MAGAZİN
Tuğba Özay’dan Kars’ta Birlik ve Beraberlik Mesajı: "Emperyalizmin oyununa gelmeyelim" 19 Şubat 2026 Perşembe - 14:42:13 Özel bir davet üzerine Kars’a gelen ünlü sanatçı Tuğba Özay, kentin tarihi ve turistik dokusuna hayran kaldı. Sarıkamış’ta kayak merkezinden şehitliğe kadar pek çok noktayı ziyaret eden Özay, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçlere ve yerli turizmin önemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Elin gavuruna para kazandırmayın, kendi yurdunuzu tanıyın" Sarıkamış Kayak Merkezi’ndeki tesisleşmeden ve doğadan çok etkilendiğini belirten Özay, vatandaşlara tatil rotalarını yurt içine çevirmeleri konusunda çağrıda bulundu. Dünyanın pek çok yerini gezdiğini ancak Anadolu coğrafyasının eşsiz olduğunu vurgulayan sanatçı Tuğba Özay, "İyi ki gelmişim, Sarıkamış’a hayran kaldım. Kars çok güzel, tabi ki o yıllardan bu yıllara çok gelişen şeyler olmuş. Özellikle Sarıkamış Kayak Merkezi olarak müthiş, gerçekten bayıldım ve dün yaptığım çekimlerde de hep şunu vurguladım takipçilerime dediğim şey, ülkemiz çok güzel, ülkemizin her yeri çok güzel, yakın takipçilerim, beni tanıyan herkes çok iyi biliyor ben ciddi bir vatan sevdalısıyım. Yani diyorum ki elin gavuruna gidip, onlarca paralar kazandıracağımıza, gelin kendi yurdumuzu tanıyalım. Kendi yurdumuzda, kendi vatanımızda o kadar güzel keşfedilmemiş yerler ve turiste aç olan o kadar yerler ve tesislerimiz var ki, Sarıkamış’a hayret ettim. O kadar çok oteller yapılmış, hepsi de 5 yıldızlı, tesis olarak işte o telesiyejler, kar motorları, olması gereken her şey var diye düşünüyorum. Ve ‘yerli malı, yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ dışarıya vallahi de billahi de çıkmamalı, dünyanın dört bir yanı gezmiş insan olarak en sevdiğim coğrafya kesinlikle kendi coğrafyamız. Tabi ki dünyanın bir çok yeri güzellikle dolu ama ne olursa olsun, bizim kökümüz, bizim toprağımız, bizi sarıp, sarmayan yer kendi vatanımız. Eğer ki bir birimize destek verirsek, bu ülke zaten çok çok güçlü olur diye düşünüyorum. Çıkın çıkın gelin, Sarıkamış ayrı güzel ama Kars’ın diğer ilçelerinde güzellikler var" dedi. "Sarıkamış şehitliğinde duygu seli: "İliklerime kadar hissettim" Ziyaretinin en duygusal anlarını Sarıkamış Şehitliği’nde yaşayan Özay, ""Sabah kalktığımızda ilk işimiz şehitliğimizi ziyaret etmek oldu. O acıyı o kadar çok iliklerime kadar hissettim ki, tabi ki hikayesini biliyoruz, tarihini biliyoruz. Sarıkamış şehitlerimizi saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz. Özellikle o anıt mezare gittiğimde, isimleri gördüğüm zaman, geçekten çok çok iliklerime kadar hissettim. Çok üzüldüm, ağladım. O bayrağımız orada dalgalanırken, o asker heykellerini gördüğümde, o yazılanları okuduğumda muazzam bir duygu fırtınası yaşadım. Bu ülke kolay kurulmadı, bu vatan topraklarına kolay sahip çıkılmadı. Bizler bugün bu coğrafyada rahat ve özgürce yaşıyorsak, atalarımıza minnet borçluyuz. Bu vatan için kim mücadele etti, kim şehit olduysa, kim gazi olduysa, kimin çorbada tuzu varsa hepsine minnet borçluyuz. Yaşamımızı onlara borçluyuz" diye konuştu. "Siyaset olmazsa halklar kardeştir" Terörsüz Türkiye süreci ve toplumsal barış üzerine de görüşlerini paylaşan Tuğba Özay, dış güçlerin müdahalesine karşı uyanık olunması gerektiğini belirtti. Etnik ve inanç üzerinden yapılan kışkırtmalara dikkat çeken sanatçı, Özay, "Ben her zaman tüm halkların kardeşliğini savunan bir insanım. Ama emperyalizm istediği zaman bir yerleri kaşıyor ve oradaki halkları bir birine düşürüyor. Bu yeri geliyor etnik kimlik üzerinden yapılıyor. Yeri geliyor inançlar üzerinden yapılıyor. O yüzden ne olursa olsun, hangi hükümet gelirse gelsin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının şu bilinçte olması gerekir. Emperyalizmin oyunlarına hiçbir zaman gelmemeliyiz. O yüzden bana göre her zaman halklar kardeştir. Halkların arasında bir sıkıntı sorun yoktur, siyaset olmazsa" şeklinde konuştu. "Kars turizmine davet" Konuşmasının sonunda Kars’ın sadece merkezinin değil, tüm ilçelerinin ayrı bir cevher olduğunu belirten Özay, takipçilerine ve tüm Türkiye’ye "Çıkın çıkın gelin" diyerek bölge turizmine destek istedi. Öte yandan sanatçı Tuğba Özay, Kars’ta yöresel ürünlerin satıldığı işletmede alış-veriş yaptı. Özay, bol bol Kars kaşarı ve gravyer peyniri sipariş etti.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56 Oyuncu Metin Akpınar’ın biyolojik kızı Duygu Nebioğlu: "20 yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm" Ünlü sanatçı Metin Akpınar’ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu’nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açıp kazandığı manevi tazminat davasıyla ilgili, "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum" dedi. Duygu Nebioğlu tarafından Akseki Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davanın bugün görülen karar duruşmasında mahkeme, davanın kabulüne hükmetti. Mahkeme heyeti, Metin Akpınar’ın Duygu Nebioğlu’na 6 milyon lira manevi tazminat ödemesine karar verdi. Kararın, benzer davalar açısından emsal nitelik taşıyabileceği değerlendiriliyor. "Emsal bir karar verildi" Tazminat davasını kazanan tarafın avukatı Ferihan Polat, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 4 yıldır süren hukuki mücadelenin önemli bir aşamasının geride bırakıldığını belirtti. Polat, babalığın benimsenmemesi nedeniyle açtıkları maddi ve manevi tazminat davasını kazandıklarını ifade ederek, sürecin önce babalık davasıyla başladığını, bu davanın sonuçlanmasının ardından tazminat davası açtıklarını ve mahkemenin yüksek tutarlı bir manevi tazminata hükmettiğini söyledi. Davaya ilişkin değerlendirmede bulunan avukat Ahmet Furkan Uludağ ise Metin Akpınar ile yaklaşık dört yıldır süren hukuki mücadelede önce babalık davası açtıklarını ve davayı kazandıklarını belirtti. Uludağ, karşı tarafın iletişime geçmemesi üzerine Nebioğlu’nun yaşadığı mağduriyet nedeniyle tazminat davası açtıklarını, yargılama sürecinde çok sayıda tanığın dinlendiğini ve kapsamlı araştırmalar yapıldığını kaydetti. Mahkemenin, sunulan deliller doğrultusunda emsal nitelikte bir karar verdiğini ifade eden Uludağ, talep doğrultusunda 6 milyon TL manevi tazminata hükmedildiğini söyledi. "Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" Kararın ardından konuşan Duygu Nebioğlu, yaklaşık 20 yıldır verdiği mücadelenin sonunda haklılığının ortaya çıktığını, yıllardır verdiği mücadelenin sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündüğünü belirterek duygularını şöyle dile getirdi: "Yirmi yıldır verdiğim mücadelede ne kadar haklı olduğumu bugün gördüm. Avukatlarım Ferihan Polat ve Ahmet Furkan Uludağ sayesinde Metin Akpınar tarafından terk edildiğimi ve annemin yaşadıklarını hukuken ortaya koymuş olduk. Bu kararla hem kendi hakkımı hem de annemin hakkını teslim ettiğimi düşünüyorum. Yıllardır yaşadığım üzüntü ve çocukluk yaralarımla yüzleşme isteğim nedeniyle bu mücadeleyi verdim ve adaletin yerini bulduğuna inanıyorum. Aldığımız kararın emsal niteliğinde olduğunu ve ailesini arayan, toplumda yer edinmeye çalışan kimsesiz çocuklara da örnek olacağını düşünüyorum. Avukatlarıma minnettarım ve mücadelemize devam edeceğiz. Ayrıca bu süreçte destek olan gazeteci Oktay Koltan’a, annemin mektubunun ortaya çıkmasına katkı sunduğu için çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce yapılan bir iyilik bugün bir sonuca ulaştı. Yanımda olan aileme, Özdemir Nebioğlu ve Emine Nebioğlu’na teşekkür ediyorum. Beni hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Tanık olarak dinlenen Adile Şener’e ve sanat camiasından Yeşim Salkım ile Farah Yurtsever’e de destekleri için minnettarım. Manevi destek veren herkese ve kamuoyunda yanımda olan Türk halkına teşekkür ediyorum. Bugün aldığım sonuçla yaralarımı bir nebze olsun sarabileceğime inanıyorum. Bu davanın herkese örnek olmasını istiyorum." Nebioğlu, aldığı kararla yaşadığı acıların bir nebze hafifleyeceğine inandığını ve mücadelesine devam edeceğini sözlerine ekledi.
18 Şubat 2026 Çarşamba - 10:06 Bursa’nın kadınlar matinesinde güven ve sanat vurgusu Bursa’nın vazgeçilmez eğlencelerinden biri haline gelen Kadınlar matinesi öncesinde sahneye çıkmaya hazırlanan Mehmet Çevik, samimi açıklamalarda bulundu. Yıllardır kadınlara özel düzenlediği matine organizasyonlarıyla büyük bir kitleye ulaşan Çevik, başarısının temelinde güven ve sevgi olduğunu vurguladı. İşini büyük bir aşkla yaptığını dile getiren Mehmet Çevik, arkasında kendisini samimiyetle dinleyen geniş bir dinleyici kitlesi olduğunu söyledi. Sadece yerel değil, ulusal magazinde de güçlü dostlukları bulunduğunu ifade eden Çevik, "Bu işi gerçekten layıkıyla yapan, yol arkadaşı dediğim insanlar beni sevenlerimle buluşturuyor. Bu da hem yerelde hem ulusalda karşılık buluyor" dedi. "Sanatçı her yönüyle örnek olmalı" Magazin dünyasında yaşanan gelişmelere temkinli yaklaştığını belirten Çevik, bu konularla ilgili konuşmaktan özellikle kaçındığını dile getirdi. Sanatçının topluma örnek olması gerektiğinin altını çizen Çevik, "Sanatçı; duruşuyla, yaşam tarzıyla, sahnesiyle, sesiyle, kıyafetiyle bir bütün olmalı. Halka ve sevenlerine örnek teşkil etmeli" ifadelerini kullandı. 16 yaşından beri sahnede Kadınlar matinesi serüveninin genç yaşlarda başladığını anlatan Mehmet Çevik, "Yaklaşık 16 yaşımdan beri bu organizasyonları yapıyorum. İlk olarak Gemlik’te başladık. O dönemlerde sosyal medya yoktu ama 400-500 kişilik salonları dolduruyorduk. Sonrasında Yalova ve Türkiye’nin birçok şehrinde sahne aldık. Bursa’da ise her ay düzenli olarak bin kişiyi aşkın misafirimizi ağırlıyoruz" diye konuştu. "Bana emanet edilen güveni boşa çıkarmam" Kadınlar matinesinin en önemli unsurunun güven olduğunu vurgulayan Çevik, "Eşler, hanımlarını getirip bana emanet ediyor. Eğleniyorlar, sonra gelip alıyorlar. Güven vermeyen bir sanatçıya bu ilgi olmaz. Ben de bir aileyim, benim de çocuklarım var. Bu işi sadece sanat ve eğlence için yapıyoruz" dedi. "Onlar benim gücüm" Kadınların günlük hayatın yoğun temposunda yorulduğunu belirten Çevik, ayda bir kez onları eğlenceli bir ortamda ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. "Bugün de yine birbirinden kıymetli hanımlarla, güzel kalplerle bir arada olacağım. Onlar bana büyük bir güç ve destek oluyor. Kendimi çok şanslı hissediyorum" sözleriyle duygularını dile getirdi.
17 Şubat 2026 Salı - 14:07 Şevval Sam Trabzon hasırına ilmek attı Yüzyıllardır sabır ve ustalıkla tel tel örülen Trabzon hasırı, düzenlenen özel workshop’ta hem üretim süreci hem de ardındaki kadın emeğiyle birlikte vitrine çıkarıldı. Ünlü sanatçı Şevval Sam, yüzyıllık geçmişe sahip Trabzon hasırının üretim sürecine ilmek atarak geleneksel zanaata dikkat çekti. Trabzon’da yüzyılı aşkın geçmişiyle Trabzon hasırının üretim sürecini ve ardındaki emeği görünür kılmak amacıyla şehirdeki bir altın firması tarafından hasır örme workshop’u düzenlendi. Özellikle Trabzon hasır bileziğinin incelikli yapım aşamalarının uygulamalı olarak aktarıldığı etkinliğe sanatçı Şevval Sam de katıldı. Kültürel mirasın korunması ve kadın istihdamının desteklenmesine dikkat çekilen workshop, Trabzonlu kadın ustaların rehberliğinde gerçekleştirildi. Tel tel örülen altının sabır ve ustalık gerektiren yolculuğu katılımcılarla paylaşılırken, Şevval Sam’ın hasır örme sanatında üretim sürecine ilmek atması etkinliğe sembolik bir anlam kazandırdı. Firmaya ait altın işletmesini gezen ve tezgahın başında hasır ören sanatçı Şevval Sam, "Bu zanaatın somut olmayan dünya mirası kategorisinde UNESCO tarafından kabul edilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Tarihsel ve geleneksel bir hikayesi var. Yüzyıllar öncesine dayanan bir sanat. Sosyolojik, kültürel ve felsefi karşılığı bulunuyor. El emeği göz nuru aynı zamanda sembolik değerlere de gönderme yapan müthiş bir sanat. Geleneksel ve bu memleketin karakteristik üretimlerine çok büyük ilgi duyuyorum. Büyük ve ağır olanı daha kıymetli zannederiz ama aslında ne kadar hafif olursa o kadar kıymetli olduğunu burada öğrendim. Bu aynı zamanda altının kumaş gibi dokunma hali. Bu çok önemli. Makinelerde değil kadınlar ellerinde yapıyorlar. Onlara bir istihdam sağlanmış. Gelenekselin modern ile birleştiği çok şık tasarımlar var. Çok beğendim. Bu tasarımları dünyanın gözde insanlarının bileklerinde ve boyunlarında görmek isterim. Bunun dünyada başka bir karşılığı yok" dedi. Hasır örme workshop’u düzenleyen altın firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz Akdin ise Trabzon hasırı ile Şevval Sam’ın birlikteliğinin çok önemli olduğunu kaydederek "Şevval hanım Karadeniz müziklerinin bana göre kadın sesidir. Şevval hanımın 15 yıl önce internette gümüş hasır taktığı bir fotoğrafını gördüm. O yıllardan beri Şevval hanımı fabrikamıza davet etmek istiyordum. Bizi kırmadı. Bizim için Trabzon hasırı ile Şevval hanımın birlikteliği çok önemli. Çok güzel oldu. Şevval hanım Trabzon hasırının tarihine ilmek atıp izini bırakacak" ifadelerini kullandı.
İki ünlü isim karavan için kapıştı
05 Ağustos 2025 Salı - 10:07 İki ünlü isim karavan için kapıştı Hüsnü Şenlendirici fuarda görüp yeni projesi için satın almayı düşündüğü karavanı Mehmet Çevik’e kaptırınca, karavanı görebilmek için Çevik’in tatil yaptığı karavan kampa geldi. Çevik’in kulis karavanı olarak da kullandığı civciv sarısı retro karavanı Narlı’ya gelerek yerinde inceleyen Hüsnü Şenlendirici karavan içerisinde uzun süre sohbet ettiği Mehmet Çevik ile aynı sahneyi paylaşmayı çok istediğini söyledi. Geçtiğimiz ay Bursa’da organize edilen karavan fuarında sergilenen civciv sarısı renkli karavanı beğenen her iki sanatçıda harekete geçti. Ancak Bursa’da oluşunun avantajını kullanan Mehmet Çevik kulis olarak kullanmayı planladığı karavanı satın aldığı gibi Marmara Denizi’nin güneyinde yer alan Narlı sahilinin yolunu tuttu. Burada bir kampta eşi ve 2 çocuğu ile birlikte tatil yapan ünlü sanatçı karavan kampı sakinlerini de kırmayıp karavan parkta konser verdi. Bu sırada yeni projesinde kullanmak üzere karavan arayan ünlü sanatçı Hüsnü Şenlendirici sosyal medyada gördüğü aynı karavanın peşine düştü. Karavanı üreten firma yetkilisine ulaşan Şenlendirici karavanın Mehmet Çevik tarafından satın alındığını öğrenince firma yetkilisi ile birlikte Çevik’in tatil yaptığı kampa geldi. Deniz kıyısındaki kampa lüks jipi ile inen Şenlendiriciyi kapıda Mehmet Çevik karşıladı. Çevik’in satın aldığı, sarı karavanın içinde uzun süre sohbet eden ikili karavanı da detaylı şekilde inceledi. Ayaküstü geçerken uğramış gibi olsa da aslında bilinçli bir şekilde Bursa’ya çok beğendiği karavanı görmek için geldiğini itiraf eden Hüsnü Şenlendirici, Mehmet Çevik’in sahnelerini de çok beğendiğini birlikte sahne almayı, birlikte bir projede yer almayı çok istediğini söyledi. Şenlendiriciyi yeni aldığı karavanda misafir eden Mehmet Çevik ise Hüsnü abi bugün bize çok güzel bir sürpriz yaptı. Kendisini kulis karavanında ağırladım. Kendisinin de yakında böyle bir karavanı olacak. Hem görmeye hem de bizi ziyaret etmeye geldi. Fuarın en güzel karavanıydı. Ben önce davranıp satın aldım. Kendisi beni sosyal medyadan takip ettiği için görmüş ve karavanı üreten firmaya ulaşmış bugünde karavanı burada görmek için geldi" diye konuştu. Yurt dışında tatil yapmak yerine bu tür yerlerde tatil yapmayı tercih etiğini anlatan ünlü sanatçı, arkadaşlarımı ailemi buraya çağırıyorum burada ailemle birlikte tatil yapıyorum" dedi.
Justin Timberlake, İstanbul konserinden sonra açıkladı: "Lyme hastalığına yakalandım"
01 Ağustos 2025 Cuma - 16:52 Justin Timberlake, İstanbul konserinden sonra açıkladı: "Lyme hastalığına yakalandım" Dünyaca ünlü şarkıcı Justin Timberlake, sosyal hesabından yaptığı paylaşımla kendisine kene ısırması sonucu bulaşan Lyme hastalığı teşhisi konduğunu açıkladı. ABD’li şarkıcı Justin Timberlake, 2014 yılında verdiği konserin ardından 30 temmuz akşamı yeniden İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Stadyumu’nda konser verdi. "Mirrors" isimli şarkısıyla konserine başlayan şarkıcı, geçmişten bugüne ilgiyle takip edilen parçalarını seslendirdi. Grammy ve Emmy ödüllü şarkıcının konserini çok sayıda ünlü isim de takip ederken dünyaca ünlü şarkıcı Justin Timberlake, "Forget Tomorrow" turnesi sonrası sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda Lyme hastalığına yakalandığını açıkladı. Timberlake paylaşımında, "Lyme hastalığı teşhisi kondu. İlk teşhisi aldığımda kesinlikle şok olmuştum. Kişisel bir kararla karşı karşıya kaldım. Turneyi bırakmak mı ya da devam et ve çöz. Performans göstermenin bana getirdiği zevkin vücudumun hissettiği kısa süreli stresten daha ağır bastığına karar verdim. Devam ettiğim için mutluyum. Bu konuda konuşmakta isteksizdim ama daha şeffaf olmaya çalışıyorum ki yanlış yorumlanmasın" ifadelerine yer verdi. Öte yandan, borrelia burgdorferi bakterisini taşıyan kenelerin ısırmasıyla bulaşan bir enfeksiyon hastalığı olan Lyme, kenenin ısırmasının ardından 48 içerisinde kızarıklık, ateş, baş ağrısı ve yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösteriyor. 2 ila 4 hafta arasında uygulanan oral antibiyotik tedavisiyle tamamen iyileşme sağlanabildiği ifade edilirken tedavi edilmediğinde ciddi problemlere neden olabiliyor.
Safiye Soyman oğlunun kabrini ziyaret etti: "Yüzüm gülüyor ama içim yanıyor"
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 20:43 Safiye Soyman oğlunun kabrini ziyaret etti: "Yüzüm gülüyor ama içim yanıyor" Sanat dünyasının güçlü sesi Safiye Soyman’ın geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden oğlu Harun Akaröz için Muğla’nın Bodrum ilçesindeki kabri başında anma programı düzenlendi. Gözyaşları içinde dua eden Soyman, "Oğlum ölmedi, içimde yaşıyor. Yüzüm gülüyor ama içim kan ağlıyor" sözleriyle yürekleri dağladı. Geçen yıl temmuz ayında Burdur’un Ağlasun ilçesinde solunum yetmezliği nedeniyle yaşamını yitiren MS hastası Harun Akaröz için Bodrum’un Gündoğan Mezarlığı’nda anma töreni düzenlendi. Törene annesi Safiye Soyman başta olmak üzere ailesi ve yakın dostları katıldı. Harun Akaröz’ün mezarı başında dualar edilerek, lokma dağıtıldı. "Bir yıl geçti ama acısı ilk günkü gibi" Evladını kaybetmenin acısını yaşayan Safiye Soyman, tören sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Tam bir yıl oldu ama ben hâlâ onsuzluğa alışamadım. Sanki dün kaybettim. Oğlum Harun ölmedi, benim içimde yaşıyor. Ben onu hiç saklamadım, hep anlattım, hep yaşattım. Türkiye onun için ağladı. Şimdi onun adına köyüne 100 fidan diktireceğim. O fidanlar büyürken ben de oğlumu yaşatacağım. Bu benim yüreğime su serpiyor ama acımı dindirmiyor." "Rüyalarıma giriyor, ‘Annem ağlamasın’ diyor" Zaman zaman gözyaşlarını tutamayan Soyman, "Rüyalarıma giriyor. Bana ‘Annem üzülmesin, ağlamasın, sahnene devam et’ diyor. O beni izlemeyi çok severdi. Şimdi gökyüzünden seyrediyor biliyorum. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Yüzümde gülücükler var belki ama içim kor gibi yanıyor" ifadelerini kullandı.
Akraba hasretini bitiren buluşma
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:56 Akraba hasretini bitiren buluşma Denizli’nin tanınmış ailelerinden Garaibramların, yurt dışı ve farklı illerde yaşayan fertleri üçüncüsü düzenlenen sülale toplantısında buluştu. Yıllar sonra bir birini tanıma fırsatı bulan aile fertlerinin buluşması ve ‘Has Torun’ seçiminde renkli görüntüler oluştu. Acıpayam ilçesine bağlı Kumavşarı Mahallesi’nde yaşayan Garaibram sülalesi, zaman içinde dağılan ve dürt dışının yan sıra farklı illerde yaşayan akrabaların bir araya gelmesi ve de kaynaşması için başlatılan sülale toplantısının üçüncüsünü gerçekleştirdi. Aile bağlarının giderek zayıfladığı, artık bayramlarda bile bir araya gelmekte zorlanan akrabaların olduğu günümüz toplumuna örnek bir organizasyona imza atıldı. Yurt dışından ve ülkenin çeşitli şehirlerden 200’ün üzerinde akraba, Ucarı Göledinde buluşarak, oyun ve müzikler eşliğinde sabahtan akşama kadar eğlenceli bir buluşmanın keyfini yaşadı. "Has Torun" belirlendi Türkiye çapında tanınan yazar, ressam, müzisyen ve iş insanlarının olduğu Garaibramlar sülalesi, birebirlerine olan bağlılıkları bu etkinlikte topluma yansıttı. Sülalenin ilk temsilcileri olan İbrahim ve Sıdıka Doruk’un 10 evladının çocukları ve torunlarıyla kalabalık bir aile tablosu ortaya çıkaran sülalenin buluşmada her yıl olduğu gibi bu yılda "Has Torun" seçimi yapıldı. O yıl yapılan buluşmaya en fazla maddi destek veren toruna teşekkür maksadıyla verilen ‘Has Torun’ unvanı, bu yıl İstanbul’dan buluşmaya katılan Hikmet ve Senem Doruk çiftine verildi. Garaibram sülale toplantılarının üçüncüsünü yaptıklarını ifade eden aile üyesi Hikmet Doruk, "Sülalemiz çok dağınık. Yurt dışında ve farklı illerde yaşayanlar var. Aile üyelerinin bir araya gelmesi ve bir birlerini tanımalarını sağlamak için 3 yıl önce yola çıktık. Hep birlikte çok güzel an ve duygular yaşıyoruz. Yıllar sonra birbirlerini ilk kez gören akrabalar, hasret giderdi. Bireysel yaşamın arttığı, insanların birbirinden uzaklaştığı bir zamanda, akrabalar arası bağlılık ve de dayanışmayı artıran bu geleneği sürdürmek istiyoruz" dedi. "Çevremiz bu etkinliğe gıpta ile bakıyor" Garaibramler ailesinin en büyük temsilcisi olan emekli öğretmen Ramazan Doruk ise "Bu buluşmanın fikir babası da bendim ama sağ olsunlar yeğenlerim bende daha fazla bu konuya sahip çıktılar. Bölgemizde yapılmayan bir işi başararak, yıllardır görüşmeyen aile fertlerini buluşturuyoruz. Ailemizdeki bu kültürün gelecek kuşaklara aktarılması için güzel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Etrafımızda bu buluşmayı duyanla ‘3 yıldır bu kalabalığı nasıl topluyorsunuz, aranızda hiç mi anlaşmazlık yok’ diye bize gıpta ile bakıyorlar. Üçüncüsünü yaptığımız bu buluşmanın önümüzdeki yıllarda da devam etmesi için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.
Eğitim, öğretim ve şov bir arada
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:57 Eğitim, öğretim ve şov bir arada Bir televizyon kanalındaki yetenek yarışmasında Türkiye birincisi olan Hayatın Ritmini Yakala grubu, Türkiye’nin turizm merkezlerinden Kuşadası’nda hem tatil yaptı hem de sokak gösterileri ile vatandaşlara adeta resital sundu. 1000. gösterisini Kuşadası’nda yapan öğrenciler, ritm tutkusu ile kendilerine hayran bıraktı. Balıkesir’in Kepsut ilçesinde bulunan Yatılı Bölge Ortaokulunun ’Hayatın Ritmini Yakala’ ritim grubu, 3 gönüllü müzik öğretmeni ve öğrencileriyle birlikte dünyayı dolaşıyor. Tatil amaçlı olarak Kuşadası’na gelen ritim grubu öğrencileri, Kuşadalılar için performanslarını sergileyip büyük beğeni toplayarak ilgi odağı oldu. Türkiye’de ’yılın öğretmeni’ seçilen müzik öğretmeni Ayşe Oral ve öğrencileri performansları ile ülke sınırlarının dışına çıkarak Almanya, Gürcistan, Kazakistan, Fransa, Hollanda, Belçika, İtalya, İspanya, Çekya’ya Türkiye’nin adını gururla taşımayı başardı. 13. defa gerçekleştirdikleri geleneksel hale gelen ’Tatilde İlk İz’ projeleri için tatillerini bu yıl Kuşadası’nda geçirdiler. Müzik Öğretmeni Ayşe Oral’ın ağabeyi Müzik Öğretmeni Nuri Dağdelen, 2012 yılında kurduğu Hayatın Ritmini Yakala ritim grubu ile birçok başarıya imza attıklarını belirterek, "Her yıl köylerde yaşayan yeni öğrencilerimizin ilklerini yaşatmak amacıyla tatile götürmekteyiz. Kuşadası’nda da ilgi, alaka çok büyük, halk bizi biz de Kuşadası halkını çok sevdik" dedi. Öğrencilerin hayatına müzikle dokunmanın çok güzel geri dönüşleri olduğundan bahseden Ayşe Oral ise, "Balıkesir Kepsut’tan geliyoruz. ’Hayatın Ritmini Yakala’ ritim grubumuzda köylerde yaşayan öğrencilerimiz yer alıyor. Amacımız, onların hayatlarına dokunmak. 13 yıldır abim ve eşiyle birlikte, 3 gönüllü müzik öğretmeni her yaz yeni öğrencilerimizin hayatında bir ilke vesile olmaya çalışıyoruz. Kendi imkanlarımızla onları tatile getiriyoruz. Dünyayı dolaşıyoruz, 1000. konserimizi de şu an Kuşadası’nda veriyoruz. Her gün 5 bin, 6 bin kişiyle burada buluşuyoruz. Gündüzleri ders çalışıyor, oyunlar oynayıp denize giriyoruz. Yüzme öğreniyoruz, hiç görmedikleri yerleri birlikte keşfediyoruz. En güzeli de öğrencilerimizin günlük yaşam becerileriyle tanışması ve sorumluluk duygusunu öğrenmeleri oluyor. Ayrıca müziğimizi halkla buluşturuyoruz. Grubumuz kız çocuklarından oluşuyor ve darbukaya, defe, bateriye, davula vurarak ’Kadına Şiddete Hayır’ diyoruz. 14 kişiyle çıktığımız 24 günlük tatilimiz birkaç gün sonra sona eriyor" diye konuştu. "Tam 1000 konser" Kuşadası’nda gündüz kitap okuyarak, ders çalışarak ve çeşitli kültürel gezilere katılarak kaliteli zaman geçirdiklerini anlatan Sedanur Dağdelen, akşam olduğu zaman Atatürk Anıtı ve El Heykeli önünde Kuşadalılar’la buluşup sokak müzisyenliği yaptıklarını anlatarak, "Akşamları sokak müzisyenliği yapıp izleyicilerle buluşuyoruz. Literatür araştırmalarına göre dünya üzerinde böyle bir proje bulunmamaktadır. Şu an 17. nesil ile çalışıyoruz. 13 yıldır bu projeyi sürdürüyoruz. Dünyayı dolaşıyoruz. Ulusal, uluslararası arenada 1000’i aşkın konser verdik. Yaklaşık 15 ülkede Türk bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırarak savaşa hayır, barış, birlik beraberlik, kardeşlik mesajlarını vurguladık, yine ritimlerimize vurarak kadına şiddete hayır mesajlarını veriyoruz. 14 kişiyle 24 günlük tatilimiz devam ediyor, buradan Kuşadası Belediyesi ve halkına çok teşekkür ediyoruz" dedi. Haticenur Erşen ise grubun bir parçası olmaktan dolayı büyük gurur ve mutluluk yaşadığını anlatarak, "Hayatın Ritmini Yakala grubunun öğrencisiyim ve bu grubun bir parçası olmak benim için büyük bir şans. Bu yaz tatilim unutulmaz anılarla dolu dolu geçiyor. Arkadaşlarımla denize giriyor, yüzme öğreniyor, tekne turuna çıkıyoruz. Aquaparkta ve lunaparkta doyasıya eğleniyoruz. Sabahları ders çalışıyor sonrasında ise oyunlar oynayıp birlikte konserler veriyoruz. Hem öğreniyor hem de hayat boyu unutamayacağımız anılar biriktiriyoruz" şeklinde konuştu. Kitap projesi çok yakında Grubun, bugüne kadar katettiği ilham verici yolculuğu anlatan ve 2 ciltten oluşacak kitap serisi yakında okurla buluşacak. Bu eserler, "nereden nereye" geldiklerini belgeleyen özel hatıralarla dolu bir arşiv niteliği taşıyacak ve birçok öğretmen ve öğrenciye ilham olacak. Paris’e giden Kepsut Yatılı Bölge Ortaokulu, ’Hayatın Ritmini Yakala’ grubu 593’üncü konserini Eyfel’in önünde vermişti. Grup, Eyfel’in yanı sıra Anamour Konser Salonu ve Ressamlar Tepesi’nde ayrıca Amsterdam/Dam Meydanı ve Belçika/Grand Place’da toplam 24 konsere imza attı. Paris’ten yayın yapan Radyo Anadolu’nun canlı yayınına katılan ve Paris medyası haber kanallarında yer alan grup, Eyfel, Disneyland, Trocadéro, Ressamlar Tepesi, Notre Dame Katedrali, Şanzelize Caddesi ve Zafer Takı, Versay Sarayı ve bahçeleri, opera binası, Fransa Paris Başkonsolosluğu, Louvre Müzesi, Seine Nehri tekne gezisinin yanı sıra Paris şehir turu ile Paris’in tarihi ve turistik yerlerini gezip tanıma imkânı da buldu.