KÜLTÜR SANAT
Kula’da 19 Mayıs coşkusu fener alayıyla taçlandı 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 22:29:40 Manisa’nın Kula ilçesinde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen fener alayı, renkli görüntülere sahne oldu. Ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle yürüyen vatandaşlar, marşlar eşliğinde bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Kula Eski Kapalı Spor Salonu mevkiinden başlayan yürüyüş, Yunus Emre Kent Meydanı’nda sona erdi. Selim Sabahat Palanduz Anadolu Lisesi bando takımının marşlar çalarak eşlik ettiği yürüyüşte vatandaşlar da alkışlar ve sloganlarla korteje destek verdi. Yürüyüş boyunca taşınan uzun Türk bayrağı ise geceye damga vururken, ilçe merkezinde oluşan kortej havadan da dikkat çekici görüntüler oluşturdu. Yunus Emre Kent Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından öğrenciler tarafından hazırlanan gösteriler sahnelendi. Halk oyunları gösterileri ve çeşitli performansların yer aldığı program, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Meydanı dolduran vatandaşlar, öğrencilerin hazırladığı gösterileri cep telefonlarıyla kayda aldı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde gençlerin sergilediği performanslar büyük beğeni toplarken, program boyunca bayram coşkusu yaşandı. Programa Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez, İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Bayram Yüksel, İlçe Emniyet Müdürü Secattin Aktay, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Taşçı, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:58 Yozgat’ta bayrak yürüyüşü coşkuyla gerçekleştirildi Yozgat’ta 19 Mayıs coşkusu ‘Bayrak Yürüyüşü’ ile başladı. Yozgat Valiliği tarafından düzenlenen bayrak yürüyüşü yoğun katılımla gerçekleşti. Terminal mevkiinden kentin simgesi Saat Kulesi’ne kadar süren yürüyüşe kent protokolü, polis okulu bando takımı, öğrenciler, halk dansları şenliği için yurt dışından gelen katılımcılar ve çok sayıda vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla katıldı. Yozgat’ta milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmek amacıyla organize edilen ‘Bayrak Yürüyüşü’, her kesimden pek çok vatandaşı bir araya getirdi. Polis okulu bando takımının çaldığı marş eşliğinde başlayan yürüyüşte, katılımcılar dev Türk bayrakları ve Atatürk posterleri taşıdı. Yürüyüşe katılan kalabalık kent meydanında toplandı. Avrupa ve Dünya Halter Şampiyonu Muhammed Furkan Özbek meydanda toplananlara hitap etti. Özbek, "Yaklaşık 2-3 hafta önce yapılan Avrupa Şampiyonasında Avrupa rekoru kırarak şampiyon oldum. Yozgat’ta Türkiye’de sporun büyümesi, halter branşının büyümesi çok güzel. Buna öncülük etmek çok güzel. Sizlerin karşısında bu şekilde olmak çok güzel. Hepinizin 19 Mayıs’ını kutluyorum. Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun. Sayın protokolümüze teşekkür ederim. Madalyamı Türk halkına ve özellikle Yozgat halkına da armağan etmek istiyorum. Hepinize çok teşekkür ederim" dedi. Bingöllü Ozan Hacı Gürhan ‘Ben Anadoluyum’ şiirini okudu. Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan ise bayrağın ve bağımsızlığın önemine vurgu yaptığı konuşmasında herkesin bayramını kutladı. Halk dansları şenliği için kentte bulunan Azerbaycanlı öğrenciler danslarından kesit sundu ve program sona erdi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 20:16 Muğla’da 19 Mayıs coşkusu Büyükşehir etkinlikleriyle yaşanacak Muğla Büyükşehir Belediyesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kentin dört bir yanında düzenleyeceği etkinliklerle kutlayacak. Spor, müzik ve gençlik buluşmalarını bir araya getiren Muğla Büyükşehir Belediyesi etkinlikleri kapsamında doğa yürüyüşünden bisiklet turuna, konserlerden kortej yürüyüşüne kadar birçok etkinlik vatandaşlarla buluşacak. 19 Mayıs etkinlikleri kapsamında ilk olarak 16 Mayıs Cumartesi günü Menteşe Kötekli Yoğurtçu Parkı toplanma alanında ‘19 Mayıs Doğa Yürüyüşü’ gerçekleştirilecek. Doğayla iç içe düzenlenecek yürüyüşte gençler ve vatandaşlar bayram coşkusunu birlikte yaşayacak. Kutlamalar 18 Mayıs Pazartesi günü ise bisiklet turuyla devam edecek. Cumhuriyet Meydanından başlayacak ‘919 Bisiklet ile 19 KM Bisiklet Turu’nda katılımcılar, 19 Mayıs ruhunu pedal çevirerek yaşatacak. Gençlik Meclisinden kokteyl ve kortej yürüyüşü Muğla Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenecek kokteyl programı ve kortej yürüyüşü de kutlamalara renk katacak. Gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek etkinliklerde 19 Mayıs’ın birlik ve dayanışma ruhu kent sokaklarına taşınacak. 19 Mayıs akşamı ilçelerde konserler düzenlenecek Bayram coşkusu konser etkinlikleriyle Muğla’nın farklı ilçelerine yayılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, 19 Mayıs günü Kavaklıdere ve Seydikemer ilçelerinde sahne alacak. Menteşe Cumhuriyet Meydanında ise sevilen müzik grubu Mary Jane, gençlerle buluşacak. Konser programlarıyla vatandaşlar 19 Mayıs akşamında müzik dolu bir bayram yaşayacak. Başkan Aras: "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz" 19 Mayıs Atatürk’ün Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında mesaj yayımlayan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, mesajında şu ifadelere yer verdi, "19 Mayıs 1919, bir milletin geleceğinin değiştiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışı; işgal altındaki bir ülkenin yeniden ayağa kalkma iradesini, bağımsızlık kararlılığını ve millet egemenliğine dayanan bir Cumhuriyet idealini büyüten tarihi bir adımdır. O günlerde kutsal vatan topraklarımız düşman askerinin postalları altında ezilirken, içeride kurtuluşu başka bir ülkenin himayesine girmekte görenler vardı. Büyük savaşlardan çıkan Anadolu yorgun, yoksul ve umutsuzdu. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün bu karanlığa rağmen ‘milletin azim ve kararlılığı’na güvenerek yola çıktı. "Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" diyerek bir milletin yeniden ayağa kalkışına öncülük etti ve bütün Anadolu’yu saracak istiklal ateşini yaktı. Bu nedenle 19 Mayıs; karamsarlığa karşı umudun, teslimiyete karşı direnişin, karanlığa karşı aydınlığın ve esarete karşı özgürlüğün tarihidir. 19 Mayıs’ta ufka açılan Bandırma Vapuru yalnızca Samsun’a gitmiyordu; laik, demokratik ve çağdaş bir Türkiye’nin geleceğine doğru ilerliyordu. Aradan geçen 107 yılda, o yürüyüşün sorumluluğunu taşımaya devam ediyoruz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, özgürlüğe ve bağımsızlığımıza sahip çıkmak hepimizin ortak görevidir. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘doğum günüm’ dediği bu tarihi günü Cumhuriyetin ışığını taşıyacak gençlere armağan etti. Bugün bizlere düşen sorumluluk da Atamızın Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerin umutlarını büyütecek; özgürce düşünebildiği, bilimle, sanatla, sporla ve kültürle kendini geliştirebildiği bir ülke ve kent yaşamını kurabilmektir. Biz de bu sorumlulukla gençleri yalnızca yarının değil, bugünün de öznesi olarak görüyor; "Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" bir gençliğin yetişmesi için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyor; gençlerimizin ve hemşehrilerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum"
Umudum Köyü tarihi bir yarışmaya daha ev sahipliği yapacak
22 Ağustos 2025 Cuma - 09:41 Umudum Köyü tarihi bir yarışmaya daha ev sahipliği yapacak EİT 2025 Erzurum Turizm Başkenti Etkinlikleri kapsamında Yakutiye Belediyesi tarafından düzenlenen "Geleneksel Rahvan At Yarışları" bu yıl da büyük bir heyecana sahne olacak. Yakutiye Belediyesi tarafından, Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu’nun katkılarıyla düzenlenecek olan yarışlar, 24 Ağustos Pazar günü Saat:10.00’da Yakutiye ilçesi Umudum Mahallesi’ndeki Rahvan At Yarış Tesislerinde gerçekleştirilecek. Türkiye’nin dört bir yanından onlarca rahvan at ve binicisinin katılımıyla yapılacak yarışlar, bu yıl 7 farklı kategoride düzenlenecek. Yakutiye Belediye Başkanı Dr. Mahmut Uçar, organizasyona gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti şu sözlerle ifade etti: "2021 yılında başlattığımız bu dev organizasyon, bugün ülkemizdeki yarış severlerin ve at tutkunlarının yakından takip ettiği bir etkinlik haline geldi. Türkiye’nin farklı illerinden yoğun talep var. Bizler de bir kez daha rahvan at yarışlarımızı görkemli bir şekilde gerçekleştirmek için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Hemşehrilerimize keyifli ve unutulmaz bir gün yaşatacağız." Başkan Uçar, tüm vatandaşları etkinliğe davet ederek şunları söyledi: "Atalarımızın mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak görevidir. Geleneksel Rahvan At Yarışları, kültürümüzün en değerli parçalarından biridir. Bu vesileyle tüm halkımızı yarışlarımıza davet ediyor, birlik ve beraberlik içerisinde güzel bir gün geçirmeyi temenni ediyorum."
Yunan keşişlerden Gümüşhane’deki Hutura Kilisesi’ne ziyaret
22 Ağustos 2025 Cuma - 09:31 Yunan keşişlerden Gümüşhane’deki Hutura Kilisesi’ne ziyaret Yunanistan’dan gelen Ortodoks keşişleri ve beraberindeki grup, Gümüşhane’nin Alemdar köyündeki tarihi Hutura Kilisesi’ni ziyaret etti. Gümüşhane’nin merkeze bağlı Alemdar köyünde bulunan tarihi Hutura Kilisesi, Yunanistan’dan gelen Ortodoks keşişleri ve beraberindeki yaklaşık 20 kişilik grup tarafından ziyaret edildi. 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon Prensi Aleksios Komnenos tarafından yaptırılan, 1509’da keşiş Ananias ve 1624’te Georgios Stratilatis tarafından onarılan kilisenin ayrıca Sultan II. Abdülhamid döneminde onarıldığını gösteren yazıtı da bulunuyor. Köy girişindeki meyilli arazinin düzeltilmesi sonucu oluşturulan kilise, şapel ve çeşitli yapılardan meydana geliyor. Atalarının yaşadığı topraklara gelmekten duydukları memnuniyeti dile getiren grup Ortodoks mezhebinin Karadeniz’de bulunan 3 kutsal kilisesinden biri olarak kabul edilen Hutura Kilisesi’nin yılların etkisiyle harap duruma geldiğini söyleyerek yeniden ayağa kaldırılması için devletten destek talebinde bulundu. "Dinî olarak çok önem verdiğimiz bir bölge" Bölgenin din temelinde insanların önemli bir buluşma noktası olduğunu ifade eden Aziz Grigorios Manastırı Keşişi Grigorios Grigoriadis, "Burada yaşamış dedelerimiz için buraya geldik. Burası bizim dini olarak çok önem verdiğimiz bir bölgedir. Atalarımız ayak bastığı ve yaşadığı önemli bir yer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin büyük bir sevgi ve saygıyla bu topraklarda bulunan mabetlerimizi onardığını gördüm. Duamız şu ki Allah Türk hükümetine yardımcı olsun bu yerlerin restorasyonu için ve ayrıca Hudura Kilisesi’ni de restore etmesi için güç kuvvet versin. Bu bölge bütün insanların buluştuğu bir yer. Irk olarak değil din vasıtası ile burada buluşuyoruz. Bu topraklar Roma İmparatorluğu’nun devamıdır. Ondan sonra Bizans İmparatorluğu’na geçtiler, daha sonra Osmanlı Devleti’nin, şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığıyla kendisini var ettiriyor. Burada yaşayan Ortodokslar sadece Yunanlı değildi başka etnik kültüre sahip insanlar da yaşıyordu bu bölgede. Ben 3 kez buraya geldim. Her seferinde de burada yabancı olmadığımı hissediyorum. Ayrıca geçmişte istemeden ayrıldığımız insanları ziyaret ediyorum" dedi. "Harap haline rağmen Yunanistan’dan ziyaretçiler geliyor" Tarihi kaynaklarda bölgenin Ortodokslar için önemine dair önemli ifadeler yer aldığını söyleyen Gümüşhane Alemdar Köyü Muhtarı Okan Berker, "Burası köyümüzde Rum’lardan kalan tarihi bir manastır. Tarih kitaplarında 1300’lü yıllardan itibaren kayıt altında. Bu harap haline rağmen manastırımıza ziyaretçiler geliyor. Onlar da kendileri için kutsal bir toprak olduğunu ifade ediyorlar. Bu haline rağmen düzenli olarak ziyaret ediyorlar ve restore edilmesi için istekleri var. Bu yapının restore edilmesinin memleketimize de katkıları olacağını düşünüyorum. Geçmişte burası bölgesel bir hac bölgesiymiş onlar için" diye konuştu.
"Bi Umut" filmi basın toplantısıyla tanıtıldı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 17:50 "Bi Umut" filmi basın toplantısıyla tanıtıldı Felçli bir Rus gence on yıl boyunca annelik yapan Gülsüm Kabadayı’nın sevgisini ve fedakarlığını konu alan "Bi Umut" filmi beyazperdeye taşındı. Kimliği belirlenemeyen felçli bir Rus gence on yıl boyunca annelik yapan ve Rusya’da 4 yıl üst üste "Yılın Annesi" seçilen Gülsüm Kabadayı’nın sevgisini ve fedakarlığını konu alan gerçek hayat hikayesi beyazperdeye taşındı. Yönetmenliğini Gökhan Arı’nın üstlendiği "Bi Umut" filminin çekimleri tamamlandı. Düzenlenen basın toplantısıyla tanıtılan film 7 Kasım’da vizyona girecek. "Film bir iyilik hareketini anlatıyor" Filmin yapımcısı Mustafa Uslu, "’Bir Umut’ filmi tıpkı ’Ayla’ filmi gibi bir iyilik hareketini anlatan yüzde yüz bize ait, Türk milletinin, Türk annesinin vicdanını anlatan muhteşem bir insanlık hikayesi. Antalya’da yaşayan Gülsüm Kabadayı’nın geçirdiği kaza sonucu felç olan bir Rus çocuğuna 10 yıl annelik yapmasını ve 4 yıl üst üste Rusya’da kutsal anne seçilmesini anlatan muhteşem bir iyilik hareketi filmi. Ben bu filmin gücüne şöyle inanıyorum, çocukların aç yatağa girdiği, 2 kilo un alabilmek için sokaklara döküldüğü şu günlerde ’Bir Umut’ gibi iyilik hareketi filmlerini ve iyilik rüzgarlarını başlatıp dünyayı dalga dalga sarmasını isterim. Film 7 Kasım’da vizyona gerecek" diye konuştu. "Bu film gerçekten dünyaya bir umut" Filmde Gülsüm Anne rolünü oynayan Hülya Duyar, "Bu film gerçekten dünyaya bir umut. Hepimiz şu dönemler mutsuzluğa çok yatkın olduğumuz, iyiliğe inanmadığımız süreçteyiz. Gülsüm annenin işten gelen bir sevgi ile bir çocuğa bakması çok kıymetli bir şey. Film müthiş bir ekip çalışması ile hazırlandı. Bu film herkese bir umut olsun. O yüzden filmin çok izlenmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. "Bu filmin herkesin kalbine dokunacağına inanıyorum" Projenin içinde olduğu için mutlu olduğunu söyleyen oyuncu Arzum Onan, "Sınırları aşmış bu hikaye Gülsüm annenin sadece bir fedakarlık hikayesi değil, sevgi, merhamet, vicdan ve iyiliğin aslında neleri başarabileceğinin de hikayesi. İçinde olduğum için son derece mutluyum. Bu filmin herkesin kalbine dokunacağına inanıyorum. Bu hikayenin bilinmesini sağlayan başta Mustafa Bey, yönetmenimiz Gökhan Bey, tüm oyuncu arkadaşlarım ve emeği geçen herkese buradan da teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.
Karaz Kültürü, sergi ve konferans ile anlatılacak
21 Ağustos 2025 Perşembe - 16:32 Karaz Kültürü, sergi ve konferans ile anlatılacak Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün Cumhuriyetimizin 102’nci yılı vesilesiyle düzenlemiş olduğu 100+2 sergi projesi ve Erzurum Kültür Yolu Festivali kapsamında kentin kadim kültürü "Karaz", hem sergi hem de kapsamlı bir sempozyum ile detaylı bir şekilde değerlendirilecek. 83 yıl önce Erzurum’da ilk kazıları başlatan Hamit Zübeyr Koşay anısına düzenlenen sergi ve sempozyum ile 5 bin 500 yıl önce tarih sahnesinde ilk adımları ile tanınan ve bin yılı aşkın süre varlığını sürdüren bu önemli ve özgün kültürün, tüm farklılık ve benzerliklerini bir arada görebilecek ve anlatılacak. Kafkaslardan İran içlerine, Doğu Anadolu’dan Levant kıyılarına dek devasa bir coğrafyada yayılım gösteren Karaz kültürünün çekirdek bölgelerinden biri olan Erzurum, kendi kültürünü kendi evinde misafir etmenin onurunu ve gururunu yaşıyor. 22-23 Ağustos 2025 tarihlerinde, Erzurum Müzesi Konferans salonunda düzenlenecek olan sempozyumda, yurt içinden ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen çok sayıda bilim insanı tarafından, toplam 42 bildiri sunulacak. Bildiriler yüz yüze ve online gerçekleştirilecek, aynı zamanda 2 gün boyunca Arkeoloji Haber Youtube kanalında canlı olarak yayınlanacak. Yerleşik ve yarı hareketli/yaylacı olarak tanımlanan Karaz Kültürü, sosyal ve ekonomik yaşam biçimi içinde seramik ve ocaklarıyla karakteristik özelliklerine sıkı sıkıya bağlı bir toplum özellikleri sergiliyor. Karazlıların form ve stilistik özelliklerinde hem yayılmış oldukları topraklardaki kültürleri etkilediği hem de o topraklarda kendisinden önce varlık göstermiş kültürlerden beslenerek yepyeni özellikler kazandığı bölgesellik, tüm detayları ile tartışılacak. Aynı zamanda kültüre dair yapılan ilk DNA analizleri, antropolojik analizler, komşu bölgelerde ve ilde yapılan kazılar, yerleşim stratejileri, mimarisi, madencilik aktiviteleri, arkeolojik ve arkeometrik veriler ışığında bilim dünyasıyla paylaşılacak. Erken Tunç Çağlar’da tüm Doğu Anadolu’ya damgasını vuran bu kültürü her açıdan tanımak ve tanımlamak adına ilk kez gerçekleştirilen bu sempozyum ile pek çok bilinmeyen noktanın aydınlatılacağı belirtiliyor. "Erzurum’un Karaz Kültürü ve ötesi: Büyük ve karmaşık kültürel bir olgunun anatomisi" konulu sempozyuma ilgilenen tüm vatandaşlar davet edildi.
Kültür sanat festivali Karadeniz buluşmasıyla devam etti
21 Ağustos 2025 Perşembe - 16:31 Kültür sanat festivali Karadeniz buluşmasıyla devam etti Millet Bahçesi’nde düzenlenen Sakarya Kültür Sanat Festivali, son olarak Trabzon, Rize, Artvin, Ordu, Gümüşhane, Samsun ve Tokat yöresinden binlerce vatandaşın katılımıyla düzenlenen Karadeniz Kültür Buluşmasıyla devam etti. Karadeniz ezgileri, yöresel gösteriler ve konserler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından sürdürülen Kültür Sanat Festivali, Sakaryalıları Millet Bahçesi’nde buluşturuyor. Son olarak Trabzon, Rize, Artvin, Ordu, Gümüşhane, Samsun ve Tokat yöresinden binlerce vatandaşın katılımıyla düzenlenen Karadeniz Kültür Buluşması, renkli görüntülere sahne oldu. Karadeniz ezgileri, yöresel oyunlar ve konserler izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Festival alanında kurulan yöresel dernek stantlarında, Karadeniz mutfağının vazgeçilmez lezzetleri misafirlerle buluştu. Mısır ekmeğinden hamsi tava ve karalahana sarmasına kadar birçok yöresel tat, katılımcıların damaklarında iz bıraktı. Horon gösterileri ve yöresel müzikler, geceye ayrı bir coşku kattı. Gecede ilk olarak Karadeniz müziğinin sevilen isimlerinden Akın Altınışık sahne aldı. Kemençesiyle seslendirdiği türkülerle izleyicileri bir konser sunan Altınışık, horon halkalarının kurulmasına vesile oldu. Ardından gecenin finalinde Karadeniz müziğinin genç ve sevilen isimlerinden Safa Tatoğlu, Millet Bahçesi’nde sahne aldı. Kemençenin büyüleyici ezgileri eşliğinde Sakaryalılar buluştu. Alanı dolduran binlerce kişi, şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederek adeta oyun halkasına katıldı.
Taraklı’da 7 asırlık yaşayan mirasın çevresi sosyal bir alana dönüşecek
21 Ağustos 2025 Perşembe - 16:21 Taraklı’da 7 asırlık yaşayan mirasın çevresi sosyal bir alana dönüşecek Şehrin tarihi ve kültürel miraslarına sahip çıkan Sakarya Büyükşehir Belediyesi, Taraklı’nın kültürel ve doğal mirası olan 7 asırlık çınar ağacı ile Hüseyin Ağa Çeşmesi’nin çevresini vatandaşların rahat ve keyifli vakit geçirebileceği bir sosyal donatı alanına dönüştürüyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, şehrin tarihi ve kültürel değeri, Osmanlı mirası Taraklı’da yeni bir projeye başlıyor. Yusufbey Mahallesi’nde bulunan tescilli Hüseyin Ağa Çeşmesi ve 7 asırlık anıt çınarıyla hem kültürel hem de doğal değer açısından önem taşıyan bir park inşasına başlanıyor. 2 Eylül Salı günü yapılacak ihalenin ardından çalışmalar için ilk kazma vurulacak. Sakarya Büyükşehir’in ortaya koyacağı çalışmayla tarihe tanıklık eden çınar ağacı ve çevresindeki tarihi değerler modern bir çalışmayla daha etkin şeklide korunarak geleceğe miras bırakılacak. Toplam bin 33 metrekarelik alanda gerçekleştirilecek proje kapsamında park içerisinde açık ve kapalı dinlenme alanları, iklim şartlarına uygun bitkilendirme ve gece aydınlatması yapılacak. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı Ayşe Tuğba Burucu konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Taraklı ilçemiz, tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle şehrimizin en değerli turizm merkezlerinden biridir. Yusufbey Mahallesi’nde yer alan park, asırlık çınarı ve tarihi çeşmesiyle önemli bir kültürel mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Büyükşehir Belediyesi olarak bu değerleri koruyarak daha yaşanabilir, estetik ve işlevsel bir alan oluşturmayı hedefliyoruz. Hem hemşehrilerimiz hem de ziyaretçilerimiz için burayı cazip bir buluşma noktası haline getireceğiz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Yusuf Alemdar’ın da her fırsatta ifade ettiği gibi tarihi mirasımızı korumaya, güzelleştirmeye ve geleceğe taşımaya deva edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Antalya, 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali’nde buluşacak
21 Ağustos 2025 Perşembe - 16:03 Antalya, 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali’nde buluşacak Kepez Belediyesi’nin 23 Ağustos-6 Eylül 2025 tarihleri arasında Dokumapark’ta düzenleyeceği 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali, her yaşa hitap eden etkinlik programıyla Antalya’nın kültürel yaşamına renk katacak. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen Kepez Kültür Festivali, bu yıl da yine binlerce ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Kepez Belediyesi’nin ev sahipliğinde, 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali, bu yıl 23 Ağustos-6 Eylül 2025 tarihleri arasında düzenlenecek. Dokumapark’ın eşsiz atmosferinde gerçekleşen festival, uluslararası düzeyde ilgi gören önemli bir organizasyon oldu. Festival, Kepez’in sosyal ve kültürel yaşamını zenginleştirmenin ötesinde, uluslararası katılımcıları ağırlayarak, Kepez’de kültür turizminin canlanmasına da önemli katkılar sunuyor. 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali, bu yıl da zengin program içeriğiyle ulusal ve uluslararası birbirinden renkli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Festivalin ilk günü, saat 17.00’de açılacak olan Çocuk Oyun Parkı ile başlayacak. Ardından Çocuk Korteji, Mc Show ve Dj Performansları sergilenecek. Kepez Modern Dans Topluluğu’nun gösterileri izleyicilere keyifli anlar yaşatacak. Festivalin açılış gecesi saat 21.30’da Crystal Band Orkestrası konseriyle taçlanacak. Sünnet şöleni Kepez Kültür Festivali etkinlikleri 24 Ağustos Pazar günü düzenlenecek sünnet şöleni ile devam edecek. Sünnet şöleninde çocuklar Burak Onurlu konseriyle doyasıya eğlenme imkanı bulacak. Kepez Belediyesi tarafından çocuklara Kepez Aktur Lunapark bileti hediye edilecek. 25 Ağustos’tan itibaren festivalde ardı ardına yöresel geceler düzenlenecek. Konyalılar Gecesi, Gaziantepliler Gecesi, Aksaraylılar Gecesi ve Erzincan Günleri festivale renk katacak. Mimar Sinan Akademi, mezuniyet gecesi 26 Ağustos’ta gerçekleştirilecek. Zafer Bayramı etkinlikleri Kepez Belediyesi, 2. Uluslararası Kültür Festivali’ni Zafer Bayramı etkinlikleriyle taçlandıracak. 29 ve 30 Ağustos tarihlerinde Zafer Bayramı coşkusu Dokumapark’ta doyasıya yaşanacak. Bando geçişi, vals dans ve zeybek gösterileri, Mimar Sinan Akademi TSM Topluluğu konseri, Kepez Belediyesi Down Sendromlular Derneği Mehteran Takımı, Kepez Kent Orkestrası ile Mustafa Çıkgöz konseri izleyicilerle buluşacak. Uluslararası Dans Topluluğu, Uluslararası Müzik Topluluğu (Türk Devletleri ve Rusya) 31 Ağustos’ta renkli etkinliklerle Dokumapark’ta olacak. 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Mimar Sinan Akademi Kepez Gençlik ve Senfoni Orkestrası ‘Dünya Barış Günü Konseri’ verecek. Bilim tutkunları için özel gün 2 Eylül Salı günü çocuklar için tiyatro, bilim şovları ve hava şartlarına bağlı olarak teleskopla gökyüzü gözlemlenecek. Kültür Festivali’nde 7’den 70’e herkes evrenin gizemli dünyasını keşfetme fırsatı yakalayacak. Antalya Yörük Gecesi Festival kapsamında, 3 Eylül’de Antalya Yörük Gecesi düzenlenecek. Etkinlikte, ikramlar eşliğinde müzik dinletileri, kültürel sunumlar ve Yörük geleneğini yansıtan gösteriler yer alacak. Gecede, Uğur Önür sevilen şarkılarını seslendirecek. Konserlerle doyasıya eğlence 4 Eylül’de ise Kepez Kent Tiyatrosu, yetişkinlere yönelik keyifli bir tiyatro oyunu sahneleyecek. Aynı akşam, açık havada sinema gecesi düzenlenecek. Sinemaseverler, ikram edilen limonata ve mısır eşliğinde yıldızların altında film izlemenin keyfini doyasıya yaşayacak. 5 Eylül’de Aksaraylılar Gecesi ve Emre Ülgen konseri festivale renk katacak. Kepez Kültür Festivali, 6 Eylül Cumartesi akşamı ise Engin Demircioğlu konseriyle final yapacak. Kocagöz’den davet Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, 2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali’nin bu yıl da farklı kültürleri bir araya getireceğini söyledi. Festivallerin toplumların birlik ve beraberliğini pekiştirdiğine değinen Kocagöz, 23 Ağustos-6 Eylül 2025 tarihleri arasında Dokumapark’ta yapılacak kültür buluşmasına bütün vatandaşları davet etti. Başkan Kocagöz, "2. Uluslararası Kepez Kültür Festivali, her yaştan ve her kesimden insanı kucaklayan etkinlikleriyle Antalya’nın sosyal ve kültürel yaşamına yeni renkler katacak" dedi.
Türkiye’nin en büyük şişme oyun alanı Samsun’da
21 Ağustos 2025 Perşembe - 15:50 Türkiye’nin en büyük şişme oyun alanı Samsun’da Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Sevgi Park’ta hayata geçirilen Türkiye’nin en büyük kapalı şişme çocuk oyun alanı Balonya, 30 Ağustos’ta hizmete açılacak. Dev kaydıraklar, trambolin park, top havuzları, oyun labirentleri ve farklı şişme oyun gruplarının yer aldığı 7 bin metrekarelik alan, 0-14 yaş grubundaki çocuklara unutulmaz bir deneyim sunacak. Alan içinde ayrıca kafeler, yeşil alanlar ve oturma bölgeleri de bulunuyor. Açılış günü ve ertesi gün (30-31 Ağustos) sihirbaz, bubble şov, tahta bacak, yüz boyama, sosis balon ve çeşitli ikramların yer aldığı ücretsiz etkinlikler gün boyu düzenlenecek. Balonya, haftanın her günü 09.30-21.30 saatleri arasında hizmet verecek, seans süresi ise 75 dakika olacak. "Çocuklarımız artık Balonya’da buluşacak" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Tüm hemşehrilerimizin heyecanla beklediği Balonya’da çalışmalarımızı tamamladık ve açılış tarihimizi belirledik. Mutlu çocukların şehrinde, çocuklarımızı daha mutlu edecek Balonya, 30 Ağustos’ta hizmete açılıyor. Açılışa özel birbirinden güzel etkinlerimiz de çocuklarla buluşacak. Balonya artık çocuklarımızın ve ailelerimizin yeni buluşma noktası olacak. Sevgi Park, daha fazla mutlu çocuğu ağırlayacak, daha fazla çocuk sesiyle şenlenecek. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda şehrimize güzel bir armağan verelim istedik. Tüm Samsun’umuza, ailelerimize ve çocuklarımıza şimdiden hayırlı olsun" dedi.
4 bin 500 yıllık eşsiz seramikler
21 Ağustos 2025 Perşembe - 15:46 4 bin 500 yıllık eşsiz seramikler Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ’Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde çıkartılan seramikler; bölgenin zenginliğini gözler önüne seriyor. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Önasya arkeologları olarak bizim için en önemli çalışma konusu olan malzeme seramiktir. Burada da bu seramiğin zenginliği Anadolu’da başka bir yerde görülmez. Bunun asıl sebebi; uluslararası bir ticaret merkezi olmasından kaynaklanıyor" dedi. Kayseri-Sivas karayolu üzerinde bulunan ve 77 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en uzun arkeolojik kazılarından olan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ediyor. 1948 yılında başlayan ve aralıksız devam eden kazılarda bulunan seramikler; bölgenin zenginliğini de gözler önüne seriyor. Kültepe’deki seramik zenginliğinin Anadolu’da başka bir yerde görülmediğini ifade eden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Kültepe’nin kendisi uluslararası bir yerleşim ve tamamen etrafındaki komşularla ilişki kurabilmiş bir şehir. Kültepe’nin bu özelliği yaklaşık olarak 6 bin yıl öncesinden itibaren çok iyi biliniyor. Dolayısıyla doğal olarak bu şehirde bulunan malzemelerin birçoğunda ithal malzeme dediğimiz komşu ülkelerden getirilen malzemeler var. Sadece malzeme olarak gelmese de gelenek ya da ustalık olarak gelmiş örnekler var. Batı Anadolu bölgesine has olduğu düşünülen Troya Efsanesi’nden bilinen kaptan Kültepe’de bunlardan binlerce örnek üretilmiş. Bu kaplar dışarıdan gelmemiş ama modası veya ustalığı Anadolu’ya getirilmiş. Sadece bunlar değil, aslına bakarsanız etrafındaki komşu ülkelerden Malatya - Elazığ - Keban bölgesinden tutun da Güney Mezopotamya’daki Ur şehrine kadar giden bir ortak kültür söz konusu Kültepe’de. Bu hem seramik hem mücevherat hem de mühürler olsun çeşitli objelerde karakterini hep gösteriyor. Önasya arkeologları olarak bizim için en önemli çalışma konusu olan malzeme seramiktir. Burada da bu seramiğin zenginliği Anadolu’da başka bir yerde görülmez. Bunun asıl sebebi; uluslararası bir ticaret merkezi olmasından kaynaklanıyor. Sadece Asur ticareti Koloni Çağı’nda değil bütün çağlarda bu özellik burada görülüyor. Bu özellik sadece Koloni Çağı ile sınırlı değil, bütün Helenistik Döneme kadar geçen zaman içinde birçok eser çeşitli komşu ülkelerden buraya getirilmiş, ya da burada benzerleri yapılmış. Bu Kültepe’nin bir karakteristiğidir" dedi. "Seramikler tarihlendirme için çok önemli" Arkeolojide ortaya çıkartılan seramiklerin, bulunduğu yapının tarihi hakkında da bilgiler verdiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kulakoğlu; "Önasya Arkeolojisinde tarihlendirme için en önemli malzeme seramiktir ve bu seramiği çok iyi bilmemiz gerekiyor. Aslına bakarsanız kazının esas yükü de seramik çalışmaları üzerinedir. Bu kazılarda tabaka tabaka, ev ev çıkan bütün seramikler ayrılarak sınıflandırılır, ona göre değerlendirilir ve ona göre yapının tarihini seramiklere bakarak söyleyebiliriz. Elimde tuttuğum seramiğin tarihi milattan önce 2200 yıldır. Yani bu seramiği bulduğumuz evin tarihini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Aynı şekilde başka örnekler var; tanımlanabilen seramikler bizim tarihlendirme için olmazsa olmazımız" ifadelerini kullandı.
4 bin 500 yıllık eşsiz seramikler
21 Ağustos 2025 Perşembe - 15:29 4 bin 500 yıllık eşsiz seramikler Kayseri tarihini 6 bin yıl önceye dayandıran arkeolojik bulgu ve belgelerin gün ışığına çıkarıldığı ve ’Anadolu tarihinin başladığı yer’ olarak bilinen Kültepe Kaniş-Karum Ören Yeri’nde çıkartılan seramikler; bölgenin zenginliğini gözler önüne seriyor. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Önasya arkeologları olarak bizim için en önemli çalışma konusu olan malzeme seramiktir. Burada da bu seramiğin zenginliği Anadolu’da başka bir yerde görülmez. Bunun asıl sebebi; uluslararası bir ticaret merkezi olmasından kaynaklanıyor" dedi. Kayseri-Sivas karayolu üzerinde bulunan ve 77 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en uzun arkeolojik kazılarından olan Kültepe-Kaniş-Karum Ören Yeri’nde Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığındaki kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle devam ediyor. 1948 yılında başlayan ve aralıksız devam eden kazılarda bulunan seramikler; bölgenin zenginliğini de gözler önüne seriyor. Kültepe’deki seramik zenginliğinin Anadolu’da başka bir yerde görülmediğini ifade eden Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu; "Kültepe’nin kendisi uluslararası bir yerleşim ve tamamen etrafındaki komşularla ilişki kurabilmiş bir şehir. Kültepe’nin bu özelliği yaklaşık olarak 6 bin yıl öncesinden itibaren çok iyi biliniyor. Dolayısıyla doğal olarak bu şehirde bulunan malzemelerin birçoğunda ithal malzeme dediğimiz komşu ülkelerden getirilen malzemeler var. Sadece malzeme olarak gelmese de gelenek ya da ustalık olarak gelmiş örnekler var. Batı Anadolu bölgesine has olduğu düşünülen Troya Efsanesi’nden bilinen kaptan Kültepe’de bunlardan binlerce örnek üretilmiş. Bu kaplar dışarıdan gelmemiş ama modası veya ustalığı Anadolu’ya getirilmiş. Sadece bunlar değil, aslına bakarsanız etrafındaki komşu ülkelerden Malatya - Elazığ - Keban bölgesinden tutun da Güney Mezopotamya’daki Ur şehrine kadar giden bir ortak kültür söz konusu Kültepe’de. Bu hem seramik hem mücevherat hem de mühürler olsun çeşitli objelerde karakterini hep gösteriyor. Önasya arkeologları olarak bizim için en önemli çalışma konusu olan malzeme seramiktir. Burada da bu seramiğin zenginliği Anadolu’da başka bir yerde görülmez. Bunun asıl sebebi; uluslararası bir ticaret merkezi olmasından kaynaklanıyor. Sadece Asur ticareti Koloni Çağı’nda değil bütün çağlarda bu özellik burada görülüyor. Bu özellik sadece Koloni Çağı ile sınırlı değil, bütün Helenistik Döneme kadar geçen zaman içinde birçok eser çeşitli komşu ülkelerden buraya getirilmiş, ya da burada benzerleri yapılmış. Bu Kültepe’nin bir karakteristiğidir" dedi. "Seramikler tarihlendirme için çok önemli" Arkeolojide ortaya çıkartılan seramiklerin, bulunduğu yapının tarihi hakkında da bilgiler verdiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Kulakoğlu; "Önasya Arkeolojisinde tarihlendirme için en önemli malzeme seramiktir ve bu seramiği çok iyi bilmemiz gerekiyor. Aslına bakarsanız kazının esas yükü de seramik çalışmaları üzerinedir. Bu kazılarda tabaka tabaka, ev ev çıkan bütün seramikler ayrılarak sınıflandırılır, ona göre değerlendirilir ve ona göre yapının tarihini seramiklere bakarak söyleyebiliriz. Elimde tuttuğum seramiğin tarihi milattan önce 2200 yıldır. Yani bu seramiği bulduğumuz evin tarihini rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Aynı şekilde başka örnekler var; tanımlanabilen seramikler bizim tarihlendirme için olmazsa olmazımız" ifadelerini kullandı. (TB-