Son Dakika
|
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Galatasaray ile Fenerbahçe 406. randevuda
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlarla kafede sohbet etti
İran Dışişleri Bakanı Arakçi, Maskat'ta
Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapılarını açtı
Esad'ın istihbarat görevlisi Yousef'in 41 kişiyi infaz ettiği Tadamon, katliamın izlerini taşıyor
İranlı heyet Pakistan’dan ayrıldı
Bayraktar: "Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla yeni bir menzile ulaştırıyoruz"
İstanbul Havalimanı’nda İran uçuşları yeniden başladı
KÜLTÜR SANAT
Denizli’de çocuklar "Telefonu Bırak, Kitaba Sarıl" çağrısına kulak veriyor
25 Nisan 2026 Cumartesi - 21:02:41
Denizli Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocuklara unutulmaz anlar yaşatan etkinliklerle kutlamaya devam ediyor. Kutlamalar kapsamında DBB Millet Kütüphanesi’nde düzenlenen "Çocuk Okuma Şöleni", çocukların kitaplarla iç içe vakit geçirdiği, adeta bir yaşam alanına dönüşen renkli görüntülere sahne oldu. Etkinliğin merkezinde ise Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin dijital bağımlılıkla mücadele amacıyla hayata geçirdiği "Telefonu Bırak, Kitaba Sarıl" projesi yer aldı. Proje kapsamında çocuklar, ekranlardan uzaklaşarak kitaplarla buluşturuldu ve ücretsiz kitap dağıtımıyla okuma alışkanlığına teşvik edildi. Çocukların kitap seçerken yaşadığı heyecan, projenin ne kadar yerinde bir adım olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Minderlere oturup kitap okuyan çocukların oluşturduğu samimi atmosfer, ailelerin de yoğun ilgisiyle daha da anlam kazandı. Veliler, çocuklarıyla birlikte kitap sayfaları arasında vakit geçirerek hem keyifli hem de bilinçlendirici bir gün yaşadı. "Telefonu Bırak, Kitaba Sarıl" "Telefonu Bırak, Kitaba Sarıl" projesi kapsamında yapılan yönlendirmelerde çocuklara, dijital ekranlara alternatif olarak kitap okumanın önemi anlatılırken, görevli eğitmenler ve kütüphane personeli de çocuklarla birebir ilgilendi. Etkinlik boyunca bazı çocuklar aldıkları kitapları hemen okumaya başlarken, bazıları ise arkadaşlarıyla kitaplarını değişerek paylaşım kültürünü de deneyimledi. Kütüphane içinde oluşan bu canlı ve sıcak ortam, projenin sadece bir kampanya değil, aynı zamanda bir farkındalık hareketi olduğunu ortaya koydu. Denizli Büyükşehir Belediyesi, "Telefonu Bırak, Kitaba Sarıl" projesiyle çocukları dijital bağımlılıktan uzaklaştırmayı, onları kitapla, bilgiyle ve hayal gücüyle buluşturmayı hedeflerken 23 Nisan etkinlikleriyle de bu yaklaşımını daha geniş kitlelere ulaştırmaya devam ediyor.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 21:00
Denizli Büyükşehirden "Ata’ya Saygı Gezisi"
Denizli Büyükşehir Belediyesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında anlamlı bir organizasyona imza attı. "Ata’ya Saygı Gezisi" adıyla düzenlenen programda, merkez dışında ilçelerde yaşayan ve daha önce Anıtkabir’i ziyaret etmemiş 77 öğrenci ve velisi Başkent Ankara’ya götürüldü. Gezi kapsamında çocuklar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir’i ziyaret ederek Cumhuriyetin kurucusunu yakından tanıma fırsatı buldu. Duygu dolu anların yaşandığı ziyarette öğrenciler, milli birlik ve beraberlik bilincini yerinde deneyimledi. Program çerçevesinde ayrıca Kurtuluş Savaşı yıllarında halk iradesinin merkezi olan Birinci Meclis ile Anadolu Medeniyetleri Müzesi de ziyaret edildi. Öğrenciler, tarihi mekanları ziyaret ederek hem milli mücadelenin izlerini yerinde gördü hem de Anadolu’nun binlerce yıllık geçmişine tanıklık etti. Çocuklar unutulmaz bir gün yaşadı Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında hayata geçirdiği "Ata’ya Saygı Gezisi", çocukların Cumhuriyetin temel değerlerini yerinde öğrenmesine imkan tanıdı. Programdan büyük memnuniyet duyan öğrenci ve veliler, kendilerine sunulan bu fırsat için Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na teşekkür etti.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 20:58
2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali başladı
Merkezefendi Belediyesi tarafından ikinci kez düzenlenen 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali kortej yürüyüşü ve birbirinden güzel ve eğlenceli oyunlar ile başladı. Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "30 Nisan’a kadar devam edecek 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivalimiz kortej ve açılış oyunumuz ile başladı. Tüm hemşerilerimizi oyunlarımıza bekliyoruz" dedi. Merkezefendi Belediyesi kültür ve sanat alanında çalışmalarına devam ediyor. Merkezefendi’de 23 Nisan coşkusu tiyatro sahnelerinde yaşanmaya başladı. Merkezefendi Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali kapsamında birbirinden renkli oyunlar sahneleniyor, çocuklar ve gençler bayram sevincini sanatla buluşturuyor. 30 Nisan’a kadar devam edecek festival, yerli ve yabancı tiyatro ekiplerinin performanslarıyla kente adeta kültür ve sanat şöleni yaşatıyor. Festival kapsamında 5 yabancı ve 9 yerli tiyatro ekibi, Merkezefendi’nin ve Denizli’nin çeşitli mekanlarında birbirinden farklı oyunlar sergileyecek. Çocuklar ve gençler, tiyatro sanatıyla buluşma fırsatı bulurken, farklı ülkelerin kültürleri de ilçeyle tanışıyor. Kortej yürüyüşü ile başlayan 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’ne Başkan Doğan da katılarak kortej yürüyüşü sonunda Çınar Meydanı’nda İtalya’dan gelen Luigi Ciotta’nın oynadığı ‘Everything in a case’ isimli oyununu hep birlikte izlediler. İspanya’dan gelen El Cruce ekibi ‘Punto y coma’ ekibi, Özbekistan’dan gelen Kashkadarya R.S.Puppet Theater ekibi ‘Merhaba Gölgem’ ekibi, Uludağ Üniversitesi GSF ekibi ise ‘Hamlet’ oyununu, İtalya’dan gelen Silence Teatro isimli ekip ‘White Signs’ oyununu ve İtalya’dan gelen Luigi Ciotta isimli tiyatro ekibi ‘Everyting in a case’ oyununu ilçenin bir çok noktasında sahnelediler. Sanatçılar oyunları izleyen vatandaşlar tarafından büyük beğeni topladı. "Merkezefendi’de sanat dolu festival heyecanı" 23 Nisan’ın Merkezefendi’de sanatla iç içe kutlanacağını vurgulayan Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, "30 Nisan’a kadar gerçekleştireceğimiz 2. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nde ülkemizin farklı şehirlerinden ve İtalya, İspanya, Ukrayna, Özbekistan ile Bulgaristan’dan gelen tiyatro topluluklarını ağırlayacağız. Festival boyunca kentin farklı noktalarında sahnelenecek oyunlarla bayram sevincini sanatla harmanlayacağız. Tüm hemşehrilerimizi bu güzel atmosferi paylaşmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 20:40
Aydın Büyükşehir’den çocuklara üç gün süren etkinlik
Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Nisan kapsamında düzenlenen etkinliklerde çocuklar 3 gün boyunca bayram sevincini yaşadı. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Aydın Tekstil Park Fuar Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler üç gün sürdü. Etkinliklere aileleriyle birlikte katılan çocuklar, eğitici ve gelişimlerine katkı sağlayan aktivitelerle buluştu. Etkinlik alanında kurulan oyun ve atölyelerde çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini destekleyen birçok aktivite yer aldı. İnteraktif spor etkinlikleri, atölyeler, beceri geliştiren oyun alanları ve sahne gösterileri çocukların yoğun ilgisini gördü. Düzenlenen etkinliklerle çocuklar hem eğlendi hem de öğrenme fırsatı yakaladı. Program kapsamında çocuklara pamuk şeker ve patlamış mısır ikramı da yapıldı. Etkinlik alanı, üç gün boyunca yoğun katılıma sahne oldu. Etkinliklere katılan çocuklar ve aileleri memnuniyetlerini dile getirerek Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Nisan 2026 Perşembe- 18:21
Burhaniye’de 23 Nisan coşkuyla kutlandı
2
21 Nisan 2026 Salı- 10:18
Diyarbakır’da 71 yıllık binanın müze olması için kampanya talebi
3
23 Nisan 2026 Perşembe- 10:15
Sanayinin başkenti Gebze’de bu kez sanayi değil tarih konuşuldu
4
24 Nisan 2026 Cuma- 09:41
Bursa’da kültüre anlamlı dokunuş: Düğünlere "Keles bebeği" ile katılacaklar
5
24 Nisan 2026 Cuma- 16:43
Gazetecilerden köy okuluna kütüphane
28 Ekim 2025 Salı - 10:17
Tarihi köprü 2 bin yıldır hizmet veriyor
Tokat’ın Sulusaray ilçesinde Roma döneminden kalan ve yaklaşık 2 bin yıllık olduğu düşünülen tarihi köprü ayakta kalmayı başarırken halen hizmet vermeye devam ediyor. İlçe merkezinde Çekerek Irmağı üzerinde yer alan ve Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen yaklaşık 2 bin yıllık tarihi Sulusaray köprüsü, aradan geçen yüzyıllara rağmen zamana meydan okuyor. Antik dönem mimarisinin izlerini taşıyan köprü, günümüzde araç ve yaya trafiğine açık şekilde kullanılmaya devam ediyor. Kesin yapım tarihi bilinmeyen, ancak ilçedeki diğer arkeolojik kalıntılarla benzerlik gösterdiği için Roma dönemine ait olduğu düşünülen köprü, altı kemerli yapısıyla da dikkat çekiyor. Ortadaki iki kemer gözünün diğerlerinden daha geniş ve yüksek inşa edilmesi, dönemin mühendislik anlayışına dair önemli ipuçları sunarken her iki kıyıdan itibaren büyük kemere doğru hafif eğimli şekilde yükselen mimarisiyle köprü; hem estetik hem de dayanıklılığıyla öne çıkıyor. Köprü 2 bin yıl içerisinde bir çok onarım ve restorasyon gördü. İlçe merkezini Sulusaray’a bağlı 7 köy ile Yozgat sınırındaki yerleşim yerlerine bağlayan köprü, bölge halkının ulaşımında da aktif rol oynuyor. Tarihi değeri kadar işlevselliğini de koruyan Sulusaray Köprüsü, geçmişle bugünü birbirine bağlayan sembolik bir yapı olarak ayakta duruyor. Köprünün tarihe tanıklık ettiğini söyleyen Burhanettin Erden, "Sulusaray ilçemizin Roma dönemi köprüsü. Bu köprü tarihe tanıklık yapıyor. 2 bin yıllık geçmişe dayanan bu köprü Sulusaray ilçemize bağlı. 7 köye geçiş yapılıyor. Aynı zamanda bu köprüden Yozgat’a da gidiliyor. Hala ayakta, yüklü araçlarda geçiyor. 2 bin yıllık köprü aktif olarak kullanılmaktadır" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 10:10
Bu evin temel taşları, İmparator Caracalla’nın 1800 yıllık mektubu çıktı
Burdur’un Yeşilova ilçesinde 1950’li yıllarda yapılan evin dış duvarlarında kullanılan taşlar, 186-217 yılları arasında yaşamış Roma İmparatorlarından Caracalla’nın mektubu olduğu ortaya çıktı. Günümüzde harabeye dönen ev, Roma İmparatoru Caracalla’nın mektubun yazdığı taşlarla zamana meydan okuyor. Burdur’un Yeşilova ilçesine bağlı Yarışlı Köyü’nde bulunan Takina Antik Kenti’ne yakın bölgeden 1950’li yıllarda köylüler tarafından ev yapılmak üzere taşlar alındı. Bu taşları dönemin şartlarında at arabaları ile köye getiren vatandaşlar taşları kullanarak ev yaptı. 1970 yılında ise bölgede çalışma yapan arkeologlar tarafından bahse konu taşların 186 -217 yılları arasında yaşamış Roma İmparatorlarından Caracalla’nın mektubu olduğu belirlendi. Evin temelinde kullanılan 10 taş Burdur Müze Müdürlüğü tarafından belgelenerek takibe alındı. Müdürlük tarafından muhtarlığa ve ev sahiplerine yazılan yazıyla eve yıkım kararının çıkmasının ardından taşların alınacağı ve müdürlük tarafından korunacağı bildirildi. Şimdilerde ise evde kimse yaşamazken, Roma İmparatoru Caracalla’nın mektubunun yazdığı taşlarla birlikte zaman meydan okuyor. "Ben böyle taşları başka yerde görmedim" Kayınpederi tarafından evin yapıldığını ve yapılış hikayesini anlatan Ferhat Ağıl (65), "Biz hanımla 1988 yılında evlendik. Kayınpederin üzerineydi bu ev. Kayınpeder eşime verdi, eşim de vefat edince kızıma kaldı. Bu taşları kayınlar getirmişler. Biz getirdikleri yere Asar Tepesi deriz. Kayınlar oradan getirip bu evi yapmışlar. 22 yıl önce müzeden yazı geldi. O yazı da muhtarlıkta duruyor. Biz ev yıkılırsa bu taşları kaybetme bu taşlar sana zimmetli diye yazı geldi. Zamanında ta İstanbul’da arkeologlar geldi. Burada çalışma yaptılar. Bana o zaman bu taşların Roma dönemine ait olduğunu söylediler. 1971 yılında yaşanan deprem de bu evde oturuyorlarmış. Zamanında at arabaları ile getirmişler bu taşları. O zamanlar 5-6 kişide anca traktör var. Parça parça kırılmış. Taşların yazılı olan kısımları yoldan tarafa doğru koymuşlar. Sonrasında da yazılardan durumu fark ediyorlar. Ben böyle taşları başka yerde görmedim" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 10:07
Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü’nde kazananlar belli oldu
2025 yılını Rıfat Ilgaz’a Nilüfer Belediyesi’nin bu çerçevede düzenlediği "Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü"nde kazananlar belli oldu. Nilüfer Belediyesi’nin 2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü"nde kazananlar açıklandı. Her yarışmacının iki öyküyle katıldığı yarışmaya bu yıl büyük ilgi oldu. 131 yarışmacının toplam 262 öyküyle yer aldığı yarışmada, ödüle değer görülen eserler, yapılan değerlendirmeler sonucu belirlendi. Bu yıl öykü yarışmasında büyük ödül 10 bin TL, mansiyon ödülleri ise 5 bin TL olarak açıklandı. Burcu Aktaş, Turgay Fişekçi, Nalan Karagöz, Nahit Kayabaşı, Figen Şakacı’dan oluşan yarışmanın seçici kurulu, değerlendirme sonucunda; "Canlı bir öykü atmosferi oluşturması, diyaloglarının doğallığı ve ele aldığı temayı öykü formunda başarıyla işlemesi" gerekçesiyle Adalet Temürtürkan’ın "Bilmediğim Dağların Ardındaki Bahçe" başlıklı öyküsü "Rıfat Ilgaz Öykü Ödülü" yarışmasında büyük ödüle değer bulundu. Ayrıca; Derya Atsan, Tuğba Yalçın, Yakup Cemel, Anıl Çetinel Örselli, Özlem Oral Gürdal mansiyon ödülüne, İnci Gürbüzatik, Gülnar Kandeyer, Ali Çağlar Kale, Nihal Aksoy, Mürşide Göven, Zeliha Tamer Uçar, Berk Kaya, Emin Mete Öztürk, Handan Saatçıoğlu Gürses, Gencay Çubuk, R.Nur Aktaş Engin, Hakan Akar, Ebru Nisa Gürbüz, Güner Arslan’ın öyküleri de hazırlanacak kitapta yayınlanmaya değer bulundu. Ödüller Aralık ayında yapılacak Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz Sempozyumu kapsamında sahiplerine verilecek.
28 Ekim 2025 Salı - 09:55
Altın Portakal’da beyazperdeye, hayatta kalma hikâyeleri yansıdı
Altın Portakal Ulusal Uzun Metraj Yarışma filmlerinden "Bağlar, Kökler ve Tutkular" ile "Doğudan Fragmanlar" seyirci karşısına çıktı. Biri; göçmen kimlikleriyle var olmaya, diğeri ise savaş ve doğa şartlarına karşı hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyelerini anlatan iki filmin ekipleri, gösterimler sonrası seyircilerin sorularını cevapladı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki Ulusal Yarışma filmlerinden "Bağlar, Kökler ve Tutkular", Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Aspendos Salonu’nda seyirci karşısına çıktı. Gösterim sonrası; yönetmen Sunay Terzioğlu, görüntü yönetmeni Serdar Özdemir, yapımcı Yaşar Harzadın ve ortak yapımcı Kemal Genel ile oyuncular Ushan Çakır, Ezgi Yaren Karademir, Barancan Eraslan ve Özgün Çoban seyircilerin sorularını cevapladı. Bindikleri mülteci botundaki kazadan kurtulan üç kişinin Türkiye’deki hikâyelerini beyazperdeye taşıyan filmin yönetmeni Terzioğlu, kendi göçmenlik geçmişinden de istifade ettiğini söyledi: "1992’de Bulgaristan’dan ailemle göç ettim buraya; 9 yaşındaydım. Beş yıl kaçak yaşadık. O yüzden bildiğim konular, bildiğim mekanlar. Karakterlerime yakın olduğuma ve filmi çekerken de karakterlerime doğru rehberlik ettiğime inanıyorum" Filmde ‘gerçekçiliğe’ özellikle dikkat ettiklerini ve bunu sağlamak için titizlikle çalıştıklarını belirten yönetmen, "Gerçek mekanlarda çektik, gerçek kostümler bulmaya çalıştık, hatta bit pazarlarını dolaştık, gerçek aksesuarlar aradık" diye konuştu. Bu ‘gerçekçi bakış’ı, filmin özelliklerinde de sürdürmeyi amaçladıklarını dile getiren Terzioğlu, şunları söyledi: "Film montaj anlamında da farklı bir film; bakan bir göz gibi. Çünkü bu film 30 mm tek lensle çekildi. Çünkü belli bir mesafeden bakmak istedik. Ne yargılamak ne de uzak kalmak istedik. Hiç siyaha düşmüyoruz; başta açılıyor ve jenerikten sonra kapanıyor; gözün açılıp kapanması gibi" "Sanat tarihine layık bir şeyler çekmek istiyorum" Terzioğlu, çekimlerde ise gerilla taktiği ile çalışırken çok zorlandıklarından bahsetti: "Basmane’de çekim yaptık. Bir yandan oyuncularımızla çalışırken bir yandan kalabalığı kontrol etmeye çalışıyorduk. Çünkü gerçek mekanlarda, göçmenlerin yaşadığı evlerde çekim yaptık. Onlar odada gündelik hayatlarını yaşarken biz de yan tarafta çekimlere devam ediyorduk. Çekimlere İzmir’de başladık ama Erzincan’da bitirdik. İzmir’de aradığımız doğayı bulamadım. Şuna inanıyorum; sinema kaydedilen anlardır. Okuldan beri öğrendiğim ve yapmak istediğim şey, sanat tarihine layık bir şeyler çekebilmek" Filmdeki sorunların çözümüne dair fikri sorulan yönetmen, "Hiçbir zaman karamsar bakmadım. Öyle olsaydı şu an bu filmi çekmiş ve karşınızda olamazdım. Yönetmen olarak amacım bu konuyu düşündürtebilmek. Karakterleri bir noktada bırakıyoruz ve sonrasını bilmiyoruz" dedi. Oyuncu Ezgi Yaren Karademir ise kendi canlandırdığı Hazel karakteri üzerinden aynı soruyu şöyle cevaplandırdı: "Ben Hazel’in çok güçlü bir karakter olduğunu düşünüyorum çünkü başka bir seçeneği yok; güçlü durmak zorunda. Ablayken bir anda anne rolü yükleniyor. Bir yandan kendi özgürlüğünü ararken bir yandan hep engellerle karşılaşıyor. Bu bir son değil sadece onunla ilgilenmeyi bırakıyoruz ve seyirci, karakterin yolunu biraz kendi kafasında çiziyor" Sinema, hakikati arıyor: Doğudan Fragmanlar Günün diğer Ulusal Yarışma filmi "Doğudan Fragmanlar"ın gösterim sonrası söyleşisine ise yönetmen Kubilay Erkan Yazıcı, görüntü yönetmeni Vedat Oyan, kurgucu Umut Sakallıoğlu, yapımcı Mahpare Tanın ve oyuncular Güldestan Yüce, Turgay Atalay, Elvin Köse katıldı. Savaştan kaçan bir kadınla firarî bir Rus generalin birbiriyle kesişen hayatta kalma mücadelelerine tanıklık eden film, yönetmenin kendine özgü üslubuyla dikkat çekti ve yönetmene ilk olarak bu soruldu. Yazıcı, sinema üzerine düşüncelerini ve sinema dilini şöyle açıkladı: "Benim için film sanatı, sanat; özünde bir hikaye anlatma biçimi değil aynı zamanda bir zaman inşâ etme işi. Ben sinemadan zaman-mekân birlikteliği dediğimiz şeyi anlıyorum. Zamanı kronolojik bir akış olarak görmüyorum. Zaman; insanı, düşünmeye, hayal etmeye, hakikatle kendisi arasında bir bağ kurmaya iten bir metafizik varlık esasında. Zamanı yakalayabileceğimiz, ona dokunabileceğimiz tek sanat da sinema ve bu filmde esasen bunu yapmaya çalıştım. Zaman; hakikatin temsil bulduğu bir alan ve mekân da oyuncuların içinde gidip geldikleri bir çerçeve değil zamanı inşâ eden, ona gerçeklik kazandıran, onu varlık haline taşıyan bir yer" Yönetmenin sinema perspektifi doğrultusunda hazırlıkların da uzun sürdüğünü belirten yapımcı Mehpare Tanın, "Önce farklı mevsimlerde dört defa mekânları gezdik. Mekânların o mevsimlerde nasıl göründüğünü görmek istedi. Karın çok yoğun olabileceği, kardan çıkamama ihtimalimizi de öngörerek alternatif mekânlar belirledik" derken görüntü yönetmeni Vedat Oyan da birkaç ay süren bir ‘resim çalışması’ yaptıklarından bahsetti: "Referans aldığımız ressamlar vardı. Birçok ressamla başladık, eleyerek gittik ve günün sonunda Bruegel’i ayırdık. Bruegel’in tablolarında da karakter ve mekânın, zamanın içinde eridiğini, hiçliğin içerisinde gittiğini görürüz. Keza bizim karakterlerimiz de sürekli aynı mekânlarda dolanıp duruyor; sıfır çizgisine ulaşma ve bunun içinde erime hali var" Filmin aslında neredeyse her unsuru, özel olarak en baştan tasarlanmış. Kurgucu Umut Sakallıoğlu bunlardan şöyle anlattı: "Şunun altını çizmek lazım: Arka planda bir savaş meselesi, insanî meseleler var. Film dilinde bunun için o yabancılaşmayı, gerginliği ve tedirginliği hep canlı tutmaya çalıştık. Filmdeki müzik kullanımları da alıştığımız kullanımlardan farklı. Görsel, grafik ve yazı kullanımları da farklı. İç mekânlara girilmemesi de bunların hepsi gibi aynı amaca hizmet ediyor. Bizim sinemamızda çok panoramik resimler vardır ama bazen fon gibi kullanılır. Bu filmde manzaranın da farklı bir kullanımı var; manzara size bir haz veren bir şeyin ötesinde" Filmde sadece dış mekânlarının olmasının sebebine dair sorulan soruya ise yönetmen şu cevabı verdi: "Benim zihnimde gerçeklik alanı ve onun ötesinde hakikate dair bir tefekkür çizgisi var. Hayatta, algıladığımız gerçekliğin ötesinde hakikat dediğimiz bir şey var. Karakterler mekânların içine girdiğinde benim gerçeklik alanım sınırlanıyor. Var ya da yok, oluyor ya da olmuyor gibi bir duygunun içerisinde, izleyiciyi öncel tedirgin edip sonra görmeye zorlamak istedim. Bu, hakikate dair görme beklentim esasında. Kameramı dışarıda tutarak izleyiciye, o gerçeklikle ilgili sınır koyup ‘bunun ötesi hakikattir, buraya bakmamız gerek’ demek istedim" "Karakterimi çalışırken değil kara çıktığımda buldum" Oyuncuların, karakterlerine hazırlanırken yaşadıkları da seyircilerin merak ettiği konulardandı. Güldestan Yüce, "Safiye bugüne kadar oynadığım karakterlerden çok başka bir yerde. Bütün renkleri göğsünde taşıyıp mücadele eden ve inatla yürümeye devam eden bir kadın" şeklinde tarif ettiği karakterine dair en çok zorlandığı şeyin, istemeden de olsa birini öldürmek zorunda kalma fikri olduğunu söyledi. Elvin Köse ise karakterini tam olarak çalışmalar sırasında değil ‘kara çıktığı zaman’ bulduğunu dile getirdi: "Kara çıktığımızda yani doğanın, dağların ve soğuğun karakterime çok şey kattığını düşünüyorum. Mesela Zeynep’in kendini yıkadığı o sahnede; evet, oynuyorum ama bir yandan da aslında oynamıyorum" Anlattıklarına bakılırsa rol için kendini en çok zorlayan ve en çok zorlanan, general rolündeki Turgay Atalay’dı: "Bu general birçok savaşta vurulmuş, birçok insanı öldürmüş, kirli biri. Pek çok film, belgesel izledim, araştırdım, sonunda yönetmenimize ‘benden ne istiyorsunuz?’ diye sordum. Ondan sonra kendimi yönetmene ve doğaya teslim ettim. Artık diyaloglara bir aidiyetle oynamıyordum; ben bir generaldim! Sadece çok yoruldum. Yönetmenimiz, istediğini almak için çok uğraşıyordu" Güldestan Yüce ise en çok Safiye’den fakat asıl olaraksa kendini doğaya teslim etmekten destek gördüğünü dile getirdi: "Bir hikâyenin içindeyiz ve hikâyenin içindeki kahramanlar başka hikâyeler anlatıyor! Bu filme dair en sevdiğim şey bu. Ama şöyle enteresan bir şey oldu: Filme çalışırken Safiye benimle iletişime geçti, ‘akşamları bana yaz’ dedi. Bir defter tuttum. Hatta bir gün ben çok korkuyordum. Çünkü Mahpare Tanın; şartlar zor olacak, karın içinde olacağız, yükseklere çıkacağız, demişti. Safiye o zaman bana ‘Biz Allah’ın kızıyız Güldestan, bize hiçbir şey olmaz’ demişti. Ama, diğer arkadaşlarımın da söylediği gibi, doğa o kadar güçlü ki... Ben, doğanın bu kadar güçlü olduğunu ve insanın, doğa karşısında bu kadar çaresiz kaldığını bizzat orada deneyimledim. En basitinden; karda ses kayboluyor! Görüş mesafesini kapatmak gibi asla ses duyulmuyor"
28 Ekim 2025 Salı - 09:46
Vali Coşkun: "Cumhuriyet, Türk milletine bırakılmış en büyük emanettir"
Cumhuriyetin kuruluşunun 102. Yıldönümü kapsamında mesaj yayımlayan Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, "Bugün bizlere düşen görev, bu emaneti birlik ve beraberliğimizle daha da güçlendirmek; barış, huzur ve kardeşlik içinde azimle korumak ve ülkemizi gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde teslim etmektir" dedi. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında bir mesaj yayımladı. 29 Ekim’in bir iftihar ve gurur günü olduğunu vurgulayan Vali Coşkun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde aziz milletin zaferle taçlandırdığı milli mücadelenin ardından Cumhuriyetin kurulduğunu belirtti. Cumhuriyetin demokrasi ve milli egemenliğimin en somut kazanımı olduğunu belirten Vali Coşkun, ""Türk milletinin karakterine en uygun yönetim biçimi" olan Cumhuriyet; inançla, fedakârlıkla ve kahramanlıkla yazılmış bir mücadelenin tezahürüdür. Milletimizin bağımsız yaşama iradesinin eseri olan Cumhuriyet; demokrasi ve milli egemenliğimizin en somut kazanımıdır. Cumhuriyet, Türk milletine bırakılmış en büyük emanettir. Bugün bizlere düşen görev, bu emaneti birlik ve beraberliğimizle daha da güçlendirmek; barış, huzur ve kardeşlik içinde azimle korumak ve ülkemizi gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde teslim etmektir. Köklerinden aldığı inanç, birlik ve kararlılıkla her geçen gün daha da güçlenen Cumhuriyetimiz; birçok alandaki hamleleri ile dünyanın yükselen ülkeleri arasında yerini almış, muasırlaşma yolunda önemli mesafeler kat etmiştir. Unutmayın ki Türkiye Cumhuriyeti, sizlerin inancı ve kararlılığıyla ilelebet payidar kalacaktır. Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakan, müreffeh ve güçlü Türkiye ideali; siz gençlerin omuzlarında yükselecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere aziz şehitlerimizi kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Bu büyük bayramın coşkusu ve heyecanı içinde başta Denizlili hemşehrilerim olmak üzere tüm vatandaşlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun" ifadelerini kullandı.
28 Ekim 2025 Salı - 09:37
Olgunlaşma Enstitüsü’nde Cumhuriyet’in 102. yılına özel "bayrak" temalı eserler işlendi
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü, "Köklü Geçmişten Güçlü Cumhuriyete" temasıyla hazırladığı "bayrak" temalı özel çalışmalarını Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında kuruma gelen ziyaretçiler için sergiliyor. Cumhuriyet’in 102. yılı dolayısıyla hazırlanan "bayrak" temalı çalışmalar, ulusun bağımsızlık ruhunu ve kültürel köklerini sanatın diliyle buluşturuyor. Olgunlaşma Enstitüleri, geçmişle geleceği buluşturan kültürel köprüler olarak; geleneksel el sanatlarını çağdaş tasarım anlayışıyla harmanlayıp milli mirası geleceğe taşıyor. Koleksiyondaki her motif, emeği, üretkenliği ve estetik gücü temsil ederken; çalışmalar, milli birlik duygusunu ve kadim el sanatlarının zarafetini aynı potada buluşturuyor. Enstitünün nakış atölyesinde usta öğretici olan Sevim Ayaz, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle çeşitli çalışmaları olduğunu söyledi. Filografi sanatından bayrak çalışmasını yaptıklarını belirten Ayaz, "Bunların hazırlık aşaması desene ve boyuta göre değişiyor. Bir hafta 10 gün süreyle tamamlıyoruz çalışmalarımızı. Teşhir salonumuz var. Gelen misafirlerimize orada sergiliyoruz" dedi. Bakır atölyesinde usta öğretici Emine Güler ise 29 Ekim kapsamında bayrak çalışması yaptıklarını ifade ederek, "Bakıra, tunca, gümüşe işlediklerimiz de var. Yaptığımızı ürünleri teşhir odasında sergilemekteyiz. Bir çalışma en fazla iki gün sürer" şeklinde konuştu. Resim öğretmeni Meral Balkan Tekin de, resim atölyesinde farklı objeler üzerine bağımsızlığın sembolü olan al bayrağı resmettiklerini kaydederek, "Farklı tekniklerde taş ve tuvalin üzerine al bayrağımızı resmetmekteyiz" diye konuştu.
28 Ekim 2025 Salı - 09:32
Olgunlaşma Enstitüsü’nde Cumhuriyetin 102. yılına özel, el emeği göz nuru "bayrak" temalı eserler işlendi
Diyarbakır Olgunlaşma Enstitüsü, "Köklü Geçmişten Güçlü Cumhuriyete" temasıyla hazırladığı "bayrak" temalı özel çalışmalarını Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında kuruma gelen ziyaretçiler için sergiliyor. Cumhuriyetin 102. yılı dolayısıyla hazırlanan "bayrak" temalı çalışmalar, ulusun bağımsızlık ruhunu ve kültürel köklerini sanatın diliyle buluşturuyor. Olgunlaşma Enstitüleri, geçmişle geleceği buluşturan kültürel köprüler olarak; geleneksel el sanatlarını çağdaş tasarım anlayışıyla harmanlayıp milli mirası geleceğe taşıyor. Koleksiyondaki her motif, emeği, üretkenliği ve estetik gücü temsil ederken; çalışmalar, milli birlik duygusunu ve kadim el sanatlarının zarafetini aynı potada buluşturuyor. Enstitünün nakış atölyesinde usta öğretici olan Sevim Ayaz, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle çeşitli çalışmaları olduğunu söyledi. Filografi sanatından bayrak çalışmasını yaptıklarını belirten Ayaz, "Bunların hazırlık aşaması desene ve boyuta göre değişiyor. Bir hafta 10 gün süreyle tamamlıyoruz çalışmalarımızı. Teşhir salonumuz var. Gelen misafirlerimize orada sergiliyoruz" dedi. Bakır atölyesinde usta öğretici Emine Güler ise 29 Ekim kapsamında bayrak çalışması yaptıklarını ifade ederek, "Bakıra, tunca, gümüşe işlediklerimiz de var. Yaptığımızı ürünleri teşhir odasında sergilemekteyiz. Bir çalışma en fazla iki gün sürer" şeklinde konuştu. Resim öğretmeni Meral Balkan Tekin de, resim atölyesinde farklı objeler üzerine bağımsızlığın sembolü olan al bayrağı resmettiklerini kaydederek, "Farklı tekniklerde taş ve tuvalin üzerine al bayrağımızı resmetmekteyiz" diye konuştu.
28 Ekim 2025 Salı - 09:23
Tabyalarda çevre temizliği
Vali Mustafa Çiftçi’nin himayelerinde geçtiğimiz yıl başlatılan "Erzurum Tarihin İzinde Ecdada Vefa Projesi" kapsamında Palandöken Kaymakamlığı ile Palandöken Belediyesi iş birliğinde, kadim şehrin tarihî ve kültürel miraslarından biri olan Aziziye-2 Tabyası’nda bugünlerde kapsamlı bir çevre temizlik çalışması yürütülüyor. Tabyaların çevresinde biriken atıklar toplanıyor, doğal dokuya zarar vermeden yabani ot temizliği yapılıyor ve ziyaretçilerin kullanım alanları düzenleniyor. Erzurum Valiliği tarafından konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "Tarihi simgelerimizden olan tabyaların korunması, gelecek nesillere aktarılması ve çevresinin temiz tutulması yönündeki çalışmalarından dolayı emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" denildi.
28 Ekim 2025 Salı - 09:23
Papa’nın ziyareti öncesi İznik’te tarihi keşif
Papa 14. Leo’nun ziyaret gerçekleştireceği İznik’te yüz yılın keşfi olarak İznik Gölünün tabanında ortaya çıkarılan bazilikanın ardından şimdi de 400 metrekarelik dev taban mozaiği ilk kez keşfedildi. Ekipler büyük bir gizlilik içerisinde devasa mozaikte kazı ve temizlik çalışması yapıyor. Bölgeye kimse yaklaştırılmazken polis ve zabıta 24 saat nöbet tutuyor. O alan dron ile ilk kez İHA tarafından görüntülendi. Bazilika’nın keşfinden sonra İznik’e geleceğini açıklayan Papa Fransuva’nın 21 Nisan 2025 tarihinde vefat etmesinin ardından, 14. Leo ismini alarak Papalığa seçilen ABD’li Kardinal Robert F. Prevost’unda 27 Kasım’da tarihi kent İznik’i ziyaret edeceğini açıklamasının ardından bölgede hem kültürel hem de arkeolojik hareketlilik yaşanmaya başladı. Bu kapsamda İznik Müze Müdürlüğü, 2014 yılında kanalizasyon altyapı çalışmaları sırasında keşfedilen Roma dönemine ait mozaik kalıntılarının bulunduğu alanda çalışmalarını yoğunlaştırdı. Yapılan kazılar sonucunda, tam 400 metrekarelik dev bir taban mozaiği ortaya çıkarıldı. Mozaik, ilk kez görüntülenirken, uzmanlar bu alanın İznik’in kraliçesi olarak bilinen Nicea’ya ait bir sarayın girişi olabileceğini değerlendiriyor. İznik Müze Müdürlüğü’nün Kamusal Alan ilan ettiği bölgede yürütülen çalışmalar, hem yerel halk hem de tarihçiler tarafından büyük ilgiyle takip ediliyor. Mahalle muhtarı Ali Arık, mozaikle ilgili şu ifadeleri kullandı: "Mahallemizde bulunan bu mozaik geniş çaplı olduğu için bakanlığımız el attı. Kazı yapıldı ve güzel bir çalışmayla mozaik gün yüzüne çıkartıldı. İlçemize güzel bir eser ve değer oldu. Bu mozaik Dünya ve İznik açısından çok değerli çünkü çok farklı olduğu söyleniyor. İznik ve mahallemiz adına çalışan ekibe ve bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Bulunan bu mozaik bir saray kalıntısı, yani bir sarayın girişi olduğu düşünülüyor." Arkeologlar, mozaik yapının hem sanatsal hem de tarihi açıdan büyük önem taşıdığını belirtiyor. Papa’nın ziyaretiyle birlikte İznik’in dünya kamuoyunda daha fazla ilgi görmesi bekleniyor.
28 Ekim 2025 Salı - 09:18
Vali Mustafa Çiftçi’nin "Erzurum Kongre Binası" mesaisi
Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi her hafta ilk çalışma gününde Cumhuriyet’in ilanına giden süreçte önemli bir kilometre taşı olan Erzurum Kongresi Binası’nda mesai yapıyor. 2023 yılında Çorum Valiliği görevinden Erzurum’a atanan Vali Mustafa Çiftçi, her pazartesi Erzurum Kongresi’nin yapıldığı tarihi binadaki valilik makam odasında, haftanın ilk gününde mesai yapıyor. Misafirlerini burada kabul ediyor ve tüm resmi işlemleri tarihi kongre binasında yürütüyor. 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum’da toplanan kongre, Kurtuluş Savaşı ve cumhuriyetin ilanı öncesinde Mustafa Kemal’in sivil olarak görev aldığı ilk yer olma özelliği taşıyor. Toplanış şekli bakımından bölgesel olmasına rağmen aldığı kararlar bakımından millî bir kongre olan Erzurum Kongresi’nde, ilk defa geçici bir hükûmetin kurulacağından bahsedildi. 40’tan fazla odası bulunun kongre binası 2011-2013’te onarım gördü. Bir bölümü Erzurum Resim Heykel Müzesi, ikinci katındaki Kongre’nin gerçekleştiği salon ve iki oda ise "Kongre ve Milli Mücadele Müzesi" olarak ziyarete açıldı. Önemli kararlarıyla tarihte değerli bir yere sahip olan Erzurum Kongresi’nin yapıldığı bina bu gün de o izleri halâ içinde barındırmaya ve yaşatmaya devam ediyor. "Her hafta aynı heyecanı yaşamak güzel" Vali Mustafa Çiftçi, Erzurum Kongre Binası’nın tarih içinde önemli ve değerli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, "Haftanın ilk gününe burada başlamak bize de güç veriyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyet kurulacağını ilk defa burada Mazhar Müfit’e ifade ederek not almasını istiyor. Bizler de o günlerin hatırasını yaşatmak ve geleceğe taşımak için böyle bir uygulama başlattık. Misafirlerimizi burada ağırlıyor ve Valilikle ilgili işlemleri Kongre Binamızdan yürütüyoruz. Erzurum Kongresi aldığı kararlar ve Kurtuluş Savaşı’na kattığı anlamla özellikle gençlere iyi anlatılmalı. Bulunduğumuz binanın çok farklı bir atmosferi var. Burası buram buram tarih kokuyor" diye konuştu.
28 Ekim 2025 Salı - 09:14
Aziziye Zaferi’nin 148’inci yıldönümünde Mehmetçik’ten ecdada vefa
Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Aziziye Zaferi’nin 148’inci Yıldönümü vesilesiyle Erzurum’da bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor. Aziziye Zaferi’nin 148’inci Yıldönümü ve Erzurum Valiliği tarafından yürütülen "Erzurum Tarihin İzinde Ecdada Vefa Projesi" kapsamında; 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda kentin savunmasında önemli rol üstlenen Toparlak Tabyası’nda, Erzurum İl Jandarma Komutanlığı; Jandarma Özel Harekât (JÖH) Birlikleri ve Çevre Koruma Timleri tarafından nöbet ve çevre temizliği faaliyeti icra edildi. Faaliyet kapsamında; kültürel ve doğal mirasın korunması, tarih bilincinin yaşatılması ve toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla bir de tanıtım videosu hazırlandı.
28 Ekim 2025 Salı - 08:57
Öğrencilerin ortak eserleri sergilendi
Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim, Heykel ve Mimarlık Bölümü öğrencileri tarafından gerçekleştirilen sergi Cumhuriyet Konferans Salonu Fuaye Alanı’nda açıldı. Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen serginin açılışına Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. İlhan Genç ve Prof. Dr. Ali Öztürk, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kazım Özkan Ertürk, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Sallı Bideci, Resim Bölümü Başkanı Prof. Dr. Lütfi Özden, Heykel Bölümü Başkanı Doç. Dr. Özgür Ballı ile akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. Cumhuriyet Bayramı coşkusunun ve 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü’nün bir arada yaşandığı sergide; Mimarlık Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özlem Sallı Bideci’nin "Yüzüm Cumhuriyet" temalı çalışması, Mimarlık Bölümü öğrencilerinin "Cumhuriyet Mekanları" temalı Cumhuriyet Dönemi mekanlarını ve arşiv bilgilerini içeren mimari plan çalışmaları ile Resim ve Heykel Bölümü öğrencilerinin "Cumhuriyet ve Atatürk" temalı yağlıboya-akrilik boya resim çalışmaları ve üç boyutlu heykel çalışmaları yer aldı. Büyük boyutlu Atatürk rölyefi de serginin en çok ilgi gören eserleri arasında yerini aldı. Katılımcıların takdirini kazanan sergi, ilgi ve beğeniyle takip edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder