KÜLTÜR SANAT - 17 Nisan 2026 Cuma 16:52

Başkan Er: "Malatya’yı cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz"

A
A
A
Başkan Er: "Malatya’yı cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz"

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Hedefimiz, Malatya’yı yalnızca adıyla değil, tarihiyle, kültürüyle, gastronomisiyle, doğa sporlarıyla ve eşsiz misafirperverliğiyle bir cazibe merkezi haline getirmek" dedi.


Malatya Valiliği ile Malatya Büyükşehir Belediyesi koordinesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Malatya Turgut Özal Üniversitesi ve Fırat Kalkınma Ajansı’nın katkılarıyla düzenlenen ‘Malatya Turizm Çalıştayı’ düzenlendi.


’Turizm Yeniden Canlanıyor’ temasıyla düzenlenen çalıştayın açılışına; Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Malatya Vali Seddar Yavuz, Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, siyasi partilerin il başkanları, belediye başkanları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.


"Malatya her noktasıyla keşfedilmeyi bekleyen büyük bir değerdir"


Malatya’nın sahip olduğu zengin tarihi, kültürel ve doğal değerlerin sürdürülebilir bir yaklaşımla geliştirilmesi ve bölgesel turizm potansiyelinin daha etkin değerlendirilebilmesi amacıyla düzenlenen ‘Malatya Turizm Çalıştayı’nın açılışında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Kadim medeniyetlerin buluşma noktası olan Malatya’mızın ve bölgemizin turizm potansiyelini birlikte değerlendirmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu çalıştayın, şehrimizin mevcut turizm değerlerinin geliştirilmesine ve sürdürülebilir turizm politikalarının oluşturulmasına önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Malatya; Arslantepe Höyüğü ile dünya medeniyet tarihine ışık tutan, Selçuklu ve Osmanlı mirasıyla zenginleşmiş köklü bir kültür hazinesidir. Levent Vadisi’nin eşsiz doğasından Somuncu Baba Türbesi’nin manevi iklimine, Arapgir’in tarih kokan sokaklarından Battalgazi’nin derin mirasına kadar her noktasıyla keşfedilmeyi bekleyen büyük bir değerdir. Ancak biliyoruz ki sahip olduğumuz bu muazzam potansiyeli yalnızca korumak yeterli değildir. Bu değerleri doğru stratejilerle tanıtmak ve güçlü bir turizm markasına dönüştürmek zorundayız. Hedefimiz; Malatya’yı yalnızca adıyla değil, tarihiyle, kültürüyle, gastronomisiyle, doğa sporlarıyla ve eşsiz misafirperverliğiyle bir cazibe merkezi haline getirmektir. Turizmde çeşitliliği artırmak, yeni rotalar oluşturmak ve bu sayede sektörde istihdamı güçlendirmek öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır" ifadelerini kullandı.


6 Şubat 2023 depremlerinde ciddi sıkıntılar yaşayan Malatya’nın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un güçlü koordinasyonu ve yereldeki sinerjiyle toparlandığını dile getiren Başkan Er, "Malatya’da adeta yeni bir şehir yükselmektedir. Bizler yalnızca depremin yaralarını sarmıyor; aynı zamanda geleceğin Malatya’sını inşa ediyoruz. Artık şehrimiz, yeniden ayağa kalkış hikâyesiyle de ziyaret edilmesi gereken bir destinasyon haline gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, şehirlerimizin marka değerini artırmak en önemli hedeflerimizden biridir. Bu çalıştaydan çıkacak sonuçların, hayata geçireceğimiz projelere yön vereceğine ve şehrimizi daha ileriye taşıyacağına yürekten inanıyorum. Bizler Malatya’yı tek başına değil, bölgeyle birlikte ele alıyor; daha geniş ve güçlü bir turizm destinasyonu oluşturmayı amaçlıyoruz" şeklinde konuştu.


"Turizmdeki payımızı daha da arttıracağız"


Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan ise Türkiye’nin artık turizmde dünyaya yön veren ülkelerden bir tanesi olduğuna dikkati çekerek, "Geçtiğimiz yıl 65 milyar dolar gelir elde eden, 65 milyon ziyaretçi kabul eden, dünyanın en fazla turist kabul eden dördüncü ülkesi konumunda olan ve dünyada gelişmiş 7 ülke diye ifade edilen turizmde de 7 katmanının içerisinde yer alan bir ülke konumundayız. Tabii cennet bir vatanımız var. Turizm adına ne dersek, her biri dış ülkelerin her bir köşesinde fazlasıyla var. Bunları turizm yoluna dönüştürüp, güzel bir şekilde tanıtımını yaptıktan sonra, stratejik çalışmalar yaptıktan sonra bu sonuçlara ulaşmak mümkün. 81 ilimizde 12 ay boyunca turizm yaşanması, her bir şehrimizin, her bir insanımızın bu paydan bu refahtan pay almasını arzu eden bir anlayışla çalışmalarımızı yapıyoruz. Tabii bu anlamda bölgemizin de turizmden gelişmesi, Malatya’mızın da turizmden daha fazla pay alması için her türlü imkân, her türlü imkan var. Malatya’mızın değerleri var. Bunları dünyaya çok daha güçlü bir şekilde tanıtarak turizmdeki payımızı daha da arttıracağız" ifadelerini kullandı.


"Malatya’mız büyük bir turizm potansiyeline sahiptir"


Malatya Valisi Seddar Yavuz da asrın felaketi olarak tarihe geçen 6 Şubat depremi sonrası Malatya’nın yeniden ayağa kalktığını ifade ederek, "Ancak biz sadece konut inşa etmedik; aynı zamanda geleceğin Malatya’sını tasarladık. Geniş yolları, yeni ulaşım aksları, şehir merkezinde binlerce araçlık kapalı otoparkı ve yeni iş yerleriyle modern bir şehir ortaya çıkardık. Artık yıkımı değil, yapımı; yapımı da değil, ekonomiyi, ticareti ve turizmi konuşma vaktidir. Çünkü 750 bin nüfuslu bir şehirde ekonomik büyümenin sınırları bellidir. Bu nedenle turizm; hem ekonomik kazanç sağlayan hem de barışı, huzuru ve kardeşliği güçlendiren en önemli alanlardan biridir. Malatya’mız; tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Ancak biz turizmi sadece tek şehir üzerinden değil, bölgesel bir yaklaşımla ele almak zorundayız. Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Bingöl’ü kapsayan bütüncül bir turizm anlayışıyla; 3, 5, 7 hatta 10 günlük tur programları oluşturmalıyız. Bu anlayışla Kültür ve Turizm Bakanlığımızla görüşmeler yaptık, önerilerimizi sunduk. Bölgesel kalkınmayı esas alan yeni bir turizm stratejisi geliştirme noktasında önemli adımlar attık. Biz, Malatya’yı sadece gezilen bir şehir değil, konaklanan bir şehir haline getirmek istiyoruz. Çünkü turizmde asıl kazanç, gelen misafirin ne kadar kaldığıyla ölçülür. Bu nedenle hedefimiz, geceleme sayılarını artırarak turizm gelirlerini yükseltmektir" dedi.


"Ortak turizm rotaları oluşturmak en önemli hedeflerimizden biri olmalıdır"


Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu ise bölgesel kalkınmanın her şeyin üzerinde olduğunu kaydederek, "Bugün burada Malatya turizmini konuşuyoruz. Ancak şunun altını özellikle çizmek isterim ki turizm de tek başına bir ilin başarabileceği bir alan değildir. Bölgesel bir iddia ve birlikte kalkınma anlayışıyla mümkün olabilir. Tek başına bir ilin sunduğu değerler elbette kıymetlidir, ancak yeterli değildir. Bölgeye gelen bir ziyaretçinin sadece bir şehirle sınırlı kalmayıp; Malatya’yı, Elazığ’ı, Adıyaman’ı, Tunceli’yi ve Bingöl’ü kapsayan bir deneyim yaşaması gerekmektedir. Bu hareketlilik hem ekonomik hem de sosyal açıdan büyük bir katkı sağlayacaktır. Bu doğrultuda bölgesel iş birliğini daha da güçlendirmek, ortak turizm rotaları oluşturmak ve bu potansiyeli birlikte değerlendirmek en önemli hedeflerimizden biri olmalıdır. Ben inanıyorum ki bu çalıştay, bu hedeflere ulaşma yolunda önemli bir adım olacaktır" dedi.


"Bölgemiz turizmle çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır"


AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci yaptığı konuşmada, "Turizm alanındaki çalışmalar, şehrimizin moralini yeniden yükseltmek ve geleceğe daha umutla bakmasını sağlamak açısından en az fiziki yatırımlar kadar önemlidir. Fırat Havzası turizm bölgesi çalıştayları bu anlamda önemli bir zemin oluşturmuştur. Burada asıl hedefimiz, illerimizi tek tek değil, bölgesel bir bütünlük içinde kalkındırabilmektir. Bu kapsamda, siz değerli katılımcıların sunacağı fikirler, ortaya koyacağı öneriler bizler için bir yol haritası niteliği taşıyacaktır. İnanıyorum ki bu çalıştayları neticesinde ortaya çıkacak öneriler, geliştirilecek projeler, oluşturulacak prototipler ve düzenlenecek festivallerle bölgemiz turizmde çok daha güçlü bir konuma ulaşacaktır" ifadelerini kullandı.


"Malatya pek çok güçlü değere sahip bir şehirdir"


Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli de, "Malatya; Arslantepe Höyüğü’nden Levent Vadisi’ne, Somuncu Baba Türbesi’nden kayısı ve zengin gastronomi kültürüne kadar pek çok güçlü değere sahip bir şehirdir. Ancak bu değerleri yalnızca hatırlamak yeterli değildir. Asıl olan; bu mirası yeniden ayağa kaldırmak, korumak, etkin biçimde tanıtmak ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisine dönüştürebilmektir. Bunun için de ortak akla, güçlü iş birliğine ve kararlı bir vizyona ihtiyaç duyuyoruz. Hem Malatya Turgut Özal Üniversitesi hem de İnönü Üniversitesi olarak bizler; bu süreçte yalnızca birer paydaş değil, aynı zamanda bilimsel katkı sunan, veri üreten, akademik rehberlik sağlayan ve gençlerimizi bu kalkınma sürecinin aktif bir parçası haline getiren sorumluluğumuzu biliyor ve kararlılıkla taşıyoruz" diye konuştu.


"Güçlü bir turizm altyapısı etkili bir tanıtımla mümkündür"


Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak ise Fırat Kalkınma Ajansı olarak bölgenin sahip olduğu potansiyeli harekete geçirerek sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve şehirlerini rekabetçi bir yapıya kavuşturmayı temel amaç edindiklerini belirterek, "Bu çerçevede turizmi sadece bir sektör olarak değil, yerel kalkınmanın en önemli itici güçlerinden biri olarak ele alıyoruz. Malatya, Arslantepe gibi dünya ölçeğinde öneme sahip bir mirasa, güçlü bir gastronomi kimliğine ve zengin bir kültürel birikime sahiptir. Bu güçlü potansiyelin etkin bir şekilde değerlendirilmesi ancak güçlü bir turizm altyapısı, yetenekli insan kaynağı, kurumlar arası iş birliği ve etkili bir tanıtımla mümkündür" dedi.


Açılış konuşmalarının ardından çalıştaya geçildi. Turizm planlamasında bölgesel yaklaşımlar paneli ile ’Turizm altyapısının yeniden yapılandırılması’, ’Gastronomi turizmi ve yerel ürünlerin markalaşması’, ’Turizmde bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi’, ’Kültür ve etkinlik turizmi’, ’Doğa turizmi’, ’Dijital tanıtım, turizm pazarlaması ve markalaşma’ ve ’Sağlık turizmi’ konuları ele alındı.



Başkan Er: "Malatya’yı cazibe merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı kapılarını açtı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 17-26 Nisan tarihlerinde 10.00 ile 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilecek İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı’nın açılışını yaptı. Fuarın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Homeros’un yaşadığı, edebiyatın doğduğu topraklardayız. Baharı kitapla karşılamak bizim için büyük bir keyif. En çok ihtiyacımız olan şey umut. Ne olursa olsun iyiliğin, doğruluğun, adaletin, barışın, kardeşliğin, edebiyatın, sanatın yanında olmalıyız" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı başladı. 26 Nisan’a kadar Kültürpark’ta gerçekleştirilecek fuarın açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, fuarın onur konuğu yazarı Oya Baydar, İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar, mesek odaları, sivil toplum kuruluşları ve yayınevlerinin temsilcileri, yazarlar, şairler, akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar ve kitapseverler katıldı. Bu yıl fuarda, yaklaşık 200 katılımcı yer alırken 400’e yakın yazar, şair, gazeteci, akademisyen ve sanatçı okurlarla buluşacak. Program kapsamında söyleşi ve imza günleriyle birlikte 500’e yakın etkinlik yapılacak. İZKİTAP’ın onur konuğu, çağdaş Türk edebiyatının önemli isimlerinden Oya Baydar, 18 Nisan günü imza ve söyleşisi ile Ahşap Sahne’de okurlarıyla buluşacak. "Behçet Uz’un hayalini yaşatıyoruz" Törenin açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, baharı kitapla karşılamanın kendileri için büyük bir keyif olduğunu belirterek, "Bu keyfi paylaştığınız için hepinize teşekkür ediyorum. Kültürpark, yanmış ve yıkılmış bir alandan yeşil bir alana dönüştürülürken, dönemin belediye başkanı Behçet Uz ve arkadaşları buraya ‘Kültürpark’ adını vermek istemiş. Çünkü bu alanın, kentin yaşayanlarına, özellikle de İzmir’in gençlerine kültürel zenginlik katan ve onları geliştiren bir yer olmasını hayal etmişler. Biz de bu ruha uygun çalışmaları bir süredir sakin ve kararlı bir şekilde sürdürüyoruz. Kültürpark’ta kültür ve sanat faaliyetlerinin artması için çaba gösteriyoruz. Bu doğrultuda park içinde yeni müzeler ve sergi alanları oluşturuldu. Artık Hasan Âli Yücel Kütüphanesi ve İlber Ortaylı Kütüphanesi de var. Her geçen gün yenileri eklenmeye devam edecek. İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları hemen her akşam oyunlarını sahneliyor. Düzenlediğimiz etkinlikler de kentimizin kültür ve sanat yaşamına önemli katkılar sağlıyor" dedi. "Kültür dünyasını zenginleştiren işleri yapmak zorundayız" Kültürün, toplumların iyiye ya da kötüye yönelmesinde belirleyici olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, şöyle konuştu: "Kültür, yazılan kanunlarla değil, yaşanarak olgunlaşan ve içselleştirilen bir olgudur. Bugün çevremizde, bazı şeylerin yanlış gittiğine dair pek çok örnek görüyoruz. Bunun, kültürümüzü zedeleyen unsurlardan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu nedenle insanların zihin ve kültür dünyasını zenginleştiren çalışmalar yapmak zorundayız. Kültüre, sanata ve özellikle edebiyata yönelik her çalışma büyük değer taşıyor. İzmir, çok kültürlü yapısı ve hoşgörüsüyle sanatçı yetiştiren ve sanatla her zaman barışık olan bir şehir." "En çok ihtiyacımız olan şey umut" Kitapların önemine değinen Başkan Tugay, "Bazen tarif edemediğimiz duyguları bir şiirin mısrasında ya da bir hikâyenin satırlarında bulur, ‘İşte bu’ deriz. En çok ihtiyacımız olan şey umut. Ancak umudun gerçeğe dönüşmesi için herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Kısa bir yaşamımız var ve hızla geçiyor. Ne olursa olsun; iyiliğin, doğruluğun, adaletin, barışın, kardeşliğin, edebiyatın ve sanatın yanında olmalıyız" dedi. "Edebiyatın toplumsal yüzü" Fuarın onur konuğu Oya Baydar’ın edebiyatın çınarlarından biri olduğunu belirten Başkan Tugay, "Oya Baydar, toplumun farklı yönleriyle yüzleşmesine katkı sunan, bize dair hikayeler anlatan çok değerli bir yazar. Romanları ve öyküleriyle toplumsal bir panorama çizerken, aynı zamanda insanın psikolojik derinliklerine de iniyor. Kendisiyle burada bulunmak bizim için büyük bir onur. Davetimizi kabul ederek bizi onurlandırdığı için kendisine teşekkür ediyorum. Okurları da onu İzmir’de görmekten büyük mutluluk duyacaktır" dedi. "Fuarda olmaktan çok mutluyum" Fuarın onur konuğu yazar Oya Baydar, "Beni fuara davet ettiğiniz ve onurlandırdığınız için teşekkür ediyorum. Çünkü okurların sevdiği ama fuarların çok da sık tercih ettiği bir yazar değilim. Bu nedenle İzmir’de onur konuğu olarak seçilmem beni gerçekten hem onurlandırdı hem de sevindirdi. İçinden geçtiğimiz dönem hem dünya hem ülkemiz açısından 86 yıllık ömrümde hiç yaşamadığım kadar zor bir dönem. Umuda her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Edebiyat, toplumsal hafızayı canlandırma aracı olduğu kadar umut pınarıdır. Edebiyat aynı zamanda sığınaktır. Kötü zamanlarımızda edebiyat sığınağımızdır ve o sığınakta umut etmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Kitaplar en güçlü cevap" TACT Fuar Yönetim Kurulu Başkanı Didem Simsaroğlu da konuşmasında okullarda yaşanan şiddet olaylarına değinerek, "Bir toplum neyi okursa onu düşünür, neyi düşünürse onu hisseder, neyi hissederse onu yaşar. Edebiyat tam da bu boşluğu doldurur. İzmir bu ışığa her yıl sahip çıkıyor. Kitabı kaldırıma oturarak da çay bardağının yanına koyarak da metroda tutunarak da okuyan bir şehirdir İzmir. Bu bir tesadüf değil; şehrimizin hafızasında, suyunda, taşında var. Oya Baydar bir röportajında ‘Yazmak, her şeye rağmen umut etmektir’ demişti. O cümleyi bu sabah çok düşündüm. Her şeye rağmen buradayız. Kitapların etrafında toplanıyoruz. Bu da bir cevaptır, belki de en güçlü cevaplardan biridir" sözlerine yer verdi. Fuar turu yapıldı Açılış konuşmalarının ardından Başkan Tugay, onur konuğu yazar Oya Baydar ve fuar katılımcıları ile açılış kurdelesini kesti. Başkan Tugay daha sonra fuar alanında yer alan stantları gezerek kitapseverler, yazarlar ve yayınevleri yöneticileriyle sohbet etti. Başkan Tugay, fuarı gezen gençler ve çocuklarla hatıra fotoğrafı da çektirdi. Ünlü yazarlar, şairler fuarda Fuar boyunca Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Beyhan Budak, Coşkun Aral, Enver Aysever, İnci Aral, Mehmet Eroğlu, Mine Söğüt, Murat Menteş, Mustafa Balbay, Naim Babüroğlu, Nasuh Mahruki, Saygı Öztürk, Selçuk Şirin, Serhan Asker, Sinan Meydan, Suat Çağlayan, Şükrü Erbaş, Yekta Kopan’ın da aralarında bulunduğu birbirinden değerli isimler, imza günleri ve etkinliklerle okurlarıyla bir araya gelecek. Ayrıca, farklı alanlardan gazeteci, akademisyen ve düşün insanları da fuarın zengin içeriğine katkı sunacak.
Antalya Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini göstermiştir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası sistemin yalnızca siyasi ve askeri dengelerdeki değişimle açıklanamayacak kadar derin bir kırılma yaşadığını belirterek, "Bugün dünya, güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Bizim ’Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu Resmi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmasına Kahramanmaraş’ta yaşanan olay nedeniyle duyduğu üzüntüyü paylaşarak başladı. Erdoğan, "Öncelikle çarşamba günü Kahramanmaraş ilimizde yaşanan müessif olaydan sonra telefonla aramak veya mesaj göndermek suretiyle üzüntümüzü paylaşan herkese milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hiç kimseye, hiçbir aileye ve topluma böyle acılar yaşatmasın" ifadelerini kullandı. Bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun kısa sürede ulaştığı noktaya dikkat çeken Erdoğan, organizasyonda emeği geçen Dışişleri Bakanlığı’na ve forumun temellerini atan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na teşekkür etti. Erdoğan, "Bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu; küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir" dedi. Türkiye’nin Antalya Diplomasi Forumu’nu diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu organizasyonu; dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. Günümüzde diplomasinin yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıktığını vurgulayan Erdoğan, "Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor" diye konuştu. "Küresel sistemde yaşanan kriz, ahlaki ve varoluşsal bir krizdir" İnsanlık ailesi olarak içinden geçilen dönemi anlamak için sürecin doğru tahlil edilmesi ve dinamiklerin doğru okunması gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıların yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklanamayacağını söyledi. Erdoğan, "Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem; kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz; evvel emirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir" dedi. "Gazze’de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, krizin ulaştığı boyutun görülmesi için 7 Ekim sonrası Gazze’ye bakmanın yeterli olduğunu söyledi. Son iki buçuk yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini, yaralı sayısının 172 bini geçtiğini belirten Erdoğan, "Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor: Gazze’de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze’deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Eğer bir sistem küvezdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa; bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir. Dün Suriye ve Gazze’de, bugün Batı Şeria ve Lübnan’da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir?" diyerek uluslararası sistemi eleştirdi. "Dünya beşten büyüktür" vurgusu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 13 yıldır "Dünya beşten büyüktür" şiarıyla insanlığın gündemine taşıdığı temsil açığı kapatılmadan ne sistem krizinin çözülebileceğini ne de daha adil bir dünyanın inşa edilebileceğini söyledi. Erdoğan, "’Dünya beşten büyüktür’ şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan, ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği yer; çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta; Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif’in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin kalıcı barış için etkili şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol yapıcı diyalog ve diplomasidir" diye konuştu. Hürmüz ve enerji mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunması gerektiğini vurgulayarak, Hürmüz Geçidi ile ilgili Türkiye’nin tavrının net olduğunu söyledi. Erdoğan, "Hürmüz’ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman’dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz’ün ticari gemilere açık tutulmasıdır" dedi. Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında ‘Kalkınma Yolu’ gibi vizyon projeleriyle komşularımızla iş birliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. Ukrayna ve Suriye mesajı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna’daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını belirterek, "Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Türkiye, tarafların da istekli olması halinde liderler zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır" dedi. Suriye’de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesinin bölgenin geleceği için hayati önemde olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara’nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum" dedi. Balkanlar, Türk dünyası ve Orta Koridor Erdoğan, Balkan vizyonlarında barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin öncelik olmayı sürdürdüğünü belirterek, "Bu düşünceyle hayata geçirdiğimiz ‘Balkan Barış Platformu’ndan son derece umutluyuz" dedi. Avrasya’da barış ve huzurun teminatı olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatı’nı her geçen gün güçlendirdiklerini söyleyen Erdoğan, "Bu yılın son çeyreğinde ülkemizde düzenleyeceğimiz 13. Türk Dünyası Zirvesi’nde dönem başkanlığını Azerbaycan’dan devralacağız. Dönem başkanlığımızda teşkilatımızın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü inşallah daha da artıracağız. Azerbaycan’la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan’la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergah olan Hazar geçişli ’Doğu-Batı Orta Koridor’ girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Afrika Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’i bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istediklerini söyledi. Erdoğan, "Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi, savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkünün dirayetli tutumu bugün Kıbrıs adasında iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan’la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır" dedi. Libya’da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabaların sürdüğünü söyleyen Erdoğan, Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle desteklediklerini kaydetti. Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanında olduklarını belirten Erdoğan, Somali’nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteklerinin baki olduğunu söyledi. NATO, AB ve COP31 Türkiye’nin barışçıl dış politikasını sürdürürken mevcut ittifak bağlarını da tahkim ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa-Atlantik bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO’nun önde gelen ülkelerinden biri olarak, bu yıl 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesi’ne Ankara’da ev sahipliği yapacağız" dedi. Erdoğan, zirvede ittifakı geleceğe güçlü şekilde taşıyacak önemli kararlar alınmasını ümit ettiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını söyledi. Türkiye’nin Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefimizi korurken Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e de değinen Erdoğan, "COP31 başkanlığımız süresince ‘Sıfır Atık’ hareketinin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız" dedi. "Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca barış, istikrar ve adaletin yalnızca güçle değil, dayanışma ile sağlandığını söyledi. İbn Haldun’a atıf yapan Erdoğan, "Bir toplumu ayakta tutan sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan ‘asabiye’dir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir; asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.