KÜLTÜR SANAT - 02 Eylül 2022 Cuma 10:22

Binlerce yıllık bağlama türü ’cura’ unutulmaya yüz tuttu

A
A
A
Binlerce yıllık bağlama türü ’cura’ unutulmaya yüz tuttu

Malatya’da bağlama tutkunu amca yeğen, Türk kültür tarihinde binlerce yıllık bir geçmişe sahip bağlamanın bir türü olan cura sazının üretimini yapıyor.

Malatya’da bağlama tutkunu amca yeğen, Türk kültür tarihinde binlerce yıllık bir geçmişe sahip bağlamanın bir türü olan cura sazının üretimini yapıyor.


Arguvan ilçesi Ermişli Mahalle Muhtarı Süleyman Sarıgül ile amcası Hasan Sarıgül tarafından yapılan cura sazlarına ilgi, binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen her geçen gün azalıyor. Yapımının 2 yıl sürmesi ve zorlu süreçler nedeniyle cura üretenlerin de parmakla sayılacak kadar az kaldığını belirten cura ustaları, az da olsa talepleri karşılamak ve cura kültürünü gelecek nesillere aktarabilmek için uğraş veriyor. Cura üretimi yapan Ermişli Mahalle Muhtarı Süleyman Sarıgül ile amcası Hasan Sarıgül, küçük yaşlarda aile meclislerinde cura bağlama dinleyerek büyüdüklerini belirtti. Evinin bir bölümünü atölyeye çeviren Hasan Sarıgül, burada amcası ile birlikte hem cura ürettiklerini hem de çalıp söylediklerini ifade etti.



“Amacımız cura kültürünü yaşatmak”


Cura’ya olan ilgisinin küçük yaşlarda başladığını aktaran Hasan Sarıgül, ”Cura sazımız dut ağacından yapılır. Çeşitli kaynaklarda ’balta ağzı’, ’kopuz’ diye de adlandırılır. Bir curanın yapımı hava şartlarına göre aşama aşama 2 yıl sürüyor. Hava şartları bunda büyük bir etken. Cura bir kültürün temsilcisi, kültür mirasıdır. Bu anlamda yaşatılması için çaba gösteriyoruz” dedi.



“Değerlerimize sahip çıkmaya gayret ediyoruz”


Amcasına eşlik ederek yaklaşık 30 yıldır geleneksel yöntemlerle cura üretimi yaptıklarını kaydeden Ermişli Mahalle Süleyman Sarıgül ise ”Amcamla beraber küçük yaşlardan beri cura yapımı ile uğraşıyoruz. İşin büyük kısmını amcam yapıyor. İnsanlar kültürlerini sürdürebildiği sürece varlar. Kültürlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkumdur. Büyüklerimizden bize öğretilen bu değerlerimize sahip çıkmaktır. Biz de bu yolu seçtik. Elimizden geldiği kadarıyla cura kültürünü ileri nesillere taşımak istiyoruz” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."