KÜLTÜR SANAT
28 Mayıs 2026 Perşembe - 11:14 Mersin’de ‘Naftalin Kokulu Anılar Sandığı’ konseri izleyenleri geçmişe götürdü Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin Kent Konseyi iş birliğinde sahnelenen ‘Naftalin Kokulu Anılar Sandığı Konseri’, nostaljik şarkılar, ritim gösterileri ve tiyatral anlatımlarla izleyicileri geçmişe götürürken, salonda duygu dolu anlar yaşandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ve Mersin Kent Konseyi iş birliğinde Mersin Kent Konseyi Otantika Müzik, Ritim ve Halk Dansları Topluluğu tarafından gerçekleştirilen ‘Naftalin Kokulu Anılar Sandığı Konseri’, geçmişin nostaljik izlerini, ritimler, şarkılar ve gösterilerle sahneye taşıdı. Anılar arasında yolculuğa çıkan izleyiciler, duygusal anlarla dolu unutulmaz bir gece yaşadı. Naftalin kokulu anılar sandığı, geçmişi bugüne taşıdı Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda sahnelenen konserde, müzik, ritim, danslar, görsel sahne tasarımları ve tiyatral anlatım bir araya geldi. Geçmişin sıcaklığı, mahalle kültürü, nostaljik yaşam biçimleri ve unutulmaya yüz tutmuş duygular sanatın ezgileri ile buluşurken, görsel tasarımlar izleyenleri adeta o günlere götürdü. Dönem şarkılarının eşsiz ezgileri dinleyenleri çocukluğuna taşırken, zamanın derinlerinde saklanan anılar da gün yüzüne çıktı. Salonu dolduran yüzlerce insan yer yer duygusal anlar yaşarken, eğlenceli ezgilere ise coşkulu alkışlarla eşlik etti. Dönemin izlerine uygun kostümler, anılara can veren tiratlar, siyah önlüklü çocuklar ve dönem eşyaları konserin havasını yıllar önceye taşıdı. Konserde; ‘Mazi Kalbimde Yaradır’, ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’, ‘Param Yok Pulum Yok’, ‘Sultan-ı Yegah’, ‘Bim Bam Bom’, ‘Unutulur’, ‘Hayat Bayram Olsa’ gibi unutulmaz parçalar, canlı performansla hisleri bir kat daha artırdı. Onlarca ritim sanatçısının uyumlu gösterisi ise izleyenler tarafından dakikalarca alkışlandı. Konser izleyicilerden tam not alırken, bu etkinliklerin devamının gelmesi temennileri sıkça dile getirildi. "Geçmişin sandığını açarak anılarda yolculuğa çıktık" Otantika Müzik, Ritim ve Halk Dansları Topluluğu’nun konser ile anıları tazelediğini vurgulayan Mersin Kent Konseyi Başkanı Alper Girgeç, geçmişin sandığının açıldığını söyledi. Otantika’nın bu alanda büyük farklar oluşturduğunu altını çizen Girgeç, "Bu farkı hem kentimize hem de ulusala taşıyacağız. Harika bir gece yaşattılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Otantika’nın her gösterisinde bunu yaşıyoruz. Koridorlar bile doluyor. Bu demektir ki, artık daha fazla gösteriye çıkmamız ve daha büyük kitlelere ulaşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Mersinlilere çağrı yaparak birçok etkinlikle bir arada olmak istediklerini sözlerine ekleyen Girgeç, "Bizi izlemeye devam etsinler. Önerileriyle, fikirleriyle bizlere destek olurlarsa, çok farklı hikayeler ve anılarla burada onlara sanatı, müziği ve dansı bir arada paylaşacağız" diye konuştu.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 11:04 Çocuk dostu olarak önerilen kitap sayısı 2 bin 354’e ulaştı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocuklara yönelik basılı eserlerin titizlikle incelendiğini belirterek, "Komisyonumuz tarafından listeye eklenen yeni yayınlarla birlikte, 2018 yılından bu yana ’çocuk dostu’ olarak önerdiğimiz kitap sayısı 2 bin 354’e ulaştı" dedi. Bakan Göktaş, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda çalıştıklarını vurgulayarak, bu ilke çerçevesinde koruyucu ve önleyici hizmetler geliştirdiklerini ifade etti. Çocukları dijital dünyanın tehlikelerine karşı korumak, karşılaşabilecekleri risklere karşı farkındalık kazanmalarına yardımcı olmak için büyük bir kararlılıkla çalıştıklarını belirten Göktaş, "Bu kapsamda Bakanlık olarak çocuklarımızı bir yandan dijital ortamların zararlı etkilerinden korumaya diğer yandan da çocuk dostu yayınlarla gelişimlerini desteklemeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. DUY ile bugüne kadar 3 bin 100 içerik hakkında işlem yapıldı Çocukları dijital mecralarda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için içerikleri takip ettiklerini ve olumsuz öğelere müdahale ettiklerini anlatan Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bu kapsamda Bakanlık bünyesinde oluşturduğumuz "Çocuk İçin Dost Uygulamalar" (DUY) ile siber zorbalık, sanal dolandırıcılık, müstehcenlik, zararlı yazılımlar, çocukların yaş düzeylerine göre gelişimine zarar veren içerikler, çocuk hakları ve mahremiyetinin ihlali, sağlık için tehlikeli madde temini, kimlik hırsızlığı gibi çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek zararlı içeriklere müdahale ediyoruz. Riske maruz kaldığı belirlenen çocuklarımıza, yaşadıkları şehrin Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü aracılığıyla ulaşarak, sağlıklı gelişimlerinin temini için gerekli adımları atıyoruz. Ekiplerimiz Çocuk İçin Dost Uygulamalar (DUY) web sitesi ve ihbar hattı ile bugüne kadar dijital mecrada çocuklara yönelik 3 bin 100 zararlı içerik hakkında işlem yaptı." "Çocuk dostu olarak önerdiğimiz kitap sayısı 2 bin 354’e ulaştı" Bakan Göktaş, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda alanında uzman kişiler tarafından oluşturulan çalışma gruplarınca hazırlanan Çocuk Dostu Kitap Listesi’nin de geçen yıllarda kamuoyu ile paylaşıldığını hatırlattı. Çalışma gruplarının, çocukların doğru kitap seçimine önderlik, ailelere de bu konuda rehberlik edecek çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Bakan Göktaş, "Çocuklara yönelik basılı eserler titizlikle inceleniyor. Komisyonumuz tarafından listeye eklenen yeni yayınlarla birlikte, 2018 yılından bu yana ’çocuk dostu’ olarak önerdiğimiz kitap sayısı 2 bin 354’e ulaştı" ifadesini kullandı.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:54 Asırlık ‘Çörek Derme’ geleneğinde yiyecekler paylaşıldı Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde yüz yıllardır sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da binlerce çocuğun katılımıyla yaşatıldı. Mahalle halkının çocuklara ikramlarda bulunduğu etkinlik, dayanışma ve paylaşmanın simgesi oldu. Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yüreğil Mahallesi’nde asırlardır Ramazan ve Kurban bayramlarında sürdürülen "Çörek Derme" geleneği, bu Kurban Bayramında da renkli görüntülere sahne oldu. Mahalle girişindeki Hacı İbrahim Camisi önünde imam Mehmet Ali Polat’ın yaptığı duayla başlayan etkinlikte, çevre mahallelerden gelen çocuklar ellerindeki poşetlerle sokak sokak dolaşarak kek, bisküvi, çikolata, şeker, gazoz, krakerleri topladı. Denizli merkez başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden yoğun katılımın olduğu etkinliğe, Serinhisar’a bağlı Yatağan, Ayaz, Kuyucak ve Kocapınar mahallelerinden de yüzlerce aile çocuklarıyla birlikte katıldı. Mahalle sakinleri ise evlerinin önünde hazırladıkları çikolata, şekerleme, kek, bisküvi, tatlı ve kuruyemişleri çocuklara dağıtarak bayram sevincine ortak oldu. Etkinliğe katılan mahalle sakinlerinden Pamukkale Üniversitesi Öğretim Görevlisi İbrahim Akman, ‘Çörek Derme’nin yalnızca çocuklara yönelik bir etkinlik olmadığını belirterek, gelenek sayesinde uzun süredir görüşemeyen akraba ve dostların bir araya geldiğini söyledi. Akman, dini bayramlarda gerçekleştirilen buluşmanın adeta toplu bir bayramlaşma havasında geçtiğini ifade etti. Çörek Derme geleneğinin köklü bir Oğuz kültürü mirası olduğuna dikkat çeken öğretim görevlisi İbrahim Akman, geçmişte çocuklara börek, badem ve ceviz gibi yiyeceklerin dağıtıldığına dikkat çekti. günümüzde modern yaşamla birlikte ikramların değişse de paylaşma ruhunun aynı kaldığını vurgulayan Akman, özellikle dijitalleşmenin ve bireyselliğin arttığı günümüzde bu tür geleneklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirterek, "Bir kadim Oğuz geleneği olan ‘Çörek Derme’ geleneği, Serinhisar ilçemizde asırladır yaşatılmaya devam ediliyor. Dualarla başlayan etkinlikte köyün alt kesiminde toplanan çocuklar, üst ve iç kesimlere kadar yol boyunca kapıların önüne çıkarılan yiyeceklerden beğendiklerinden istedikleri kadar alabiliyor. Çörek Derme, çocuklara yardımlaşmayı ve sosyalleşmeyi öğreten önemli bir imece kültürü örneğidir. Türk toplumunun yeniden dayanışma ruhunu güçlendirmesi açısından bu geleneklerin yaşatılması büyük önem taşıyor" dedi. Her Ramazan ve Kurban Bayramı sürecinde düzenlenen etkinlik, bu yıl da yüzlerce çocuğa bayram heyecanı yaşatırken, Yüreğil Mahallesi’nde nesilden nesile aktarılan kültürel mirasın canlı tutulmasına katkı sağladı.
Küçükçekmece’de bir ilk: Heykel Sempozyumu başladı
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:25 Küçükçekmece’de bir ilk: Heykel Sempozyumu başladı Küçükçekmece Belediyesi, ilçede ilk kez düzenlenen Heykel Sempozyumu’nun lansman toplantısını Güzel Sanatlar Akademisi’nde gerçekleştirdi. Küçükçekmece’de üreten sanatçının desteklendiği, genç fikirlerin cesaret bulduğu, kamusal alanın sanatla dönüştüğü bir kültür iklimi oluşturmak istediklerini söyleyen Belediye Başkanı Kemal Çebi, "Küçükçekmece’de ilk kez düzenlediğimiz Heykel Sempozyumu’nu geleceğe bırakacağımız kültürel bir miras olarak görüyorum. Heykeller, bir kentin vitrinidir, yaşanmışlığıdır, söylediği sözdür. İnsanlar, yabancı bir kente gittiğinde gördükleri heykelle genelde bir fotoğraf çektirir. Bu mühimdir çünkü bir kentin meydanında yükselen heykel, o kentin neye değer verdiğini anlatır. Binlerce yıllık tarihiyle zaten güçlü bir hafızaya sahip olan Küçükçekmece’nin meydanlarında, sokaklarında kalıcı ve anlamlı izler bırakmak için Türkiye’nin dört bir yanından sanatçıları, üretenleri Küçükçekmece’ye davet ediyorum" diye konuştu. "Bu işin dönüşüm temasıyla örgütlenmesi çok kıymetli" Bağımsız Heykel Sanatçısı Songül Girgin, "Heykel her zaman bir alana ihtiyaç duyar. Özellikle kamusal alanlar. Bu bizim gibi sanatçılar için çok anlamlı duygu ve düşüncelerimizi paylaştığımız düşünsel bir alan. Kamusal alan böyle bir alan sağlıyor bizlere. Bir dönüşüm temasıyla bu sürecin örgütlenmiş olması çok kıymetli. Ekolojik krizin ortasında olan bir dünyada atık heykelin bir sanatçının düşünsel sürecinden geçerek yeniden hayata dönmesi çok güzel. Bu manada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Proje Koordinatörü Nesrin İçer ise, "Yaklaşık 3 yıldır Güzel Sanatlar Akademisi’nde heykel dersleri veriyorum. Son zamanlarda artık bu branşa olan ilginin arttığını gözlemliyorum. Heykeli, Güzel Sanatlar çatısından çıkarıp artık parklara, meydanlara taşıyalım istedik. Bize bu fırsatı veren Sayın Kemal Çebi’ye ve emeklerinden dolayı tüm ekibe teşekkür ediyorum" dedi. Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Proje Koordinatörü Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Eğitmeni ve Heykeltıraş Nesrin İçen, jüri üyeleri Marmara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Tankut ve Bağımsız Heykel Sanatçısı Songül Girgin ile sanatseverler katıldı. Küçükçekmece Heykel Sempozyumu’nun teması dönüşüm oldu. Hurda metal malzemelerin sanatsal bir üretim süreciyle dönüştürülerek, geri dönüşüme katkı sağlanması hedefleniyor. Küçükçekmece Heykel Sempozyumu’na başvurular, 11 Haziran’a kadar devam edecek. Başvuru ve detaylı bilgi için https://heykelsempozyumu.kucukcekmece.istanbul/ web sayfası ziyaret edilebilir.
Mersin’de engeller sanat ve müzikle aşıldı
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:14 Mersin’de engeller sanat ve müzikle aşıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Engelliler Haftası’ kapsamında düzenlenen etkinliklerde engelli bireyler ve aileleri, konserden sergiye, halk oyunlarından ritim gösterilerine kadar birçok etkinlikle bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesinin ’Engelleri birlikte aşacağız’ mottosuyla gerçekleştirdiği programlar renkli görüntülere sahne oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen etkinliklerde, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşama tam ve engelsiz katılımına dikkat çekildi. Kültür Park Amfi Tiyatroda düzenlenen programda Büyükşehir Belediyesi Türk Müziği Orkestrası konser verirken, özel bireyler ve aileleri müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı. El emeği ürünler sergilendi Etkinlik alanında ayrıca Engelsiz Yaşam Parkı ile Engelsiz Yaşam Merkezinde eğitim alan özel gereksinimli bireyler ve ailelerinin hazırladığı el emeği ürünler sergilendi. Sabun, çanta, paspas, dekoratif objeler, duvar süsleri, makrome ürünleri ve seramik çalışmalarının yer aldığı sergi ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Halk oyunları ve ritim gösterileri ilgi topladı Program kapsamında Engelsiz Yaşam Parkından faydalanan bireylerin halk oyunları gösterisi ile Engelsiz Yaşam Merkezi öğrencilerinin ritim performansı da izleyenlerden büyük alkış aldı. Etkinlikler boyunca engelli bireylerin sahnedeki performansları dikkat çekti. "Engelsiz ve erişilebilir bir Mersin için çalışıyoruz" Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürü Fatma Akgün Hörlek, ‘Engelliler Haftası’nı dolu dolu etkinliklerle geçirdiklerini belirterek, çocuklar ve aileleri için konserler, oyun alanları, spor parkurları ve sergiler düzenlediklerini söyledi. Hörlek, "Çocuklarımızın hazırladığı gösterileri sunduk. Hem ailelerimiz hem de çocuklarımız çok mutlu oldu. Engelsiz ve erişilebilir bir Mersin için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Velilerden teşekkür Velilerden Handan Gökdemir, özel gereksinimli bireylerin unutulmamasının kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade ederek, düzenlenen etkinliklerin aileleri umutlandırdığını söyledi. Engelsiz Yaşam Merkezi ve Engelsiz Yaşam Parkının hem çocuklara hem de ailelere katkı sunduğunu kaydeden Gökdemir, Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Velilerden Nuray Sarıdağ ise etkinliklerin çocuklar kadar aileleri de mutlu ettiğini belirterek, "Engelsiz bir şehirde yaşamak bana iyi hissettiriyor" ifadelerini kullandı. Etkinliklere katılan özel gereksinimli bireylerden İhsan Efe Tektaş, arkadaşları ve öğretmenleriyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, "Bu etkinliklerle Mersin’in engelsiz bir şehir olduğunu gösteriyoruz" dedi.
Kültür ve edebiyatın izinde kurulan gönül köprüsü Çameli’de güçlendi
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:37 Kültür ve edebiyatın izinde kurulan gönül köprüsü Çameli’de güçlendi Sivas’tan Denizli’ye uzanan anlamlı proje kapsamında 12 farklı ülkeden öğrenciler Çameli’nin tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetti. Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Harika Afyon, projenin gençler arasında kardeşlik ve kültürel etkileşimi güçlendirdiğini vurguladı. "Sultanşehir Sivas’tan Denizli’ye Kültür ve Edebiyat Yolculuğu" projesi kapsamında Denizli’ye gelen öğrenciler, Çameli’de unutulmaz bir kültür buluşmasına imza attı. Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi ile proje ortaklığı yürüten Sivas Uluslararası Şehit M. Murat Ertekin Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından hayata geçirilen proje çerçevesinde, 12 farklı ülke vatandaşı öğrenciler Denizli’nin tarihi, kültürel ve doğal değerlerini yakından tanıma fırsatı buldu. Mustafa Kutlu temasıyla hazırlanan proje kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerde öğrenciler; edebiyat, kültür, tarih ve medeniyet ekseninde çeşitli etkinliklere katıldı. Denizli’nin farklı ilçelerinde düzenlenen programların en dikkat çekici duraklarından biri ise Çameli oldu. Çameli Kaymakamı Mustafa Çelik, Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan ve beraberindeki heyet tarafından ağırlanan öğrenciler, ilçede sıcak ve samimi bir misafirperverlikle karşılandı. Gerçekleşen buluşmada öğrencilerle yakından ilgilenen protokol üyeleri, Çameli’nin tarihi geçmişi, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve sosyal yaşamı hakkında bilgiler verdi. Öğrencilerle gerçekleştirilen sohbetlerde farklı coğrafyalardan gelen gençlerin Türkiye’ye ve Türk kültürüne duyduğu ilginin memnuniyet verici olduğu ifade edilirken, bu tür projelerin kültürler arası etkileşime önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Program boyunca öğrencilerin büyük bir heyecan ve ilgiyle ilçeyi gezdiği gözlemlendi. Çameli’nin doğal güzelliklerini yakından görme fırsatı bulan öğrenciler; yaylalar, doğal alanlar ve ilçenin tarihi dokusundan oldukça etkilendiklerini dile getirdi. Özellikle bölgenin sakin atmosferi, doğal yapısı ve insanlarının misafirperverliği öğrenciler tarafından takdir topladı. Hatipzade Veli Başer Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Harika Afyon, proje kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerin öğrenciler açısından çok kıymetli kazanımlar sunduğunu belirterek, "Farklı ülkelerden gelen öğrencilerimizin kültürümüzü yakından tanıması, şehirler arasında gönül bağlarının kurulması ve gençlerimizin ortak değerler etrafında buluşması bizim için son derece anlamlı. Bu proje yalnızca bir gezi programı değil; aynı zamanda dostluk, kardeşlik ve kültürel paylaşımın güçlendiği önemli bir eğitim çalışmasıdır" dedi. Müdür Afyon, ayrıca projeye destek veren Çameli Kaymakamlığı, Çameli Belediyesi ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek, kültür ve edebiyat temelli projelerin gençlerin gelişiminde önemli rol oynadığını sözlerine ekledi.
İzmirli sanatçı, uluslararası akordeon festivalinde jüri üyeliği yaptı
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:33 İzmirli sanatçı, uluslararası akordeon festivalinde jüri üyeliği yaptı İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu Şef Yardımcısı Ejder Orkun Kılıç, 6. İstanbul Uluslararası Akordeon Festivali ve 6. İstanbul Açık Akordeon Yarışması’nda jüri üyesi olarak görev aldı. 6-10 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyon, Gönüllü Hizmet Vakfı, Kadıköy Belediyesi ile Kars Eğitim ve Kültür Vakfı sponsorluğunda düzenlendi. Yerli ve yabancı sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilen festivalde, İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğu Şef Yardımcısı Ejder Orkun Kılıç da yarışmanın jüri üyeleri arasında yer aldı. İzmir’den festivale akademik katkı Bosna-Hersek’ten Ukrayna’ya, Azerbaycan’dan Hırvatistan’a uzanan geniş katılımcı profiliyle gerçekleştirilen festival kapsamında konserler, yarışmalar, sunumlar ve gala etkinlikleri düzenlendi. Festivalin gelişim sürecini anlatan "İlk Beş Yıl" başlıklı sunumu gerçekleştiren Ejder Orkun Kılıç, organizasyonun uluslararası boyuta ulaşan yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası sanatçılar aynı sahnede buluştu Festivalin onur konukları arasında Danijela Gazdic-Kljajic, Aisha Dzhasheeva, Subhan Köçerli, Serhii Sapun ve Martina Jembriak yer aldı. Festivalde ayrıca Türkiye’nin başarılı kadın akordeon sanatçıları ile genç müzisyenler de sahne aldı. Akordeon ve körüklü çalgıların farklı kültürlerdeki yansımalarının sahneye taşındığı organizasyon, sanat çevrelerinden de ilgi gördü. Gala konseri yoğun ilgi gördü Festivalin finali ise Kadıköy’de bulunan Kozzy AVM Gazanfer Özcan - Gönül Ülkü Sahnesi’nde düzenlenen "Kafe Türk’te Toy" gala konseriyle gerçekleştirildi. Akorder Dernek Başkanı Aziz Ali Elyağutu’nun sunumuyla gerçekleştirilen gece, farklı ülkelerden sanatçıların ortak performanslarına sahne oldu. Festival kapsamında ayrıca genç müzisyenlerin katıldığı 6. İstanbul Açık Akordeon Yarışması’nın sonuçları da açıklandı.
110 öğrenci aynı anda ders çalışıyor
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:32 110 öğrenci aynı anda ders çalışıyor Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü tarafından şehre kazandırılan kütüphaneler açıldığı ilk günden itibaren öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Cumhuriyet Mahallesinde bulunan kütüphanede aynı anda 110 öğrenci ders çalışıyor. Cumhuriyet Mahallesi’nde, Düzce Bilim Merkezi ve Çocuk Üniversitesi’nin de bulunduğu binanın giriş katında hizmete açılan Fibrobeton Kütüphanesi, 470 metrekarelik kapalı alanıyla aynı anda 110 öğrencinin ders çalışmasına imkan sağlıyor. Modern tasarımı, teknolojik donanımı ve öğrencilerin ihtiyaç duyabileceği konforlu çalışma alanlarıyla dikkat çeken kütüphane, 3 Nisan’dan bu yana öğrenciler tarafından yoğun şekilde tercih ediliyor. Sınavlara burada hazırlanıyorlar Ders çalışmak ve sınavlara hazırlanmak amacıyla kütüphaneye gelen öğrenciler, kütüphanelerin kendilerini motive ettiğini belirterek; Bir arkadaşım buraya gelebileceğimi tavsiye etmişti. Kütüphanelere gitmeyi çok sevdiğimi biliyor. Gerek sınavlara hazırlanan öğrencilerin gerek üniversite öğrencilerinin kütüphaneyi yoğun şekilde kullandığını görmek beni mutlu etti. Benzer hedefleri olan insanlarla aynı ortamda bulunmak çalışma motivasyonumu artırıyor. Kütüphaneyi çok beğendim. Tasarımı oldukça modern, ortam ferah, sessiz ve rahat. Bu bölgede oturuyorum ve YKS’ye hazırlanıyorum. Sınava çok az zaman kaldı. Kütüphanenin açıldığını görünce çok sevindim. Benim için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Sık sık geliyorum. Kütüphanedeki ekipmanların ve kullanılan malzemelerin kalitesi gerçekten çok iyi. Bu da tercih etmemde önemli bir etken oluyor. Huzurlu bir ortamda ders çalışmak güzel. Buradaki atmosfer insanı çalışmaya teşvik ediyor. İnternet erişimi ve sunulan diğer imkanlar da motivasyonu artırıyor. Yeni kütüphanenin açılması çok iyi oldu. Evime de yakın. İçeri girdiğim anda ders çalışma isteğim arttı. Her gün gelip ders çalışıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerinde bulundular.
Necip Fazıl’ın utulmaz eseri "Bir Adam Yaratmak" 90 yıl sonra beyazperdede
15 Mayıs 2026 Cuma - 10:02 Necip Fazıl’ın utulmaz eseri "Bir Adam Yaratmak" 90 yıl sonra beyazperdede Türk edebiyatının usta kalemi Necip Fazıl Kısakürek’in 90 yıl önce kaleme aldığı kült eseri ‘Bir Adam Yaratmak’, başrolünde Engin Altan Düzyatan’ın yer aldığı dev prodüksiyonla beyaz perdeye uyarlandı. Türk edebiyatının en önemli tiyatro eserlerinden biri olarak kabul edilen yapımın ön izlemesi, İstanbul Levent’te gerçekleştirildi. Yönetmen Murat Çeri, yapım ekibi ve basın mensuplarının katıldığı film ön izlemesinde konuşan Yönetmen Çeri, "Her insanın yönetmenin hayatında belli kitaplar önceliklidir. ’Bir Adam Yaratmak’ da benim için bu öncelik sırasında önde olan kitaplardandı. O yüzden hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirmek her şeyden önce insana bir mutluluk veriyor. Düşünen, okuyan, fikreden, bir şeyleri mesele eden herkes eninde sonunda ‘Bir Adam Yaratmak’la tanışacaktır. Önce kitabıyla sonra da filmiyle. Herkes geç kalmadan okumalı ya da izlemeli diyorum" dedi. Necip Fazıl Kısakürek’in 90 yıl önce kalema aldığı "Bir Adam Yaratmak" isimli eseri beyazperdeye uyarlandı. Levent’te bir AVM’nin sinema salonunda "Bir Adam Yaratmak" filminin ön izlemesi gerçekleşti. Ön izlemeye Yönetmen Murat Çeri, Film uygulayıcı yapımcısı Nihat Sönmez ve basın mensupları katıldı. Filmin oyuncu kadrosunda Engin Altan Düzyatan, Altan Erkekli, Deniz Barut, İsmail Hakkı, Hakan Meriçliler, Serpil Tamur, Gülper Özdemir yer aldı. Öte yandan zorlu bir eser olan ’Ölüm Korkusu’ adlı oyununu tamamlayan ünlü tiyatro yazarı Hüsrev’in hikayesi anlatılmaktadır. Hüsrev, yazdığı trajedideki olayların kendi hayatına yansıması ve istemeden işlediği bir cinayetin ardından gerçek ile kurgu arasındaki sınırın silinmesiyle büyük bir ruhsal çöküş yaşar. Ölüm, suçluluk ve varoluş sancıları, onu babasının da sonu olan bir incir ağacının gölgesine sürükler. Yönetmen Murat Çeri, "Her insanın yönetmenin hayatında belli kitaplar önceliklidir. ’Bir Adam Yaratmak’ da benim için bu öncelik sırasında önde olan kitaplardandı. O yüzden hayalini kurduğun bir şeyi gerçekleştirmek her şeyden önce insana bir mutluluk veriyor. ’Bir Adam Yaratmak’ hayalini kurduğum bir eserdi, onu gerçekleştirmiş olduk. Artık edebi eserler eskisi kadar uyarlanmıyor. Necip Fazıl’ın bu eseri 90 yıl sonra sinemaya uyarlandı. Türk edebiyatının çok güzide eserleri var ama bunları sinemaya uyarlamak ya zor olduğundan ya da telif meselesi sıkıntılı olduğundan teşebbüs edilemiyor. Biz buna teşebbüs ettik. Telifinin alınması ayrı zordu, sinema haline getirmek ise ayrı zordu. Oyuncuları buna ikna etmek ve o oyuncuların nasıl oynayacağına dair bir ortak karar oluşturmak da zor oldu. Neticesinde eseri istediğimiz gibi gerçekleştirmiş olduk" dedi. "Bu film sayesinde belki insanlar Necip Fazıl’ın bir eserinden haberdar olmuş olacak" Eskisi kadar kitap okunmadığını belirten Çeri, "O yüzden bu kitaplardan ve bu yazarlardan haberdar olunsun diye bu eserlerin sinema diliyle, görüntüyle hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu film sayesinde belki insanlar Necip Fazıl’ın bir eserinden haberdar olmuş olacak ve Necip Fazıl kitaplarını okuyacak. Bu diğer yazarlar için de geçerli. Çağımız kitap okuyan bir neslin çağı değil, sosyal medya çağı ya da anlık hazların çağı. O yüzden zor olan şey kitap okumak. Sinemayla bunu bir nebze tanıştırdığımız zaman kitaba rağbet artabilir. Film süreci oyuncular için kolay geçti. ‘Bir Adam Yaratmak’ konservatuvarlı oyuncular için bilinen bir eser. Bilinen bir eser üzerinden insanları anlatma çabasına girmiyorsunuz. Kolay bir şekilde onlarla anlaşabiliyorsunuz. Biz de istediğimiz oyuncularla çalıştık. Sinema, edebiyat geleneği olan yerlerde daha çok rağbet görür. Bunlar İran Rusya gibi edebiyat geleneğinin yoğun olduğu ülkeler olabilir. Biz de dünya prömiyerimizi Fecr Uluslararası Film Festivali’nde yaptık. Düşünen, okuyan, fikreden, bir şeyleri mesele eden herkes eninde sonunda ‘Bir Adam Yaratmak’la tanışacaktır. Önce kitabıyla sonra da filmiyle. O yüzden herkes geç kalmadan okumalı ya da izlemeli diyorum" diye konuştu. "Arşivlik bir iş oldu" Uygulayıcı Yapımcı Nihat Sönmez, "Murat Çeri hocamız bana ilk senaryoyu gönderdiğinde ve okuduğumda bayağı etkilenmiştim. Karakterin acısını derinden hissetmiştim ve bu projede olmayı çok istiyordum. Murat Çeri hocamızın ilk filminin de ben uygulayıcı yapımcılığını yaptığım için ortak müşterekte buluştuk ve projeyi aldık. Film, normalde sanat filmi, arthouse bir film; Necip Fazıl gibi büyük bir üstadın elinden çıkmış kıymetli bir eser olduğu için yönetmenimizle arşivlik bir film yapmayı düşündük ve başardık. Gerek yönetmenlik, gerek senarize etmek, gerek eserin ağırlığı, oyunculuklarla beraber yapım tasarım, prodüksiyon, dizayn, tüm ekip el birliğiyle kolektif bir iş yaptı. Filmin değerini gişe olarak, getiri olarak görmüyorum; filmin ömrünün klasikleşmesini ve arşivlere ulaşmasını benimsiyorum. Buna mukabil biz arşivlik bir iş yaptığımızı, başarılı bir iş yaptığımızı, Necip Fazıl Kısakürek gibi büyük bir üstada layık bir iş yaptığımızı düşünüyorum" dedi. "Eser piyesten sinematografiye bence başarıyla evrildi" Eserin dramaturjisiyle ve olay örgüsüyle, sinematografiye evrilmesi zor bir eser olduğunu vurgulayan Sönmez, "Rönesans tabloları ve klasik tablolar ile sahneleri canlandırdık. Ondan sonra filmi biraz daha klostrofobik olmasın diye dışa taşıdık, sahil kenarlarını kullandık, rıhtımlar kullandık. Eser piyesten sinematografiye bence başarıyla evrildi" ifadelerini kullandı.
Kars’ta vatandaş rotayı Doğu Ekspresi’ne çevirdi
15 Mayıs 2026 Cuma - 09:03 Kars’ta vatandaş rotayı Doğu Ekspresi’ne çevirdi Türkiye’nin en çok ilgi gören demiryolu hatlarından biri olan Doğu Ekspresi, bayram tatili öncesinde adeta yolcu akınına uğruyor. Özellikle yüksek uçak ve otobüs fiyatlarından bunalan vatandaşlar, ekonomik olması ve sunduğu eşsiz manzaralar nedeniyle yeniden trene yöneldi. Kars’tan Ankara’ya uzanan unutulmaz yolculukta biletler günler öncesinden tükeniyor. Bayram yoğunluğunun etkisiyle şehirlerarası ulaşım fiyatları rekor seviyelere ulaştı. Kars’tan Ankara’ya uçakla seyahat etmek isteyen bir vatandaş ortalama 3 bin 445 lira ödemek zorunda kalırken, otobüs bilet fiyatları ise yaklaşık 2 bin 100 liraya kadar çıktı. Ancak aynı güzergahta hizmet veren Doğu Ekspresi, sunduğu ekonomik fiyatlarla vatandaşın ilk tercihi haline geldi. Trende kişi başı bilet fiyatları 855 lira ile örtülü kuşetli bin 475 lira arasında değişirken, hem uygun maliyet hem de konforlu seyahat imkanı yolcuları cezbediyor. "Masalsı manzaralar eşliğinde unutulmaz yolculuk" Sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesine geçen Doğu Ekspresi, yolcularına adeta görsel bir şölen sunuyor. Kars’tan hareket eden tren; dağlar, vadiler, tarihi köprüler ve Doğu Anadolu’nun büyüleyici doğası eşliğinde ilerliyor. Özellikle güzergah, yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Fotoğraf tutkunları, sosyal medya içerik üreticileri ve doğaseverler için Doğu Ekspresi artık başlı başına bir seyahat deneyimine dönüşmüş durumda. "Doğu Ekspresi Kars’tan Ankara’ya ulaşan nostalji hat çizmektedir" Doğu Ekspresinin her mevsim yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Kars Turizm Birliği Başkanı Halit Özer, "Doğu Ekspresi olarak hizmetlerine devam eden demiryolu taşımacılığı, bölgemize gelen ve bölgemizden ayrılan insanların uçak ve karayolu maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte daha tercih edilir bir hale geldi. Tabi demiryolu seyahati insanlara ayrı bir keyf katmakta. Bunun temel nedenlerinden bir tanesi yaz aylarında bin bir çiçek örtüsü ve doğal manzaralar eşliğinde Kars’tan Ankara’ya ulaşan nostalji hat çizmektedir. Tabi misafirlerimiz gerek Kars’a gelen ve gerekse Kars’tan ayrılan misafirlerimiz hem demiryolu taşımacılığının güven oluşturması, hem de fiyat politikalarının iyi olması nedeniyle bu rotayı tercih ediyorlar. Doğu Ekspresi halan aktif seferlerine devam ediyor" dedi. "Bayram öncesi biletler kapış kapış gidiyor" Bayram tatili yaklaşırken Doğu Ekspresi’ne olan talep zirve yaptı. Özellikle yataklı ve örtülü kuşetli vagonlarda yer bulmak neredeyse imkansız hale gelirken, birçok seferin biletlerinin günler öncesinden tamamen satıldığı öğrenildi. Yoğunluk nedeniyle bazı vatandaşlar alternatif tarihlere yönelmek zorunda kalırken, tur şirketlerinin düzenlediği Doğu Ekspresi turlarında da doluluk oranlarının yüzde 100’e ulaştığı belirtildi. "Güvenli ve konforlu ulaşım tercihi" Uzun yolculuklarda güvenli ulaşım arayan vatandaşlar için tren seyahati yeniden öne çıkmaya başladı. Bilet fiyatlarının uygun olmasından dolayı vatandaşlar, aileler ve genç gezginler Doğu Ekspresi’ni tercih ediyor. Geniş oturma alanları, rahat uyuma imkanı ve sakin yolculuk atmosferi treni cazip hale getiriyor. "Kars turizmine büyük katkı sağlıyor" Doğu Ekspresi’ne olan yoğun ilgi, Kars turizmine de önemli katkı sunuyor. Özellikle bayram ve kış sezonunda şehre gelen turist sayısında ciddi artış yaşanırken, oteller, restoranlar ve yöresel işletmelerde hareketlilik dikkat çekiyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ziyaretçiler; Ani Ören Yeri, Çıldır Gölü ve tarihi Kars sokaklarını gezerek bölge ekonomisine canlılık kazandırıyor. Vatandaşlar ise artan ulaşım maliyetleri karşısında hem ekonomik hem de keyifli bir alternatif sunan Doğu Ekspresi’nin sefer sayılarının artırılmasını istiyor.
Belgeler konuştu: Erzurum, İzmir’in acısını yüreğinde hissetmiş
15 Mayıs 2026 Cuma - 08:47 Belgeler konuştu: Erzurum, İzmir’in acısını yüreğinde hissetmiş Milli Mücadele yıllarına ışık tutan önemli bir tarihî belge, arşiv çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkarıldı. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir tarafından yürütülen titiz arşiv taramaları esnasında ortaya çıkarılan Osmanlıca belge, İzmir’in işgalinin Erzurum halkı üzerindeki etkisini somut biçimde ortaya koydu. Belgede yer alan; "İzmir’in işgalinin Erzurum ahâlisi üzerinde hâsıl eylediği tesirat ve tesirat-ı azîmeye dair 15. Kolordu Kumandanlığı’na mevrud şifre sureti" ifadeleri, yalnızca bir askerî rapor değil, aynı zamanda Anadolu’nun farklı bölgeleri arasında kurulan güçlü duygusal ve siyasi bağın da yazılı bir delili olarak değerlendiriliyor. "Bu belge, Anadolu’nun ortak vicdanını gösteriyor" Belgeyi inceleyen yazar ve araştırmacı Taner Özdemir, metnin yalnızca tarihî bir kayıt olmadığını, aynı zamanda Millî Mücadele ruhunun nabzını tutan bir belge niteliği taşıdığını vurguladı. Özdemir değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Bu vesika, Anadolu’nun yalnızca coğrafi olarak değil, vicdani olarak da bir bütün hâlinde hareket ettiğini açıkça göstermektedir. İzmir’in işgali haberi Erzurum’da sıradan bir gelişme olarak karşılanmamış, tam aksine büyük bir infial ve derin bir üzüntüye sebep olmuştur. Belgede geçen ‘tesirat-ı azîme’ ifadesi, bu sarsıntının boyutunu anlamak açısından son derece önemlidir." "Milli mücadelenin şekillendiği bir şehir" Özdemir, Erzurum’un o dönemde yalnızca doğunun bir şehri değil, Millî Mücadele bilincinin şekillendiği merkezlerden biri olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam etti: "Erzurum’da hissedilen bu acı, aslında Batı Anadolu’da yaşanan işgalin yalnızca yerel bir mesele olarak görülmediğini ortaya koymaktadır. Bu Anadolu halkının ortak bir gelecek bilinciyle hareket ettiğinin en güçlü göstergelerinden biridir." "Şifreli haberleşme, mücadelenin sinir sistemiydi" Belgede geçen "mevrud şifre sureti" ifadesine de dikkat çeken Özdemir, dönemin iletişim sistemine ilişkin önemli bir değerlendirmede bulunarak: "Bu ifade, haberleşmenin şifreli telgraflar üzerinden yürütüldüğünü açıkça göstermektedir. O günün şartlarında bilgi akışı son derece kontrollü ve stratejik biçimde sağlanıyordu. Erzurum’un bu haberleri yakından takip etmesi, şehrin Millî Mücadele sürecindeki aktif ve bilinçli konumunu göstermektedir" dedi. "Millî Mücadele’nin en güçlü tarafları" Özdemir bu tür belgelerin, yalnızca askerî tarih açısından değil, aynı zamanda toplumsal psikoloji açısından da büyük önem taşıdığını anlatarak şöyle devam etti, "Burada sadece bir işgal haberi yoktur; burada bir milletin aynı acıyı farklı şehirlerde aynı anda hissedişi vardır. Bu, Millî Mücadele’nin en güçlü taraflarından biridir." "Erzurum, Millî Mücadele’nin duygusal merkezlerinden biridir" Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç ise Erzurum’un Millî Mücadele sürecindeki rolüne ilişkin. Özdemir, şehrin yalnızca askerî kararların alındığı bir merkez olmadığını, aynı zamanda halkın duyarlılığıyla şekillenen bir direnç alanı olduğunu vurgulayarak: "Erzurum, Millî Mücadele’nin yalnızca başlangıç noktalarından biri değil, aynı zamanda duygusal merkezlerinden biridir. Burada oluşan hassasiyet, daha sonra alınacak siyasî ve askerî kararların da zeminini hazırlamıştır" şeklinde konuştu. "Tarihî belgeler, ortak hafızayı güçlendiriyor" Ortaya çıkarılan bu belge, araştırmacılara göre yalnızca geçmişi anlatan bir metin değil, aynı zamanda Anadolu’nun ortak hafızasını görünür kılan bir kaynak niteliği taşıyor. İzmir’in işgalinin yalnızca Batı’da değil, Doğu’da da büyük bir yankı uyandırdığı bu vesika ile bir kez daha belgelenmiş oldu. Sonuç olarak bu tarihî kayıt, Erzurum’un Millî Mücadele sürecinde taşıdığı derin hassasiyeti ve Anadolu’nun farklı bölgeleri arasındaki güçlü duygusal bağları ortaya koyarken, işgal haberlerinin nasıl bir millet bilincine dönüştüğünü de gözler önüne seriyor.