarak biliniyor. Kitabelerine göre türbeler 1466-1477 yılları arasında yapılmış. Herhangi bir süsleme unsuru bulunmayan türbelerde, Kur’an-ı Kerim’in 112. suresi ve merhumların isimleriyle vefat tarihleri yazılı. Mahmut Çelebi Türbesi’nin kubbesi yıkılmış olsa da mezar odasının üzeri halen ardıç ağaçlarıyla kaplı durumda. "Yüzyıllardır ayakta kalan bir kale" Kaleyi ziyaret eden Mehmet Karakoç, yapının turizm açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Akdağmadeni’ne 9 kilometre mesafede tarihe, yüzyıllara meydan okuyan bir kale. Maalesef biraz atıl vaziyette kalmış ama bayağı bir öneme ev sahipliği yapan bir kale. Buradan Yıldızeli ve Akdağmadeni’ni gören bir yönü var. Yüzyıllardır burada işlem görmemesine rağmen ayakta kalan bir kale. İnşallah buraya Turizm Bakanlığı da güzel bir yatırım yapar ve turizme açar. Hem Muşallim Kalesi köyü hem de bu kalenin gerçek değeri ortaya çıkar." "Kelle koltuğunda savaşırken buraya kadar geliyor" Muşalikalesi Köyü Muhtarı Selman Göç ise kalenin ve türbelerin yöre halkı için taşıdığı manevi önemi şu sözlerle anlattı: "Şimdi burası Muşalikalesi bildiğiniz gibi. Bu Muşali nereden geliyor? Muşlu Ali Türbesi’nden geliyor. Bu Muşlu Ali dediğimiz ise aşağıdaki türbe. Rahmetli burada savaşırken kılıçla kellesini düşürüyorlar. Kelle koltuğunda savaşırken buraya kadar geliyor, buraya düşüyor. Buraya da türbesini yapıyorlar. Bu gördüğümüz de Mahmut Çelebi Türbesi. Bu da yine savaşırken buraya düşüyor. Onun da türbesini buraya yapıyorlar. Bu türbenin üzerini üç sefer atıyor kendine. Eskiler yapıyor. Tekrar zaman geliyorlar geri atıyorlar türbeyi. Üç sefer attı üzerinden. Hatta define falan arayanlar olmuştu, o arada kazı yapanlar felç oldu. Bu Ali Çelebimizin hikayesi. O, kelle koltuğunda savaşıyor, buraya kadar geliyor, türbesini buraya yapıyorlar. Şimdi bu rahmetli türbesine bir onarım, bakım yapılırsa çok iyi olur. Beklentimiz bu inşallah."
Bu ormana asırlardır balta girmiyor, kuruyup yıkılan ağaçlarda ormanda bırakılıyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:20 Bu ormana asırlardır balta girmiyor, kuruyup yıkılan ağaçlarda ormanda bırakılıyor Tokat’ın Günçalı köyünde bulunan ardıç ormanında, Danişmendliler döneminden şehit mezarları bulunduğuna inanıldığı için asırlardır ağaç kesilmiyor. Tokat kent merkezine 36 kilometre mesafede bulunan Günçalı köyünde, Danişmendliler dönemine uzanan bir rivayet, nesilden nesillere yaşatılıyor. Köy sakinleri köy sınırları içerisinde yer alan ardıç ormanında, Danişmendli hükümdarı Melik (Emir) Gazi kumandasındaki ağır yaralı askerlerin ormana sığınarak burada şehit olduklarına inanılıyor. Ardıç ağaçlarının şehit kanlarından beslenerek diğer ağaçlardan farklı bir görünümde oldukları düşünülüyor. Bu nedenle köy sakinleri ’şehit kanından filizlendiğine’ inandıkları bu ağaçları hiç bir suretle kesmiyor, evlerinde yakacak veya yapı malzemesi olarak kullanmıyor. Kuruyup devrilen ağaçlar ise yine ormanda bırakılarak oturak olarak kullanılıyor. Üçlü ve dörtlü gövdeler halinde büyüyen çok sayıda ağacın yer aldığı ormanın, ’tarih ve inanç değeri’ taşıdığı gerekçesiyle koruma altına alınmasını istiyor. "Şehitlerin aziz hatırası yaşatılıyor" Bölgenin yöre halkı için kutsal bir anlam taşıdığını belirten Günçalı köyü muhtarı Murat Topaç, "Burası eski zamanlarda büyük bir savaşın yaşandığı yer olarak biliniyor. Yaralı askerlerin sırt sırta verip saklandığı ve bir kısmının burada şehit olduğu rivayet ediliyor. Arkamızdaki ağaçların da o şehitlerin aziz hatırasıyla büyüdüğüne inanılır. Biz bu nedenle bu ağaçları koruyoruz. Kurban keser, dualar eder, geçmişimizi unutmamaya gayret ederiz. Ağaç yaşasa da kurusa da buradan odun alıp eve götürmeyiz" dedi. "Tek kökten sırt sırta büyüyen çok ağaç var" Yöre halkından Tahsin Bakır ise dedelerinden miras kalan geleneği sürdürdüklerini ifade ederek: "Buralara baktığımızda üçlü, dörtlü, beşli haliyle sırt sırta vermiş birçok ağaç görürüz. Köküne inildiğinde ise aslında tek kök olduğu görülür. Rivayete göre Melik Gazi ve ordusu akşamüzeri bu ormanlık alana sığınıyor. Sabah olduğunda ağır yaralı askerlerin bir kısmı sırt sırta şehit halde bulunuyor. Halk da bu ağaçların o şehitlerin kanından filizlendiğine inanıyor. Bu yüzden bu ağaçlardan kereste yapmayız, yakacak olarak da evimize götürmeyiz" diye konuştu.
Geleneksel Oyunlar Tırı’nın 56. durağı Karaman oldu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:42 Geleneksel Oyunlar Tırı’nın 56. durağı Karaman oldu Karaman’a gelen "Geleneksel Oyunlar Tırı", çocukları geçmişin oyunlarıyla buluşturdu. Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonunca ata yadigarı geleneksel oyun kültürünün yaşatılması amacıyla hayata geçirilen "Geleneksel Oyunlar Tırı" etkinliğinin 56’ncısı Karaman’da gerçekleştirildi. Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda konuşlandırılan tırda bir araya gelen çocuklar, geleneksel oyunları oynama fırsatı buldu. Burada oluşturulan parkurda yer alan halat çekme, koca ayak, mangala, çember çevirme ve mas güreşi gibi oyunları deneyimleyen çocuklar, doyasıya eğlendi. "81 ilimizi dolaşmayı hedefledik" Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Koordinatörü Gülyeter Yaşar, "2 Mayıs’ta Ankara’da geleneksel oyunlar şenliği yaparak 10 deprem bölgemize yola çıkmıştık. Bir tır dolusu mutluluğumuzu 10 deprem ilimize götürmüştük. Sonrasında 81 ilimizi dolaşmayı hedefledik ve şu an 56. ilimiz olan Karaman’dayız. Karaman’ın ilgisi bizlere oldukça yoğundu. Gittiğimiz her ilde yüz binlerce insanın kalbine dokunduğumuz gibi, bugün Karaman’da da binlerce insanın kalbine dokunduğumuza inanıyoruz. Geleneksel oyunlarımız olan mangala, mas güreşi, halat çekme, çuval yarışı gibi oyunlarımız, burada insanların birbirlerinin ismini bilmeden oyun arkadaşı olmalarını sağlıyor. Federasyon branşımız olan mas güreşi, mangala, 12 taş, halat çekme gibi oyunların yanı sıra diğer geleneksel oyunlarımız da alanımızda yer alıyor. Hacı Yatmaz oyununda katılımcılar, kondisyonlarını geliştirip koca ayak oyununda birlikte hareket etmeyi öğreniyor. Okul grupları, meydanda kahve içmeye çıkan vatandaşların bir anda kendini oyun alanında bulması hem bizleri mutlu ediyor hem de onların gündelik planlarını değiştiriyor, farklı bir aktivite yapmalarını sağlıyor. Her bir katılımcıya, şu an yeni olan projemiz "Sevdiğine Nefes Ol" kapsamında birer fidan dikmeyi amaçlıyoruz. Gelen katılımcılarımızı oraya yönlendiriyoruz ve orada isimlerini ya da dileklerini yazıyorlar. ‘Aileme nefes oluyorum’, ‘Anneme nefes oluyorum’ gibi yazılarını yapıştırdıktan sonra GSDF hatıra ormanı oluşturmayı planlıyoruz" dedi. "Çok güzel bir etkinlik" Etkinlik alanına gelen 15 yaşındaki Süleyman Türk ise, "Bence çok güzel bir etkinlik. Hem gençlerimiz arasında birlik ve beraberlik oluyor, hem de kültürümüzü yaşıyoruz burada. Eski oyunlarımızı oynamış oluyoruz. Bence çok güzel bir etkinlik, hem gençlerimiz için de çok faydalı" dedi. Çocuklar ise oyunları çok beğendiklerini ve eğlendiklerini söylediler.
Büyükşehir, dünya paleontoloji tarihine ışık tutacak: 115 milyon TL’lik proje yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:33 Büyükşehir, dünya paleontoloji tarihine ışık tutacak: 115 milyon TL’lik proje yükseliyor Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde yürütülen 115 milyon TL’lik Paleontoloji ve Fosil Müzesi Projesi, şehrin bilimsel ve kültürel vizyonuna yeni bir boyut kazandıracak. Başkan Büyükkılıç’ın çalışmalarını yakından takip ettiği 7,7 milyon yıllık fosillerin sergileneceği müze, Türkiye’de ve dünyada eşi benzeri olmayan bir bilim merkezi olacak. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle yapımı hummalı bir şekilde devam eden Paleontoloji ve Fosil Müzesi Projesi, yalnızca şehrin değil, Türkiye’nin bilim dünyasında da önemli bir yer edinmeye hazırlanıyor. Başkan Büyükkılıç, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okşan Başoğlu başkanlığında yürütülen kazılarda, Yamula Barajı etekleri ile Barsama bölgesinde bulunan ve yaklaşık 7,7 milyon yıl öncesine ait fil, mamut, zürafa, gergedan ve bovit fosillerinin sergileneceği yeni müze çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Büyükkılıç’a incelemeleri esnasında Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ali Hasdal, Ufuk Sekmen, Fen İşleri Daire Başkanı Sedat Erdoğan, Etüt ve Projeler Daire Başkanı Murat Baltacı ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen eşlik etti. Kayseri’nin bilim ve kültür vizyonuna yeni bir katman Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Paleontoloji Müzesi çalışmalarını yerinde inceledi. Projede gelinen son durum hakkında bilgi alan Başkan Büyükkılıç, incelemelerinin ardından değerlendirmelerde bulunarak, "Paleontoloji Müzemizin tamamlanma çalışmaları hızla devam ediyor. En kısa zamanda Paleontoloji Müzemizle buluşmuş olacağız" dedi. Büyükkılıç, projenin yalnızca bir müze değil, aynı zamanda şehrin kültürel ve bilimsel geleceğine yapılan önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, bu dev proje ile hem Türkiye’nin paleontolojik mirasını koruyor hem de bilimi halkla buluşturan çağdaş bir kültür merkezini ülkeye kazandırıyor. Dünya paleontolojisine ışık tutacak bir merkez Gültepe Mahallesi’nde 8 bin 700 metrekare arsa üzerinde yükselen proje; mevcut 660 metrekarelik müze binasının korunması ve ona eklenen bin 140 metrekarelik yeni yapı ile toplamda 4 bin 515 metrekare inşaat alanına sahip. Yeni müze, sabit ve geçici sergi salonları, fosil laboratuvarı, çocuk eğitim alanları, seyir terasları, hediyelik eşya satış birimi ve fosil maket galerisi gibi birçok işlevi bir arada barındıracak. Ayrıca müze kompleksi içinde yer alan donatılar da vatandaşlara kültürel bir buluşma noktası sunacak. Modern mimari, tarihle uyum içinde Yeni yapı tasarlanırken, 1970’li yıllardan kalma mevcut müze binasının özgün mimarisi korunarak, çelik ve cam malzeme ile çağdaş bir yorum getirildi. Tasarım sürecinde, parselin güneyinde yer alan tarihi Millet Hastanesi’nin silüeti dikkate alınarak yapının saçak kotunun altında kalması sağlandı. Müzenin merkezinde yer alan 700 metrekarelik galeri boşluğu, dört dev çelik kolon üzerinde yükselen çatı sistemiyle örtülerek etkileyici bir mekânsal deneyim oluşturuldu. Bu sayede ziyaretçiler, her kottan müzenin bütüncül yapısını gözlemleyebilecek.
Rektör Özkan: " Myra’da 2009 yılından bu yana yapılan çalışmalar gurur verici"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:56 Rektör Özkan: " Myra’da 2009 yılından bu yana yapılan çalışmalar gurur verici" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Demre’de kazı çalışmaları süren Myra ve Limanı Andriake Antik Kentlerini ziyaret etti. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında 2009’dan bugüne kazı çalışmalarına devam edilen Myra Antik Kenti’ni ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın beraberinde Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşen Adak, Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri Prof. Dr. Mustafa Adak da yer aldı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Myra Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik ve kazı ekibi Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindeki ekibi karşılayarak kazı çalışmaları konusunda bilgiler aktardı. Myra Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, kazı çalışmalarının 2009 yılında başlandığını ve o günden bu zamana kadar çıkarılan eserlerin neler olduğunu ve yapılan çalışmaların ayrıntılarını antik kenti gezdirerek anlattı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Patara Antik Kenti’ne ve Myra Antik Kenti’ne bir gezi düzenledik. Her iki antik kentimizin kazı alanlarının da Akdeniz Üniversitesi öğretim üyeleri ve kazı ekipleri tarafından yürütülüyor olması gurur verici. Myra Antik Kentimiz, Demre ilçesine kültür, tarih ve turizm alanında yeni bir kimlik kazandırmıştır. Arkeolojik kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülmektedir. Üniversitemiz adına kazı başkanlığını yapan değerli hocamız Prof. Dr. Nevzat Çevik’in de verdiği bilgiler doğrultusunda, kazı çalışmalarının 2009 yılında başlamasına rağmen Myra’da yer alan Roma Dönemi Tiyatrosu, Akropolisi ve limanı Andriake yerleşimi gün yüzüne çıkarılarak ve Likya Uygarlıkları Müzesi de açılarak ziyaretçilerinin ilgisine sunulmuştur. Üniversitemiz hocalarının hem Antalya’mızın hem de ülkemizin, tarih, kültür, arkeoloji, araştırma ve turizmine katkıları son derece büyüktür" dedi.