Son Dakika
|
İran'da can kaybı bin 230'a yükseldi
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten İsrail'e: "Sonuna kadar devam edin"
İtalya’dan Körfez’e hava savunma yardımı
İran, IKBY'de İran karşıtı ayrılıkçı güçlere saldırdı
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Arakçi: "ABD, fırkateynimizi batırarak vahşet işledi ve bundan çok pişman olacak"
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Motorcu ayağının altında et taşıdı
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
Son 10 derbide Galatasaray üstün
Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldüğü iddiaları yalanlandı
Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ömer Halisdemir Anıtı’nda dua etti
Pezeşkiyan'dan İspanya'ya: "Batı dünyasında hala duyarlı vicdanlar var"
KÜLTÜR SANAT
Yerköy’de manevi değerler sanatla anlatıldı
05 Mart 2026 Perşembe - 15:12:40
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde düzenlenen sergi manevi değerlere vurgu yaptı. Yerköy Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından ‘Mevlid-i Nebi’nin 1500.yılı Sanatın Diliyle Değerlerimiz’ temasıyla hazırlanan sergi düzenlenen törenle açıldı. Yerköy Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen serginin açılışına Yerköy Kaymakamı Mehmet Halis Aydın ve ilçe protokolü katıldı. Programın açılışında konuşan Yerköy Kaymakamı Mehmet Halis Aydın, Mevlid-i Nebi’nin toplumun birlik ve beraberliğini güçlendiren önemli bir değer olduğunu belirterek, kültürel ve manevi değerlerin sanat aracılığıyla gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Aydın, serginin hazırlanmasında emeği geçen öğretmen ve kursiyerlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından protokol üyeleri serginin açılış kurdelesini keserek kursiyerler tarafından hazırlanan eserleri inceledi. Sergide hat, el sanatları ve çeşitli kurslarda hazırlanan çalışmalar ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Halk Eğitim Merkezi tarafından hazırlanan sergi, iki gün boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:43
Maltepe’de "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" paneli: "Şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi, biz onu yeneceğiz"
Maltepe Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yürütülen bu hak arayışına dikkat çeken panel, Maltepeli kadınların dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Kadın haklarının korunması ve şiddetle mücadele konusundaki kararlılığın somut bir göstergesi olan etkinlikte; hukuki güvencelerin önemi ve toplumsal zihniyet değişiminin aciliyeti üzerinde durularak, şiddetsiz bir gelecek için çözüm yolları değerlendirildi. Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen konuşmacı olarak yer aldı. "Sadece özel anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması gerekiyor" Prof. Dr. Betül Çotuksöken, toplum bilincinin artırılmasının kadına şiddet ve kadın cinayetleri farkındalığında büyük öneme sahip olduğu dile getirerek, "Aslında günlük hayatımızda her gün farkına varmamız gereken şeyler var; kendimizle ilgili olarak ve bütün kadınlarla ilgili olarak. Bugün gerçekten özel bir gün, 8 Mart’ın arka planında ne kadar yoğun işlerin olduğunu; bugünün anlam ve önemini hatırlatmak üzere geldiğimiz bu noktada ne kadar ağırlıklı çalışmaların olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece özel bir anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması ve her birimizin gerçekten duyarlılıklarının çok artmış olması gerekiyor. Bu duyarlılıkları zaman içerisinde ve belli bir ortaklık noktasına gelinceye kadar artırmak da büyük bir önem taşıyor" ifadelerine yer verdi. Kadınları boşandırmamaya çalışmak yerine koruyor olsak kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir" Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav, Türkiye’de 2025 yılında 294 kadının ve 297 şüpheli ölümün olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı: "Aslında bakarsanız şiddetle mücadelenin tarihi o kadar da eski değil. Ve biz bu kısacık sürede epeyce yol almış durumdayız. O nedenle emin olun şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi; biz onu yeneceğiz. 2025 yılı verilerine göre kadınların yüzde 61’i evlerinde ve genellikle yakınları tarafından; evli oldukları ya da eskiden evli oldukları, boşanmış oldukları kişiler tarafından öldürülmüş. Kadın cinayetlerinin en çok boşanma evresindeyken işlendiğini biliyoruz. Akrabalar, tanıdıklar, maalesef babalar ve oğullar da var. Ve bu cinayetler en sık olarak ateşli silahlarla işleniyor. Aslında silahlanmayla ilgili sıkı önlemler alabiliyor olsak, boşanma evresindeki kadını boşandırmamaya çalışmak yerine etkin bir şekilde koruyor; sürekli ihtiyaçlarını soruyor ve bunu gözetiyor olsak bu kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir." Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, kadın cinayetlerinin politik bir zemine dayandığının altını çizerek, "1980’lerde yaşadıklarımız çok uzak bir zaman dilimi değil. Hani ’Kadın cinayetleri politiktir’ diyoruz ya; aslında 80’lerde yaşadığımız bütün faili meçhul cinayetlerin bir çeşidini bugün hala kadınlar üzerinde yaşıyoruz. O ahlak kuralları ya da kapitalist dünyanın dayatmaları, Türkiye’deki iktidar yapılarının hayata bakışları neyse aslında bunların hepsinden etkileniyoruz" dedi. "Kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve faillerin cezalandırılması gerekiyor" Köymen, özellikle 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden hayata geçirilmesinin kadın cinayetlerinin önüne geçme noktasında büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, şunları söyledi: "İçinden geçtiğimiz zaman dilimi gerçekten çok zor. Öncelikle kendi ilçemizden başlayarak bütün yaşam alanlarımızı kadınların sağlıklı ve mutlu bir şekilde ve özgüvenle bu ilçede yaşayabilmeleri için çalışıyoruz. Kadın emeğinin değerli kılındığı, görünür kılındığı ve en temelinde de tabii bir demokrasi mücadelesi aynı zamanda kadın hakları mücadelesini çok önemsiyoruz. Bu özendirilen cezasızlıkların yerine cezalandırmanın getirilmesi için mücadele edip bizler de kadınlarla dayanışma çalışmaları yapıyoruz. Kadın hakları mücadelesini bir demokrasi mücadelesi olarak ele almak gerekiyor. Dolayısıyla demokrasiden uzaklaşan ortamlarda kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, kadının evde kalması ve emeğinin görünür olmaması da son derece yaygın bir hale gelmeye başlıyor. Özellikle 6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulamaları çok önemli; bunların hayata geçmesi için hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Ama en temelinde de kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve cinayet faillerinin de cezalandırılması gerekiyor. Ancak bu uygulandığı ve bir hukuk devletinin gereği yerine getirildiği zaman kadın cinayetlerini önleme noktasında bir aşama kaydedebiliriz. Şimdiden bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü selamlıyorum. Genelde bir kutlama mesajı olarak yayınlanıyor ama bu bir mücadele ve dayanışma günü; o yüzden selamlamayı tercih ediyorum. Umarım büyük bir mücadele ve büyük bir dayanışmayla o ortamı sağladıktan sonra 8 Mart’ı hep birlikte coşkulu bir şekilde kutlayabiliriz."
05 Mart 2026 Perşembe - 14:32
Maltepe’de "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" paneli: "Şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi, biz onu yeneceğiz"
Maltepe Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yürütülen bu hak arayışına dikkat çeken panel, Maltepeli kadınların dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Kadın haklarının korunması ve şiddetle mücadele konusundaki kararlılığın somut bir göstergesi olan etkinlikte; hukuki güvencelerin önemi ve toplumsal zihniyet değişiminin aciliyeti üzerinde durularak, şiddetsiz bir gelecek için çözüm yolları değerlendirildi. Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen konuşmacı olarak yer aldı. "Sadece özel anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması gerekiyor" Prof. Dr. Betül Çotuksöken, toplum bilincinin artırılmasının kadına şiddet ve kadın cinayetleri farkındalığında büyük öneme sahip olduğu dile getirerek, "Aslında günlük hayatımızda her gün farkına varmamız gereken şeyler var; kendimizle ilgili olarak ve bütün kadınlarla ilgili olarak. Bugün gerçekten özel bir gün, 8 Mart’ın arka planında ne kadar yoğun işlerin olduğunu; bugünün anlam ve önemini hatırlatmak üzere geldiğimiz bu noktada ne kadar ağırlıklı çalışmaların olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece özel bir anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması ve her birimizin gerçekten duyarlılıklarının çok artmış olması gerekiyor. Bu duyarlılıkları zaman içerisinde ve belli bir ortaklık noktasına gelinceye kadar artırmak da büyük bir önem taşıyor" ifadelerine yer verdi. Kadınları boşandırmamaya çalışmak yerine koruyor olsak kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir" Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav, Türkiye’de 2025 yılında --- kadının ve --- şüpheli ölümün olduğuna dikkat çekerek, konuşmasında şunları aktardı: "Aslında bakarsanız şiddetle mücadelenin tarihi o kadar da eski değil. Ve biz bu kısacık sürede epeyce yol almış durumdayız. O nedenle emin olun şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi; biz onu yeneceğiz. 2025 yılı verilerine göre kadınların yüzde 61’i evlerinde ve genellikle yakınları tarafından; evli oldukları ya da eskiden evli oldukları, boşanmış oldukları kişiler tarafından öldürülmüş. Kadın cinayetlerinin en çok boşanma evresindeyken işlendiğini biliyoruz. Akrabalar, tanıdıklar, maalesef babalar ve oğullar da var. Ve bu cinayetler en sık olarak ateşli silahlarla işleniyor. Aslında silahlanmayla ilgili sıkı önlemler alabiliyor olsak, boşanma evresindeki kadını boşandırmamaya çalışmak yerine etkin bir şekilde koruyor; sürekli ihtiyaçlarını soruyor ve bunu gözetiyor olsak bu kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, kadın cinayetlerinin politik bir zemine dayandığının altını çizerek, "1980’lerde yaşadıklarımız çok uzak bir zaman dilimi değil. Hani ’Kadın cinayetleri politiktir’ diyoruz ya; aslında 80’lerde yaşadığımız bütün faili meçhul cinayetlerin bir çeşidini bugün hala kadınlar üzerinde yaşıyoruz. O ahlak kuralları ya da kapitalist dünyanın dayatmaları, Türkiye’deki iktidar yapılarının hayata bakışları neyse aslında bunların hepsinden etkileniyoruz" dedi. "Kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve faillerin cezalandırılması gerekiyor" 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen etkinlikle ilgili konuşan Başkan Esin Köymen, özellikle 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden hayata geçirilmesinin kadın cinayetlerinin önüne geçme noktasında büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, şunları söyledi: "İçinden geçtiğimiz zaman dilimi gerçekten çok zor. Öncelikle kendi ilçemizden başlayarak bütün yaşam alanlarımızı kadınların sağlıklı ve mutlu bir şekilde ve özgüvenle bu ilçede yaşayabilmeleri için çalışıyoruz. Kadın emeğinin değerli kılındığı, görünür kılındığı ve en temelinde de tabii bir demokrasi mücadelesi aynı zamanda kadın hakları mücadelesini çok önemsiyoruz. Bu özendirilen cezasızlıkların yerine cezalandırmanın getirilmesi için mücadele edip bizler de kadınlarla dayanışma çalışmaları yapıyoruz. Kadın hakları mücadelesini bir demokrasi mücadelesi olarak ele almak gerekiyor. Dolayısıyla demokrasiden uzaklaşan ortamlarda kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, kadının evde kalması ve emeğinin görünür olmaması da son derece yaygın bir hale gelmeye başlıyor. Özellikle 6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulamaları çok önemli; bunların hayata geçmesi için hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Ama en temelinde de kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve cinayet faillerinin de cezalandırılması gerekiyor. Ancak bu uygulandığı ve bir hukuk devletinin gereği yerine getirildiği zaman kadın cinayetlerini önleme noktasında bir aşama kaydedebiliriz. Şimdiden bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü selamlıyorum. Genelde bir kutlama mesajı olarak yayınlanıyor ama bu bir mücadele ve dayanışma günü; o yüzden selamlamayı tercih ediyorum. Umarım büyük bir mücadele ve büyük bir dayanışmayla o ortamı sağladıktan sonra 8 Mart’ı hep birlikte coşkulu bir şekilde kutlayabiliriz."
05 Mart 2026 Perşembe - 14:16
Antalya’nın Fethi’nin 819. yılında "Fetih ve Fatih" konferansı gerçekleştirildi
Antalya’nın Fethi’nin 819. Yıl Dönümü kutlamaları kapsamında Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde "Uluslararası Antalya Sempozyumu" açılış konferansı gerçekleştirildi. Antalya, şanlı fethin 819. yılını coşkuyla kutluyor. Kutlamalar kapsamında düzenlenen Uluslararası Antalya Fetih Sempozyumu çerçevesinde "Fetih ve Fatih: Antalya’nın Fethi ve Sultan 1. Gıyaseddin Keyhüsrev" konferansı gerçekleştirildi. Prof. Dr. Erkan Göksu tarafından gerçekleştirilen konferans öncesinde Selçuklu kitabe örneklerinin yer aldığı "Fetihnameler Fotoğraf Sergisi"nin açılışı yapıldı. "Bu toprakların tapusu ecdadımızın eserleridir" Konferansta yaptığı konuşmada Antalya’nın 1207 yılında fethiyle birlikte ebediyen Türk ve Müslüman yurdu olarak tescillendiğini belirten Vali Hulusi Şahin, "Bu toprakları büyük mücadelelerle fetheden ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Ecdadımız bu toprakları bir koloni anlayışıyla değil, bir vatan arayışıyla fethetti; ilimle ve irfanla burayı gerçek bir vatana dönüştürdü. Bu topraklardan tarih boyunca pek çok millet ve ordu geçti; ancak sadece Türk milleti kalıcı oldu. Ecdadımız burayı vatan yapmak için geldi, geldiği yerde kök saldı ve güçlü bir kültür inşa etti. Bugün ayakta duran eserler, bu toprakların Türk yurdu olduğunun tapu belgeleridir" dedi. "Bizler köksüz ya da türedi bir topluluk değil, kadim bir milletiz" Tarihini bilmeyen toplumların millet olma vasfını zamanla kaybedeceğini ifade eden Vali Şahin, "Millet olmak; ortak bir kıvançta, ortak bir tasada ve ortak bir gelecek tasavvurunda buluşabilmektir. Bu ortak gelecek idealini ise ancak mazimizi bilerek ve ondan güç alarak inşa edebiliriz. Fetih yıl dönümü ve benzeri etkinlikleri düzenlememizin temel nedeni de budur: Gençlerimize milli ruhu, milli duruşu ve milli refleksi kazandırmak; bu bilinci gelecek nesillere aktarmak. Bizler köksüz ya da türedi bir topluluk değil, kadim bir milletiz. Fetih kutlamalarının önemli parçalarından biri olan bu sempozyumlarda konunun bilimsel boyutu ele alınıyor, değerlendiriliyor, kayıt altına alınıyor ve kitaplaştırılıyor. Bu vesileyle Büyükşehir Belediyemize, Akdeniz Üniversitemize ve katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederim" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Vali Hulusi Şahin tarafından, Prof. Dr. Erkan Göksu’ya plaket takdim edildi. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde gerçekleştirilen programa Antalya Valisi Hulusi Şahin, Vali Yardımcısı Tahsin Aksu, Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse, Döşemealtı Kaymakamı Ünal Çakıcı, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek, rektör yardımcıları Cengiz Toker ve Şükrü Özen, İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, 3. Piyade Eğitim Tugay Komutanı Piyade Albay Ayhan Ocak, kamu kurum müdürleri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 13:17
Burhaniye’de zeytin odunları mutfak gereci oldu
2
04 Mart 2026 Çarşamba- 21:31
Bafra’da "Sele Sepet Top Kandil Şenliği"
3
03 Mart 2026 Salı- 16:50
Ağrı Valisi Bozkurt, Ramazan etkinliklerinde öğrencilerle bir araya geldi
4
24 Şubat 2026 Salı- 11:30
Tozlu araç görünce dayanamıyor, camları sanat eserine dönüştürüyor
5
02 Mart 2026 Pazartesi- 12:13
Erzurum’da öğrenciler "Zimem Defteri" geleneğini sürdürüyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:31
Kütahya Şehit Selim Cansız AİHL’de kütüphane ve bilişim sınıfı açıldı
Kütahya Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesinde (AİHL), hayırseverlerin katkılarıyla oluşturulan okul kütüphanesi ile Bilişim Teknolojileri sınıfının açılışı düzenlenen programla gerçekleştirildi. Programda konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, eğitime yapılan her yatırımın geleceğe yapılan en kıymetli yatırım olduğunu vurguladı. Hayırsever desteklerinin eğitim ortamlarının güçlendirilmesinde büyük önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, öğrencilerin daha iyi imkânlarla eğitim almasının ülkenin geleceği açısından büyük değer taşıdığını belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti. Kütüphane çalışmalarına öncülük eden Kütüphaneci Zeki Aktürk ise Türkiye’nin farklı bölgelerinde öğrencileri kitapla buluşturmak ve şehitlerin isimlerini yaşatmak amacıyla uzun yıllardır gönüllü olarak kütüphaneler kurduklarını söyledi. Öğrencilerin kitapla buluşmasının kendileri için en büyük mutluluk kaynağı olduğunu dile getiren Aktürk, açılışı yapılan kütüphanenin aktif şekilde kullanılmasını temenni etti. Hayırsever Muhammed İkbal Gündem de konuşmasında, merhum babasının öğretmenlik mesleğine uzun yıllar hizmet ettiğini ve birçok öğrencinin hayatına dokunduğunu belirterek, onun hatırasını yaşatmak ve eğitime kalıcı katkı sunmak amacıyla projeye destek verdiklerini ifade etti. Okulun ihtiyaçları doğrultusunda bilişim teknolojileri alanına katkı sağlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Gündem, projede emeği geçen okul yönetimine ve tüm paydaşlara teşekkür etti. Program, teşekkür belgeleri ve plaket takdiminin ardından sona erdi. Programa; eğitim yöneticileri, okul idarecileri, öğretmenler, öğrenciler ve davetlilerin yanı sıra İl Emniyet Müdürü Osman Elbir de katıldı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 09:03
Hurda metalden sanata dönüşen ‘Kürtün zili’ için coğrafi işaret hamlesi
Gümüşhane’nin Kürtün ilçesinde hurda musluk ve pirinç atıklardan el emeğiyle üretilen asırlık ‘Kürtün zili’nin coğrafi işaretle tescillenmesi için çalışma başlatıldı. Gümüşhane’nin Kürtün ilçesi Cami Yanı Mahallesi’nde kuşaktan kuşağa aktarılan zil ustalığında hurdacılardan toplanan metal atıklar eritilerek, Harşit Çayı’ndan alınan özel kumla hazırlanan kalıplara dökülüyor. Ustalar tarafından şekillendirilen ziller, "akort" işlemiyle net ve yankılı sese kavuşturuluyor. Dayanıklılığı ve kendine has tınısı nedeniyle hayvancılıkta kullanılan ziller, son yıllarda dekoratif ürün olarak da talep görüyor. İlçede birçok ailenin geçim kaynağı olan zil üretimi, Türkiye’nin farklı illerinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerine de gönderiliyor. Zanaatın korunması ve markalaşması amacıyla başlatılan tescil çalışmasıyla üretim standartlarının güvence altına alınması ve ürünün ekonomik değerinin artırılması hedefleniyor. Kürtün’de atık metal ustaların elinde sanata dönüşerek, hem kültürel mirası yaşatıyor hem de bölge ekonomisine katkı sağlıyor. Kent için önemli bir katma değer oluşturan ‘Kürtün zili’nin coğrafi işaretle tescillenmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyen Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Cahit Bal, Gümüşhane’de coğrafi işaret tescillerinin arttırılmasına yönelik Gümüşhane Valiliği, Gümüşhane Üniversitesi ve Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde bir komisyon kurulduğunu belirtti. "Kültürel mirasımıza resmiyet kazandırmayı hedefliyoruz" ‘Kürtün zili’nin üretiminde hiçbir fabrikasyon ürün kullanılmadığının altını çizen Bal, "Kürtün zilimiz şehrimiz için bir katma değer oluşturuyor. Bu değer aynı zamanda UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne aday gösterilebilecek bir zanaat. Zilimiz, ilimizde geçmişten bugüne uzanan kültürel bir mirası temsil ediyor ve gelecek nesillere aktarılıyor. Üstelik kulaklarımızda hoş bir tını ve iz bırakıyor. Yöre halkımızın geçmişten geleceğe taşıdığı bu değeri tanıtmak ve tescil ettirmek için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Yakın zamanda coğrafi işaretli bir ürün olarak tescillenmesi için sürecimizi tamamlayarak, bu kültürel mirasımıza resmiyet kazandırmayı hedefliyoruz. Bu zili dünyada üretilen diğer zillerden ayıran en önemli özellik ise geri dönüşümle üretilmesi ve ayrıca katma değer sağlamasıdır. Ustalarımız ilimiz ve bölgemizde atıl durumdaki eski muslukların içindeki madenleri eriterek, özel kalıplar ve özel tekniklerle bu zilleri üretmektedir. Burada üretilen ziller, hem ton farklılığı hem de kendine has sesiyle önemli bir kültürel değer oluşturuyor. Bu ziller çeşitli amaçlarla kullanılıyor. Hayvancılık başta olmak üzere Osmanlı’dan günümüze kapılarda tokmak olarak kullanılmış, aynı zamanda süs ve aksesuar eşyası olarak da değerlendirilmiştir. Zillerimizin en önemli özelliği, geçmişten bugüne ulaşan sanatsal bir el işçiliği mirasını taşımasıdır. Bölgemizin toprağından hazırlanan özel kalıplarla yaklaşık 40 farklı çeşit zil üretiliyor. Her biri büyüklüğüne göre farklı tonlarda ses çıkarıyor ve bu da her zili kendine özgü kılıyor. Üretimde hiçbir fabrikasyon ürün kullanılmıyor. Tamamen el emeğiyle, küçük bir köydeki özel üretim alanlarında hazırlanıyor. Ortaya çıkan o tatlı tını da bu kültürel değerin en belirgin göstergesi oluyor" dedi.
03 Şubat 2026 Salı - 22:20
Ankara’da Füreya Koral söyleşisi: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sanat yolculuğu anlatıldı
Ankara’da Resim ve Heykel Müzesi Türk Ocağı Salonu’nda modern Türk seramik sanatçılarından Füreya Koral’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sanat yolculuğu anlatıldı. Ankara Resim ve Heykel Müzesi Türk Ocağı Salonu’nda düzenlenen söyleşide Prof. Dr. Leyla Alpagut, modern Türk seramik sanatının öncü isimlerinden Füreya Koral’ın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sanat yolculuğunu anlattı. Söyleşide, Füreya Koral’ın milli değerleri çağdaş bir sanat diliyle buluşturan öncü kimliği, seramik sanatına kazandırdığı yenilikler ve kültür tarihimizdeki yeri ele alındı. Etkinliği hazırlayan Güzel Sanatlar Genel Koordinatörü Hülya Akıncı, bu tür söyleşilerin sanatın fikri boyutunu topluma aktarmada önemli bir işlev üstlendiğini ifade etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü Ömer Faruk Belviranlı ise Füreya Koral’ın seramik sanatında birçok ilke imza atan, eserleriyle milli kültürü evrensel bir dille buluşturan müstesna bir sanatçı olduğunu vurguladı. Tarihi Türk Ocağı Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe, Berrin Yücesan başkanlığındaki Muhabirler Derneği, DMEDD Başkanı ve çok sayıda sanatsever katıldı. Söyleşi kapsamında ayrıca Füreya Koral’a ait eserlerden örnekler katılımcılarla buluşturuldu.
03 Şubat 2026 Salı - 17:52
Kırklareli’nde "Trakya’da kim var" sanat etkinliği
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Kırklareli Lüleburgaz TEK Güzel Sanatlar Lisesi tarafından düzenlenen "Trakya’da kim var" adlı sanat etkinliği, 2 Şubat 2026 Pazartesi günü Lüleburgaz’da gerçekleştirildi. "Trakya’da kim var?" sorusundan hareketle hazırlanan etkinlikte, Trakya’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Balkan göçleri, sanat yoluyla ele alındı. Kırklareli Lüleburgaz TEK Güzel Sanatlar Lisesi 11 ve 12’nci sınıf resim bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan ve Balkan Savaşları sürecinde yaşanan göçlerin izlerini yansıtan toplam 32 eserden oluşan tablolar, Lüleburgaz’da kurulması planlanan Balkan Müzesi’nde kalıcı olarak sergilenmek üzere tasarlandı. Etkinlikte ayrıca Sanatçı ve İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları’nın konuk olduğu programda öğrenciler tarafından sahne performansları ve tiyatro gösterileri sergilendi. Seslendirilen eserler izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Programda konuşan Kırklareli Valisi Uğur Turan, sanatın bir milletin hafızasını ve ruhunu yansıtan en güçlü ifade alanlarından biri olduğunu ifade etti. Turan, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yetişen gençlerin, geçmişine sahip çıkan ve değerlerini sanatla ifade edebilen bireyler olarak ülkenin geleceğinde önemli roller üstleneceğini vurguladı. Vali Turan, programa katkılarından dolayı Sanatçı ve İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları’nı tebrik ederek, organizasyonda emeği geçen tüm kurum ve paydaşlara teşekkür etti. Programa Kırklareli Valisi Uğur Turan’ın yanı sıra AK Parti Kırklareli Milletvekili Ahmet Gökhan Sarıçam, Lüleburgaz Kaymakamı Kemal Yıldız, Kırklareli Belediye Başkanı Derya Bulut, Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Altınöz, protokol üyeleri, öğrenciler, eğitim camiası temsilcileri ve çok sayıda sanatsever katıldı.
03 Şubat 2026 Salı - 17:01
Yüksekova’da 90’lar temalı kafe geçmişle bugün arasında köprü kuruyor
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde açılan "Nostalji 90’lar Cafe", sergilenen antika eşyalar ve sunulan yöresel lezzetlerle kültürel hafızayı yaşatmayı hedefliyor. Cengiz Topel Caddesi’ndeki bir iş merkezinde faaliyete geçen işletme, ziyaretçilerini 30-40 yıl öncesinin atmosferinde ağırlıyor. İşletme sahibi Rodin Barçin yaptığı açıklamada, eskiye duyduğu özlem ve kültürel değerleri koruma isteğinin bu projeyi hayata geçirmesinde etkili olduğunu söyledi. "Eskinin samimiyetini geleceğe taşımak istiyoruz" İlçede bu alandaki eksikliği fark ederek yola çıktığını belirten Barçin, hazırlık sürecini şu sözlerle aktardı: "Kültürümüze karşı ayrı bir hassasiyetim var. Eskiye dair birçok şeyin yok olmaya başladığını görünce katkı sunmak istedim. İki yıl boyunca İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerdeki antikacılardan ve aile büyüklerimden kalan eşyaları topladım. Burada dedemden kalan destar, dayımın televizyonu, teyzemin perdeleri ve annemin ördüğü çoraplar gibi manevi değeri yüksek objeler yer alıyor." Mekanın sadece bir ticari işletme değil, bir kültür alanı olduğunu vurgulayan Barçin, 50 yıllık el dokuması kilimlerden siyah-beyaz fotoğraflara kadar her parçanın bir hikayesi olduğunu ifade etti. Barçin, kafede oluşturdukları vitrinin tüm vatandaşlara açık olduğunu dile getirerek, "Geçmişe dair hatırası olan herkes; 70’ler, 90’lar ya da 2000’li yıllara ait obje veya fotoğraflarını getirip burada sergileyebilir. Kısa sürede birçok kişi gönüllü olarak hatıralarını bizimle paylaştı. Amacımız, özellikle lüks bir tüketim çağında büyüyen gençlere, bizim yaşadığımız o yamalı pantolonlu ama samimi günlerin ruhunu anlatabilmek" diye konuştu.
03 Şubat 2026 Salı - 16:34
Sadabad Sarayı’nda restorasyon çalışmaları tüm hızıyla sürüyor
Kağıthane Belediyesi, ilçenin tarihsel mirası Sadabad Sarayı’nda kapsamlı bir restorasyon çalışması yürütüyor. Saraya ait duvarlar ve anıtsal kapılar, özgün mimari özellikleri korunarak yeniden gün yüzüne çıkarılıyor. Sadabad Sarayı’nı çevreleyen ve günümüze yaklaşık 120 metrelik kısmı ulaşan bahçe duvarlarının 18 ve 19’uncu yüzyıllar arasında inşa edildiği biliniyor. Zaman içerisinde farklı müdahalelere maruz kalan bu alanlarda; Selamlık Avlu Giriş Kapısı, Harem Kapısı, Servis Kapısı, Odunluk Kapısı, Çamaşırhane Giriş Kapısı ile dereye açılan ve bugün kapalı durumda bulunan kapı bölümleri yer alıyor. Yürütülen restorasyon çalışmaları kapsamında, önceki dönemlerde yapılan taş kaplamalar sökülerek duvarların özgün yapısı ortaya çıkarılıyor. Taşıyıcı sistemler güçlendirilerek yapının uzun yıllar güvenle ayakta kalması hedefleniyor. Bunun yanı sıra mermer kaplamalar ve sütunlarda bakım-onarım çalışmaları gerçekleştiriliyor. Zamanla kaybolan ahşap kapılar ile mermer süslemeli tuğra da tarihi belgeler ışığında aslına uygun şekilde yeniden yapılıyor. Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, Sadabad Sarayı’nın ilçenin kültürel hafızasındaki yerine dikkat çekerek, "Sadabad Sarayı, Kâğıthane’nin tarihine tanıklık eden en kıymetli eserlerden biri. Bu çalışmayla yalnızca bir yapıyı onarmıyor, aynı zamanda geçmişle gelecek arasında güçlü bir bağ kuruyoruz. Restorasyon sürecinin her aşamasında özgünlüğü esas alarak hareket ediyoruz" dedi.
03 Şubat 2026 Salı - 16:20
Sultan II. Murad, vefatının 575. yılında Bursa’da dualarla anıldı
Osmanlı’nın ikinci kurucusu sayılan Çelebi Mehmed’in oğlu, Fatih Sultan Mehmed’in de babası Sultan II. Murad Han, vefatının 575. yılında Bursa’daki haziresi başında düzenlenen anlamlı törenle yâd edildi. Osmanlı Devleti’nin en önemli hükümdarlarından biri olarak kabul edilen, Çelebi Mehmed’in oğlu, Fatih Sultan Mehmed’in ise babası Sultan II. Murad Han, vefatının 575. yılında Bursa’daki haziresi başında dualarla anıldı. Tarihin izlerini taşıyan Muradiye Külliyesi’nde düzenlenen anma programı, duygu dolu anlara sahne oldu. Vakıflar Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından organize edilen programa; Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız, Kültür ve Turizm Bursa İl Müdürü Kamil Özer, önceki dönem Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, Muradiye Camii İmam Hatibi Lütfi Taşçı’nın hazire başında okuduğu dualarla başladı. Tarihi mekânda yükselen dualar eşliğinde, Sultan II. Murad’ın hatırası bir kez daha rahmet ve minnetle yâd edildi. Törende konuşan Vakıflar Bursa Bölge Müdürü Haluk Yıldız, Sultan II. Murad’ın Osmanlı tarihindeki yerini ve bıraktığı mirası anlatarak şunları söyledi: "Sultan II. Murad (1421-1444, 1446-1451) adil, cömert, dürüst, mutedil, müşfik, duygusal, iyi kalpli, tasavvufa, sanata ve ilme meraklı, hayırsever bir hükümdar olarak tasvir edilir. Memleketi genişletmek hususundaki mücahitliği, ilmî ve sosyal müesseseler kurması, edip ve şairleri himaye etmesi onu diğer Osmanlı padişahlarından ayırmış, kurmuş olduğu vakıfların büyüklüğünden dolayı da ’hayırların babası’ anlamında ’ebu’l-hayrat’, ’ebu’l-hayr’ ve ’ebu’n-nasr’ gibi unvanlarla anılmıştır. Sultan II. Murad fütuhatla geçen otuz yıllık saltanatında fethedilen bölgeleri, gerek doğrudan kendisinin kurduğu, gerek teşvik ettiği ve desteklediği zaviye, dergâh ve hangâh vakıfları kanalıyla ihya ve imar etmiş, yerleşim birimlerini sayısız vakıf eserleriyle donatmıştır. Sultan II. Murad’ın, Veziriazam Çandarlı Halil Paşa ve vezirlerden Saruca ve İshak Paşalar ile Bursa Kazaskeri Molla Hüsrev’in hazır olduğu mecliste 2 Ağustos 1446’da hazırlattığı Vasiyetname, Osmanlı tarihi ve padişahın Bursa türbesi hakkında ortaya koyduğu şartlar açısından oldukça kıymetlidir. Vasiyetname Osmanlı’da kutsal beldeler için gönderilen sürre geleneğinin ilk nüvesini belgelendirmesi ve II. Murad’ın Haremeyn kentlerine bakışını yansıtması bakımından ayrıca önemlidir. Vasiyetnamede Sultan II. Murad ’Büyük Sultan, Ulu Hakan, ümmetlerin ve kavimlerin maliki, Arap ve Acem mülklerinin sahibi, gazi ve mücahitlerin en önemli yardımcısı, müşrik ve kafirlerin düşmanı; azgın, dik kafalı ve inatçıları sindiren, zayıf ve miskinlerin yardımcısı, yeryüzünde Allah’ın gölgesi, İslam ve Müslümanların gözbebeği, veliyullahın yardımcısı, kara ve denizlerin sultanı’ unvanlarıyla anılmıştır. 3 Şubat 1451 tarihinde vefat etmiştir. Vefatının 575. yıl dönümünde Sultan II. Murad’ın ruhları şad, mekanları cennet olsun." Program, yapılan duaların ardından sona ererken, katılımcılar Sultan II. Murad’ın türbesi başında saygı ve hürmetlerini sundu.
03 Şubat 2026 Salı - 15:15
Atakum’da Çocuk ve Gençlik Orkestrası kuruluyor
Samsun’un Atakum Belediyesi, Çocuk ve Gençlik Orkestrası kuruyor. Orkestraya katılmak isteyen 10-22 yaş arasındaki çocuklar ve gençler, 15 Şubat Pazar gününe kadar başvuru yapabilecek. Belediye bünyesinde oluşturulacak orkestraya, 10-22 yaş aralığında amatörce enstrüman çalan çocuklar ve gençler katılabilecek. Keman, viyola, çello, flüt, elektro gitar, bas, gitar, klarnet (si bemol), trompet, trombon, saksafon, davul, perküsyon, bağlama, kanun, keman, kontrbas müzik aletlerinden birini çalma konusunda belirli bir deneyime sahip olan müzisyenler, 15 Şubat Pazar gününe kadar belediyenin internet sitesindeki formu doldurarak başvuru yapabilecek. "Genç yeteneklerimizi ağırlayacağız" Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, Atakum’u sanat ve kültür alanlarında marka kent haline getirmek için kesintisiz çalışma sürdürdüklerini belirterek, "Atakum’da sanatsal faaliyetleri yaygınlaştırmak, sanat konusunda erken yaşta bilinç oluşturmak amacıyla yüreğimizi ortaya koyarak, 7/24 canla başla çalışıyoruz. Çalışmalar kapsamında, belediyemiz bünyesinde genç yetenekleri ağırlayacağımız çocuk ve gençlik orkestrası oluşturuyoruz. Orkestramızın genç bakış açısıyla Atakum’un sanat hayatına hareketlilik katacağına ve kentimizin dinamizmini en iyi şekilde yansıtacağına inanıyoruz. Müziğe ilgi duyan tüm çocuklarımızı ve gençlerimizi, orkestramıza bekliyoruz" dedi.
03 Şubat 2026 Salı - 14:50
Kastamonu’da karın tadı yayla festivaliyle çıkartılacak
Kastamonu’nun Araç ilçesindeki Fındıklı ile Gölcük yaylarında gerçekleştirilecek ve iki gün devam edecek kış festivalinde vatandaşlar doyasıya eğlenme fırsatı bulacak. Kastamonu’nun Araç ilçesinde bu yıl 5’incisi gerçekleştirilecek olan Araç Yayla Kış Festivali kapsamında çok sayıda etkinlik gerçekleştirilecek. Fındıklı ve Gülcük yaylalarında, Araç Belediyesi gerçekleştirilecek festival, 7 Şubat’ta festival ateşinin yakılmasıyla başlayacak. Festivalde, 2 gün boyunca çeşitli yarışlar ve etkinlikler, DJ performansları, off-road ve dağcılık faaliyetleriyle vatandaşlar doyasıya eğlenecek. Alican Erkal konseriyle final yapacak festivale, Kastamonu başta olmak üzere, çevre illerden yoğun katılım olması bekleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araç Kaymakamlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Kastamonu Üniversitesi, Kastamonu Offroad Kulübü, Karabük Safranbolu Otomobil ve Doğa Sporları Arama Kurtarma Kulübü Derneği (KARDOFF), Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu destek sağlıyor.
03 Şubat 2026 Salı - 14:39
Bakan Ersoy, Malatya’da Sabancı Kültür Merkezi’nde incelemelerde bulundu
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Malatya’da yapımı devam eden Sabancı Kültür Merkezi’nde incelemelerde bulundu. Bir dizi programa katılmak üzere Malatya’ya gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılan ve ardından yeniden inşasına başlanan Sabancı Kültür Merkezi’ni ziyaret ederek devam eden çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Bakan Ersoy’a incelemeleri sırasında Malatya Valisi ile Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er eşlik etti.
03 Şubat 2026 Salı - 13:46
Samsun’da 34. Karma Fotoğraf Sergisi açıldı
Samsun Fotoğraf Sanatı Derneği (SAMFAD) tarafından düzenlenen 34. Karma Fotoğraf Sergisi, "Gecenin Işıkları" temasıyla sanatseverlerle buluştu. Kuruluşu 2 Şubat 2002 tarihine dayanan ve fotoğraf eğitimleri, söyleşiler, sunumlar ile sergilerle Samsun’da fotoğraf sanatına önemli katkılar sunmayı amaçlayan SAMFAD’ın, 2025–2026 etkinlik döneminin ilk sergisi olma özelliğini taşıyan sergi, derneğin 24. kuruluş yıldönümünde açıldı. Atakum Hasan Ali Yücel Bilim ve Sanat Merkezi Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen serginin açılışına çok sayıda fotoğraf tutkunu katıldı. Sergide, 27 SAMFAD üyesinin çektiği toplam 55 fotoğraf yer alıyor. "Gecenin Işıkları" temasıyla hazırlanan eserler, geceye dair ışık, gölge ve atmosferi farklı bakış açılarıyla izleyiciye sunuyor. Sergiyle ilgili açıklama yapan SAMFAD Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Sezgin, derneğin kuruluşundan bu yana fotoğraf sanatını yaygınlaştırmayı amaçladıklarını belirterek, "Üyelerimizin emeğiyle hazırlanan bu sergiyi, kuruluş yıldönümümüzde açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm fotoğraf dostlarını sergimizi izlemeye davet ediyoruz" dedi. 34. Karma Fotoğraf Sergisi, 8 Şubat’a kadar ziyaret edilebilecek.
03 Şubat 2026 Salı - 13:35
Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı
Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor. Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi. "Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası" Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz" Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder