Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Antalya merkezli 20 ilde yasa dışı bahis operasyonu
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Yasa dışı bahis operasyonunda 135 şüpheli tutuklandı
Beşiktaş bu sezon yine hayal kırıklığı yaşadı
Susurluk’ta yolcu otobüsü devrildi: 25 yaralı
Süper Lig’e veda eden son takım Antalyaspor oldu
Trump: "İran için zaman daralıyor"
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
KÜLTÜR SANAT
Tavşanlı’da yağmura rağmen Hıdırellez coşkusu yaşandı
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:59:37
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Kuruçay Beldesi Güzelyurt Mahallesi, baharın gelişini müjdeleyen Hıdırellez’i büyük bir coşku ve yoğun bir katılımla kutladı. Doğanın uyanışını, bereketi ve umudu temsil eden geleneksel şenlikte, yağmura rağmen birlik ve beraberlikler görüldü. Güzelyurt Mahallesi’nde bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen geleneksel Hıdırellez şenliği, mahalle sakinlerinin yanı sıra çevre mahalle ve köylerden gelen yüzlerce vatandaşı bir araya getirdi. Renkli görüntülerin sahne olduğu etkinlikte, toplumsal dayanışma ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması ön plana çıktı. Şenlik programı kapsamında sahne alan yöresel halk oyunları ekipleri, sergiledikleri birbirinden renkli ve etkileyici gösterilerle izleyenlerden büyük alkış aldı. Kültürel zenginliklerin yansıtıldığı gösterilerin ardından, eller semaya açılarak birlik, beraberlik, barış ve bereket için dualar edildi. Katılımcıların hep birlikte eşlik ettiği duaların sonrasında, misafirlere özenle hazırlanan çeşitli yöresel ikramlarda bulunuldu. Etkinliğin ev sahipliğini üstlenen Kuruçay Beldesi Güzelyurt Mahallesi Muhtarı Yaşar Yağ, şenliğe gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Farklı bölgelerden gelen insanların bir arada eğlenip hasret giderdiği Hıdırellez şenliği, katılımcılara unutulmaz bir gün yaşattı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:55
Çerkes lider Girandük Berzeg mezarı başında anıldı
Eski Çerkesya (Soçi) Milli Meclisi ve Hükümeti son başkanı Hacı Girandük Berzeg için mezarının bulunduğu Manyas Tepecik Mahallesi’ndeki kabristanda anma programı gerçekleştirildi. 21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımını anma haftası kapsamında; Balıkesir Adige Çerkes Kültür Derneği, Dere Çerkes Güzelleştirme ve Kültür Derneği ve Orhanlı Çerkes Kültür Derneklerince yapılan anma programında Kafkas-Rus savaşlarında vatan savunması için şehit olanlar ile sürgün yollarında can veren Çerkesler için Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Konuşmacılar Çarlık Rusyasının yayılmacılığına karşı 101 yıl süren Çerkes direnişinin mağlubiyet ile sonuçlanmasıyla, galip devletçe gerçekleştirilen sürgün ve soykırım sonucu, Çerkesya’da azınlık durumuna düşen ve dünyanın pek çok ülkesine dağılmış şekilde yaşam sürerken dilini, kültürünü yaşatmaya çalışan Çerkes toplumunun yaşadığı sorunlara, anavatan ile ilişkilerin önemine, sürgün ve soykırımın unutturulmayarak hafızalarda diri tutulması hususlarına değinildi. Programa AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Prof. Dr. Fethi Güngör, Bursa Kuzey Kafkasya Kültür ve Yardımlaşma Derneği Kurucu üye ve önceki dönem başkanlarından Çerkes Kültür Derneği Zeki Çelik, Kafkas Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Caner Zağlı, Marmara bölgesinde bulunan Çerkes dermek yöneticileri ve üyeleri ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:54
Köyceğiz’de Gençlik ve Çocuk Festivali düzenlendi
Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde Vali Dr. İdris Akbıyık koordinesinde hayata geçirilen "Gençlik Yılı" kapsamında, Köyceğiz Şehit Görkem Hasdemir mesire ve kamp alanında "Gençlik ve Çocuk Şenliği" düzenlendi. Gençlik ve Çocuk Şenliği etkinliğinde Meslek Liseleri ürettikleri projeleri sergiledi. İlçe genelindeki okullar stant açarak okul yararına satış gerçekleştirdi. Köyceğiz Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü spor stantları açtı. Köyceğiz Gençlik Merkezi çocuklara yönelik etkinliklerde bulunarak çocuklara keyifli bir gün yaşattı. Köyceğiz Belediyesi tarafından kurulan oyun parkurlarında çocuklar gönüllerince eğlendi. Gençlik ve Çocuk Şenliğine, Köyceğiz Kaymakamı Mert Kumcu ve Köyceğiz İlçe Milli Eğitim Müdürü Taner Şen, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve vatandaşlar katıldı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:52
Yeşilyurt Belediyesi ‘Çocuk Şenliği’ renkli görüntülere sahne oldu
Yeşilyurt Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Yetim Birimi tarafından düzenlenen "Çocuk Şenliği", Şeker Fabrikası bahçesinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocuklar doyasıya eğlenirken, aileler de çocuklarının mutluluğuna ortak oldu. Yeşilyurt Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda organize edilen etkinlikte çocuklar; oyun alanları, yarışmalar, yüz boyama etkinlikleri, palyaço gösterileri ve sihirbaz şovlarıyla keyifli anlar yaşadı. Gün boyunca devam eden etkinliklerde çocukların neşesi alana yansırken, aileler de düzenlenen organizasyondan dolayı Yeşilyurt Belediyesine teşekkür etti. Şenlik programına, Yeşilyurt Belediyesine bağlı kültür, sanat ve gençlik merkezlerinde LGS kurslarına katılan öğrenciler de yoğun ilgi gösterdi. Müzikler, eğlenceli aktiviteler ve çeşitli sosyal etkinliklerle öğrenciler hem moral buldu hem de sınav stresinden uzak bir gün geçirme fırsatı yakaladı. Çocukların mutluluğunu merkeze alan organizasyonda ikramlar yapılırken, etkinlik alanında kurulan oyun parkurları gün boyunca büyük ilgi gördü. Birbirinden farklı etkinliklerle dolu program, çocukların unutamayacağı anlara sahne oldu. Sosyal belediyeciliğe örnek etkinlik Programa katılan Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Akın, çocuklarla yakından ilgilenerek onların sevincine ortak oldu. Etkinlik alanını gezip çocuklarla sohbet eden Başkan Yardımcısı Akın, sosyal belediyecilik çalışmalarına büyük önem verdiklerini ifade etti. Yeşilyurt Belediyesi olarak her zaman çocukların yanında olduklarını belirten Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Akın, "Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm bizim en büyük mutluluğumuzdur. Özellikle yetim çocuklarımızın sosyal yaşamın içerisinde daha aktif yer almaları, kendilerini mutlu ve değerli hissetmeleri adına bu tür etkinlikleri çok önemsiyoruz. Bugün burada çocuklarımızın neşesine ortak olmak, onların güzel vakit geçirdiğini görmek bizleri de son derece mutlu etti. Yeşilyurt Belediyemiz sosyal belediyecilik anlayışıyla her zaman çocuklarımızın, gençlerimizin ve ailelerimizin yanında olmaya devam edecektir." diye konuştu. Başkan Yardımcısı Akın ayrıca, kültür, sanat ve gençlik merkezlerinde eğitim gören öğrencilerin sosyal etkinliklerle desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, çocukların akademik başarılarının yanında sosyal gelişimlerine de katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 17:43
Balıkesir’de 30 yıllık mahalle hayrı yapıldı
2
17 Mayıs 2026 Pazar- 10:04
Bayburt’ta gençlerin emeği sanata dönüştü
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 19:33
SOLOTÜRK’ten Ordu’da prova uçuşu
4
14 Mayıs 2026 Perşembe- 14:44
Ordu’da deniz turizmine yeni hamle
5
17 Mayıs 2026 Pazar- 10:59
Mükerren Kemertaş’a memleketi Erzurum’da vefa gecesi
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:56
Osmanlı’nın kayıp gemisi Datça açıklarında bulundu
Muğla’nın Datça ilçesi açıklarında Osmanlı’ya ait çatışmada vurulan, kıyıya sürüklenen ve alev alarak batan kayıp gemi bulundu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Akdeniz’de ulaşılan batık ile ilgili yaptığı paylaşımda, bu keşfin yalnızca Türkiye’nin değil dünya sualtı arkeolojisinin de en çarpıcı buluntularından biri olarak tarihe geçtiğini belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığının Geleceğe Miras projesi kapsamında yürütülen Kızlan Osmanlı Batığı Sualtı Kazısında bu yıl ulaşılan buluntular tarihe ışık tuttu. Muğla’^nın Datça ilçesi açıklarında, Prof. Dr. Harun Özdaş’ın başkanlığı ve Doç. Dr. Nilhan Kızldağ’ın yardımcılığında yürütülen çalışmalar, Türkiye’nin sualtı arkeolojisinde ulaştığı liderliği bir kez daha ortaya koydu. Dünya sualtı arkeolojisinin en çarpıcı örneklerinden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurduğu buluntular için dünya su altı arkeolojisinin en çarpıcı buluntularından biri olduğu vurgusunu yaptı. Bakan Ersoy, Akdeniz’de ulaşılan batık ile ilgili yaptığı paylaşımda, "Ecdadımızın izini sadece karada değil, denizlerde de sürüyoruz. Bakanlığımızın ‘Geleceğe Miras Projesi’ ile eşsiz mirasımızı koruyarak gelecek kuşaklara aktarıyoruz. Bu vizyonun en çarpıcı örneklerinden biri de Akdeniz’in derinliklerinde yüzyıllar sonra gün yüzüne çıkan Osmanlı batığıdır. Kızlan Osmanlı Batığı Sualtı Kazısında son olarak silahlar, porselenler, satranç takımları ve tarihe ışık tutan eşsiz buluntular ortaya çıkarıldı" ifadelerini kullandı. "Batık, Osmanlı’nın deniz gücü ve ticaretini günümüze taşıyan ilk örnek" Bakan Ersoy, Türkiye’de kazısı yapılan ilk ve tek 17’nci yıl Osmanlı batığında bulunanlara ilişkin, "Türkiye’de kazısı yapılan ilk ve tek 17’nci yüzyıl Osmanlı batığında; 30’dan fazla tüfek, 50’den fazla humbara, binlerce mermi ve Osmanlı döneminin en büyük pipo koleksiyonu bulundu. Batık, Osmanlı’nın deniz gücü ve ticaretini günümüze taşıyan ilk örnek" açıklamasında bulundu. "İlk kez bir batıkta 30’dan fazla Osmanlı tüfeği bulundu" Bu keşfin yalnızca Türkiye’nin değil dünya sualtı arkeolojisinin de en çarpıcı buluntularından biri olarak tarihe geçtiğini belirten Ersoy bu batığın bulunmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek "Türkiye’de kazısı yapılan ilk ve tek 17’nci yüzyıl Osmanlı batığı olan gemi, yaklaşık 30 metre uzunluğunda ve 9 metre genişliğinde ahşap kalıntılardan oluşuyor. Çalışmalarda, geminin karaya oturup sancak bordasına yan yatarak battığı anlaşıldı. Kızlan Osmanlı Batığı Sualtı Kazısında en dikkat çekici buluntular askeri mühimmat grubuna ait. İlk kez bir batıkta 30’dan fazla Osmanlı tüfeği bulundu. Bunların yanında 3 binden fazla kurşun mermi, çok sayıda barutluk, tabanca, kılıç ve hançer ele geçirildi. 50’den fazla humbara (el bombası) ise batığı Akdeniz’de bu tür mühimmat taşıyan tek örnek haline getirdi. Geminin pruva ve pupa bölümlerinde bakır kaplar, ibrikler, kazan kepçeleri, seramik çömlekler, tahta kaşıklar, şimşir taraklar, deri mataralar ve sepetler bulundu. Ayrıca 135 adet Tophane üretimi pipo lülesi ile Osmanlı döneminin bilinen en büyük pipo koleksiyonu ortaya çıkarıldı. Kazıda bulunan iki satranç takımı ile bambu paketler içinde 40’tan fazla Çin porseleni, Türkiye karasularında ilk kez tespit edildi. Bu buluntular, bilinen sualtı eserleri arasında en büyük koleksiyon olma özelliği taşıyor" ifadelerine yer verdi. "Kestaneler ise geminin kış aylarında battığını gösteriyor" Bakan Ersoy, çalışmalarda 3 adet mühür ortaya çıkarıldığını anlatarak, "Okunabilen bir mühür üzerinde "Hüdabende Abdullah Ahmed" adı ve Hicri 1078 (Miladi 1667-1668) tarihi yer alıyor. Bu bulgu sayesinde batığın dönemi de net olarak tarihlendirildi. Organik buluntular arasında en yoğun grubu oluşturan kestaneler ise geminin kış aylarında battığını gösteriyor" şeklinde konuştu. Batığın aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin 17’nci yüzyılda Akdeniz’de askeri varlığını ve ticari faaliyetlerini aynı anda belgeleyen ilk örneği olduğunu aktaran Bakan Ersoy, bulguların, geminin bir çatışma sonrası kıyıya sürüklenerek karaya oturduğunu ve burada yanarak battığını ortaya koyduğunu ifade etti. Batığın müzeye teslim edileceğine dikkati çeken Bakan Ersoy, şunları kaydetti: "Sürdürülen çalışmalarda tümüyle kazısı yapılmış ilk Osmanlı dönemi batığı belgelenmiş olacak. Buluntuların tamamı da Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesine teslim edilecek. Kazı ekibi ise Dokuz Eylül Üniversitesi Sualtı Kültür Mirası ve Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezinin (SUDEMER) teknik altyapısıyla çalışmalarını sürdürüyor."
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:42
LC Waikiki, anaokulu ürünlerini tüketicilere sundu
Minikler için anaokulu heyecanı başlıyor. LC Waikiki’nin rengarenk ve eğlenceli tasarımlarıyla anaokulu için seçenekler sunuyor. LC Waikiki, okul serüveninin ilk adımı olan anaokulu hazırlığı için ailelere seçenekler sunuyor. Markanın canlı renklerle oluşturduğu tasarımları, uygun fiyatlı çeşit çeşit ürünleriyle, yeni sezonda çocukların sevincine ortak oluyor. Yapılan açıklamaya göre, erkek çocuk koleksiyonunda futbol tutkusu, oyun dünyasının vazgeçilmezleri ve sevilen karakterler bir araya geliyor. Marvel, Hot Wheels, Batman ve Minecraft gibi çocukların favorisi lisanslı ürünler, tişörtlerden şortlara uzanan parçalar kombinlere eğlence katıyor. Taraftar temalı tasarımlar ve PlayStation detaylarıyla zenginleşen koleksiyon, çocukları ilgi alanlarıyla buluşturarak özel hissettiriyor. Kız çocuk koleksiyonu ise masal dünyasından ilham alan tasarımlarıyla büyülüyor. Barbie, Hello Kitty ve Frozen gibi çocukların kalbini fetheden lisanslı ürünler, tişörtler ve elbiselere uzanan parçalarla gardıroplara renk katıyor. Parıltılı detaylarla bezeli rengarenk elbiseler, ışıltılı sandaletler, neşeli çantalar ve eğlenceli aksesuarlar, çocukların enerjisine eşlik ederken, okul kombinlerini tamamlıyor. Çocukları anaokuluna hazırlayan çeşitli tasarımların, markanın mağazalarında ve LCW.com adresinde satışa sunulduğu belirtildi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:21
Ağustos ayında en yoğun günlerini yaşıyor
Trabzon’da 2013 yılında müzeden camiye dönüştürülerek ibadete açılan Ayasofya Camii’ne Ağustos ayında yerli turist sayısındaki yoğun artış dikkat çekiyor. Yurdun değişik illerinden genellikle tur otobüsleriyle gelen yerli ziyaretçiler, Ayasofya Camii’yle ilgili tarihi bilgileri tur rehberleri tarafından ediniyor. Cami yerli turistlerin yanı sıra Körfez ülkelerinden gelen Arap turistlerin de ilgisini çekerken ziyaretçiler bol bol fotoğraf çekerek o anları ölümsüzleştiriyor. Öte yandan Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin turizm destinasyonları 2025 yılında yoğun ilgi görürken, bu yılın ilk 7 ayında Atatürk Köşkü, Kızlar Manastırı, Şehir Müzesi ve Çal Mağarası’nı toplam 317 bin 384 kişi ziyaret etti.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:20
Müzeler, Elazığ’ın tarihine ışık tuttu
Elazığ’da bulunan müzeler, yaz aylarında binlerce ziyaretçiyi ağırlayarak şehrin tarihine ve kimliğine ışık tuttu. Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları’nın "Müzeler Şehri Elazığ" vizyonuyla hayata geçirdiği Harput Musiki Müzesi, Basın Müzesi, Hoca Hasan Hamam Müzesi ve Kent Müzesi, yaz sezonunda hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle Elazığ’ın kültürel hayatına değer kazandırdı. Kentin tarihi ve kültürel değerlerini gün yüzüne çıkaran müzeler, ziyaretçilerine sadece bilgi sunmakla kalmazken geçmişle bağ kurma ve Elazığ’ın kadim kültürünü yakından tanıma imkanı sunuyor. Ziyaretçilerin yoğun ilgi göstermeye devam ettiği müzeler, yaz aylarında şehrin turizm potansiyelini de güçlendirerek hareketliliği de artırdı. Medeniyetler merkezi Harput’un köklü musikisini günümüze taşıyan Harput Musiki Müzesi, Harput Konağı’nda kapılarını müzikseverlere açarak adeta misafirlerini geçmişe bir kültür yolculuğuna çıkartıyor. Müze, Elazığ’ın musikisini her yaştan vatandaşa tanıtırken, gelecek nesillere aktarılmasını hedefliyor. Yıl içerisinde Harput Musiki Müzesi’nde gerçekleştirilen Kürsübaşı konserleri de Harput musikisinin ruhunu yaşatmaya devam ediyor. Harput’un tarihi dokusunu yaşatan Sağir Müftü Konağı, "Müzeler Şehri Elazığ" projesi kapsamında Basın Müzesi olarak yeniden şehre kazandırıldı. Elazığ’ın basın belleğine katkı sunan müze, geçmişten günümüze uzanan basın tarihinin hafızasını saklı tutuyor. Mehmet Topal Basın Müzesi’nde baskı kalıplarından matbaaya, haberleşme araçlarından gazete ve dergilere kadar birçok basın ve yayın materyali sergilenirken, şehrin basın tarihini merak eden ziyaretçilere eşsiz bir deneyim sunuyor. Yüzyıllar boyunca Harput’un simgelerinden biri olan Hoca Hasan Hamamı, Elazığ Belediyesi’nin restorasyon çalışmalarıyla yeniden şehre kazandırılarak müze olarak hizmet vermeye devam ediyor. Tarihi dokusunu koruyarak geleceğe taşınan yapı hamam geleneğinin izlerini taşırken, bal mumu heykeller, dönemin hamam malzemeleri, kazılar sonucu ortaya çıkan kurna ve bazı malzemeler müzede sergileniyor. Osmanlı’nın eşsiz sanatsal mimarisinin yansıtıldığı müze konuklarını tarihte yolculuğa çıkartırken, yaz döneminde düzenlenen Kürsübaşı konserleri de vatandaşların keyifli akşamlar yaşamasını sağlıyor. Bir asırdan fazla bir geçmişe sahip olan ve son olarak Elazığ Valiliği hizmet binası olarak kullanılan tescilli tarihi yapı, başlatılan restorasyon çalışmaları ile Kent Müzesi olarak düzenlendi. Kent hafızasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla faaliyete başlayan iki katlı tarihi yapı, şehrin kültürel mirasını bütün yönleriyle yansıtan bir kültür ve turizm yapısına dönüştü, Yapının zemin katında yer alan tematik galeride, Harput’un binlerce yıllık tarih yolculuğu kronolojik bir anlatımla sunulurken, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte ilin eğitim serüveni, kent belleği ve Atatürk’ün şehre dair izleri özel bölümlerle ziyaretçilere aktarılıyor. Üst katta ise kente özgü dokuma gelenekleri, mutfak kültürü, müzik mirası, geleneksel giyim tarzları, el sanatları, sağlık ve eczacılık tarihi, sarraflık, kalaycılık, madencilik, endemik bitki çeşitliliği ve kök boyama gibi pek çok değer, özgün minyatürler ve detaylı modellemelerle yaşatılıyor. Şehir merkezinde yer alan Kent Müzesi de sanatseverler tarafından yaz döneminde yoğun ilgi gören turizm noktalarından biri oldu.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:20
Koçdüzü’nde birlik ve beraberlik şenliği
Rize’nin 2400 rakımdaki Koçdüzü Yaylası’nda düzenlenen şenlikler renkli görüntülere sahne oldu. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Koçdüzü Yaylası’nda düzenlenen ‘Koçdüzü Yayla Festivali’ renkli görüntülere sahne oldu. Dikkakaya, Güllü ve Behice Köyü muhtarlıkları tarafından organize edilen festival yoğun bir katılımla gerçekleşti. Gerçekleşen şenliğe Çamlıhemşin Kaymakamı Serkan Büyük’ün yanı sıra daire amirleri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. İki gün süren organizasyonda, bölgenin dört bir yanından gelen binlerce vatandaş, yayla kültürünü doyasıya yaşadı. Gündüz etkinliklerinde çocuk futbol müsabakaları, Adalıgöl’de bot ve yüzme yarışları, halat çekme gibi geleneksel yarışmalar düzenlendi. Hem çocukların hem de yetişkinlerin katıldığı yarışmalarda heyecan dolu anlar yaşanırken, dereceye girenlere kupa ve madalyalar takdim edildi. Ücretsiz yemek ve çay ikramının gerçekleştiği festivalde ayrıca yöresel lezzetler de misafirlerin beğenisine sunuldu. Akşam saatlerinde ise sahneye çıkan bölge sanatçıları, tulum ve kemençe ezgileriyle davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:18
Battalgazi’de Arslantepe ve Kadın odaklı çalıştay düzenlendi
Malatya’nın Battalgazi ilçesinde, UNESCO Dünya Mirası Arslantepe’nin kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımına sağlayacağı katkılar, düzenlenen çalıştayda masaya yatırıldı. Battalgazi Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde "Arslantepe Dünya Mirasının Yerelde Sosyoekonomiye Katkıları" başlığıyla gerçekleştirilen çalıştay, Battalgazi Belediyesi Hizmet Binası toplantı salonunda yapıldı. Çalıştayda, Arslantepe’de kadın odaklı kültürel miras çalışmaları ve bu alanda yapılabilecek iş birlikleri gündeme geldi. Toplantıda, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Arslantepe’nin yerel halkla etkileşimleri, Orduzulu kadınların miras sürecine katılımı, kültürel miras odaklı ekonomik kalkınma imkanları, kadın istihdamının artırılması ve eğitim süreçlerinin geliştirilmesi konuları değerlendirildi. Kazı heyeti adına Roma La Sapienza Üniversitesi’nden Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli, Prof. Dr. Lucia Mori ve Doç. Dr. Aysun Tuna, yürütülen çalışmaları katılımcılarla paylaşarak kadınların sürece aktif katılımının önemine dikkat çekti. Çalıştaya, Malatya Kadın Girişimciler Kurulu, Kadın Destek Merkezi, AK Parti Kadın Kolları ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Katılımcılar, kadın istihdamına yönelik projelerin Arslantepe mirasıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek eğitim programları, kooperatifleşme ve yerel ürünlerin ekonomik değere dönüştürülmesi önerilerinde bulundu.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:33
Külle kaynayan lezzet, imece usulüyle sofralara taşınıyor
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, geleneksel pekmez üretimi başladı. Aileler, bağlardan topladıkları üzümleri imeceyle işliyor, asırlık yöntemlerle saatlerce süren emeğin sonunda pekmeze dönüştürüyor. Gazipaşa ilçesine bağlı Göçük Mahallesi’nde geleneksel üzüm pekmezi yapımı başladı. Ailelerin imece usulüyle sürdürdüğü bu kültürel üretim, üzüm bağlarından başlayan uzun bir sürecin ürünü. Önce üzüm bağlarında olgunlaşan salkımlar özenle toplanıyor. Kovalarla evlere taşınan üzümler, mahallede ’şırakmana’ olarak bilinen, beton zeminle kaplı küçük havuzlara boşaltılıyor. Burada çürüklerinden ayıklanan üzümler, daha sonra çizme giyilerek ayakla eziliyor. Ezme işlemiyle birlikte akan üzüm suyu, yani ’şıra’, özel kanallardan süzülerek kazana aktarılıyor. Külle kaynayan lezzet Kazanda toplanan üzüm şırasına birer avuç odun külü ekleniyor. Bu işlem, şıranın berraklaşmasını sağlarken kaynama sürecini de destekliyor. Yavaş yavaş kaynamaya başlayan karışımın üzerinde oluşan siyah köpükler sürekli alınarak saflaştırma sağlanıyor. İlk kaynatmanın ardından şıra, birkaç saat dinlenmeye bırakılıyor. Dinlenme sürecinde tortular dibe çökerken, yüzeye çıkan berrak sıvı yeniden hortumla alınarak ikinci kez büyük tavada kaynatılıyor. Bu son aşamada şıranın koyuluğu, rengi ve kıvamı sık sık kontrol ediliyor. Olgunlaşan pekmez, soğutularak cam veya plastik kaplara dolduruluyor. Bir süre dinlendirildikten sonra tüketilmeye hazır hale geliyor. Yapım aşamasını anlattı Göçük Mahallesi sakini Ahmet Kaplan, bu süreci yıllardır aynı şekilde sürdürdüklerini belirterek, "Çocuklarımızı topladık, kovalarımızı, paketlerimizi getirdik. Üzümlerimizi toplamaya başladık. Betondan bir yer yaparız, burada şırakmana deriz. Onun içine dökeriz, çürüğünü ayıklarız. Ondan sonra ayaklarımıza birer çizme giyer, dep ederiz, tepmenin gözünü. Şıra akmaya başlar. Üzümün içinde şıra bitinceye kadar teperiz. Sonra onu bir kazana koyarız. Kazana bir avuç kül atarız. Kül attıktan sonra onu ocakta kaynatırız. Siyah bir köpük gelir üstüne. Tam biraz kaynar, kaynadıktan sonra indiririz. İndirdikten sonra o çöküme alınır. Orada iki üç saat var. İstersen bir akşam, istersen akşamla indir, sabahla. Çökümü al. Oradan, o çöktü müydü ya, içine bir hortum atarız. Şıra temizce gelir. Şıra geldi miydi, onu getiririz" dedi. "2-3 saat kaynar" Zorlu emeğin ardından üzüm şıralarının 3 saat kaynatıldığını söyleyen Kaplan, "Tavamıza döker, başlarız ateşlemeye. Ateşleriz. Kayna babam, kayna babam, iki üç saat kaynar. Kaynadıktan sonra pekmezin rengine bakarız. Cıvıklığına, katılaşmasına, koyulaşmasına, onlara bakarız. Olmuşsa onu indiririz. Tam manasıyla kaynattığımız pekmezleri temiz bir kaba koyarız. Pekmezimizi bir yerde 15 gün bekletiriz. Ondan sonra yüzünden alırsın fıçılara katarsın, eşine dostuma verirsin, yersin, içersin, böylece işimizi bitiririz" ifadelerini kullandı. Baba ocağında pekmez mesaisi Kaplan’ın kızı Elmas Bayrakçı da aile üretimine katkı vermek üzere baba ocağına döndüğünü söyledi. Bayrakçı, "Bugün pekmez kaynatıyorum baba ocağında. Önce üzümleri makasla topluyoruz. Sonra şırakmanaya döküyoruz, çiğniyoruz. Kazana süzülen şıraları alıp kül ekliyoruz. Dinlendirdikten sonra tavalarda kaynatıyor ve pekmez haline getiriyoruz" şeklinde konuştu.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:29
Karagöz Bursalıların gönlüne perde kurdu
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından UNIMA Türkiye iş birliğinde gerçekleştirilen Türkiye Bursa Karagöz Buluşması, 3 gün boyunca kentin 7 farklı noktasında binlerce kişiye Karagöz’ün mizahi diliyle keyifli anlar yaşattı. Kentin 7 ayrı noktasında gölge oyunu Bursa’nın sahip olduğu zengin kültürel mirası gelecek kuşaklara aktarmak ve tüm dünyaya tanıtmak için çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, kentin simgelerinden olan Karagöz’ü doğduğu şehirde Bursalılarla buluşturdu. Büyükşehir Belediyesi ve UNIMA Türkiye iş birliğinde düzenlenen Türkiye Bursa Karagöz Buluşması, 21-23 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’nin farklı noktalarından 45 usta ve 14 hayalinin katılımıyla kentin 7 ayrı noktasında gölgeyle ışığın masalsı buluşmasını perdeye yansıttı. Karagöz, her yaştan insanı gülümsetti Zindankapı, Karagöz Müzesi, Tarihi Pınarbaşı Parkı, Reşat Oyal Kültürparkı, Hüdavendigâr Kent Parkı, Temenyeri Parkı ve Teoman Özalp Parkı’nda perdeye yansıtılan Karagöz gösterileri, 7’den 70’e tüm Bursalılara yıldızların altında keyifli anlar yaşattı. Gölge oyununu kahkahalar eşliğinde izleyen çocuklar, Karagöz’ün mizahi diliyle eğlence dolu anlar yaşadı. Buluşmalara büyük ilgi gösteren yetişkinler ise, Karagöz gösterileriyle tekrar çocukluk yıllarına dönerek hoşça vakit geçirdi. Gösterilere 3 gün boyunca yoğun ilgi gösteren vatandaşlar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e teşekkür etti.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:16
Mardin’in sanat çınarı 47 yıldır müziğe yön vermeye devam ediyor
Mardin’de 47 yıldır müzikle uğraşan 74 yaşındaki usta sanatçı Sabahattin Onar, sahne yoğunluğunu azaltmasına rağmen mesleğini sürdürmeye devam ediyor. Makine mühendisi olmak isterken okutulmayan ve kendi çabalarıyla müziğe yönelen Sabahattin Onar, 1977 yılında düğünlerde sahne almaya başladı. Yıllarca haftanın altı günü düğünlerde mikrofon başına geçen sanatçı, kısa sürede Mardinlilerin sevgisini kazandı. Sahnelerden çekilmese de ofisinde sevenlerini ağırladığını belirten Onar, sanat dolu günlerini, hayatına neşe katan kedisi Boncuk ile paylaşıyor. Sanatına olan tutkusundan bahseden Onar, "Artık müziği bırakmaya karar verdim. Ofisimde oturuyorum ama mesleğim olan müziği yine de sürdürüyorum. Yerli, yabancı birçok insan ziyaretime geliyor. En sonunda müziği bıraksam da sevenlerim beni bırakmadı. Sahnede şarkı söylemek bana tarifsiz duygular hissettiriyor. Ben şarkılara duygularımı kattığım için karşımda ağlayan insanları görünce hem hüzünleniyor hem de mutlu oluyorum. Çünkü onlara bir şeyler verebildiğimi hissediyorum. Çok çırak yetiştirdim, Mardin’in sanatçılarının neredeyse yüzde 90’ı elimden geçmiştir. Yeni nesil sanatçılara tavsiyem şudur, maddiyatı ikinci planda tutsunlar. İlk parayı alınca sanat gösterilmiyor. Önce sanat gelir, sonra maddiyat zaten arkasından akıp gelir" diye konuştu. Usta sanatçı, sanat müziğinin en ince ayrıntısına, en ağır şarkısına kadar icra ettiği için bütün sanatçıları sevdiğini söyledi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:09
300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı
Isparta Eğirdir’de restore ettirdiği 300 yıllık tarihi evini adeta bir müzeye çeviren emekli akademisyen Dr. Mehmet Gürdal, "Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" dedi. Eğirdir Kale Mahallesi’ndeki 300 yıllık evini restore ettiren Dr. Mehmet Gürdal, hem çocukluk hatıralarını hem de akademik hayatındaki başarılarını sergiliyor. Gürdal, eviyle ilgili en büyük arzusunun Eğirdir’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu belirtti. Eserleri Türkiye’de birçok okulda ders kitabı olarak yer alıyor 78 yaşındaki Dr. Gürdal, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm Anabilim Dalı’nı hem bölüm hem fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik hayatında asistanlıktan doçentliğe uzanan bir yol izleyen Gürdal’ın turizm alanında yazdığı altı kitabı Türkiye’de birçok üniversitede ders kitabı olarak yer aldı. "O günler bizim için çok kıymetliydi" Çocukluğunun göl kenarında geçtiğini anlatan Gürdal, "Biz çocukken Poyraz’ın sesiyle, göldeki dalgaların sesiyle uyurduk. Üç dört yaşımıza geldiğimizde yüzmeyi öğrendik. O günler bizim için çok kıymetliydi" dedi. "Vasiyetim bu evin gelecek nesillere kalması" Son 12 yıldır Eğirdir’de yaşamını sürdüren Gürdal, evin tarihini de araştırdığını ifade ederek, "e-Devlet kayıtlarından ulaştığım 1870-1871 tarihli belge, evimizin 300 yıllık tarihini doğruluyor. Bu evin, dönemin yaşam tarzını yansıtacak şekilde gelecek nesillere kalmasını istiyorum. Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" diye konuştu. Eğirdir sevdalısı Mehmet Gürdal, müzeye çevirdiği evini ücretsiz olarak ziyaretçilere açtığını, herkesin gelip eski Eğirdir evlerinin nasıl olduğunu görmesini istediğini ve bu evi gelecek nesillere miras bırakmayı amaçladığını söyledi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:05
300 yıllık tarihi evini restore edip müzeye çevirerek ziyaretçilere ücretsiz açtı
Eğirdir’de yaşayan emekli akademisyen restore ettirdiği 300 yıllık tarihi evini adeta bir müzeye çevirdi. Dr.Mehmet Gürdal, "Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" dedi. Eğirdir Kale Mahallesi’nde bulunan 300 yıllık evini restore ettiren Dr. Mehmet Gürdal, hem çocukluk anılarını hem de akademik hayatındaki başarılarını sergiliyor. Gürdal, eviyle ilgili en büyük arzusunun Eğirdir’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu belirtti. Yazdığı kitaplar Türkiye’de birçok okulda ders kitabı olarak yer alıyor 78 yaşındaki Dr. Gürdal, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Turizm Anabilim Dalı’nı hem bölüm hem fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik hayatında asistanlıktan doçentliğe uzanan bir yol izleyen Gürdal, turizm alanında yazdığı altı kitabıyla Türkiye’de birçok üniversitede ders kitabı olarak yer aldı. "O günler bizim için çok kıymetliydi" Çocukluğunun göl kenarında geçtiğini anlatan Gürdal, "Biz çocukken Poyraz’ın sesiyle, göldeki dalgaların sesiyle uyurduk. Üç dört yaşımıza geldiğimizde yüzmeyi öğrendik. O günler bizim için çok kıymetliydi" dedi. "Vasiyetim bu evin gelecek nesillere kalması" Eğirdir sevdalısı son 12 yıldır Eğirdir’de yaşamını sürdüren Gürdal, evin tarihini de araştırdığını ifade ederek, "e-Devlet kayıtlarından ulaştığım 1870-1871 tarihli belge, evimizin 300 yıllık tarihini doğruluyor. Bu evin, dönemin yaşam tarzını yansıtacak şekilde gelecek nesillere kalmasını istiyorum. Vasiyetim, bu evin ziyaret edilerek dönemin yaşam tarzının, kullanılan eşyaların ve kültürel mirasın gelecek nesiller tarafından görülmesidir" diye konuştu. Mehmet Gürdal, müzeye çevirdiği evini ücretsiz olarak ziyaretçilere açtığını, herkesin gelip eski Eğirdir evlerinin nasıl olduğunu görmesini istediğini ve bu evi gelecek nesillere miras bırakmayı amaçladığını söyledi.
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:53
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin, tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder