KÜLTÜR SANAT
05 Mayıs 2026 Salı - 18:37 Esenler’de Cemil Meriç karikatür sergisi sanatseverlerle buluştu Esenler Belediyesi, Cemil Meriç’in fikir dünyasını yorumlayan "Çizgilerle İrfan ve İdrak" sergisini sanatseverlerle buluşturdu. 2025-2026 Cemil Meriç Kültür Sanat Sezonuna özel olarak düzenlenen sergi, 24 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Esenler Belediyesi, Uluslararası Karikatüristler Birliği (UWC) iş birliğiyle "Çizgilerle İrfan ve İdrak" sergisini sanatseverlerin beğenisine sundu. Cemil Meriç’in fikir dünyasını, karikatür aracılığıyla yeniden yorumlamayı amaçlayan sergi, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’nde kapılarını açtı. Fas’tan Özbekistan’a, Lübnan’dan Avusturya’ya uzanan 28 farklı ülkeden sanatçı, 54 eserle Meriç’in hatırasını, fikir mirasını ve medeniyet tasavvurunu gözler önüne serdi. 5 Mayıs Dünya Karikatüristler Günü’ne özel olarak düzenlenen serginin açılış törenine, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi ve Cemil Meriç’in kızı Prof. Dr. Ümit Meriç, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Union of World Cartoonists (UWC) Dünya Çizerler Birliği Başkanı Ahmet Altay, ESEV Genel Sanat Yönetmeni Abdülbaki Kömür ile çok sayıda sanatçı ve sanatsever katıldı. Sergi kapsamında Başkan Göksu, Prof. Dr. Meriç’e, Cemil Meriç’in karikatürünün yer aldığı bir tablo takdim etti. "Babamı küresek ölçekte görünür kılan bir sergi" Serginin açılışında konuşan Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Üyesi ve Cemil Meriç’in kızı Prof. Dr. Ümit Meriç, "Ülkemizin ilçeleri içerisinde Cemil Meriç’i hem fikren hem gönlüyle benimsemiş olan ilk ve tek belediye başkanımız, çok kıymetli dostum M. Tevfik Göksu beydir. Yapımı yakında tamamlanacak olan Cemil Meriç Kütüphanesi de ilçemiz ve ülkemiz için önemli bir kazanım olacaktır. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen karikatüristlerin eserleri, kendi toplumları için Türkiye’ye bir dikkat davetiyesidir. Babam Cemil Meriç adlı eserim İngilizceye çevrildi ve yayımlandı. Bu eseri sergide yer alan sanatçılara ulaştırmak istiyorum. Kitapla fethedemediğiniz topraklara karikatürlerle ilk adımı atmış oluyoruz. Yerli ve milli bir mütefekkir olan Cemil Meriç’i dünyaya tanıtmak zorundayız. Bu sergi, Cemil Meriç’i küresel ölçekte görünür kılan önemli bir adımdır" şeklinde konuştu. Esenler’in genç nüfusuna dikkat çekerek yaklaşık 100 bin çocuğun geleceğin inşasında önemli rol oynadığını söyleyen Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, şehir yönetiminde insan odaklı bir yaklaşım benimsediklerini belirtti. Başkanı Göksu, "Biz şehre insan gözüyle bakarız. Şehrin sokağına baktığımızda döşenen taşları değil, o sokağın etrafında yaşayan insanları görürüz. Toplumun zihinsel dünyasına katkı sunmak yöneticiler için en önemli sorumluluklardan biridir. Her bir kitabın, her bir satırın altı çizilecek satırlardır. Çocuklarımız sahte kahramanların üstünü çizsin, hakiki kahramanların da altını çizsin" dedi. "Eserler ülkelerin sanat anlayışını yansıtıyor" Programa katılan Union of World Cartoonists (UWC) Dünya Çizerler Birliği Başkanı Ahmet Altay, "Çizerler sözden çok eserleriyle kendilerini ifade ediyor. Çizerler konuşmayı pek sevmezler. Burada eserlere baktığınızda Cemil Meriç’i portre karikatürleriyle anlatan bir temanın duygusunun kağıda aktarımını göreceksiniz. Sergide yaklaşık 27 çizerin 54 eseri yer alıyor. Çizgiler de insanlar gibi ülkelere göre farklılık gösteriyor. Her bir esere baktığınızda o ülkenin çizgisini görmüş olacaksınız" diye konuştu.
05 Mayıs 2026 Salı - 17:29 Yüzlerce yıllık ’taş baskı’ motifleri modern sanatla buluştu, eserler hayran bıraktı Kastamonu’da üniversite öğrencisi yüzlerce yıllık yöresel taş baskı motiflerini dijital baskı yöntemini kullanarak sanatla buluşturdu. 17 adet motif kullanılarak yapılan eserler büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner tarafından, Prof. Dr. Metin Uçar danışmanlığında hazırlanan proje ile Kastamonu’nun yüzlerce yıllık geçmişe sahip taş baskı motifleri dijital sanatla buluşturuldu. TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan proje çerçevesinde, yapılan araştırmaların ardından Kastamonu’ya ait 17 taş baskı motifi dijitale aktarıldı. Daha sonra, 17 taş baskı motifi kullanılarak yapılan 25 eser, dijital baskı yöntemiyle tablolara aktarıldı. Eserler, Turhan Topçuoğlu Sergi Salonu’nda açılan sergide beğeniye sunuldu. Eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Öte yandan, dijital sanata uyarlanan taş baskı motiflerinin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmesi için çalışma yürütüleceği belirtildi. "Motifleri günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye düşündük" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Uçar, proje sürecinde Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Tekstil Bölümü’nün Kastamonu’daki taş baskı motifleriyle ilgili yaptığı araştırmadan faydalandıklarını dile getirerek, "Sadece Kastamonu’da kullanılan motifleri ele aldık. Bunları daha çağdaş bir şekilde günümüze nasıl uyarlayabiliriz diye biraz düşündük. Bunu proje olarak sunduk. Projemiz önce motiflerin tespit edilmesi arkasından da dijital baskıyla bir sergi açılması ve katalog haline getirilmesinden oluşuyordu. Şu anda sergi aşamasındayız. Bir de açabilirsek kampüste aynı sergiyi açmayı planlıyoruz. Burada sergiyi açmamızın sebebi de halkla daha iç içe olması içindi. Ama açıkçası ilgi çok da düşündüğümüz gibi olmadı" dedi. "Motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim" Proje süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Resim Bölümü öğrencisi Şule Şahiner de, "Bu motifler sandıklarda duruyordu. Sadece şalvarın üstüne ve masa örtülerinin üzerine basılıyor. Bunu halkımız bilmiyor, bunu gençlik bilmiyor. Bu motiflerin dijital olarak sanata tekrar kazandırılmasını istedim. Sadece sandıklarımız da kalmasını istemedim. O yüzden dijital sanata uyarladım. Modern bir dille dijital olarak tekrar konumlandırdım ve çalışmalarımı bu şekilde ilerlettim. Bunları masa örtüsü, çarşaf deseni olarak da kullanılabiliriz. Ayrıca patent için de gerekli mecralara başvuracağım. Yeni bir dille, yeni bir çağdaş yorumla tekrar bu taş baskı motiflerini kullanabileceğiz. Motifleri taş baskı olarak sadece siyah beyaz olarak değil, rengarenk fularlarda, çarşaf desenlerinde, etek baskılarında, çanta kılıflarında birçok mecrada bunları tekstil ürünü olarak tabii ki kullanabiliriz. Şu anda gördüğünüz bu taş baskı motifleriyle yapılmış bir şal. Ama tek bir şal, çağdaş bir yorum ya da resimsel bir göz ya da sanatsal bir göz yok. Sadece taş baskı motifinin direk üzerine işlemişler. Bu da bir örnek" şeklinde konuştu. Serginin 20 Mayıs’a kadar açık kalacağı belirtildi.
İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar
28 Eylül 2025 Pazar - 10:16 İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar Yaşar Üniversitesi’nin öncülüğünde İspanya’nın Alpujarra bölgesinde düzenlenen yaz okulunda öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürecek projeler geliştirdi. Program, su, peyzaj ve kültürel mirasın çağdaş yaşamla nasıl buluşabileceğini öznel tasarımlarla ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Yunanistan’daki West Attica Üniversitesi ve İspanya’daki ESADA (Endülüs Tasarım ve Sanat Okulu) iş birliğiyle düzenlenen uluslararası yaz okulu serisi, üçüncü yılında İspanya’nın Granada kentine bağlı Alpujarra bölgesinde gerçekleştirildi. Erasmus+ BIP (Yüksek Öğretim Hareketliliği Karma Yoğun Programlar) çerçevesinde yürütülen 2025 Yaz Okulu, "Göçebenin Sığınağı" (The Nomad’s Sanctuary) başlığıyla öğrencileri terk edilmiş bir dağ köyünde miras, mekân ve çağdaş toplum üzerine düşünmeye davet etti. Eski şapele dijital göçebe teması 2023’te İzmir’de Yaşar Üniversitesi, 2024’te ise Midilli’de West Attica Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen yaz okulunun bu yılki konusu, bir dönem hidroelektrik santral işçileri için inşa edilen ve bugün terk edilmiş durumda olan La Cebadilla köyü oldu. Öğrenciler, köyün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürmeyi hedefleyen yeniden kullanım projeleri geliştirdi. Su, peyzaj ve kültür ilişkisini merkeze alan bu tasarımlar, şapeli bir buluşma, çalışma ve ortak yaşam alanı olarak yeniden tanımladı. Çevrim içi seminerlerde Alpujarra’nın geleneksel mimarisi, Granada’da su ve mimarlık ilişkisi ile bölgenin dönüşüm potansiyeli ele alındı. Ardından bölgeye giden öğrenciler, alan gezileri, atölyeler ve yoğun stüdyo çalışmalarıyla projelerini geliştirdi. Ayrıca Elhamra Sarayı gibi Dünya Mirası alanlarında inceleme yapma fırsatı buldular. Final projeleri ise yerel yönetim ve halkın katılımıyla gerçekleştirilen bir sunumda paylaşıldı. Programa; Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ebru Karabağ, Öğretim Görevlisi Sergio Taddonio ve Araştırma Görevlisi Özüm Karadağ, İspanya ESADA’dan José Antonio Gonzlez Casares, Carmen Gmez Vélez, Mara José Duran Vaquero, Yunanistan West Attica Üniversitesi’nden ise Angelos Psilopoulos ve Maria Moira eğitmen olarak katıldı. Öğrencilerden ise Deniz Çıray, Göktuğ Yiğitol, Ceren Çamlıca, Aycan Dede, Ayten Güner, Sevim Çankaya, İrem Türker, Türkay Korkusuz, Gökçe İrem Bozkurt ve Gamze Eneş programı başarıyla tamamladı. Proje Koordinatörleri Ebru Karabağ ve Sergio Taddonio programı şu sözlerle değerlendirdi: "Bu yılki atölyenin amacı, Alpujarra bölgesinin dağlık coğrafyasında su, peyzaj ve kültür arasındaki güçlü bağı vurgulamaktı. Öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapeli için yeniden kullanım senaryoları geliştirerek, mirasın tarihi sürekliliğini günümüzün yaşam biçimleriyle buluşturdu. Tasarım önerileri, dijital göçebeler için çok amaçlı ortak bir mekân kurgularken, bölgenin kültürel belleğini, doğal dokusunu ve topluluk yaşamını bir araya getiren yaklaşımlar sundu."
Türkiye’de ilk kez baraj gölü üzerinde, feribot içerisinde defile düzenlendi
28 Eylül 2025 Pazar - 09:30 Türkiye’de ilk kez baraj gölü üzerinde, feribot içerisinde defile düzenlendi Tunceli’nin Pertek ilçesinde, Keban Baraj Gölü üzerinde Türkiye’de ilk kez bir feribotta defile düzenlendi. Renkli görüntülere sahne olan defile büyük ilgi çekti. Tunceli’nin Pertek ilçesinde, Keban Baraj Gölü üzerinde Türkiye’de ilk kez bir feribotta defile gerçekleştirildi. "Kaleden Podyuma, Bir Pertek Rüyası" adıyla düzenlenen etkinlik, terörsüz bir Türkiye’nin sanat ve kültürle buluşmasının simgesi oldu. Pertek Kaymakamlığı ve belediyesi öncülüğünde Pertek Kalesi manzarası eşliğinde gerçekleşen defileye çok sayıda davetli katıldı. Gecede, Tunceli’nin köklü kültürel mirası ve modern tasarımlar birleşerek podyuma yansıdı. Tunceli’nin artık bir turizm ve huzur şehri olarak Türkiye’nin cazibe merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirten Vali Şefik Aygöl, "Biliyoruz ki bir şehirde barış hakimse orada sanat filizlenir, kültür kök salar ve turizm canlanır" dedi. "Barış hakimse orada sanat filizlenir" Açıklamalarda bulunan Vali Aygöl, "Tunceli artık sadece doğal güzellikleriyle değil, köklü tarihi mirası, zengin kültürü, sanatla iç içe geçmiş yapısı ve en önemlisi huzuruyla anılan bir şehir konumundadır. Hepimizin bildiği gibi huzur olmadan ne turizmden ne de kalkınmadan bahsetmek mümkün değildir. Hamd olsun bugün Tunceli güven ve barış iklimiyle birlikte artık bir turizm ve huzur şehri olarak Türkiye’nin cazibe merkezlerinden biri olma yolunda ilerlemektedir. Pertek ise bu yolculuğun en önemli duraklarından biridir. Sahip olduğu tarihi kale kültürel değerler, baraj gölüyle birleşen eşsiz doğası ve misafirperver insanıyla adeta Anadolu’nun saklı bir hazinesidir. İşte bu akşam burada düzenlenen ’Kaleden Podyuma Bir Pertek Rüyası’ defilesi de bu hazineyi gün yüzüne çıkaran değerli bir adımdır. Bu defile sadece bir moda etkinliği değil, aynı zamanda Tunceli’nin huzur ve güven ortamında, sanatla kültürle, estetikle buluşmasında en güçlü sembollerinden biridir. Çünkü biliyoruz ki bir şehirde barış hakimse orada sanat filizlenir, kültür kök salar, turizm canlanır. Bu şehir artık göçün ya da olumsuz algıların değil, turizmin, huzurun, kardeşliğin ve gelişmenin şehridir" diye konuştu.
Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü
28 Eylül 2025 Pazar - 09:26 Kepez Kent Tiyatrosu’na ’En İyi Komedi Oyunu’ ödülü Kepez Kent Tiyatrosu, 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde sahnelenen "Medyum" oyunuyla "En İyi Komedi Oyunu" ödülünü kazanarak Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Kepez Kent Tiyatrosu, Türkiye tiyatro dünyasının prestijli organizasyonlarından biri olan 25. Direklerarası Seyircileri Ödülleri’nde önemli bir başarıya imza attı. Tiyatro ekibinin sahneye koyduğu "Medyum" adlı oyun, jüri tarafından "En İyi Komedi Oyunu" seçilerek Kepez’e ve Antalya’ya büyük bir gurur yaşattı. Ödül töreninde sahne alan "Medyum", güldürürken düşündüren yapısıyla tiyatro severlerin büyük beğenisini kazanmıştı. Oyun, dedektif romanları yazan ancak geçim sıkıntısı nedeniyle medyumluk yapmaya başlayan Adam’ın, kendini karmaşık ilişkiler içinde bulmasını konu alıyor. 25 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde tiyatro topluluklarının ve sanatçıların ödüllendirildiği Direklerarası Seyircileri Ödülleri, tiyatro camiasında önemli bir motivasyon kaynağı olarak kabul ediliyor. Kepez Kent Tiyatrosu’nun aldığı bu ödül, tiyatro ekibine olduğu kadar, ilçede kültür ve sanatın gelişimine katkı sağlayan tüm çalışmalara da moral verdi. Kepez Kent Tiyatrosu’nun elde ettiği bu ödülün Antalya’nın sanat yaşamı açısından da son derece değerli olduğunu belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz "Kepez olarak sanat ve kültürü desteklemeye devam ediyoruz. Kent Tiyatromuzun aldığı bu değerli ödül, hem oyuncularımızın emeğinin hem de şehrimizin kültürel birikiminin bir göstergesidir. Sanata ve sanatçılarımıza olan desteğimiz sürecek" dedi.
Kursiyerler çini sanatlarıyla mest ettiler
28 Eylül 2025 Pazar - 09:21 Kursiyerler çini sanatlarıyla mest ettiler Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığının yaygın kültürel eğitim planı kapsamında Altıeylül Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "Çini İşlemeciliği Kursu"nun sergisi açıldı. Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan’ın öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergide, kursiyerlerin el emeği göz nuru çalışmaları beğeniye sunuldu. Genç-yaşlı birçok kursiyerin yaptığı çini eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Eserler, ziyaretçilerden tam not aldı. Serginin açılışını Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş ve Balıkesir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa İlhan ile katılımcılar yaptı. Sergiyi gezen protokol üyeleri yapılan çini sanatları hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Düzenlenen sergi ile ilgili bilgi veren Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan, çini sanatının geçmişten gelen kültürü geleceğe taşımak açısından önemli bir değer olduğunu vurguladı. Çağlayan, "Burada Baba Nakkaş, Hatayiler, bahar dalları, bitkisel motifler, Selçuklu ve modern tasarımlar sergileniyor. Çini öğrenmek hem zor hem kolay. Eğer insan seviyorsa, fırçayla adım adım toprağın üzerine desen çizmek, onu sırlamak keyifli oluyor. Bir kere çiniye dokunan herkes bu sanattan kopamıyor. Çini aslında insan ruhunu yansıtan bir sanat. Mutluluğunu, huzurunu, bazen de mutsuzluğunu çini üzerinde görebiliyorsunuz" dedi. Kursiyerlerden Şükran Erkoyuncu ise hayatının dönüm noktasını bu kursla yakaladığını söyledi. İki çocuk annesi Erkoyuncu, Piri Reis’in 1513 tarihli haritasını çini üzerine işlediğini belirterek, "940 derecede fırınladık, sıraltı bir çalışma oldu. Haritayı çalışırken öğrendiğim bir detay beni çok etkiledi. Mustafa Kemal Atatürk, bu haritayı duyunca Ankara’ya getirtiyor ve bizzat inceliyor. Bu ayrıntı bana ilham verdi. Çalışmam yaklaşık bir buçuk ay sürdü" ifadelerini kullandı. Yaklaşık iki yıldır çini eğitimi aldığını belirten Şule Boncuk ise, Selçuklu çinilerinden esinlendiğini dile getirdi. Boncuk, "Kubadabad Sarayı’nın çinilerinde yer alan çeşitli hayvan figürlerini çalıştım. İki aşamalı bir süreçten geçiyor. Önce figürler hazırlanıp pişiriliyor, ardından turkuaz renkli sırla kaplanıp tekrar fırınlanıyor. Bu sanat insana büyük bir sakinlik veriyor. Hem dinlendiriyor hem de kültürel bir değer olarak yaşatılması gerekiyor" dedi.
Kursiyerlerin Çini sanat sergisi
28 Eylül 2025 Pazar - 09:17 Kursiyerlerin Çini sanat sergisi Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığının yaygın kültürel eğitim planı kapsamında Altıeylül Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "Çini İşlemeciliği Kursu"nun sergisi açıldı. Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan’ın öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergide, kursiyerlerin el emeği göz nuru çalışmaları beğeniye sunuldu. Genç-yaşlı birçok kursiyerin yaptığı çini eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Eserler, ziyaretçilerden tam not aldı. Serginin açılışını Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş ve Balıkesir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa İlhan ile katılımcılar yaptı. Sergiyi gezen protokol üyeleri yapılan çini sanatlarının hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Düzenlenen sergi ile ilgili bilgi veren Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan, çini sanatının geçmişten gelen kültürü geleceğe taşımak açısından önemli bir değer olduğunu vurguladı. Çağlayan, "Burada Baba Nakkaş, Hatayiler, bahar dalları, bitkisel motifler, Selçuklu ve modern tasarımlar sergileniyor. Çini öğrenmek hem zor hem kolay. Eğer insan seviyorsa, fırçayla adım adım toprağın üzerine desen çizmek, onu sırlamak keyifli oluyor. Bir kere çiniye dokunan herkes bu sanattan kopamıyor. Çini aslında insan ruhunu yansıtan bir sanat. Mutluluğunu, huzurunu, bazen de mutsuzluğunu çini üzerinde görebiliyorsunuz" dedi. Kursiyerlerden Şükran Erkoyuncu ise hayatının dönüm noktasını bu kursla yakaladığını söyledi. İki çocuk annesi Erkoyuncu, Piri Reis’in 1513 tarihli haritasını çini üzerine işlediğini belirterek, "940 derecede fırınladık, sıraltı bir çalışma oldu. Haritayı çalışırken öğrendiğim bir detay beni çok etkiledi. Mustafa Kemal Atatürk, bu haritayı duyunca Ankara’ya getirtiyor ve bizzat inceliyor. Bu ayrıntı bana ilham verdi. Çalışmam yaklaşık bir buçuk ay sürdü" ifadelerini kullandı. Yaklaşık iki yıldır çini eğitimi aldığını belirten Şule Boncuk ise, Selçuklu çinilerinden esinlendiğini dile getirdi. Boncuk, "Kubadabad Sarayı’nın çinilerinde yer alan çeşitli hayvan figürlerini çalıştım. İki aşamalı bir süreçten geçiyor. Önce figürler hazırlanıp pişiriliyor, ardından turkuaz renkli sırla kaplanıp tekrar fırınlanıyor. Bu sanat insana büyük bir sakinlik veriyor. Hem dinlendiriyor hem de kültürel bir değer olarak yaşatılması gerekiyor" dedi.
Kibyra Antik Kenti’nde Anjelika Akbar’ın piyano resitali
27 Eylül 2025 Cumartesi - 23:49 Kibyra Antik Kenti’nde Anjelika Akbar’ın piyano resitali Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti, tarihi atmosferinde kültür ve sanatseverleri buluşturan unutulmaz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Burdur Valiliği koordinasyonunda ve Antalya Olgunlaşma Enstitüsü katkılarıyla düzenlenen etkinlikte, Burdur’un kadim çeyiz kültürü ve el nakışları sergilenirken, İbecik ve alaca dokumalar sergilendi. Kibyra Antik Kenti’nin Medusa mozaiğinde düzenlenen Anjelika Akbar’ın piyano resitali izleyicilerden tam not aldı. "41 farklı geleneksel kıyafeti araştırarak bu defilede sunduk" Sergi için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal, "38 yıldır Teke bölgesinin kültürel mirasını araştırıyor, ortaya çıkardığımız eserleri hem Türkiye’de hem de yurt dışında sergiliyoruz. İlk kez Burdur’da böyle bir organizasyonda yer almaktan onur duyuyoruz. Burdur yöresine ait 41 farklı geleneksel kıyafeti araştırarak bu defilede sunduk. 1800’lerin sonu ve 1900’lerin başına tarihlenen Burdur gelinliği de orijinal haliyle sergilendi. Nakış ve gümüş işleme atölyelerimizdeki ürünler, bölgenin kültürel mirasını gözler önüne seriyor" dedi. "Sanatseverleri buluşturma noktasında bir etkinlik düzenlemiş olduk" Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan ise tarih tutkunlarıyla bir araya geldiklerini belirterek, "Hem bir piyano resitali hem Gölhisar’ın bütün aynı zamanda zenginliklerini görsellerle, resimlerle, aynı zamanda defilelerle, izleyicilerle buraya gelen sanatseverlerle buluşturma noktasında bir etkinlik düzenlemiş olduk. Tabii ki yaz boyunca düzenlediğimiz pek çok etkinlik vardı. Sanatsal etkinlikler, doğa turizmine dönük etkinlikler. Gölhisar ve Kibyra bizim için ayrıca çok anlamlı. Dolayısıyla bu etkinliklerin içerisinde burayı atlamak olmazdı. Bu akşam çok güzel bir piyano resitali dinleyeceğiz. İnşallah devamı gelsin, etkinliklerimiz devam etsin. Bugün alanımız kapasite dolayısıyla belki herkesi kucaklamaya yetmedi. Gönlümüz herkese açık. İnşallah önümüzdeki sene stadyumdaki, aynı zamanda arenadaki çalışmalarla, inşallah daha çok izleyiciyi daha çok tarih severleri burada ağırlama imkanımız olacak. Bütün herkese katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
‘O Da Bir Şey Mi’ Altın Koza’ya damga vurdu: 8 ödül birden aldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 23:34 ‘O Da Bir Şey Mi’ Altın Koza’ya damga vurdu: 8 ödül birden aldı Bu yıl 32’ncisi düzenlenen Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘O Da Bir Şey Mi’ aldı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü ‘Uçan Köfteci’ filmindeki performansıyla ‘Nazmi Kırık’ alırken, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü ise ‘Perde’ filmiyle ‘Tülin Özen’ ile ‘Buradayım, İyiyim’ filmiyle ‘Bige Ünal’ aldı. Pelin Esmer’in yönetmenliğini üstlendiği ‘O Da Bir Şey Mi’ filmi 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ne damga vurarak 8 ödül birden aldı. 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin büyük ödül töreni, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yaklaşık 2 bin davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Ödül töreni, birbirinden ünlü sanatçıların kırmızı halıdan geçerek, törenin yapılacağı salona gelmesiyle başladı. Törene, kent protokolü, sanatçılar ve çok sayıda izleyici katıldı. Sunuculuğunu Oylum Talu ve Yekta Kopan’ın yaptığı gecede Adana Altın Koza Film Festivali Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar, açılış konuşmasını yaptı. Samancılar, "Bu yıl 32’ncisini düzenlediğimiz film festivalimiz istediğimiz güzellikte yoluna devam etti. Bu günler de geçecek, yine aydınlık yarınlara, güzel günlere birlikte yürüyeceğiz" dedi. "Aynı perdeye birlikte baktık" Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ise, "Geride bıraktığımız son 1 haftada Adana, sinemanın merkezi oldu. On binlerce insanımız filmlerle buluştu, aynı perdeye birlikte baktık. Sinemanın yüzünü yalnızca sinema salonlarında değil mahallelerde de yaşattık. Bu yıl festivalimizde ‘Barış, özgürlük ve umut’ temasıyla buluştuk. Gazze’de yaşanan insanlık dramını, orman yangınlarını görmezden gelemezdik. Büyük ödüller yalnızca bir filme değil, emekleriyle sinemaya yön verenlere verilen bir değerdir" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından tören, ödüllerin takdim edilmesiyle sürdü. 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘O Da Bir Şey Mi’ filmi aldı. Festivalde, ödüle layık görülen sanatçı ve eserler şöyle: En İyi Film: O Da Bir Şey Mi Yılmaz Güney Ödülü: Ev Adana İzleyici Ödülü: O Da Bir Şey Mi En İyi Yönetmen: Pelin Esmer (O Da Bir Şey Mi) Senaryo: Özcan Çelik-Cem Zeynel Kılıç (Perde) En İyi Kadın Oyuncu: Tülin Özen (Perde), Bige Ünal (Buradayım, İyiyim) En İyi Erkek Oyuncu: Nazmi Kırık (Uçan Köfteci) Müzik: Barış Diri (Gündüz Apollon Gece Athena) Görüntü Yönetmeni: Barbu Balasoıu (O Da Bir Şey Mi) Sanat Yönetmeni: Elif Taşçıoğlu (O Da Bir Şey Mi) Kurgu: Erhan Örs (Ev) Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu: Merve Asya Özgür (O Da Bir Şey Mi) Umut Veren Genç Kadın: Merve Asya Özgür (O Da Bir Şey Mi) Umut Veren Genç Erkek: Mazlum Sümer (Cinema Jazireh) FİLMYÖN En İyi Yönetmen Ödülü: Pelin Esmer (O Da Bir Şey Mi) SİYAD Cüneyt Cebenoyan Özel Ödülü: O Da Bir Şey Mi Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: Gündüz ApollonGece Athena
2. Kabak Çekirdeği Festivali yapıldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 21:37 2. Kabak Çekirdeği Festivali yapıldı Türkiye’nin en önemli çerezlik kabak üretim merkezi Nevşehir’de, Belediye Başkanı Rasim Arı’nın katılımıyla kabak çekirdeği hasadı yapıldı. Nevşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Kabak Çekirdeği Festivali kapsamında Nevşehir’in Acıgöl ilçesine bağlı Tepeköyü’nde kabak tarlasında hasat gerçekleştirildi. Hasat etkinliğine Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Başkan Arı ve misafirler çerezlik kabak çekirdeğini Tepeköylü kadınlarla birlikte ayıklayıp, daha sonra traktörle tarladaki kabakların hasadına başladı. Belediye Başkanı Rasim Arı, "2024 yılında Türkiye geneli 70 bin 891 ton kabak çekirdeği üretimi yapılırken toplam 221 bin 350 dekar alanda 23 bin 670 ton ve yüzde 34 oranıyla Nevşehir, Türkiye’de üretimde birinci sırada yer aldı. Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelen 2. Kabak Çekirdeği Festivali ile bu ürünü markalaştırma kararlılığımız her yıl devam edecek. Her yıl üretimin daha da çok arttığını görüyoruz. Kabak çekirdeği Nevşehir’in tarımsal ihracatının yüzde 2’sini oluşturuyor. Coğrafi işaret tescili alan bölgemizin en kıymetli ürünlerinden birisi olan kabak çekirdeği hasadımızın hayırlı olmasını diliyor, bütün üreticilerimize bol kazançlı günler diliyorum" diye konuştu.