KÜLTÜR SANAT
İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu 30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18:55 Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:18 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 Kütahya’da ney geleneği sürdürülüyor Kütahya’da faaliyet gösteren Mevlana Araştırma Kültür ve Sanat Derneği, 2007 yılından bu yana sürdürdüğü ney eğitimleriyle hem Türk musikisini hem de tasavvuf kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Dernekte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, farklı yaş gruplarından ve seviyelerden öğrencilerle düzenli eğitimler gerçekleştirdiklerini söyledi. Aydın, her hafta yapılan derslerde, klasik Türk musikisi repertuarından seçilen eserler üzerinde çalıştıklarını belirtti. Aydın, bu süreçte öğrencilerin sadece teknik anlamda değil, aynı zamanda müzikal ve kültürel açıdan da gelişim gösterdiğini belirtti. Eğitimlerin belirli bir aşamaya ulaşmasının ardından, öğrencilerle birlikte oluşturulan repertuar doğrultusunda konserler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti. Derneğin bugüne kadar birçok öğrenci yetiştirdiğini vurgulayan Aydın, bu öğrenciler arasında üniversitelerde ney hocalığı yapanların, farklı şehirlerde konserler verenlerin ve sanat yolculuğunu profesyonel düzeye taşıyan isimlerin bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirten Aydın, yeni öğrencilerle bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını söyledi. Neyin yalnızca bir enstrüman olmadığını özellikle vurgulayan Aydın, bu sazın derin bir manevi anlam taşıdığını ifade etti. Kamışlıkta yetişen bir kamışın, çeşitli işlemlerden geçirilerek bir enstrümana dönüşmesini anlatan Aydın, bu sürecin insanın olgunlaşma yolculuğuna benzetildiğini belirtti. Neyin içinin boşaltılması, ateşle dağlanması ve şekillendirilmesi gibi aşamaların, tasavvufta insanın nefs terbiyesiyle ilişkilendirildiğini söyledi. Neyin tarihi kökenlerine de değinen Aydın, bu sazın Anadolu’da asıl anlamını Mevlana Celaleddin-i Rumi ile birlikte kazandığını ifade etti. Mevlana’nın Mesnevi adlı eserinin ilk 18 beyitinde neyin, insan-ı kâmilin sembolü olarak anlatıldığını hatırlatan Aydın, bu yaklaşımın yüzyıllardır etkisini sürdürdüğünü belirtti. Neyzen Mustafa Cüneyt Aydın, Türk sanatının önemli bir parçası olan ney ve Türk musikisinin gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmaların artarak devam edeceğini ifade etti. Ney kursuna katılan kursiyerler de neyin insan ruhunu dinlendiren, stres azaltan ve iç huzuru sağlayan bir müzik aleti olduğunu dile getirerek, bu sanatı öğrenmenin kendileri için hem kültürel hem de manevi bir kazanım olduğunu ifade etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 23:14 İslam coğrafyasının renkleri aynı fuarda buluştu Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından düzenlenen fuarda İslam ülkelerinin kültürlerini, geleneksel lezzetlerini ve dayanışma mesajlarını ziyaretçilerle buluşturdu. Yeni Bir Dünya Vakfı tarafından Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen "Ülke Tanıtım Fuarı", İslam coğrafyasının kültürel mirasını, sanatını ve birlik mesajını ziyaretçilerle buluşturdu. 3 Mayıs’a kadar devam edecek fuarda farklı ülkelerin stantlarının yoğun ilgi gördüğü gözlemlendi. Fuarda Filistin standında yer alan Zahir Elbek, Filistin’in köklü bir medeniyete sahip olduğunu belirterek geleneksel kültürlerini tanıtmaya çalıştıklarını söyledi. Elbek, Filistin’e özgü kıyafetlerin ve sembollerin ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ifade ederek, "Filistin çok eski ve kadim bir medeniyet. Yıllardır geleneksel kıyafetlerimiz, kültürümüz, yemeklerimiz ve daha birçok değerimiz var. Kadınlara özel kıyafetlerimiz var, aynı şekilde erkeklerin de geleneksel kıyafetleri bulunuyor. Bizde simgeleşmiş olan atkımız var. Bu artık bir direniş sembolü oldu. Dünyanın birçok yerinde insanlar bu atkıyı takıyor çünkü bu atkı Filistin direnişini anlatıyor" dedi. Filistin kültürünün önemli parçalarından biri olan Debke dansına da değinen Elbek, "Çok güzel bir dansımız var. Debke bizim için çok özel ve çok meşhur bir halk dansıdır" ifadelerini kullandı. "Filistin’de şehitsiz aile yok" Filistin halkının yaşadığı acılara da değinen Elbek, "Filistin’de şehitsiz aile yok. Bizim kültürümüzde bunun çok büyük bir yeri var. Bayrağımızdaki kırmızı şahadeti temsil ediyor. Siyah hüznü, yeşil ise geleceği anlatıyor. İnşallah yakında özgür Filistin’e kavuşacağız" ifadelerine yer verdi. "Kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil" İran standında görev alan Fariba Nazari ise fuarda yer almaktan dolayı heyecan duyduğunu belirtti. İran kültürünün çok geniş olduğunu ifade eden Nazari, "İran İslam Cumhuriyeti’nin resmi dini İslam’dır ancak dinimizi ve kültürümüzü tek kelimeyle anlatmak mümkün değil. Bu savaşta zulme karşı boyun eğmeyeceğimizi göstermiş olduk. İslam’ın ilk şartlarından biri zulme boyun eğmemektir. Bizim halkımız ve devletimiz bunu dünyaya gösterdi. Savaştan kalan eserleri anlatmaya çalıştık. Okullardan kalan kalıntılar, çocukların eşyaları ve çeşitli karikatürler savaşı bize anlatıyor. Çok can yakıcı şeyler ama bir taraftan da zafer bizimdir. Çok şükür kazandık" diye konuştu. "Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik" Nazari, ABD ve İsrail ile olan savaş sürecinde İslamiyet’in kendilerine güç verdiğini belirterek, "Ben gerçekten bunu Müslüman olmamıza bağlıyorum. Yoksa böyle bir savaşı kazanmak imkansızdı. Biz inandık, mücadele ettik ve devam ettik. Kültürel mirasımız oldukça zengin ama bu stantta daha çok savaşta nasıl ayakta durduğumuzu ve nasıl kazandığımızı anlatmaya çalıştık. Herkesi buraya davet ediyorum. Bizim standımızı ve diğer İslam ülkelerinin stantlarını gezsinler. Eminim ki bende oluşan bu duygu onlarda da olacaktır" değerlendirmesinde bulundu. "Farklı kültürler görmeyi seviyorum" Fuara gelen ziyaretçilerden Hatice Yıldız ise etkinliği billboard reklamlarında gördüğünü belirterek, "Hacı Bayram’a gidiyordum, orada denk geldim. Zaten böyle festivalleri çok severim. Değişik insanlar ve farklı kültürler görmeyi seviyorum. Malezya standında farklı tatlar denedik. Küçük kuşlardan yapılan bir yemek yedim. Değişik geldi bana. Tavuk eti yeriz ama onu hiç yememiştim. Hepsini gezmeye çalışıyorum ama daha gezemediklerim de var. Yaşadığın sürece gezip göreceksin. Çeşit çeşit insanlar ve kültürler tanıyacaksın. Dünyanın tadı böyle çıkar. Yiyeceksin, içeceksin, gezeceksin" cümlelerine yer verdi.
Modifiye tutkunları Sincan Park’ta buluştu
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:49 Modifiye tutkunları Sincan Park’ta buluştu Sincan’da düzenlenen "Otomobil Festivali" otomobil meraklılarını bir araya getirdi. Modifiye tutkunlarının yoğun ilgi gösterdiği festivalde araçlar güzellik ve desibel kategorilerinde yarıştı. Yarışma sonrası dereceye giren araç sahiplerine, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan tarafından ödül takdim edildi. Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen Sincan Otomobil Festivali’ne otomobil tutkunları yoğun ilgi gösterdi. Türkiye’nin farklı illerinden gelen yüzlerce modifiyeli araç Sincan Park’ta buluştu. Güzellik ve desibel kategorilerinde yarışan araçlar ve sahipleri ödüllerini Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’ın elinden aldı. "Serin Hava ve Yağmura Rağmen Sincan Park Dolup Taşıyor" Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, yaptığı konuşmada festivale gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: "Serin havaya ve yağmura rağmen 2 gündür burası dolup taşıyor. Burada daha önce hiç olmayan bir şey yaptık. Modifiye ve otomobil aşıkları hep burada. Bende sizin neşenize ortak olmak için buradayım. Festivalimizde çok sayıda ve her şekilde modifiye edilmiş araçlar var. Ses sisteminden, motorundan, kaportasına kadar çok farklı kategorilerde de yarışmalar oldu. Dereceye giren arkadaşlara kupalarını takdim ettik. Gençlerin festivale büyük ilgisi var. Bir aracın ne kadar modifiye edilebileceğinin cevabını burada rahatça bulabilirsiniz. Gerçekten, çok güzel bir organizasyon oldu. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum." "Modifiye Konusunda Gençlere Yol Göstermek İstiyorum" Yapılan yarışmada "Avrupa Güzellik Birincisi" seçilen modifiye tutkunu Bülent Atasoy: "Festivale Hatay’dan geldim. Genellikle Türkiye’de yapılan araç güzellik yarışmalarına katılıyorum. Çoğu yarışmada ya birinci oluyorum ya da dereceye giriyorum. Burada düzenlenen yarışmaya da katıldım ve birinci oldum, ödülümü aldım. Modifiye konusunda gençlere yol göstermek istiyorum. Bu gibi organizasyonların bütün illerde olmasını bekliyorum. Bize bu alanı açtığı, araçlarımızı insanlara tanıtma fırsatı sunduğu için Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’a çok teşekkür ediyorum" dedi.
Mardin’in beyaz toprakla mayalanan meşhur üzüm pekmezi coğrafi işaret yolunda
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:43 Mardin’in beyaz toprakla mayalanan meşhur üzüm pekmezi coğrafi işaret yolunda Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı kırsal mahallelerde mazrone ismi verilen üzümden yapılan ve beyaz toprakla mayalanan meşhur pekmez, şifası ve lezzetiyle mutfakların vazgeçilmezi oluyor. Kış aylarında sofraların vazgeçilmezi olan pekmez, üzüm hasadı ile kazanlarda kaynamaya başladı. Türkiye’nin en fazla üzüm bağı bulunan Mardin’de bağ bozumu ile dallardan toplanan üzümler, zorlu ve uğraş isteyen çalışmanın ardından pekmeze dönüşüyor. Mazrone üzümü şırasından oluşan şifa kaynağı pekmez için Türkiye’nin birçok ilinden siparişler alınıyor. Mardin bölgesinde bu sene kuraklıktan dolayı verimin düşük olduğunu belirten çiftçiler, fiyatların da geçen seneye göre yüksek olduğunu dile getirdi. Mazıdağı Kaymakamlığı ve Mazıdağı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından mazrone üzüm pekmezi coğrafi işareti için başvuru yapıldığı ve onay aşamasında olduğu öğrenildi. Yetkililer, tescil sürecinin tamamlanmasıyla birlikte mazrone üzüm pekmezinin hem yerel ekonomiye katkı sağlayacağını hem de uluslararası pazarda tanınırlığını artıracağını belirtti. Mazıdağı’ndaki üreticiler de bu gelişmeden memnun. Pekmez üreticileri, coğrafi işaretin sadece bir belge olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. ’’50 yıldır pekmez kaynatıyorum’’ Mazıdağı mazrona üzümünün genetiği değiştirilmemiş bir üzüm çeşidi olduğunu belirten üzüm üreticisi Faruk Titiz, "Bu üzüm, Sümerlerden beri aynı üzüm, biz Mazıdağı mazrone üzüm pekmezini kaynatmayı yüzyıllardır sürdürüyoruz. Ben de rahmetli dedem ve ninemle birlikte çocukluğumdan beri bu işin içerisindeyim. Yani yaklaşık olarak diyebilirim ki 50 yıldır her sene pekmez kaynatıyorum. Mazıdağı pekmezi, mazrona üzümünden elde ediliyor. Mazrone üzümü bağlardan toplandıktan sonra özel çizmeleri giyip ayakla eziyoruz. Daha önce mekanizasyon denendi; makineyle sıkma işlemi denendi ancak üzümün posası da ezildiği için acımtrak bir tat bıraktı ve kalitesini bozdu. Bu yüzden makineden vazgeçtik ve tekrar ayakla ezmeye devam ediyoruz. Üzüm ayakla ezildikten sonra elde edilen şıra, beyaz toprakla mayalanır. Beyaz toprağın özelliği şudur bazik özelliklidir ve Mazıdağı’nda otoyollardan, tarım alanlarından uzak alanlardan elde edilir. Bu da toprağın tarım ilaçlarıyla kirlenmemiş olmasını sağlar. Bu detay oldukça önemlidir. Beyaz toprak, hem köpürerek şıranın içindeki kir ve pası dışarı atar, böylece berrak bir şıra elde edilir. Ayrıca bazik olduğu için meyve asidinin PH’ını düşürür. Böylece boğazı yakan o acı, yakıcı tat çıkmış oluyor. Büyük kazanda bir süre kaynayıp köpürdükten sonra, kirleri attıktan sonra küçük kazanlara alınır. Mazıdağı’ndaki ormanlık alanlardan elde edilen mazi odunu ile saatlerce kaynatılır. Yaklaşık 4–5 saat boyunca, 400 derecede kaynıyor. Kıvamını yakalayınca soğumaya alıyoruz. Burada bahsetmek istediğim bir diğer konu, pekmezin kaynadığı metal kaplardır. Daha önce bakır kaplarda kaynatıyorduk şimdi artık bakır kaplardan vazgeçtik. Çünkü her sene bakır kapların kalaylanması gerekiyor ve artık kalay ustası bulamadığımız için alüminyum kaplara geçtik. Alüminyum kaplar da aynı işi çok güzel yapıyor. Kalay ihtiyacı da olmuyor. Ayrıca bu kapların dış yüzeyleri tamamen çamurla sıvanır. Bunun sebebi, ateşin yakıcı özelliği metal ile doğrudan temas etmemesidir. Böylece metalden pekmeze geçebilecek muhtemel partiküllerin böylece önüne geçilmiş olur. Mazı odununun ateşi harareti çok yüksek olduğu için, direkt metalle temas etmemesi için dış yüzeyin çamurla sıvanması önemlidir. Mardin, Diyarbakır, Viranşehir ve Şanlıurfa çevresinde Mazıdağı pekmezi olduğu sürece başka pekmez satılmaz. Şu anda da Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa’nın bu taraftaki ilçelerinde ’Mazıdağı mazrona pekmezi’ deyin, fiyatı ne olursa olsun kimse fiyatına bakmadan eldeki bütün malı alır. Çok rağbet gören bir üründür. Türkiye’nin çeşitli illerine, otobüslerle, kargolarla gönderdiğimiz müşterilerimiz var. Ürünümüz oldukça yoğun talep görüyor. Bu yılki verim ise kuraklıktan dolayı düşük oldu. Geçen seneki rekoltenin yaklaşık beşte biri kadar. Mart ayının sonunda dolu vurdu, don oldu. Ayrıca geçen senenin sonbaharından bu yana hemen hiç yağmur yağmadı. Bu nedenle rekolte çok düşük oldu. Şu anki pekmezi de damlarımızda kurduğumuz sulama sistemi sayesinde sulama yaparak kurtarabildik. Mazıdağı Kaymakamlığı ve Mazıdağı Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle coğrafi işaret talebimiz var. Bu talebimizi yetkililere ilettik, gerekli çekimlerimizi ve bilgilendirmelerimizi yaptık. İnşallah coğrafi işaretimizi de alıp Mazıdağı’mıza bir değer kazandırmış olacağız" dedi.
’Gözlerimin önünde’ 21 yıl sonra Bursa’da
13 Ekim 2025 Pazartesi - 11:11 ’Gözlerimin önünde’ 21 yıl sonra Bursa’da Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türk sanatının öncü isimleri Nasip ve Nuri İyem’in eserlerini 21 yıl sonra ‘Gözlerimin Önündesin’ sergisinde bir araya getirerek sanatseverlerle buluşturdu. 21 yıl sonra düzenlenen önemli sergi Sanat tutkusuyla ortak bir hayat kuran ve uzun yıllar süren evlilikleri boyunca yan yana yürüyen Nasip İyem ile Nuri İyem, birbirlerine duydukları aşkla, çağdaş duruşlarıyla ve toplumun gerçekliğini gözler önüne koyan eserleriyle öncü figürler oldu. 2005’te hayatını kaybeden Nuri İyem ve 2011’de hayatını kaybeden Nasip İyem’in eserleri, 2004’teki son ortak sergilerinden 21 yıl sonra ilk kez ‘Gözlerimin önündesin’ başlıklı sergide bir araya geldi. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından EVİN iş birliğiyle Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan sergi, Anadolu’nun kültürel birikiminden beslenen ve kendi alanlarında Türk sanatına yön veren iki sanatçının bireysel üsluplarını, ortak duyarlılıklarını ve kesişen üretimlerini görünür kılıyor. Sergi, 30 Kasım 2025 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. "Sergiyi kentimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz" Küratörlüğünü Yasemin Bay’ın üstlendiği sergide, Nasip İyem’in seramik ve pişmiş toprak eserleri, Nuri İyem’in resimleri ve çiftin yaşamlarına ışık tutan aile fotoğraflarının yanı sıra Türkiye’nin önemli özel koleksiyonlarından eserler de yer alıyor. Serginin açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, "Sanat, nesiller arasında köprü kuran, geçmişi bugüne taşıyan bir hafızadır. Aramızdan ayrılışlarının üzerinden geçen yıllara rağmen onların izleri hala taze. Bu sergide yer alan her eser, iki sanatçının birbirine duyduğu güvenin, sadeliğin ve samimiyetin ifadesidir. Sanatçılarımızın eserlerinde sadece estetik değil, insanın kendine ayna tutan bir hakikat arayışı da vardır. Bu sergiyi kentimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz" dedi.
Litvanyalı turistler tarihi köye hayran kaldı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:58 Litvanyalı turistler tarihi köye hayran kaldı Antalya’nın Akseki ilçesine bağlı tarihi Sarıhacılar köyü, İpek Yolu üzerinde düzenlenen kültür ve doğa yürüyüşleriyle yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Antalya’nın Akseki ilçesine bağlı tarihi Sarıhacılar köyü, Litvanya’dan gelen turist kafilelerinin yeni gözdesi oldu. Turizm firmaları tarafından düzenlenen kültür turları kapsamında köyü ziyaret eden Litvanyalı turistler, tarihi camiyi, düğmeli evleri ve İpek Yolu güzergâhını gezerek geçmişle iç içe bir gün geçirdi. Köyün taş ve ahşaptan yapılmış düğmeli evleri ile yüzlerce yıllık geçmişe sahip camisini hayranlıkla gezen Litvanyalı turistler, rehberlerden köyün tarihi ve mimari özellikleri hakkında bilgi aldı. Ziyaretçiler, özellikle Osmanlı döneminden günümüze ulaşan evlerin dokusunu korumasına ve İpek Yolu üzerindeki eski ticaret kültürüne büyük ilgi gösterdi. Sarıhacılar halkı ise Litvanyalı misafirlere yöresel ürünlerden oluşan köy kahvaltısı ikram ederek sürpriz yaptı. Gözleme, pekmez, reçel, keçi peyniri ve doğal baldan oluşan kahvaltı, turistlerden tam not aldı. Turistlerin her birine yörenin ada çayı hediye edildi. Köyü gezen Litvanyalı turistler, Sarıhacılar’ın doğal güzelliği ve misafirperverliğinden etkilendiklerini belirterek, "Kendimizi geçmişin içinde bir film sahnesinde gibi hissettik" dedi. Lüftanyalı turistlerden oluşan 50 kişilik bir grup, kültür ve doğa turu kapsamında Sarıhacılar’a gelerek hem tarihi hem de doğal güzellikleri yerinde görme fırsatı buldu. Osmanlı döneminden kalma cami ile geleneksel köy evlerini ziyaret eden turistler, ardından tarihi İpek Yolu’nun bir bölümünde yürüyüş yaptı. Tur rehberi ve firma sahibi Mustafa Erkut, 9 yıldır bölgeye turist getirdiğini belirterek, "Bu yıl 10. yılımız olacak. Her geçen yıl artan bir grafik görüyoruz. Geçen sene Türkiye genelinde 30 bin Litvanyalı turisti ağırladık. Özellikle köy, kültür ve doğa turizmine büyük ilgi gösteriyorlar" dedi. "Köy halkı bizi kahvaltı ile karşıladı" Erkut, Sarıhacılar halkının misafirperverliğini anlatarak, "Bugün sağ olsun köy halkı bizleri çok güzel bir kahvaltıyla karşıladı. Yöresel incir reçellerinden, pişilerden, yufkalardan yedik. İnanılmaz samimi bir ortam vardı. Hatta bir turistimiz, ‘Böyle bir ortamı parayla hiçbir yerde bulamam,’ dedi. Bu sözleri duymak insanın bu işe olan sevgisini artırıyor" ifadelerini kullandı. "Düğmeli evler turistleri etkiliyor" Turistlere köydeki geleneksel düğmeli evlerin tarihini ve mimarisini de anlattıklarını belirten Erkut, "Evlerin ahşap ve taş karışımı yapısı onları çok etkiliyor. ‘Bu kadar taş var, nem olmaz mı?’ diye soruyorlar. Ben de ‘İşte o yüzden bu ağaçlar evin nefes almasını sağlıyor,’ diyorum. Bu açıklama onları şaşırtıyor. Normalde burada 1,5 saat kalıyoruz ama bugün sanırım 3 saatten çıkamayacağız. Çünkü çok mutlular, ben de onların keyfini bozmuyorum." diye konuştu. "Bu yıl 82 tur düzenledim" Bu yıl Sarıhacılar köyüne 82’nci turunu gerçekleştirdiğini ve yaklaşık 12 bin Litvanyalı misafir getirdiğini belirten rehber Erkut, Sarıhacılar’ın kendisi için özel bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, "Çok köy gezdim ama buradaki doğallığı hiçbir yerde yakalayamadım. Diğer köylerde modernleşme başlamış, yeni yapılar, internet, pimapenli evler var. Ama burada öyle değil. Burada her şey doğal haliyle korunuyor. Beton yapı girmemiş muhteşem bir köy. Bu doğallık hem bizi hem de turistleri büyülüyor. İlk kez gelen herkes adeta buraya aşık oluyor. İnşallah bu doğallık hep böyle korunur." dedi. Litvanya’dan gelen turist Robertas Matusevıcıus, ilk defa böyle bir dağ köyünü ziyaret ettiğini belirterek, etrafın kayalık yapısı ve köy evlerinin farklı mimarisinin kendisini çok etkilediğini söyledi. Camiye hayran kaldığını, içindeki atmosferin caminin ne kadar eski olduğunu hissettirdiğini ve burada duygusal anlar yaşadığını ifade etti. "Tekrar geleceğim" Köyde verilen kahvaltı ve köy halkının misafirperverliği de Robertas’ın beğenisini kazandı. Daha önce tatmadığı incir reçelini ve köy ekmeğini denediğini, peynirlerin özellikle keçi peynirinin çok lezzetli olduğunu dile getirdi. Ziyaretin unutulmaz bir anı olduğunu belirten turist, en kısa zamanda tekrar gelmek istediğini söyledi. "Türkiye’ye 12 kez geldim fakat buradan çok etkilendim" Köyü ziyaret eden Litvanya’lı turist Ingrıda Yaıcıulyte ise, daha önce 12 kez Türkiye’ye geldiğini ancak ilk kez bu kadar otantik bir köy gördüğünü belirterek, "Gerçekten çok etkilendim. Burada yapılan kahvaltıda tattığım lezzetleri daha önce hiç yememiştim. Özellikle köy halkının hazırladığı pişi, reçeller ve yöresel kekik çayı çok hoşuma gitti. Hatta yanımda kekik çayı da aldım. Bundan sonraki Türkiye ziyaretlerimde de bu tarz yerleri gezmeye devam edeceğim" dedi. Köy halkından Fatma Genç, bu yıl Sarı Aşılar köyüne Litvanyalı grupların özel bir ilgisi olduğunu belirtti. Son yıllarda Litvanyalılardan yoğun katılım olduğunu, ancak bu yıl ziyaretlerin daha da arttığını ifade eden Genç, 2025 yılında yaklaşık 12 bin Litvanyalı misafirin köyü ziyaret ettiğini söyledi. Fatma Genç, "Misafirlerimiz köyümüzden, özellikle tarih ve kültürümüzden çok memnun ayrılıyorlar. Bugün onlara bir sürpriz hazırladık, yöresel kahvaltıda misafir ettik. Yufka ekmeğimiz, peynir çeşitlerimiz ve köyümüzde yetişen kekik ile ada çayımızı ikram ettik. Hepsi çok beğendi, çok mutlu oldular. Biz de çok mutlu olduk. İnşallah gelecek sene daha da kalabalık olarak tekrar bekliyoruz" dedi. Kültür turlarının önümüzdeki aylarda da devam edeceği, Litvanya’dan yeni kafilelerin bölgeye geleceği öğrenildi.
Elazığ Kent Müzesi’nde dinozor sürprizi: Ziyaretçiler gözlerine inanamadı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:52 Elazığ Kent Müzesi’nde dinozor sürprizi: Ziyaretçiler gözlerine inanamadı Elazığ Kent Müzesi’ne dinozor kostümüyle gelen 17 yaşındaki lise öğrencisi, ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Çocuklar hem fotoğraf çektirdi hem de Elazığ yöresine ait alanda, dinozorla birlikte halay çekti. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen Elazığ Kent Müzesi, şehrin geçmişine ışık tutan eserleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Eski Valilik Konağı’nda oluşturulan müze, Cumhuriyet dönemi objeleri, geleneksel el sanatları, Harput kültürü, Elazığspor köşesi ve tematik alanlarıyla ziyaretçilerini geçmişe götürüyor. Kent Müzesi, bu kez sıra dışı bir ziyaretçiyi ağırladı. Dinozor kostümü giyen 17 yaşındaki lise öğrencisi Arda Karaboğa, müzeyi gezmeye gelince hem çocukların hem de büyüklerin ilgisini topladı. Müze ziyaretine gelen vatandaşlar, dinozor kostümlü genci görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Özellikle çocuklar, dinozorla hatıra fotoğrafı çektirip Elazığ yöresine ait alanda halay çekti. Müzeyi gezmeye gelen Elif Naz Gündoğdu, "Bugün Elazığ’daki müzemizi ziyarete geldim. Gezdim, eski zamanı andırıyor. Bizi çok duygulandırdı, çok güzel. Atatürk ile ilgili şeyler de vardı. Dinozor da çok güzeldi, beğendim. Çok komik olmuş, çok güzeldi ve dikkat çekti" dedi. Bir diğer ziyaretçi Ahmet Eren Öğretmen, "Öncelikle bu müzeyi yapan ve katkısı geçen herkese çok teşekkür ederim. Hayatımda görmediğim eski şeyleri burada görüyorum. Mesela okul üniforması, birçok tarihi şey görüyorum. Hayatımda ilk defa böyle bir dinozor gördüm. Dinozoru görmem biraz şaşırttı. Sosyal medyada görüyordum ama çok şaşırdım" ifadelerini kullandı. Dinozor kostümüyle müzeyi gezen Arda Karaboğa ise "Lise öğrencisiyim. Elazığ’da hiç aktivite olmadığını gördüm. Ondan sonra dinozor kostümünü sipariş ettim. Etrafta çocukları eğlendiriyorum ve müzeleri geziyorum. İlk defa bu müzeye geldim ve çok güzel bir müze. Tarihimizi öğreniyoruz. Elazığspor’un geçmişini öğreniyoruz. Gençlere çok iyi bir örnek olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Beni gören herkes seviniyor, şaşırıyor. Böyle dinozoru ilk defa görüyorlar. Fotoğraf çekiniyoruz, mutlu oluyorlar" diye konuştu.
Elazığ Kent Müzesi’nde dinozor sürprizi: Ziyaretçiler gözlerine inanamadı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:51 Elazığ Kent Müzesi’nde dinozor sürprizi: Ziyaretçiler gözlerine inanamadı Elazığ Kent Müzesi’ne dinozor kostümüyle gelen 17 yaşındaki Arda Karaboğa, ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Çocuklar hem fotoğraf çektirdi hem de Elazığ yöresine ait alanda, dinozorla birlikte halay çekti. Elazığ Valiliği ve Elazığ Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilen Elazığ Kent Müzesi, şehrin geçmişine ışık tutan eserleriyle vatandaşlardan yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Eski Valilik Konağı’nda oluşturulan müze, Cumhuriyet dönemi objeleri, geleneksel el sanatları, Harput kültürü, Elazığspor köşesi ve tematik alanlarıyla ziyaretçilerini geçmişe götürüyor. Kent Müzesi, bu kez sıra dışı bir ziyaretçiyi ağırladı. Dinozor kostümü giyen 17 yaşındaki lise öğrencisi Arda Karaboğa, müzeyi gezmeye gelince hem çocukların hem de büyüklerin ilgisini topladı. Müze ziyaretine gelen vatandaşlar, dinozor kostümlü genci görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. Özellikle çocuklar, dinozorla hatıra fotoğrafı çektirip Elazığ yöresine ait alanda halay çekti. Müzeyi gezmeye gelen Elif Naz Gündoğdu, "Bugün Elazığ’daki müzemizi ziyarete geldim. Gezdim, eski zamanı andırıyor. Bizi çok duygulandırdı, çok güzel. Atatürk ile ilgili şeyler de vardı. Dinozor da çok güzeldi, beğendim. Çok komik olmuş, çok güzeldi ve dikkat çekti" dedi. Bir diğer ziyaretçi Ahmet Eren Öğretmen, "Öncelikle bu müzeyi yapan ve katkısı geçen herkese çok teşekkür ederim. Hayatımda görmediğim eski şeyleri burada görüyorum. Mesela okul üniforması, birçok tarihi şey görüyorum. Hayatımda ilk defa böyle bir dinozor gördüm. Dinozoru görmem biraz şaşırttı. Sosyal medyada görüyordum ama çok şaşırdım" ifadelerini kullandı. Dinozor kostümüyle müzeyi gezen Arda Karaboğa ise, "Lise öğrencisiyim. Elazığ’da hiç aktivite olmadığını gördüm. Ondan sonra dinozor kostümünü sipariş ettim. Etrafta çocukları eğlendiriyorum ve müzeleri geziyorum. İlk defa bu müzeye geldim ve çok güzel bir müze. Tarihimizi öğreniyoruz. Elazığspor’un geçmişini öğreniyoruz. Gençlere çok iyi bir örnek olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Beni gören herkes seviniyor, şaşırıyor. Böyle dinozoru ilk defa görüyorlar. Fotoğraf çekiniyoruz, mutlu oluyorlar" diye konuştu.
Başkan Yazıcıoğlu: "Tokat’ın ilim hayatındaki mirasını korumalıyız"
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:26 Başkan Yazıcıoğlu: "Tokat’ın ilim hayatındaki mirasını korumalıyız" Tokat’ta Yağıbasan Medresesi’nin tarihi atmosferinde düzenlenen 10. Anadolu Medyası Çalıştayı’nda, Türk dünyası gazetecileri medya dayanışması, dijital dönüşüm, yerel basının geleceği ve etik gazetecilik konularında ortak vizyon ortaya koydu. Tokat Belediyesi ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti ev sahipliğinde Yağıbasan Medresesi’nin tarihi atmosferinde "Türk Dünyası ve Medya" konulu 10. Anadolu Medyası Çalıştayı düzenlendi. Çalıştayda medya dayanışması, dijital dönüşüm, yerel basının geleceği ve gazetecilikte etik konuları kapsamlı bir şekilde ele alındı. Özdemir: "hakikati yarına taşıyan bir mesleğin neferleriyiz" Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Özdemir, "At sırtında kıtaları aşan, yüreğinde millet sevdasıyla yurtlar kuran ecdadımızın izinde; Danişmendliler, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kapılarını açan kadim şehrimiz Tokat’ta bir araya gelmenin gururunu yaşıyoruz. Bu anlamlı buluşma, sadece bir zaferin yıl dönümünü anmak değil; aynı zamanda köklü tarihimize duyduğumuz saygının, ortak geçmişimize olan vefamızın bir nişanesidir. Biz gazeteciler için bu miras, sadece bir geçmiş hatırası değil; aynı zamanda taşıyıcısı olduğumuz büyük bir sorumluluktur. Çünkü bizler, tarihin izini süren; kültürü, değerleri ve hakikati yarına taşıyan bir mesleğin neferleriyiz" dedi. Yazıcıoğlu: "Tokat’ın ilim hayatına yaptığı katkıların kıymetini bilmek zorundayız" Tokat’ın tarih boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, kentin tanıtımı noktasında her platformda yer alamaya devam edeceklerini vurguladı. Üretken Belediyecilik anlayışıyla Tokat’ı daha ileriye taşımak amacıyla yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgiler veren Başkan Yazıcıoğlu, "Bundan 950 yıl önce bu topraklar, cesur ve bilge komutanların önderliğinde yeni bir döneme giriş yaptı. Danişment Gazi ve yol arkadaşları, yalnızca toprak fethetmedi; beraberinde adalet, ilim, vakıf kültürü ve medeniyet anlayışını da getirdiler. Yağıbasan Medresesi’nde verilen derslerin, burada yetişen âlimlerin bıraktığı izlerin, Tokat’ın ilim hayatına yaptığı katkıların kıymetini bilmek zorundayız. Yeşilırmak’ın bereketiyle harmanlanan bu eserler, bugün bizlere miras kalan ortak değerlerimizdir" diye konuştu. Çalıştayın ana gündem maddeleri olan medya dayanışması, dijitalleşme sürecindeki zorluklar, yerel basının sürdürülebilirliği ve gazetecilikte etik standartların güçlendirilmesi konuları ele alındı.
Şap hastalığı nedeniyle ertelenen Ardanuç boğa güreşleri festivali sona erdi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:24 Şap hastalığı nedeniyle ertelenen Ardanuç boğa güreşleri festivali sona erdi Artvin’in Ardanuç ilçesinde bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Kültür ve Sanat Festivali, boğa güreşleriyle sona erdi. Şap hastalığı nedeniyle Ağustos ayında yapılamayan festival, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Festivalin son gününde Rize, Erzurum, Artvin ve ilçelerinden gelen 50 boğa, arenada kıyasıya mücadele etti. Baş, başaltı, büyük orta, küçük orta, ayak ve deste olmak üzere 6 kategoride gerçekleştirilen güreşlerde renkli görüntüler yaşandı. Kıran kırana geçen mücadelelerin sonunda Erzurum’un Uzundere ilçesinden Hilmi Göysü’ye ait "Çakır" isimli boğa birinciliği elde etti. Ardanuç Belediye Başkanı Emrah Yılmaz, festivale gösterilen ilgiden memnuniyet duyduklarını belirterek "Bu yıl 4’üncüsünü düzenlediğimiz geleneksel boğa güreşleri büyük ilgi gördü. Artvin ve ilçelerinin yanı sıra Erzurum, Çamlıhemşin gibi bölgelerden gelen boğalar kıyasıya mücadele etti. Katılım sağlayan tüm boğa sahiplerine ve vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Ardanuç Kaymakamı Alparslan Sözen ise "Şap hastalığı nedeniyle ertelenen festivalimizi bugün itibarıyla gerçekleştirme imkânı bulduk. Artvin’de bir kültür haline gelen bu geleneği yaşatmak için festivalimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Yoğun bir katılım oldu, emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Yetiştirme Yurdunda 11. Geleneksel Pilav Günü coşkusu
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:20 Tekirdağ Yetiştirme Yurdunda 11. Geleneksel Pilav Günü coşkusu Tekirdağ Yetiştirme Yurdunda bu yıl 11’incisi düzenlenen Geleneksel Pilav Günü etkinliği, renkli görüntülere sahne oldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinliğe Tekirdağ Valisi Recep Soytürk ve eşi Nurdan Soytürk Hanımefendi’nin yanı sıra Süleymanpaşa Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Özdemir, yetiştirme yurdunda büyüyen 80 yaşındaki Hüseyin Gülsen, Zübeyde Hanım Çocuk Evleri Sitesinde koruma altında bulunan çocuklar ve kurum personeli katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hüseyin Özdemir katılımcılara hitap ederek duygularını paylaştı. Programda konuşan Vali Recep Soytürk, çocuklara seslenerek, "Bence çok çalışmalısınız, derslerinize herkesten çok çalışmalısınız. Dersi derste dinleyin, anlamadığınızı mutlaka sorun. Güzel üniversiteler kazanın, güzel meslekler edinin ve toplumumuzun geleceği olan yeni nesilleri en iyi şekilde yetiştirin. Bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Etkinlik kapsamında Tekirdağ Çocuk Evleri Koordinasyon Müdürlüğünde koruma altında bulunan çocuklar halk oyunları gösterileri sundu. Hürriyet Çocuk Evleri Sitesinde kalan çocuklar ise şiir ve müzik dinletileriyle programa renk kattı. Etkinlik, pilav ikramının ardından sona erdi.
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Doğan’dan terör gazisi Gündüz’e imzalı kitap
13 Ekim 2025 Pazartesi - 10:10 Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Doğan’dan terör gazisi Gündüz’e imzalı kitap 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı ve terör gazisi Abbas Gündüz, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın kaleme aldığı eseri, gerçekleştirilen imza töreninde Doğan’a imzalattı. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Prof. Dr. Hasan Doğan, ATO Congresium’da gerçekleştirilen 22. Ankara Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen imza gününde okurlarıyla bir araya gelerek, kaleme aldığı eserleri imzaladı. İmza Törenine katılan 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı ve terör gazisi Abbas Gündüz de imza törenine katıldı ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Doğan’ın kaleme aldığı "İslam ve İftira" adlı eseri Doğan’a imzalattı. Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Doğan’ın devlet hizmetindeki birikimini İslam hukukunun en hassas alanlarından biri olan ‘iftira’ kavramı üzerinden ilmi bir çerçeveyle ele alarak, toplumun manevi yaralarına ışık tuttuğunu belirten Gündüz, "Bizler de bugün, ATO Congresium’da gerçekleştirilen bu anlamlı imza gününde, kıymetli büyüğümüz Hasan Doğan abimizin yanında olarak; ilmin, ahlakın ve tevazunun bir arada nasıl vücut bulduğuna bir kez daha şahitlik ettik. Kendisine bu anlamlı eseri için gönülden teşekkür ediyor, ilim ve hikmet yolculuğunda Rabbim’den daim muvaffakiyetler diliyoruz" ifadelerine yer verdi.