KÜLTÜR SANAT
Merkezefendi Kent Tiyatrosunun Ocak ayı oyun takvimi yayınlandı 05 Ocak 2026 Pazartesi - 14:38:24 Merkezefendi Belediyesi Kent Tiyatrosunun Ocak ayında sahneleyeceği ilk oyunu "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü Merkezefendi Kültür Merkezi’nde oynanacak. Merkezefendi Belediyesi tarafından Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayındaki oyun takvimi açıklandı. Tiyatro ekibi Ocak ayının ilk oyununu 7 Ocak Çarşamba günü oynayacak. Merkezefendi Kültür Merkezi’nde sergilenecek olan "Piyonlar" 7 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da başlayacak. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun, Ocak ayındaki oyun takvimi ise şöyle; Tiyatro ekibi ardından ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 9 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 14 Ocak Çarşamba günü saat 10.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyunu 15 Ocak Perşembe günü saat 10.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Zamanın Tohumları’ oyununu 16 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyunu 18 Ocak Pazar günü saat 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 19 Ocak Pazartesi günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 20 Ocak Salı günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de, ‘Mızmız ve Boncuk Macera Peşinde’ oyununu 21 Ocak Çarşamba günü saat 14.30’da Yüzüncü Yıl Gençlik Merkezi’nde, ‘Bir Evlenme Teklifi - Ayı’ oyununu 23 Ocak Cuma günü saat 20.00’de Merkezefendi Kültür Merkezi’nde, ‘Piyonlar’ oyununu 28 Ocak Çarşamba günü 14.30’da Merkezefendi Kültür Merkezi’nde ve Nisan’ın Dokuma Tezgâhı’ oyununu 30 Ocak Cuma günü saat 14.30’da Merkez Kütüphane’de gerçekleştirilecek. Merkezefendi Kent Tiyatrosu’nun Ocak ayı oyun takvimi belediyenin resmi internet sitesi üzerinden paylaşıldı. Vatandaşlar, toplu rezervasyonlu oyunlar için 444 8 662 numaralı çağrı merkezinden, online rezervasyon için sistem 5 gün açık olup, www.merkezefendi.bel.tr adresinden rezervasyon yapabilecek.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:32 Ünal Ersözlü’nün ’Böğürtlen Öpücüğü’ kitabı raflarda yerini aldı Şair Ünal Ersözlü’nün yeni kitabı "Böğürtlen Öpücüğü", birbirine bağlı 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan yapısıyla, modern epik şiirin izini süren bütünlüklü bir anlatı kuruyor. Aşk, zaman, bellek ve anlam arayışını zengin bir imge dünyası içinde buluşturan eser, çağdaş Türk şiirinde dikkat çeken özgün bir okuma deneyimi sunuyor. "Okyanusların Not Defterinden" (1990) ile başlayan şiir yolculuğu boyunca çok sayıda kitaba imza atan, bugün çağdaş Türk şiirinin izlenimci-lirik hattının önemli temsilcileri arasında yer alan şair Ünal Ersözlü’nün yeni şiir kitabı "Böğürtlen Öpücüğü", Yakın Yayınları etiketiyle yayımlandı. Birbirine bağlı 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan "Böğürtlen Öpücüğü", bütünlüklü yapısıyla çağdaş Türk şiirinde dikkat çeken bir çalışma olarak öne çıkıyor. Modern epik şiirin izinde Modern epik şiirin izini süren kitap, destansı bir anlatı kurarken zengin bir imge dünyasıyla ilerliyor. Şiirin ön planında içerikli bir aşk söylemi belirginleşirken; arka planda insana, hayata ve anlam arayışına dair daha geniş bir sorgulama alanı açılıyor. Metin, bireysel deneyimle ortak bir hakikat arayışını aynı düzlemde buluşturuyor. Tek şiir, süreklilik taşıyan bir evren Tek şiir formu içinde gelişen bu bütünlüklü anlatı, okuru parçalı bir okuma yerine süreklilik taşıyan bir şiir evrenine davet ediyor. Aşk, zaman, bellek ve insanlık hâlleri şiir boyunca lirik olduğu kadar düşünsel bir derinlikle iç içe geçiyor. Şiir ve gazetecilikten beslenen bir üretim hattı 1980’li yılların sonlarından bu yana şiir, deneme ve düşünce alanında üretimlerini sürdüren Ünal Ersözlü, bugüne kadar şiir kitaplarıyla Akademi Şiir Başarı Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Yunus Nadi Şiir Ödülü’nün de aralarında bulunduğu birçok ödüle layık görüldü. Bugüne kadar yayımlanan şiir kitaplarıyla çağdaş Türk şiirinde kendine özgü bir dil kuran şair, uzun yıllar gazetecilik yaptı; yazılı basın ve televizyonlarda farklı görevler üstlendi. Şiir çalışmalarının yanı sıra kültür, düşünce ve iletişim alanlarında üretimlerini sürdürüyor.
05 Ocak 2026 Pazartesi - 13:16 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırıldığı eleştirilerine ilişkin, "Sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, AK Parti Genel Merkez binasında basın mensuplarıyla bir araya gelerek, Başkanlığın çalışmalarına dair açıklamalarda bulundu. Genel Başkan Yardımcısı Yayman, kültür ve sanatı toplumu birleştiren bir manevi harç olarak gördüklerini ifade ederek, "Milletimizin duygudaşlığını, kaderdaşlığını, tarihdaşlığını ve birlikte yaşama kültürünü geliştiren çok önemli bir faaliyet olarak görüyoruz. Dolayısıyla, 24 yıllık AK Parti iktidarımız döneminde de kütüphanelerden tiyatro binalarına, opera sahnelerinden Atatürk Kültür Merkezi’ne, Millet Kütüphanesi’nden Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Salonu’na kadar milletimizin arzu ettiği çok büyük eserler gerçekleştirilmiştir" dedi. Kültür anlayışlarının ilimden, irfandan, hikmetten, bilimden esinlenen ve ondan güç alan kucaklayıcı ve kuşatıcı bir anlayışı temsil ettiğini dile getiren Yayman, gelecek dönemde de taklit eden değil, taklit edilen bir kültür sanat anlayışıyla talepleri ve istekleri takip etmeye ve gerçekleştirmeye devam edeceklerini söyledi. "Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz" Kültür ve sanatı ayrıştıran, kimlikleri yok sayan ve insanları tek bir modelle kurgulamak isteyen bir kültür mühendisliği anlayışına kesinlikle karşı olduklarını aktaran Yayman, "Bu toprakları dünyanın bir kütüphanesi olarak görüyoruz. Bu toprakları dünyanın ve medeniyetin bir ilham kaynağı olarak görüyoruz. Şefkat medeniyetinin, kardeşlik medeniyetinin bir arada yaşama kültürünün bir parçası olarak görüyoruz. Bizim türkülerimize, şarkılarımıza, atasözlerimize ve milletimizin ördüğü kilimlere, kilimlerdeki motiflere, dokuduğu halılara baktığımızda aslında bu kültürün ne kadar büyük ve köklü bir medeniyetin sonucu olduğunu hep beraber görmekteyiz" açıklamasında bulundu. Genel Başkan Yardımcısı ve Kültür ve Sanat Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yayman, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir" Bir gazeteci tarafından yerli ve yabancı dijital yayın platformlarında gösterimde olan birçok dizide ve filmde aile kavramının aşındırdığına yönelik eleştirileri sorması üzerine Yayman, "Ailenin korunması ve gençler, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Ben, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde dijital mecralar komisyon başkanlığı da yaptım. Dijitalleşme karşısında durulabilecek bir kavram değil. Dijitalleşme çok önemli bir kavram ve bizim muhakkak bunun pozitif yönlerini öne çıkartmamız ve burayı bir bilgilendirme bir serbest kürsü olarak görmemiz gerekiyor. Fakat dünyada ve Türkiye’deki örneklere baktığımızda, ulus aşırı küresel şirketler kendilerini yasamanın, yürütmenin, yargının üzerinde görüyorlar ve bir anlamda aileye karşı bir savaş açmış durumdalar. Bunu hem dijital platformlarda hem sosyal medyada hem de televizyon dizilerinde görmek mümkün" cevabını verdi. "Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" Son dönemde artan dijitalleşme meselesinin göz ardı edilemez bir gerçeklik olduğunu ve yeni bir dijital tebaa oluşturulmak istendiğine dikkati çeken Yayman, "Ulus aşırı dijital şirketler bir anlamda bir hegemonik bir kültürü de aynı zamanda dayatıyorlar. Türkiye’de vatandaşlarımız günün 7 saatini internette geçiriyorlar. Yaklaşık 3,5-4 saatini sosyal medyada geçiriyorlar ve sosyal medya artık farklı paylaşımların ve etkileşim almak için yanlış davranışların merkezi haline gelmiş durumda. Dolayısıyla sosyal medyadan televizyon dizilerine, dijital platformlardan küresel şirketlere kadar başta aile kurumu olmak üzere cinsiyetsizleştirme meselesini maalesef yok varsaymak ve bu değerleri tahrip etmek için elinden gelen her şeyi yapıyorlar. Biz AK Parti olarak şunu bir kez daha ifade etmek isteriz; başta sosyal medya ve dijital ağlar olmak üzere yasaklamaların bir çare olmadığını hepimiz görmekteyiz. Fakat burada da ‘bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler’ anlayışını da doğru bulmuyoruz. Aile, çocuk ve kadın bizim kırmızı çizgimizdir" değerlendirmesinde bulundu. Yayman, entrikanın ve cinselliğin öne çıktığı, aile değerlerinin yok sayıldığı bir senaryo ve hikaye anlayışını doğru bulmadıklarını ve sorumluluk anlayışı taşımadan yapılan yayıncılığı da tasvip etmediklerini sözlerine ekledi. "Yapay zeka ile seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" Yapay zeka ile seslerin taklit ederek müzik üretilmesinin sorulması üzerine Yayman, "Yapay zeka dijitalleşmede yeni bir paradigma değişimini ifade ediyor. Bu çok önemli, dünyada ve Türkiye’de de hızlı bir biçimde ilerliyor. Uzmanlar, önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde yapay zekanın bizim öngörümüzün çok daha ötesine geçeceğini söylüyor. Burada seslerin ve görüntülerin taklit edilmesi ne kadar önemli bir meseleyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Birtakım koruyucu, statükocu anlayışlarla yapay zekaya karşı durmak doğru değil. Bunu anlamak, dijitalleşmeyi doğru tanımlamak, imkanları doğru bir biçimde tespit etmek ve buna uygun bir siyasi tutum geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Karagöz’ün mirası Bursa’da yaşatılıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 15:37 Karagöz’ün mirası Bursa’da yaşatılıyor Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından düzenlenen ’21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’ kapsamında ‘Bursa Kukla ve Karagöz Çalıştayı’ yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi adına BKSTV tarafından düzenlenen ’21. Uluslararası Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’, her yaştan insanı sanatın büyülü dünyasıyla buluşturmaya devam ediyor. 11’i ulusal, 10’u yabancı toplam 21 ekibin yer aldığı festivalde, Arjantin, Bosna-Hersek, Meksika, İran, Yunanistan, Fransa, Endonezya ve Guatemala gibi ülkelerden gelen sanatçılar kendi kültürlerinden örnekleri Bursalılarla paylaşıyor. Ayrıca atölyeler, söyleşiler ve çalıştaylar ile geleneksel Türk gölge tiyatrosu Karagöz, festival boyunca çağdaş sanat anlayışıyla harmanlanıyor. Karagöz, tüm yönleriyle ele alındı Festival kapsamında Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından BKSTV ve UNIMA Türkiye iş birliği ile ‘Bursa Kukla ve Karagöz Çalıştayı’ da düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki çalıştaya, Karagöz sanatçıları, araştırmacılar, akademisyenler, kültürel miras alanında çalışan uzmanlar, eğitimciler, müze temsilcileri ve ilgili kurum yetkilileri katıldı. Kukla sanatının, özelde ise Karagöz’ün yaşayan mirasının korunmasının, sürdürülebilirliğinin ve yeni kuşaklara aktarılmasının amaçlandığı çalıştayda, Karagöz’ün kültürel, eğitsel ve sanatsal boyutlarının güçlendirilmesine yönelik somut öneriler ele alındı. Bursa, kültürel mirasına sahip çıkıyor Çalıştayda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i temsilen konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, çok zengin bir kültürel mirasa sahip olan Bursa’nın daha fazla ziyaret edilmesini, görünür hale gelmesini arzuladıklarını belirtti. Çalıştay sonucunda ortaya çıkacak farklı bakış açılarıyla projeler geliştireceklerini anlatan Yıldız, Bursa’yı hak ettiği noktaya taşıyana kadar çalışmaya devam edeceklerini ifade etti. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi ve UNESCO Türkiye Milli Komitesi Üyesi Prof. Dr. Dilaver Düzgün, çalıştayın Karagöz’le özdeşleşen Bursa’da yapılmasının önemine değinerek gölge sanatına katkı sunmasını temenni etti. UNIMA Türkiye Başkanı Enis Ergün, kukla sanatında söz hakkı bulunan tüm ustaların fikirlerini almak ve yol haritası çıkartmak amacıyla çalıştayın düzenlendiğini ifade etti. Geleneksel Türk tiyatrosunda Karagöz’ün baş aktör olduğunu söyleyen Ergün, Karagöz sanatına destek veren Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Karagöz Müzesi müjdesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç, kukla sanatına ve Karagöz’e ayrı önem verdiklerini söyledi. Karagöz Müzesi’nin küçük bir yerde olmasına rağmen 100 bin kişilik ziyaretçi ağına sahip olduğunu açıklayan Özkılınç, müzeyi aynı alanda farklı bir yere, daha büyük bir şekilde taşıma düşüncelerinin olduğunu dile getirdi. Karagöz’ü kentin her yerinde yaşatmaya çalıştıklarını anlatan Özkılınç, Cumalıkızık’ta bir evi ‘Yaşayan Miras Evi’ yaparak kuklaların ve Karagöz’ün tüm yapılış sürecini canlandıracaklarını söyledi. Konuşmaların ardından çalıştay, çerçeve sunumları ve yuvarlak masa toplantılarıyla devam etti.
Taşınmaz kültür varlığı sayısında Muğla 3’üncü sırada yer alıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:51 Taşınmaz kültür varlığı sayısında Muğla 3’üncü sırada yer alıyor Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’deki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 2,1’lik önemli bir artış kaydederek 127 bin 285’e ulaştı. Kültürel zenginliğin merkezlerinden biri olmayı sürdüren Muğla 3. sırada yer alıyor. Yapılan son açıklamalara göre, Türkiye’nin kültürel envanteri giderek genişliyor. Ülke genelindeki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının sayısı, tarihi ve kültürel mirasın korunmasına yönelik çabaların etkisiyle 127 bin 285’e yükseldi. Bu artış, bir önceki yıla göre yüzde 2,1’lik bir büyümeyi işaret ediyor. Taşınmaz kültür varlıklarının illere göre dağılımında zirvede yer alan şehir, kültürel ve tarihi dokusuyla öne çıkan İstanbul oldu. İstanbul, tek başına 34 bin 258 adet taşınmaz kültür varlığına ev sahipliği yaparak listenin en başında yer aldı. İstanbul’u takip eden ve kültürel zenginlikleriyle dikkat çeken iller ise şunlar oldu İzmir 8 bin 61 adet, Muğla ise 5 bin 30 adet tarihi bölge ile 3. Sırada yer alıyor. Kültür varlıklarını koruma kapsamındaki toplam sit alanı sayısı da önemli bir artış gösterdi. Toplam sit alanı sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 5,4 artarak 26 bin 127’ye ulaştı. Bu sit alanlarının büyük bir bölümü, Türkiye’nin derin tarihi geçmişini gözler önüne seren alanlardan oluştu. Toplam sit alanlarının yüzde 97,0’sini yaklaşık 25 bin 343 adet arkeolojik sit alanları oluşturdu. Bu oran, ülkenin arkeolojik keşif ve koruma çalışmalarına verdiği önemi de ortaya koyuyor.
Niğde’de kültür şöleni başlıyor: 8. Kitap Fuarı kapılarını açıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:40 Niğde’de kültür şöleni başlıyor: 8. Kitap Fuarı kapılarını açıyor Niğde, bu yıl 8. kez düzenlenecek olan Kitap Fuarı ile edebiyat dünyasının dev isimlerini ve binlerce kitabı okurlarla buluşturmaya hazırlanıyor. Niğde Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen, her yıl artan bir ilgiyle karşılanan ve Kayseri firması Sun Fuarcılık tarafından organize edilen Niğde Kitap Fuarı, bu yıl 21-30 Kasım 2025 tarihleri arasında kitapseverleri ağırlayacak. Niğde Belediyesi Hazım Tepeyran Kültür Merkezi yanındaki alanda kurulan fuar, milyonlarca kitap, yüzlerce yayınevi ve Türkiye’nin sevilen yazarlarını Niğdelilerle bir araya getirecek. Başkan Özdemir: "Kültür ve sanatın kalbi Niğde’de atacak" Fuarın şehrin kültürel hayatına yaptığı katkıya dikkat çeken Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, fuarla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti:"Niğde Belediyesi olarak, şehrimizi sadece altyapı ve üstyapı yatırımlarıyla değil, kültürel etkinliklerle de kalkındırmaya devam ediyoruz. Bu yıl 8’incisini gerçekleştireceğimiz Kitap Fuarımızda, birbirinden kıymetli yazarları, düşünürleri ve sanatçıları hemşehrilerimizle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. 21-30 Kasım tarihleri arasında tüm kitapseverleri, gençlerimizi ve çocuklarımızı bu büyük kültür şölenine davet ediyorum" Edebiyat dünyasının yıldızları Niğde’de On gün sürecek fuar boyunca söyleşiler, imza günleri ve özel etkinlikler düzenlenecek. Şermin Yaşar’dan Bahadır Yenişehirlioğlu’na, Oytun Erbaş’tan Sinan Yağmur’a kadar pek çok ünlü isim sevenleriyle buluşacak. Niğde Kitap Fuarı’nda gerçekleşecek yazar buluşmaları ve etkinlik takvimi şu şekilde belirlendi: 22 Kasım: Youtuber Sertaç Abi (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00) 22-23 Kasım: Nurdan Damla (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00) 24 Kasım: Tarkan Köylü (Söyleşi: 13.30, İmza:14:30), Ertan Özyiğit & Abdullah Çiftçi (Söyleşi: 14.00, İmza:15:00), Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00), Mehmet Ali Bulut (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00) 26 Kasım: Şükrü Erbaş (Söyleşi: 13.00, İmza:14:00), Zekeriya Efiloğlu (Söyleşi: 14.00, İmza:15:00), Prof. Dr. Mehmet Emin Ay (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00), Melih Tuğtay (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00), Altay Cem Meriç (Söyleşi: 17.00, İmza:18:00), Serhat Yabancı (Söyleşi: 18.00, İmza:19:00) 27 Kasım: Bahadır Yenişehirlioğlu (Söyleşi: 13.00, İmza:14:00), Fatih Duman (Söyleşi: 14.00, İmza:15:00), Saniye Bencik Kangal (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00), Şermin Yaşar (İmza:16:00) 28-29 Kasım: Vahdettin Engin ve Emel Engin (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00) 29 Kasım: Miraç Çağrı Aktaş (Söyleşi: 14.00, İmza:15:00), Alişan Kapaklıkaya (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00), Oytun Erbaş (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00) 30 Kasım: Türker Akıncı & Fulya Öztürk (Söyleşi: 14.00, İmza:15:00), Tufan Gündüz (Söyleşi: 15.00, İmza:16:00), Sinan Yağmur (Söyleşi: 16.00, İmza:17:00) Niğde Belediyesi Hazım Tepeyran Kültür Merkezi yanındaki fuar alanı, 30 Kasım’a kadar her gün ziyaretçilere açık olacak.
Anadolu’nun ilk müstakil umumi helası müzeye dönüştürüldü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:50 Anadolu’nun ilk müstakil umumi helası müzeye dönüştürüldü Tokat’ın tarihi Sulusokak’ında yer alan Anadolu’nun ilk umumi helası, Dünya Tuvalet Günü’nde Temizlik ve Su Kültürü Müzesi olarak hizmete açıldı. Tokat’ın tarihi Sulusokak bölgesinde bulunan ve halk arasında "Sık Dişini Helası" olarak bilinen yapı, Tokat Belediyesi tarafından "Sık Dişini Helası Temizlik ve Su Kültürü Müzesi" olarak ziyaretçilere kapılarını açtı. Türklerin yaşadığı tüm coğrafyalarda ilk müstakil helalardan biri olmasıyla büyük önem taşıyan yapı, asırlardır temizlik kültürünün güçlü bir göstergesi olarak kabul ediliyor. 15’inci yüzyıla tarihlenen hela, ecdadımızın temizlik ve hijyen konusundaki yüksek hassasiyetinin somut bir kanıtı olarak dikkat çekiyor. Dünya genelinde Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 19 Kasım "Dünya Tuvalet Günü" kapsamında tarihi yapı müze olarak hizmete açıldı. Tarihi yapı hakkında bilgi veren Tokat Belediyesi sanat tarihçisi Mesut Güneş, "Burası halk arasında ‘Sık Dişini Helası’ olarak geçiyor. Türklerin yaşadığı tüm coğrafyalarda ilk ve tek olarak inşa edilen bağımsız ve müstakil olmasıyla önemli olarak biliniyor. Bu helanın Tokat’ta olmasından dolayı da oldukça önemlidir. Türklerin yaşadığı bölgede daha önce böyle bir yapı yok. Biz de burayı Tokat Belediyesi olarak Sık Dişini Helası Temizlik ve Su Kültürü Müzesi olarak düzenledik. Bugün 19 Kasım, ’Dünya Tuvalet Günü’ olarak kutlanıyor. Sık Dişini Helası yaklaşık 13-14 yüzyıldır atalarımızın temizliğe ve hijyene önem verdiğini gösteriyor. Aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin Dünya Tuvalet Günü kapsamında burası oldukça önemlidir. Dünya nüfusunun neredeyse yarıya yakınında hijyen ve hijyenin sürekliliği konusunda sıkıntılar var. Yaklaşık 1 milyar kişinin kendine has bir tuvaleti yok. Bundan yüzyıllar önce atalarımızın Tokat’ın tarihi sokağı Sulusokak’ta bu helanın bulunması ve bugün de burayı açmamızın memnuniyetini duyuyoruz" dedi.
Nilüfer’de şiir eleştirisinin prestij ödülleri sahiplerini buldu
19 Kasım 2025 Çarşamba - 13:27 Nilüfer’de şiir eleştirisinin prestij ödülleri sahiplerini buldu Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 9. Mehmet H. Doğan Ödül Töreni, şiir eleştirisi alanının önemli isimlerini buluşturdu. Gecede, "Metapoetika" adlı eseriyle Ersun Çıplak ödülün sahibi olurken, ilk kez verilen Jüri Özel Ödülü ise "İlkelliğin İhtişamı"yla Murat Kacıroğluna sunuldu. Nilüfer Belediyesi’nin, şiir eleştirmenlerinin adını yaşatmak ve Türkçe’de yayımlanan şiir eleştirisi kitaplarını görünür kılmak amacıyla gerçekleştirdiği Mehmet H. Doğan Ödül Töreni ve Sesli Şiir Antolojisi programı Nazım Hikmet Kültürevi’nde düzenlendi. Programa Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Ali Sezgin ile çok sayıda edebiyatsever katıldı. Programın açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Şiir Kütüphanesi’nin Mehmet H. Doğan Ödül Töreni’ni 9 yıldır titizlikle sürdürdüğünü söyledi. 2012 yılında temeli atılan bu yapının şairlerin, araştırmacıların ve okurların nefes aldığı bir ev haline geldiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, "Biliyoruz ki, bir kentin kültür hayatını derinleştiren şey kütüphaneleridir, sesini çoğaltan şey ise o kentin edebiyat hafızasıdır. Bu nedenle, Mehmet H. Doğan’ın anısını yaşatan bu ödül bizim için yalnız bir edebiyat etkinliği değil; Nilüfer’in kültürel mirasına atılmış güçlü bir imzadır" dedi. Bu yıl Seçici Kurul’un, iki değerli eseri ödüle değer bulduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, Mehmet H. Doğan Birincilik Ödülü’nün "Metapoetika" isimli eseriyle Ersun Çıplak’a; bu yıl ilk kez verilen Jüri Özel Ödülü’nün ise "İlkelliğin İhtişamı" isimli eseriyle Murat Kacıroğlu’na layık görüldüğünü aktardı. Jüri Başkanı Metin Celâl ve Seçici Kurul’da bulunan değerli isimlere teşekkür eden Başkan Şadi Özdemir, ödül almaya hak kazanan isimleri de tebrik etti. Özdemir, gecede Sesli Şiir Antolojisi’nde 6 kıymetli şairin kendi seslerinden şiirlerini okuyacağını ifade ederek, keyifli bir gece yaşanacağını vurguladı. Konuşmaların ardından, Asuman Susam, Gültekin Emre, Haydar Ergülen, Metin Celâl, Nilay Özer, Orhan Alkaya ve Orhan Tekelioğlu’ndan oluşan Seçici Kurulun belirlediği isimlere ödülleri takdim edildi. Ödüle değer görülen Ersun Çıplak ve Murat Kacıroğlu’na ödüllerini Başkan Şadi Özdemir, Jüri Başkanı Metin Celâl ve Orhan Alkaya takdim etti. Gecede Metin Celâl’in soruları ile Ersun Çıplak söyleşi gerçekleştirdi. Eğitim hayatı ve yazın hayatına girişinden bahseden Çıplak, kendisini de edebiyat aşığı olarak tanımladı. Gelişimde eleştirinin öneminden de bahseden Çıplak, eleştiriye tahammül edilen dönemlerin yaşanmasının önemini aktardı. Çıplak, konuşmasında organizasyon gerçekleşmesinde katkılarından dolayı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve çalışanlara teşekkür etti. Gecenin Sesli Şiir Antolojisi bölümünde ise Orhan Alkaya, Deniz Durukan, Bülent Elitok, Ömer Erdem, Bengü Özsoy ve Müesser Yeniay; Nilüfer Oda Orkestrası sanatçılarının eşliğinde şiirlerini seslendirdi. Renkli etkinlik şiirler ve enstrümanlar eşliğinde tamamlandı.
Buldan simidi coğrafi işaret yolunda
19 Kasım 2025 Çarşamba - 12:30 Buldan simidi coğrafi işaret yolunda Denizli’nin Buldan ilçesinde farklı yapılışı ve lezzetiyle ünlü Buldan simidi coğrafi işaret patenti alınması için çalışmalar son aşamaya gelindi. 2025 yılının ilk günlerinde Buldan Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından yapılan çalışmalar neticesinde Buldan Simidi Coğrafi İşaret Patenti alınmasında son aşamalara gelindi. Farklı yapılışı ve lezzetiyle ünlü Buldan Simidine Coğrafi İşaret Patenti kazandırmanın kendileri için büyük önem taşıdığını ifade eden Buldan Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Mehmet Kulalı "Yüzyıllardır süregelen ve yapılışı dedenen toruna geçen asırlık lezzetimiz Buldan Simidine tescil kazandırmak için yoğun gayret gösteriyoruz. Bu anlamda Buldan Simidinin yapılışının her aşamasını belirledik. Ununu, hamurunu, yoğrulmasını, ustalarımızın şekil vermesini kayıt altına aldık. Yetkili mercilerle yapılan görüşmeler ve incelemeler olumlu neticelendi" dedi. "Buldan’a has simidimiz bizim için çok önem verdiğimiz Coğrafi İşaret Patentine kısa bir zamanda almaya hak kazanacaktır" Kısa zamanda çalışmaların biteceğini dile getiren Kulalı, "Buldanımızın havasını, suyunu ve en önemlisi ustalarımızın sevdasını kattığına inandığımız Buldan’a has simidimiz bizim için çok önem verdiğimiz Coğrafi İşaret Patentine kısa bir zamanda almaya hak kazanacaktır. Bugüne kadar Buldan Ticaret Odası tarafından Buldan Bezine, Buldan Ziraat Odası tarafından Buldan Alandız Kestanesine kazandırılan Coğrafi İşaret Patentleriyle birlikte Buldan Simidimizide odamız olarak tescil ettirmenin onurunu yaşıyoruz. Buldan’ımıza hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.
Rusya’dan Antalya’ya kültür köprüsü
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:56 Rusya’dan Antalya’ya kültür köprüsü Antalya Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürlüğü’ne bağlı Antalya Oyuncak Müzesi, Rusya’nın oyuncak başkenti olarak bilinen Sergiyev Posad’tan gelen 33 parçalık özel bir koleksiyonla zenginleşti. Rusya Sanatçılar Birliği Sergiyev Posad Şubesi sorumlu sekreteri, "Sergiyev Posad El Sanatları ve Zanaatları Derneği" yönetim kurulu üyesi ve "Rusya Kadınlar Birliği" Sergiyev Posad Şubesi üyesi olan oyuncak sanatçısı Elena Ivanovna Kiyanitsa, Antalya Oyuncak Müzesi’ne 33 parçalık bir bağışta bulundu. Matruşka ve oyma oyuncaklar yer alıyor Koleksiyon matruşka başta olmak üzere Sovyet döneminden izler taşıyan oyma ahşap oyuncak örnekleri içeriyor. Rus halk sanatının Türkiye’de tanıtılmasına katkı sunmayı amaçlayan bağış kapsamında, Bogorodsk Ahşap Oymacılığı Sanat Enstitüsü Rus Geleneksel Sanatları Üniversitesi’nin öğrencileri, mezunları ve öğretim üyeleri tarafından yapılmış eserler de bulunuyor. Bağış belgesi Türkçe ve Rusça iki dilde düzenlenirken, koleksiyonun müze envanterine karşılıksız olarak teslim edildiği ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesine hizmet ettiği vurgulandı. Kültür köprüsüne katkı Sergiyev Posad’tan geldiğini ve Antalya’yı sıkça ziyaret ettiğini belirten Elena Kiyanitsa, müzeyi gezerken koleksiyonda Rus oyuncaklarının az olduğunu fark ettiğini söyleyerek, "Türkiye’ye çok sık geliyorum ve Antalya’yı çok seviyorum. Gezerken tesadüfen Antalya Oyuncak Müzesi’ni gördüm, içini gezdim ve çok beğendim; fakat çok az Rus oyuncağı olduğunu fark ettim. Müze yetkilisiyle görüştüm. Okulumuzun oyuncak alanındaki el işçiliğiyle bilindiğini anlattım ve birkaç oyuncak hediye etmek istediğimi söyledim. Baharda birkaç oyuncak getirdim, şimdi ise tam bir koleksiyon bağışladım. Bu bağışın Türkiye ile Rusya arasındaki kültür köprüsüne katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.