KÜLTÜR SANAT
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:10 Bursa’da "Bıçak Festivali" coşkusu, ustalar hünerlerini sergiledi Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Bıçak Festivali, yerli ve yabancı katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Festival kapsamında Türkiye’nin dört bir yanından gelen bıçak ustaları el emeği ürünlerini sergilerken, festivale Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili, Şahin Biba, Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe ve vatandaşlar stantlara büyük ilgi gösterdi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, festival programında yaptığı konuşmada Bursa bıçakçılığının yüzyılların emeğini ve ustalığını taşıyan önemli bir zanaat olduğunu vurguladı. Festivalin amacının bu köklü mirası görünür kılmak ve dünyaya tanıtmak olduğunu ifade eden Binan, üç gün boyunca ziyaretçileri ağırlayacaklarını belirtti. Bu yıl "sürdürülebilirlik" temasıyla düzenlenen festivalde, teknolojiyle dönüşen bıçakçılık sektörü geniş bir çerçevede ele alınıyor. Yarışmalar ve atölye çalışmalarıyla Bursa bıçağının marka değerinin artırılması hedeflenirken, geri dönüşümden şef bıçağı yarışmasıyla zanaat ve çevre bilinci bir araya getiriliyor. Festival kapsamında düzenlenen uluslararası bıçak fuarında Rusya ve Almanya’dan gelen zanaatkarların yanı sıra Bursa başta olmak üzere Denizli, Eskişehir, Trabzon, Ankara, İstanbul, Sakarya, Kocaeli, İzmir, Bilecik ve Balıkesir’den katılan ustalar yer aldı. Fuarda yaklaşık 100 profesyonel stant ziyaretçileri ağırlıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yaşayan zanaatları koruma ve gelecek kuşaklara aktarma hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Binan, 2017 yılında açılan Bursa Bıçak Müzesi’nin bu alandaki önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti. Ayrıca 2027 yılında Dünya Bıçak Başkentleri Birliği buluşmasının Bursa’da gerçekleştirilecek olmasının kente ayrı bir değer kattığını söyledi. Festivalin hazırlanmasında emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür eden Binan, vatandaşları etkinliğin son günü olan 3 Mayıs’a kadar festivali ziyaret etmeye davet etti. Öte yandan, festival alanında kurulan stantlarda sergilenen el yapımı bıçaklar, ziyaretçilerden tam not alırken, etkinlik boyunca çeşitli gösteri ve atölye çalışmaları da düzenleniyor.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:04 Prof. Dr. Erol Murat Yıldız SANKO Sanat Galerisi’nde sergi açtı Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, "Derin" isimli baskı resim sergisini SANKO Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşturdu. Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, sergi açılışında yaptığı konuşmada sanatın birleştirici ve iyileştirici yönünün toplumlar açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, "Sanat ve bilim itibar görmediği toplumları terk eder" dedi. Eserlerinde Türkiye sahillerinde sıklıkla karşılaşılan terk edilmiş tekne ve kayıklardan hareketle insan-doğa ilişkisine ve toplumsal hafızaya dikkat çektiğini anlatan Prof. Dr. Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yalnızlığa bırakılan bu unsurları insan vefasızlığının bir yansıması olarak ele aldım. Gravür ve elek baskı teknikleriyle hazırladığım çalışmalarla Türk Baskı Resim Sanatına katkı sunmayı hedefledim. Kompozisyonlarımda yer verdiğim nesneler, deniz kültürü ve geçmiş yaşanmışlıklardan beslenen metaforik anlatımlar içeriyor. Her bir çalışmamı estetik bir bakış açısıyla günceli sorgulayan ve geçmiş ile gelecek arasında bağ kuran yüzeyler olarak kurguluyorum. Sosyal hayatın trajik yönlerine odaklanırken eserlerimde desen anlayışını korumaya özen gösteriyorum. Bu doğrultuda doku-biçim ilişkisi ve lekesel renk kullanımı gibi plastik unsurları ön plana çıkarıyorum." Dijital dünyanın imkanlarını üretkenliğe dönüştürmeliyiz Teknolojinin doğru ve verimli kullanımının sanatın gelişimi açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Yıldız, özellikle gençlerin dijital dünyanın sunduğu imkanları üretkenliğe dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. Gençlerin sanata yönlendirilmesinin hem bireysel gelişim hem de toplumsal ilerleme açısından kritik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yıldız, sanatla büyüyen nesillerin daha duyarlı, bilinçli bir toplumun temelini oluşturacağını kaydetti. Sanatın evrensel bir dil olduğuna işaret eden Yıldız, kültür ve sanat faaliyetlerinin artırılmasının toplumların kimliğine değer kattığını ve toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini söyledi. SANKO Sanat Galerisi 363 sergiye ev sahipliği yaptı Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Aykanat da SANKO Sanat Galerisi’nin aktif çalışan ve seçkin sanatçılara ev sahipliği yapan kurum olduğuna işaret ederek, "Gaziantep’te nitelikli eserlere ev sahipliği yapması bakımından kültür ve sanatın gelişimi açısından önemli bir yere sahiptir" diye konuştu. SANKO Sanat Galerisi Seçici Kurul Üyesi ve Küratör Aslı Özen ise galerinin sanatçılar ile sanatseverler arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini hatırlatarak, bugüne kadar 363 sergide 728 sanatçıya ev sahipliği yaptıklarını bildirdi. Galerinin yalnızca bir sergi mekânı olmadığını vurgulayan Özen, "Burası aynı zamanda sanatçıların ve sanatseverlerin tanıştığı, buluştuğu ve etkileşim kurduğu bir platformdur" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Aslı Özen, SANKO Holding adına "Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı" isimli yayını Prof. Dr. Erol Murat Yıldız’a takdim etti. Sergi açılışına; Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Yıldız, Gaziantep Ticaret Odası Güzel Sanatlar Lisesi Resim Öğretmeni Hüseyin Yıldırım, SANKO Park AVM yöneticileri, sanatçı ve sanatseverler katıldı. SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan "Derin" isimli baskı resim sergisi, 22 Mayıs 2026 tarihine kadar her gün 12.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Erol Murat Yıldız Prof. Dr. Erol Murat Yıldız, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü lisans programından 1994, Sosyal Bilimler Enstitüsü Resim-İş Eğitimi yüksek lisans programından 1998 yılında mezun oldu. Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve orta dereceli okullarda 1994-2011 yılları arasında Görsel Sanatlar Öğretmeni olarak görev yaptı, 2011’de Eğitim Bilimleri Enstitüsü Resim-İş Öğretmenliği Ana Bilim Dalı doktora programını tamamladı. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Bölümü lisans programında 2011-2015 yılları arasında öğretim görevlisi olarak çalışan Erol Murat Yıldız, 2015 yılında Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Resim ve Baskı Sanatları Bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başladı. Plastik sanatlar alanında 2019 yılında Doçent unvanı alan sanatçı, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünde 2020’de Doç. Dr., 2025’te Prof. Dr. kadrosuna atandı. Yurt içi ve yurt dışında sergi, sempozyum, kongre, panel gibi pek çok kişisel ve karma sanatsal ve bilimsel etkinliğe katılan ve gravür baskı alanında çalışmalarını sürdüren sanatçı, Giresun Üniversitesi Görele Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır.
62. Altın Portakal Film Festivali "Kalpten" temasıyla 24 Ekim’de başlıyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:42 62. Altın Portakal Film Festivali "Kalpten" temasıyla 24 Ekim’de başlıyor Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 24 Ekim-2 Kasım 2025 tarihleri arasında "Kalpten" temasıyla gerçekleştirilecek. Bu yıl "Sınırlardan Sınırsızlığa" bölümüyle Filistin’e uzanan güçlü bir dayanışma çağrısı yapılacak festivalde; Filistinli bir yazar ve yapımcı uluslararası jüride yer alırken, Filistin filmleri de özel seçki kapsamında gösterilecek. Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, "Barışı, özgürlüğü, adaleti kalpten selamlıyoruz. Filistin’de zulüm gören Filistin halkını ve Gazze’ye yardım götürmek isteyen SUMUD gönüllülerini kalpten selamlıyoruz" şeklinde konuştu. Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Ömer Vargı ise, "Bu festivalde bir Filistin filmleri seçkisinin olması bizlerin de bu işe katkı sunmasını sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali öncesinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir’in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısına, Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Ömer Vargı, 62. Altın Portakal Onur Ödülü sahipleri Serap Aksoy ve Settar Tanrıöğen, Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz ve Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer katıldı. Türkiye’nin en köklü sinema etkinliği olan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, bu yıl da izleyicilere unutulmaz bir sinema deneyimi sunmayı hedefliyor. "Sanata, sanatçıya ve sinemamıza sahip çıkmaya devam ediyoruz" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, açılış konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bu yılki festivalimizin basın toplantısını sizlerle beraber gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşarken diğer yandan da Muhittin Böcek Başkanımızın aramızda olmayışının boşluğunu derinden hissediyoruz. Küçüklüğünden başlayan sinema tutkusu hiç sönmeyen, Altın Portakalı özüne döndürmek ve daha üst noktalara taşımak için büyük mücadele veren Muhittin Başkanımız bugün aramızda olamasa da, onun sanata, sinemaya ve Antalya’ya duyduğu büyük sevgi burada hissediliyor. Onun bıraktığı yerden, aynı kararlılıkla, sanata, sanatçıya ve sinemamıza sahip çıkmaya devam ediyor, en kısa sürede özgürlüğüne kavuşacağına olan inancımızı koruyoruz." Özdemir, festivalin sadece bir sinema etkinliği olmadığını belirterek, şöyle devam etti: "Altın Portakal sadece bir film festivali değildir; aynı zamanda Antalya’nın sanatla, özgürlükle buluştuğu büyük bir kültür şölenidir. Bu festival, 1964’ten bu yana nice ustaları, genç yetenekleri, cesur hikâyeleri ve özgün bakış açılarını sahnesinde ağırlamış; Türk sinemasının gelişiminde öncü bir rol üstlenmiştir." dedi. Festivalin bu yılki jüri kadrosuna ilişkin de bilgi veren Özdemir, "Festivalimizin 62. yılında ulusal uzun metraj film yarışması jürimize, bizleri onurlandıran Yapımcı ve Usta Yönetmen Sayın Ömer Vargı başkanlık edecektir. Kendisine festivalimize jüri başkanı olmayı kabul ettiği için çok teşekkür ediyoruz. Jürimizde; eleştirmen sinema yazarı Sevin Okyay, sanat yönetmeni Zeynep Koloğlu, görüntü yönetmeni ve yapımcı Aydın Sarıoğlu, müzisyen Mircan Kaya, sinema oyuncusu ve seslendirme sanatçısı Beren Saat, yönetmen ve tiyatro oyuncusu Engin Alkan yer alacaktır. Bugün bizimle burada olan Settar Tanrıöğen ve Serap Aksoy’a onur ödülü, ayrıca sinemaya verdiği eşsiz emeklerden ötürü Feride Çiçekoğlu’na emek ödülü takdim edilecektir. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da festival komitemiz, yurtiçi ve yurtdışında ülkemizi temsil eden genç sinemacılarımızın başarılarını taçlandırmak adına Merve Dizdar, Selahattin Paşalı ve Cansu Baydar’ı başarı ödüllerine layık görmüştür" ifadelerini kullandı. Sinemaya verilen desteğin artarak süreceğini vurgulayan Özdemir, "Geçen yıl kazananlara verdiğimiz 6,2 milyon TL ödül desteğimizi, Muhittin Başkanımızın verdiği söz doğrultusunda 9 milyon TL’ye çıkardık. Bundan sonra da sinemaya olan desteğimiz artarak devam edecektir." dedi. "SUMUD gönüllülerini kalpten selamlıyoruz" Festivalin bu yılki temasının "Kalpten" olduğunu vurgulayan Özdemir, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Bu yıl ‘Kalpten’ diyerek yola çıktık. Barışı, özgürlüğü, adaleti kalpten selamlıyoruz. Filistin’de zulüm gören Filistin halkını, Gazze’ye yardım götürmek isteyen SUMUD gönüllülerini kalpten selamlıyoruz. Kalpten üreten sanatçılara, kalpten hisseden seyircilere, kalpten inanan herkese teşekkür ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki sanatın iyileştirici gücü, en çok kalpten gelen işlerde saklıdır. Biliyorum ki 62. Altın Portakal Film Festivali, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha dünyaya gösterecek." "Keşke çok daha fazlasını yapabilsek" Ulusal Uzun Metraj Jüri Başkanı Ömer Vargı, sinemanın geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Antalya Film Festivali bu ülkenin çok önemli bir festivalidir. Sinema bir bütündür; oyuncular, sanatçılar, teknisyenler, yapımcılar, eleştirmenler ve festivaller bu bütünün ayrılmaz parçalarıdır.Tüm dünyada sinemada büyük bir değişim yaşanıyor. Filmlerin nerede izleneceğini bilemediğimiz bir dönemde, böyle bir festivalin güçlü şekilde varlığını sürdürmesi sinemanın geleceği açısından çok önemlidir." Vargı, Filistin’de yaşananlara da vurgu yaparak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dünyada İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görmediğimiz bir vahşet yaşanıyor. En azından bu festivalde bir Filistin filmleri seçkisinin olması, bizlerin de bu işe katkı sunmasını sağlayacaktır. Keşke çok daha fazlasını yapabilsek" "Filistin’de yaşanan soykırım büyük bir insanlık suçudur" Onur ödülü alan Serap Aksoy ise Filistin’de yaşanan katliama değinerek, "Onur ödülü almak bir oyuncunun kariyerinin taçlandırılması gibi. Geçmiş yıllarda yaşanan sıkıntıların, olumlu-olumsuz anıların yeniden hatırlanmasına sebep oluyor. Bu vesileyle ben de haykırmak istiyorum ki dünya uluslararası hukuku ve insancıl hukuku başarısızlığa uğramıştır. Filistin’de yaşanan soykırım büyük bir insanlık suçudur. Yeter artık bu bombalar sussun, çocuklar, hayvanlar ölmesin. Açgözlülük ve sevgisizlik bitsin istiyoruz" dedi. Onur ödülü sahibi Settar Tanrıöğen ise, "Onur ödülü gerçekten benim için çok değerli. Çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Altın Portakal, sinema sanatının hafızasıdır" Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz, festivalin kapsamını ve özel bölümlerini şöyle anlattı: "Sinema yaşamımızın en köklü film festivalinin sorumluluğu çok derin ve bu derinlik hassas ve adil kararlar almayı gerektiriyor. Festivalin kurucusu Dr. Avni Tolunay’ın başlattığı bu gelenek, bugün dünyanın sayılı festivalleri arasında yer alıyor. Geçen yıl 99 filmle seyirciyle buluştuk, bu yıl yerli ve yabancı 104 film göstereceğiz. 70 film Türkiye’de ilk kez izleyiciyle buluşacak. Festivalin klasikleşen bölümleri olan Ulusal Uzun Metraj, Uluslararası Uzun Metraj, Kısa Film, Belgesel ve Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Yarışması bölümlerinde toplam 52 film ilk kez izleyici karşısına çıkacak. Ayrıca Türk sinemasında ilk kez izleyici karşısına çıkacak 12 sinema eseri, Ömer Vargı başkanlığındaki jürimiz tarafından değerlendirilecek." Yavuz, bu yıl ilk kez düzenlenecek "Sınırlardan Sınırsızlığa" seçkisini ise şu şekilde aktardı: "Bu bölüm, Filistinli bir yazar ve yapımcının yer alacağı uluslararası jüriyle değerlendirilecek. Filistin yapımı filmler ile bölgede yaşanan trajedilere ışık tutan toplam 5 film, sinemanın vicdani yönünü öne çıkaracak. Festival komitemizin kararıyla hazırlanan bu seçki, sinemanın birleştirici gücünü en çarpıcı şekilde yansıtacak." "Hind Rajab’ın Sesi festivalde gösterilecek" Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, festival programına ilişkin yaptığı açıklamada, "Festivalimiz 24 Ekim’de açılacak, 25 Ekim’de geleneksel kortejimizle başlayacak. Açılış ve kapanış gecelerimiz düzenlenecek, festivalimiz 2 Kasım’daki ödül töreniyle sona erecek. Büyük acıların yaşandığı Filistin’e kayıtsız kalmadık. Bölge sinemacılarına ve onların son dönem yapıtlarına yer verdiğimiz ‘Sınırlardan Sınırsızlığa’ seçkisini sinemaseverlerle buluşturacağız. Bu yıl Eylül başında gerçekleşen Venedik Film Festivali’nde büyük ses getiren ‘Hind Rajab’ın Sesi (The Voice of Hind Rajab)’ filminin de aralarında bulunduğu beş film bu bölümde gösterilecek" ifadelerini kullandı. Tuncer, festivalde usta yönetmen Şerif Gören’in anılacağını belirterek, "Geçen yıl kaybettiğimiz Türk sinemasının büyük değeri Şerif Gören’i, başrollerinde Şener Şen ve Lale Mansur’un yer aldığı ‘Amerikalı’ filmiyle anacağız. Film, negatif kopyasından dijital versiyona aktarıldı ve festivalde gösterilecek" dedi. Festivalin bütçesini açıklayan Büşra Dirgen Özdemir, "Festivalin bütçesi 114 milyon 200 bin TL. Altın Portakal’ı Antalya Büyükşehir Belediyesi destek olmadan yapıyor." dedi. Tuncer ise bilet fiyatlarının öğrenciler için 10 TL, tam biletin ise 20 TL olarak belirlendiğini açıkladı. Böcek anılacak Basın toplantısında, İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in festivalde anılıp anılmayacağı soruldu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, "25 Ekim Muhittin Başkanımızın doğum günü. Biz bu yıl ‘Kalpten’ diyerek festival yoluna çıktık. Birçok dile getiremediğimiz, bastırdığımız, acısını yaşadığımız, umut ettiğimiz duygumuz yüreğimizde. İşte o bütün duygularımızı bu sene kalpten aktarıyoruz. Açılış günümüz başkanımızın doğum günü, tüm davetlilerle birlikte bir organizasyonumuz olacak" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer de, "En kısa sürede aramızda olacağına inancımız tam, belki o gün aramızda olacak" ifadelerini kullandı. (BA-
Lale Müzesi ‘Birbirine Karşılık Gelen İşaretler’ sergisi ile yeniden kapılarını açıyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 13:33 Lale Müzesi ‘Birbirine Karşılık Gelen İşaretler’ sergisi ile yeniden kapılarını açıyor Sarıyer Emirgan’da bulunan Lale Müzesi tarihi binasının bakımı sonrasında ‘Birbirine Karşılık Gelen İşaretler’ fotoğraf heykel sergisi ile ziyaretçilerini ağırlayacak. Yarın özel bir davet ile kapılarını açacak olan sergide toplam 26 eser yer alacak. Lale Müzesi bir sanat ve kültür durağı olmaya devam ediyor. Sarıyer Emirgan’da bulunan tarihi binasının bakımı sonrası Lale Müzesi, ‘Birbirine Karşılık Gelen İşaretler’ fotoğraf heykel sergisi kapılarını sanatseverlere açacak. Yarın özel bir davet ile açılışı yapılacak olan serginin küratörlüğünü Ece Yıldırımlı üstlendi. 7 sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi, görünür olan ile sezgisel olan arasındaki ilişkiyi biçim, renk, katman ve malzeme üzerinden çözümlüyor. Her sanatçı, kendi pratiği içinde bir işareti yeniden tanımlıyor ve bu işaretlerin birbirine karşılık gelişinde oluşan diyaloğu izleyiciye sunuyor. Ardan Özmenoğlu, Artem Martis, Burcu Perçin, Emre Yetkin, Cansu Ceren İlkan, Soyhan Baltacı ve Yiğit Yazıcı’nın eserlerinden oluşan sergide toplam 26 eser yer alacak. Tuval, fotoğraf ve heykel gibi farklı alanlarda üretilen bu eserler, günümüz insanının algısal katmanlarına dair ortak bir görsel hafıza oluşturuyor. Birbirine Karşılık Gelen İşaretler sergisi özel açılışın ardından eserler 10 Ekim-22 Kasım tarihleri arasında Lale Müzesi’nde görülebilecek.
Bakan Ersoy: "Anadolu sofralarının kökenine ışık tutuyoruz"
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:49 Bakan Ersoy: "Anadolu sofralarının kökenine ışık tutuyoruz" Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anadolu’da yapılan kazılarda 4 bin yıllık nohut ve 8 bin 600 yıllık ekmek kalıntılarının gün yüzüne çıkarıldığını duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteklediği arkeolojik kazılarda, Anadolu’nun binlerce yıllık sofra kültürünü belgeleyen yeni buluntular ortaya çıkarıldı. Kütahya Tavşanlı Höyük’te gün yüzüne çıkarılan 4 bin yıllık nohut kalıntıları ile Konya Çatalhöyük, Eskişehir Küllüoba ve Karaman Topraktepe’de tespit edilen antik ekmek örnekleri, insanlık tarihine dair eşsiz veriler sunuyor. "Bugün nasıl gastronomide Türkiye konuşuluyorsa, binlerce yıl önce de Anadolu aynı bereketin merkeziydi" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yapılan kazıların Anadolu’nun üretim ve sofra kültürüne ışık tuttuğunu belirterek şunları söyledi: "Kütahya Tavşanlı Höyük’te 4 bin yıllık nohut, Konya Çatalhöyük’te 8 bin 600 yıllık, Eskişehir Küllüoba ve Karaman Topraktepe’de binlerce yıllık ekmek kalıntılarını gün yüzüne çıkardık. Bu buluntular, Anadolu’nun üretim geleneğini, inanç sistemlerini ve sofra kültürünü bir bütün olarak gözler önüne seriyor. Bugün nasıl gastronomide Türkiye konuşuluyorsa, binlerce yıl önce de Anadolu aynı bereketin ve kültürel zenginliğin merkeziydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bu köklü mirasın izlerini sürmeye ve geçmişimize ışık tutmaya devam ediyoruz." Tavşanlı Höyük’te 4 bin yıllık nohut kalıntıları 2025 yılı kazı sezonunda Tavşanlı Höyük’te leblebinin ham maddesi olan nohut kalıntılarına ulaşıldı. Tunç Çağı’nın ortalarına tarihlendirilen bu örnekler; buğday taneleri, pişmiş toprak kaplar ve gümüş bir saç halkasıyla birlikte bulundu. Tavşanlı Höyük ekip üyesi Dr. Doğa Karakaya tarafından yapılan mikroskobik incelemelerde, bu kalıntıların Anadolu’nun erken dönem tarım kültürüne ait olduğu belirlendi. Ayrıca aynı höyükte 2022 yılında bulunan 4 bin 200 yıllık fındık kalıntıları üzerinde yapılan analizlerde, bunların bölgede doğal olarak yetişen çalı fındığı (Corylus) türüne ait olduğu tespit edildi. Tanelerden sofraya: Anadolu’nun ekmek geleneği Tavşanlı’daki baklagil buluntuları, Anadolu’nun üretim kültürünün köklü geçmişini ortaya koyarken; farklı bölgelerde bulunan ekmek örnekleri bu üretimin sofralara ve ritüellere nasıl yansıdığını gösteriyor. Konya’daki Çatalhöyük’te 8 bin 600 yıllık mayalanmış ekmek, Eskişehir Küllüoba Höyüğü’nde 5 bin yıllık ritüel amaçlı mayalanmış ve pişirilmiş ekmek, Karaman Topraktepe (Eirenepolis) Antik Kenti’nde ise bin 300 yıllık bezemeli arpa ekmekleri tespit edildi. Küllüoba ekmeği üzerinde yapılan analizlerde gernik buğdayı ve mercimek tespit edildi. Ekmeğin yaklaşık 140 derecede pişirildiği, bir parçasının koparıldığı ve ardından bir bereket ritüeli kapsamında yakılarak evin arka odasında, eşik kenarına gömüldüğü anlaşıldı. Bu ritüel, dönemin toplumsal yaşamında üretim ve inanç pratiklerinin birbirine ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor. Bilimsel kazılarla gün yüzüne çıkan kültürel süreklilik Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bilimsel kazı ve koruma çalışmaları, Anadolu’nun üretim kültürünü, inanç sistemlerini ve sofra geleneklerini bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymayı sürdürüyor. Ekmek, nohut ve fındık gibi temel gıdalar yalnızca beslenme alışkanlıklarının değil; tarımsal üretimin, toplumsal ritüellerin ve inanç dünyasının da izlerini taşıyor. Bu benzersiz buluntular, Türkiye’nin bilimsel altyapısı ve koruma vizyonu sayesinde insanlık tarihine kazandırıldı; müzelerde sergilenen örneklerle geçmişle bugün arasında anlamlı bir köprü kuruldu.
Ahşap direkli ve kalem işi camiler beğeni topladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:47 Ahşap direkli ve kalem işi camiler beğeni topladı Denizli’nin Pamukkale ilçesinde düzenlenen ‘Ahşap Direkli Kalem İşi Camileri’ fotoğraf sergisi büyük beğeni topladı. Pamukkale Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü, "Ahşap Direkli Kalem İşi Camilerimiz" konulu bir fotoğraf sergisine ev sahipliği yaparak, bu nadide kültür miraslarını sanatseverlerle buluşturdu. Sergi tarihi camilerin estetik ve tarihi zenginliğini gözler önüne serdi. Halk Eğitimi Merkezi’nin ek binasında gerçekleştirilen tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Serginin açılışında konuşan Pamukkale Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Cengiz Sarıca, kalem işi sanatının önemine değinerek, "Camilerde kalem işi, yüzyıllarca yaşayan Türk boyu kaplamaları işlenmiştir" dedi. Sarıca, bu sanat dalında cennet ve cehennem tasvirleri, nizam terazisi, keşkül sancağı, tasarruf işlemeleri gibi birçok figürün işlendiğini ifade etti. Denizli İl Kültür Müdürü Hudaverdi Otaklı ise yaptığı konuşmada, "Kalem işi camiler her zaman ilgimi çekmiştir. İlimizde 15 tane tescilli kalem işi camisi var. Yeni Acıpayam Tavas Selke köyünde tespit edilen bir iki camimizin daha tescil işlemi tamamlanırsa, ilimiz bu alanda çok iyi bir yere gelecek" dedi. Otaklı, Türk-İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan ve 12., 18., 19. asırlarda inşa edilmiş bu camilerin genellikle ilçe merkezlerinden ziyade dağ başlarında ve köylerde inşa edilmiş olmasının dikkat çekici olduğunu ve bu bölgelerde cennet ve cehennem tasvirlerinin daha yoğun işlendiğini söyledi. Otaklı, "Kalem işi, kökeni 8-9. yüzyıl Türk Uygur sanatına dayanan, Türklerin göçleri ile birlikte Anadolu topraklarına taşınmış klasik bir süsleme sanatıdır. Sivil, dini ve askeri mimari yapıların iç ve dış mekanlarını süslemek için kullanılmıştır. Ahşap Direkli Kalem sanatının teknik ve malzemeleri ise; Geleneksel olarak, desenler önce kâğıda çizilir, iğnelenir ve kömür tozu ile yüzeye aktarılır. Daha sonra çeşitli boyalar ve fırçalar kullanılarak renklendirilir ve kontürlenir . Altın varak uygulamaları, bu sanatın önemli bir unsuru olmuştur. Sergi açılışı, konuşmaların ardından protokolün ve katılımcıların sergiyi gezerek eserlerdeki işçiliği yakından incelemesi ve hayranlıklarını ifade etmesiyle sona erdi. Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı halk eğitimi merkezleri, bu tür sergi ve workshop faaliyetlerine Mayıs ve Haziran ayları boyunca devam etmeyi planlıyor. Bu etkinlik, geleneksel Türk sanatlarının tanıtılması ve yaşatılması adına önemli bir adım olmuştur" dedi.
Tivibu ekim ayında önde gelen yapımları izleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:19 Tivibu ekim ayında önde gelen yapımları izleyicileriyle buluşturmaya devam ediyor Tivibu, ekim ayında zengin içerikleri sinemaseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Birbirinden yeni ve kült yapımların yer aldığı platformda, "Lilo & Stiç", "Görevimiz Tehlike-Son Hesaplaşma", "Thunderbolts" ve daha fazla yapım Tivibu’da izleyicilerin beğenisine sunuluyor. Türk Telekom’un televizyon platformu Tivibu, Ekim ayında animasyondan aksiyona, komediden maceraya uzanan geniş bir yelpazedeki yapımları izleyicileriyle buluşturuyor. Ekim ayında çok sayıda yeni içeriği izleyicilerin beğenisine sunan platform, "Görevimiz Tehlike - Son Hesaplaşma"yı Kirala Satın Al seçeneğiyle ekranlara getiriyor. Tom Cruise’un canlandırdığı ajan Ethan Hunt, bu kez dünyayı tehdit eden büyük bir tehlikeyi önlemek için ekibiyle birlikte zamana karşı mücadele ediyor. Serinin yedinci filmi, yüksek temposu ve ikonik sahneleriyle izleyicileriyle buluşuyor. Kirala Satın Al’da 2025 yapımı öne çıkan diğer film ise "Thunderbolts" oluyor. Marvel Comics ekibine dayanan bir Amerikan süper kahraman filmi "Thunderbolts", daha önce farklı filmlerde görülen karakterlerden oluşan ekibin tehlikeli bir görev için bir araya gelmesini konu alıyor. Yönetmen koltuğunda Jake Schreier’in oturduğu filmin oyuncu kadrosunda; Sebastian Stan, Hannah John-Kamen, Wyatt Russell, Julia Louis-Dreyfus, Florence Pugh, David Harbour ve Lewis Pullman gibi isimler yer alıyor. Sevilen kahramanlar "Lilo & Stiç" Kirala Satın Al ile geri dönüyor Animasyon dünyasının kült yapımlarından "Lilo & Stiç", Kirala Satın Al’da izleyicilerle buluşuyor. Disney’in 2002 tarihli klasik animasyonunun canlı aksiyon uyarlaması olan film, ailesinden kopmuş küçük bir Hawaii’li kız ile ona eşlik eden sevimli ama bir o kadar da yaramaz uzaylı Stiç’in eğlenceli ve dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Bilim kurgu ve tropik bir ada atmosferinin iç içe geçtiği 2025 yapımlı filmde, dostluk ve aile temaları dikkat çekiyor. Tivibu ekim ayında, "Led Zeppelin Olmak", "Avcı Kraven", "Omen: İlk Kehanet", "Dedektif Sun", "Parmak Çocuk Emma", "Neşeli Çiftlik: Tren Kalkıyor", "The Greatest Hits", "Şarkı Söyle", "Quiz Lady" ve "Love Reset" filmlerini platforma dahil ediyor. Film seçeneğinin öne çıkan Bernard MacMahon’un yönettiği belgesel niteliğindeki yapımı "Led Zeppelin Olmak", popüler müzik grubu Led Zeppelin’in ortaya çıkışının ilk yıllarını konu alıyor. Jimmy Page, John Paul Jones, John Bonham ve Robert Plant’in Britanya’daki çocukluklarından başlayarak sırasıyla yaşamlarına değinen filmde; 1960’ların müzik sahneleri, tanışma hikâyeleri ve 1970’te dünyanın bir numaralı rock müzik grubu haline gelmeleri anlatılıyor. Ekim ayının dikkat çeken bir başka yapımı ise "Avcı Kraven" oluyor. Marvel evreninin ikonik karakterlerinden Kraven’in köken hikâyesine odaklanan film; çatışma, kimlik dönüşümü, sadakat ve intikam temalarıyla izleyicileri güçlü bir serüvene davet ediyor. "Omen: İlk Kehanet", ekim ayının psikolojik korku temasıyla öne çıkan bir diğer içeriği oluyor. Klasik korku serisinin öncüsü niteliğindeki film, 1976 yapımı "Omen" serisiyle doğrudan bağ kuruyor. Roma’nın tarihi atmosferinde geçen film, "Kehanet" hikâyesinin başlamasından önceki olaylara odaklanıyor. Filmde Amerikalı genç bir kadının, kiliseye hizmet etmek üzere Roma’ya gönderilmesinin ardından bir karanlıkla yüzleştiği gizemli olaylara değiniliyor. Gotik öğeler, 1970’ler estetiği ve sosyal çalkantılarla bezenen yapım, izleyicilere gerilim dozu yüksek bir deneyim sunuyor. Yeni yapımlar Tivibu’da seyirciyle buluşuyor "Roboforce" ve "Muhafızlar: Gizli Proje" bu ayın öne çıkan yeni yapımları arasında yer alıyor. 2025 yapımı çizgi film serisi "Roboforce", birbirinden farklı robotik güçlerin yapay zekâya karşı savaşını konu alıyor. Yapay zekâ tehdidini etkisiz hale getirmek için insanları korumaya çalışan "Roboforce"’un hikayesi platformdan izlenebilecek. Tarih ve bilim kurgunun birleştiği "Muhafızlar: Gizli Proje" global yayından hemen sonra, her hafta yeni bölümleriyle Tivibu’da yayınlanıyor. Globalde "The Sentinels" ismiyle lanse edilen "Muhafızlar: Gizli Proje", askerlerin savaş alanındaki ruh hallerine, kahramanlık ve canavarlık arasındaki ince bir çizgide yaşadıklarına değiniyor. Dizi, Türkçe dublaj ve altyazı seçenekleri ile izleyicilerin beğenisine sunuluyor.
Malatya’da Resul Dindar rüzgarı esti
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:05 Malatya’da Resul Dindar rüzgarı esti Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Malatya’da sahne alan ünlü sanatçı Resul Dindar, enerjik performansı ve Karadeniz ezgileriyle Malatyalılara unutulmaz bir gece yaşattı. Festivalin dördüncü gününde 100. Yıl Kent Parkı’nda sahneye çıkan Karadeniz müziğinin güçlü sesi Resul Dindar, on binlerce hayranı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Sanatçı, "Aykırı Yollarına", "Yalan", "Oy Nurcanum" ve "Kara Deyiler" gibi sevilen eserlerini alanı dolduran kalabalıkla hep bir ağızdan seslendirdi. Tulum ve kemençe eşliğinde söylenen şarkılarla dinleyiciler gönüllerince horon oynadı. Zaman zaman duygusal anların da yaşandığı konserde, Dindar’a minik kızı Ela ve kızının arkadaşı sahnede danslarıyla eşlik etti. Usta sanatçı Volkan Konak’ı andı Dindar, hayatını kaybeden Karadeniz müziğinin bilinen ismi Volkan Konak’ı da unutmadı. Usta sanatçıyı sahnede anan Dindar, "Aleni Aleni" eserini seslendirerek büyük alkış aldı. "Filistin’in sesi hepimizin sesi olsun" Konserinde Filistin mücadelesine de değinen Resul Dindar, sahnede yaptığı konuşmada, "Bazı şeyleri unutmak istemiyorum. Filistin’e yapılan zulmün, işgalin ikinci yılı. Bir halkın sessiz çığlığını duyurmak istiyorum. Çünkü bazen sessizlik en yüksek haykırıştır. Çocuklar hâlâ korkuyla yaşıyor, anneler hâlâ enkaz başında dualar ediyor. Yarın çocuklarımız bize ‘siz hiçbir şey yapmadınız mı?’ derse ne cevap vereceğiz? Konuşmamız, bu zulmü dillendirmemiz lazım. Filistin’in sesi hepimizin sesi olsun" ifadelerini kullandı. Dindar, konuşmasının ardından Filistin ve Türk bayraklarıyla Candan Erçetin’in "Yalan" şarkısını seslendirdi. Malatya’da yaşanan büyük depreme de değinen sanatçı, "Büyük acılar yaşadık bu bölgede, inşallah bir daha yaşanmaz" diyerek sözlerini tamamladı.
Malatya’da Resul Dindar rüzgarı esti
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:02 Malatya’da Resul Dindar rüzgarı esti Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Malatya’da sahne alan ünlü sanatçı Resul Dindar, enerjik performansı ve Karadeniz ezgileriyle Malatyalılara unutulmaz bir gece yaşattı. Festivalin dördüncü gününde 100. Yıl Kent Parkı’nda sahneye çıkan Karadeniz müziğinin güçlü sesi Resul Dindar, on binlerce hayranı tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Sanatçı, "Aykırı Yollarına", "Yalan", "Oy Nurcanum" ve "Kara Deyiler" gibi sevilen eserlerini alanı dolduran kalabalıkla hep bir ağızdan seslendirdi. Tulum ve kemençe eşliğinde söylenen şarkılarla dinleyiciler gönüllerince horon oynadı. Zaman zaman duygusal anların da yaşandığı konserde, Dindar’a minik kızı Ela ve kızının arkadaşı sahnede danslarıyla eşlik etti. Usta sanatçı Volkan Konak’ı andı Dindar, kısa süre önce hayatını kaybeden Karadeniz müziğinin bilinen ismi Volkan Konak’ı da unutmadı. Usta sanatçıyı sahnede anan Dindar, "Aleni Aleni" eserini seslendirerek büyük alkış aldı. "Filistin’in sesi hepimizin sesi olsun" Konserinde Filistin mücadelesine de değinen Resul Dindar, sahnede yaptığı konuşmada, "Bazı şeyleri unutmak istemiyorum. Filistin’e yapılan zulmün, işgalin ikinci yılı. Bir halkın sessiz çığlığını duyurmak istiyorum. Çünkü bazen sessizlik en yüksek haykırıştır. Çocuklar hâlâ korkuyla yaşıyor, anneler hâlâ enkaz başında dualar ediyor. Yarın çocuklarımız bize ‘siz hiçbir şey yapmadınız mı?’ derse ne cevap vereceğiz? Konuşmamız, bu zulmü dillendirmemiz lazım. Filistin’in sesi hepimizin sesi olsun" ifadelerini kullandı. Dindar, konuşmasının ardından Filistin ve Türk bayraklarıyla Candan Erçetin’in "Yalan" şarkısını seslendirdi. Malatya’da yaşanan büyük depreme de değinen sanatçı, "Büyük acılar yaşadık bu bölgede, inşallah bir daha yaşanmaz" diyerek sözlerini tamamladı. (SA-SVY-Y)
Kaleiçi Old Town Festivali 21 ülkeden 26 şehrin heyetlerini ağırlayacak
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:51 Kaleiçi Old Town Festivali 21 ülkeden 26 şehrin heyetlerini ağırlayacak Antalya Muratpaşa Belediyesi, bu yıl 10’uncusunu düzenlediği Kaleiçi Old Town Festivali’nde 21 ülkeden 26 şehrin heyetlerini ağırlayacak. İtalya’dan Ukrayna’ya, İrlanda’dan Lübnan’a Macaristan’dan Karadağ’a birçok ülkenin katılacağı festival, 9-12 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek. Bu yıl 10’uncusu gerçekleşecek Kaleiçi Old Town Festivali, birbirinden farklı kültürleri tarihi kent merkezi Kaleiçi’nde buluşturuyor. 21 ülke 26 şehir Kaleiçi Old Town Festivali’nde Bu yıl festivale Bosna Hersek’ten Visoko, Çekya’dan Prag 6 ve Pribor, Hırvatistan’dan Biograd na Moru, İrlanda’dan Cork, İtalya’dan Gradara gibi şehirlerin yanı sıra Sicilya Türk Dostluk Derneği ve Malta Yerel Konseyler Derneği de katılacak. Festivalde, yavru vatan Kıbrıs’tan ise Gazimağusa ve Girne yer alacak. "Dostluk ve kardeşlik köprüleri inşa ediliyor" Muratpaşa Belediyesi, ayrıca yıllar içinde Avrupa ve Akdeniz kentleriyle geliştirdiği ilişkiler sayesinde yerel yönetimler arasında dostluk, kültürel paylaşım ve sürdürülebilirlik temelli bir ağ oluşturdu. Festival, bu kardeşlik ağının canlı bir buluşma noktası olacak. Katılımcı kentler, festival süresince sadece kültürel etkinliklerle değil, aynı zamanda yerel yönetimler arasında yeni işbirliklerinin temellerini atacak resmi görüşmelerle de Antalya’da bir araya gelecek. Festivalde bu yıl Muratpaşa Belediyesi, Ukrayna’dan Kamianets-Podilski ve İtalya’dan Noto şehirleriyle kardeş şehir olma yolunda iş birliği protokolleri imzalayacak. Kamianets-Podilski, Orta Çağ’dan kalma surları, UNESCO Geçici Miras Listesi’nde yer alan Kamianets Kalesi ve tarihi şehir dokusuyla Ukrayna’nın en önemli kültürel merkezlerinden biri. Noto ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Barok mimarisiyle tanınan, Sicilya Adası’nın en gözde tarihi kentlerinden biri.