KÜLTÜR SANAT
Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı 01 Mart 2026 Pazar - 22:55:40 Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
01 Mart 2026 Pazar - 15:32 Burhaniye’de akademik ve idari personel iftarda buluştu Burhaniye ilçesinde, BAÜN Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesinde akademik ve idari personel İftar Yemeğinde buluştu. Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban’ın ev sahipliğinde, Ramazan ayı dolayısıyla Fakülte Yönetimi tarafından verilen iftar yemeğinde fakülte akademik ve idari personeli bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi yönetimi tarafından verilen iftar yemeğine; Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt ve Prof. Dr. Fatih Satıl, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, Burhaniye MYO Müdürü Prof. Dr. Muammer Bezirgan, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Fakülte Sekreteri Ahmet Özcan BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş ile fakülte akademik ve idari personeli katıldı. Ayrıca Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesinden gelen misafir öğretim elemanları da iftar yemeğinde yer aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştiren manevi atmosferinde gerçekleştirilen iftar yemeğinde katılımcılar aynı sofrada bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlan, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren önemli bir dönem olduğunu belirterek, akademik ve idari personelin bu tür buluşmalarla bir araya gelmesinin kurumsal birlikteliğe katkı sağladığını ifade etti. İftar yemeği, gerçekleştirilen sohbetlerin ardından sona erdi.
Bursa’da tarihi hanlarda yeni dönem: Avlular boşaltılıyor
10 Şubat 2026 Salı - 13:11 Bursa’da tarihi hanlarda yeni dönem: Avlular boşaltılıyor Bursa’nın Osmangazi ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Kozahan’da avludaki masa ve sandalyelerin kaldırılmasına ilişkin kararın detayları netleşmeye başladı. Alınan kararın; anıtlar, vakıflar ve belediye temsilcilerinden oluşan ortak bir kurul tarafından, AFAD ve yangın güvenliği kapsamında hazırlanan teknik bir rapora dayanılarak alındığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, söz konusu rapor doğrultusunda Kozahan avlusunun ilk aşamada tamamen boşaltılması, ardından AFAD ve ilgili uzman ekiplerin alanda incelemelerde bulunması planlandı. Yapılacak değerlendirmelerde, yangın güvenliği, acil tahliye alanları ve muhtemel bir deprem durumunda alınması gereken tedbirlerin ele alınacağı belirtildi. Bu kapsamda ekipler sabah saatlerinde çalışmalara başladı. Avlunun ön bölümünde bulunan masa ve sandalyeler kaldırılırken, uygulamanın aşamalı olarak gerçekleştirildiği gözlendi. Yetkililer, gün içinde arka bölümdeki alanların da tamamen boşaltılmasının planlandığını bildirdi. Kararın, Kozahan’ın tarihi dokusunun korunması ve güvenlik risklerinin ortadan kaldırılması amacıyla alındığı ifade edilirken, masa ve sandalyelerin yeniden yerleştirilip yerleştirilmeyeceği konusunda ise şu an için net bir takvim bulunmadığı aktarıldı. Sürecin, uzman raporları ve yapılacak teknik değerlendirmeler sonrasında şekilleneceği belirtildi. Öte yandan düzenleme, esnaf ve ziyaretçiler arasında da dikkat çekti. Kozahan’a gelen çok sayıda vatandaşın, avlunun boşaltıldığını görerek alandan ayrıldığı gözlemlendi. Özellikle yaşlı ve dinlenme ihtiyacı duyan ziyaretçilerin duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Dün bazı siyasi parti temsilcileri ve mülki amirlerin de Kozahan’a gelerek alanda incelemelerde bulunduğu kaydedildi. Tarihi hanın oturma alanlarıyla birlikte anılan sosyal yapısının, yapılacak değerlendirmeler sonrasında nasıl şekilleneceği merak konusu oldu. Kozahan’da başlatılan bu uygulamanın, teknik raporlar ve alınacak yeni kararlar doğrultusunda önümüzdeki günlerde yeniden değerlendirilmesi bekleniyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, turizm gelirindeki artışa vurgu yaptı
10 Şubat 2026 Salı - 12:26 Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, turizm gelirindeki artışa vurgu yaptı Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Turizm gelirlerinde 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır. 2025 yılında ise turizm gelirimiz 65 milyar 231 milyon dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu rakam, 2017 yılına kıyasla yüzde 109’luk bir artış anlamına gelmektedir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği tarafından Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği ve Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda bu yıl 5’incisi düzenlenen Turizm Yatırım Forumu’na katıldı. İstanbul’da bir otelde düzenlenen forumun açılış konuşmasını yapan Bakan Ersoy, Türkiye’ye dair bilinirlik ve farkındalık oluşturduklarını söyleyerek, "Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin yoğunlaştığı; dengelerin çok kısa sürelerde değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün artık şunu net bir şekilde söyleyebiliyoruz. Türkiye, krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks kazanmış; bu alanda ciddi bir kurumsal tecrübe oluşturmuştur. Söz konusu dayanıklılık, turizm sektörümüz ile yatırım ortamımıza da doğrudan etki etmektedir. Göreve geldiğimiz günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla da ele aldık. Deniz-kum-güneş anlayışının ötesine geçen bir yaklaşımla; kültür ve inanç turizmi, arkeoloji, doğa ve ekoturizm, gastronomi, sağlık ve termal turizm, kongre ve fuar, kruvaziyer ile kış turizmi gibi alanları devreye alarak ülkemize geniş bir ürün yelpazesi kazandırdık. Türkiye’ye dair bilinirlik ve farkındalık oluşturduk. Bütün bu yoğun ve çok yönlü mesai başta nitelikli turist olmak üzere birçok kazanımı beraberinde getirmiş, Türk turizmini birinci lige taşımıştır. Bugün gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz ki turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak olarak belirlediğimiz temel hedefimizin her basamağını emin adımlarla, öncü ve örnek başarı hikayeleri ve rekorlarla tırmanmaya devam ediyoruz" dedi. "Turizm gelirlerinde 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır" Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, 2017 yılında dünyada en çok turist ağırlayan ülkeler arasında 8’inci sırada olan Türkiye’nin, 2024 itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldiğine değinen Bakan Ersoy, "Turizm gelirlerinde ise yine 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır. 2025 yılında ise turizm gelirimiz 65 milyar 231 milyon dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu rakam, 2017 yılına kıyasla yüzde 109’luk bir artış anlamına gelmektedir. Yine 2025’te toplam ziyaretçi sayımız 63 milyon 941 bin kişi olarak kaydedilmiş; turizm gelirinde olduğu gibi ziyaretçi sayısında da yeni bir rekora erişilmiştir. Kişi başı gecelik yabancı turist ortalama harcaması ise 2025 yılında 114 dolar seviyesine yükselmiştir. Bu artış, nitelikli turizm ve yüksek katma değerli yatırım stratejimizin sonuçlarını göstermesi açısından çok önemlidir. Bütün bu veriler, turizm vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz projelerin sahadaki güçlü karşılığını ortaya koymakta; Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte bir turizm ve yatırım ülkesi hâline geldiğini açıkça göstermektedir" diye konuştu. "2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettik" Bakan Ersoy, 2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettiklerini belirterek, "Sosyal medya penceresinden baktığımız da ise resmi ülke hesapları arasında YouTube ve TikTok’ta dünyada birinci, Instagram’da ise ikinci sıradayız. Sahip olduğumuz tüm sosyal medya hesaplarımızda toplam takipçi sayımız 21,9 milyona ulaşmıştır. Turizm bir hikayeye dahil olma, bir duyguyu paylaşma ve bir yaşam tarzını deneyimleme sürecine dönüşmüş durumda. İşte biz de bu farkındalıkla TGA aracılığıyla ’mini dizi’ stratejisini geliştirdik. Hazırlamış olduğumuz reklam filmlerinin yanına hikaye odaklı, sinematik kalitesi yüksek yapımları eklediğimiz bu model, dünya tanıtım tarihinde özgün ve yenilikçi bir yaklaşım olarak yerini aldı. Bu strateji kapsamında bugüne kadar 4 mini dizimizi hayata geçirdik. Bu çalışmaları sürdürerek yeni dizi projeleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 2026 Michelin Rehberi Türkiye seçkisiyle birlikte, Türkiye genelinde Rehber’de yer alan toplam restoran sayımız 171’e, yıldızlı restoran sayımız ise 17’ye ulaşmıştır. Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında, yaklaşık 18 bin konaklama tesisimiz sertifikalandırılmıştır. Bu alanda da Türkiye, dünyada öncü ülkelerden biri konumundadır. 2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettik. Anadolu gibi zengin bir geçmişe sahip coğrafyada müze ve ören yerleri, hem ülkemizin mirasına sahip çıkmak hem de ülkemizin turizmi açısından büyük önem taşımaktadır. Bakanlığımızın titiz çalışmalarıyla 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüslerini de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne ekleyerek varlık sayımızı 22’ye çıkarttık. Müze ve ören yerlerimizi geçtiğimiz sene 34 milyon 836 bin 7 kişi ziyaret etti. Gece müzeciliği de hem kültürel varlığımızın korunması hem de turizmimize pozitif katkı sunan projelerimiz arasında yer almaktadır" şeklinde konuştu. "2026 yılı için belirlediğimiz 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefimiz doğrultusunda çalışmalara başladık" 2026 yılı için 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefleri doğrultusunda çalışmalara başladıklarını söyleyen Bakan Ersoy, " Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul’un iki ikonik tren garı olan kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Böylece İstanbul’umuz iki yeni kültür sanat adası kazanmış oluyor. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ni, müze, tiyatro salonu, konferans salonu, atölyeler, kütüphane ve açık hava etkinlik alanlarını içeren bir kültür merkezi olarak halkımızla buluşturacağız. Çok daha fazla eserin sergilenmesine imkan sağlayacak çağdaş müzecilik anlayışıyla Antalya Müzesi’ni bölgede bir odak noktası haline getireceğiz. Hatay Arkeoloji Müzesi’nin onarım ve yenilenen teşhir tanzimi ile yeniden hizmete açacağız. Bugün Türkiye, küresel turizm politikalarının ve yatırım kararlarının şekillenmesinde söz sahibi olan bir aktör hâline gelmiştir. Bu yetkinliği devam ettirmek için şu ana kadar elde edilen başarıları artık geride bırakıp, geleceğe ve yeni hedeflere odaklanmak zorundayız. Halihazırda 2026 yılı için belirlediğimiz 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefimiz doğrultusunda çalışmalara başladık. Bu hedefe de yine siz değerli paydaşlarımızla omuz omuza vererek ulaşacağımızdan şüphem yoktur" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılarak aile fotoğrafı çekildi. Foruma, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve davetliler katıldı.
Manisalı sağlıkçı, "Eğitim" temalı fotoğraf yarışmasında Türkiye birincisi oldu
10 Şubat 2026 Salı - 11:46 Manisalı sağlıkçı, "Eğitim" temalı fotoğraf yarışmasında Türkiye birincisi oldu Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık teknikeri İsmail Aybey’in eseri, ülke genelinde düzenlenen "Eğitimden Bir Kare" konulu fotoğraf yarışmasında yaklaşık 2 bin eser arasından birinci seçildi. Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde sağlık teknikeri olarak görev yapan İsmail Aybey, ülke genelinde düzenlenen, "Eğitimden Bir Kare" konulu fotoğraf yarışmasında büyük bir başarıya imza atarak Türkiye birincisi oldu. Eğitimin değerine dikkat çekmek, eğitim çalışanlarının fedakârlıklarını görünür kılmak, eğitimcilerin çarpıcı hikâyelerini fotoğraf sanatı aracılığıyla aktarmak ve fotoğraf sanatına ilgi duyan eğitim çalışanlarını desteklemek amacıyla Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) tarafından düzenlenen yarışmanın jüri toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayı ve iş birliğiyle düzenlenen yarışmanın seçici kurulunda, TFSF Başkanı Mehmet Kılıçoğlu’nun yanı sıra fotoğraf sanatçıları Fırat Yurdakul, Feyzullah Tunç, Hamit Yalçın, Mustafa Binol, Ragıp Sarı ve Elif Öztürk yer aldı. Türkiye’nin dört bir yanından gönderilen yaklaşık 2 bin fotoğraf karesi, jüri üyeleri tarafından titizlikle değerlendirilirken, Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık teknikeri İsmail Aybey, "Merkezefendi Cami Yansıma" adlı eseriyle birincilik ödülüne layık görülürken, Aybey’in bayrak isimli çalışması da sergileme ödülü kazandı.
Soğanlı Vadisi’ne ilgi 10 kat arttı
10 Şubat 2026 Salı - 11:44 Soğanlı Vadisi’ne ilgi 10 kat arttı "Kapadokya’nın giriş kapısı" olarak nitelendirilen Soğanlı Vadisi’nde başlatılan projeler sayesinde bölgede yerli ve yabancı ziyaretçi sayısı 10 katına çıktı. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nin gelişimi ivme kazanıyor" dedi. Kayseri İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Soğanlı Vadisi’nde yapılan birçok çalışmanın olduğunu söyledi. Çevre düzenlemeleri, kilise restorasyonu, meydan yürüyüş yolu ve aydınlatma gibi önemli projeleri hayata geçirdiklerini dile getiren İl Müdürü Şükrü Dursun, bu projelerin ardından, Soğanlı Vadisi’nde 1 yılda gelen ziyaretçi sayısında 10 kat artış yaşandığını belirtti. Çalışmaların ve projelerin hız kesmeden devam edeceğini dile getiren Dursun, "Valimiz göreve başladığı dönemden itibaren Soğanlı Vadisi’nde birçok çalışma hayata geçirildi. Orası, Sayın Valimizin gerçekten önemsediği noktalardan bir tanesi. Bakanlığımız, Büyükşehir Belediyemiz ve Yeşilhisar ilçemizde Kaymakamlığımız tarafından farklı projelere de imza atıldı. Orada yapılan birçok noktada çalışmalar var. Meydan düzenlemesi, kilise restorasyonu, meydan yürüyüş yolu ve aydınlatma projeleri gibi birçok proje gerçekleştirildi. Bunlarla da bitmiyor, yeni ve farklı restorasyonlar da yapılıyor. Hazırlıklar yapıldı, gerekli yerlerden izinler de alındı. İnşallah onların da yakın zamanda hayata geçmesi için çalışmalarımız mevcut. Kapadokya Alan Başkanlığı’mız da bölgede gerekli birçok çalışmayı yürütüyor. Bütün bu çalışmalar ve tanıtım faaliyetleri dediğimiz, ilk çalışmalara dönüp baktığımız zaman; daha önce de ziyaret alan bir yerdi, ancak ziyaretçi sayımız şu ankinden çok daha azdı. Bu süreçler açısından, son yılın sonuçlarına baktığımızda aslında iyi bir tanıtım sayesinde Soğanlı’nın birçok kişi tarafından, özellikle şehir içinden ve şehir dışından tanınmasına vesile olundu. O dönemdeki restorasyon çalışmaları ve bu düzenlemelere başlamadan önceki dönemle bugünü kıyasladığımızda, yıllık ziyaretçi sayısında 10 katı aşan bir artış oldu. Eskiden 1 yılda gelen ziyaretçi sayısı, şimdi 10 katını ve daha fazlasını aşmış durumda. Çeşitli Avrupa ülkelerinden, yurt dışından, Orta Amerika ülkelerinden, dünyanın her yerinden gelen insanları görebiliyoruz. Soğanlı’nın hem vadi dokusu hem de oradaki doğal oluşumlar, yerelde ablalarımızın yaptığı Soğanlı bebekleri öne çıkan özellikler arasında" şeklinde konuştu. "Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nin gelişimi ivme kazanıyor" Her geçen gün Soğanlı Vadisi’nde ki gelişimin hız kazandığını dile getiren Şükrü Dursun, Soğanlı Vadisi’nin yakınlarındaki böylelerde de önemli çalışmaların yapıldığını aktardı. Erdemli bölgesine olan ilgin arttığını söyleyerek; "Her geçen gün Soğanlı’nın gelişimi ivme kazanıyor. Ancak Soğanlı’nın dışında da farklı noktalarımız var. Hemen yakınında Başköy var, Güzelöz var, Erdemli Vadisi var. Aslında baktığınız zaman Soğanlı’nın yakınlarında ve çevresinde de çok değerli alanlar bulunuyor. Erdemli Vadisi’nde de çok önemli çalışmalar yapıldı. Valiliğimiz ile birlikte çalışmalar gerçekleştirildi. Erdemli’de yapılan çalışmalar güzel meyveler vermeye başladı. Eskiden sadece bilen kişiler gelirken, şu anda hafta içi ve hafta sonu fark etmeksizin Erdemli’ye turlar giriyor ve bölgeye ilgi giderek artıyor. Oranın da kendine özgü güzellikleri ve doğası var. Buradaki en büyük etkenlerden biri Erdemli’ deki ulaşımdı. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılan bir yürüyüş yolu var. Bu yürüyüş yolu sayesinde, daha önce tek geçişi suyun aktığı bir dere olan alan, doku bozulmadan ulaşılabilir hâle getirildi. Aziz George Kilisesi restorasyonu devam ediyor. Yaz aylarında tanıtımı yapılmıştı. Oradaki süreçte haziran ayında ihale sürecinin başlatılması hedefleniyor. Orası da tamamlandığında birçok ziyaretçiyi ağırlayacağımız bir yer olacak. Gelen ziyaretçilerimizin bu alanları görmeleri için biz de yönlendirme planları yapmak durumundayız. Başköy ve Güzelöz köyü çok fazla değer taşıyan noktalardan bazıları. Amacımız, gelen ziyaretçilerin bölgede vakit geçirme süresini uzatmak. Ne kadar çok uzatırsak, o kadar çok yer görmelerini sağlamış oluruz" dedi.
Mersin Roman Yarışması’nda kazanan ‘Halep Yolu’ oldu
10 Şubat 2026 Salı - 11:22 Mersin Roman Yarışması’nda kazanan ‘Halep Yolu’ oldu Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Mersin Roman Yarışması Ödül Töreni, edebiyatseverleri bir araya getirdi. Yarışmayı, ‘Halep Yolu’ adlı romanıyla Aydoğan Coşkun kazanırken, törende edebiyatın toplumsal hafızaya katkısı ve yeni yazarların desteklenmesinin önemi vurgulandı. Mersin Büyükşehir Belediyesinin, Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA) Edebiyat Kurulu öncülüğünde bu yıl 5.’sini düzenlediği ‘Mersin Roman Yarışması Ödül Töreni’, edebiyatseverleri bir araya getirdi. Ödül töreni kapsamında yazarlar Barış İnce ve Turan Ali Çağlar ile gerçekleştirilen söyleşi, katılımcıların sorularıyla devam etti. Edebiyat üzerine keyifli paylaşımların yapıldığı söyleşinin ardından, ‘Halep Yolu’ adlı romanıyla bu yıl yarışmayı kazanan Aydoğan Coşkun’a teşekkür belgesi ve ödülü, protokol üyeleri tarafından takdim edildi. "Mersin Roman Ödülleri, nitelikli edebiyatın üretimini destekleyen güçlü bir platforma dönüştü" Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak kentin kültür ve sanatla kurduğu bağı daha da güçlendirmeyi önemsediklerini kaydeden Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Tüba Kaya Sanal, "MEDEKA Edebiyat Kurulu öncülüğünde gerçekleştirilen Mersin Roman Ödülleri yalnızca bir yarışma değil, nitelikli edebiyatın üretimini destekleyen, yeni kalemleri cesaretlendiren ve kültürel birikimimize kalıcı katkı sunan güçlü bir platforma dönüşmüştür. Edebiyatın bireysel anlamda olmanın ötesinde, toplumsal hafızayı da güçlendiren bir değer olduğunu düşünüyoruz" dedi. Bu yıl yarışmaya 140 eserle rekor başvuru olduğunu belirten Sanal, "Kimlik bilgilerinden bağımsız, yalnızca edebi niteliği esas alan yaklaşımımız, şeffaflığı ve liyakatı önceleyen yaklaşımımızın da önemli bir göstergesi oldu. Değerlendirme sürecinde emek veren ön seçici kurulumuza ve seçici kurulumuza yürekten teşekkür ediyoruz. ‘Halep Yolu’ adlı eseriyle Mersin Roman Ödülünün bu yılki sahibi olan Aydoğan Coşkun’u da tebrik ediyor, eserinin çok sayıda okuyucuyla buluşmasını diliyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak şehri, romanla, şiirle, sinemayla, müzikle, tiyatroyla ve sanatın bütün disiplinleriyle buluşturmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
ESSİVDER Türk Sanat Müziği Korosu’ndan ‘Sezon Ortası Konseri’ yoğun ilgi gördü
10 Şubat 2026 Salı - 10:29 ESSİVDER Türk Sanat Müziği Korosu’ndan ‘Sezon Ortası Konseri’ yoğun ilgi gördü Eskişehir Sivrihisarlılar Derneği (ESSİVDER) ‘Türk Sanat Müziği Korosu’ ile sezon ortası konserinde sanatseverlerle buluştu. Eskişehir Yunus Emre Kültür Merkezi Konser Salonu’nda gerçekleşen konsere yoğun ilgi gösterildi. 1975 yılında Eskişehir Halk Eğitimi Merkezi Türk Sanat Müziği Korosu’nu kuran ve 50 yıl boyunca aralıksız şefliğini yürüten Erbay, Eskişehir Halk Eğitim Merkezi’ndeki görevini noktaladı. Halk Eğitim Merkezi’nden ayrılmasının ardından çalışmalarını doğup büyüdüğü Sivrihisar’a yönlendirdi. Erbay, Dernek Başkanı İsmail Arslan’ın desteği ile ESSİVDER çatısı altında yeni bir koro kurdu. Bu koro ile konser düzenledi. Konserin ilk bölümünde: Nihavend makamında seçilmiş eserlerden oluşan koro ve solist programı sunuldu. İkinci bölümde ise solo performanslara ağırlık verildi. Gecenin finalini; korodan yetişen ve 21 yıllık öğrencisi olan sanatçı Gülşah Akgül Zafer gerçekleştirdi. Koro Şefi ve Bestekâr Hüseyin Erbay’ın düzenlediği konser, sanatseverlerin ve davetlilerin beğenisini kazandı. Dernek Başkanı İsmail Arslan yaptığı konuşmasında, ‘’Milli kültürümüzün gelecek nesillere aktarılmasında; gelenek göreneklerin, kültür ve sanatın, müziğin önemli bir yeri vardır. Biz de bu anlayışla kültür ve sanat etkinliklerini Eskişehir’de sürdürmekteyiz. Sivrihisar’ın kültür değerlerinin tanıtımı için uğraş vermekteyiz. Büyük Atatürk, ’Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin şikârıdır, avıdır’’ veciz sözünden hareketle kültür ve sanat çalışmalarımızı yoğun biçimde sürdürüyoruz. Müziksever ve sanatsever dostlarımıza konsere katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum’’ dedi. Konser, çiçek ve plâket takdimiyle sona erdi.
Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 09:45 Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında, antik döneme ait bir dere limanı ve rıhtım yapısı ortaya çıkarıldı. Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlendiği ve Roma’dan Cumhuriyet dönemine kadar dört farklı uygarlığın izlerini taşıdığı tespit edildi. 2024 yılında başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yaklaşık 6–8 metre derinlikte uzanan, 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki rıhtım duvarı gün yüzüne çıkarıldı. Bulunan arkeolojik eserler, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını ortaya koydu. Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında antik bir rıhtım yapısı ortaya çıktı. Pazaryeri inşaatının revize edilmesinin ardından başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yapının tarihinin M.Ö. birinci yüzyıl ile M.S. birinci yüzyıl arasına uzandığı belirlendi. 2024 yılında hız kazanan çalışmalarda, rıhtım alanının tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yaptığı belirlendi. Lokal kazılarla başlayan süreçte, duvar yapısının aşağı doğru devam ettiği ve ana duvara dik konumda yeni duvarların bulunduğu tespit edildi. Yaklaşık 8 metre derinliğe kadar inilen kazı alanında çok sayıda arkeolojik buluntuya da ulaşıldı. Dönemsel olarak ciddi tahribatlara uğradığı belirlenen duvarlarda, geçmiş yıllarda dökülen çimentolar sökülerek özgün yapıya zarar vermeyen restorasyon teknikleri uygulanıyor. Güçlendirme çalışmalarının ardından örümler tamamlanıyor ve derz işlemleri yapılıyor, ardından duvarın içindeki harçlı yapının bozulmasıyla oluşan boşluklu alanlara ise hidrolik kireç esaslı enjeksiyon malzemesi ile enjeksiyon imalatı gerçekleştiriliyor. Ticari ilişkileri belgeleyen buluntular ortaya çıktı Kazılar sırasında ön bölümde bulunan ve Kırım yapımı olduğu belirlenen bir kandil, Trabzon’un Kırım ile olan ticari ilişkilerini belgeleyen önemli bir buluntu olarak değerlendirildi. Ayrıca Bizans dönemine ait çanak ve çömlek parçaları da gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını somut verilerle ortaya koydu. Yaklaşık 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğunda olduğu belirlenen rıhtım duvarında, biri kemerli olmak üzere iki kapıya ait izler bulundu. Kapılardan birinin daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilirken, dere limanının işlevi ve kullanım sürecine ilişkin arkeolojik çalışmalar sürüyor. Bir dere limanı olduğu tespit edildi Öte yandan, Arkeolog Vedat Keleş ve Koruma Uzmanı Yaşar Selçuk Şener tarafından yürütülen çalışmalarda Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının dünyada bilinen üç dere limanından biri olduğu tespit edildi. Bu durum, antik dönemde Trabzon’da sadece deniz ticaretinin değil, dere ve iç limanlar üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerin de önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. "Kazılar esnasında birçok buluntuya rastladık" Çalışmalar ile ilgili bilgiler veren İnşaat Mühendisi Beyza Nur Yılmaz, dere limanının dört tane uygarlık gördüğünü belirterek, "Bu liman Kadınlar pazarı inşaatında kazı yapılırken ortaya çıkıyor. Bu liman ortaya çıkınca proje revizeye uğruyor. Limanın ortaya çıkartılması için başlanan kaza çalışmalarında dünyada üç tane bulunan bir limana rastlıyorlar. Yapılan çalışmada buranın bir dere limanı olduğu belirleniyor. Bu limanın serüveninin tarihi M.Ö. birinci yüzyılla M.S. birinci yüzyıl arasında başlıyor. Burası dört tane uygarlık görüyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. Kimsenin bu duvarın ve limandan haberi yoktu. 2024 yılında burada restorasyon çalışması başladı. Normalde kazıları bu kadar genişletmeyecektik fakat lokal kazılar sonucunda baktık ki duvar aşağıya doğru devam ediyor. Ön kotu da aşağıda olduğu için danışman hocalarımız Yaşar Selçuk Şener ve Vedat Keleş önderliğinde bu kazıların ilerletilmesine karar verildi. Bu çalışma hem duvarın topraktan su alıp hasar görmesine engelledi hem de aşağıda bu duvara dik yeni duvarların varlığının keşfedilmesine vesile oldu. Kazılar esnasında birçok buluntuya da rastladık. Müze denetiminde buluntular incelemeye alındı." dedi. "Duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış" 6-8 metre derinliğinde kazıların yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Zemini bulana kadar iniyoruz. Tabii ki duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış. Çimento bu tarz duvarlara zarar veriyor. Çimentolu olan imalatları kaldırıyoruz. Kaldırdıktan sonra güçlendirme yapıyoruz. Dış örgüsünden sonra derzlerini yapıyoruz. Bu işlemlerden sonra duvarın ince hortumlarla boşalan iç kısımlarına hidrolik kireç esaslı enjeksiyon imalatı yapıyoruz. Böylece duvarın içindeki bütün boşluklar doluyor ve duvar kendini daha çok tutuyor ve sağlamlaşıyor. Bu imalat akabinde de kurulla birlikte capping yapmaya karar verdik. Capping duvarın en son aşaması üst kısmına yağmur suyu, toz, kir girmesin ve içindeki yaptığınız imalatları bozmasın diye üstüne bir kapama yapıyoruz. Bu işlem duvarı geleceğe taşıyor" şeklinde konuştu. 2 metre kalınlığında 135 metre uzunluğundaki duvar Trabzon’un ticaretini belgeliyor Arkeolojik kazılarda Kırım yapımı kandil bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Arkeolojik kazılarda ön tarafta bir kandil bulduk. O kandil Kırım yapımı olarak geçiyor. Bu da Kırımla olan ticareti belgeliyor. Trabzon’un ticaretinin Milat’tan önceye dayandığını elimizdeki buluntularla görmüş oluyoruz. Bizans yapımı çanak, çömlekler bulunuyor. Duvar 2 metre kalınlığında. Uzunluğu 135 metre. Duvarda sökümleri ve temizlikleri yaptıktan sonra içine güçlendirmeler yapıyoruz. Duvarda kilit şeklide örümler yapıyoruz ki hem eski hem yeni duvar birbirini tutsun. Enjeksiyon yöntemiyle duvar kompakt bir hale gelmiş oluyor. Çalışmaların ilk zamanlarında kemerli dar bir kapı görünüyordu. Kazılar devam ettikçe iki tane kapı olduğunu düşündüğümüz yapılar olduğunu gördük. Biri kemerli, diğeri ise daha eski döneme dayanan izleri olan bir açıklık . Zamanla kullanımları değiştiği için içleri örülmüş ve kapatılmış. Malzeme alışverişi için kullanılan büyük kapılar olduğunu düşünüyoruz. Duvar her dönem nasıl kullanılmak isteniyorsa ona göre şekillendirilmiş. Kazılarda en alt seviyelerde duvara dik yapılar bulduk. Aslında duvara dik duvarlar bulduk. O duvarların da dükkan veya depolama alanları olduğunu düşünüyoruz. Sonradan onları da yıkmışlar. Sadece kalıntıları var" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 09:43 Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında, antik döneme ait bir dere limanı ve rıhtım yapısı ortaya çıkarıldı. Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlendiği ve Roma’dan Cumhuriyet dönemine kadar dört farklı uygarlığın izlerini taşıdığı tespit edildi. 2024 yılında başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yaklaşık 6-8 metre derinlikte uzanan, 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki rıhtım duvarı gün yüzüne çıkarıldı. Bulunan arkeolojik eserler, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını ortaya koydu. Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında antik bir rıhtım yapısı ortaya çıktı. Pazaryeri inşaatının revize edilmesinin ardından başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yapının tarihinin M.Ö. birinci yüzyıl ile M.S. birinci yüzyıl arasına uzandığı belirlendi. 2024 yılında hız kazanan çalışmalarda, rıhtım alanının tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yaptığı belirlendi. Lokal kazılarla başlayan süreçte, duvar yapısının aşağı doğru devam ettiği ve ana duvara dik konumda yeni duvarların bulunduğu tespit edildi. Yaklaşık 8 metre derinliğe kadar inilen kazı alanında çok sayıda arkeolojik buluntuya da ulaşıldı. Dönemsel olarak ciddi tahribatlara uğradığı belirlenen duvarlarda, geçmiş yıllarda dökülen çimentolar sökülerek özgün yapıya zarar vermeyen restorasyon teknikleri uygulanıyor. Güçlendirme çalışmalarının ardından örümler tamamlanıyor ve derz işlemleri yapılıyor, ardından duvarın içindeki harçlı yapının bozulmasıyla oluşan boşluklu alanlara ise hidrolik kireç esaslı enjeksiyon malzemesi ile enjeksiyon imalatı gerçekleştiriliyor. Ticari ilişkileri belgeleyen buluntular ortaya çıktı Kazılar sırasında ön bölümde bulunan ve Kırım yapımı olduğu belirlenen bir kandil, Trabzon’un Kırım ile olan ticari ilişkilerini belgeleyen önemli bir buluntu olarak değerlendirildi. Ayrıca Bizans dönemine ait çanak ve çömlek parçaları da gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını somut verilerle ortaya koydu. Yaklaşık 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğunda olduğu belirlenen rıhtım duvarında, biri kemerli olmak üzere iki kapıya ait izler bulundu. Kapılardan birinin daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilirken, dere limanının işlevi ve kullanım sürecine ilişkin arkeolojik çalışmalar sürüyor. Bir dere limanı olduğu tespit edildi Öte yandan, Arkeolog Vedat Keleş ve Koruma Uzmanı Yaşar Selçuk Şener tarafından yürütülen çalışmalarda Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının dünyada bilinen üç dere limanından biri olduğu tespit edildi. Bu durum, antik dönemde Trabzon’da sadece deniz ticaretinin değil, dere ve iç limanlar üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerin de önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. "Kazılar esnasında birçok buluntuya rastladık" Çalışmalar ile ilgili bilgiler veren İnşaat Mühendisi Beyza Nur Yılmaz, dere limanının dört tane uygarlık gördüğünü belirterek, "Bu liman Kadınlar pazarı inşaatında kazı yapılırken ortaya çıkıyor. Bu liman ortaya çıkınca proje revizeye uğruyor. Limanın ortaya çıkartılması için başlanan kaza çalışmalarında dünyada üç tane bulunan bir limana rastlıyorlar. Yapılan çalışmada buranın bir dere limanı olduğu belirleniyor. Bu limanın serüveninin tarihi M.Ö. birinci yüzyılla M.S. birinci yüzyıl arasında başlıyor. Burası dört tane uygarlık görüyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. Kimsenin bu duvarın ve limandan haberi yoktu. 2024 yılında burada restorasyon çalışması başladı. Normalde kazıları bu kadar genişletmeyecektik fakat lokal kazılar sonucunda baktık ki duvar aşağıya doğru devam ediyor. Ön kotu da aşağıda olduğu için danışman hocalarımız Yaşar Selçuk Şener ve Vedat Keleş önderliğinde bu kazıların ilerletilmesine karar verildi. Bu çalışma hem duvarın topraktan su alıp hasar görmesine engelledi hem de aşağıda bu duvara dik yeni duvarların varlığının keşfedilmesine vesile oldu. Kazılar esnasında birçok buluntuya da rastladık. Müze denetiminde buluntular incelemeye alındı." dedi. "Duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış" 6-8 metre derinliğinde kazıların yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Zemini bulana kadar iniyoruz. Tabii ki duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış. Çimento bu tarz duvarlara zarar veriyor. Çimentolu olan imalatları kaldırıyoruz. Kaldırdıktan sonra güçlendirme yapıyoruz. Dış örgüsünden sonra derzlerini yapıyoruz. Bu işlemlerden sonra duvarın ince hortumlarla boşalan iç kısımlarına hidrolik kireç esaslı enjeksiyon imalatı yapıyoruz. Böylece duvarın içindeki bütün boşluklar doluyor ve duvar kendini daha çok tutuyor ve sağlamlaşıyor. Bu imalat akabinde de kurulla birlikte capping yapmaya karar verdik. Capping duvarın en son aşaması üst kısmına yağmur suyu, toz, kir girmesin ve içindeki yaptığınız imalatları bozmasın diye üstüne bir kapama yapıyoruz. Bu işlem duvarı geleceğe taşıyor" şeklinde konuştu. 2 metre kalınlığında 135 metre uzunluğundaki duvar Trabzon’un ticaretini belgeliyor Arkeolojik kazılarda Kırım yapımı kandil bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Arkeolojik kazılarda ön tarafta bir kandil bulduk. O kandil Kırım yapımı olarak geçiyor. Bu da Kırımla olan ticareti belgeliyor. Trabzon’un ticaretinin Milat’tan önceye dayandığını elimizdeki buluntularla görmüş oluyoruz. Bizans yapımı çanak, çömlekler bulunuyor. Duvar 2 metre kalınlığında. Uzunluğu 135 metre. Duvarda sökümleri ve temizlikleri yaptıktan sonra içine güçlendirmeler yapıyoruz. Duvarda kilit şeklide örümler yapıyoruz ki hem eski hem yeni duvar birbirini tutsun. Enjeksiyon yöntemiyle duvar kompakt bir hale gelmiş oluyor. Çalışmaların ilk zamanlarında kemerli dar bir kapı görünüyordu. Kazılar devam ettikçe iki tane kapı olduğunu düşündüğümüz yapılar olduğunu gördük. Biri kemerli, diğeri ise daha eski döneme dayanan izleri olan bir açıklık . Zamanla kullanımları değiştiği için içleri örülmüş ve kapatılmış. Malzeme alışverişi için kullanılan büyük kapılar olduğunu düşünüyoruz. Duvar her dönem nasıl kullanılmak isteniyorsa ona göre şekillendirilmiş. Kazılarda en alt seviyelerde duvara dik yapılar bulduk. Aslında duvara dik duvarlar bulduk. O duvarların da dükkan veya depolama alanları olduğunu düşünüyoruz. Sonradan onları da yıkmışlar. Sadece kalıntıları var" ifadelerini kullandı. (OK-EK