KÜLTÜR SANAT
Diyarbakır’da ‘Uçan Köfteci’ filminin galası yapıldı 01 Mart 2026 Pazar - 22:55:40 Tamamı Diyarbakır’da çekilen ve yerel hikayeleri evrensel bir dille anlatan Uçan Köfteci filminin galası büyük ilgi gördü. Ceylan Karavil Park AVM’nin kültür ve sanatı destekleyen çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda çekimleri Diyarbakır’da yapılan "Uçan Köfteci’ filminin galası gerçekleşti. 2021 yılında başlanan çekimlerin kentin tarihi dokusunda yaklaşık 4 ay sürdüğü filmin galası, kentin sanatseverlerini bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören gece, adeta bir kültür şölenine dönüştü. Filmin yapımcılığını Rez Film adına Azat Yeşilbaş, yönetmenliğini ise ödüllü yönetmen Rezan Yeşilbaş üstlendi. Yönetmen Rezan Yeşilbaş, Diyarbakır’da çekilen ve bir Diyarbakır hikayesini anlatan senaryoyu gerçek bir karakterden etkilenerek kaleme aldığını söyledi. Yeşilbaş, "Ne yazık ki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Kadir Arslan’dan ilham alarak senaryoyu yazdım ve filmi çektim. Filmi hem burada çektiğimiz hem de hikayesi Diyarbakır’a ait olduğu için galasını da burada yapmak istedik. Ekibimizle birlikte Diyarbakır’dayız. Kıymetli misafirlerimiz burada ve filmi ilk kez izleyecekler. Film, 6 Mart’ta tüm Türkiye’de vizyona girecek. İnsanların sinemalara gidip bu keyifli hikayeyi izlemelerini çok isterim. Katılım da oldukça iyi. Diyarbakır’daki insanlara mümkün olduğunca davet gönderdik, gelebilenler geldi. Şu an gördüğüm kadarıyla oldukça kalabalık bir seyirci kitlesi var’’ dedi. Oyuncu Nazmi Kırık ise, çok mutlu olduğunu söyledi. Kırık, "Gerçekten bu filmi Diyarbakır’da çekip, Diyarbakır seyircisiyle buluşturmak benim için büyük bir gurur. Hayatımın en güzel gecesi olduğunu düşünüyorum. İnanıyorum ki bundan sonra da burada çok daha fazla film çekeceğiz. Biliyorsunuz Kadir Aslan’ı depremde kaybettik. Galeria Sitesi’nde kendisini ve ailesini kaybetmiştik. Bu yüzden bugün benim için duygular biraz karmaşık; bir yandan mutluluk, bir yandan da derin bir hüzün var" diye konuştu. Ceylan Karavil Park Yönetim Kurulu Başkanı Abdülhalim Karavil, AVM’lerinin Diyarbakır’a mal olmuş bir AVM, bir aile olduğunu söyledi. Karavil, "Ceylan Karavil ailesi olarak Diyarbakır’ı tanıtan filmler ve benzeri tüm değerli çalışmalara her zaman destek olacağımızı ifade ettik. Diyarbakır’ın tanıtımına katkı sağlayan her değeri önemsiyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte de Diyarbakır’ı tanıtacak projeler, değerler ve filmler olursa yine onların yanında olacak, destek vermeye devam edeceğiz. Çünkü insan sevgisi ve memleket sevgisi gerçekten çok önemli. Elhamdülillah bizler de Ceylan Karavil ailesi olarak insanlarımızı, ilimizi ve memleketimizi seviyoruz. Bu sevginin Allah tarafından bize verilmiş bir nimet olduğuna inanıyor, bunun için şükrediyoruz. İmkanlarımız var ve bu imkânlarımızı memleketimiz için kullanmaya devam edeceğiz. Her şeyden önce örnek olmamız gerektiğine inanıyoruz" şeklinde konuştu. Ceylan Karvil Park Yönetim Kurulu Üyesi Şeyhmuz Ceylan ise bu tür etkinliklere vesile oldukları için çok mutlu olduklarını belirterek, "İnşallah bundan sonra bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Memleketimizi tanıtmak görevimizdir. Memleketimizi seviyoruz" dedi. Konuşmaların ardından film ekibi, protokol üyeleri ve vatandaşlar filmi izledi.
01 Mart 2026 Pazar - 15:32 Burhaniye’de akademik ve idari personel iftarda buluştu Burhaniye ilçesinde, BAÜN Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesinde akademik ve idari personel İftar Yemeğinde buluştu. Balıkesir Üniversitesi Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban’ın ev sahipliğinde, Ramazan ayı dolayısıyla Fakülte Yönetimi tarafından verilen iftar yemeğinde fakülte akademik ve idari personeli bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi yönetimi tarafından verilen iftar yemeğine; Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt ve Prof. Dr. Fatih Satıl, Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlban, Burhaniye MYO Müdürü Prof. Dr. Muammer Bezirgan, Dekan Yardımcıları Dr. Öğr. Üyesi Fatih Çolakoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Özkan Demir, Fakülte Sekreteri Ahmet Özcan BUBYO Otel Müdürü Nurettin Büyükbaş ile fakülte akademik ve idari personeli katıldı. Ayrıca Özbekistan’daki Alfraganus Üniversitesinden gelen misafir öğretim elemanları da iftar yemeğinde yer aldı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını pekiştiren manevi atmosferinde gerçekleştirilen iftar yemeğinde katılımcılar aynı sofrada bir araya geldi. Burhaniye Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Oğuzhan İlan, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma kültürünü güçlendiren önemli bir dönem olduğunu belirterek, akademik ve idari personelin bu tür buluşmalarla bir araya gelmesinin kurumsal birlikteliğe katkı sağladığını ifade etti. İftar yemeği, gerçekleştirilen sohbetlerin ardından sona erdi.
Trendyolmilla’dan Sevgililer Günü’ne özel hediye seçenekleri
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:24 Trendyolmilla’dan Sevgililer Günü’ne özel hediye seçenekleri Trendyolmilla 14 Şubat Sevgililer Günü koleksiyonunda; sezonun gözdeleri ceket, mont, kazak, bot, çizme ve aksesuarın yanı sıra ev yaşam kategorisindeki özel koleksiyonlar öne çıkıyor. Dijital dünyanın hızıyla modaseverlerin anlık taleplerini buluşturan Trendyolmilla, 14 Şubat heyecanını moda deneyimine dönüştürüyor. Sevgililer Günü’nde sürpriz hazırlayanlara en yeni trendleri sunan platformda, çok satanlardan aksesuara, ayakkabıdan ev yaşama, büyük bedenden çantaya geniş bir ürün yelpazesinde hediye seçenekleri yer alıyor. Yapılan açıklamaya göre, ‘500 TL Altı Koleksiyonu’yla tasarım kalitesine ulaşılabilir fiyatlarla sahip oluyor. Trendyolmilla Curve, Man, Home, Shoes ve Beauty kategorilerindeki özel seçki ile, modadan güzelliğe kadar pek çok farklı kategoriyi bir araya getiriyor. Sezonun hit parçaları olan ceket, mont ve trikoların yanı sıra; bot, çizme ve aksesuar gibi tamamlayıcılar, hem kadınlar hem erkekler için 14 Şubat’ın stil kodlarını yeniden tanımlıyor. Kalite ve şıklığı buluşturan gece elbiselerinde, 14 Şubat’ın rengi kırmızı tonlarının yanı sıra siyah ve kahverengi öne çıkıyor. Ev giyim koleksiyonunda kadınlar için kalp desenli, grafik baskılı, nakışlı ürünler saten veya pamuk gibi kumaş seçenekleriyle göze çarpıyor. Kırmızı, pembe ve bordo tonlarının dikkat çektiği iç giyim kategorisinde, her bedene uyan ürünler dantel, tül ve saten kumaş alternatifleriyle geniş bir yelpazeyi kapsarken, erkekler için hediye trendlerinde deri botlar, gömlekler ve kazaklar stil sahibi bir koleksiyona dönüşüyor. Desen ve renk çeşitliliğiyle öne çıkan pijama koleksiyonu ise evdeki huzur ve konforun eşlikçisi oluyor. Açıklamaya göre, Trendyolmilla Home, sevdiklerinin evdeki stilini tamamlamak isteyenlere özel bir koleksiyon hazırladı. Özel koleksiyonda kalp şeklinde bambu tabaklardan Amerikan servisine, kalp desenli fincan ve kupa mutfak ürünleri bulunuyor. Kalp motifli nevresim ve pike takımı, mutfak havlusu, bornoz, paspas ve kırlent gibi ürünler de, sevgisini şık bir dokunuşla ifade etmek isteyenleri bekliyor. Platformun özel seçkisinde binden fazla ürün yer alıyor, triko ve pijama takımları çok satanlar olarak öne çıkıyor.
Selendi’nin saklı hazinesi yeniden gün yüzüne çıkmayı bekliyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:12 Selendi’nin saklı hazinesi yeniden gün yüzüne çıkmayı bekliyor Manisa’nın Selendi ilçesinde 1960’lı yıllarda inşa edilen ve döneminin taş işçiliğiyle dikkat çeken Koca Fehmi Köprüsü, sel felaketinde yıkılmasının ardından kendi haline terk edildi. Bölge halkı, tarihi köprünün aslına uygun restore edilerek turizme kazandırılmasını istiyor. Manisa’nın en uzak ilçelerinden biri olan Selendi, yalnızca doğal güzellikleriyle değil, geçmişten günümüze ulaşan tarihi yapılarıyla da dikkat çekiyor. Bu yapılardan biri olan Koca Fehmi Köprüsü, zamana direnen mimarisi ve taşıdığı tarihi değerle yeniden ayağa kaldırılmayı bekliyor. 1960’lı yıllarda Çinan ve Kazıklı mahalleleri arasında, Selendi Çayı üzerinde inşa edilen Koca Fehmi Köprüsü, dönemin mühendislik anlayışı ve el işçiliği taş mimarisiyle göz kamaştırıyordu. Tek gözlü taş köprü, Selendi’nin doğusu ile batısını birbirine bağlayarak adeta küçük bir "İpekyolu" işlevi görüyordu. Selendi Çayı’nın batısında bulunan değirmene ulaşımı sağlayan köprü, köylülerin mahsullerini öğütmek için kullandığı ana güzergah haline gelmişti. Bu yönüyle köprü, yalnızca bir geçiş noktası değil, aynı zamanda bölge ekonomisinin can damarlarından biri olmuştu. Ancak 1989 yılının yaz ayında meydana gelen şiddetli sel felaketi, köprünün yıkılmasına neden oldu. Doğanın gücüne karşı koyamayan yapı, o tarihten bu yana atıl durumda bulunuyor. Günümüzde köprüye ulaşım ise dar ve engebeli patika yollar üzerinden sağlanabiliyor. Bölge sakinleri, Koca Fehmi Köprüsü’nün aslına uygun şekilde restore edilmesini talep ediyor. Restore edilmesi halinde köprünün, çevresindeki doğal güzelliklerle birlikte fotoğrafçılık ve doğa turizmi rotalarına dahil edilmesi hedefleniyor. Bölge sakinlerinden Mithat Osman Kıvrak, yetkililere çağrıda bulunarak, "Yetkililerin bu tarihi dokuya kulak vererek köprüyü ve bağlantı yollarını onarması, bölge ekonomisine turizm yoluyla taze kan pompalayacaktır. Tarihi dokunun doğayla buluştuğu bu özel nokta, doğru adımlarla Selendi’nin yeni cazibe merkezi olmaya aday olacaktır" dedi.
Türk mimarın eserleri New York’ta sergileniyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:40 Türk mimarın eserleri New York’ta sergileniyor Bahçeşehir Üniversitesinden (BAU) mezun olduktan sonra eğitimine ABD’de devam eden Nazlı Efe’nin, mimarlık ve sanatı buluşturarak oluşturduğu eserleri "Artist in the Marketplace (AIM) Bienali" kapsamında Bronx Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. New York’ta yaşayan gelecek vadeden 28 sanatçı arasında gösterilen Nazlı Efe, balmumu ve gazlı bez kullanarak ürettiği enstalasyonlar ve heykellerinin sergilenmesinden ötürü büyük heyecan duyduğunu söyledi. Türkiye’de BAU Mimarlık ve Tasarım bölümünü bitirdikten sonra ABD’de sanat eğitimi alan Nazlı Efe, disiplinler arası çalışmalarıyla New York’ta gelecek vadeden 28 sanatçı arasında gösterildi. Bronx Müzesi’nin New York sanat sahnesindeki gelecek vadeden sanatçıları keşfetme ve destekleme misyonu tarafından seçilen 28 sanatçının eserleri Ocak ayından itibaren Bronx Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. 45 yıldır devam eden, "Artist in the Marketplace" adıyla bilinen AIM Fellowship programı kapsamında düzenlenen ve 29 Haziran’a kadar açık kalacak sergi büyük ilgi gördü. Gothamist tarafından "2026’da mutlaka görülmesi gereken 8 bienal arasında gösterilen AIM Bienali’nde eserleri yer alan Nazlı Efe, eserlerinin Bronx Müzesi’nde sergilenmesinden dolayı çok heyecanlı olduğunu söyledi. Eserlerini oluşturmasında Kıbrıs ve Anadolu kadim kültüründe ilham aldığını söyleyen Nazlı Efe, eserlerinin temasının "koruma" olduğunu söyledi. Su, gazlı bez ve erimiş balmumunun sanat eserlerinde önemli yer tuttuğunu ifade eden Nazlı Efe; "Balmumu, tarihî olarak doğal bir koruyucu olarak kullanılagelmiştir; benzer şekilde gazlı bez de iyileştirme ve bakım temalarını beraberinde getirir. Bu nedenle bu sergimizin ana teması koruma oldu" dedi. "Hepimiz su dolu kesede hayata başladık’’ Eserlerini oluşturmada iyileştirici gücü olan suyun yerinin çok önemli olduğunu da belirten Efe sözlerine şöyle devam etti: "Su, hepimizi bağlayan ortak noktamız, hepimiz hayata su dolu bir kese içinde başladık. Su ile çalışmak, varlık ve canlılıkla derin bir bağ kurmamı sağlıyor. Bu sebeple eserlerimin yapım sürecinde su içeren teknikler kullanıyorum. Bu teknikler kültürümüzde var olan kurşun dökme ve ebru gibi yöntemler. Bu metotları uyarlayarak ve çağdaş sanat dünyasına taşıyarak enstalasyon ve heykeller üretiyorum." Su ve balmumu Anadolu’da yüzyıllardır devam eden kurşun dökme geleneğini farklı şekilde yorumlayan Nazlı Efe, kurşun yerine erimiş balmumu kullanmasıyla da dikkat çekti. Eserlerinde kurşun dökmeden uyarladığı yöntemleri de kullanan Efe "Türkiye’de erimiş kurşunun suya atıldığı ve ortaya çıkan şekillerin yorumlandığı asırlık bir kehanet uygulaması olan kurşun dökmeden derinden etkilendim. Son çalışmalarımda, kurşun yerine balmumu ile çalışarak bu ritüeli uyarladım. Balmumu su ile buluştuğunda, Rorschach mürekkep testini hatırlatan şekiller oluşturur. Bu formlar, bilinçdışını uyararak hatıralarımı ve duygularımı su yüzüne çıkarır. Balmumu formlar, buluntu nesnelerle birlikte enstalasyonlarımın maddeî dilini oluşturur" dedi. Nazlı Efe kimdir Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesini bitiren Nazlı Efe, bir süre yaptığı akademik çalışmaların ardından ABD’ye giderek Pratt Institute’ta sanat eğitimini tamamladı. Mimarlık eğitimini sanatla birleştiren disiplinler arası bir sanatçı olan Efe, su, bilinçdışı ve hafıza temalarını araştıran enstalasyonlar, heykeller ve performanslarıyla dikkat çekti. New York’ta yaşayan ve sanat dersleri veren Nazlı Efe’nin eserleri Sotheby’s Institute of Art, RAINRAIN Gallery ve New Art Dealers Alliance’ta sergilendi. Stutzman Ailesi Vakfı "Heykel Ödülü Özel Takdir" ve "Pratt Üstün Başarı Ödülü" gibi birçok ödül almayı başardı.
Denizli’de 168 öğrenci hafızlık icazeti aldı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:56 Denizli’de 168 öğrenci hafızlık icazeti aldı Denizli İl Müftülüğü öncülüğünde hafızlık eğitimlerini tamamlayan 168 öğrenci için düzenlenen icazet merasimi, yoğun katılım ve manevi bir atmosferde gerçekleştirildi. Denizli İl Müftülüğü himayesinde, ilçe müftülüklerine bağlı hafızlık Kur’an kurslarında eğitimlerini başarıyla tamamlayan 168 hafız öğrenci için icazet merasimi düzenlendi. Pamukkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Muğla ve Aydın İl Müftüleri, il ve ilçe müftülüğü yöneticileri, kamu kurumlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, din görevlileri, hafızların aileleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, hafız öğrenciler salondaki yerlerini aldı. Salavat ve tekbirlerle yükselen manevi atmosferde; Ayasofya-i Kebir Camii İmam Hatibi Ferruh Muştuer, Beylerbeyi Abdullah Ağa Camii İmam Hatibi Ekrem Öztürk, Barbaros Hayreddin Paşa Camii İmam Hatibi Alpcan Çelik ve Karşıyaka Hacı Mustafa Gültekin Camii İmam Hatibi Ahmet Yüksel tarafından Kur’an-ı Kerim tilavetleri gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan Denizli İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, hafızlığın İslam’daki müstesna yerine dikkat çekerek, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hafızlara verdiği değeri hatırlattı. Kur’an-ı Kerim’in sadece okunmakla kalmayıp hayatın her alanında yaşanması gereken ilahi bir rehber olduğunu vurgulayan Pamuklu, hafızların bu emaneti temsil eden en kıymetli bireyler olduğunu ifade etti. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin ise konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın temel görevlerinden birinin Kur’an-ı Kerim’in sahih şekilde öğrenilmesi ve gelecek nesillere aktarılması olduğunu belirtti. Şahin, icazet alan hafızların Kur’an ahlakını hayatlarının merkezine alarak topluma örnek bireyler olmaları temennisinde bulundu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger de hafızlığın yalnızca bir ezber süreci olmadığını, hayat boyu taşınacak büyük bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, 168 hafız öğrenciyi ve emeği geçen tüm paydaşları tebrik etti. Program, hafız öğrencilerin tilavetleriyle devam ederken, merasimin duasını Reîsü’l-Kurrâ Mustafa Demirkan yaptı. Yapılan duada, hafızların ilimleriyle amel eden, ahlakı Kur’an olan bireyler olarak yetişmeleri niyaz edildi. İcazet alan hafız öğrencilere protokol üyeleri ve hocaları tarafından hediyeler takdim edilmesiyle program sona erdi.
Cazın afişi İEÜ’lü Gizem’den
09 Şubat 2026 Pazartesi - 09:46 Cazın afişi İEÜ’lü Gizem’den İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) öğrencisi Gizem Savaş, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından, Türkiye genelinden 552 tasarımın katılımıyla düzenlenen 23’üncü Caz Afişi Yarışması’nda birincilik elde etti. İEÜ Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım Programı’ndan mezun olduktan sonra yüksek not ortalaması sayesinde dikey geçiş yaptığı Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde eğitimini sürdüren Gizem Savaş, yarışma için yaklaşık 1 ay süren hazırlık süreci geçirdi. Daha önce yarışmalarda genellikle illüstrasyon çizimli tasarımların ön plana çıktığını gören Savaş, bu sefer değişik bir bakış açısı seçerek soyut kavramlara odaklandı. Sade ve akılda kalıcı bir afiş tasarımı için çalışan Savaş, emeklerinin karşılığını birinciliğe ulaşarak aldı. Savaş’ın çalışması, 33. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin afişi olarak seçildi. "Kendime güvendim" Birinciliğe ulaştığı için gururlu olduğunu ifade eden Savaş, "Tasarım üretirken çoğu kişinin en büyük sınavı, kendi fikrine güvenmek olur. Çünkü ortaya koyduğunuz şey sadece teknik bir iş değil; bakış açınız, sezgileriniz ve dünyayı algılama biçiminizdir. 23’üncü Caz Afişi Yarışması’nda birincilik elde etmek, benim için çok anlamlı. Kariyerimdeki ilk ödülüm olması, bu duyguyu daha da büyüttü. Cazın, kendine özgü bir ritmi, doğaçlaması, özgürlüğü ve sürprizi var. Ben de bu ruhu soyut ve sade bir dille yakalamak istedim" ifadelerini kullandı. "Motivasyonumu daha da artırdı" Bu başarının, geleceğe ilişkin motivasyonunu daha da artırdığını söyleyen Savaş, "Şu anda zaten özel bir şirkette, görsel tasarım uzmanı olarak çalışıyorum. Eğitimimi ve çalışma hayatımı bir arada sürdürüyorum. Bundan sonra hedefim, üretimlerimi daha görünür kılmak; daha fazla yarışmaya katılmak, portfolyomu güçlendirmek ve tasarım dünyasında kendi imzamı taşıyan işler üretmek. Birincilik; sonuç olmanın yanı sıra benim için bir ‘başlangıç’ hissi oluşturdu. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde aldığım eğitimin bu süreçte çok belirleyici olduğunu da özellikle söylemek isterim" dedi.
Amasya’nın tescilli lezzeti ’taş fırın keşkeği’: Pişmesi 12 saat sürüyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 08:06 Amasya’nın tescilli lezzeti ’taş fırın keşkeği’: Pişmesi 12 saat sürüyor Amasya’nın coğrafi işaret tescilli lezzeti taş fırın keşkeğinin pişmesi 12 saat sürüyor. Akşamdan konulduğu fırında gece boyunca pişen keşkeğin tarihçesinin kentteki arkeolojik kazılarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı belirlendi. Besleyici ve tok tutucu özelliği bulunan keşkek, bayram sabahları ve düğünlerin vazgeçilmez yemeği olarak tercih ediliyor. Türk mutfağının en eski yemeklerinden Kuzu gerdan et, ilikli kemik, nohut, yarma ve tereyağının başlıca kullanıldığı keşkek, geleneksel Türk mutfağının en eski yemeklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Günün üç öğününde yenilebildiği gibi bayramlarda, düğün ve eğlencelerde misafirlere ikram ediliyor. Besleyici, doyurucu ve tok tutucu özelliği bu yemeği vazgeçilmez lezzetlerden biri kılıyor. Oluz Höyük’te 2 bin 500 yıllık keşkek tenceresi bulunmuştu Kentteki Oluz Höyük arkeolojik kazılarında içinde kemik ve tahıl parçalarının yer aldığı toprak çömleğin bulunmasıyla keşkeğin geçmişinin bu topraklarda 2 bin 500 yıl öncesine dayandığı kayıtlara geçti. Pers dönemine ait bir saray mutfağında pişmiş topraktan yapılmış 30 santim uzunluğundaki tencerenin 30 kişilik bir yemeği pişirecek ölçülerde olduğu görülmüştü. Bayram günlerinde, düğünlerde severek yeniyor Keşkeğin geçmişinin Hitit dönemine kadar dayandığını düşündüğünü belirten gurme Yaman Kesim, "Aslına uygun malzeme ve doğru pişirme yöntemine önem veriyoruz. 3 bin yıllık özel bir yemekten söz ediyoruz. Hititlerin krallarına ve tanrılarına yapmış olduğu kutsal bir yemek olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde ise bayram günlerinde, düğünlerde severek yendiğini görüyoruz" dedi. "Çeperi kabuk bağladıysa keşkek başarılıdır" Odun ateşiyle yakılan taş fırına toprak kap içine konulan keşkeğin iyi pişirildiğinin işaretinin yüzeyindeki çeperler olduğunu anlatan ‘Geçmişten günümüze Amasya mutfağı’ kitabının yazarı Kesim, "Keşkeğin sırrı mutlaka çeperdedir. Eğer çeperde kabuk bağlama ve kolajen ortaya çıkıyorsa kesinlikle o iyi bir fırın keşkeğinin emaresidir" diye konuştu. "Dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden" Kentteki restoranların menüsünde yer alan keşkeğin günün her öğününde keyifle tüketildiğine değinen Amasya Yalıboyu Turizm İşletmeleri Derneği Başkanı Selçuk Başün de, "Keşkeği orjinal coğrafi işaretli haliyle pişirirseniz dünyanın en uzun süreyle hazırlanan yemeklerinden biridir. Odun ateşinde ısınan taş fırında küpün içinde 12 saat gibi bir süreyle pişiyor. En çok tüketilip beğenilen yemeklerimizdendir" şeklinde konuştu.
Kuantum İstihbarat 2071 kitabı tanıtıldı
08 Şubat 2026 Pazar - 18:50 Kuantum İstihbarat 2071 kitabı tanıtıldı Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı "Kuantum İstihbarat 2071" adlı kitap, diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından önemli isimlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. İstihbarat anlayışına yeni bir soluk kazandıran Kuantum İstihbarat 2071 kitabının tanıtımı, İstanbul’daki Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar’ın kaleme aldığı kitabın tanıtımında diplomasi, akademi, yargı, kamu ve güvenlik alanından çok sayıda önemli isim bir araya geldi. Programa Pakistan’ın İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurram Naeem, Cumhuriyet Savcısı Yusuf Çakar, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, Eyüpsultan Kaymakamı Dr. Arslan Yurt, Pakistan Türkiye Dostluk Derneği Kurucu Başkanı ve Pakistan İstanbul Başkonsolosluğu Onursal Danışmanı Dr. Mian Waqar Badshah, Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilciliği adına Muhammed Mustafa Şimşek, STM Savunma Teknolojileri Kıdemli Mühendisi Reha Biçer, sanatçı Ahmet Şafak ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Programda konuşan yazarlar Prof. Dr. Ramazan Biçer ve Dr. Eda Alemdar, kitapta geleceğin istihbarat anlayışını, kuantum teknolojilerinin güvenlik ve devlet yönetimine etkilerini ele aldıklarını belirtti. Biçer ve Alemdar, çalışmanın akademik ve stratejik alanda önemli bir referans kaynağı olmasını hedeflediklerini ifade etti. Dr. Eda Alemdar, "Bu kıymetli etkinlikle tanıtımını gerçekleştirdiğimiz Kuantum İstihbarat 2071; yapay zekâyı, bilinci ve güvenliği ayrı ayrı değil, aynı denklem içerisinde ele alan, geleceği yalnızca tahmin etmeye değil, bilimsel veriler ışığında anlamaya ve yönlendirmeye çalışan bir perspektif sunmaktadır. Bu nedenle ülkemizin bilinç araştırmaları ve kuantum yapay zekâ çalışmalarında bir araştırma merkezi haline gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu alanlara yapılacak yatırımlar yalnızca akademik ilerleme sağlamayacak, aynı zamanda güvenlik, teknoloji ve insanlık geleceği açısından kritik katkılar sunacaktır. Bugün atılan bu adımın yarının dünyasında bilimi yönlendiren ve geleceği okuyabilen ülkeler arasında yer almamıza katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum" dedi. Kitabın özgün bir çalışma olduğunu belirten Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Biçer, "Mevlana’nın ifadesiyle söylenenleri söylenmiş yeni bir şeyler söylemek lazım ilkesinden hareket ettik. Bize göre de özgün bir çalışma oldu. Bu çalışma geniş boyutta insanlığa yönelik bir katkı, aynı zamanda devletimize yönelik ve bilim dünyasında yeni ufuklar verir. Yeni düşüncelere kapı açma mahiyetinde bu çalışmamızı gerçekleştirdik. Daha geniş çaplı düşünebilmek, interdisipliner bir alanda fikir üretebilmek amacıyla bu çalışma sadece bir alana yönelik değil. Yapay zeka vardır, teoloji vardır, metafizik vardır ama onun yanında da fütürist yaklaşımla bu çalışma ele alındığı için okuyucularımızın hemen hemen her kesimi ve her kitleye hitap edebilecek bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Pakistan’la ilgili çalışma Pakistanlı bir yazar bizim editörümüz oldu. Dolayısıyla kitabı tamamen gözden geçirdik. Çalışmanın daha ileriye yönelik Pakistan-Türkiye arasındaki stratejik işbirliklerine yol açabilecek bir mahiyet ve yapıda olduğunu düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Sanatçı Ahmet Şafak, Kuantum İstihbarat 2071’in yalnızca teknik ya da akademik bir çalışma olmadığını vurgulayarak, "Daha önce kaleme aldıkları kuantum boyutundaki istihbarat kitabını çok daha geniş bir perspektifle bu defa Kuantum İstihbarat 2071’i yazdılar. Vizyonu biraz daha artık 2071’lere taşındı. Nöroscience dediğimiz nörobilimin sınırları içerisinde aslında Türk insanına yeni bir vizyon anlatmak ve tüm dünyaya bunu anlatmak noktasında çok önemli bir kitap ele aldılar" şeklinde konuştu. Katılımcılar da yaptıkları değerlendirmelerde, eserin Türkiye’nin gelecekteki güvenlik ve teknoloji vizyonuna katkı sağlayacağını vurguladı. Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimi ve kitap imza programının ardından sona erdi.
Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen
08 Şubat 2026 Pazar - 17:18 Kars Çıldır Gölü’nde buz üstünde muhteşem şölen Kars Çıldır Gölü Buz Şenliği renkli görüntülere sahne oldu. Doğal buz üzerinde Short Track ’Sürat Pateni’ ekibinin hız denemeleri nefes keserken, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımı, gölün aynasında adeta süzülerek izleyenleri mest etti. Buz üzerinde yapılan kıran kırana buz hokeyi gösteri maçı ise seyircilerden büyük alkış topladı. Kars Çıldır Gölü’nün uçsuz bucaksız beyazlığı, tarihinin en renkli günlerinden birine şahitlik etti. Kars Valiliği koordinesinde düzenlenen "Çıldır Gölü Buz Şenliği" soğuk havada binlerce vatandaşın katılımıyla adeta iç ısıtan bir festivale dönüştü. Kars’ın kış turizmi potansiyelini dünyaya duyurmak ve bölgenin saklı değerlerini gün yüzüne çıkarmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, kristal buz tabakasının üzerinde görsel şölene sahne oldu. Buzun üstünde estetik ve hız Şenlik programı, buzun sadece bir kış dekoru değil, aynı zamanda devasa bir sahne olduğunu kanıtladı. İzleyiciler, modern kış sporları ve geleneksel motiflerin harmanlandığı etkinliklerde unutulmaz anlar yaşadı. Kafkas folklor ekibi ve yöresel folklor ekibinin gösterisiyle başlayan etkinlikte, sürat pateni ekibinin hız denemeleri nefes kesti, artistik buz pateni solo gösterisi ve senkronize takımının gösterisi ise izleyenleri büyüledi. Çıldır Gölü’nün buz tabakasının üzerinde oynanan buz hokeyi karşılaşması kıran kırana geçti. Buz hokeyi karşılaşmasının ardından Çıldır Gölü’nün sembolü haline gelen atlı kızakların yarışlarıyla festival adeta izleyenleri kendinden geçirdi. Festival daha sonra sona erdi. Öte yandan, festivale katılan milli sporcular ise buz üzerinde farklı bir deneyim yaşadıklarını kaydettiler.
Aliağa’da Türk Halk Müziği rüzgârı esti
08 Şubat 2026 Pazar - 17:15 Aliağa’da Türk Halk Müziği rüzgârı esti Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) Türk Halk Müziği Korosu (THM), Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen birbirinden güzel eserlerle sahne alarak izleyenlere sanat dolu bir gece yaşattı. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Görevlisi ve ASEV Türk Halk Müziği Eğitmeni Dr. Ali Hikmet Gökçen yönetimindeki dev koro, profesyonel enstrüman ekibinin eşliğinde sergiledikleri sahne performanslarıyla büyük beğeni topladı. Türk Halk Müziği eserlerinin yanı sıra Azerbaycan halk müziğinden seçkilere de yer verilen konserde 22 parça, solo ve koro performanslarla seslendirildi. Konser sırasında sahneye davet edilen Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, Şefi Ali Hikmet Gökçen’e teşekkür çiçeği takdim etti. Ardından yaptığı konuşmasında koristlere, saz sanatçılarına, Şef Ali Hikmet Gökçen’e ve geceye katılan tüm sanatseverlere teşekkürlerini iletti. ASEV THM Korosu yeni konserlere hazırlanıyor Final performansı öncesinde konuşan Şef Ali Hikmet Gökçen, emeği geçenlere teşekkür ederek koronun yeni konser programlarını da duyurdu. Gökçen, "Ekim ayından bu yana sizler için hazırladığımız bir konserdi. Yaza kadar yeni konserlerimiz olacak, hepinizi bekliyoruz. Başta Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar olmak üzere, Aliağa Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu akşam buradaki kalabalık, belediyemizin doğru ve akılcı kültür çalışmaları sayesindedir. Bizleri yalnız bırakmayan herkese arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum" dedi. Aliağa sanatseverleri buluşturan konser büyük alkış aldı "Felek Şad Olacak Günün Görmedim" ve "Ötme Bülbül Ötme" eserleriyle başlayan ve yaklaşık iki saat süren THM konseri, "Kavurma Koydum Tasa" ve "Sabunu Koydum Leğene" isimli eserlerle coşkulu bir final yaptı. Konser sırasında eserlere eşlik eden yöresel dans performansları ise izleyicilerden büyük alkış aldı.