KÜLTÜR SANAT - 03 Haziran 2024 Pazartesi 15:19

Cumhuriyet Tepesi altında ilk restorasyon

A
A
A
Cumhuriyet Tepesi altında ilk restorasyon

Malatya’da Cumhuriyet Tepesi Projesi’nin bir parçası olan ve geçmişte halkevi ile otel olarak kullanılan evde restorasyon çalışmaları devam ederken yapı için Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2.5 milyon lira ödenek ayırdı.


Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Malatya temsilcisi Bekir Sözen, Darende ilçesinde Mehmet Başaran’a ait evin restorasyon çalışmalarının başladığını ve program kapsamında ilerlediğini açıkladı. Yapının Cumhuriyet Tepesi Projesi’nin parçası olduğunu belirten Sözen, restorasyon bittiğinde Darende ilçe merkezine ziyaretçilerin daha çok gelebileceğini söyledi.


Kerpiç pansiyon olarak restore edilen eserin çok güzel kerpiç yapı olduğunu söyleyen Sözen, “Hacıderviş Mahallesi Yusuf Paşa Caddesi’nde bulunan eski Cumhuriyet İlkokulu altında geçmişte halkevi ve otel olarak kullanılan evin, restorasyon çalışmalarına başlanıldı ve çalışmalar ilerliyor. Kerpiç mimarinin güzel örneklerinden olan ve bulunduğu konum itibari ile de Darende’ye değer katacak yapının restorasyon süreci yılın sonunda tamamlanmış olacak” ifadelerini kullandı.



Restorasyon çalışması için 2.5 milyon lira ödenek ayrıldığını belirten Sözen, “İTÜ ve ÇEKÜL vakfının önerisi ve katkısı ile hayata geçirmeye çalıştığımız uygulamayı Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ile gerçekleştiriyoruz. Kerpiç inşaat tekniği ile yapılan dolma duvarlara sahip proje için 2.5 milyon ödenek ayrıldı. Proje fenni mesullüğünü mimar Murat Yaşar yapıyor. Projenin tamamlanması ile ilçeye gelenler kent müzesi ve çevresini ziyaret edecekler. Restorasyon bittiğinde çok fazla ziyaretçinin uğrayacağı bir yer olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.



Kent Müzesinin yapımına 5 yıl ara verildiğini belirten Bekir Sözen, “Projenin aslı Cumhuriyet Tepesi olarak yapıldı. Yukarıda Cumhuriyetten önce yapılmış Darende Cumhuriyet İlkokulu var. Sonra okul atıl duruma düştü. Dışarıdan gelen en başta Prof. Dr. Metin Sözen, Cumhuriyet İlkokulu için ‘Burası çok güzel bir kent müzesi yeridir’ dediler. İstanbul Teknik Üniversitesi hocalarımızın teşvikleriyle biz buranın projelilerini çizdirdik. Yukarıda kent müzesi, diğer taraftan yöresel yemeklerin sunulduğu mutfak, burada pansiyon ya da otel, arada da turistlik eşya satış dükkanları. Bu şekilde projelendirdik. Yapılır mı? Bilinmez, çünkü bunların hepsi şahıs malı. Cumhuriyet İlkokulu’nun tescili yapıldı. Projelendirildi. Belediye Başkanı Süleymen Eser’den önceki belediye başkanıyla başladık sonra Eser, döneminde devam ettik. Son beş yılda belediye başkanı döneminde bir şey yapılmadı. Beş yıl aradan sonra tekrar kent müzesine başladık” şeklinde konuştu.



Amaçlarının turistleri merkeze çekmek olduğunu da vurgulayan Sözen, “Aslında bu projelere bakarsanız bir kompleks olduğunu görürsünüz. Darende’ye yılda 700 bin insan geliyor. Ve esnaf bu turistlerin ilçe merkezine gelmemesinden şikayetçi. Bu kadar insan geliyor. Günpınar Şelalesi’ni, Somuncubaba’yı ve Tohma Kanyonu’nu geziyor, çarşıya gelmiyor diye. Son zamanlarda Fikri Çalışkan Sanat Evi nedeniyle turistler merkeze gelmeye başladı. İnsanlar çarşıya geldikten sonra gerisi kolay, onu alır, bunu alır. Yer-içer” dedi.



Cumhuriyet Tepesi altında ilk restorasyon

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi. Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi. "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir" Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti: "Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir." "Cildimiz, en değerli giysimizdir" Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, yerel halk ile turistlerin ilgi odağı oldu. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştirilen inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor" dedi.
Ankara Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.