KÜLTÜR SANAT
En acı yarışmada altın için mücadele ettiler 01 Mayıs 2026 Cuma - 22:43:03 Antalya’nın Kumluca ilçesinde düzenlenen acı biber yeme yarışmasında 3 dakika içerisinde erkeklerde 474 gram, kadınlarda ise 146 gram biber yiyen yarışmacılar yarım altın kazandı. Antalya’nın Kumluca ilçesinde düzenlenen Tarım ve Seracılık Festivali kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen acı biber yarışmasına 3’ü kadın 36 yarışmacı katıldı. Yarışmacılar, etkinlik öncesi yarışmada yiyecekleri biberleri jüri üyeleri huzurunda tartarak teslim aldı. Jalapone çeşidi acı biberleri alıp yarışma standına geçen yarışmacılar en fazla biberi yiyerek altın ödülünü alabilmek için mücadele etti. Biberlerin açısına dayamayan yarışmacılar acıyı bastırmak için ayran içip domates yedi. 3 dakika boyunca domates ve ayran eşliğinde acı biber tüketen yarışmacıların çektikleri acı zaman zaman yüzlerine yansıdı. Yarışma sonucunda erkeklerde 474 gram acı biberi yiyen Celal Derin birinci olurken, 370 gram acı biber yiyen Yetkin Tuncer ikinci, 322 gram acı biber yiyen Mehmet Yılmaz üçüncü oldu. Yarışmaya katılan 3 kadın arasında 146 gram ile en çok acı biber yiyen Nazime Sartık ise kadınlar kategorisinde birincisi oldu. Nazime Sartık’a da yarım altın verildi. Yarışmanın birincisi Celal Derin’e yarım altın, yarışmanın ikincisi Yetkin Tuncer’e çeyrek altın, yarışmanın üçüncüsü Mehmet Yılmaz’a da gram altın hediye edildi ayrıca tüm yarışmacılara katılım madalyalarını ve hediyelerini protokol üyeleri verdi. Bazı yarışmacılar biberlerin çok acı olduğu gerekçesiyle yarışmaya bir daha katılmayacaklarını söyledi. Daha önceki yıllarda da birinci olduğunu belirten yarışmanın birincisi Celal Derin, "Geçen sene birinci olmuştum, gelecek sene yine katılacağım ve 3 kez üst üste birinci olduktan sonra bırakacağım" dedi. Etkinlikte baba-oğul rolüyle yarışmaya katılan Mehmet Karakaya ve Cahit Karataş’ın şovu ilgi çekti. Acı biberin açısına dayamayan Mehmet Karakaya alana gelen itfaiye eri tarafından köpük sıkılarak serinletildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 22:20 Düzce turizmde küresel pazarı hedefliyor Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, şehirde başlattığı turizm yatırım atağını tanıtım çalışmaları ile sürdürüyor. Düzce için hazırlanan Turizm Master Planı çerçevesinde TÜRSAB yönetiminden acente sahibi ve aynı zamanda çalışma grubu üyeleri ile bir araya gelen Başkan Özlü, keşfedilmeyi bekleyen turistik mekanları konuklarına bizzat anlattı, Düzce’nin gezi güzergahlarına eklenmesi için çalışma yapıldığını belirtti, sektör temsilcileri ile otel yatırımcılarının önerilerini aldı. Başkan Faruk Özlü, çok yönlü turizm yatırımlarının koordinasyonunu üstlenmesinin yanı sıra sektör temsilcilerini Düzce’de ağırlayarak tanıtım faaliyetlerini çeşitlendirme çalışmalarına öncülük etmeye devam ediyor. Düzce’nin keşfedilmeyi bekleyen doğal ve tarihi zenginliklerini ulusal ve uluslar arası turların güzergahlarına dahil etmek amacıyla hazırlanan Düzce Turizm Master Planı çerçevesinde düzenlenen organizasyonda TÜRSAB üyesi çok sayıda acente sahibi, sektör temsilcisi ve akademisyen Başkan Özlü’nün himayesinde Düzce’yi deneyimledi. İki günlük program dolu dolu geçti Başkan Özlü, ulusal ve uluslararası turlar organize eden operatörlerin sahiplerini Düzce’de misafir etti. En büyük hedefinin Düzce’yi ulusal ve uluslar arası tur güzergahları arasına dahil etmek olduğunu her fırsatta dile getiren Özlü, turizm yatırımlarının hem Düzce Belediyesi kaynakları hem de özel girişimlerle eş zamanlı olarak yürütüldüğünü ifade etti. Heyet ilk gün Güzeldere Şelalesi, Efteni Gölü, Aydınpınar Şelalesi, Akçakoca Yukarı Mahalle, Ceneviz Kalesi, Saklıkoy Otel’i ziyaret etti. Organizasyonun ikinci gününde ise; Konuralp Antik Kenti, Konuralp Müzesi, Sarıkaya Mağarası, Korugöl Tabiat Parkı ziyaret edildi. Ardından Mutfak Sanatları Merkezi’nde düzenlenen değerlendirme toplantısında bir araya gelen heyet, ev sahibi ve misafir misyonları ile görüşlerini paylaştı. "Düzce turizmi için ortak bir yol haritası oluşturalım" Faruk Özlü, turizmde yol haritasını belirlemek amacıyla sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirterek, TÜRSAB ile ortak bir çalışma yürüttüklerini ifade etti. Tur operatörleri ile otel yöneticilerini buluşturmayı amaçladıklarını dile getiren Özlü, toplantının ana hedefinin Düzce turizmi için ortak bir yol haritası oluşturmak olduğunu vurguladı. Özlü, Düzce’nin turizm açısından henüz yeterince değerlendirilmemiş bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, konaklama altyapısındaki eksiklerin giderilmesi için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Bölgedeki turizm faaliyetlerini canlandırmak istediklerini kaydeden Başkan Özlü, bu süreçte sektör temsilcilerine her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. Düzce Vali Yardımcısı Şevket Cinbir ise kentin turizm potansiyelinin herkes tarafından kabul edildiğini belirterek, önemli olanın bu potansiyelin doğru şekilde pazarlanması olduğunu ifade etti. Yerel yönetimlerin bu konudaki kararlı yaklaşımının sürece büyük katkı sağladığını dile getiren Cinbir, Düzce’de turizmi geliştirmeye yönelik güçlü bir irade ortaya konduğunu kaydetti. Düzce TSO Başkanı Erdoğan Bıyık da kentin tanıtımı için farklı platformlarda yoğun çaba harcadıklarını belirtti. Turizmde özellikle nitelikli konaklama tesislerinin önemli bir rol oynadığını vurgulayan Bıyık, toplantıda ortaya çıkan görüşler doğrultusunda yeni bir yol haritası belirleyeceklerini ifade etti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:51 Mardin’de "Tespih Fuarı" açıldı Mardin’de bu yıl ikincisi düzenlenen "Tespih Fuarı" ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Mardin’de, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Tespihçiler Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu ve Mardin Antika Tespih ve Gümüşçüler Derneği iş birliğinde Artuklu Fuar Alanı’nda düzenlenen etkinliğin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, 70. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Yaşar Dener, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ile davetliler katıldı. Protokol üyeleri stantları gezerek sergilenen ürünleri inceledi. Vali Tuncay Akkoyun, Mardin’in barış, kardeşlik ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirterek, "Bu coğrafya sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda önemli sanat ve zanaatlarıyla da dikkat çekiyor. Gümüş ve telkari işçiliğinin yanı sıra kehribar ve farklı materyallerden yapılan tespihler de bu mirasın önemli bir parçasıdır. Tespih, sabrın sanata dönüştüğü, geçmişin mirasını modern tasarımla buluşturan önemli bir değerdir" dedi. Fuarın hem ustaları hem de meraklıları bir araya getirdiğini ifade eden Akkoyun, 1-3 Mayıs tarihleri arasında açık olacak etkinliğe tüm vatandaşları davet ederek, bu tür organizasyonların desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Federasyon Başkanı Rezan Yılmaz da fuarın sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini belirterek, "Mardin’e yakışır bir organizasyon oldu. Valimizin destekleriyle esnafımız burada buluştu. Tüm tespih severleri fuarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Mardin Antika Tespih ve Gümüş Derneği Başkanı Ümit Demir ise kehribarın Baltık Denizi’nden çıkarıldığını ve işlenerek Türkiye’ye ithal edildiğini belirterek, "Türkiye genelinde bayilerimize dağıtım yapıyoruz, aynı zamanda ihracat da gerçekleştiriyoruz. Bu fuar sektör açısından oldukça verimli geçiyor. Türkiye’nin dört bir yanından, hatta yurt dışından katılım var. Tespih sektörü, Mardin turizmine de önemli katkı sağlayacaktır" dedi. Satıcı Muhammed Akkurt ise fuarda ağırlıklı olarak antika ve özel koleksiyon ürünlerinin yer aldığını ifade ederek, "Osmanlı dönemine ait, 100 yılı aşkın geçmişe sahip tespihler sergileniyor. Mikro art sanatı tekniğiyle, aylar süren çalışmalar sonucu hazırlanan özel koleksiyonlar da bulunuyor. Fuarda ayrıca yaklaşık 50 bin dolar değerinde, Esmaül Hüsna motifli özel bir tespih de yer alıyor" diye konuştu. Tespih satıcısı Hakan Şidim ise 15 yıldır sektörde olduğunu ifade ederek, "Mardin esnafının büyük bölümü tespih ve antika ile ilgileniyor. Mardin denince akla ilk gelenlerden biri kehribar tespihlerdir. Fuardan memnun kaldık" dedi. Şidim, Osmanlı dönemine ait "alman sıkması" olarak bilinen tespihlerin antika kategorisinde yer aldığını belirterek, "Bu ürünler gramla satılıyor ve gram fiyatı 100 ile 150 dolar arasında değişiyor. En düşük fiyatlı tespihlerimiz 1000 liradan başlayıp 5 bin liraya kadar çıkıyor" diye konuştu.
Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor
12 Ekim 2025 Pazar - 10:33 Unutulan sanatı emekliler hayata döndürüyor Anadolu’nun köklü el işleme sanatlarından oymacılık, son yıllarda ilgi görmeye başladı. Vakit geçirmek için ahşap sanatına yönelen emekliler, geleneği yeniden canlandırıyor. Ahşaba şekil verme sanatı olarak bilinen oymacılık, sabır ve el becerisi gerektirmesiyle öne çıkıyor. Anadolu’nun köklü el işleme geleneklerinden biri olan bu sanat, geçmişte cami, konak ve saray süslemelerinde önemli bir yer tutuyordu. Mobilya üretiminin yaygınlaşmasıyla oymacılık, son yıllarda küçük atölye ve hobi kurslarında yeniden hayat buluyor. Vakit geçirmek için ahşap işlemeciliği sanatına yönelen emekliler, unutulmaya yüz tutan geleneksel oymacılığın yeniden canlanmasına katkı sağlıyor. Babasının yönlendirmesiyle 7 yaşında ahşap oymacılığı mesleğine başladığını belirten Aşir Güler (50), "Oymacılık sanatı günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer alıyor, çünkü artık bu işi yapan çok az insan kaldı. Bu nedenle, bu mesleğin biraz tarihte kalmış olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bizim asıl amaçlarımızdan biri, bu sanatı tekrar canlandırmak, güncellemek ve yaygınlaştırmak. Özellikle açtığımız kurslarla bu konuda büyük emek verdik ve yavaş yavaş yeni insanlar yetiştirmeye başladık" dedi. Kendisine ait kurs yerinde yeni kursiyerler yetiştirdiğini vurgulayan ahşap oymacılığı ustası Güler, bu sanatı yaygınlaştırmaya çalıştığını kaydederek, "Bir insan bu sanata başladığında, şehir hayatının karmaşasından uzaklaşıp bir huzur buluyor. Bu iş insanın ruhuna hitap eden bir uğraş. Çünkü doğal bir malzemeyle çalışıyorsunuz ve insanoğlu binlerce yıldır ahşapla iç içe yaşıyor. Aslında hepimizin genetik kodlarında ahşaba dair bir bilgi var. Zamanla bu bilgiler unutulmuş olsa da, bundan 100-150 yıl önce atalarımızın büyük bir kısmı ahşapla uğraşıyordu. Bugünkü modern hayatın getirdiği zorluklar, özellikle şehir yaşamı insanları mutsuzluğa itiyor. Son 10-15 yılda sanal dünyanın yaygınlaşmasıyla birlikte insanlar gerçeklikten, sanattan ve estetikten uzaklaştı. Bu bağlamda ahşap oyma işi, insanlara iyi geliyor; ruhlarını dinlendiriyor, onlara kendilerini iyi hissettiriyor" diye ekledi. "Kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum" Ahşap işlemeciliğinin insan ruhuna dokunduğunu aktaran Güler, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: "Gerçek bir işle uğraşıyorsunuz; dokunuyorsunuz, oyarken hissediyorsunuz, sesini duyuyorsunuz, el aletleriyle çalışıyorsunuz. Ceviz, meşe, ıhlamur, kestane, kiraz gibi birçok ağaç türüyle tanışıyorsunuz. Her biri farklı karakterde ve her birinden çok şey öğreniyorsunuz. Bu nedenle, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanlar için bu tür bir işle uğraşmak ruhu dinlendiriyor, insanı rahatlatıyor ve aynı zamanda bir sanat, bir meslek kazandırıyor. Bu işe başladığınızda kendinizi adeta kaybediyorsunuz, dalıp gidiyorsunuz. O süreci yaşarken bile huzur buluyorsunuz. Sonuçta da ortaya güzel bir iş çıkıyor ve bu da ayrı bir mutluluk kaynağı oluyor. Ancak bu sadece sonuç odaklı bir uğraş değil; asıl değerli olan, o süreci yaşamak. Ben bu işi yaklaşık 40 yıldır yapıyorum. Küçük yaşta aile mesleği olarak başladım. Gerçekten bu bilgiyi başkalarına aktarmam gerektiğini düşündüm. Çünkü aksi halde bu bilgiyle ne yapacağım? Mezara mı götüreceğim? Bu nedenle yaklaşık 5 yıldır kurs veriyorum. Bugüne kadar 300’e yakın kursiyerim oldu ve ustalaştırma programları da yapıyorum. Şu anda kendi atölyemde bu kursları sürdürerek hem bilgimi paylaşıyor hem de kaybolan bu mesleği yaşatmaya çalışıyorum." "Ahşap oymanın terapisttik bir tarafı var" Yaklaşık 2 yıldır ahşap oymacılığı ile uğraştığını ifade eden emekli Seda Güldoğan (51), haftada 2 gün ahşap oymacılığı atölyesine geldiğimi söyledi. Üretme fikrinden yola çıkarak ahşap oymacılığına başlayan Güldoğan, "Özellikle ileri yaşlarda, çocuklar evden gittikten ve bir anne olarak artık onlarla ilgilenmeye ihtiyaç kalmadığında, bir hobi arayışındaydım. Ahşap fikri bana çok sıcak geldi. Hocamın Foça’daki sergisini görmüştüm ve çok hoşuma gitmişti. Yapabilir miyim, yapamaz mıyım emin olamamıştım ama hocam yapılabileceğini gösterdi. Ben de hoşuma gittiği için devam ettim. Ahşap oymacılığının, insanı anda tutan bir hobi olduğunu düşünüyorum. Çünkü o an başka hiçbir şeyle uğraşacak ya da düşünecek vaktiniz olmuyor. Sadece ahşabın içinden çıkarmak istediğiniz şeye odaklanıyorsunuz. Bu yüzden ahşap oymanın terapisttik bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Biraz dış dünyadan soyutlandığınız, geçmişi ya da geleceği değil sadece tokmağın vurduğu alanı gördüğünüz ve yaşadığınız bir hobi gibi geliyor" sözlerini kullandı. "Bu, bir hobiden daha fazlası" Ahşap oymacılığı sanatına oyma kapı yapma merakıyla başladığını belirten emekli Özgür Özaksu (53), "Ancak bu işe doğrudan kapı oyarak başlanmıyor. Oyma yaparken aynı zamanda motif ve desen öğreniyoruz. Kullanılan teçhizatı da tanımak ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmek gerekiyor. Yaptığınız eser gün geçtikçe şekil buluyor, güzelleşiyor ve beğeni topluyor. Elektriğin olmadığı dönemlerde gaz lambası ışığında çalışan ustaların kullandığı geleneksel yöntemlerle aynı yollardan geçerek benzer ürünler üretmenin ne kadar keyifli olduğunu fark ettim. Ahşabın içine çok güzel sanat eserlerini sığdırabilen arkadaşlarım oldu. Önce hayret ettim, sonra ben de yapabildiğimi gördüm. Bu işin çok zor olmadığını, sadece istemenin yeterli olduğunu anladım. İnanın, çok yetenekli olmanız gerekmiyor. Sadece doğru ustanın yanında, doğruları öğrenerek ilerlerseniz yapamayacağınız hiçbir ahşap oyma eseri yok. Zamanla şunu fark ediyorsunuz. Televizyon, sosyal medya, cep telefonu, bilgisayar ve telefon oyunları bu dünyada zamanımızı çalıyor ve çoğu zaman ne kaybettiğimizin farkına varmıyoruz. Ancak ahşapla uğraşırken insanın ruhunda bir dinlenme hissi oluşuyor. Bu, gerçekten bir hobiden daha fazlası. Bence ruhunu dinlendirmek, kendini bulmak ve kendi sesini duymak isteyen herkesin yapabileceği güzel bir uğraş. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı.
Murat Boz "Malatya benim için çok özel bir şehir"
12 Ekim 2025 Pazar - 10:32 Murat Boz "Malatya benim için çok özel bir şehir" Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Malatya’da sahne alan ünlü şarkıcı Murat Boz, şarkıları ve enerjik sahne performansıyla Malatyalılara unutulmaz bir gece yaşattı. Festivalin sekizinci gününde Malatya 100. Yıl Kent Parkı’nda sahneye çıkan Boz, "Janti", "İki Medeni İnsan" gibi sevilen eserlerini on binlerce hayranıyla hep bir ağızdan söyledi. Ünlü sanatçı, hareketli parçalarıyla da alanı dolduran kalabalığı coşturdu. Zaman zaman sahneden inerek hayranlarının arasına karışan Boz, samimi tavırlarıyla da büyük beğeni topladı. "Malatya benim için çok özel bir şehir" Konser sırasında duygusal anlar yaşayan Murat Boz, yaptığı konuşmada anneannesinin Malatya’da defnedildiğini ilk kez açıkladı. Boz, "Malatya’da olmaktan dolayı onur ve gurur duyuyorum. Beni bu gece yalnız bırakmadığınız için hepinize çok teşekkür ediyorum. Malatya benim için çok özel bir şehir. 52 sene önce burada bir insan vefat etti. Ben o insanı hiç tanımadım ama çok sevdim. O insan benim sevgili anneannemdi. Bugün mezarını ziyaret etme şansını yakaladım. Daha önce yerini bilmiyorduk, bulduk ve ziyaret ettik. Anneannem 52 senedir sizlere emanet. Allah hepinizden razı olsun. Malatya’nın ona iyi baktığına eminim" diye konuştu. Sanatçı, konuşmasının ardından anneannesine ve tüm vefat edenlere "Özledim" isimli şarkısını seslendirdi.
9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı
12 Ekim 2025 Pazar - 10:32 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı Kitapseverlerin buluşma adresi 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı. Açılış töreninde konuşan Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, "Aile Yılı’na ithafen bu yıl ki temamızı ‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ olarak belirledik. 19 Eylül Pazar gününe kadar sürecek kitap fuarımıza 100 yayınevi ve 75 yazar katılacak. Söyleşiler, imza günleri ve kültürel etkinliklerle dopdolu kitap fuarımıza tüm kitapseverleri bekleriz." dedi. Sultanbeyli Belediyesi tarafından bu yıl 9’uncusu düzenlenen Sultanbeyli Kitap Fuarı başladı. Kent Meydanı’nda düzenlenen açılış törenine Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş’ın yanı sıra; İstanbul Vali Yardımcısı Halil Avşar, Sultanbeyli Kaymakamı Kemal Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ve çok sayıda davetli ile kitapsever katıldı. "Ülkemizin önde gelen 100 yayınevi ve 75 yazar fuarımızda yer alıyor" 7’den 70’e herkesi kitap fuarına davet eden Tombaş, "Sultanbeyli Kitap Fuarı, her geçen gün marka değerini yükseltiyor. Kültür ve sanat alanına yaptığımız yatırımlarımızı artırıyoruz, çünkü önemsiyoruz. Medeniyetimizin düşünce derinliğini, ilim aşkını ve hikmet yolculuğunu yeni nesillere aktarabilmek adına kültür ve sanata destek olmaya devam edeceğiz. Ülkemizin önde gelen 100 yayınevi ve 75 yazar fuarımızda yer alıyor. Söyleşiler, imza günleri ve kültürel etkinliklerle dopdolu bir kültür şöleni yaşayacağız. 19 Ekim Pazar günü 10.00-20.00 saatleri arasında hizmet verecek kitap fuarımıza herkesi bekliyoruz." şeklinde konuştu. "‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ temasıyla gerçekleştiriyoruz " Fuarın temasını Aile Yılı’na ithaf ettiklerini söyleyen Tombaş, "Bu yılki fuarımızı; 2025 yılının Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Aile Yılı’ ilan edilmesine ithafen, ‘Okuyan Aile, Düşünen Nesil’ temasıyla gerçekleştiriyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, okuyan bir aile sadece bilgiyle değil; sevgiyle, anlayışla, değerlerle büyür. Kütüphanelerin ışığıyla aydınlanan evlerde yetişen çocuklar; düşünen, üreten ve sorumluluk sahibi nitelikli bireyler olarak geleceğe yürür. Toplumun temeli aileyse, o temelin harcı da kitapla, düşünceyle, kültürle yoğrulmalıdır. İşte bu nedenle istiyoruz ki; aileler birlikte okusun, birlikte düşünsün, birlikte gelişsin. Çünkü biz okuma kültürünü yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir dirilişin adımı olarak görüyoruz." dedi. Açılış konuşmalarının ardından protokolün katılımıyla kurdele kesildi. Ardından kitap fuarında yer alan stantları tek tek ziyaret eden Başkan Tombaş, vatandaşlarla selamlaştı. 9. Sultanbeyli Kitap Fuarı’nın Onur Konuğu; tasavvuf, din ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mustafa Kara oldu. 9 gün sürecek fuar süresince; Altay Cem Meriç, Mustafa Karataş, İsmail Hakkı Aydın, Saliha Erdim, Bahadır Yenişehirlioğlu, Hulki Cevizoğlu, Nurullah Genç dahil 75 yazar okurlarıyla buluşacak. İmza günleri ve söyleşi programları düzenlenecek.
Kazım Baykal, doğumunun 120. yılında anıldı
12 Ekim 2025 Pazar - 10:32 Kazım Baykal, doğumunun 120. yılında anıldı Türk tarihçiliğinin ve kültürel miras koruma çalışmalarının öncüsü Kazım Baykal, doğumunun 120. yılında Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü Öğretmen Akademileri tarafından düzenlenen anlamlı bir programla yâd edildi. Bursa Müftülüğüne bağlı İbrahim Paşa Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen anma töreninde Kazım Baykal’ı yakından tanıyan M. Safiyüddin Erhan ile Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği Başkanı Mesut Özkeser konuşmacı olarak katıldı. M. Safiyüddin Erhan, Bursa’nın bir dönem tarihi ve kültürel mirasını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını vurgulayarak, bu alanda Kazım Baykal’ın olağanüstü bir mücadele verdiğini belirtti. Kazım Baykal’ın çalışmalarını Irgandı Köprüsü örneği üzerinden anlatan Erhan, "Dünyada benzeri çok az bulunan bu çarşılı köprünün ihyası için Baykal büyük bir gayret göstermiştir. Köprünün mahzenlerine kadar inip yerinde tespitlerde bulunmuş, aslına uygun ihyası için kapsamlı arşiv çalışmaları yürütmüştür" dedi. Baykal’ın bunca çabasına rağmen köprünün yıllar sonra ’aslının karikatürü’ şeklinde yeniden inşa edildiğini belirten Erhan, mimari eserlerde aslına uygun şekilde doğru malzeme ve yöntemlerin kullanılmasının önemini vurguladı. Ayrıca programda Kazım Baykal’ın kendi sesinden hayatına dair bir seste de katılımcılarla paylaşıldı. Bursa Eski Eserleri Sevenler Derneği Başkanı Mesut Özkeser ise, Baykal’ın derneğin kurucusu ve uzun yıllar başkanı olarak yürüttüğü çalışmaları aktardı. Baykal’ın 1946’dan itibaren dernek çatısı altındaki faaliyetlerini, farklı kesimleri bir araya getirme becerisi ve hiç bitmeyen heyecanıyla başarıya ulaştırdığını ifade eden Özkeser, "Aslında devletin yapması gereken birçok ihya çalışmasını, o zor dönemde dernek ve hayırsever Bursalılar gerçekleştirdi" diye konuştu. Kazım Baykal’ın isminin yeni nesiller tarafından tanınması gerektiğini vurgulayan Özkeser, bir okulda isminin yaşatılmasının önemli bir adım olacağını dile getirdi. Derneğin 1960 ve 1970’lerde yürüttüğü faaliyetleri ise o döneme ait bültenler eşliğinde izleyicilere sundu. Etkinliğin sonunda, Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğü adına Akademi Koordinatörü Yunus Emre Altuntaş ve Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan, konuşmacılara günün anısına hediye takdim etti.
Kültür Yolu Festivali Malatyalılara sanat dolu bir gün yaşattı
12 Ekim 2025 Pazar - 10:31 Kültür Yolu Festivali Malatyalılara sanat dolu bir gün yaşattı Malatya Kültür Yolu Festivali sekizinci gününde konserlerden tiyatroya, edebiyattan geleneksel el sanatlarına ve çocuk etkinliklerine kadar uzanan zengin programıyla her yaştan sanatseveri bir araya getirdi. Festival kapsamında, İncesaz grubu Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda verdiği konserle müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Aynı salonda 2’nci Ordu Bölge Bando Komutanlığı da gündüz gerçekleştirdiği konserle sanatseverlere keyifli anlar sundu. Tiyatroseverler ise Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen "Hayaletle Dans" adlı oyunla buluştu. Simon Williams’ın yazdığı, Şükran Yücel’in çevirdiği ve Saydam Yeniay’ın yönettiği oyun, huzurevinde geçen eğlenceli bir hikâyeyi seyirciyle buluşturdu. Edebiyatseverler için düzenlenen "Uluslararası Genç Edebiyatçılar Günleri" etkinliği, Malatya 100. Yıl İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirildi. Katılımcılar edebiyat dünyasının güncel konularını tartıştı. Ancar Köyü Sağlık Ocağı’nda düzenlenen "Halı Dokuma Atölyesi"nde ise katılımcılar geleneksel el sanatlarını yaşatarak hem üretmenin hem de öğrenmenin keyfini yaşadı. Festivalin mobil sinema tırı "Sinema Yollarda", Battalgazi ilçesinde vatandaşlara açık hava sineması keyfi sundu. Malatya 100. Yıl Kent Parkı’nda kurulan "Çocuk Köyü"nde renkli aktiviteler, atölye çalışmaları, tiyatro oyunları ve sahne gösterileriyle minik ziyaretçiler doyasıya eğlendi. Festivalin sekizinci gününde çocuklar, "Balon Katlama" etkinliği ve "Kaptan Pingu ve Arkadaşları" tiyatro gösterisiyle keyifli vakit geçirdi. Malatya yeni yıldızını seçti Festival boyunca kurulan "Sen de Söyle" kabininde seslerini duyuran müzikseverler arasından seçilen iki finalist, Murat Boz konseri öncesinde Malatya 100. Yıl Kent Parkı sahnesinde performans sergiledi. Binlerce kişinin katıldığı canlı halk oylaması sonucunda Aleyna Gönültaş, "Sen de Söyle" yarışmasının birincisi oldu.
Mersin’de ’Dünya Kız Çocukları Günü’ renkli etkinliklerle kutlandı
12 Ekim 2025 Pazar - 09:49 Mersin’de ’Dünya Kız Çocukları Günü’ renkli etkinliklerle kutlandı Mersin Büyükşehir Belediyesi, ‘11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nü Toroslar ve Mezitli Çocuk Kampüslerinde düzenlenen etkinliklerle coşkuyla kutladı. Kız çocuklarının sanatsal, kültürel ve sosyal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan etkinliklerde el işi ve resim sergileri açıldı; koro, halk dansları ve drama gösterileri sahnelendi. Etkinliklere belediye yetkililerinin yanı sıra çok sayıda veli ve vatandaş katılırken, erkek öğrenciler de kız arkadaşlarına destek ve moral verdi. "Her kız çocuğunun cesaretle yürüdüğü yolların destekçisi olacağız" Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Aile ve Çocuk Şube Müdürü Özay Öztürk, kız çocuklarının toplumda hak ettikleri yeri alabilmeleri için bu tür etkinliklerin önemine dikkat çekti. Öztürk, "Her kız çocuğunun sevgi, fırsat eşitliği, saygı ve eğitim hakkına sahip olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Her kız çocuğunun cesaretle yürüdüğü yolların destekçisi olacağız" dedi. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi psikologlarından Nazlı Cemre Dursun ise "Kız çocuklarını önemsiyor ve onların farkındalıkları üzerine çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, tüm özel günlerde bu tür etkinlikler düzenlemeye devam edeceğiz" diye konuştu. Kız çocukları yeteneklerini sahneledi Etkinliklerde çocuk kampüsleri öğrencileri, farklı atölyelerde hazırladıkları el işi ve resim çalışmalarını sergiledi; koro performansları, halk dansları ve drama gösterileriyle sahne aldı. ’Hayallerin cinsiyeti olmaz’ temalı drama gösterisi büyük beğeni topladı. Katılımcı çocuklardan Hazal Tilki, "Bugün kızlara özel bir gün. Çok eğlendim, ailelerimiz de çok beğendi" derken, Belinay Köse, "Dans atölyesine geliyorum, bugün zeybek oynadık. Bu bizim için özel bir gündü" ifadelerini kullandı. Velilerden Başkan Seçer’e teşekkür Etkinlikleri ilgiyle izleyen veliler, çocuk kampüslerinin çocukların gelişimine büyük katkı sağladığını belirtti. Veli Fatma Budak, "Bu etkinlik hem kız çocukları hem de tüm çocuklar için çok güzel oldu" dedi. Bir başka veli Tuğba Güler ise "Kızım robotik ve doğa atölyesine katılıyor, arkadaşlarıyla sosyalleşiyor. Dünya Kız Çocukları Günü bizim için çok anlamlı geçti. Böyle fırsatlar oluşturduğu için Başkanımız Vahap Seçer’e teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Gökyüzü, kebap dumanlarıyla kaplandı
12 Ekim 2025 Pazar - 09:48 Gökyüzü, kebap dumanlarıyla kaplandı Adana’da bu sene 9. kez düzenlenen ’Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde kebap stantları en yoğun ilgiyi görürken, son günde kebapların dumanı adeta gökyüzünü kaplamış durumda. Gökyüzünü kaplayan dumanlar ve kebapçıların önünde oluşan metrelerce kuyruk dron ile görüntülendi. Valiliğin ev sahipliğinde belediyeler ile odalar ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla düzenlenen 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, Merkez Park’ta son gününde büyük bir coşkuyla devam ediyor. Kebapçılarda kuyruk Festival alanına Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelenler, Adana’nın yöresel lezzetlerini tadarken, çeşitli etkinliklerde de eğlenceli vakit geçirmeye devam ediyor. Festivalde en yoğun ilgi ise her sene olduğu gibi Adana kebaba gösterildi. Gökyüzü dumanla kaplandı Festivale katılan binlerce vatandaş, kebapçıların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Ayrıca Adana kebapların pişirildiği mangallardan çıkan dumanlar ise gökyüzünü kapladı. Gökyüzünü kaplayan dumanlar ve kebapçıların önünde oluşan kuyruk, dron ile havadan görüntülendi. Festival, hem esnafı hem de vatandaşları mutlu etti. "Bu festivalin dünyada eşi, benzeri yok" İhlas Haber Ajansı’na konuşan kebapçı Yaşar Aydın, "Gerçekten muazzam bir kalabalık var. İzdiham var gelenler mutlu, bizler mutluyuz. Adana Lezzet Festivali bir başka. Bu festivalin dünyada eşi, benzeri yok. Eminim ki ileride Rio Karnavalı’nı geçeceğiz. İnsanlar kebaba, şırdana, tatlıya ve birçok lezzete geliyor. Festivalde izdiham var, yıl yıl sayı artıyor ve daha da artacak" ifadelerini kullandı. "Uçaklar bu dumandan dolayı iniş yapamazdı" Kebap sırasında insanların dakikalarca beklediğini ve sıranın her geçen saat arttığına dikkat çeken Aydın, "Merkez Park’tayız ve kebap sırası her geçen saat uzuyor. Manzara, hizmet, lezzet ve Adana’nın sıcakkanlılığı var. Adana demek insanlığın başkentidir. Festivale gelenler dumana gelsin. Dumanı takip eden festivali bulur. Aslında havalimanının buradan taşınması iyi oldu, yoksa uçaklar bu dumandan dolayı iniş yapamazdı" diye konuştu. "30 dakika sıra bekledik" Mersin’den festival için gelen Danyal Alp, "Festival çok güzel. Tarsus’ta haberini duyup geldik. Buraya gelip kebap yedik, aşırı bir izdiham var. Çok sıra bekledik, gelenler buna göre bilinçlenip gelsin. Biz 30 dakika kebap sırasında bekledik ama değdi" dedi. İstanbul’dan gelen Ülfet Kurtuluş ise, "Böyle bir festivale arkadaşımız davet etti ve geldik. Kebap yemek için bekliyoruz, siparişi verdik bekliyoruz. Adana deyince akla kebap geliyor, herkes bu festivale gelmeli" şeklinde konuştu. Ankara’dan geldiğini anlatan Cevriye Şahin ise festivale herkesin gelip Adana lezzetlerini tatması gerektiğini söyledi.
Gökyüzü, kebap dumanlarıyla kaplandı
12 Ekim 2025 Pazar - 09:26 Gökyüzü, kebap dumanlarıyla kaplandı Adana’da bu sene 9. kez düzenlenen ‘Uluslararası Adana Lezzet Festivali’nde kebap stantları en yoğun ilgiyi görürken son günde kebapların dumanı adeta gökyüzünü kaplamış durumda. Gökyüzünü kaplayan dumanlar ve kebapçıların önünde oluşan metrelerce kuyruk dron ile havadan görüntülendi. Valiliğin ev sahipliğinde belediyeler ile odalar ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla düzenlenen 9. Uluslararası Adana Lezzet Festivali, Merkez Park’ta son gününde büyük bir coşkuyla devam ediyor. Kebapçılarda kuyruk Festival alanına Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından gelenler, Adana’nın yöresel lezzetlerini tadarken, çeşitli etkinliklerde de eğlenceli vakit geçirmeye devam ediyor. Festivalde en yoğun ilgiyse her sene olduğu gibi Adana kebaba gösterildi. Gökyüzü dumanla kaplandı Festivale katılan binlerce vatandaş, kebapçıların önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Ayrıca Adana kebapların pişirildiği mangallardan çıkan dumanlar ise gökyüzünü kapladı. Gökyüzünü kaplayan dumanlar ve kebapçıların önünde oluşan kuyruk, dron ile havadan görüntülendi. Festival, hem esnafı hem de vatandaşları mutlu etti. "Bu festivalin dünyada eşi, benzeri yok" İhlas Haber Ajansı’na konuşan kebapçı Yaşar Aydın, "Gerçekten muazzam bir kalabalık var. İzdiham var gelenler mutlu, bizler mutluyuz. Adana Lezzet Festivali bir başka. Bu festivalin dünyada eşi, benzeri yok. Eminim ki ileride Rio Karnavalı’nı geçeceğiz. İnsanlar kebaba, şırdana, tatlıya ve birçok lezzete geliyor. Festivalde izdiham var, yıl yıl sayı artıyor ve daha da artacak" ifadelerini kullandı. "Uçaklar bu dumandan dolayı iniş yapamazdı" Kebap sırasında insanların dakikalarca beklediğini ve sıranın her geçen saat arttığına dikkat çeken Aydın, "Merkez Park’tayız ve kebap sırası her geçen saat uzuyor. Manzara, hizmet, lezzet ve Adana’nın sıcak kanlılığı var. Adana demek insanlığın başkentidir. Festivale gelenler dumana gelsin. Dumanı takip eden festivali bulur. Aslında havalimanının buradan taşınması iyi oldu, yoksa uçaklar bu dumandan dolayı iniş yapamazdı" diye konuştu. "30 dakika sıra bekledik" Mersin’den festival için gelen Danyal Alp, "Festival çok güzel. Tarsus’ta haberini duyup geldik. Buraya gelip kebap yedik, aşırı bir izdiham var. Çok sıra bekledik, gelenler buna göre bilinçlenip gelsin. Biz 30 dakika kebap sırasında bekledik ama değdi" dedi. İstanbul’dan gelen Ülfet Kurtuluş, "Böyle bir festivale arkadaşımız davet etti ve geldik. Kebap yemek için bekliyoruz, siparişi verdik bekliyoruz. Adana deyince akla kebap geliyor, herkes bu festivale gelmeli" şeklinde konuştu. Ankara’dan geldiğini anlatan Cevriye Şahin ise festivale herkesin gelip Adana lezzetlerini tatması gerektiğini söyledi.
Devlet Çoksesli Korosu’nun 2025-2026 Sanat Sezonu açıldı
11 Ekim 2025 Cumartesi - 22:32 Devlet Çoksesli Korosu’nun 2025-2026 Sanat Sezonu açıldı Ankara’da Devlet Çoksesli Korosunun ‘2025-2026 Sanat Sezonu Lansman’ programı gerçekleştirildi. Ankara Devlet Çoksesli Korosu’nun ‘2025-2026 Sanat Sezonu Lansman’ programı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Ada Ankara Tarihi Salon’da düzenlendi. Lansmanın ardından Devlet Çoksesli Korosu’nun Şefi Burak Onur Erdem yönetiminde konser verildi. Konserde opera sanatçıları ve sanatseverler yer aldı. "Ankara’yı bu hafta sonu Avrupa’nın koro müziğinin kalbi yaptık" Lansmanda konuşan Devlet Çoksesli Korosu’nun Şefi Burak Onur Erdem, "Devlet Çok Sesli Korosu’nun 2025-2026 sanat sezonunu hep beraber merhaba diyoruz. Şu an CSO Tarihi Salonundayız. Ve şu an çok özel bir etkinliğin içerisindeyiz. Avrupa Profesyonel Korolar Birliği, bizim de Türkiye temsilcisi olduğumuz bu birliğin konferansını Ankara’da ağırlıyoruz. 17 ülkeden 33 konuşmacımız var. 40 oturum yapıyoruz, 9 koro burada ve 450 katılımcıyla Ankara’yı bu hafta sonu Avrupa’nın koro müziğinin kalbi yaptık. Bu akşam çok özel bir konserle biz başlıyoruz. Litvanya Devlet Korosu’nu misafir ediyoruz. Ve Devlet Çoksesli Korosu ile Türkiye-Litvanya Dostluk Konseriyle programımıza başlayacağız. Bizim hayalimiz açıkçası koro alanında önder bir Türkiye oluşturmak. Ve bunun için de var gücümüzle çalışıyoruz. Bu sezonki programlarımızda öncelikle konserlerimize bakalım" dedi. "Türk bestecilerimize ayrı bir vurgu yapıyoruz" Koro olarak Türk bestecilere çok önem verdiklerini vurgulayan Erdem, "Türk bestecilerimize ayrı bir vurgu yapıyoruz. Yeni Sözler programımızda bestecilerimizin yeni eserlerine yer veriyoruz. Diğer yandan bizim için ikili ilişkiler çok önemli. Türkiye-Portekiz diplomatik ilişkilerinin 100. yılı sebebiyle bir konser düzenleyeceğiz. Akdeniz müziğiyle, Fado’yla güzel bir akşam geçireceğiz. Diğer yandan da klasik besteciler bizim için çok önemli. Bach ve Mendelssohn programımızda koro konserlerimiz arasında var. Bir taraftan da sanatçılarımızın her birisi, biz 90 kişilik bir aileyiz. İdari kadromuz ve tüm sanatçılarımızla birlikte büyük bir aileyiz. Türkiye’nin çok sesli koro camiasına da gönül vermek için ve burada bir merkez oluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün burada gördüğünüz konferans" diye konuştu. "‘Birlikte söyle’ formatımız bizim çok önemsediğimiz bir format" Birlikte söyle formatı ile özel günlerde farklı camialardan insanları birleştirerek konser vermek istediklerine değinen Erdem, "Bir yandan da ‘birlikte söyle’ formatımız var. Bu format çok önemli, bizim çok önemsediğimiz bir format. Şöyle hayal edin Cumhuriyet Bayramı’nda bin polisle birlikte Cumhuriyet marşlarımızı seslendiriyoruz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasıyla birlikte. Aynı şekilde Dünya Koro Günü’nde Carmına Burana’yı yine 500 kişi ile ve 23 Nisan’daki en güzel bayramlarımızdan biridir. Bin çocukla, farklı okullardaki çocuklarla, çocuk şarkılarımızı seslendiriyor olacağız. Birlikte söylemek çok önemli bizim için. Biliyorsunuz herkes birlikte şarkı söyleyebilir. Koro herkese ulaşabilen 7’den 70’e ve doğudan, batıya herkese ulaşabileceğimiz bir sanat dalı. O açıdan da biz kendimizi burada önemli bir misyonu üstlenmiş olarak görüyoruz" şeklinde konuştu.
Devlet Çoksesli Korosu’nun 2025-2026 Sanat Sezonu Lansmanı gerçekleştirildi
11 Ekim 2025 Cumartesi - 22:24 Devlet Çoksesli Korosu’nun 2025-2026 Sanat Sezonu Lansmanı gerçekleştirildi Ankara’da Devlet Çoksesli Korosunun ‘2025-2026 Sanat Sezonu Lansman’ programı gerçekleştirildi. Ankara Devlet Çoksesli Korosu’nun ‘2025-2026 Sanat Sezonu Lansman’ programı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) Ada Ankara Tarihi Salon’da düzenlendi. Lansmanın ardından Devlet Çoksesli Korosu’nun Şefi Burak Onur Erdem liderliğinde konser verildi. Konserde opera sanatçıları ve sanatseverler yer aldı. "Ankara’yı bu hafta sonu Avrupa’nın koro müziğinin kalbi yaptık" Lansmanda konuşan Devlet Çoksesli Korosu’nun Şefi Burak Onur Erdem, "Devlet Çok Sesli Korosu’nun 2025-2026 sanat sezonunu hep beraber merhaba diyoruz. Şu an CSO Tarihi Salonundayız. Ve şu an çok özel bir etkinliğin içerisindeyiz. Avrupa Profesyonel Korolar Birliği, bizim de Türkiye temsilcisi olduğumuz bu birliğin konferansını Ankara’da ağırlıyoruz. 17 ülkeden 33 konuşmacımız var. 40 oturum yapıyoruz, 9 koro burada ve 450 katılımcıyla Ankara’yı bu hafta sonu Avrupa’nın koro müziğinin kalbi yaptık. Bu akşam çok özel bir konserle biz başlıyoruz. Litvanya Devlet Korosu’nu misafir ediyoruz. Ve Devlet Çoksesli Korosu ile Türkiye-Litvanya Dostluk Konseriyle programımıza başlayacağız. Bizim hayalimiz açıkçası koro alanında önder bir Türkiye oluşturmak. Ve bunun için de var gücümüzle çalışıyoruz. Bu sezonki programlarımızda öncelikle konserlerimize bakalım" dedi. "Türk bestecilerimize ayrı bir vurgu yapıyoruz" Koro olarak Türk bestecilere çok önem verdiklerini vurgulayan Erdem, "Türk bestecilerimize ayrı bir vurgu yapıyoruz. Yeni Sözler programımızda bestecilerimizin yeni eserlerine yer veriyoruz. Diğer yandan bizim için ikili ilişkiler çok önemli. Türkiye-Portekiz diplomatik ilişkilerinin 100. yılı sebebiyle bir konser düzenleyeceğiz. Akdeniz müziğiyle, Fado’yla güzel bir akşam geçireceğiz. Diğer yandan da klasik besteciler bizim için çok önemli. Bach ve Mendelssohn programımızda koro konserlerimiz arasında var. Bir taraftan da sanatçılarımızın her birisi, biz 90 kişilik bir aileyiz. İdari kadromuz ve tüm sanatçılarımızla birlikte büyük bir aileyiz. Türkiye’nin çok sesli koro camiasına da gönül vermek için ve burada bir merkez oluşturmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bugün burada gördüğünüz konferans" diye konuştu. "‘Birlikte söyle’ formatımız bizim çok önemsediğimiz bir format" Birlikte söyle formatı ile özel günlerde farklı camialardan insanları birleştirerek konser vermek istediklerine değinen Erdem, "Bir yandan da ‘birlikte söyle’ formatımız var. Bu format çok önemli, bizim çok önemsediğimiz bir format. Şöyle hayal edin Cumhuriyet Bayramı’nda bin polisle birlikte Cumhuriyet marşlarımızı seslendiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasıyla birlikte. Aynı şekilde Dünya Koro Günü’nde Carmına Burana’yı yine 500 kişi ile ve 23 Nisan’daki en güzel bayramlarımızdan biridir. Bin çocukla, farklı okullardaki çocuklarla, çocuk şarkılarımızı seslendiriyor olacağız. Birlikte söylemek çok önemli bizim için. Biliyorsunuz herkes birlikte şarkı söyleyebilir. Koro herkese ulaşabilen 7’den 70’e ve doğudan, batıya herkese ulaşabileceğimiz bir sanat dalı. O açıdan da biz kendimizi burada önemli bir misyonu üstlenmiş olarak görüyoruz" şeklinde konuştu.